Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/8080
2023/63
10 Ocak 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Kasten öldürme
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2021 tarihli ve 2021/440 Esas, 2021/655 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun), 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
-
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2022/666 Esas, 2022/705 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının;
"Sanığın hükümde tekerrüre esas alınan mahkumiyet ilamında mükerrir olup, 2. kez mükerrir olduğuna dair tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiği halde 1. kez tekerrür hükümlerinin uygulanması aleyhe istinaf başvurusu olmadığından davanın yeniden görülme nedeni sayılmamıştır."
Eleştirisiyle, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemleri;
-
Hüküm kurulurken uygulanan haksız tahrik indiriminin oranının derecesine,
-
Sanık hakkında olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
- Olay tarihinden önce sanık ile maktul arasında alacak verecek meselesinden kaynaklı husumet bulunduğu, olay tarihinde sanığın yanında bulunan Bahaddin, Uğur ve Şaban ile birlikte bir cafede alkol aldığı, daha sonra ....,'a ait araç ile cafeden ayrıldıkları, sanığın kullanımındaki araç ile ışıklarda bekledikleri sırada maktule ait araç ile karşılaştıkları, araçtan inen sanık ile maktul arasında alacak verecek meselesinden dolayı tartışma olduğu, maktulün, sanığa borcunun
olmadığını söyleyerek "Ananı avradını sinkaf ederim, benim borcum yok!" şeklinde hakaretler ettiği, yanlarında bulunan tanıkların araya girmesiyle ayrıldıkları, daha sonra maktulün arabasına binerek yoluna devam ettiği, sanığın ise maktulün bulunduğu aracı takip etmeye başladığı, bir süre takip ettikten sonra sanığın üzerinde taşıdığı tabanca ile aracının camından maktulün hareket hâlindeki aracına doğru 3 el ateş ettiği, maktulün aracının yolda bulunan diğer bir araca çarparak durduğu, sanık ile yanında bulunan Bahaddin tarafından, maktulün başının yan tarafa düştüğünün görülmesi üzerine panikleyerek olay yerinden kaçtıkları, maktulün, ateşli silah yaralanmasına bağlı kafa kubbe ve kaide kemik kırıkları ile müterafik beyin doku harabiyeti, iç ve dış kanama sonucu vefat ettiği anlaşılmıştır.
Sanık ile maktulün, alacak verecek meselesi yüzünden tartışmaları sonrasında maktulün sanığa hakaret ettiğinin tanıklar Bahaddin ve Uğur'un beyanlarıyla desteklendiği, sanığın, bunun üzerine maktulün bulunduğu aracı takip ederek ruhsatsız tabanca ile ateş etmesi ile maktulün hayatını kaybetmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin tatbikiyle ve sanığın cezasında asgarî oranda haksız tahrik indirimi yapıldığı belirlenmiştir.
-
Sanığın, suçlamayı kabul ettiği belirlenmiştir.
-
Tanıklar B.Y., U.Ç. beyanları dava dosyasında mevcuttur.
-
Olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisi dava dosyasında mevcut olup olay yerinde 3 adet boş kovan ele geçirildiği tespit edilmiştir.
-
Sanığın yakalanması sırasında yapılan usûlüne uygun üst araması neticesinde FABRIQUE NATIONALE HERSTAL ibareleri taşıyan, suçta kullanılan yarı otomatik tabancanın sanığın rızası
ile muhafaza altına alındığı belirlenmiştir.
-
... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim olunan 25.03.2021 tarihli raporda; "İnceleme konusu yarı otomatik tabancanın, 6136 sayılı Kanun hükümleri kapsamında taşınması ve bulundurulması yasak niteliği haiz ateşli silahlardan olduğu ve olay yerinden elde edilen 3 adet boş kovanın, bu tabancadan atıldıkları" belirtilmiştir.
-
09.02.2021 tarihli görüntü izleme tutanağı dava dosyasında bulunmaktadır.
-
Sanık ...'e ait güncel adlî sicil kaydı ve tekerrüre esas alınan ilâmın bir sureti dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Haksız tahrik yönünden,
Sanık ile maktul arasında alacak verecek meselesinden dolayı tartışma olduğu, maktulün sanığa borcunun olmadığını söyleyerek "Ananı avradını sinkaf ederim, benim borcum yok!" şeklinde küfürler ettiğinin, tanık beyanları ile doğrulandığı, sanığın, yargılama konusu eylemini maktulden yönelen ve haksız tahrik teşkil eden eylemin neden olduğu hiddet ya da şiddetli eylemin etkisi altında gerçekleştirdiği, haksız tahrikin türü ve derecesi karşısında sanık lehine asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Suç vasfı yönünden,
- 5237 sayılı Kanun'un "Kast" başlıklı 21 inci maddesi;
"(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir."
Şeklinde düzenlenmekle, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır.
-
Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilinerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Failin, gerçekleştireceği hareketin kanunî tipe vücut vereceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır.
-
Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.
-
Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama, büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve "olursa olsun" düşüncesi ile göze almakta, neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kasta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir.
-
5237 sayılı Kanun'un hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde "kanunda tanımlanmış haksızlık" olarak ifade edilen suç, kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında taksir;
"... dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir."
Şeklinde tanımlanmıştır.
-
Taksirli suçlarda, gerek icrai, gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
-
Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. Türk ceza hukuk sisteminde kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
-
5237 sayılı Kanun'da taksir; "basit" ve "bilinçli" taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22 nci maddenin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir;
"Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi ..."
Şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür.
-
Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırdedici ölçüt, taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.
-
Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
-
5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi ..." şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; "Kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır." biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği "kabullenme" ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "Olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir." şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur.
-
Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast,
öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır.
- Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın ateş ettiği sırada aralarındaki mesafe itibariyle maktulü görmesi, maktulün isabet alacağının mutlak ve kaçınılmaz olması, buna rağmen bilerek ve isteyerek ateş etmiş olması nedeniyle eylemini doğrudan kastla gerçekleştirdiği, eylemin bu nedenlerle 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığının kabul edildiği anlaşılmakla, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayanan suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2022/666 Esas, 2022/705 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan netice ceza miktarı ile sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:46:37