Sayıştay 8. Dairesi 52954 Kararı - Yüksek Öğretim Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
52954
5 Temmuz 2023
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2018
-
Daire: 8
-
Dosya No: 52954
-
Tutanak No: 55600
-
Tutanak Tarihi: 05.07.2023
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Enstitü sekreterinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında öngörülen on yıllık hizmet süresi şartını taşımamasına rağmen birinci dereceli yüksekokul sekreterliği kadrosuna atanması;
- 237 sayılı Ek İlamın 1. maddesinin (A) bendiyle; Fen Bilimleri Enstitüsü’nde üçüncü dereceli enstitü sekreteri kadrosunda bulunan …’ın, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında öngörülen on yıllık hizmet süresi şartını taşımamasına rağmen, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda bulunan birinci dereceli yüksekokul sekreterliği kadrosuna atandığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. {189 sayılı (Asıl) İlamın 1. maddesinde de sorgu konu edilen aynı konu hakkında yapılan incelemede, dosya kapsamında yer alan ve ilgilinin atama işlemine esas teşkil eden ... tarih ve ... sayılı personel hareketleri onay belgesinde, Personel Daire Başkanı … ile Genel Sekreter V. …’in de imzası yer aldığı halde bu kişilerin savunmalarının alınmadığı görüldüğünden, adı geçen kişilerin savunmalarının alınarak ek rapor düzenlenmesi için 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 50 nci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü gereğince konunun “hüküm dışı bırakılmasına” karar verilmiş, 237 sayılı Ek İlamın 1. A maddesiyle de hüküm dışı kaydı kaldırılarak temyize esas işbu tazmin hükmü verilmiştir.}
Sorumlu [(Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla temyiz talep eden Yüksekokul Sekreteri …] [aynı ek ilam maddesi ile ilgili olarak (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Yüksekokul Müdür Vekili …’nun kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde de tamamen aynı mahiyette olmak üzere] temyiz dilekçesinde özetle;
- Alınan kararın eksik inceleme ile alındığını, ilgili kararda adı geçen personelin Yüksekokul Sekreterliğine atanmadan önceki hizmet süresi hesaplanırken., sigortalı çalışılan süreler MEB emrinde kamuda çalışıldığı halde (Dilekçe Eki: 1), gerek Denetçi ve Savcı incelemesinde ve gerekse Daire Kararında hiçbir incelemeye tabi tutulmayıp, bu çalışma sürelerinin özel sektörde çalışılmış gibi değerlendirildiğini,
- ) İdarenin kamu zararından bahsedebilmek için yüksek mahkemelerin içtihatlarıyla da ortaya konulmuştur ki alınmayan bir mal veya yapılmayan bir hizmetten (yokluk) bahsetmek gerektiğini, alınan karar incelendiğinde yapılmayan bir hizmetten söz edilmediğini, aksine atamanın yapıldığı ve göreve başlandığından öğretim elemanlığına atamasına kadar geçen süre içerisinde kuruluş aşamasındaki bir Yüksekokulda bir çok başarılı işe yüzlerce, hatta binlerce imza atıldığını, ilgilinin de imzalarının ve hizmetlerinin olduğu bu işlerin yok sayıldığını, bir an atanmak için yetersiz hizmet süresinden bahsedecek olsak bile 10 yıl hizmet süresini doldurduktan itibaren adı geçenin yaptığı hizmetle ücreti hakkettiğinin, kamu zararına sebebiyet verilmediğinin ortaya çıkacağını, her ne kadar kararda bunun gerçekleşmesi için 10 yıllık hizmet süresini doldurduktan sonra (Mart/2016) tarihinde yeniden atama yapılması durumunda kamu zararından söz edilemeyeceği belirtilmişse de; sorumluların o aşamada anılan personelin hizmet süresini yeterli kabul etmelerinden dolayı yeniden işlem tesis etmelerinin doğal olarak mümkün olmadığını,
- Kararda kamu zararının ahizden istenmediğini, sorumlulardan tahsil edilmesinin istendiğinden bahsedilerek zamanaşımı sürelerinin işletilemeyeceğinin belirtildiğini, oysaki kanunlarımızdaki zamanaşımı sürelerinin ister ahiz olsun, ister sorumlular yönünden olsun işletilmesi gerektiğinin çok açık olduğunu
Kurulumuza bildirmişlerdir.
Aynı ek ilam maddesi ile ilgili olarak (Atama Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Atamayı Onaylayan-Rektör …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde özetle;
a) 3. dereceli Enstitü Sekreteri kadrosunda bulunan …’ın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinde belirlenen süre şartını taşımamasına rağmen 1. dereceli Yüksekokul Sekreterliğine atanması sebebiyle kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle “Üst Yönetici” sıfatıyla sorumlu olduğunun ifade edildiğini, Denetçiler ile Daire üyelerinin verdikleri kararda muhtemelen bilgi ve evrak eksikliğinden ötürü adı geçen personel ile ilgili atanmaya esas süreyi yanlış hesapladıklarını ve adı geçenin Öğretim görevlisi kadrosuna atanma sürecine ilişkin evrak ve işlemlere tam olarak vakıf olmadan değerlendirme yaptıklarını,
aa) İlgilinin memuriyette geçen tüm hizmetleri eksik olarak hesaplandığını, SGK Tescil ve Hizmet Dökümü tablosundan elde edilen verilere göre bu sürelerin aşağıda yazıldığı şekilde olduğunu;
-
6 yıl 6 ay 26 gün (polis memuru olarak atandığı 17.07.2007 tarihinden yüksekokul sekreteri olarak atandığı tarihe kadar geçen süre)
-
4 ay 19 gün (sigortalı olarak çalıştığı süre)
-
12 ay 8 gün (Vekil öğretmen olarak görev yaptığı süre)
-
5 ay 29 gün (askerlikte geçen ve borçlanılan süre)
-
1 yıl 6 ay 15 gün (polislik görevinde yıpranma süresi)
Bu durumda adı geçenin toplamda 10 yıl 7 gün hizmet süresi olduğunu, süre yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, söz konusu raporda bu atama ile kamu zararına yol açıldığı iddia edildiğini, kamu zararından söz edebilmek için alınmayan bir mal veya yapılmayan bir hizmet olması gerektiğini, ancak sekreterlik görevi fiilen ilgili tarafından yerine getirildiğinden yapılan maaş ödemesinin hukuka uygun olduğunu ve herhangi bir kamu zararı meydana gelmediğini, bahse konu personelin Yüksekokul Sekreterliğine atandığı ... tarihinden bu denetimin yapıldığı tarihe kadar … Üniversitesi denetçilerce 2014, 2015 ve 2017 yıllarında bizzat … üniversitesine gelinerek, 2016 yılında ise … Üniversitesince gönderilen evraklar üzerinden denetlendiğini ve konu hakkında herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini, son olarak bu başlık altında önemli gördüğü bir hususu da belirtmek istediğini, şöyle ki; bir an için atamanın yanlış olduğu on yıllık süreye dikkat edilmediği kabul edilse bile en azından Daire Kararına göre 10 yıllık hizmetin doldurulduğu tarihten sonrasına isabet eden kısım için herhangi bir kamu zararına hükmedilmemesi gerektiğini, nitekim Daire Savcısının da bu yönde görüş belirttiğini ve 10 yıllık hizmetin dolduğu tarihten sonrasına isabet eden kısım için kamu zararının oluşmadığını ifade ettiğini dile getirmek suretiyle yukarıda arz ve izahına çalıştığı sebeplerden ötürü bu başlık altında iddia olunan kamu zararının gerçekleşmediğinin tespiti ile hakkında herhangi bir tazmin hükmüne karar verilmemesini Kurulumuza arz etmiştir.
Aynı ek ilam maddesi ile ilgili (Atama Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Atamayı Teklif Eden-Personel Daire Başkanı …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde özetle;
USULE İLİŞKİN İTİRAZLAR:
Öncelikle belirtmek gerekir ki her ne kadar ilam maddesinde; “6085 sayılı Sayıştay maddesine göre yapılacak hesap yargısında lehine ödeme yapılan kişiden değil, ilgili işlemi yapan sorumlular hakkında hüküm verilmektedir.” denilmiş ise de bu konuda neden taraflarının sorumlu olduğunun gerekçeleri ile açıklanmadığını, nu nedenle usul anlamında eksik olan tazmin hükmünü kabul etmediklerini, kendisi tarafından yapılan işlemler denetime tabi olup bu konuda nihai kararın Rektörlük makamında olduğunu, tarafınca yapılan işlem mutlak nitelikte sonuç doğuran bir işlem olmayacağından bu hususta sorumlu tutulmasının da kabul edilemeyeceğini, bu tür işlemlerin Kurulumuzca da bilindiği üzere atamaya yetkili amir tarafından verilen talimat gereğince gerçekleştiğini,
ESASA İLİŞKİN İTİRAZLAR:
Adı geçenin Dilekçe Eki:1’de sunulan hizmet çizelgesinden de anlaşılacağı üzere toplamda 9 yıl 7 ay 4 gün hizmetinin görüldüğünü, buna istinaden Dilekçe Eki 2’de sunulan 13.09.2013 tarihli 3. dereceye atanma kararnamesinin hazırlandığını (bu süreçte 657 S.K. 68/B maddesindeki şartları oluşturduğunun açık olduğunu), şahsın 5 ay sonra yani Dilekçe Eki: 3’te sunulan ... tarihli kararname ile (9 yıl 7 ay 4 gün süresine bu 5 aylık süre eklendiğinde 10 yılı tamamladığının açık olduğunu) Yüksekokul Sekreterliğine atandığını, buna istinaden teklif ettiği düşünüldüğünde herhangi bir sorumluluğunun olmadığının görüleceğini, Sayıştay İlamına bakıldığında Yüksekokula atandığında yaklaşık 8 yıl 4 ay 18 gün hizmeti olduğu, dolayısı ile çıkan zimmetin 10 yılını tamamlama süresi dolduktan sonra kesileceği düşünüldüğünde 1 yıl 8 ay gibi bir sürenin ödemesinin zimmet olarak hesaplanması gerektiğini, yine şunu belirtmek gerekir ki, Dilekçe Eki: 1’de toplamı belirtilen 9 yıl 7 ay 4 günlük süre dikkate alınarak (gözden kaçan sürelerde hesaplanarak) yapılan ilk kararnameden sonra 2. kararnamenin de bu şekilde hesaplanarak dikkatten kaçtığının kesin olduğunu, Birimlerinin kararnameyi hazırlayıp gönderdikten sonra ilgilinin maaşını düzenlemediği için gözden kaçan bu durumu fark etmediğini, (Dilekçe Eki :6’dan da anlaşılacağı üzere bu gibi durumlarda yapılan hatalar birimler tarafından fark edildiğinde hemen kendilerine bildirildiğini ve düzeltme yoluna gidildiğini, buradan da anlaşılacağı üzere herhangi bir kasıtlarının olmadığının açık olduğunu), dolayısıyla Gerçekleştirme Görevlisi olan ilgilinin hizmet süresini bilmemesinin mümkün olmadığını, Gerçekleştirme görevlisi olmasa bile bir şahsın kendi hizmet yılını bilmemesinin düşünülemeyeceğini, önemli bir hususun da Üniversitede maaşların her birim tarafından yani her bir fakülte, her bir yüksekokul ve her bir daire başkanlığı maaşlarının ayrı ayrı kendi birimlerince yapmakta olduğunu, her birimin ayrı ayrı gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisi bulunduğunu, tek elden yapılmadığını, bu nedenle şahsın öğretim görevlisi olmadan önce atandığı Enstitü ve Yüksekokul Sekreterliğinde Gerçekleştirme Görevlisi olması dolayısıyla bunu görmemesinin düşünülemeyeceğini, isteyerek ve bilerek düzeltme yoluna gitmediğinin açık olduğunu, bu durumda Dilekçe Eki: 4’te sunduğu Dnş. İç. Bir. Kur.’nun 21.12.1973 gün 1968/8 E. - 1973/14 K. sayılı içtihadıyla; “bir terfi veya intibakta idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata mevcutsa ve idareyi haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkan yoktur. Binaenaleyh bu kararlara da yanılarak yapılan kanunsuz ödemeler için süre düşünülemez ve her zaman istirdat olunabilir.” Denildiğini, yine aynı Kararda “İdarenin yokluk, açık hata memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğine” karar verildiğini, bu sebeple, bahse konu personelin Yüksekokul Sekreteri olarak Gerçekleştirme Görevlisi olduğu da düşünüldüğünde bunu fark etmemesinin mümkün olmadığını, açık bir şekilde bunu bildiği halde düzeltme yoluna gitmeyerek sebepsiz zenginleşmeye gittiğinin kesin olduğunu, Daire Başkanlığınca bunun fark edildiği anda bu içtihada istinaden sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde 30.09.2021 tarihinde (EBYS kayıtlarında mevcuttur) Dilekçe Eki: 5’te sunduğu yazı ile kendisinden tahsil yoluna gidildiğini, ancak yazının üst makamca imzalanmayıp iade edilerek (bunun yazılı emir olarak kabul edildiği) tahsil yoluna gidilmediğini, bu yazıdan da anlaşılacağı üzere oluşan kamu zararının tahsili yönünden gerekli işlemi yaparak görev ve sorumluluğunu yerine getirdiğinin açık olduğunu, Dilekçe Eki: 5’teki yazının iadesinden de anlaşılacağı üzere istenildiği takdirde tarafınca yapılan bu tür işlemlerin denetime tabi olup bu konuda nihai kararın üst makam olması nedeniyle iptal veya iade edilebilmekte olduğunu, hal böyleyken tarafınca yapılan işlem mutlak nitelikte sonuç doğuran bir işlem olmadığı gibi bu hususta sorumlu tutulmasının da kabul edilemeyeceğini ifade etmek suretiyle yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, Daire Kararının temyiz incelemesi sonucunda lehine bozulmasını, tarafından talep edilecek herhangi bir kamu zararının bulunmadığının tespitine karar verilmesini Kurulumuza arz etmiştir.
Başsavcılık mütalaasında özetle;
… ve …’nun dilekçelerinde özetle;
-
…'ın yüksekokul sekreterliğine atanmadan önceki hizmet süresi hesaplanırken, sigortalı çalışılan süreler .. emrinde kamuda geçtiği halde, bu sürenin özel sektörde çalışılmış gibi değerlendirildiği,
-
İdarenin kamu zararından bahsedilebilmesi için alınmayan bir mal veya yapılmayan bir hizmetin söz konusu olması gerektiği, oysa yüksekokul sekreteri olarak görev yaptığı dönemde kuruluş aşamasındaki bir yüksekokulda, birçok başarılı işe imza attığı,
-
Kararda kamu zararının ahizden değil de, sorumlulardan tahsil edilmesi istendiğinden zamanaşımının işletilemeyeceğinin belirtildiği, oysa zamanaşımı süresinin ister ahiz, ister sorumlular yönünden olsun işletilmesi gerektiği
…’ın dilekçesinde özetle;
-
…'ın yüksekokul sekreterliğine atanmadan önceki hizmet sürelerinin eksik hesaplandığı, anılan kişinin toplamda 10 yıl 7 gün hizmet süresinin olması nedeniyle süre yönünden hukuka aykırı bir hususun bulunmadığı,
-
İdarenin kamu zararından bahsedilebilmesi için alınmayan bir mal veya yapılmayan bir hizmetin söz konusu olması gerektiği, oysa yüksekokul sekreterliği görevi fiilen yerine getirildiğinden yapılan ödemenin hukuka uygun olduğu,
-
Ek İlamda, üst yönetici olarak kamu zararından sorumlu tutulmuş ise de 5018 sayılı yasanın harcama sürecinde yer almayan üst yöneticiler için mali sorumluluk öngörmediği ilkesinin dikkate alınmadığı
…’in dilekçesinde özetle;
-
Şahsının neden dolayı sorumlu tutulduğunun gerekçeleri ile açıklanmadığı, işlemin atamaya yetkili amir tarafından verilen talimat gereğince gerçekleşmesi nedeniyle tarafınca yapılan işlemin mutlak nitelikte sonuç doğuran bir işlem olmaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağı,
-
…'ın ... tarihi itibariyle 10 yılın üzerinde hizmet süresine sahip olması nedeniyle yüksekokul sekreteri olarak atanmasına ilişkin personel hareketleri onay belgesinde, teklif eden sıfatıyla imzasının olduğu, dolayısıyla herhangi bir sorumluluğunun olamayacağı,
-
Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 21.12.1973 gün ve 1968/8 E.-1973/14K. sayılı Kararı uyarınca, oluşan kamu zararının aynı zamanda gerçekleştirme görevlisi olan …'dan alınması gerektiği
Hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; (tüm sorumlular için ortak olarak) Ek İlamda da belirtildiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) fıkrasına göre; 1, 2, 3 ve 4'üncü derecedeki kadrolara, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilmesi mümkün olmakla beraber, 1 ve 2 inci derecedeki kadrolardan, ek göstergesi 5300'den az olanlar için, yükseköğrenim görmüş olmanın yanı sıra en az 10 yıllık hizmetin bulunması; 10 yıllık sürenin hesabında da, 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dahil kurumlarda fiilen çalışılan süreler ile muvazzaf askerlikte geçen sürenin tamamının, yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalışılan sürelerin ise 6 yılı geçmemek üzere dörtte üçünün dikkate alınması gerektiği, Ek İlamda …'ın 09.05.2002-13.06.2003 tarihleri arasındaki 4 ay, 19 günlük hizmetinin özel sektörde çalışılmış gibi değerlendirilerek, bu sürenin ¾’lük kısmı olan 3 ay 15 gün, 10 yıllık sürenin hesabında dikkate alınmış ise de; temyiz talebinde bulunan diğer sorumluların dilekçeleri ekinde yer alan belgelerden, ilgilinin sigortalı çalışmış olduğu 4 ay, 19 günlük sürenin tamamının kamuda (…/… İlköğretim Okulu, … İlköğretim Okulu) geçtiğinin anlaşıldığı, ancak, bu sürenin tamamının 10 yıllık sürenin hesabında dikkate alınması durumunda dahi polislik mesleğinden kaynaklanan fiili hizmet süresi zammının (1 yıl, 6 ay, 15 gün) 217 sayılı KHK kapsamında fiilen çalışılan sürelerden sayılmaması nedeniyle, birinci dereceli yüksekokul sekreterliği kadrosuna asaleten atandığı ... tarihi itibarıyla, toplam 8 yıl, 5 ay, 22 gün hizmetinin olduğu, dolayısıyla bu kadroya atanabilmek için gerekli olan 10 yıllık hizmet süresi şartını sağlamadığının anlaşıldığı, diğer taraftan, bir göreve atandığı tarihte gerekli şartları sağlamayan bir kişinin görevde bulunduğu süre içerisinde başarılı hizmetler vermiş olmasının, tesis edildiği tarih itibariyle açıkça hukuka aykırı olan işlemi hukuka uygun hale getirmediği ve kamu zararını ortadan kaldırmadığı, ayrıca, 5018 sayılı Yasanın harcama sürecinde yer almayan üst yöneticiler için mali sorumluluk öngörmediği ileri sürülmekte ise de; 14.06.2007 K. Tarih ve 5189/1 K. No lu 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararında; “... Üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştay' a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.” denilmek suretiyle üst yöneticilerin sorumluluk konusunun açıklığa kavuşturulduğu, Ek İlamda da …’ın, …'ın 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (b) fıkrasına aykırı olarak 1. dereceli yüksekokul sekreterliğine atanması işlemine esas teşkil eden ... tarihli ve ... sayılı personel hareketleri onay belgesinde atamaya olur vermesi nedeniyle sorumlu tutulduğu; (… ve …’nun dilekçesi için farklı olarak) ayrıca, dilekçede zamanaşımının işletilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 74 üncü maddesinde yer alan, kamu zararının meydana geldiği yılı izleyen mali yılın başından başlamak üzere zamanaşımını kesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıyla onuncu yılın sonuna kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamu zararları ile para cezalarının zamanaşımına uğrayacağı hükmü dikkate alındığında, 2014-2018 yıllarına ilişkin ek ilama konu olan tutarın henüz zamanaşımına uğramadığının ortada olduğu, (…’in dilekçesi için farklı olarak) kamu zararı sorumluluğunun mali yaptırımı olan bir sorumluluk olduğu, kamu zararı sorumlularının ise mali karar, işlem ve eylemlerinin mevzuata aykırı olması nedeniyle kamu zararının doğmasına neden olan kamu görevlileri olduğu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda bu görevlilerin, yaptıkları görev ve yetki unvanları ile sayılmış olup bunlar, harcama yetkilileri, gelir- gider- mal ve muhasebe gerçekleştirme görevlileri ile muhasebe yetkilileri olduğu, bunlar arasında üst yöneticiler dahil her türlü unvandan kamu görevlisinin bulunabileceği, gerçekleştirme görevlilerinin en geniş kesimi oluşturduğu, …'ın ... tarihli Yüksekokul Sekreteri olarak atanmasına ilişkin personel hareketleri onay belgesinde, teklif eden sıfatıyla imzası bulunan Personel Daire Başkanı …'in de oluşan kamu zararından, diğer ilgililerle birlikte sorumluluğunun olduğunun değerlendirildiği, dilekçede ayrıca, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 21.12.1973 gün ve 1968/8 E.-1973/14K. sayılı Kararı uyarınca, oluşan kamu zararının sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde aynı zamanda Gerçekleştirme Görevlisi olan …'dan alınması gerektiği ileri sürülmekte ise de; Ek İlamda …'ın da Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlular arasında yer aldığı; bu nedenlerle, talebin reddedilerek ilam hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.
Yukarıda adı geçen sorumlu (…), (Başsavcılık mütalaasına yanıt olarak ortaklaşa gönderdiği) ikinci temyiz dilekçesinde özetle; Savcılık makamının mütalaasına temyiz dilekçesinde belirttiği ve aşağıda özetlediği gerekçelerle katılmadığını, şöyle ki;
• Öncelikle bertmek gerekir ki her ne kadar ilam maddesinde; “6085 sayılı Sayıştay maddesine göre yapılacak hesap yargısında lehine ödeme yapılan kişiden değil, ilgili işlemi yapan sorumlular hakkında hüküm verilmektedir.” denilmiş ise de; bu konuda neden taraflarının sorumlu olduğunun gerekçeleri ile açıklanmadığını, bu nedenle usul anlamında eksik olan tazmin hükmünü kabul etmediklerini,
• Kendisi tarafından yapılan işlemler denetime tabi olup bu konuda nihai kararın Rektörlük makamında olduğunu, tarafınca yapılan işlem mutlak nitelikte sonuç doğuran bir işlem olmayacağından bu hususta sorumlu tutulmasının da kabul edilemeyeceğini,
• Yine dosyada yer alan zamanaşımı konusunun usulünce tartışılmadığını ve kendilerine göre zamanaşımına uğrayan alacak kalemlerinin yeterince irdelenmediğini, bu hususa da itiraz ettiklerini,
• Cezaya konu olan 10 yıllık hizmet süresinin öngörüldüğü 657 sayılı DMK’nın 68/B maddesinde; “B) (Değişik: 4/5/1984 - KHK-199/1 md.) Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir. (2) (Değişik ikinci paragraf: 13/2/2011 - 6111/101 md.) Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin; a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl, b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300’den az olanlar için en az 10 yıl, c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl, hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir. Bu sürelerin hesabında; 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dâhil kuramlarda fiilen çalışılan süreler ile Yasama Organı Üyeliğinde, belediye başkanlığında, belediye ve il genel meclisi üyeliğinde, kanunlarla kurulan fonlarda, muvazzaf askerlikte, okul devresi dâhil yedek astsubaylık ve yedek subaylıkta ve uluslararası kuruluşlarda geçen sürelerin tamamı ile yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürenin; Başbakanlık ve bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşlarının müsteşar ve müsteşar yardımcıları ile en üst yönetici konumundaki genel müdür ve başkan kadrolarına atanacaklar için tamamı, diğer kadrolara atanacaklar için altı yılı geçmemek üzere dörtte üçü dikkate alınır.” denilmek suretiyle anılan göreve atanabilmek için öngörülen 10 yıllık sürede itibari hizmet süresi ve fiili hizmet süresi şeklinde bir ayrım yapılmadığını, hal böyle iken temyize konu İlamda yer alan ilgilinin itibari hizmet süresinin 10 yıllık hizmet süresi hesaplanırken hesaba katılmamasının açıkça mevzuat hükmüne aykırı olduğunu
• Savcılık görüşünde her ne kadar itibari hizmet yılının göz önünde tutulacağının belirtilmediğinin ifade edilmediği belirtilmişse de; yine itibari hizmet yılının göz ardı edileceğine ilişkin de herhangi bir hüküm yer almadığını, bu durumda mevzuat hükmünün aleyhe değerlendirilerek işlem tesis edilmesinin mağduriyete sebebiyet verdiğini,
• Üniversitenin ihtiyaçları göz önüne alındığında adı geçen şahsın atandığı birim olan Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulunda birinci dereceli Yüksekokul Sekreterliğine bir atama yapılması ihtiyacının açık olduğunu, yani her halükârda o birime bir personel atanacağını ve kamu zararı olduğu iddia edilen maaşın ödeneceğini, bu personelin orayı hak edip etmediğinin, oraya nasıl atandığının ayrı bir idari soruşturma konusu olup işbu yargılama konusundan bağımsız olduğunu
Dile getirmek suretiyle temyiz dilekçesi ve işbu dilekçede sunmuş olduğu hususların göz önünde bulundurularak hüküm kurulması istemini Kurulumuza bildirmiştir.
(…’in ikinci temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık ikinci mütalaasında özetle; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların önceki mütalaada belirtilen görüşlerin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından; yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı mütalaa olunmuştur.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak kendi gündem sırasında görüşülen dosya ile duruşma talebinde bulunan sorumlu … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konunun Esası Yönünden İnceleme:
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında:
“(Değişik: 4/5/1984 – KHK-199/1 md.) Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir.
(Değişik ikinci paragraf: 13/2/2011 - 6111/101 md.) Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;
a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,
b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300’den az olanlar için en az 10 yıl,
c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl,
hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir. Bu sürelerin hesabında; 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dâhil kurumlarda fiilen çalışılan süreler ile Yasama Organı Üyeliğinde, belediye başkanlığında, belediye ve il genel meclisi üyeliğinde, kanunlarla kurulan fonlarda, muvazzaf askerlikte, okul devresi dâhil yedek astsubaylık ve yedek subaylıkta ve uluslararası kuruluşlarda geçen sürelerin tamamı ile yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürenin; Başbakanlık ve bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşlarının müsteşar ve müsteşar yardımcıları ile en üst yönetici konumundaki genel müdür ve başkan kadrolarına atanacaklar için tamamı, diğer kadrolara atanacaklar için altı yılı geçmemek üzere dörtte üçü dikkate alınır.”
Denilmektedir.
Yukarıda yer verilen madde hükmüne göre, 1, 2, 3 ve 4’üncü derecelerdeki kadrolara, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilmesi mümkün olmakla beraber, 1’inci ve 2’nci dereceli kadrolardan, ek göstergesi 5300’den az olanlar için, ilgilinin en az on yıllık hizmetinin bulunması; söz konusu 10 yıllık sürenin hesabında da, 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dâhil kurumlarda fiilen çalışılan süreler ile muvazzaf askerlikte geçen sürenin tamamının, yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalışılan sürelerin ise 6 yılı geçmemek üzere dörtte üçünün dikkate alınması gerekmektedir.
Ek İlam konusu olayda, … Emniyet Müdürlüğü’nde polis memuru olarak görev yapmakta olan …’ın, 13.09.2013 tarihinde … Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’ne üçüncü dereceli Enstitü Sekreteri olarak naklen atandığı, daha sonra Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokuluna birinci dereceli Yüksekokul Sekreteri olarak 11.11.2013 tarihinde vekâleten, ... tarihinde ise asaleten atandığı görülmüşse de; 4 yıllık beden eğitimi ve spor öğretmenliği mezunu olan ilgilinin hizmet döküm belgesinin incelenmesinde,
09.05.2002-13.06.2003 tarihleri arasında aralıklarla toplam 4 ay 19 gün (139 gün) özel sektörde çalıştığı,
30.11.2003-30.05.2004 tarihleri arasında 5 ay 29 gün askerlik görevini ifa ettiği,
05.10.2004-10.06.2005 tarihleri arasında 8 ay 5 gün, 28.09.2005-31.01.2006 tarihleri arasında 4 ay 3 gün olmak üzere toplam 12 ay 8 gün vekil öğretmenlik yaptığı ve
17.07.2007-... (polis memuru olarak göreve başladığı tarihten birinci dereceli yüksekokul sekreterliğine asaleten atandığı tarih arasındaki süre) tarihleri arasında 6 yıl, 6 ay 26 gün hizmet süresinin bulunduğu,
Buna göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) fıkrası hükmü uyarınca; adı geçenin vekil öğretmen olarak görev yaptığı 12 ay 8 günlük; özel sektörde çalıştığı sürenin dörtte üçünü oluşturan (139 gün*3/4) 3 ay 15 günlük ve polislik görevine başladığı tarihten birinci dereceli yüksekokul sekreterliğine asaleten atandığı (17.07.2007-...) tarihleri arasındaki 6 yıl, 6 ay 26 günlük hizmet süresi ile muvazzaf askerlikte geçirdiği 5 ay, 29 günün toplamı dikkate alındığında, ilgilinin birinci dereceli yüksekokul sekreterliği kadrosuna asaleten atandığı ... tarihi itibarıyla, toplam 8 yıl, 4 ay, 18 gün hizmetinin bulunduğu
Anlaşılmış ve adı geçenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında öngörülen 10 yıllık hizmet süresi şartını taşımamasına rağmen birinci dereceli yüksekokul sekreterliği kadrosuna atanması suretiyle kendisine bu kadronun mali haklarının ödenmesi nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Konu hakkında sorumlular tarafından gönderilen temyiz dilekçelerinde (sorgu aşamasında gönderilen savunmalarda da) ilgilinin polislik mesleğinden kaynaklanan 1 yıl, 6 ay, 15 günlük fiili hizmet süresi zammının da on yıllık hizmet süresine dahil edilmesi gerektiği; bu anlamda fiili-itibari hizmet süresi şeklinde bir ayrıma gidilmediği iddia edilmekte de; fiili hizmet süresi zammı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 40 ıncı maddesinde belirtilen işyerlerinde ve işlerde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında çalışan sigortalıların, bu işyerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin belirli bir miktarının prim ödeme gün sayılarına eklenmesi ile ilgili bir süre olup, fiilen çalışılan bir süre değildir. Oysaki, 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında, hizmet sürelerinin hesabında 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dâhil kurumlarda fiilen çalışılan sürelerin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, ilgilinin polislik mesleğinden kaynaklanan fiili hizmet süresi zammının 217 sayılı KHK kapsamında fiilen çalışılan sürelerden sayılması mümkün değildir.
Bu defa temyiz aşamasında farklı olarak, sorumlularca bahse konu personelin 09.05.2002-13.06.2003 tarihleri arasındaki 4 ay, 19 günlük hizmetinin özel sektörde çalışılmış gibi değerlendirilerek bu sürenin ¾ lük kısmı olan 3 ay 15 günün, 10 yıllık sürenin hesabında dikkate alındığı, dilekçe ekinde yer alan belgelerden ilgilinin sigortalı çalışmış olduğu 4 ay, 19 günlük sürenin tamamının kamuda (MEB/ Çevrimova İlköğretim Okulu, Petrol Ofisi İlköğretim Okulu) geçtiğinin anlaşıldığı gerekçe gösterilerek tazmin hükmüne itiraz edilmekte ise de; bu sürenin tamamının 10 yıllık sürenin hesabında dikkate alınması durumunda dahi polislik mesleğinden kaynaklanan fiili hizmet süresi zammının (1 yıl, 6 ay, 15 gün) 217 sayılı KHK kapsamında fiilen çalışılan sürelerden sayılmaması nedeniyle, birinci dereceli yüksekokul sekreterliği kadrosuna asaleten atandığı ... tarihi itibarıyla, ilgilinin toplam 8 yıl, 5 ay, 22 gün hizmeti olmakta; dolayısıyla ilgili, bu kadroya atanabilmek için gerekli olan 10 yıllık hizmet süresi şartını yine sağlayamamaktadır.
Yine, temyiz dilekçelerinde; yapılan hesaplamaya göre ilgilinin 10 yıllık hizmet süresini Mart 2016 tarihinde doldurması nedeniyle bu tarihten sonrasına isabet eden dönem için kamu zararının oluşmadığının kabul edilmesi gerektiği belirtilmekte ise de; idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimi, bu işlemlerin tesis edildikleri tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu nedenle, bir göreve atandığı tarihte gerekli koşulları taşımayan bir kişinin, ilerleyen süreçte hukuki durumunda değişiklik olması ve görevde bulunduğu süre içerisinde başarılı hizmetler vermiş olması, tesis edildiği tarih itibarıyla açıkça hukuka aykırı olan işlemi hukuka uygun hale getirmemektedir. Somut olayda da, adı geçen personel 10 yıllık hizmet süresi şartını taşıdığı tarih itibarıyla yeni bir atama işlemi yapılmadığından; mevzuata aykırı olarak yapılan atama işleminden kaynaklanan kamu zararı tutarının yeniden hesap edilmesini gerektiren bir durum oluşmamaktadır.
Sorumluların dilekçelerinde ayrıca, ilgilinin yüksekokul sekreterliğine atandığı ... tarihinden bu denetimin yapıldığı tarihe kadar geçen 4 yıl boyunca konunun sorgu konusu edilmediği, kaldı ki; eğer ortada hatalı bir işlem var ise bu hatanın ilgili tarafından yapılan gerçek dışı bir beyandan veya hileden kaynaklanmadığı, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarihli ve 1973/14 sayılı kararına göre; yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre koşulu aramaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak yapılan ödemelerin idarelerce her zaman geri alınabileceği, belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının ise hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten itibaren idari dava açma süresi içinde mümkün olduğu, ancak bu süre geçtikten sonra ödemenin geri alınamayacağı iddia edilmiştir. Ancak 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’na göre Sayıştay Daireleri tarafından yerine getirilen hesap yargısında, lehine ödeme yapılan kişi (ahiz) hakkında değil, ilgili işlemi yapan sorumlular hakkında hüküm verilmektedir. Bu nedenle, mevzuata aykırı atamadan kaynaklanan kamu zararının ahizinden tahsil edilip edilemeyeceği önem taşımamaktadır. Diğer taraftan, müstekâr yargı kararlarında, idarenin açık hatası kapsamında değerlendirilen, atanma şartlarını taşımayan kişilerin atanması işlemlerinin, süre kaydı aranmaksızın idarelerce geri alınabileceğine hükmedilmiştir.
Son olarak, bu aşamada sorgu aşamasından farklı olarak zamanaşımının işletilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 74 üncü maddesinde yer alan, kamu zararının meydana geldiği yılı izleyen mali yılın başından başlamak üzere zamanaşımını kesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıyla onuncu yılın sonuna kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamu zararları ile para cezalarının zamanaşımına uğrayacağı hükmü dikkate alındığında, 2014-2018 yıllarına ilişkin ek ilama konu olan tutarın henüz zamanaşımına uğramadığı da ortadadır.
Bu itibarla, yapılan atamanın 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamında kamu zararına sebebiyet verdiği açık olup, tazmin hükmü konunun esası yönüyle yerindedir.
Sorumluluk Yönünden İnceleme:
Söz konusu tazmin hükmünde, …’ın 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) fıkrasına aykırı olarak 1. dereceli yüksekokul sekreterliğine atanması işlemine esas teşkil eden ... tarihli ve ... sayılı personel hareketleri onay belgesinde imzaları bulunan atamayı teklif (ve olura arz eden) eden kamu görevlileri, atamaya onay veren Üst Yönetici (Rektör) ile (ilk ayı izleyen ödeme belgelerine atama onay yazısının eklenme zorunluluğu bulunmadığından ilk ay dışındaki) ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri müştereken sorumlu tutulmuşlardır.
Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 32 inci ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
5018 sayılı Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde:
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 ncü maddesinde:
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10 uncu maddesinde; ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği, 12 nci maddesinde de; süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde; harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.
Sorumlular tarafından gönderilen temyiz dilekçesinde; (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi sorumluluğa ilişkin itiraz edip, usulsüz atanan personelin Rektör tarafından atandığını, atamaların mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını, belirterek sorumluluklarının kaldırılmasını talep etmişlerse de;
Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde harcamanın çeşidine göre aranacak belgeler belirlenmiş olup, “Aylıklar” başlıklı 9 uncu maddesindeki;
“Aylık ve aylıkla birlikte ödenen hakedişler için Aylık Bordrosu veya Yurtdışı Aylık Bordrosu (Örnek: 8 veya 8/A) ve Personel Bildirimi (Örnek: 9 ) ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine aşağıda belirtilen belgeler bağlanır.
a) İlk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısı.
b) Naklen atamalarda, atama onayı, işe başlama yazısı ve Personel Nakil Bildirimi (Örnek:10 ); askeri personelin naklen atamalarında (10/A) örnek numaralı Ayrılış ve Katılış Bildirimi.
…”
Hükmü gereğince, (naklen atamalarda) ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine, ilgilinin atama onay yazısı ekleneceğinden ve ekteki atama onayının mevzuatına uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini araştırma mükellefiyetleri bulunduğundan; atamanın yapıldığı tarihte görevli olan ve sadece ilk ödeme emri belgesinde imzaları yer alan Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisinin sorumluluğu bulunmaktadır.
Somut olayda, kamu zararının oluşmasına, mevzuata aykırı olarak yapılan atama işlemi neden olmuştur. Üst yönetici Rektör, böyle bir atama işleminin yapılmasına yönelik emir verse bile, onayı hazırlayanlardan başlamak üzere hiyerarşik kademedeki sıralı amirlerin, mevzuata aykırı olan bu emre ilişkin 657 sayılı Kanunun ilgili hükmü uyarınca gerekli işlemleri yapmaları gerekmektedir ki sorumlularca buna işlemlerin yapıldığına dair herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır. Dolayısıyla, atama işlemine esas tekil eden personel hareketleri onay belgesinde imzaları bulunan ve atamayı teklif (ve olura arz eden) kamu görevlilerinin atamayı onaylayan Üst Yönetici ile birlikte oluşan kamu zararından sorumluluklarının bulunduğu hususunda şüpheye mahal yoktur.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, sorumluların gönderdikleri temyiz dilekçelerinde yer alan itirazlarının gerek konunun esası gerekse de sorumluk yönünden reddedilerek 237 sayılı Ek İlamın 1. maddesinin (A) bendiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE, (…. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
6085 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 05.07.2023 tarih ve 55600 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
…. Daire Başkanı … ile Üye …:
Söz konusu tazmin hükmünde, …’ın 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) fıkrasına aykırı olarak 1. dereceli yüksekokul sekreterliğine atanması işlemine esas teşkil eden ... tarihli ve ... sayılı personel hareketleri onay belgesinde imzaları bulunan atamayı teklif (ve olura arz eden) eden kamu görevlileri, atamaya onay veren Üst Yönetici (Rektör) ile (ilk ayı izleyen ödeme belgelerine atama onay yazısının eklenme zorunluluğu bulunmadığından ilk ay dışındaki) ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri müştereken sorumlu tutulmuşlardır.
Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin yasal sorumluluk ve yükümlülükleri 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 32 nci ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmektedir. 5018 sayılı Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde:
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde:
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.”
Hükümlerine yer verilmektedir.
Bu hükümler bağlamında, somut olayda Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğu, ödeme emrine konu atamaya ilişkin harcama yapmaktır. Asaleten yapılan atamanın içeriğinin düzenlenmesine ilişkin kendilerine sorumluluk yüklenebilecek bir yasal yetki ve görevleri bulunmamaktadır.
Netice itibarıyla, hukuki uyuşmazlık konusuna esas atama aşamasında herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmayan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin, sadece ilişkili ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunması hasebiyle sorumluluğuna hükmedilmesi mümkün değildir. Çünkü ilgili kamu görevlilerince, 5018 sayılı Kanunun 32 nci ve 33 üncü maddeleri çerçevesinde, icra edilen fiiller ile kamu zararına sebebiyet veren atama işlemindeki mevzuat hükümlerine aykırılık arasında uygun illiyet bağı bulunmamaktadır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde tazmin hükmünün sadece sorumluluk yönünden bozulması ve atamaya onay veren amirler dışındaki (yalnızca ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan) Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluklarının kaldırılmasını teminen yeniden hüküm tesisi için dosyanın ilgili Dairesine gönderilmesi gerekir.
Üye … ve Üye …:
657 sayılı kanunun 68 inci maddesinin (B) bendi gereğince aranması gereken 10 yıllık hizmet şartını taşımayan kişinin 3 üncü dereceli Enstitü Müdürlüğü kadrosuna atanmasının hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Hukuka aykırı işlemler, idari, mali veya cezai sorumluluktan birini veya birkaçını doğurabilmektedir. İşlemin niteliği dikkate alınmak suretiyle uygulanacak müeyyidenin belirlenmesi gerekmektedir.
5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde kamu zararı; “… mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında Kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler;
“a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga: 22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,”
şeklinde belirlenmiştir.
5018 sayılı kanunun 71 inci maddesi gereğince, kamu zararının belirlenmesinde esas alınması gereken; ilgiliye hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapıldığı, hizmet yaptırılmadan ödeme yapıldığı, hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alındığı veya mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapıldığı iddialarından hiçbirini ileri sürme imkanımız bulunmamaktadır. Diğer taraftan ilgilinin, bu görevi yürütebilmesi için gerekli teknik eğitim veya öğretim şartını taşımadığı veya mesleki veya teknik bilgi, beceri veya tecrübesi nedeniyle ilgilinin bu görevi gereği gibi yerine getirmediği veya getiremeyeceği yönünde herhangi bir tespit veya değerlendirme de bulunmadığı görülmektedir.
Dolayısıyla, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde tanımlanan şekilde oluşmuş bir kamu zararı bulunmamasına ve aynı maddede belirlenen unsurların hiç birisini taşımamasına rağmen yapılan atamanın salt hukuka aykırı olması gerekçesiyle kamu zararına hükmedilmesinin “KAMU ZARARI” kavramı ile bağdaşmayacağı açıktır. Hukuka aykırı tesis edilen söz konusu işlem nedeniyle, sorumlular hakkında idari ve/veya cezai müeyyidenin uygulanması gerektiği bu nedenle de, 6085 sayılı Kanunun 78 inci maddesi çerçevesinde konunun cumhuriyet savcılığı veya ilgili Bakanlığına bildirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Bu yapılmaksızın, hukuka aykırı atama işlemi sonucunda Enstitü Sekreteri olarak görev yapan ve bu görevin yetki ve sorumluluğunu taşıyan ilgiliye yapılmış olan ödemelerin kamu zararı olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı bu nedenle verilen tazmin hükmüne ilişkin Daire kararının kaldırılması gerektiği gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye … ve Üye …:
Sorumluluk yönünden “Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumlu tutulmaması gerektiğine” yönelik yukarıda dile getirilen ayrışık görüş gerekçesine tamamen katılmakla beraber, konunun esas yönünden;
10 yıllık süreye dikkat edilmemesi nedeniyle atama yanlış olsa dahi en azından Daire kararına göre 10 yıllık hizmetin doldurulduğu tarihten (Mart/2016) sonrasına isabet eden kısım için herhangi bir kamu zararına hükmedilmemesi gerekmektedir.
Bu itibarla, Mart/2016 öncesinde sorumluluk yönünden, Mart/2016 sonrasında ise konunun esası yönünden tazmin hükmünün bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sorumlu tarafından, “konunun kurumuna bildirilmesine” ilişkin Dairece verilen karara karşı temyiz talebinde bulunulması;
- 237 sayılı Ek İlamın 1. maddesinin (B) bendiyle; …’ın atanmış bulunduğu birinci dereceli Yüksekokul Sekreterliği görevini ifa etmekte iken hukukun genel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ve liyakat ilkelerine aykırı olarak Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi olarak atandığı iddiasına ilişkin olarak, “söz konusu atama işlemi ile ilgili olarak sorumluluğu bulunanlar hakkında gerekli incelemenin yapılmasını teminen konunun Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilmesine” karar verilmiştir.
Temyiz talebinde bulunulan 237 sayılı Ek İlamın 1. maddesinin (B) bendinin hüküm kısmında aynen:
“…
Tüm bunlara ilave olarak, … Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölümü, Özel Güvenlik ve Koruma Programına, … Üniversitesi Yürütme Kurulunun 06.12.2017 tarihli toplantısında, 2 adet öğretim görevlisi alımına karar verildiği, her iki alımın da 20.12.2017 tarihinde ilan edildiği, ancak bu ilanlardan birinde, işbu İlama konu edildiği üzere “Beden Eğitimi ve Spor alanında tezli yüksek lisans yapmış olup, Güvenlik Hizmetleri Eğitimi sertifikasına sahip olmak”, diğerinde ise “Fakültelerin İşletme bölümü lisans mezunu olup, işletme veya muhasebe ve finansman alanında tezli yüksek lisans yapmış olmak” şeklinde aynı program için birbirinden farklı ek koşullara yer verildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda, ... Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokul Sekreterliği görevini ifa etmekte iken Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölümü, Özel Güvenlik ve Koruma Programına, eşitlik ve liyakat ilkelerine aykırı bir biçimde, öğretim görevlisi olarak atanan …’ın söz konusu atama işlemi ile ilgili olarak sorumluluğu bulunanlar hakkında gerekli incelemenin yapılmasını teminen konunun Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, oy birliğiyle,”
Denilmiştir.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Daireler” başlıklı 23 üncü maddesinde:
“(1) Bir başkan ile altı üyeden kurulu daireler birer hesap mahkemesidir. Daireler, bir başkan ve dört üye ile toplanır, hüküm ve kararlar oy çokluğuyla verilir.
(2) Daireler;
a) Hesap mahkemesi olarak sorumluların hesap ve işlemlerine ilişkin düzenlenen yargılamaya esas raporlarda yer alan kamu zararına ilişkin hususları hükme bağlar. …”,
“Hüküm ve tutanaklar” başlıklı 50 inci maddesinde ise:
“(1) Daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilir. Bu hükümler dışında, gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine karar verilebilir.
(2) Verilen hüküm ve kararlar gerekçeli olarak tutanağa bağlanır ve daire başkanı ve üyeler tarafından imzalanır.
(3) Hesap yargılaması sırasında, mahkemelere veya yürütülen bir soruşturma için ilgili idari mercilere verilmiş olması nedeniyle belgeleri bulunmayan hesap yargılamasına konu olan bir işleme ilişkin bilgi ve belgelerin yeterli görülmemesi ve kovuşturma veya soruşturma sonucunun beklenmesine gerek görülen hallerde, bu hususlara ilişkin hesap ve işlemlerin yargılanması durdurularak, hüküm dışı bırakılabilir. Hüküm dışı bırakılan hususlara ilişkin noksanlıklar giderildikten sonra bu hesap ve işlemlerin yargılanmasına devam edilir.”,
Yine Sayıştay Dairelerinin Çalışma Usul ve Esasları hakkında Yönetmeliğin “Yargılamaya esas raporların hükme bağlanması” başlıklı 14 üncü maddesinde:
“(1) Daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda;
a) Hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna,
b) Kamu zararının sorumlulardan tazminine,
c) Hesap ve işlemler ile ilgili olarak kamu zararı oluşmadığından ilişilecek bir husus bulunmadığına,
ç) Gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine, karar verilebilir.” ve
“Hüküm dışı bırakma” başlıklı 15 inci maddesinde de:
“(1) Hesap yargılaması sırasında, mahkemelere veya yürütülen bir soruşturma için ilgili idari mercilere verilmiş olması nedeniyle belgeleri bulunmayan hesap yargılamasına konu olan bir işleme ilişkin bilgi ve belgelerin yeterli görülmemesi ve kovuşturma veya soruşturma sonucunun beklenmesine gerek görülen hallerde, bu hususlara ilişkin hesap ve işlemlerin yargılanması durdurularak, hüküm dışı bırakılabilir.
(2) Hüküm dışı bırakılan hususlara ilişkin noksanlıklar giderildikten sonra bu hesap ve işlemlerin yargılanmasına devam edilir.”
Denilmek suretiyle Sayıştay Dairelerince hesap yargılaması sonucunda verilebilecek hükümlerin “hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğu” ve “kamu zararının sorumlulardan tazmini” olduğu ve bu hükümlerin dışında “gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine” ve “hesap yargılamasına konu olan bir işleme ilişkin bilgi ve belgelerin yeterli görülmemesi ve kovuşturma veya soruşturma sonucunun beklenmesine gerek görülen hallerde hüküm dışı bırakılmasına” karar verilebileceği hususu açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Görüleceği üzere, Sayıştay Dairelerince sadece yargılamaya esas raporlarda yer alan kamu zararına ilişkin hususlar hükme bağlanmakta olup, temyize konu olayda karar; Sayıştay yargısını teşkil eden kanunlar ve buna dayalı ilgili mevzuat çerçevesinde alınarak hukuken vücut bulmuş ve temyiz talebinde bulunan (sorgu aşamasında sorumlu tutularak savunmaları istenen) ilgililer dâhil olmak üzere ilam aşamasında herhangi bir sorumlu adına tazmin hükmü verilmemiş olup, söz konusu atama işlemi ile ilgili olarak sorumluluğu bulunanlar hakkında gerekli incelemenin yapılmasını teminen keyfiyetin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilmesi doğrultusunda verilmiştir.
Öte yandan, 6085 sayılı Kanunun “İlamların tebliği, tavzihi ve düzeltilmesi” başlıklı 52 nci maddesinin birinci fıkrasında:
“Sayıştay ilamları; sorumlulara, sorumluların bağlı olduğu kamu idarelerine, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için Maliye Bakanlığına, ilgili muhasebe birimine ve başsavcılığa tebliğ edilir.”,
“Temyiz” başlıklı 55 inci maddesinde ise:
“(2) Sayıştay dairelerinin ilamları;
a) Kanuna aykırılık,
b) Yetkiyi aşmak,
c) Hesap yargılaması usullerine riayet etmemek,
gibi sebeplerle, 52 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ilgililer tarafından temyiz olunabilir.
…
(7) Temyiz Kurulu temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, bozar ya da Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırır. Bozma halinde evrak yeniden karara bağlanmak üzere o kararı veren daireye gönderilir.”
Denilmek suretiyle de Sayıştay dairelerince verilen hükümlerin (tazmin veya beraat) temyiz olunacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar yukarıda adı geçen ilgili (Muhittin Selami ERMAN) tarafından Sayıştay 8. Dairesinin “Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilmesi” kararına karşı temyiz isteminde bulunulmakta ise de; Dairenin söz konusu kararı, tazmin veya beraate ilişkin bir ilam hükmü olmayıp; kararın gereğinin ifası da Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın takdirinde bulunduğundan, 6085 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca bu kararın temyizi kabil değildir.
Bu itibarla, temyize konu ilam maddesinde herhangi bir kişinin sorumluluğuna ve herhangi bir parasal tutarın tazminine hükmedilmemiş olduğundan; kendisine sorgu aşamasında sorumluluk yüklenen ilgilinin 237 sayılı Ek İlamın 1. maddesinin (B) bendine ilişkin -yalnızca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilmesi kararına karşı yapılmış- temyiz müracaatı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA, oy birliğiyle,
Karar verildiği 05.07.2023 tarih ve 55600 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:17