Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/9861
2023/7576
12 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/280 E., 2023/119 K.
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci, ikinci, beşinci, altıncı, yedinci fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
-
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2013 tarihli ve 2012/46 Esas, 2013/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 26.04.2013 tarihinde itirazın reddiyle kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
-
Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2014/224 Esas, 2014/288 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca teşdiden 1 yıl 3 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
-
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2014/224 Esas, 2014/288 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 06.12.2018 tarihli ve 2017/5237 Esas, 2018/8873 Karar sayılı kararı ile; "Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç
tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” , karar verilmesinde,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan beraat kararı verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesinde, zorunluluk bulunması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
-
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2020 tarihli ve 2018/2230 Esas, 2020/250 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 10 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.
-
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2020 tarihli ve 2018/2230 Esas, 2020/250 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.06.2022 tarihli ve 2021/19409 Esas, 2022/7803 Karar sayılı kararı ile; "1) Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un
-
maddesi ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK'nın "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1 d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1 d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
-
Sanığın daha önce işlemiş olduğu 25/05/2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının gerekçeli kararda yazıldığının aksine 21/12/2011 tarihinde kesinleştiği görülmekle, sanığın bu suçu, Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1951 esas 2011/1963 karar sayılı ilamı ile hükmedilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği araştırılmadan eksik araştırma ile hüküm kurulması,
-
Hapis cezasına mahkûm edilen sanık hakkında TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmemesi" nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
- Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/174 Esas, 2022/444 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci
maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı, yedinci fıkraları, 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiştir.
-
Sanık müdafiinin 14.11.2022 tarihli karara itiraz etmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.03.2023 tarihli ve 2022/280 Esas, 2023/119 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı, yedinci fıkraları uyarınca 10 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın esas ve usul bakımından yasaya aykırı olduğuna, takdiri indirim sebeplerinin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
26.12.2011 tarihinde saat 16.15 sıralarında kolluk görevlilerince gerçekleştirilen devriye görevi esnasında Mustafa Uğur ve sanık ... olduğu tespit edilen şahısların kolluk görevlilerini görünce tedirgin hareketlerde bulundukları ve bulundukları yerden ayrılmak istediklerinin görüldüğü, hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen Mustafa Uğur'un elinde bulunan beyaz renkli poşeti bulundukları yerin önüne bıraktığının görülmesi üzerine kolluk görevlilerince adı geçen şahısların yanına gidildiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.01.2012 tarihli rapora göre sanık ...'tan alınan kan ve idrar örneklerinde THC metaboliti ile kokain metaboliti olan benzoilekgonin ve metilekgonin etken maddelerinin tespit edildiği, sanığın olay günü uyuşturucu madde satın almak amacı ile diğer sanık Mustafa ile buluştuğu, ancak kolluk görevlilerini fark etmeleri üzerine uyuşturucu madde satın almadan yakalandığı, ancak sanığın dosyada mevcut teknik raporlardan da anlaşılacağı üzere uyuşturucu ve uyarıcı madde kullandığının tespit edildiği, sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda tedavi ve denetimli serbestlik kararı uygulanmasına karar verildiği, uygulanan tedavi tedbiri kapsamında yapılan kontrollerde sanıktan alınan idrar örneğinde esrar ve kokain etken maddelerine rastlanılması üzerine uyarı yazısının sanıkla birlikte aynı konutta oturan annesine tebliğ edildiği, usulüne uygun yapılan uyarı tebligatına rağmen sanığın
yasal süre içerisinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilebilmesi amacıyla şube müdürlüğüne herhangi bir başvuruda bulunmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünden alınan yazı ekinde bulunan kararlar ile UYAP sisteminden alınan güncel ve daha önceden alınan adli sicil kayıtları incelendiğinde, yargılamaya konu olan eylemin gerçekleştiği 26.12.2011 tarihi itibarıyla sanık hakkında başka bir mahkeme tarafından karar verilip uygulanmasına devam edilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin bulunmadığı, suç tarihi yargılama konusu suçun işlendiği 26.12.2011 tarihine yakın olan ve sanık hakkında verilen bir kısım tedavi ve denetimli serbestlik kararlarının suç tarihi olan 26.12.2011 tarihinden sonra kesinleştiği ya da bu tarihten sonra infaza verildiği, bir kısım kararların ise suç tarihinden sonra verildiği, dolayısıyla yargılaması yapılan suçun işlendiği tarihte uygulanmasına devam edilen bir tedavi ve denetimli serbestlik kararının bulunmadığı, dolayısıyla sanığın dava konusu olan bu suçu başka bir tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı sırasında işlemediği, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmesine rağmen, bu tedbirlere uymadığı gibi, bu tedbire uymamaya ilişkin herhangi bir pişmanlığının olmadığı, hakkında uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine savunmasından da anlaşılacağı üzere herhangi bir mazereti bulunmaksızın keyfi olarak uymadığı, ayrıca adli sicil kaydında kasıtlı suçtan üç aydan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan hükümlüğünün bulunduğunun anlaşılması ve bunların bir kısmının tekerrüre esas teşkil etmesi ve sanığın yukarıda da bahsedildiği üzere kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu defalarca işlediğinin anlaşılması ve yargılamadan edinilen kanaate göre de bir daha suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine karar verilmediği gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın 25.05.2010 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Ankara (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince yargılaması yapılarak, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği, kararın 21.12.2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın tedbirin gereklerine uygun davranmaması üzerine Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesince yargılaması yapılarak 30.06.2015 tarihinde mahkûmiyetine karar verildiği, mahkûmiyet kararının temyiz incelemesi sonucu bozulmasına karar verilmesi üzerine dosyanın Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/631 Esas sayısında derdest olduğu, temyize konu 26.12.2011 tarihli suç yönünden her ne kadar "bu tedavi ve denetim serbestlik kararının mahkememiz suç tarihinden önce kesinleştiği, ancak Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1951 esas sayılı dosyası üzerinden verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazına mahkememizdeki yargılamaya konu olan suçun işlendiği 26.12.2011 tarihinden sonra başlandığı, dolayısıyla sanık ... hakkında mahkememizdeki yargılamaya konu suçun işlediği 26.12.2011
tarihi itibarıyla başka bir mahkeme tarafından verilip infazına devam edilen bir tedavi ve denetimli serbestlik kararının bulunmadığı, bu nedenle bu dosya bakımından 6545 Sayılı Kanun ile değişik 191/5. maddesinin sanık bakımından uygulanma olanağının bulunmadığı, Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesinin kararı doğrultusunda uygulanmasına karar verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazına, mahkememizdeki yargılamaya konu olan suçun işlendiği tarihten sonra başlanmış olması nedeniyle Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesinin dosyasının sonucunun beklenilmesinin yargılamanın gereksiz yere uzamasına sebebiyet vereceği ve sanığın hukuki durumuna etkisinin olmaması nedeniyle kesinleşmesinin beklenilmesi yoluna gidilmediği" gerekçesi ile eylemin, Ankara (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1951 Esas sayılı dosyası ile hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenmediği kabul edilse de, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin kesinleştiği tarih ile tedbirin gereklerine uymama nedeniyle mahkemenin tensip tarihi arasında işlenen suçun, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında, daha önce işlenen suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenmiş kabul edileceği, sanığın denetimin infazına başlayıp başlamaması sonuca etkili olmayacağından, 26.12.2011 tarihli eylemin müstakil suç olup olmadığının tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
B. Hapis cezasına mahkûm edilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmemesi, nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli ve 2022/280 Esas, 2023/119 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
12.09.2023 tarihinde karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:38:14