Trabzon BAM 4. HD 2022/1387 E. 2023/688 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/1387
2023/688
6 Nisan 2023
T.C.
TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1387
KARAR NO : 2023/688
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/03/2022
NUMARASI : 2020/314 - 2022/329 E.K.
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 06/04/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/04/2023
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket yetkilisinin, 06.03.2020 tarihinde şirket hesabının bulunduğu Vakıfbanktan 85.000TL para çekim işlemi ile ilgili bir mesaj aldığını bunun üzerine 09.03.2020 tarihinde hesabın bulunduğu Trabzon Şubesine gittiğinde eşinin kuzeninin işlemi gerçekleştirdiğini öğrendiğini, bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle kusurlu olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını belirterek 85.000,00 Tl'nin faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini dava ve talep ettikleri görülmüştür.
CEVAP :
Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı işlemi yaptığı iddia edilen kişinin yabancı uyruklu olduğunu, kimlik aslı ile işlem yapmak istediğini, banka sisteminde yüklü yetki belgesi ve imza sirküsünün kontrol edildiğini, kimlikteki fotoğraf ile para çeken kişinin de birbirine benzediğini, para çekme işlemi sırasında yapılabilecek başkaca bir güvenlik kontrolünün söz konusu olmadığını, müvekkil bankaya atfedilebilecek bir kusur ve güvenlik ihlalinin söz konusu olmadığını, müvekkili banka tarafından gereken özen ve yükümlülüğün gerçekleştiğini belirterek davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; " Bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda; Davacı .....Şti.’nin davalı ...........O.’nın Trabzon Şubesi nezdindeki vadesiz hesabından, 06.03.2020 tarihinde 85.000,00 tl para çekildiğini davalı bankaca telefonuna mesaj çekilmesi sonucu anladığı ve bu işlemin bilgisi dışında yapıldığı gerekçesi ile önce bankanın müşteri hizmetlerini arayarak hesabını bloke ettirdiği, Bankanın kamera kayıtlarına bakıldığında yapılan işlemin, davacı firmanın yetkilisi olan Seyadmilad Amiramjı’nın eşinin akrabası olan ...........tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, Davacı firma yetkilisi .............iddiasına göre, işlemi gerçekleştiren ...........’nin kendisinin kimliğini çalmış olduğunu beyan edildiği, ancak kimliğinin gerçekten çalınıp çalınmadığı da tarafımızca bilinemeyeceği uzmanlık alanımız dışında adli bir konu olduğu, İşlemde kullanılan kimliğin gerçerlilik tarihinin bitmiş olduğu, aslında bu durumun bile ikinci bir kimlik talebi için yeterli bir sebep olduğu, gerçerlilik süresi bitmemiş olsa dahi özellikle başka şube müşterisi olan ve/veya şubece tanınmayan kişiler için mutlaka ikinci bir kimlik talep edilmesinin işlem güvenliği açısından uygun olacağı, Tarafımızca incelenen husus ise, yapılan bu usulsüz işlemde davalı bankanın gişe görevlisi ve davacı firma yetkilisinin sorumluluklarının olup olmadığı ve varsa ne oranda olduğu yönünde olduğu, Öncelikle belirtmek gerekir ki kimliğin çalınması veya kaybolması sonucu kişinin hesabından para çekilmesi hususunda kişiye tek başına bir kusur adfedilemeyeği, güven müessesesi olan bankaların bu durumlar için de kontrol ve güvenlik mekanizmasını oluşturması gerektiği, Yukarıda bahsedildiği üzere davalı bankanın zaten bu yönde bir iç mevzuatının bulunduğunun anlaşıldığı, İlgili banka mevzuatında, TC. uyruklu olmayan kişilerin kimlik tespitlerinin, pasaport, ikamet tezkeresi ve uluslararası Koruma Başvurusu Kayıt Belgesi üzerinden yapılması gerektiği, şubece ödeme yapılan işlemde ise davacıya ait kimlik belgesinin süresinin geçmiş olduğu, Davacı beyanına göre kimlik belgesinin çalınmış olduğu hususu dikkate alınmasa dahi davalı bankanın yukarıda belirtilen mevzuatının 3.2 – HESABIN BULUNDUĞU ŞUBE DIŞINDA PARA ÇEKME İŞLEMİ bölümünde “…müşteriyi en iyi tanıyan hesabın bulunduğu şube olacağından, hesabın ait olduğu şube ile irtibata geçilerek şubeler arasında yazılı olarak teyit alınacaktır. Şüpheli durumlarda müşteriden ikinci kimlik ve/veya hesap cüzdanı ibrazının istenmesi…” yönünde bilgilendirmesi olduğu halde davacı firmanın ana şubesi ile bu yönde bir görüşme yapıldığı yönünde bir bilgi görülemediği, yapıldı ise karşı şubeden ödeme için teyit verilip verilmediğinin bilinemediği, davacı firma yetkilisinin bu işlem için telefon ile aranıp işlemin teyidinin yapılıp yapılmadığının bilinemediği, ayrıca yabancı uyruklu kişiden şüphelenilmediği için ikinci bir kimlik (pasaport vs.) talep edilmediğinin anlaşıldığı, ikinci bir kimlik talep edilmeden işlem yapılmasa idi bu olumsuzluğun yaşanmamış olabileceği, Diğer taraftan yine davalı bankanın iç mevzuatının 13.3 – PARA ÇEKME İŞLEMLERİNDE İMZA başlıklı bölümünde “…mevduat hesabından ödeme işlemi sırasında düzenlenen fişlerin ilgili bölümünün mutlaka hesap sahibi veya kanuni temsilcisi/vekili tarafından imzalanması veya ADK üzerinden onaylanması gerekmektedir. Tediye fişi üzerine banka personeli yanında atılan imzanın mudiinin sözleşmedeki, imza sirkülerindeki mevcut tatbik imzası ile karşılaştırılması ve kontrol edilmesi şarttır. Söz konusu kontrol işlemi, ödemenin doğru kişiye yapılması amacıyla gerçekleştirilmektedir. Para çekme işlemlerinde hesaptan para çekmeye yetkili kişinin fişi imzalamasının yanı sıra fişe kendi el yazısı ile ad ve soyadını yazması da gerekmektedir…” ibaresi görülmüş olup davacı firma hesabından 06.03.2020 tarihinde yapılan 85.000,00 tl.lık işlemde fiş üzerine para ödenen kişinin el yazısı ile ad ve soyadını yazması gereğine uyulmadığı, Yine davalı bankanın iç mevzuatının 13.8. PARA ÇEKME İŞLEMLERİNDE KİMLİK TESPİTİ bölümünde “…Para çekme işlemlerinde işlem limitine bakılmaksızın kimlik tespiti ve kontrolünün yapılması gerekmektedir. Bankamızda gerçekleştirilen bütün işlemlerde, müşterilerin kimliklerine ilişkin bilgilerin alınması ve bu bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesi suretiyle müşterilerin ve müşteri adına veya hesabına hareket edenlerin kimliklerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Kimlik tespiti, iş ilişkisi tesisinden veya işlem yapılmadan önce tamamlanır…” ibaresi yazdığı görülmektedir. Buradaki kimlik bilgilerinin kontrolü ve teyit edilmesi hususunun, kimliğin gerçek mi sahte mi olduğunun tespitinin yanı sıra, kimlik bilgilerinin işlem yapan kişiye ait olup olmadığının da tespitinin yapılması gerektiği şeklinde anlaşılması gerekeceği, bu işlemde böyle bir kontrolün yapılıp yapılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, ancak gereğince yapılmış olsa idi bu olumsuzluğun engellenmiş olabileceği Görüş ve değerlendirmelerine varılmış olup davalı banka çalışanının/çalışanlarının yukarıda bahsedilen mevzuata uygun hareket etmemesinden kaynaklı olarak güvenlik zaafiyeti oluşturmasından dolayı kusurlu olduğunun kanaatine varıldığı, davalı banka adına işlem yapan çalışanların sorumlusu ve/veya sorumluluk oranlarının belirlenip belirlenmemesinin bankanın iç işi olduğundan tarafımızca bildirilecek bir görüşün olmayacağı, davacının ise kimliğinin eşinin akrabası tarafından çalınması açısından dikkatsiz ve tedbirsiz davranmış olduğu, bu işlemin kasıtlı olarak yapılıp yapılmadığının tespitinin tarafımızca yapılamayacak adli bir konu olduğu, ayrıca, para çekme işleminin hemen sonrasında hesap sahibi firma yetkilisinin sistemde bulunan cep telefonuna işlem mesajını göndermiş olmasının davalı bankanın sorumluluğunu hafifletmediği, cep telefonuna mesaj gönderilmesinin, mudinin bu işlemden anında haberi olduğu ve gerekirse işlemi durdurabileceği anlamına gelmeyeceği, çünkü herkesin her an cep telefonu mesajlarına bakmasının beklenemeyeceği, baksa ve işlemi görse dahi aradaki zaman diliminde işlemi yapan kişinin şubeden ayrılma ihtimalinin yüksek olacağı, davalı bankanın aslında bu uygulamayı şubece tanınmayan kişiler yönünden para çekme işlemi bitmeden önce yapması yönünde geliştirmesi halinde, cep telefonuna bir kod gönderip o kodu işlem yapmaya gelen kişiden talep ederek işleme devam etmesi durumunda gerçek müşterinin telefon teyidi de yapılacağından çift kontrol ile riskli işlemleri azaltabileceği kanaatine varıldığı, netice itibariyle, söz konusu işlemde müşterilerinin hesap güvenliğini sağlayacak gerekli tedbirleri almaması açısından (personel eğitimi, operasyonel risk önleyici tedbirler vs.) ve banka mevzuatına aykırı işlem yapılması da dikkate alınarak davalı bankanın % 100 kusurlu olduğu, davacının kusurunun ancak kötü niyetli ve bankayı dolandırma amaçlı olduğunun ispatı halinde olabileceği, o konunun da adli bir durum olması açısından tarafımızca bu yönde bir görüş bildirilemeyeceği kanaatine varılmış olup, Sayın Mahkemenizce de bu yönde karar verilip zararın tazminine karar verebilme ihtimaline karşılık yapmış olduğumuz hesaplamada; söz konusu işlemde karşılılık olarak faiz oranında anlaşılan sözleşmesel bir husus olmadığı için TCMB’nın belirlemiş olduğu yasal faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmış olup 20.07.2020 dava tarihi itibariyle, 06.03.2020 – 20.07.2020 tarihleri arası 136 gün x 85.000 x 9 / 36500 = 2.850,41 tl faiz işletilmesi gerekeceği, mevduatta gün olarak 365 x 100 = 36500 e bölünerek faiz hesaplanacağı, netice itibariyle davacının davalı bankadan dava tarihi itibariyle toplam 87.850,41 tl alacaklı olacağı bildirilmiştir. İşbu bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere ilgili para çekme işleminden dolayısıyla davacının uhdesinde meydana gelen zarardan davalı banka sorumlu olacaktır. Zira bankalar, bulundukları pozisyon gereği ve yetki kapsamı gereği en hafif ihmallerinden dahi kanun gereğince sorumludurlar. Dolayısıyla yukarıda açıklanan gerekçelerle ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davasının kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dayanağı para çekme işlemi ile ilgili ceza dosyası soruşturmasının devam ettiğini, soruşturma sonucunun beklenmediğini, yerel mahkemece olayı aydınlatmaya yönelik delillerin toplanmadığını, müvekkili bankanın iç mevzuata uygun davrandığını, bilirkişi raporunun somut delillere dayanmadığını, müvekkili bankaya herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, davacının bankaya bildirimde bulunarak para çekme işlemini engelleyebileceğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile mahkemece verilmiş olan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, davalı bankanın mudisi olan davacının banka hesabından bilgisi haricinde dolandırıcılık suretiyle yapıldığı iddia olunan harcamaların davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; davacı şirket yetkilisinin kimlik belgesinin haksız kullanımı sonucu şirketin banka nezdindeki hesabından dava konusu miktarın çekildiği, davalı bankanın para çeken kişinin şirketi temsile yetkili kişi olup olmadığını kontrol etmediği, atılan imzanın mukayesesinin yapılmadığı, şirket yetkilisine ait kimliğin geçerlilik süresinin denetlenmediği, davacı şirket yetkilisinin kimliğini kaybetmesi davacı tarafa tek başına kusur atfetmeyeceği, davalı bankanın kontrol ve güvenlik mekanizmasının sağlıklı işlememesinden dolayı zararın oluştuğunun anlaşılmasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalı vekilinin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/03/2022 tarih, 2020/314 Esas, 2022/329 Karar sayılı karına yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli 5.806,35 TL harçtan istinaf başvurusu sırasında alınan 1.451,59 TL peşin harcın mahsubu ile 4.354,76 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından bu aşama için davalı aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
İİK'nun 36/5 maddesi gereğince istinaf aşamasında davalı tarafından tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın kararın niteliği gereğince davalıya İADESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Kararın tebliği, kesinleştirme, gider/delil avansı iadesi ve harç tahsile ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince YERİNE GETİRİLMESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nun 362-(1)/a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06/04/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan- Üye- Üye- Katip-
E-imzalı E-imzalı E-imzalı E-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:11:28