Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2587

Karar No

2024/3660

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1612 E., 2022/2092 K.

HÜKÜM/KARAR: Ret/Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/42 E., 2022/241 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, çocukları ... ve ... ile davalının eşi ...’ın ... Simit Unlu Mamüller Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin ortakları olduklarını, işlerin kötü gitmesi nedeniyle şirkete ait borçların ödenmesi için kredi temini amacıyla maliki olduğu 277 parsel sayılı taşınmazdaki H BLok 3 nolu bağımsız bölümü davalıya bedelsiz devrettiğini, 60.000,00 TL kredi bedelinin hesabına geçmesinden sonra bu bedelin 45.000,00 TL ‘sini banka havale yolu ile, 15.000,00 TL‘sini ise nakit olarak davalının eşi ...’a verdiğini, kredi ödemelerinin ise şirket tarafından yapıldığını, şirket işlerinin daha kötüye gitmesi nedeniyle ortaklar arasında da huzursuzluklar olduğunu, davalının taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya devam etmişlerdir.

II. CEVAP

Davalı, eşinin gıda sektöründe tecrübeli ve başarılı olduğunu, iş hayatı sürecinde davacının oğulları ile tanıştığını, davacının oğullarının kendisine ortak olmak istediğini, dava konusu evin de ortaklık bedelinin bir kısmı olduğunu, bu nedenle davacının kredi bedelinden hesabına geçen miktarı eşi Salih’e gönderdiğini, ortaklık ve arkadaşlık ilişkisi nedeniyle dava konusu taşınmazı yatırım amacıyla satın aldığını, taşınmaz satın alınırken de 10 yıllık kredi kullandığını, kredi ödemelerinin de kendisi tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli ve 2017/544 E., 2019/176 K. sayılı kararı ile; davacının adına kayıtlı dava konusu taşınmazı oğulları Faruk ve ...'in ortağı olduğu dava dışı ... AŞ şirketine finans sağlamak üzere oğullarına yardım maksadı ile davalıya devrettiği, davacının İstanbul’da ikamet ettiği, taşınmazda anne ve babasının oturduğu, devrin şirkete finans sağlama amacıyla inançlı suretle yapıldığı, sunulan dekont ve banka kayıtlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabul edildiği, dinlenen tanıklarca iddianın doğrulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş,davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 30.12.2021 tarihli ve 2019/1824 E., 2021/1616 K. sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın 23.08.2012 tarihili resmi senet ile davalı yanca satın alındığı, tapuda bedelin 51.000,00 TL olarak gösterildiği, aynı tarihli konut bedeli açıklaması ile davacının hesabına 60.000,00 TL'nin davalı tarafça yatırıldığı, davacının 24.08.2012 tarihinde açıklamasız olarak davalının eşi ...'a 45.000,00 TL gönderdiği, ayrıca elden 15.000,00 TL çektiği, .......Ltd.Şti adlı şirketin 17.08.2012 tarihinde tescil edildiği, davacının oğullarının şirkete ortak oldukları, davalının eşinin de şirketin ortağı ve temsilcisi olduğu, .......A.Ş adlı şirketin ise 24.12.2013 tarihinde tescil edilen şirket olduğu, davalının 60.000,00 TL tutarlı konut kredisi çektiği, kredi ödemlerinin davacı yanca yapıldığına ilişkin herhangi bir dekontun dosyaya sunulmadığı, inançlı sözleşmenin yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, delil başlangıcının bulunması halinde inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceği, somut olayda delil başlangıcı olarak nitelenebilecek delilin bulunmadığı, banka makbuzlarının konut bedeline ilişkin ödeme ile davalının ödediği kredi ödemelerine ilişkin olduğu, inanç sözleşmesi veya davacı lehine delil başlangıcı olarak kabulün mümkün olmadığı, davacı tanıklarının ancak davalı yanın açık muvafakatının varlığı halinde dinlenebileceği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı, davalı yanın davacı tarafa gönderdiği 60.000,00 TL tutarlı ödeme ile konut kredisi geri ödemelerinde dosya kapsamında bulunan açıklamalar dışında başka ayrıntılı işlem açıklama bilgisi olup olmadığının taraflara sorularak varsa ilgili bankadan celp edilmesi, ödeme sırasında işlem açıklaması yapılıp yapılmadığının belirlenmesi ile banka kaydının delil başlangıcı olup olmadığının yukarıda belirtilen ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi, delil başlangıcı sayılması halinde iddianın her türlü delille kanıtlanması olanaklı hale geleceğinden dosyadaki tüm delillerin toplanıp irdelenmesi, aksi halde yani davalının yatırdığı 60.000,00 TL ile kredi geri ödemesine ilişkin işlemlerin temelinde banka nezdinde oluşturulan kaydın delil başlangıcı mahiyetinde sayılmaz ise davacının açıkça yemin deliline dayanması nedeniyle bu hakkının kendisine hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; inanç sözleşmesinin yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, yazılı delil başlangıcının bulunması halinde tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabileceği,davacı tarafça sunulan banka makbuzlarının konut bedeline ilişkin ödeme ile davalının ödediği kredi ödemelerine ilişkin olduğu, davacı tarafça yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge ibraz edilmediği, yemin deliline dayanmaktan da vazgeçildiği, iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalının hesabına gönderdiği havalelerin kredi ödemelerine ilişkin olup, bunlara dair dekontların yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu ve dinlenen tanıkların anlatımları ile de taraflar arasındaki inançlı işlemin varlığının ispat edildiğini, ispat edilen bir hususta davacı tarafın yemin deliline dayanmasına zorlanamayacağını, söz konusu kredinin kullanım amacının davalının eşi Salih ile davacının çocukları olan ... ve ... ‘in ortağı olduğu şirketin finanse edilmesi olduğunu, kaldı ki davacının görünürdeki satış bedeli olan 60.000,00 TL ‘nin 45.000,00 TL‘sini banka havalesi ile, kalan 15.000,00 TL‘sini ise nakit olarak davalının eşi Salih’e ödediğini, davacının zaman zaman da çocuklarına yardımcı olmak amacıyla davalının kullanmış olduğu konut kredisinin bir kısım taksitlerini de ödediğini, davalının kullandığı kredinin aylık taksitlerinin 848,39 TL olduğunu, davacı tarafça davalının hesabına farklı tarihlerde olmak üzere toplam 41.957,00 TL havale yapıldığını, ayrıca davacının oğulları ile davalının eşinin ortak olduğu ... Unlu Mamülleri ve Gıda Yatırımları San. Ve Tic.A.Ş. hesabından davalının eşi Salih’in hesabına 24.06.2016 tarihinde “Nihal kredi ödemesi “ açıklaması ile 885,30 TL havale edildiğini, banka hesap hareketleri incelendiğinde davacı tarafça yapılan ödemelerin davalının kredi hesabındaki borca aktarıldığının anlaşıldığını,banka kredi taksitlerinin bedelinin davacı tarafından gönderilen paradan karşılandığını, bu durumda bu ödemelerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunun açık olduğunu,mahkemece, davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının kredi borcundan mahsup edilip edilmediğinin yöntemince araştırılmadığını, kredi taksitlerinin davalının mevduat hesabından mahsup edilip,davacı tarafından yapılan ödemelerin de davalının mevduat hesabına gönderildiğini,tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde iddianın ispat edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 21.12.2022 tarihli, 2022/1612 Esas, 2022/2092 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, Daire kaldırma kararı gereklerinin yerine getirildiği, davacı vekili tarafından dosyada tüm ödeme belgeleri ve dekontlarının sunulduğunun, mahkeme aksi kanaatte ise yemin teklif edeceklerinin beyan edildiği, sonrasında yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiklerinin belirtildiği, bu nedenle davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen iddiaların ispatlanamadığı, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf dilekçesindeki taleplerinin tekrarı ile kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 26, 27 ve 97 nci maddeleri;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesi.

  1. Değerlendirme

  2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu 277 parsel sayılı taşınmazda bulunan H Blok 3 nolu bağımsız bölümü 23.08.2012 tarihli 4685 yevmiye nolu işlemle 51.000,00 TL bedelle davalıya satış suretiyle devrettiği, aynı işlemle, davalının kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine 120.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiği, davacının yargılama sırasında öldüğü, oğulları ... ve ...’un mirası reddetmeleri nedeniyle geriye mirasçı olarak eşi ... ile torunları ..., ... ve ...’nın kaldığı, mirasçılar tarafından davaya devam edildiği, yargılama sırasında taşınmazın cebri satış yoluyla 12.07.2023 tarihinde dava dışı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

Öte yandan, TBK'nın 97 nci maddesinde, “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

  1. Davacı, taşınmazın inançlı işlem ilişkisi nedeni ile davalı ...’a temlik edildiğini, davalı ... tarafından temin edilen ve kendisine gönderilen 60.000,00 TL kredi bedelinin 45.000,00 TL‘sini banka havale yolu ile, 15.000,00 TL‘sini ise nakit olarak davalının eşi ...’a verdiğini, kredi ödemelerinin ise bir kısmının kendisi tarafından, bir kısmının çocukları ve davalının eşinin ortak oldukları şirket tarafından yapıldığını, ancak davalının taşınmazı iade etmediğini ileri sürmüş; davalı ise davacının oğullarının eşi Salih’in şirketine ortak olmak istediklerini, dava konusu evin de ortaklık bedelinin bir kısmı olduğunu, bu nedenle davacının kredi bedelinden hesabına geçen miktarı eşi Salih’e gönderdiğini, ortaklık ve arkadaşlık ilişkisi nedeniyle dava konusu taşınmazı yatırım amacıyla satın aldığını, taşınmaz satın alınırken de 10 yıllık kredi kullandığını, kredi ödemelerinin de kendisi tarafından yapıldığını savunmuştur.

  2. Somut olayda; davalı taşınmazı temlik alırken bankadan 60.000,00 TL miktarlı kredi temin etmiş, bunun üzerine taşınmaza banka lehine ipotek tesis edilmiş olup, davalı tarafça kullanılan 60.000,00 TL‘nin 23.08.2012 tarihinde davacının hesabına gönderildiği, davacı tarafça bu bedelden 44.850,00 TL‘nin de 24.08.2012 tarihinde davalının eşi Salih’in hesabına havale yapıldığı, davacı tarafça davalının kredi kullandığı hesaba 24.04.2013 tarihinde 900,00 TL, 15.08.2013 tarihinde 1.700,00 TL tutarında havale yapıldığı, yine davacı tarafça davalının başka bir hesabına da 11.12.2014 tarihinde 1.100,00 TL, 9.01.2015 tarihinde 8.000,00 TL ve 24.000,00 TL, 12.01.2015 tarihinde 4.990,00 TL tutarında havaleler yapıldığı, kredi taksitlerinin de bu hesaplardan ödendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı tarafça sunulan banka kayıtlarının delil başlangıcı niteliğinde olduğu tartışmasızdır.

O halde, iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geldiği açıktır. Bu nedenle mahkemece dinlenilen tanık beyanlarının değerlendirilerek davacı ... ile davalı arasında inançlı işlem ilişkisinin olup olmadığının açıklığa kavuşturulması,dava konusu taşınmazın davalı ...’a inanç sözleşmesi kapsamında temlik edildiği saptandığı takdirde, taşınmazın yargılama sırasında cebri satış yoluyla 12.07.2023 tarihinde dava dışı ... adına tescil edildiği, son kayıt malikinin davada yer almadığı görülmektedir.

  1. Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmazın davalı ...’a inanç sözleşmesi kapsamında temlik edildiğinin saptanması halinde, öncelikle Mahkemece re’sen nazara alınması gereken 6100 sayılı HMK’nın 125.maddesi çerçevesinde davacıya seçimlik hakkının kullandırılması, davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmeye esas olmak üzere davacının borç miktarının tespit edilmesi, bundan sonra TBK’nın 97.maddesi gereğince işlem yapılması, yapılacak işlemlerin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim