Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
1. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/143
2023/3929
6 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kasten öldürme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.2022 tarihli ve 2020/1 436 Esas 2022/346 Karar sayılı kararı ile oylamanın usulüne uygun yapılmadığı belirlenmekle, uyuşmazlık konusuna geçilmeden eksik araştırmaya yönelik oylama yapılarak üye ...' in karşı oyu ile oy çokluğu ile eksik araştırmanın bulunmadığına karar verilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/71 Esas, 2015/172 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin Temyiz İstemi, takdirî indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, cezanın eksik belirlendiğine,
Sanık Müdafilerinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede bildirdiği temyiz istemleri, eksik araştırmaya, haksız tahrik ve meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
- Çorum ili Büget köyündeki bitişik tarlaları olan maktul ... ile sanık ... arasında ortak su kaynağının kullanılması sebebiyle uyuşmazlığın bulunduğu, suç tarihinde kendisine ait tarlada iş makinesi operatörü tanık ... ile birlikte çalışmakta olan maktulün bulunduğu yere saat 18.00 sıralarında giden sanık ile maktul arasında sondaj kuyusunun kazılacağı yer hususunda tartışma çıktığı sırada sanığın ruhsatsız tabancası ile maktule 2 kez yakın mesafeden ateş ederek maktulü yaraladığı, tedavi amacıyla Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen maktulün aynı gün saat 19.45 sıralarında vefat ettiği anlaşılmakla, sanığın kasten öldürme suçunu işlediği ve buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
Tanık ...'in soruşturma aşamasındaki beyanlarında olay sırasında küfür ve hakaret sözleri söylendiğini duymadığını beyan ettiği, olay sırasında maktulün elinde silah olduğuna dair her türlü şüpheden uzak somut kesin ve inandırıcı delillerin bulunmadığı anlaşılmakla sanık lehine haksız tahrik hükümleri uygulanmadığı tespit edilmiştir.
- Sanığın aşamalardaki savunmaları, tanık beyanları, olay yeri tespit tutanağı, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince tanzim olunan 17.02.2015 tarihli otopsi tutanağı, kollukça tutulan tutanaklar ve sanığın adli sicil kaydı dava dosyasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
Mahkemenin gerekçesine göre, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede bozma öneren görüş benimsenmemiştir.
- Katılanlar vekilinin, takdirî indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, ceza miktarının az takdir edildiğine, sanık müdafilerinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede bildirdiği, eksik araştırmaya, haksız tahrik ve meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede,
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik araştırmanın bulunmadığı, bu bağlamda özellikle olayın başlıca görgü tanığı olan tanık ...'un 10.10.2014 tarihli kolluk beyanında tartışan taraflardan birinin diğerine tehdit veya hakaret içerikli bir söz söylediğini duymadığını, yine maktulün elinde veya üzerinde tabanca görmediğini belirtmesi, olay yerine ilişkin tespitlerde maktule ait bir tabancaya ya da bununla yapılmış atıştan husule gelen kovana rastlanmaması, maktulün ellerinin içinde veya üstünde atış artığı bulunmadığının belirlenmesi, sanığın iddia ettiği boynundaki sıyrığın maktulün yaptığı atıştan ileri geldiğine dair tespit yapılamaması karşısında maktulden sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı, maktul tarafından sanığa yönelmiş, gerçekleşen ve gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetme zorunluluğu altında bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 61 ... maddesinde belirtilen kriterler gözetilerek temel cezanın tayininin isabetli olduğu, takdirî indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiğinden anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Sanık kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen 5237 sayılı Kanun' un 53 üncü maddesinde Anayasa Mahkemesince iptal edilen bazı ibarelerin dikkate alınmadan uygulama yapılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/71 Esas, 2015/172 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediği ancak sanıklar müdafinin temyiz isteği hak yoksunlukları yönünden yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın; “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının tatbikine” ibaresi ile değiştirilmek suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Hükmolunan netice ceza miktarı ile sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, üye ...'in eksik inceleme yapıldığına ve sonucundaki oylamaya göre esasa ilişkin görüş bildirme zorunluluğuna göre haksız tahrikin varlığına ilişen karşı oyu ile oy çokluğu ile 06.06.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı oy)
KARŞI OY
Sanığın maktulü kasten silahla ateş ederek öldürdüğü anlaşılan dosyada yerel mahkemece Türk Ceza Kanunu'nun 81 ve 62 nci maddeleri gereği verilen cezanın dairemiz çoğunluğunca onanmasına dair görüşüne dosyada eksik araştırma yapıldığı ve dosya kapsamına göre Türk Ceza Kanunu'nun 25, 27 ve 29 uncu maddelerinin tartışılmaması nedeniyle bozulması gerektiğinden bahisle muhalifim.
Şöyle ki; taraflar tarla komşusu olup ortak su kaynağını kullanmakta ve sondaj kuyusunun yerinin belirlenmesi ile ilgili anlaşmazlık içindelerdir. Maktul olay günü kepçe operatörü ...'i getirerek bir yerde su kuyusu kazmak istemektedir. Sanık da oraya gelerek daha önce kendilerinin aynı şekilde kazı yapmasına engel olduğu için sen bize niye engel oldun şimdi sen aynı yeri kazıyorsun diye tartışmaya girmiştir. Tartışma devam ederken sanık ruhsatsız tabancası ile maktule iki kez ateş etmiş baş ve batın bölgesinden vurarak ölümüne neden olmuştur.
Olayın bu oluş şekli doğru ise yerel mahkemenin Türk Ceza Kanunu'nun 81 ... ve 62 nci maddelerinden verdiği ceza bizce de doğrudur.
Dosyada olay yerinde olduğu söylenen kepçe operatörü ... ve yine Arapali isimli tanık beyanları dosyada önemli olup dikkatle incelenmelidir.
Öncelikle olay saatini net belirlemek gerekir ise 09.10.2014 tarihli saat: 19.00'da olay yerine ilk gelen jandarma görevlileri ..., ... Etleç ve ... Öztürk'ün tuttukları tutanaktan olay saati 17.30 olarak belirlenmiş, kendilerinin de 17.40'da (10 dakika içinde ) olay mahallinde olduklarını orada jandarma dışında maktulün birkaç yakını, kepçeci tanık Cevat Tok ve 112 ekibinin olduğunu ve maktulün ambulansla hastaneye götürüldüğünü, tutanak altına almışlardır. Olayın oluşuna ait resmi evraka yansıyan ilk ifadeyi tanık ... burada kolluğa vermiştir. " ..., olayın her iki tarafında da tabanca olduğunu kolluğa söylemiş ve bu tutanağa bağlanmıştır." Tutanağın bitirildiği saat olaydan 1.5 saat (90 dakika ) sonradır. Olay mahallinde sanığın yakınları veya tanık Arapali bulunmamaktadır. Yani tanık Arapali, Tanık ...'in jandarmalara maktul ile sanığın her ikisinde de tabanca olduğunu söylediğini bilmeden kendisi de tanık sıfatı ile jandarmaya olaydan bir gün sonra verdiği ilk ifadesinde kendisinin yanına gelen kepçeci ...'in kendisine hitaben "Abi sen burada ne yapıyorsun adamlar birbirlerini vurdular" dediğini söylemiştir.
Yani tanık ... iki farklı zamanda ama olaydan hemen sonra ilk gördüğü kepçeci Arapali'ye ve olaydan 10 dakika sonra gelen jandarma görevlilerine ayrı ayrı tarafların ikisinde de silah olduğunu söylemiştir. (Aynı beyanı iki kez farklı kişilere söylemiştir.)
Olayın sıcağı sıcağına verilen iki farklı ifadeden tanık ... kendi hazırlıktaki ifadesinden vazgeçmemiş üstüne savcılık beyanında olay mahalline tanık ... ile geldiğinde olay mahallinde maktule yakın yerde bir tabanca da gördüğünü söylemiştir.
Soruşturma aşamasında;
1 Olay yerine ilk gelen jandarma görevlileri ..., ... , ... tanık olarak dinlenip ...'in her iki tarafta silah vardı beyanları detaylı irdelenmelidir.
2 Tanık Arap ... C.Savcılığındaki beyanında ... gittiğinde yerdeki maktulün yanında tabanca olduğunu söylemiş ancak bu ...'e sorulmamıştır. (Maktulün yanına ilk gelenler onun yakınları olup bu tabancayı alıp almadıkları, kovan toplayıp toplamadıkları sorulmamıştır.)
3 Olaydan bir gün sonra teslim olan sanık önce maktulün kendisine sıktığını söylemiş ve boynumdan yaralandım demiştir. Dosyada mevcut raporda sanığın boyunundaki 1 cm'lik çiziğin ateşli silah yarasından olup olmadığına dair detaylı inceleme için Üniversite hastanesinden rapor istenmiş en çok acil serviste pratisyen hekimden alınan ve ne şekilde oluştuğu anlaşılmamıştır şeklindeki cevapla yetinilmiştir. Boğazdaki yaranın ateşli silah yarası olup olmadığı anlaşılmamıştır.
4 Tanık ... mahkemedeki beyanında taraflardan önce maktulün silahından ateş çıktığını gördüğünü söylemiştir. (Ancak ilk beyanında maktulde tabanca olmadığını söylemiştir.) yani tanık ...'in tüm beyanları karşılaştırılmamış, diğer tutanak tanıkları ile tanık Arapali ile tanık ... yüzleştirilmemiştir.
Sanık ... maktulün kendisine bir el sıktığını söylemiş ancak maktulün el svaplarında atış artığı çıkmamış olup, 112 ekibi tarafından acil müdahele sırasında damaryolu açılırken ellerinden açılması halinde ellerinin silinme ihtimali de mümkün olup tıbbi belgelerin tamamı getirtilip bir bilirkişiye verilerek maktulün el svabı alınmadan ellerinin herhangi bir nedenle temizlenip temizlenmediği de araştırılmalıdır.
Ceza yargılamasında yargı merciileri dosyadaki tüm delilleri eksiksiz toplayıp karar vermek zorundadır. Ayrıntılı şekilde belirttiğim öncelikle bu eksiklikler giderilmeden yerel mahkemenin kararının onanmasına katılmıyorum. Ancak müzakere sırasında bu yönden yapılan oylamada sayın çoğunluk tarafından eksik soruşturma bulunmadığına karar verilmiş olmakla dosyadaki mevcut duruma göre sanık lehine haksız tahrik koşullarının oluştuğu düşüncesindeyim.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:55:08