Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6861
2023/7422
13 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/181 E., 2021/592 K.
HÜKÜM: Kabul
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Giresun ili, Güce ilçesi, ... köyü dava dışı 664 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, ancak taşınmazın olması gerekenin oldukça altında miktarda tespit ve tescil edildiğini, kadastro çalışmaları sırasında 664 parsel sayılı taşınmazı ile Gelevera deresi arasında yeni bir parsel oluşturulduğunu ve dava konusu 221 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, ancak bir kısmın kendisine ait 664 parselden ayrılarak oluşturulduğunu ileri sürerek dava konusu kısmın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
-
Mahkemenin 03.03.2016 tarihli ve 2025/125 Esas, 2016/74 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın Hazine ile bir alakasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.12.2019 tarihli ve 2016/14228 Esas, 2019/8950 Karar sayılı kararıyla; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı, yeniden keşif yapılıp rapor alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
-
Mahkemenin 25.11.2021 tarihli ve 2020/181 Esas, 2021/592 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgedeki dere yatağının yönünde herhangi bir değişiklik olmadığı, taşınmazın taksimat sonucu mirasbırakanından davacıya kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda 1 C ile gösterilen kısmı hariç olmak üzere geriye kalan 12.357,42 m2'lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma, soruşturma ve inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya, hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, bilimsel ve objektif olmadığı gibi gerçek durumu göstermediğini, davacının zilyetlik iddialarının haksız olduğunu, bozma kararında belirlenen eksik hususların tam olarak giderilemediğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kadastro sonucu dava konusu Giresun ili, Güce ilçesi, ... köyü 221 ada 1 parsel sayılı, 21.761,01 m2 yüz ölçümlü, ham toprak vasıflı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
-
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın kuzey bitişiğinde yer alan Güce Merkez kadastro çalışma alanında bulunan 664 (yeni 308 ada 66) parsel sayılı taşınmazın 1987 yılında yapılan kadastro sonucunda davacının babası ... adına tespit edildiği, şahıslar arasında görülen dava sonucu 05.03.1997 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, ... tarafından da 2008 yılında satış suretiyle davacıya devredildiği kayden sabittir. 664 (yeni 308 ada 66) parsel sayılı taşınmaza ilişkin görülen dava dosyası içerisindeki krokiler incelendiğinde, 664 parsel sayılı taşınmazın güney sınırının Gelevera Deresine dayandığı açıktır. Davacının tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep ettiği, İlit köyü kadastro çalışma alanında bulunan, 2009 yılında yapılan kadastro sonucu davalı Hazine adına tespit ve tescil edilen dava konusu 221 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise 664 (yeni 308 ada 66) parsel ile Gelevera Deresi arasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Önceki bozma kararında derenin sonradan yatak değiştirip değiştirmediğinin ve diğer hususların uzman bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğinden bahsedilmiş olup keşif sonucu jeolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava konusu yerin 1/C olarak gösterilen kısmının dere yatağı içerisinde kalan bir kumluk alan olduğu, dere yatağında bir değişiklik olmadığı tespiti yapılmış, ziraat bilirkişiler ile harita mühendisinden oluşan heyet raporunda ise yine 1/C bölümü hariç olmak üzere dere yatağında herhangi bir değişim bulunmadığı bildirilmiş ise de alınan raporların yeterli ve mevcut durumu açıklamaya elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Ayrıca davacı adına, dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamayacağı açıktır.
-
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın tespit tarihi olan 2009 yılından 15 20 25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarından en az üç adedinin Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulması, memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları getirtilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, 3 kişilik jeolog bilirkişi kurulu, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi huzuruyla yeniden keşif yapılmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın nizalı bölümünün önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, ilk olarak kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla zilyet olunduğu, taşınmazın imar ihyaya konu edilip edilmediği, edilmişse buna ilişkin çalışmaların hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkiler giderilmeye çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; dava konusu taşınmazın çevresinde bulunan taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları, varsa dayanakları ile birlikte getirtilerek komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarının çekişmeli taşınmaz yönünü ne okuduğu belirlenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmalı, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığı ve güneyde yer alan derenin yatak değiştirip değiştirmediği belirlenmeye çalışılmalı, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; teknik bilirkişiden keşfi takibe elverişli krokili rapor alınmalı; 3 kişilik ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın nizalı bölümünün toprak yapısı ve niteliğini, eğimini, zirai durumunu, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini belirten, taşınmazın imar ihyasına ne zaman başlandığını, imar ihya edilip edilmediğini, edilmişse bu işlemin tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, dava konusu taşınmaz bölümünün komşu parsellerle ne şekilde ayrıldığını, aralarında doğal veya yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; dava konusu yer ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine nizalı taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hâkiminin taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; 3 kişilik jeolog bilirkişisinden oluşan heyetten taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, evveliyatının dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, dere yatağının kuzeyden güneye yer değiştirip değiştirmediğini, dava konusu taşınmaz aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklar nitelikte ayrıntılı, gerekçeli, bilimsel verilere dayalı ve denetime elverişli rapor alınmalı; davacı adına, dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediklerini gösterir şekilde onaylı örnekleri getirtilmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesindeki 40/100 dönüm norm sınırı da göz önünde bulundurulmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, değinilen hususlar göz ardı edilmek suretiyle eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:43:22