Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2458
2025/268
28 Ocak 2025
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/785 E., 2023/573 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/202 E., 2021/605 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.01.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz eden davacılar ... vd. vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; mirasbırakanları ...’ın maliki olduğu 107 ada 12 parsel sayılı taşınmazını huzur evi yapılması şartıyla davalı Kuruma bağışladığını, ancak davalı Vakfın bağış şartını yerine getirmediğini, taşınmazı mevcut haliyle bıraktığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacıların murisi ve bağışçının evlatlığı olan ...'ın 28.04.1988 tarihinde davalı Vakıf aleyhine Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/273 Esas sayılı dosyasıyla tapu iptali ve tescil ile tenkis talepli dava açtığını, belirtilen dosyada davanın reddine karar verildiğini, bu kararın kesin hüküm teşkil ettiğini, ayrıca murisin Beyoğlu 11. Noterliğinin 03.09.1969 tarihli ve 22667 yevmiye nolu vasiyetnamesi ve aynı Noterliğin 19.12.1969 tarihli ve 32521 yevmiye nolu ek vasiyetnamesi ile dava konusu taşınmazı Vakfa vasiyet ettiğini, daha sonra 09.10.1979 tarihinde ise taşınmazı kayıtsız ve şartsız olarak Vakfa bağışladığını, yine bağışçının Vakfa verdiği mektubunda taşınmazda huzur evi yapılmasını, bunun mümkün olmaması halinde Vakfın satış dahil her türlü tasarrufta bulunabileceğini belirttiğini, taşınmazda eski eser nitelikli yapıların olduğunu, ancak tadilat veya restorasyon yapılabildiğini, bunun için ilgili kurumlara başvuruların yapıldığını, gerekli izinlerin beklendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli ve 2019/202 Esas, 2021/605 Karar sayılı kararıyla; muris ...’ın evlatlığı ve davacıların mirasbırakanı ... tarafından Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/273 Esas sayılı dosyası ile davalı Vakıf aleyhine bağışın huzurevi yapılması şartıyla yapıldığı, ancak Vakıf tarafından şartın yerine getirilmediği, getirilmesinin mümkün olmadığı, murisin Vakıf tarafından kandırıldığından bahisle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davası açıldığı, Mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tenkis talebi yönünden ise 1.739.007,10 TL'nin davalı Vakıftan alınarak davacı Satılmış'a ödenmesine karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, eldeki davaya konu uyuşmazlık ile Mahkemenin 1988/273 Esas, 1993/86 Karar sayılı dosyasındaki uyuşmazlık konusunun aynı olduğu, anılan dosyanın eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 21.03.2023 tarihli ve 2022/785 Esas, 2023/573 Karar sayılı kararıyla; Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/273 Esas sayılı dosyasında davacının ... olduğu, eldeki davada ise davacıların ...’ın bir kısım mirasçıları olduğu, önceki dava sebebinin hile ve fiili ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil ile bunun mümkün olamaması halinde tenkis isteği olduğu, eldeki davanın konusunun ise bağışlamadan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteği olduğu, bu halde Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/273 Esas ve 1993/86 Karar sayılı kararının eldeki dava için HMK'nın 303/1. maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturmadığı, muris ...'ın 23.05.1987 tarihinde vefat ettiği, murisin dava konusu taşınmazı 10.12.1979 tarihinde davalı Vakfa kayıtsız şartsız bağışladığı, davalıya gönderdiği mektubunda taşınmazın huzur evi olmasını arzu ettiği, bunun mümkün olmaması halinde ise Vakfın amacına uygun olarak taşınmazı satış dahil her şekilde tasarruf edebileceğini belirttiği, taşınmazın eski eser niteliğinde olması nedeniyle bir kısım kurullardan izin alınmadan işlem yapılamayacağı, bunun için davalı Kurumun başvurular yaptığı, proje hazırlattığı, işlemlerin henüz sonuçlanmadığı, bununla birlikte murisin 3 davacı dışında iki mirasçısının daha olduğu, davacıların miras payları oranında tescil talep ettikleri, terekeye ait taşınmaz için mirasçıların pay oranında dava açmasının mümkün olmadığı, terekeye ait taşınmaz mal için bütün mirasçıların birlikte dava açmaları gerektiği, 3. kişiye karşı pay oranında açılan davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak gerekçesi düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm kurularak davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu durumun tamamlanabilir bir eksiklik olduğunu, bu nedenle bu eksikliğin giderilmesi ve diğer mirasçıların davaya dahil edilmesi, bu mümkün olmadığı takdirde terekeye temsilci atanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, taşınmazın muris tarafından koşullu olarak bağışlandığını, murisin gerçek iradesinin taşınmaz üzerine huzurevi yapılması olduğunu, ancak davalı tarafça 40 yıldır taşınmazın hiçbir suretle değerlendirilmediğini, davalının bu hususa ilişkin ise bürokratik engelleri göstermesinin inandırıcı olmadığını, taşınmaz üzerindeki yapının tarihi eser olduğunu ancak yıkılmaya yüz tuttuğunu, davalı tarafın hiçbir şekilde taşınmaz üzerindeki bina ile ilgilenmediğini, Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/273 Esas sayılı dosyasının hile ve ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı olarak iptal tescil istemine ilişkin olduğunu, bu nedenle anılan dosyanın eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
-
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/273 Esas sayılı dosyasının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini, bu nedenle kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, usulden reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını, ayrıca muris ...’ın dava konusu taşınmazı kayıtsız ve şartsız olarak davalı Vakfa bağışladığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların mirasbırakanı ...’ın maliki olduğu 107 ada 12 parsel sayılı 8.179,82 m2 miktarlı, bahçeli ahşap köşk niteliğindeki taşınmazını 10.12.1979 tarihinde davalı Vakfa kayıtsız ve şartsız bağışladığı, mirasbırakan ...’in 23.05.1987 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak evlatlığı ...’ın çocukları olan davacılar ... ile dava dışı evlatlığı ...’ın eşi Şükran ve oğlu ...’ın kaldıkları, Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/273 Esas sayılı dosyasında davacının ..., davalının ..., dava tarihinin 28.04.1988, davanın fiili ehliyetsizlik ve hile nedeniyle tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde tenkis, dava konusunun 107 ada 12 nolu parsel sayılı taşınmaz olduğu, Mahkemece yargılama sonucunda tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tenkis talebinin kabulüne karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
-
Eldeki davada, mirasbırakanın ölüm tarihine göre terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ve dava dışı başkaca mirasçılarının bulunduğu kayden sabittir. Hemen belirtilmelidir ki, tereke adına açılan davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan bir tanesinin terekeye iade şeklinde açması halinde de tüm mirasçıların davada muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği ( TMK 640. md. ) tartışmasızdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 701. maddesi uyarınca isteğin niteliğine göre pay oranında dava açılmasına olanak yoktur. Öte yandan, Türk Medeni Kanunu'nun 702/4. maddesinin de olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
O halde, murise teb’an bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı, miras payı oranında açılan tapu iptali ve tescil istekli eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
-
Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1. maddesi gereğince 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğünden önceki fiil ve işlemlere dayanılarak açılan eldeki davada 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 246. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilerek temlikin 10.12.1979 tarihinde yapıldığı, mirasbırakan ...’ın 23.05.1987 tarihinde öldüğü, mirasbırakan tarafından süresinde bağışlamadan rücu istemli dava açılmadığı, bu durumda mirasçılar tarafından açılan eldeki davanın 818 sayılı BK’nın 246/2. maddesi uyarınca dinlenemeyeceğinin de dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 435,50'şer TL bakiye onama harcının temyiz eden taraflardan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden taraf vekilleri için 28.000,00'er TL duruşma vekalet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:09:58