Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2285
2023/6201
2 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/277 E., 2020/337 K.
DAVA TARİHİ: 02.10.2006
HÜKÜM: Ret
Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; tapulama sırasında taşlık ve tepe olarak tespit dışı bırakılan ve dava dilekçesinde mevkii ile sınırları yazılı taşınmaz bölümlerinin imar ihya, bağışlama ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescili istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine taşınmazın kamu malı meradan açma olduğunu ve davacı yararına edinme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 07.12.2012 tarihli 2009/50 Esas, 2012/318 Karar sayılı kararı ile; dava konu taşınmaz bölümleri üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 26.10.2011 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfiyle gösterilen 8.097,61 metre kare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline, aynı tarihli rapor ve eki haritada 1, 2, 3, 4 ve 5 olarak numaralandırılan taşınmaz bölümlerine yönelik davanın ise vazgeçme nedeniyle açılmamış sayılmasına, davalı Hazinenin taşınmazın adına tescil isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.05.2013 tarihli ve 2013/3863 Esas, 2013/5083 Karar sayılı kararıyla: ''Yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek, dava tarihine göre 20 30 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları ve memleket haritalarının getirtilmesi, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiye stereoskop ile inceleme yaptırılarak taşınmazın dava tarihine göre 20 yıl öncesindeki niteliğinin ne olduğu, tarım arazisi olarak kullanılan yer olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınması; davalı Hazine tarafından taşınmazın öncesinin mera olduğu öne sürüldüğüne göre ve çevresindeki taşınmazların 4753 sayılı Yasa uyarınca toprak tevzii komisyonu çalışmaları sonucu tapuya bağlanmış olduğu dikkate alınarak bu komisyon tarafından dava konusu taşınmaz bölümü hakkında ne gibi bir işlem yapıldığının ve dava konusu taşınmaz bölümünün bulunduğu köy içinde mera tahsisi yapılıp yapılmadığının sorulması, varsa mera tahsis kararı ve ekleri ile haritalarının getirtilmesi, komşu taşınmazların tapu kayıtlarının ve vergi kayıtları ile 183 ve 188 parsel sayılı taşınmazların tescil dosyalarının getirtilmesi, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu kadastro çalışma alanındaki mahalle ya da köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıkları ile ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, komşu taşınmazlara ait tapu kayıtlarında okunan ''mera'' ve ''terze'' sınırlarının neresi olduğu ve ''terze'' ibaresinin neyi ifade ettiğinin saptanması, varsa mera tahsis kararı ve haritaları uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, dava konusu taşınmaz bölümünü içine alan mera tahsisi var ise meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukuken değer taşımadığı, taşınmaz hakkında yapılan tahsisin dışında ise toprak tevzii komisyonunun mera niteliğini değiştirme yetkisi bulunması nedeniyle tahsis dışında bırakılan taşınmazların öncesi mera olsa bile tahsisin kesinleşmesi ile birlikte mera niteliğinin kalkacağı ve koşullarının varlığı halinde zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olacağının göz önünde bulundurulması, bu durumda koşulların varlığını belirlemek bakımından hangi tarihte, kim tarafından taşınmazın imar ihyasına başlandığı, imar ihyanın hangi tarihte bittiği, taşınmaz üzerinde ekonomik amacına uygun tarımsal zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesine çalışılması, tanık ve yerel bilirkişi sözlerinin, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde giderilmesine çalışılması gereğine ve davalı Hazinenin tescil talebinin taşınmazın tümüne yönelik olduğu gözetilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken davanın kabul edilen bölümüne yönelik talebinin reddi ile yetinilmesinin isabetsizliğine '' değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.12.2015 tarihli 2013/267 Esas, 2015/492 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda iddiaya konu taşınmaz bölümleri üzerinde zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu, öte yandan davacı lehine iktisap koşullarının oluşmadığı bir kısım taşınmaz bölümü yönünden ise davalı Hazine lehine tescil şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 15.09.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün davacı ... adına, aynı raporda 1, 2, 3, 4 ve 5 rakamlarıyla gösterilen taşınmaz bölümlerinin ise davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
- Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay ( Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.12.2019 tarihli ve 2016/14214 Esas, 2019/9171 Karar sayılı kararıyla: '' Keşif sonucu harita mühendisi bilirkişisi tarafından ibraz edilen raporda 1984 yılı hava fotoğrafında çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde herhangi bir kullanımın olmadığı belirtilmiş olmasına ve dosya arasında bulunan fotoğraflardan da çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde keşif tarihinde dahi herhangi bir kullanım olmadığının anlaşılmasına rağmen Mahkemece, ziraat bilirkişi kurulunun soyut ve kanaate dayalı raporuna itibar edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verildiği, 3402 sayılı Yasa'nın 14 üncü ve 17 nci maddeleri gereğince, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için, imar ihyasının tamamlanmasını müteakip çekişmesiz ve aralıksız en az 20 yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğin ekonomik amaca uygun şekilde sürdürülmesinin zorunlu olduğu, çekişmeli taşınmaz bölümünde imar ihyanın tamamlandığının ve davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiğinin ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulünün doğru olmadığına '' değinilerek hüküm bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı temyize konu kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında yer alan harita mühendisi bilirkişi tarafından incelenen ve dava konusu taşınmazı kapsayan 1973 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın kısmen imar ve ihyasının yapılmış olduğunun belirtildiği, alınan diğer teknik bilirkişi raporları incelendiğinde yine dava konusu taşınmazın 1973 yılında imar ve ihyasına başlanmış olduğunun tespit edildiği; her ne kadar dosya arasında yer alan ve itiraza uğrayan harita mühendisi Cihan Bildirici tarafından düzenlenen raporda 1984 yılı itibariyle taşınmazda imar ve ihyanın yapılmadığı tespit edilmiş ise de, önceki tarihli rapor içeriği gözetildiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1984 yılında ekili olmadığı ve imar ve ihyanın yapılmamış olduğu yönündeki tespitin yerinde olmadığı, öte yandan 20.07.2015 tarihli zirai bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın iddiaya konu kısımlarında imar ve ihyanın yapılmış olduğunun belirtildiği, hatta 20.11.2015 tarihli ziraat bilirkişi ek raporu incelendiğinde “ Harita mühendisi bilirkişi raporuna göre 1984 yılı ve öncesinde işlemeli tarımın yapıldığı görülmese de taşınmazın 1990 yılından önce yani 25 30 yıl boyunca işlenmiş olduğu'' şeklinde kanaat belirtildiği, karara esas alınan 1984 yılına ait hava fotoğrafının çekildiği tarihten önce taşınmaz üzerinde imar ve ihyaya başlanmış olup 1984 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu bölge ve ekilen tarımsal ürünün niteliği nedeni ile uçuş anı itibariyle taşınmazın nadasa bırakılmış olma ihtimali olduğu gibi hava fotoğrafının çekildiği ay belli olmadığından arazi üzerindeki ekinin hasat edilmiş olması halinde sürülü olmadığına dair kanaate varılmasının kuvvetle muhtemel olduğu, kaldı ki jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporun tek başına davacı aleyhine delil teşkil etmeyeceğini, zira zirai bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlere de yer verilerek taşınmaz üzerinde 1990 yılından önce 25 30 yıl boyunca işlemeli kültür tarımının yapıldığının belirtildiği, bu tespitin davacı adına lehe yorumlanması suretiyle imar ve ihyanın dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla bir süre sürdürüldüğü ve dava konusu taşınmazın kültür arazisi olarak kullanıldığının düşünülmesi gerektiği, ne var ki Mahkemece delillerin takdirinden yanılgıya düşüldüğünü ve davanın reddine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi,
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri
- Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 189,15 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı HUMK'un 440/III 1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
02.11. 2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, tescil davasıdır. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 27.12.2019 tarihli E. 2016/14214 K. 2019/9171 sayılı kararıyla 1984 yılı hava fotoğrafında dava konusu taşınmazda herhangi bir kullanım olmadığının belirtildiği, keşif tarihinde de dava konusu taşınmazın kullanılmadığının dosya arasında bulunan fotoğraflardan anlaşıldığı, buna göre davanın reddedilmesi gerekirken ziraat bilirkişi kurulunun raporu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı belirtilerek bozma kararı verilmiştir. İDM'ce bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da anılan karar onanmıştır.
Sayın Çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, hükme yeterli araştırma yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava tescil davası olup kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı 20 yıllık sürenin dava tarihinden itibaren hesaplanacağı, dava tarihi 2006 yılı olduğuna göre davacının dava konusu yerde 1986 yılından itibaren 20 yıllık zilyetliğinin bulunduğunu ispatlaması gerektiği açıktır.
Anılan Yargıtay kararında 1984 tarihli hava fotoğrafı ve dosya arasında bulunan fotoğraflardan yola çıkarak davanın reddedilmesi gerektiği değerlendirilmiş ise de hava fotoğrafının 1984 yılına ait olması ve anılan tarihten sonra imar ve ihyanın tamamlanarak ekonomik amaca uygun zilyetliğin başlaması mümkün olduğundan bu tarihli hava fotoğrafı tek başına davanın reddine dayanak gösterilemez.
Öte yandan dava konusu taşınmaza ilişkin fotoğrafların dava konusu edilen taşınmazı tümüyle temsil edip etmediği açık değildir. Ziraat bilirkişisi raporunda da harita mühendisi bilirkişi raporunun aksine dava konusu yerde dava tarihi esas alındığında 15 20 yıllık tarımsal faaliyet yapıldığı bildirilmiştir. Keşifte dinlenen mahali bilirkişiler de davacının söz konusu yerde uzunca bir zamandır zilyetinin bulunduğunu ifade etmişlerdir.
Bu veriler ışığında bir sonuca ulaşılması zor olup yukarıda belirtilen çelişkilerin giderilerek vicdani kanaatin oluşmasını sağlayacak sağlıklı bir araştırma yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu çerçevede dava konusu yere ait 1986 ve 2006 yılları arasına tekabül eden hava fotoğraflarının temin edilerek hava fotoğrafı incelemesi yaptırılması, daha önce refakate alınan ziraat bilirkişileri dışında belirlenecek 3 kişilik ziraat bilirkişisi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve 1 fen bilirkişisi refakatinde mahalinde yeniden keşif yapılması, mahali bilirkişilerin beyanlarının somut olgulara dayalı olarak etraflıca tespit edilmesi, raporlar arasında bulunan ve bulunabilecek çelişkinin giderilmesi bu çerçevede hüküm vermeye yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle anılan araştırmaların yapılmasını sağlamak amacıyla bozma kararı verilmesi gerektiği düşünülmekte olup Sayın Çoğunluğun aksi yönündeki onama kararına iştirak edilememiştir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:08:07