Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/7824

Karar No

2023/8434

Karar Tarihi

5 Ekim 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2021 tarihli ve 2021/507 değişik iş sayılı kararı ile; hükümlü hakkında, uyuşturucu madde ithal etme suçundan uyarlama yargılaması talebi üzerine verilen "karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin karara itirazın "reddine" kesin olarak karar verilmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.03.2023 tarihli ve 2022/10301 sayılı evrakı ile kanun yararına

bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB 2023/32661 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB 2023/32661 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

" Sanığın uyuşturucu ve uyarıcı madde ithal etme ve kaçakçılık suçundan dolayı İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesi tarafından 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek kesinleşen ve infaz aşamasına geçilen cezasının infazının 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu uyarınca devralındığı somut olayda hükümlü müdafii tarafından yabancı mahkemede verilen mahkumiyet kararının Türk yargı sistemine uyarlanması talebi hakkında, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli kararı ile mahkumiyetin esasına ilişkin talepler ile uyarlama talebi hakkında karar verme yetkisinin mahkumiyet hükmünü veren İran adli makamlarına ait olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; anılan Kanun'un infazın devralınması başlıklı 26 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "İnfazın devrine ilişkin talep, Türk hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için ... ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkemece on beş gün içinde, yabancı devlette verilen mahkûmiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu suretle belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ağır ceza mahkemesi koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir." şeklindeki düzenleme uyarınca, mahkemesince hükümlü müdafii tarafından yapılan uyarlama talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Türk vatandaşı olan hükümlü ...'ın, uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme ve kaçakçılık suçundan İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 9809974421100320 sayılı kararıyla 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezasına mahkûm edildiği,

B. İran'da cezası infaz edilmekte olan hükümlünün talebi üzerine, Adalet Bakanlığınca, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması" ve 6706 sayılı "Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu"nun (6706 sayılı Kanun) 30 ve 31 inci maddeleri gereğince uygulanacak müteakip işlemlere esas olmak üzere, aynı Kanun’un 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının Türkiye'de infazına karar verildiği,

C. Hükümlü Türkiye'ye nakli gerçekleştikten sonra, hükümlü müdafiinin 04.11.2021 havale tarihli dilekçesiyle ... Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinden, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması"nın 57 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 6706 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi uyarınca uyarlama yargılaması yapılmasını talep ettiği, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/624 değişik iş sayılı kararı ile, "6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası "Mahkûmiyetin esasına taalluk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir" hükmü de göz önünde bulundurularak anılan hüküm gereğince; hükmün esasına yapılacak itirazların İran adli makamları nezdinde yapılması gerektiği" gerekçesiyle uyarlama talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği,

D. Hükümlü müdafiinin karara itiraz etmesi üzerine, itirazı inceleyen mercii ... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.11.2021 tarihli ve 2021/507 değişik iş sayılı kararı ile, "6706 sayılı Kanun'un 31/22 maddesinde hüküm devleti tarafından hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği, aynı maddenin 3 üncü fıkrasında da mahkûmiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisinin hüküm devletine ait olduğu öngörülmüş bulunmaktadır." şeklindeki gerekçeyle "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

E. 05.05.2016 tarihli ve 29703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6706 sayılı Kanun ile cezaî konularda uluslarası adlî iş birliğinin usul ve esasları düzenlenmiştir. Uluslararası adlî iş birliği; cezaî konularda bir devletin adlî mercilerinin diğer bir devletin adlî mercileri adına yerine getirdiği işlemleri, ifade etmekte olup Kanun'da "adlî yardımlaşma", "iade", "soruşturma veya kovuşturmanın devri", "infazın devri" ve "hükümlü nakli" olmak üzere beş ayrı adlî iş birliği yöntemine yer verilmiştir.

6706 sayılı Kanun'un beşinci bölümünde "İnfazın Devri" düzenlenmiş olup yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının infazının devralınması, Kanun'un 26 ncı maddesindeki usûle göre yapılacaktır.

"Madde 26 (1) Yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararları aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde Türkiye’de infaz edilebilir:

a) Hükümlünün Türkiye’de bulunması.

b) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması.

c) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi ve zamanaşımına uğramamış olması.

ç) Hürriyeti bağlayıcı cezalar için, merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hürriyeti bağlayıcı cezasının bulunması.

d) Aynı suçtan dolayı Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma yapılmamış olması.

(2) İnfazın devri talebinde bulunulması hâlinde, yabancı devlet makamlarından;

a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,

b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,

c) İnfazı gereken bakiye cezayı gösteren belge,

ç) Talebin değerlendirilmesi için gerekli görülebilecek diğer bilgi ve belgeler,

d) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri,

talep edilir.

(3) Devir koşullarının bulunmadığının tespit edilmesi veya devrin Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, devir talebi Merkezî Makam tarafından reddedilir.

(4) İnfazın devrine ilişkin talep alınmadan önce mahkûmiyete konu suç, ceza miktarı ve şahsın kaçma şüphesi dikkate alınarak, yabancı devletin istemi ve Merkezî Makamın olumlu görüşü üzerine 14 üncü madde uyarınca koruma tedbirlerine karar verilebilir.

(5) İnfazın devrine ilişkin talep, Türk hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için ... ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkemece on beş gün içinde, yabancı devlette verilen mahkûmiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu suretle belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ağır ceza mahkemesi koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir.

(6) Uyarlama kararı, talep eden devlet makamlarına bildirilmek üzere Merkezî Makama gönderilir."

şeklindedir.

6706 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde ise "Türkiye'de İnfaz" düzenlenmiş olup madde şu şekildedir:

"(1) Yabancı devletin infazı devretmesi üzerine durum, uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Mahkeme infaza başlanılması için kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mahkeme ayrıca kararı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.

(2) Ağır ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.

(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir, verilen kararlar ağır ceza mahkemesince yeniden uyarlanır.

(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç ve cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukukî durumu, uyarlama kararını veren ağır ceza mahkemesince karara bağlanır."

6706 sayılı Kanun'un "Hükümlü Nakli" başlıklı altıncı bölümünde yer alan 30 uncu maddesi "Türkiye'ye Hükümlü Nakli" ne ilişkin düzenlemeleri içermektedir.

"(1) Yabancı devlet mahkemeleri tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde cezanın infazı amacıyla Türkiye’ye nakledilebilir:

a) Hükümlünün Türk vatandaşı olması veya Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunması

b) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin rıza göstermesi

c) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması

ç) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi

d) Merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması

(2) Hükümlü, kanunî temsilcisi veya yakını tarafından Türkiye’ye nakil talebinde bulunulması hâlinde, yabancı devlet makamlarından;

a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,

b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,

c) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin nakle rıza gösterdiğine dair belge,

ç) İnfazı gereken cezayı gösteren belge,

d) Gerekli görüldüğü takdirde, hükümlünün sağlık durumunu gösteren tıbbî raporlar ile hastalığı varsa tedavisine ilişkin tavsiyeleri içeren belgeler,

e) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri,

talep edilir.

(3) Nakil koşullarının bulunmadığının, naklin, hükümlünün sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamayacağının, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, nakil talebi Merkezî Makam tarafından reddedilebilir.

(4) Hükümlülerin nakline Adalet Bakanı karar verir."

6706 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde "Türkiye'de İnfaz" usûlüne yer verilmiştir. Buna göre;

"(1) Hükümlünün nakline karar verilmesi üzerine, ceza infaz kurumlarında kalacağı süre hükümlüye ve yabancı makamlara bildirilir. Yabancı devlet ile hükümlünün, nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye’ye getirilir. Hükümlü, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir. Cumhuriyet başsavcılığı, infazına başlanan karara ilişkin bilgileri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.

(2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.

(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir.

(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç veya cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukukî durumu hakkında bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karar verilir."

Öte yandan, 03 Şubat 2010 tarihinde düzenlenen "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması" nın 51 inci ve devamı maddelerinde "Hükümlülerin Nakli" usulü yer almaktadır. Buna göre ;

"Madde 52

Diğer Âkit Taraf ülkesinde kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla hürriyeti bağlayıcı bir cezaya hükümlülüğüne karar verilen Âkit Taraflardan birisinin vatandaşı, Âkit Taraflardan birinin talebi ve diğer Âkit Tarafın kabulü üzerine ve işbu Anlaşmada öngörülen şartlar çerçevesinde cezasının yerine getirilmesi için vatandaşı bulunduğu Âkit Taraf ülkesine nakil edilecektir.

Madde 53

  1. maddede öngörülen prosedürün başlatılması amacıyla, hükümlü, hükümlü temsilcisi veya yakınları Âkit Taraflardan birinin yetkili makamlarına müracaat edebilirler. Hüküm Devletinin yetkili makamları, böyle bir müracaatta bulunabileceği konusunda hükümlüye bilgi vereceklerdir.

Madde 54

Hükümlünün nakli ancak, Hüküm Devletinde mahkûmiyetine neden olan fiil İnfaz Devletinin ceza mevzuatı açısından da bir suç teşkil etmesi halinde yapılacaktır.

Madde 55

  1. Hükümlünün nakli ancak rızasıyla yapılabilecektir.

  2. Hükümlü rızasını geçerli olarak beyan edecek durumda bulunmamakta ise, yasal temsilcisinin muvafakati alınacaktır.

  3. Hüküm Devleti, bu maddenin 1. fıkrasında bahsedilen rızanın, herhangi bir zorlama olmaksızın özgürce ve sonuçları bilinerek verildiğinden emin olmalıdır.

  4. İnfaz Devletinin, Hüküm Devleti tarafından bildirilen hükümlünün rızasını ve bu rızanın şartlarını, kendi konsolosluk görevlisi veya Hüküm Devleti ile anlaştığı diğer bir makam aracılığıyla öğrenme hakkı vardır.

Madde 56

  1. İnfaz Devleti, hükümlünün naklini kabul edip etmediğini en kısa süre içerisinde Hüküm Devletine bildirecektir.

  2. Hüküm Devleti, bu anlaşma gereğince, nakil istemiyle ilgili olarak İnfaz Devleti tarafından veya kendi tarafından yapılan girişimleri ve ayrıca konuyla ilgili her iki devlet tarafından alınan kararları yazılı olarak hükümlüye bildirecektir.

  3. İnfaz Devleti, hükmün infazıyla ilgili aşağıdaki bilgileri Hüküm Devletine gönderecektir:

a) Hükümlü, İnfaz Devletinde mahkûmiyet süresini tamamlamadan firar ederse,

b) Hüküm Devleti, hükümlünün durumu hakkında özel bir rapor isterse.

Madde 57

  1. Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, İnfaz Devletinin yetkili makamları, nakle ilişkin kararda yeralan cezanın niteliği ve süresi ile bağlı olacaktır.

  2. Cezanın niteliği veya süresi İnfaz Devletinin mevzuatı ile bağdaşmamakta veya bu Devletin mevzuatı gerektirmekte ise, İnfaz Devletinin yetkili makamı bu cezayı, aynı nitelikteki suçlar için kendi kanununda öngörülen cezaya dönüştürebilecektir. Bu ceza, mümkün olduğu ölçüde, niteliği itibariyle Hüküm Devleti kararında verilen cezaya uygun olacaktır. Dönüştürülen ceza, niteliği ve süresi yönünden Hüküm Devletinde verilen cezadan ağır olamayacağı gibi İnfaz Devleti kanununda aynı nitelikte bir suç için öngörülen azami miktarı da geçmeyecektir.

  3. İnfaz Devletinin yetkili makamı, Hüküm Devletinde kabul edilen olayların sübutu ile bağlı kalacak ve hürriyeti bağlayıcı bir ceza yerine başka nitelikte bir ceza ikame edemeyecektir.

Madde 58

Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, Âkit Tarafların yetkili makamları mümkün olan en kısa süre içinde hükümlünün naklinin yerini, tarihini ve şartlarını tespit edeceklerdir. Hükümlünün nakli Hüküm Devletinin ülkesinde gerçekleşecektir.

Madde 59

  1. Şartla tahliye dahil cezanın infazı, İnfaz Devleti mevzuatına tabi olacaktır.

  2. Genel af, Hüküm Devleti veya İnfaz Devleti mevzuatına göre uygulanacaktır.

  3. Özel af, İnfaz Devletinin mevzuatına göre uygulanacaktır.

  4. İnfaz Devletine nakil olunan hükümlü hakkında ittihaz edilen mahkumiyet kararının yeniden tetkiki için yapılacak herhangi bir başvuruda yalnızca Hüküm Devleti mahkemesi karar verme yetkisine haiz olacaktır."

Tüm bu düzenlemeler çerçevesinde somut olay incelendiğinde;

Hükümlünün, İran'da işlediği "uyuşturucu öncül maddelerin kaçakçılığına katılım" suçundan dolayı İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesi tarafından 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek kesinleşen cezasının infazına, tutuklanma tarihi olan 07.11.2018 tarihinde İran Devletinde başlandığı, Adalet Bakanlığınca, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması" ve 6706 sayılı Kanun'un 30 ve 31 inci maddeleri gereğince uygulanacak müteakip işlemlere esas olmak üzere, aynı Kanun’un 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının ülkemizde infazına karar verildiği anlaşılmaktadır.

İnfazın devri ile hükümlü nakli birbirinden farklı adlî iş birliği yöntemleri olup 6706 sayılı Kanun'un gerekçesinde belirtildiği üzere; "infazın devri"nin temelinde, devletlerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerin kararları gibi değer tanımaları düşüncesi bulunmaktadır. Anılan Kanun'un, infazın devri koşullarının belirlendiği 26 ncı maddesinin ilk fıkrası uyarınca, bu adlî iş birliği yönteminin uygulanabilmesi için öncelikle hükümlünün Türkiye'de bulunması zorunludur. "Hükümlü nakli" ise; hükümlünün mahkûmiyet kararının verildiği ülkede infazına başlanılan hürriyeti bağlayıcı cezasının bakiye kısmının, diğer bir ülkede infazı için her iki devletin anlaşması ve hükümlünün rızası çerçevesinde talep edilen devletin ülkesine gönderilmesi sürecini ifade etmektedir. 6706 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde, Türkiye'ye yapılan hükümlü nakli işlemlerinin hangi şartlara ve usule göre yerine getirileceği belirlenmiştir.

Hükümlünün bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının infazı amacıyla Türkiye'ye nakil talebine istinaden, Adalet Bakanlığınca, 6706 sayılı Kanun'un "Türkiye'ye Hükümlü Nakli" başlıklı 30 uncu maddesi uygulanarak bakiye cezanın Türkiye'de infazına karar verilmiştir. Kanun yararına bozma talebinde bahsi geçen, anılan Kanun'un "İnfazın Devralınması" başlıklı 26 ncı maddesinde, infazın devralınması için aranan koşullardan biri "hükümlünün Türkiye'de bulunması" olup hükümlü talep tarihinde Türkiye'de bulunmadığından, somut olayda uygulanması kâbil olmayan 26 ncı madde tatbik edilmemiş ve hükümlü hakkında herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmamıştır.

Kanun yararına bozma istemine ilişkin olayda, hükümlünün talebi infazın devrine değil hükümlü nakline ilişkin olduğundan, uygulanacak kurallar da 6706 sayılı Kanun'un "hükmlü nakli"ne dair hükümleridir. 6706 sayılı Kanun'un "Türkiye'de İnfaz" başlıklı 31 inci maddesinin ikinci ve üçüncü bentlerinde "2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir. 3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir." hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanun'un 31 inci maddesinin gerekçesinde; "Maddeyle, Türkiye'ye nakline karar verilen hükümlünün cezasının infazına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasında, nakline karar verilen hükümlünün, ceza infaz kurumunda geçireceği sürenin kendisine ve yabancı devlete bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. Uygulamada, yabancı devlet, hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği süreyi yetersiz bulup, nakle muvafakat vermeyebilmektedir. Nakil işlemlerinin devam edebilmesi için, sözkonusu bildirimin yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bildirim yapıldıktan sonra, yabancı devletin nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye'ye getirilerek, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şekilde infaza devam edilmek üzere, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilecektir. Hükümlüyü teslim alan Cumhuriyet başsavcılığı, infazına başlanan karara ilişkin bilgileri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve istatistik genel Müdürlüğüne bildirmek zorunda olup, bu düzenlemeyle nakli gerçekleşen hükümlüye ait kayıtların sağlıklı bir şekilde tutulması ve takibi amaçlanmaktadır. maddenin ikinci fıkrasında, hükümlü hakkında yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği düzenlenmektedir. Düzenleme yapılırken, Hükümlülerin Nakline dair Sözleşmenin "İnfaz devamı" başlıklı 10 uncu maddesindeki ilkeler benimsenmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasıyla, mahkumiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisinin, Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşmeye uyumlu olarak , mahkumiyet kararını veren yabancı devlet mahkemesine aidiyeti benimsenmektedir. Bir başka deyişle, Türk mahkemelerinin mahkûmiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisi bulunmamaktadır. Maddenin dördüncü fıkrasında, naklin gerçekleşmesinden sonra bakiye cezanın infazı sırasında, gerek yabancı devlette, gerekse Türkiye'de cezanın veya cezaya konu olan suçun genel af, özel af veya cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten nedenlerle değişmesi halinde hükümlünün bu durumdan istifade edip etmeyeceği hususunun bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karara bağlanacağı hüküm altına alınmaktadır." açıklamasına yer verilmiştir.

"Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması"nın 57inci maddesinin birinci fıkrasında, "Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, İnfaz Devletinin yetkili makamları, nakle ilişkin kararda yer alan cezanın niteliği ve süresi ile

bağlı olacaktır." denilmekte, ikinci fıkrasında ise; "Cezanın niteliği veya süresi İnfaz Devletinin mevzuatı ile bağdaşmamakta veya bu Devletin mevzuatı gerektirmekte ise, İnfaz Devletinin yetkili makamı bu cezayı, aynı nitelikteki suçlar için kendi kanununda öngörülen cezaya dönüştürebilecektir. Bu ceza, mümkün olduğu ölçüde, niteliği itibariyle Hüküm Devleti kararında verilen cezaya uygun olacaktır. Dönüştürülen ceza, niteliği ve süresi yönünden Hüküm Devletinde verilen cezadan ağır olamayacağı gibi İnfaz Devleti kanununda aynı nitelikte bir suç için öngörülen azami miktarı da geçmeyecektir." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, ikinci fıkradaki düzenleme Hüküm Devleti kararında öngörülen cezanın İnfaz Devleti kanununda öngörülen cezaya dönüştürülmesine ilişkin bir zorunluluk içermemekte olup bu hususta İnfaz Devletinin iç mevzuatına atıf yapmaktadır. Talep ve nakil tarihlerinde yürürlükte bulunan 6706 sayılı Kanun'da, hükümlü nakline uyarlama kararı alınması gerektiğine dair bir hüküm mevcut değildir. Söz konusu Kanun'un 31 inci maddesinin gerekçesinde de; maddenin ikinci fıkrasında, hükümlü hakkında yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği, bu düzenleme yapılırken, Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşmenin "infazın devamı" başlıklı 10 uncu maddesindeki ilkelerin (yani Hüküm Devleti tarafından belirlenen şekilde hükmün niteliği ve süresi ile bağlı olma prensiplerinin) benimsendiği açıkça belirtilmiştir. Kaldı ki İran devleti de bu şartlarla hükümlünün Türkiye'ye nakline izin vermiştir.

Eklemek gerekir ki hükümlü nakli; yabancı devlet mahkemelerince haklarında mahkûmiyet kararı verilip kesinleşen hükümlülerin, hürriyeti bağlayıcı cezalarını kendi sosyal çevrelerinde çekmeleri suretiyle sosyal rehabilitasyonlarını sağlamak amacını taşımakta olup, hükmolunan cezaların hafifletilmesi amacına yönelik olarak kabul edilmiş bir müessese değildir.

Diğer taraftan, hükümlü müdafiinin yabancı devlet mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının "Türk yargı sistemine uyarlanması" talebi mahkûmiyetin esasına ilişkin olmayıp bu hususta Hüküm Devletinin bir karar verme yetkisi bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, her ne kadar, hükümlü müdafii tarafından yabancı mahkemece verilen mahkûmiyet kararının Türk yargı sistemine uyarlanması talebi hakkında, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesince "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması"nın 57 nci maddesinin ikinci fıkrasında İnfaz Devletinin iç mevzuatına atıf yapıldığı, 6706 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararının Türk kanunlarına göre infaz olunacağı, söz konusu Kanun'un hükümlü nakli işlemlerinde uyarlama yargılaması yapılmasına imkân vermediği gerekçesiyle "talebin reddine" karar

verilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün esasına yapılacak itirazların İran adli makamları nezdinde yapılması gerektiği" gerekçesiyle talep hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi yerinde değil ise de, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/624 değişik iş sayılı "karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin kararına yönelik itirazın "reddine" dair verilen Merci kararı sonuç olarak, Kanun'a uygun olup kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.10.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararyararınatevdiineincelenenistemininkararıngerekçekanunreddineistembozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:24:28

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim