Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6426

Karar No

2023/2595

Karar Tarihi

16 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, dava dışı ... ...’in davalıya borçlu olduğunu, borcunu ödeyemeyince maliki olduğu 407 ada 32 parsel sayılı taşınmazda bulunan 9 no.lu bağımsız bölümün davalıya devri, davalının kredi çekmesi ve kredi bedellerinin ... ... tarafından ödenmesi, kredi çekildikten sonra taşınmazın iadesi konusunda anlaştıklarını, taşınmazın devri için ... ...’e vekaletname verildiğini, taşınmazın devrinden sonra davalının bir türlü kredi çekmediğini, taşınmazın iadesi için 85.000TL istediğini, hile ile kandırılarak bedel ödenmeden taraf muvazaası ile taşınmazının alındığını, davalının çalışmadığını, taşınmazı alım gücü olmadığını, davalının kendisini gabine düşürdüğünü, taşınmazı yolsuz olarak adına tescil ettirdiğini, şifahi anlaşma gereği temlikin yapıldığını, temlikin taraf muvazaası nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı, dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, davanın vekile yöneltilmesi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, taraflar arasında her hangi bir sözleşme bulunmadığını, gabin iddiasının da yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.09.2013 tarihli ve 2011/324E., 2013/733K. sayılı kararıyla; muvazaa iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

  2. Dairenin 02.03.2015 tarihli ve 2014/3495Esas, 2015/3078Karar sayılı kararıyla: “...Mahkemece hile hukuksal nedeni yönünden bir inceleme ve araştırma yapılmamış, uyuşmazlık inançlı işlem olarak kabul edilmek suretiyle sonuca gidilmiştir. Hâl böyle olunca; öncelikle davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının belirlenmesi, anılan sürede açılmış ise yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda hile bakımından araştırma ve inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesi 14.10.2015 tarihli 2015/234Esas, 2015/478Karar sayılı kararıyla, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, taşınmazın davalıya kredi çekilmesi için devredildiğini, temlikin muvazaalı olduğunu, hak düşürücü sürenin öğrenme tarihinden itibaren başlaması gerektiğini, öğrenme tarihinin araştırılmadığını, davanın süresinde açıldığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36 ncı maddesinin 1 ... fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.

TBK’nın 39 uncu maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin hileye maruz kalan kimsenin bunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, mağdurun öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınacağı belirgin olup; diğer tarafın öğrenmenin (ıttılaın) bu tarih değil de daha önce olduğunu iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispat zorunluluğunda olduğunda da kuşku bulunmamaktadır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1983 tarihli ve 1980/1 1846 397 sayılı kararında da aynı hususa işaret edilmiştir.

  1. Değerlendirme

1 Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 407 ada 32 parsel sayılı taşınmazda bulunan 9 no.lu bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı ilen ... 3. Noterliğince düzenlenen 16.04.2009 tarih 3003 yevmiye numaralı vekaletname ile vekil ... ... tarafından 12.000TL bedelle davalı ...’e devredildiği anlaşılmaktadır.

2.Davacı hileye düşürüldüğünü davayı açmadan yaklaşık bir ay önce davalı ...'in geri vermeyeceğini söylemesi üzerine fark ettiğini belirtmiştir. Ancak, Mahkemece öğrenme tarihi konusunda taraf delillerinin toplanmasına imkan vermeden sonuca gidilmiştir.

3.Hal böyle olunca, davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenmesi bakımından yanların gösterdiği ve gösterecekleri delillerin toplanıp değerlendirilmesi, davanın süresinde açıldığının anlaşılması halinde işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, salt temlik tarihi ile dava tarihi karşılaştırılmak suretiyle hak düşürücü sürenin gerçekleştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulüyle, hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının talep hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapkarartemyizyargılamavı.kararımahkemesiderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:04:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim