Sayıştay 8. Dairesi 41179 Kararı - Özel Bütçe Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
41179
11 Ocak 2017
Diğer Özel Bütçeli İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Diğer Özel Bütçeli İdareler
-
Yılı: 2014
-
Daire: 8
-
Dosya No: 41179
-
Tutanak No: 42600
-
Tutanak Tarihi: 11.01.2017
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Avukatlık vekalet ücreti.
- 86 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile; ... Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinde görevli avukat ...’e, 2013 yılı için (5 ay 20 gün aylıksız izin ve değişik tarihlerde 25 gün sağlık izni kullanmasına rağmen) avukatlık vekalet ücreti ödenmesi nedeniyle ... TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlu temyiz dilekçesinde özetle;
A- Hukuk Müşavirliğinde görevli Avukat ...’ya 2013 yılı için 07.01.2014 tarihinde avukatlık vekalet ücreti ödenmesinin kamu zararı olmadığına ilişkin temyiz nedeninin;
15.07.2015 tarihli savunma dilekçesinin 1 no.lu eki olarak daha önce sunmuş olduğu konuya ilişkin olarak avukat ... tarafından hazırlanan 22.04.2016 tarih ve 796 sayılı yazıda belirtildiği üzere; sağlık raporlarına ilişkin sürenin fiilen çalışılmış gibi sayılan günler kapsamında olmadığına dair 657 sayılı Kanunda hüküm olmaması, söz konusu sürelerde özlük haklarının tam olarak kendisine ödenmesi ve 4857 sayılı İş Kanunun 55 inci maddesinin kıyasen birlikte değerlendirilmesi sonucunda, ilgilinin 2013 yılı içinde değişik tarihlerde kullandığı sağlık izinleri sürelerinin fiilen çalışılmış gibi sayılan günler olarak değerlendirilmesinin söz konusu olduğunu,
Aksi halde;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 102 nci maddesindeki “yıllık izin” kullanımının, 104 üncü maddesinde yer alan doğum, evlilik, ölüm hallerindeki mazeret izni kullanımının fiilen çalışılmış gibi sayılan günler olmaması gerekeceğini,
Dolayısıyla;
Müşavirlik personeli avukat ...’nın 2013 yılı içinde değişik tarihlerde kullandığı (25) gün süreli sağlık izinlerinin, kendisinin 5 ay 20 gün olarak kullandığı aylıksız izin ile birlikte 2013 yılı içinde altı aydan fazla izin kullandığından bahisle söz konusu avukatlık vekalet ücreti ödemesinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu,
B- ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINDA; 666 sayılı KHK ile 6223 sayılı Yetki Kanununda öngörülen amaç, kapsam ve ilkeleriyle bağlantılı olmaksızın sırf mali konularda bir düzenleme yapılamayacağının bir hukuk ilkesi haline geldiğini,
Şöyle ki;
11.10.2011 günlü ve 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili olarak verilen;
-
26.12.2013 tarih ve E.2013/63, K.2013/163 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kararının gerekçe kısmında,
-
03.12.2015 tarih ve E.2015/101, K.2015/111 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kararının gerekçe kısmında,
23.12.2015 tarih ve E.2015/65, K.2015/120 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kararının gerekçe kısmında,
16.03.2016 tarih ve E.2016/15, K.2016/14 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kararının gerekçe kısmında,
“A- Kanun Hükmünde Kararnamelerin Yargısal Denetimi Hakkında
Genel Açıklama:
Anayasanın 91 inci maddesinde düzenlenen kanun hükmünde kararnameler, işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde olduğundan yargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi Anayasanın 148 inci maddesi ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir. Yargısal denetimde kanun hükmünde kararnamenin, öncelikle yetki kanununa ve sonra da Anayasaya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir…. Anayasa’ya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle KHK'nın yetki kanununa uygunluğunun denetimi girer. Anayasada, Bakanlar Kuruluna ancak yetki kanununda belirtilen sınırlar içerisinde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması, kanun hükmünde kararnameyi Anayasaya aykırı duruma getirir.
Olağan dönemlerdeki kanun hükmünde kararnamelerin bir yetki kanununa dayanması zorunludur. Bu nedenle, kanun hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki kanunu arasında çok sıkı bir bağ vardır. Kanun hükmünde kararnamenin Anayasaya uygun bir yetki kanununa dayanması, geçerliliğinin ön koşuludur.
KHK’lerin Anayasaya uygunluk denetimi, kanunların denetiminden farklıdır. Kanun hükmünde kararnameler konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki kanununa ve hem de Anayasaya uygun olmak zorundadırlar.
B- İtiraz Konusu Kuralın 6223 sayılı Yetki Kanunu Kapsamında Olup/Olmadığının İncelenmesi:
6223 sayılı Yetki Kanununun amacını düzenleyen 1 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, kapsamına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı aynı maddenin (2) numaralı fıkrasının (b) bendi ile bu bendin (7) numaralı alt bendinde ve son olarak ilkeler ve yetki süresine ilişkin hükümlerin yer aldığı 2 nci maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, kamu personelinin -atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarından söz edilmiş, ancak mali haklara ilişkin bir ibareye yer verilmemiştir
Mevcut veya yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle ilgili olmayan hususlar, 6223 sayılı Yetki Kanunun kapsamında bulunmadığı için kanun hükmünde kararnameyle doğrudan mali haklarda bir düzenleme yapılamaz.
Bir başka ifade ile; 6223 sayılı Yetki Kanununda öngörülen amaç, kapsam ve ilkeleriyle bağlantılı olmaksızın sırf mali konularda bir düzenleme yapılamayacağı açıktır ” hükmü yer almış olup HÜKÜM KISMINDA;
“375 sayılı KHK’ye 666 sayılı KHK’nin 1. maddesiyle eklenen ek 11.maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ibarelerin Anayasanın 91 inci maddesine aykırı olduğuna ve oybirliği ile iptallerine” karar verildiğini,
Dolayısıyla;
T.C. Anayasasının 153 üncü maddesine göre, temyize konu Sayıştay ilamının öncelikle usul yönünden hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık;
“Dilekçede özetle, ilamın 1inci maddesine ilişkin olarak, Avukat ...’ in 2013 yılı içerisinde değişik tarihlerde kullanmış olduğu 25 gün sağlık izninin, fiilen çalışılan süre olarak değerlendirilmesi gerektiği ve temyize konu ilamın Anayasanın 153 üncü maddesine göre, usul ve esas yönünden hukuki dayanaktan yoksun olduğu dolayısıyla da ilgiliye yapılan ödemenin kamu zararı oluşturmadığı ileri sürülmekte ve Daire kararının bozulması talep edilmektedir.
08.07.2012 tarihli ve 28347 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında;
“Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, aşağıdaki şekilde dağıtılır:
a) Dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara % 40’ı eşit olarak ödenir....” denilmektedir. Anlaşılacağı üzere vekalet ücretinin Ödenebilmesi, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartına bağlanmıştır.
4857 sayılı İş Kanununun 55 inci maddesi “Yıllık İzin Bakımından Çalışılmış Gibi Sayılan Haller” başlığını taşımakta olup, bu hükmün kıyasen ilam konusu olaya uygulanması mümkün değildir. Ayrıca gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda gerekse 659 sayılı KHK’nın 16 ncı maddesine dayanılarak çıkartılan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesi uyarınca kullanılan rapora bağlı izin sürelerinin fiilen çalışılan süre olarak değerlendirileceğine ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır.
Öte yandan dilekçede, birer örneğine de yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarında; 666 sayılı KHK ile 6223 sayılı yetki Kanununda öngörülen amaç, kapsam ve ilkeleriyle bağlantılı olmaksızın sırf mali konularda bir düzenleme yapılamayacağı bir hukuk ilkesi haline getirildiği, dolayısıyla da temyize konu ilamın Anayasanın 153 üncü maddesine göre, usul ve esas yönünden hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmekte ise de, 6223 sayılı Yasanın kapsamına;
-Birincisi,“ ‘Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesi ve bu çerçevede gerekli görülmesi halinde yeni bakanlıklar kurulması, var olan bakanlıkların birleştirilmesi, bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarının yeniden belirlenmesi’ için Yetki Yasasında tek tek sayılan 19 adet kanun ve kanun hükmünde kararname ile bu konuyla ilgili diğer kanun ve kanun hükmünde kararnameler;
- İkincisi ise, ‘Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak değişiklikler ve yeni düzenlemeler’ yapılması için” Yetki Yasasında sayılan 6 adet kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bu konuyla ilgili diğer kanun ve kanun hükmünde kararnameler;
girmektedir.
02.11.2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 26.09.2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile;
-
1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun,
-
4353 sayılı Maliye Vekaleti Başhukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanun,
Yürürlükten kaldırılarak genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin yürütülmesi yeni usul ve esaslara bağlanmış; kamu mülkiyeti ile kamu alacak ve borçlarına ilişkin anlaşmazlıkların sulh yoluyla halline ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.
6223 sayılı Yetki Kanunu amaç, kapsam ve ilkeleri bakımından kamu personelinin mali ve sosyal haklarına ilişkin olarak Bakanlar Kuruluna doğrudan bir düzenleme yapma yetkisi vermemiş olmakla birlikte, mali ve sosyal haklarla ilgili hükümlerin 6223 sayılı Yetki Kanununun amacı ve kapsamına giren konularda yapılan düzenlemelerin doğal sonucu olması durumunda mümkün olabileceği açıktır. Kaldı ki dilekçede ileri sürülen hususları mali hak olarak nitelendirmekte mümkün değildir. Bu nedenle talebin reddedilerek Daire kararının onanmasına” şeklinde görüş bildirmiştir.
Sorumlu İkinci temyiz dilekçesinde ise özetle;
Savcılık Görüşü ile temyiz talebinin reddedilerek, Daire Kararının onanmasının uygun olacağının belirtildiğini,
Ancak;
- ) Sağlık raporlarına ilişkin sürenin fiilen çalışılmış gibi sayılan günler kapsamında olmadığına dair 657 sayılı Kanunda hüküm bulunmadığını,
Nitekim;
Avukat ...’nın (25) günlük sağlık raporları süresine ilişkin olarak özlük haklarının kendisine tam olarak ödendiğini, dolayısıyla 4857 sayılı İş Kanununun 55 inci maddesinin kıyasen birlikte değerlendirilmesi sonucunda, ilgilinin 2013 yılı içinde değişik tarihlerde kullandığı sağlık izinleri sürelerinin fiilen çalışılmış gibi sayılan günler olarak değerlendirilmesinin söz konusu olacağını,
Aksi halde;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 102 nci maddesindeki “yıllık izin” kullanımının, 104 üncü maddesinde yer alan doğum, evlilik, ölüm hallerindeki “mazeret izni” kullanımının fiilen çalışılmış gibi sayılan günler olmaması gerekeceğini,
Bu nedenle;
Müşavirlik personeli Avukat ...’nın 2013 yılı içinde değişik tarihlerde kullandığı (25) gün süreli sağlık izinlerinin, kendisinin 5 ay, 20 gün olarak kullandığı aylıksız izin ile birlikte 2013 yılı içinde altı aydan fazla izin kullandığından bahisle söz konusu avukatlık vekalet ücreti ödemesinden sorumlu tutulmalarının hukuka aykırı olduğunu tekrar ederek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında;
“İlgi yazı ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi ve ekleri incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 28.07.2016 tarih ve 17539-29798 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:
02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesinde;
“(1) Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun çalışma usul ve esasları, avukatlık hizmeti satın alınmasıyla ilgili usul ve esaslar ile bunların takip ve denetimine ilişkin hususlar ve vekalet ücretlerinin dağıtımına dair usuller Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.” ve,
“Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18 inci maddesinde;
“ (1) 2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.
(2) 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Maliye Vekâleti Başhukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Dâvalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilâyetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 4353 sayılı Kanuna yapılan atıflar ilgisine göre bu Kanun Hükmünde Kararnameye ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.
(3) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesine yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.
(4) İdarelerin hukuk hizmetlerine, uyuşmazlıkların sulh yoluyla halline, avukatlık hizmeti satın alınmasına ve davalarla ilgili vazgeçme yetkilerine dair diğer kanunlarda yer alan hükümlerden bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı olanlar uygulanmaz.
…” hükümlerine yer verilmiştir.
659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesine dayanılarak hazırlanan ve 08.07.2012 tarih ve 28347 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında;
“Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, aşağıdaki şekilde dağıtılır:
a) Dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata % 55’i, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara % 40’ı eşit olarak ödenir….” denilmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerden Avukat ...’in 15.04.2013 tarihinden itibaren makam onayı ile 7 ay ücretsiz izin aldığı, aylıksız iznini 5 ay 20 gün kullanarak 07.10.2013 tarihinde göreve başladığı, ancak ilgilinin 2013 yılı içinde değişik tarihlerde ayrıca 25 gün sağlık izni kullandığı görülmüştür.
Bu durumda ilgilinin 2013 yılı içinde ücretsiz izin ve sağlık izni ile birlikte toplam 6 ay 15 gün izin kullanarak cari yıl avukatlık vekalet ücreti ödenmesi için gerekli olan ve Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6 ncı maddesinde belirtilen; “vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak” şartını yerine getirmediği görüldüğünden ilgiliye 2013 yılı için avukatlık vekalet ücretinin ödenemeyeceği anlaşılmaktadır. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanununun “Yıllık İzin Bakımından Çalışılmış Gibi Sayılan Haller” başlığını taşıyan 55 inci maddesini kıyasen ilam konusu olaya uygulamak mümkün değildir.
Dilekçede; 666 sayılı KHK ile 6223 sayılı Yetki Kanununda öngörülen amaç, kapsam ve ilkeleriyle bağlantılı olmaksızın sırf mali konularda bir düzenleme yapılamayacağının yine dilekçede belirtilen Anayasa Mahkemesi iptal kararları ile bir hukuk ilkesi haline geldiği dolayısıyla temyize konu Sayıştay ilamının öncelikle usul yönünden hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmekte ise de;
26.12.2013 tarih ve E.2013/63 K.2013/163 nolu Anayasa Mahkemesi kararı ile, 666 s. KHK’nın eki (I) sayılı cetvelin “A. Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre alanlar” bölümünün 1 numaralı sırasının g bendinde yer alan “il nüfus ve vatandaşlık müdürü” ibaresi, 06.04.2011 günlü 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olmadığından bu ibarenin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline,
03.12.2015 tarih ve E.2015/101 K.2015/111 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile, 666 sayılı KHK’nın 1 inci maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen ek 11 inci maddenin birinci fıkrası (b) bendinde yer alan “uzman” ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline,
23.12.2015 tarih ve E.2015/65 K.2015/120 sayılı kararı ile, 375 sayılı KHK’ya 666 sayılı KHK’nın 1 inci maddesi ile eklenen (I) sayılı cetvelin “A. Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre alanlar” kısmının “I. Kadroları Genel İdare Hizmetleri sınıfında yer alan personel ile teknik hizmetler, sağlık ve yardımcı sağlık hizmetleri ile avukatlık hizmetleri sınıflarında bulunan personelden ek ödeme oranları ilgili gruplarında düzenlenmeyen ve kadro unvanları bu bölümde yer alan personel” bölümünün (g) sırasında yer alan “…müşavir…” ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline,
16.03.2016 tarihli E.2016/15, K.2016/14 sayılı kararı ile 375 sayılı KHK'ya 666 sayılı KHK'nın 1 inci maddesiyle eklenen Ek 11 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ”... kurul üyesi.." ibarelerinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Belirtilen Anayasa Mahkemesi kararlarında 666 sayılı KHK ile yapılan bazı düzenlemeler Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olmakla birlikte ilama konu olayla ilgili bir iptal söz konusu değildir.
Bu nedenle 86 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile … TL. ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliği ile,
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06