Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7628
2023/855
15 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, oğlu olan davalının adına taşınmaz tescil edileceğini söylemek suretiyle kendisini kandırdığını, okuma yazma bilmemesinden faydanlandığını, Almanya’da yaşadığı için Türkiye’de yapılan işlemlere vakıf olmadığını, taşınmazın bedelsiz temlik edildiğini belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, iddianın doğru olmadığını, daha önce aynı konuya ilişkin olarak açılmış davanın reddedildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaza ilişkin aynı hukuki nedene dayanılarak İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/490 Esas sayılı dosyasında açılan davanın usulden reddedildiği, eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmediği ancak ilk dava tarihi olan 19/07/2017 tarihi itibariyle davacının hileyi öğrendiği ve eldeki davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk davanın reddine ilişkin kararın 22.04.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, bu kararın istinaf yoluna başvurulmadığı için 07.05.2019 tarihinde kesinleştiğini, eldeki davanın 29.05.2019 tarihinde açıldığını, hak düşürücü sürenin geçmediğini, ilk davanın açılması ile işlemin onaylanmadığının bildirilmiş olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39/1. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davacının istinaf isteğinin HMK'nın 353/1 b 1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.
-
6098 s. TBK'nın 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
-
6098 s. TBK’nın 39. maddesinde “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
-
Sözleşmeyle bağlı olmadığı bildiriminin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde belirtilen bir yıllık süre içinde karşı tarafa ulaştırılması gerekir. Bildirimde, geçersizlik sebebi tam olarak açıklanmasa dahi, sözleşmeden dönüldüğü, sözleşmeyle bağlı kalınmayacağı, sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin iptal edildiği gibi açıklamaları mutlaka içermelidir.
Sözleşmeyle bağlı olmama bildirimi (iptal beyanı) hiçbir şekle tabi değildir. Şekle bağlı bir sözleşmede de, örtülü irade beyanıyla iptal bildirimi yapılabilir. Sözleşmeyle bağlı olmama bildiriminde (iptal ...) bir yıllık kısa süre, iradeyi sakatlayan sebeplerin öğrenilmesi veya korkunun etkisinin ortadan kalkmasıyla başlar. Bir yıllık hak düşürücü sürenin, daha uzun bir süre ile de sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağı doktrinde tartışmalıdır.
İradesi bozulan kimse, sözleşmeyi yaptıktan 5, 10 veya 30 yıl sonra yanılma veya aldatmayı öğrenmişse, öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde sözleşmeyi iptal edip edemeyeceği konusunda görüş birliği bulunmamaktadır. Bir görüşe göre, sözleşme tarihinden itibaren 10 yıl geçmesi halinde, iptal hakkının son bulacağı ileri sürülmekte, diğer görüşe göre ise, Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde kanun koyucunun daha uzun bir süreyi bilerek koymadığı, kanunun açık hükmü karşısında yorum yoluyla yeni kural konulamayacağı, böyle bir süre konulmasının kanun koyucunun amacına aykırı olacağı ve anılan maddenin açık hükmüne aykırı olacağı belirtilmektedir. (Eraslan ..., Yanılma, Aldatma, Korkutma Davaları, sayfa, 437 438)
Geçerliliği açısından herhangi bir şekle bağlanmamış olan bu beyan, karşı tarafa ulaştığı andan itibaren sözleşme ilişkisini (hangi görüş benimsenmiş olursa olsun) kesin hükümsüz hale sokar, iptal beyanı geri alınmaz.
Sözleşmeyle bağlı olmadığı bildirimi, sözleşmeyi kesin olarak geçersiz hale getiren bozucu yenilik doğurucu ”inşai” bir haktır. ( ..., Yanılma, Aldatma, Korkutma Davaları, sayfa, 436 437). Bu niteliği itibariyle de, şarta bağlı tutulamaz ve bu bildirimden dönülemez. İrade açıklaması, karşı tarafın hakimiyet alanına ulaştığı anda istenen sonucu kendiliğinden doğurmaya yeterlidir. Ayrıca bir iptal davası açmaya, dolayısıyla iptali dava yoluyla ileri sürmeye gerek yoktur." (Prof. Dr. Fikret ... Borçlar Hukuku Genel Hükümler 18.Baskı. 412 vd. Sayfalar).
Dairenin yerleşik uygulamasına göre, yanılma (hata), aldatma (hile), korkutma (ikrah) her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Sözleşmeyle bağlı olmadığı bildirimi (iptal ...), irade bozukluğunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla kullanılabilir. (1.Hukuk Dairesinin 2014/11612 Esas, 2014/ 14462 Karar, 18.09.2014 tarihli , 2013/21405 Esas, 2014/50 Karar, 13.01.2014 tarihli, 2016/11701 Esas, 22.12.2016 tarihli, 2003/52 Esas, 2003/762 Karar, 22.01.2003 tarihli v.d.)
-
Değerlendirme
-
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 22.08.2016 tarihinde dava dışı ...’i vekil tayin ettiği ve ...’in 23/08/2016 tarihinde dava konusu 1412 parsel sayılı taşınmazı davalı ...’e temlik ettiği; davacının dava dilekçesinde davalı tarafından kandırıldığını ve adına taşınmaz tescil edileceği iradesi ile hareket ettiğini ileri sürdüğü, ön inceleme duruşmasında davanın hile hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası olarak nitelendirildiği anlaşılmakta olup, HMK’nın 140/1. maddesinin 3. bendi gereğince uyuşmazlığın hile hukuki sebebi esas alınmak suretiyle çözümlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
-
Somut olayda, davacının 17.07.2017 tarihinde İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/490 Esas sayılı dosyasında aynı iddialara dayanarak davalıya karşı tapu iptal ve tescil davası açtığı, davacının verilen kesin süre içerisinde harcı tamamlamadığından bahisle 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince 26.11.2018 tarihinde davanın usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 07.05.2019 tarihinde kesinleştiği ve anılan kararın kesin hüküm teşkil etmediği gözetildiğinde, davacının sözleşmeden dönme iradesini hileyi öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde 17.07.2017 tarihinde davalıya karşı açtığı İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/490 Esas sayılı dosyasındaki dava ile bildirdiğinin, bu durumda eldeki davanın da süresinde açıldığının kabulü gerekir.
-
Hal böyle olunca; davada hak düşürücü sürenin geçmediği gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. SONUÇ: **
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 saylılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın karar veren İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
Alınan peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine,
15.02.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:00