Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6361
2023/2594
16 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen asıl ve birleştirilen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakan ...’nın 2425 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 10 no.lu bağımsız bölümün çıplak mülkiyetini 18.03.2009 tarihinde satış suretiyle torunu olan davalı ... ’a devrettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan ... mirasçılarının miras payları oranında adlarına tescil ile karar verilmesini, ayrıca asıl davada, davalının 6100 sayılı HMK madde 329/1 2’ye göre vekalet ücretini ödemeye ve 5.000,00 TL disiplin cezasına mahkum edilmesini istemişler, asıl davada 17.09.2015 tarihli dilekçe ile taleplerini miras payı oranında iptal tescil şeklinde daraltmışlar, davacı ...’in yargılama sırasında ölümü ile mirasçılarının davaya dahili sağlanmıştır
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalı, mirasbırakana sahip çıktığını ve destek olduğunu, mirasbırakan tarafından Kadıköy 4. Noterliğince 16.2.2009 tarihli 133305 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakım akdi düzenlendiğini, bakım borcunu yerine getirdiğini, taşınmazın minnet duygusuyla temlik edildiğini, mirastan mal kaçırma iddialarının doğru olmadığını, başka malları olduğunu, dedesinin durumunun iyi olduğunu, inşaat mühendisi olup taşınmaza ihtiyacı olmadığını belirterek, asıl ve birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2013/429 E., 2015/618 K. sayılı kararıyla; temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
-
Dairenin 07.02.2019 tarihli ve 2016/3990Esas, 2019/703Karar sayılı kararıyla: “... elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı ortaklar bulunmaktadır. Hal böyle olunca, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekir. Öte yandan davalar birleştirilse bile müstakil dava olma özelliklerini koruduğundan her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Mahkemece, bu hususa riayet edilmediği gibi, asıl davada talep daraltıldığı, paya hasredildiği halde ...nın 26. maddesi hükmü gözardı edilerek asıl dava bakımından da terekeye iade kararı verilmiştir. Bir başka husus da muris muvazaasına dayalı davalarda dava değeri, taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların payına isabet eden değer olduğu halde, Mahkemece bu husus da gözardı edilmiştir. Hal böyle olunca; asıl ve birleştirilen davalar bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması, asıl davada davacıların taleplerini daraltarak pay oranında talepte bulunduklarının gözetilmesi, birleştirilen davada davacı ...’e terekeye mümessil tayin ettirmesi için süre verilmesi, dava açıldığı takdirde sonucu beklenerek mümessil tayin edilirse davaya tereke mümessili huzuruyla devam edilmesi ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, değinilen hususlar gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 28.12.2021 tarihli 2019/245Esas, 2021/616Karar sayılı kararıyla, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl davada tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne tapu kaydının davacıların miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, HMK’nın 329/1 2. maddesine ilişkin taleplerin reddine ve birleştirilen davanın kabulüne, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile mirasbırakan Farma Erda mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, taleple bağlılık ilkesine aykırı davranıldığını, dava dilekçesinde tüm mirasçılar adına tescil talep edildiğini, taşınmazın tamamının üzerinden harç yatırdıklarından tamamının dava konusu edildiğini, miras payı oranında yargılama gideri ve vekalet ücreti alınması gerektiğini, zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, usuli eksikliğin tamalanmadığını, satışın iptaline karar verilebileceği ancak tescil hükmü kurulamayacağını, ancak Tapu Müdürlüğüne veraset ilamı ile gidilerek mirasçılar adına payları oranında tescil yapılabileceğini, dava değerinde zemin değerinin esas alınması gerektiğini, yapıların dahil edilmesinin doğru olmadığını, harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin bu nedenle yüksek olduğunu, birleştirilen dava ile mükerrer vekalet ücretine hükmedildiğini, reddedilen kısım yönünden vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, iddianın ispat edilemediğini, temlikin muvazaalı olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de ... Medeni Kanunu'nun 706., ... Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
2.6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
- Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, özellikle davalar birleştirilse dahi, her dava ayrı bir dava olma özelliğini muhafaza ettiğinden, asıl ve birleştirilen davalar yönünden ayrı ayrı harç ve yargılama giderleri ile bu giderlerden sayılan vekalet ücretine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararına uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3.Ancak, asıl ve birleştirilen davada ayrı ayrı kurulan hükümlerin mükerrer tescile neden olacağı, birleştirilen davada terekeye iade isteği kabul edildiğinden, asıl davadaki davacıların miras paylarını da alacağı gözetilerek asıl dava yönünden hüküm kurulurken, infazda tekerrüre sebep olayacak şekilde iptal tescile karar verilmesi ve birleştirilen dava yönünden mirasbırakanın veraset ilamına atıf yapılmak suretiyle hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
4.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
-
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
-
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin temyizi üzerine ve resen yapılan inceleme sonucu, kararın hüküm fıkrasının (A 1) bendinde yer alan tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne ifadesinden sonra gelmek üzere “infazda tekerrüre esas olmamak üzere” ibaresinin, hüküm fıkrasının (B 1) bendinde yer alan muris ...’nın ifadesinden sonra gelmek üzere “ ... 35. Noterliğinin 12.12.2013 tarihli 10298 yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki” ibaresinin eklenmesi suretiyle 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran tarafa iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
16.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verild
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:04:56