Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2012/4572

Karar Tarihi

16 Nisan 2012

MAHKEMESİ: KARATAŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/06/2011

NUMARASI: 2010/166 2011/160

Davacılar, miras bırakanları S.B.’un, mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak bahçeli kargir ev vasıflı, 508 ada, 8 parsel sayılı taşınmazını, tapuda satış göstermek suretiyle ikinci eşi olan davalıya temlik ettiğini, gerçekte bağış yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının miras payı oranında iptal ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, temlikin muvazaalı olmadığını, rayiç değeri üzerinden bedelini ödeyerek iktisap ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; miras bırakan S.B.un avlulu kargir ev vasıflı, 508 ada, 8 parsel sayılı taşınmazdaki 79/96 payını, 01/10/2009 tarihinde ikinci eşi olan davalı Remziye'ye, tapuda satış göstermek suretiyle temlik ettiği, 1937 doğumlu olan murisin 17/02/2010 tarihinde öldüğü, davacıların murisin ilk evliliğinden olma çocukları, davalının ise ikinci eşi olduğu anlaşılmaktadır.

Davacılar, miras bırakan tarafından yapılan davaya konu temlikin ilk evliliğinden olma çocuklarından mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 0l 04 1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olaya yukarıdaki ilkeler ışığında bakıldığında; murisin 1937 doğumlu, ikinci eşi olan davalının ise 01/01/1978 doğumlu olup aralarında 41 yıl yaş farkı olduğu, her ne kadar resmi nikah 2008 yılında yapılmış ise de 2002 yılından beri birlikte yaşadıkları,bu birliktelikten 2002 ve 2010 doğumlu müşterek iki çocuklarının olduğu, 73 yaşında ölen murisin hasta ve bakıma muhtaç olup ölümüne kadar bakımı ile davalının tek başına ilgilendiği, ihtiyaçlarının karşılandığı, davalının kendisine bakması nedeniyle ve minnet duygularıyla temliki işlemi gerçekleştirdiği, miras bırakanın davacılar ile bir probleminin olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar taşınmazın akitteki bedeli ile temlik tarihindeki gerçek değeri arasında fark bulunsa da, anılan bu hususun tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağı, davalının sağladığı bakım ve desteğin yarattığı minnet duygusu dikkate alındığında satışın gerçek değer üzerinden yapılmamasının mal kaçırma amacıyla hareket edildiği anlamını doğurmayacağı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Ancak semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (HGK.'nun 29.4.2009 gün 2009/1 130 S.K.) Esasen, yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, miras bırakanın irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Kabule göre de; miras bırakanın dava dışı mirasçılarının bulunduğu, ve davacıların miras payları oranında iptal tescil istedikleri gözetilerek davacıların miras payı oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı HMK'nun 26. maddesindeki (1086 sayılı HUMK'nun 74. maddesi) düzenlemeye rağmen, istek dışına çıkılarak, dava dışı mirasçıları da kapsar şekilde iptal tescile ilişkin hüküm kurulması da isabetsizdir.

Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 28.01.2026 09:49:21

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim