Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

1. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/9463

Karar No

2023/5463

Karar Tarihi

28 Eylül 2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2019/512 E., 2020/201 K.

SUÇ: Kasten öldürme

HÜKÜM: Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Katılan vekilinin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 318 ... maddesi gereği reddine karar verilmiştir.

Temyiz incelemesi, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 ... maddesi uyarınca sanık müdafiinin süresindeki istemi nedeniyle duruşmalı olarak yapılmakla, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.01.2016 tarihli ve 2014/171 Esas, 2016/1 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

  2. Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının, katılanlar vekili, suçtan zarar gören Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/1837 Esas, 2019/4635 Karar sayılı kararı ile, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının duruşmalardan haberdar edilerek kovuşturma aşamasına katılabilmesinin sağlanması yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

  3. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2020 tarihli ve 2019/512 Esas, 2020/201 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

  4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.09.2022 tarihli ve 2021/62856 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri, eksik incelemeye, takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine, az vekalet ücretine hükmedildiğine,

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri, takdiri indirim maddesinin uygulanmaması, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, sübuta, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Sanık ile maktulün 2013 yılında tanışarak sevgili oldukları, sonrasında nişanlandıkları, maktulün yüksek lisans eğitimi almak için Nazilli ilçesinde yurtta kalması sebebiyle olay tarihinden dört gün kadar önce sanığın maktul ile görüşebilmek için Nazilli ilçesine geldiği ve birlikte otelde kalmaya başladıkları, olay günü sanık ile maktulün restoranda yemek yedikleri sırada aralarında tartışma yaşandığı ve kalmakta oldukları otel odasında da devam eden bir tartışmanın olduğu, gece saat 00.10 sıralarında maktulün tespit edilemeyen bir nedenle kalmakta olduğu otelin balkonundan düşmesi sonucu hayatını kaybettiği olayda, sanığın çelişkili beyanları ve tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın nişanlısı olan maktule karşı olay gecesi cebir uyguladığı ve otelden gitmesini istediği, maktulün de otelden ayrılmak için üzerine montunu ve botunu giydiği sırada sanığın sorgusunda açıkça belirttiği üzere maktulün gitmesine izin vermeyerek balkondan aşağıya atmak suretiyle maktul ...'yi öldürdüğü vicdani kanaatine varılarak sanık hakkında kasten öldürme suçundan hüküm kurulduğu belirlenmiştir.

  2. Otopsi raporu, bilirkişi raporları, olay yeri inceleme tutanağı, basit krokisi, uzmanlık raporu, görüntü izleme tutanağı, sanık savunmaları, katılanlar ve tanıkların beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

IV. GEREKÇE

A. Katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilinin, eksik incelemeye, takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine, sanık müdafiinin, sübuta ve beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelen temyiz sebepleri ve Tebliğname yönünden;

İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekilinin, vekalet ücretine yönelen temyiz sebepleri yönünden;

Kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca katılanlar lehine, hüküm tarihinde geçerli olan 6.180,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eksik vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünün (B) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2020 tarihli ve 2019/512 Esas, 2020/201 Karar sayılı kararının, 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 ... maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 321 ... maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının (12) numaralı bendindeki "3.600 TL" ibaresinin "6.180,00 TL" ve hüküm fıkrasının (13) numaralı bendinin ise "Karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca 6.810,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak kendisini vekille temsil ettiren katılan Kuruma ödenmesine" şeklinde değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.09.2023 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Sanık ...’nün ölen ...’yu kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin bir delil bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nin 223/2 e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken, Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçeyle katılmamaktayız.

Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.12.2014 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nin 84 üncü maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle aynı Kanun’un 81 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın savunmalarında kendi beyanlarıyla ve tarafsız tanık anlatımlarıyla çelişmesi, olay günü balkon kapısı üzerinde bulunan perdenin aşağıya düşmesi ve kornişin sarkması hususunda tatminkâr bir açıklamada bulunamaması, sanığın savunmasında belirttiği ...'nin "ben sana layık değilim" ve daha sonrasında "elveda" dediğinin kabul edilmesi halinde kendisine bu sözleri söylenen bir kişinin aklına karşısındaki kişinin intihar edebileceği düşünmesi ve balkonda çıkıp ilk olarak aşağıya bakması gerekirken tanık ...’nin duruşmadaki ifadesinde belirttiği üzere sanığın balkona ilk çıktığında dik vaziyette aşağıya bakmadan durması, sanık maktul düştükten sonra ...'yi bulmak için balkona çıkıp önce balkonun sol kısmında bulunan tarafa sonra aşağıya baktığını beyan etmiş ise de maktul yere düşmeden hemen önce OTEL yazısının ''L'' harfine çarparak aracın üzerine düştüğünde ...'nin beyanına göre aracın alarmının çalması ve bu sesleri karşı apartmanın balkonunda duran tanıkların dahi duymuş olması, sanığın da evleviyetle duymuş olması ve doğrudan aşağı bakmasının gerekmesi, sanık ile maktulün daha önceden cinsel birliktelik yaşadığı hususu sabit olmasına rağmen ve sanığın eğitim ve sosyal durumu nazara alındığından birlikte olduğu bir bayanın daha önce başka biri ile cinsel birliktelik yaşadığını bilebilecek durumda olduğu dolayısıyla sanığın savunmasında belirttiği ilk kez kendisi ile birlikte olmadığı gerekçesi ile ... ile aralarında tartışma yaşandığının belirtmesinin hayatın olağan akışına uymaması, sanık ile maktulün kalmış oldukları odanın yanında kalan tanık İsa’nın beyanına göre, sanık ile maktul arasında ciddi bir tartışma yaşanması, sanığın maktule tehdit ve hakaret içeren sözler söylemesi hatta olayın sıcağı sıcağına kollukta alınan bu tanığın beyanına göre sanığın maktulün kafasını duvara vurması, maktulün düştüğü sırada sanığın balkonda bulunması hususları nazara alındığında, sanığın nişanlısı olan maktule karşı olay gecesi cebir uyguladığı ve tanık İsa'nın beyanına göre otelden gitmesini istediği, maktulün de otelden ayrılmak için üzerine montunu ve botunu giydiği sırada sanığın sorgusunda açıkça belirttiği üzere maktulün gitmesine izin vermeyerek balkondan aşağıya atmak suretiyle ...'yi öldürdüğü kanaatine varılarak mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Dosya kapsamına göre; sanık ile ölenin evlenme niyetiyle birlikteliklerinin olduğu, aralarında husumet bulunmadığı, olayın meydana geldiği otelde birkaç gündür birlikte kaldıkları, olaydan önce alkollü içki içip tartıştıklarının ve otel odasının dağıldığının sabit olduğu ancak ölüm olayının hemen öncesinde yaşananların ve maktulün balkondan düşme anının nasıl cereyan ettiğinin kesin delillerle belirlenemediği, sadece sanığın savunmalarındaki çelişkilerin veya savunmanın hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının mahkûmiyete yeter bir delil olarak kabul edilemeyeceği, olayı gördüğü belirlenen tanıkların aslında olayın sonrasını gördükleri anlaşılmaktadır. Sanığın olay tarihinde öleni balkondan atma ihtimali olduğu kadar, psikolojik tedavi gören ve sanıkla tartışan ölenin de sinirlenerek intihar etme ihtimali bulunmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" Esas şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabilecektir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Yukarıda delilleri özetlenen olayda ...’nin nasıl öldüğü noktasında kesin bir kanaate varılamamakta olup öleni, sanık ...’ın öldürdüğüne ilişkin mahkûmiyetine yeter, kesin bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle kurulan mahkûmiyet hükmünün BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.

19.09.2023 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı ... ...'un huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ...'ın yokluğunda 28.09.2023 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karardüzeltilerektemyizhukukîtevdiinev.süreçbozulmasıolgularonanmasınagerekçeöldürmesebepleribozulmasınakasten

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:28:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim