Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1777
2024/309
15 Ocak 2024
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/28 E., 2021/138 K.
DAVACILAR: ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilleri Avukat ..., Avukat ...
DAVA TARİHİ: ...
HÜKÜM: Kabul
Taraflar arasında görülen kadastro harici bırakılan yerin tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesin'ce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ada 4 numaralı parselde kayıtlı taşınmazın müvekkilin babası adına tespit ve tescil görmekle birlikte babasının ölümü ile müvekkil ve diğer mirasçılarına intikal ettiğini, ancak kadastro işlemleri esnasında hata yapıldığını ve bu taşınmazın bir kısmının dere yatağı olarak Hazine adına tespit ve tecil edildiğini, yanlış tespit edilen bu kısmın dere yatağı olduğunu düşünmenin imkansız olduğunu, zira bu yerin yıllardır müvekkilin babası tarafından ekilmiş dikilmiş olduğunu, halen de içerisinde ağaç ve fidanların bulunduğunu, yapılan bu tescil işlemi neticesinde müvekkil ve diğer mirasçılara ait ağaç ve fidanlarla birlikte su kaynaklarının da Hazinenin sınırları içerisinde kaldığını ileri sürerek Hazineye ait taşınmazın tapu kaydının bir kısmının iptal edilip müvekkilinin annesi ve kardeşleri adına tescil edilmiş olan ... ada 4 parsel numaralı taşınmaz içerisine dahil edilerek tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; fiilen dere yatağı olan yerlerin imar ihya ve zilyetlikle kazanılmasının söz konusu olmadığını, izah edilen ve re'sen nazara alınacak sair sebeplere binaen haksız ve mesnetsiz yere açılan davanın reddini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, zilyetlikle kazanım şartları davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/4605 Esas 2014/4900 Karar sayılı kararı ile araştırmaya yönelik bozulmuştur, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, aynı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olup davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2020 tarih, 2018/501 Esas 2020/4399 Karar sayılı kararıyla; "mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, jeoloji bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazın imar ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmaz bölümünü komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı; jeoloji mühendisi bilirkişiden önceki jeolog raporunu da değerlendirir mahiyette taşınmazın aktif dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, dere yatağı vasfında değilse derenin aktif etki alanında kalıp kalmadığı ve derenin ıslahının gerekip gerekmediği hususlarını içerir rapor alınarak dosyasına konulmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümü üzerindeki bitki örtüsünü, imar ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmesini içerir rapor alınmalı" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli alanın doğal dere yatağı olduğuna, kadastro tespitine göre 35 27 15 yıl öncesine ait hava fotoğrafları neticesinde ise 1990 yılında parsel sınırlarının bir kısmının oluştuğu, ekim dikim işlerine başlanıldığı, çekişmeli alanda ağaç oranının artmaya başladığı, artış oranının dere yatağı boyunca da devam ettiği, 1990 ve 2008 yıllarına ait fotoğrafların incelemesinde ise imar ve ihya çalışmalarının dava tarihi itibari ile 20 yılın üzerinde olduğuna dair tanzim edilen jeodezi ve fotoğrametri bilirkişi raporu doğrultusunda davaya konu dere yatağının bir kısmının davacının babası ...'e ait olduğu, kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit gördüğü, bozma sonrası mahallinde yapılan keşifteki mahalli bilirkişiler ...,...'in beyanlarından da anlaşılacağı üzere ...'in ve mirasçılarının davaya konu dere yatağının bir kısmını dava tarihi itibari ile 20 yılı aşkın bir zamandan beri tarımsal faaliyet olarak kullandıkları, bozma sonrası bozma ilamı doğrultusunda fen bilirkişisi, jeoloji bilirkişisi, jeodezi fotogrometri bilirkişisi ve üçlü ziraat bilirkişisi kurul raporlarının davacıların iddiasını desteklediği, her ne kadar davacıların makul sürede davasını açmadığı düşünülse de davacıların davaya konu araziyi nizasız ve aralıksız kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle Açılan davanın kabulü ile Fen bilirkişisi ...'un dosya arasında mevcut bulunan 07.06.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ve güncel tapu kaydı doğrultusunda; fen bilirkişi raporunda yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen kırmızıya boyalı 813,62 m2 yüz ölçümlü kısmın bahçe vasfı ile ... ada (yeni 402 ada) 4 parsel numaralı taşınmaza eklenmek suretiyle dosya arasında mevcut tapu kaydında yazılı pay oranları dikkate alınarak davacılar ... adına 1/6 pay, ... adına 1/6 pay, ... adına 1/6 pay, ... adına 1/6 pay, ... adına 1/6 pay, ... adına 1/6 pay olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, dere yataklarının zilyetlikle kazanılamayacağını öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro harici bırakılan yerin tescili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 inci maddeleri
-
Değerlendirme
-
Davacılar, ... Mahallesinde dere yatağı olarak tescil harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır.
-
Mahkemece kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği için aranan şartların bulunduğu gerekçesiyle kabule karar verilmişse de, Mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Bozmadan sonra yapılan keşif sonucunda düzenlenen harita ve jeodezi bilirkişi raporlarında 1990 yılı itibariyle imar ihyanın başladığı ve parsel sınırlarının oluşmadığının tespit edildiği, bu haliyle dava tarihi olan 2010 yılına kadar zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığı, jeolog bilirkişi raporuna göre de kış aylarında kar sularının etkisinde kaldığı, taşınmazın eğimi de dikkate alındığında tarımsal faaliyete elverişli yerlerden olmadığı bu haliyle taşınmazın dere yatağı vasfında olduğu ve zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
3.Hal böyle olunca, Mahkemece davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 üncü maddesi gereğince BOZULMASINA,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13 üncü maddesinin “j” bendi gereğince Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
1086 sayılı HUMK'un 440/III 2 nci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
15.01.2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Dava, tescil davasıdır. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce dava konusu yerde imar ihyanın 1990 yılında başladığı ve taşınmazın kış aylarında akarsu etkisinde olduğundan dava tarihine kadar zilyetlikle taşınmaz kazanım şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Tescil davası 09.07.2010 tarihinde açılmış olup davacının söz konusu taşınmazı zilyetliğe dayalı olarak kazanabilmesi için imar ihyayı en geç 09.07.1990 tarihinde tamamlamış olması gerekmektedir. Dosyaya sunulan jeodezi ve fotogrometri uzmanı teknik bilirkişi raporunda imar ihyanın 1990 da başladığı ve dava tarihine kadar 20 yıldan uzun bir süre devam ettiği ifade edilmiştir. Diğer mahalli bilirkişilerin ve ziraat bilirkişisi raporu dikkate alındığında jeodezi bilirkişisinin imar ihyadan kastının tarımsal faaliyet olabileceği anlaşılmaktadır. Davacının 1990 yılının başında imar ihyaya başlayıp 1990 yılının Temmuz ayına kadar imar ihyayı tamamlamış olması halinde hakkında zilyetlikle taşınmaz kazanım koşullarının gerçekleşmiş olacağı açıktır. Ayrıca teknik bilirkişilerce imar ihyadan söz edilmiş ise de imar ihyanın ne zaman tamamlandığına ilişkin dosyada bilimsel verilere uygun bir bilgi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan jeoloji mühendisinin raporunda dava konusu taşınmazın su yolunun güneyinde ve dışında olduğu, su yolunun aktif olmadığı, kışın yağışlarda bile beslenme havzasının dar olmasından dolayı dava konusu taşınmazı etkilemesinin söz konusu olmadığı bildirilmiştir. Taşınmazda belli bir düzeyde eğim olmasının da taşınmazın kazanımını engellemeyeceği tartışmadan uzaktır.
Bu itibarla taşınmazda imar ihyanın tam olarak ne zaman tamamlandığının usulünce tespit edilmesi ve bu tespite göre bir sonuca varılması için kararın bozulması gerekirken zilyetlikle taşınmaz kazanım koşullarının oluşmadığı belirtilerek davanın reddedilmesi gerektiği yönündeki bozma kararına katılamamaktayım.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:37