Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/12094
2023/8425
5 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bursa 23.Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli ve 2020/697 Esas, 2021/516 Karar sayılı, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "kamu davasının durmasına" ilişkin kararın, itiraz edilmeksizin 07.09.2021 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.07.2022 tarihli ve 2021/22443 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB 2022/100175 sayılı Tebliğnamesi ile dava
dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB 2022/100175 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" 30.09.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının itiraz edilmeden kesinleşmesini müteakip, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte uygulanmasına karar verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin 05.11.2019 tarihli ve 2019/5325 DS sayılı çağrı yazısının 13.11.2019 tarihinde aynı konutta birlikte yaşayan şüphelinin annesine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ayrıca Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce denetimli serbestlik süreci yükümlü ön bilgilendirme yazısının bizzat şüpheliye elden 14.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, buna karşın şüphelinin 25.02.2020 ve 10.03.2020 tarihli randevularına katılmayarak iki adet altı oturumluk bağımlılık programına devam etmediği, bu sebeple uyarılmasına karar verilerek, 05.06.2020 tarihli 2019/5325 DS sayılı uyarılı çağrı yazısının 17.06.2020 tarihinde aynı konutta birlikte yaşayan şüphelinin kardeşine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak yine şüphelinin 28.07.2020 tarihli muayene randevusuna gitmeyerek tedavi programına uygun davranmadığı ve bu yolla yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gözetilerek yargılamaya devamla, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yargılamanın durmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
B. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile
gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23 üncü maddelerinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, kanun yararına bozma incelemesine konu kararın şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapıldığı, tebligatın usulsüz olması nedeniyle inceleme konusu kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu kararın, 5271 sayılı Kanun’un 267 vd. maddeleri uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:24:28