Sayıştay 8. Dairesi 38142 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

38142

Karar Tarihi

27 Ocak 2015

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 8

  • Dosya No: 38142

  • Tutanak No: 39972

  • Tutanak Tarihi: 27.01.2015

  • Konu:

KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1308 sayılı ilamın 6. maddesinin;

A bendi ile; Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Mars Ltd. Şti. arasında imzalanan 649.000,00 TL sözleşme bedelli “Mevcut Parkların Orta Refüjlerin Kaldırımdaki ve Anayol Kenarlarındaki Yeşil Alanların Bakımı, Korunması, Çim Biçilmesi, Budama Gübreleme, İlaçlama İle Yeni Oluşturulacak Yeşil Alanların Peyzaj Çalışmalarının Yapılması (Ağaç, Çalı Dikimi, Çim Ekimi, Sulama Tesisatı Çekilmesi) Hizmet Alımı İşi”nde; 01.10.2008 tarihinden itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmı hazine tarafından karşılanmasına rağmen, fiyat farkı hesabında bu düşüşün dikkate alınmaması nedeniyle 23.387,29 TL,

B bendi ile; bu işe ilişkin Şartname ve sözleşmede çalışılması öngörülen sayıda personel çalıştırılmadığı halde eksik çalıştırılan personel için de tam ödeme yapılması nedeniyle 514,80 TL olmak üzere toplam 23.902,09 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; 2009 yılı hesaplarını inceleyen Sayıştay Denetçilerin sorguya aldığı bu madde için ilgili firmanın hak edişinden 3.112,71 TL kesinti yapıldığını, yine Belediyede hizmet alım işini yapan Hamide AKAR-Özer Ay firmalarının hak edişlerinden de bu kanun kapsamında 18.677,00 TL kesinti yapıldığını, adı geçen firmaların Belediye aleyhine Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açtıklarını, Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/804 Esas ve 2011/275 Kararına göre "5510 Sayılı Kanunu'nun 81. maddesi gereğince öngörülen düzenlenmenin özel sektörü desteklemeye yönelik olması, bu nedenle Kamu Kurumu niteliğinde bulunan Belediyenin davacının hak edişinden kesilen tutarın iadesine" karar vermesinden dolayı firmadan alınan kesintilerin iade edildiğini,

Mahkeme Kararı diğer firmalar için de emsal teşkil edeceğinden, Belediyeyi mahkemeye vermeleri halinde hakedişlerinden kesilen tutarların dışında vekalet ücretleri ve vergi harçları nedeniyle epey bir külfet altına gireceğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “İlamın 6’ncı maddesine ilişkin olarak, Mars Ltd. Şti yükleniminde bulunan hizmet alımı işinde, hakediş ödemelerinde beş puanlık prim indiriminin kesilmemesi nedeniyle tazmin hükmolunmuş ise de, tazmine konu olan tutarın 3.112,71 TL lik kısmının tahsil edildiği, ancak benzer bir konuda bir başka yükleniciden yapılan tahsilat nedeniyle yüklenicin yargı yoluna başvurduğu ve Diyarbakır 1.Asliye Hukuk Mahkemesince de yüklenicinin talebi doğrultusunda tahsilatın iadesine karar verildiği belirtilmekte ve tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim Oranları ve Devlet Katkısı” başlıklı 81’ inci maddesinin bir numaralı fıkrasının “ı” bendinde yer alan düzenleme ile özel sektör işverenleri üzerindeki sosyal güvenlik prim yükünün hafifletilerek istihdamın artırılması amaçlanmış olup hazinece karşılanan 5 puanlık prim indiriminin teşvik mahiyetinde olması nedeniyle, fiyat farkı olarak nitelendirilmemesi gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenlerle sorumluların talebi doğrultusunda tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

İlamın A bendine ilişkin olarak;

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim oranları ve devlete katkısı” başlıklı 81 inci maddesinin (ı) bendinde aynen;

“(Ek: 17/4/2008-5763/24 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıktan sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz...” denilmektedir.

01.10.2008 tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeye göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanmaya başlanılmıştır. Dolayısıyla Fiyat Farkı Kararnamesinin 8’inci madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir. Aksi halde aynı prim tutarının hem bütçeden hem de Hazineden ödenmesi yolu açılmış olur.

Nitekim bu husus, Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Teklif Fiyata Dahil Olacak Masraflar” başlıklı maddesinin 17 nci fıkrasında aynen;

“(Ek: 25/10/2008 – 27035 R.G. / 4 md.) 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendinde; özel sektör işverenlerinin, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanacağı hüküm altına alınmıştır.

İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı tüm hizmet alımı ihalelerinde, teklifler Hazine tarafından karşılanacak olan işveren sigorta primi tutarı dikkate alınmadan, işveren payları üzerinden hesaplanarak sunulacak ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede, fiyat farkı hesaplanması öngörülen ihalelerde sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenicinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca prim teşvikinden yararlanması halinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8 inci maddesinde yer alan, ‘b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,

…506 sayılı Kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.’ hükmü gereğince, Hazine tarafından karşılanan prim tutarı, idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesilecektir.” denilmek suretiyle açık bir biçimde ifade edilmiştir.

01.10.2008 tarihinden itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmı hazine tarafından karşılandığından aynı mahiyetteki ikinci kez prim ödenmesinin önlenmesi için buradaki ödemeden %5 prim tutarının düşülmesi gerekir. %5 prim tutarı düşülmediği takdirde mükerrer ödeme yapılmış olacaktır. Şöyle ki; Firma tarafından gerçekleştirilen hizmet alımı işinde; firma teklif verirken işçi ücreti, primler gibi birçok unsuru içeren toplam maliyetini hesaplamıştır. Firmanın teklifinde, primler de işverenin maliyeti içerisinde yer almakta ve idare tarafından bu primler de firmaya ödenmektedir. İdare işçilerin prim dahil tüm ücretlerini yükleniciye ödemekte diğer taraftan da Hazine bu işçilere ait işveren payını karşılamaktadır. Böylece işveren payı bir yandan idarece bir yandan da Hazinece ödenmiş olmaktadır.

Bu nedenle, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8. madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir.

Dilekçiler benzer konuda verilen mahkeme kararlarının göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasının gerektiğini iddia etmişse de, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer yandan Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Bu itibarla 1308 sayılı ilamın 6. maddesinin A bendi ile verilen tazmin hükmü mevzuata uygundur.

İlamın B bendine ilişkin olarak;

Dilekçiler, 1308 sayılı ilamın 6. maddesinin B ile verilen tazmin hükmüne karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığından Kurulumuzca bu hususta yapılacak işlem bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, 1308 sayılı ilamın 6. maddesi ile toplam 23.902,09 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1308 sayılı ilamın 9. maddesiyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bütçesinden DİSKİ Spor Kulübüne nakdî yardımda bulunulması nedeniyle 800.000,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; 5216 ve 5393 sayılı Belediye kanunlarının yürürlüğe girmesi ile daha önceden karar organı gibi işlem yapan belediye encümenlerinin artık belediyelerin yürütme organı olarak görev yaptığını, Encümenin, belediye meclisince 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun Üçüncü Bölüm Büyükşehir Belediyesinin Görev, Yetki ve Sorumlulukları başlıklı Büyükşehir, İlçe Ve İlk Kademe Belediyelerinin Görev Ve Sorumlulukları alt başlıklı 7. maddesinin "m" bendi, Büyükşehir belediyesinin giderleri başlıklı 24. maddesinin "o" bendi, 5393 sayılı Belediye Kanununun 14. maddesinin "b" bendi, 77. maddesinin birinci fıkralarına dayanarak 2009 yılı bütçesine konulan ödeneği ihtiyaç oldukça kullanılması hususunda yürütme görevini yaptığını, Belediye meclis kararını yürütme organı olarak encümenin, uygulamama gibi bir tercihi olmadığını,

Belediyeler yasası değişmeden önce Sayıştay’ın, Belediyeler Yasasında amatör spor kulüplerine yardımın yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığından bahisle her ne kadar amatör spor kulüplerine belediye bütçesinden yardım yapılmayacağına dair sorgulama yapmış ve tazmine karar vermiş ise de, Sayıştay Temyiz Kurulu’nun verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verdiğini,

Bugün yürürlükten kalkmış eski yasalar döneminde verilmiş bulunan bazı tazmin kararlarının yine Sayıştay'ın Temyiz Kurulu kararlarıyla kaldırıldığını, Belediye kanunlarında yapılan değişikliklerle amatör spor kulüplerine yapılan yardımın kapsamının daha da genişlediği, netleştiği ve belediyelerin görevleri arasında yörenin sosyal ihtiyaçlarını da karşılamak bulunduğu gözetildiğinde, sorgu konusu yardımın yasal olduğunu,

Çünkü 5216 sayılı Büyükşehir Belediye yasasının yukarıda belirttikleri maddelerinde belediyelerin bütçelerinden amatör spor kulüplerine yardım yapacağı ve bu yardımın belediyelerin asli görevlerinden olduğunun açıkça düzenlendiğini,

Maddede geçen "gerekli desteği sağlama" ibaresinden sunulacak desteğin nakdi de olabileceğinin anlaşıldığını, bunun aksi bir yorumun yapılmasının kanunun ruhuna ve amacına aykırı olacağı gibi, belediyelerin asli görevlerini yaparken bu türlü engellemelerle karşılaşmalarının belde halkına gerekli hizmeti sunamaması sonucunu doğuracağını,

Nitekim 10.05.2005 tarih ve 27898 sayılı, 31.03.2003 tarih ve 26219 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu kararlarında da benzer konuda tazmin hükmünün kaldırıldığını,

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Diski Spor Kulübü’nün amatör bir spor kulübü olduğunu, Büyükşehir Belediyesi DİSKİ spor kulübünün profesyonel futbol takımına sahip olduğu gibi futbol dışında, basketbol, voleybol ve atletizm dallarında da faaliyet gösteren toplam 7 (yedi) takımı da bünyesinde bulundurduğunu,

Ayrıca, Türkiye Futbol Federasyonu Gençlik Geliştirme Departmanı Ünitesinin yazısından da anlaşılacağı üzere 2008-2009 Futbol Sezonunda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Diski Spor kulübünün, Deplasmanlı 1. Amatör Küme, 1. Amatör Küme A Gençler, B Gençler, Yıldızlar, Minikler, Mini Minikler branşlarında da faaliyet gösterdiğini,

Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 20.10.1998 gün ve 24287 sayılı kararında; "Diğer yandan, Profesyonel Futbol Talimatının "Alt Yapı Ligi" başlıklı 6. Maddesinde; "Kulüpler, Profesyonel Takımdan başka A. Genç ve Ümit Milli Takımlarının alt yapısını oluşturmak ve kendi alt yapılarını güçlendirmek amacıyla deplasmanlı bölgesel Alt Yapı ligine katılmak zorundadırlar," denilmek suretiyle her profesyonel kulübün kendi alt yapısını oluşturmak ve güçlendirmek amacıyla amatör takımını da oluşturmak zorunda olduğunun hükme bağlandığını,

Yine 10.05.2005 tarih ve 27898 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu İlamında benzer konuda tazmin hükmünün kaldırıldığını,

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerinin 2001 yılı teftişi sonucunda, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin profesyonel spor kulübüne yardım yaptığı iddiası ile sorumlular hakkında dava açıldığını, davanın, Diyarbakır Asliye 3. Mahkemesinin 19.06.2008 tarih ve 2005/223 Esas, 2008/442 Karar sayılı ilamı ile, özetle belediyenin görevleri arasında amatör sporu desteklemenin bulunduğu, kuşkusuz amatör bir spor kulübünün bir takım profesyonel faaliyetlerde bulunmasının onun amatör kimliğine ters düşmeyeceği hususu dosyada mevcut Sayıştay kararları ile kabul edildiği gibi uzman görüşlerle de desteklendiği, belediyenin bu konuyla ilgili görevlerinin bulunduğu, .... nedenleri ile reddedildiğini,

Son olarak Sayıştay Temyiz Kurulu'nun 19.09.2006 tarihli 2006/28799 Karar sayılı kararında da görüleceği üzere "bünyesinde faaliyet gösteren futbol takımında profesyonel futbolcuların yer alması ve belediyece yapılan yardımın bir kısmının bu sporcular için harcanmış olması, kulübün ve yapılan spor faaliyetinin de profesyonel olduğu anlamına gelmez. Söz konusu yardım, bünyesinde faaliyet gösteren bir dalda profesyonel sporcular da bulunduran amatör bir spor kulübüne yapılmıştır. Dilekçi talebinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verilmiştir" demekle aslında savunma konusu yapılan bütçe içi ödemenin yasal olduğunu,

Sayıştay’ın 2008-1246 sayılı ilamı ile Diskispora yardım hususuna ilişkin olarak, sorgu konusunun ortadan kaldırıldığını,

Ayrıca 06/12/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 6360 sayılı Kanunun "çeşitli hükümler" başlığı altında 7. nci maddesi ile 5216 sayılı Kanunun 7. maddesinin "m" fıkrasına "nakdi yardım yapmak" ibaresinin eklendiğini, dolayısıyla bu hüküm ile Kanunun lafzındaki çelişkinin de giderildiğini ve nakdi yardım yapılıp yapılmayacağı tartışmasının da ortadan kalktığını, bu nedenlerle Kanunda açıkça yazılı olan ve hukukta "lehe olan kanunun uygulanacağını" belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7’nci maddesinin, 1 numaralı fıkrasının (m) bendinde belediyeler, amatör spor kulüplerine malzeme vermek ve gerekli desteği sağlamakla görevli ve sorumlu kılınmış olup, gerekli desteği sağlamak tabirinin aynı zamanda nakdi yardımı da kapsadığı değerlendirildiğinden, dilekçede ileri sürülen hususların yeterli görülerek, talep doğrultusunda tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanununun 14’üncü maddesinin (b) bendinde, belediyenin mahalli müşterek olmak şartıyla gerektiğinde, öğrencilere, amatör spor kulüplerine malzeme verebileceği ve gerekli desteği sağlayacağı, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenleyebileceği, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclisi kararıyla ödül verebileceği hüküm altına alınmıştır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir, İlçe Ve İlk Kademe Belediyelerinin Görev Ve Sorumlulukları” başlıklı 7 inci maddesinin (m) bendinde (2007 yılında geçerli olan kanun metni);

“m) …. gerektiğinde amatör spor kulüplerine malzeme vermek ve gerekli desteği sağlamak, amatör takımlar arasında spor müsabakaları düzenlemek, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclis kararıyla ödül vermek” denilmekte,

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 29’uncu maddesinde, ‘‘Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.

Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.’’ denilmektedir.

Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (c) bendinde, bu Yönetmelikte geçen yardım kavramının, idare bütçelerinden teşekküllere yapılacak nakdi yardımı ifade ettiği belirtildikten sonra 5’inci maddesinde yardım yapılabilme şartları açıklanmış ve Yönetmeliğin bu maddesinde, idare bütçesine bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması ve teşekkülün, yardım yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi şartıyla yardım yapılabileceği hükme bağlanmıştır.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce 08/07/2005 tarih ve 25869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gençlik ve Spor Kulüpleri Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde;

“Bu Yönetmelikte geçen;

Spor kulübü: Spor faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kurularak Genel Müdürlüğe kayıt ve tescilini yaptıran dernekleri,

…”

“Gençlik faaliyeti türü ve spor dalı seçimi” başlıklı 25’inci maddesinde;

“Kulüpler diledikleri gençlik faaliyeti türü veya spor dalında faaliyet gösterebilirler. Dernek ve kulüpler faaliyet gösterecekleri gençlik faaliyeti türünü veya spor dalını tescil esnasında taahhüt etmek zorundadırlar.

…”

Buna göre, belediyelerinin görevleri arasında gerektiğinde amatör spor kulüplerine malzeme vermek ve gerekli desteği sağlamak da sayılmış olup söz konusu “gerekli destek” ibaresinin kapsamına nakdi yardımların da dahil olduğu, Kanun koyucunun bununla ilgili kısıtlayıcı bir iradesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Dosya eki belgelerden, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Diski Spor Kulübü’nün amatör bir spor kulübü olduğu, Diyarbakır Valiliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün yazısından da anlaşıldığı üzere, Büyükşehir Belediyesi DİSKİ spor kulübünün futbol dışında basketbol, voleybol ve atletizm branşlarında da faaliyet gösterdiği, ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu Gençlik Geliştirme Departmanı Ünitesinin yazısından da anlaşıldığı üzere 2008-2009 Futbol Sezonunda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Diski Spor kulübünün, Deplasmanlı 1. Amatör Küme, 1. Amatör Küme A Gençler, B Gençler, Yıldızlar, Minikler, Mini Minikler branşlarında da faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır.

Amatör spor kulüplerine gerekli desteği sağlamak belediyenin görev alanına girdiğinden ve bu amaçla belediye bütçesine ödenek konduğundan, bu ödenekten DİSKİSPOR Kulübü Derneğine nakdi yardım yapılmasında mevzuat aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulüyle 1308 sayılı ilamın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

832 sayılı kanunun değişik 16. maddesi hükmü gereğince Başkanın bulunduğu taraf üstün tutulmak suretiyle,

  1. 1308 sayılı ilamın 20. maddesinin;

A bendi ile; Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Murat Özel Güv. Hiz. Ltd. Şti. arasında imzalanan 578.141,41 TL sözleşme bedelli “Yeşil Alanlar Şube Müdürlüğü Bünyesinde Bulunan Parkların 29 Kişi İle Korunması Hizmeti Alımı İşi”nde, 01.10.2008 tarihinden itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmı hazine tarafından karşılanmasına rağmen, fiyat farkı hesabında bu düşüşün dikkate alınmaması nedeniyle 11.029,87 TL,

B bendi ile; bu işe ilişkin asgari ücret fiyat farkının hatalı ödenmesi nedeniyle 5.524,39 TL olmak üzere toplam 16.554,26 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; Belediyede hizmet alım işini yapan Hamide AKAR-Özer Ay firmalarının hak edişlerinden de bu kanun kapsamında 18.677,00 TL kesinti yapıldığını, adı geçen firmaların Belediye aleyhine Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açtıklarını, Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/804 Esas ve 2011/275 Kararına göre "5510 Sayılı Kanunu'nun 81. maddesi gereğince öngörülen düzenlenmenin özel sektörü desteklemeye yönelik olması, bu nedenle Kamu Kurumu niteliğinde bulunan Belediyenin davacının hak edişinden kesilen tutarın iadesine" karar vermesinden dolayı firmadan alınan kesintilerin iade edildiğini,

Mahkeme Kararı diğer firmalar için de emsal teşkil edeceğinden, Belediyeyi mahkemeye vermeleri halinde hakedişlerinden kesilen tutarların dışında vekalet ücretleri ve vergi harçları nedeniyle epey bir külfet altına gireceğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim Oranları ve Devlet Katkısı” başlıklı 81’ inci maddesinin bir numaralı fıkrasının “ı” bendinde yer alan düzenleme ile özel sektör işverenleri üzerindeki sosyal güvenlik prim yükünün hafifletilerek istihdamın artırılması amaçlanmış olup hazinece karşılanan 5 puanlık prim indiriminin teşvik mahiyetinde olması nedeniyle, fiyat farkı olarak nitelendirilmemesi gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenlerle sorumluların talebi doğrultusunda tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

İlamın A bendine ilişkin olarak;

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim oranları ve devlete katkısı” başlıklı 81 inci maddesinin (ı) bendinde aynen;

“(Ek: 17/4/2008-5763/24 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıktan sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz...” denilmektedir.

01.10.2008 tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeye göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanmaya başlanılmıştır. Dolayısıyla Fiyat Farkı Kararnamesinin 8’inci madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir. Aksi halde aynı prim tutarının hem bütçeden hem de Hazineden ödenmesi yolu açılmış olur.

Nitekim bu husus, Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Teklif Fiyata Dahil Olacak Masraflar” başlıklı maddesinin 17 nci fıkrasında aynen;

“(Ek: 25/10/2008 – 27035 R.G. / 4 md.) 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendinde; özel sektör işverenlerinin, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanacağı hüküm altına alınmıştır.

İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı tüm hizmet alımı ihalelerinde, teklifler Hazine tarafından karşılanacak olan işveren sigorta primi tutarı dikkate alınmadan, işveren payları üzerinden hesaplanarak sunulacak ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede, fiyat farkı hesaplanması öngörülen ihalelerde sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenicinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca prim teşvikinden yararlanması halinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8 inci maddesinde yer alan, ‘b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,

…506 sayılı Kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.’ hükmü gereğince, Hazine tarafından karşılanan prim tutarı, idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesilecektir.” denilmek suretiyle açık bir biçimde ifade edilmiştir.

01.10.2008 tarihinden itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmı hazine tarafından karşılandığından aynı mahiyetteki ikinci kez prim ödenmesinin önlenmesi için buradaki ödemeden %5 prim tutarının düşülmesi gerekir. %5 prim tutarı düşülmediği takdirde mükerrer ödeme yapılmış olacaktır. Şöyle ki; Firma tarafından gerçekleştirilen hizmet alımı işinde; firma teklif verirken işçi ücreti, primler gibi birçok unsuru içeren toplam maliyetini hesaplamıştır. Firmanın teklifinde, primler de işverenin maliyeti içerisinde yer almakta ve idare tarafından bu primler de firmaya ödenmektedir. İdare işçilerin prim dahil tüm ücretlerini yükleniciye ödemekte diğer taraftan da Hazine bu işçilere ait işveren payını karşılamaktadır. Böylece işveren payı bir yandan idarece bir yandan da Hazinece ödenmiş olmaktadır.

Bu nedenle, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8. madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir.

Dilekçiler benzer konuda verilen mahkeme kararlarının göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasının gerektiğini iddia etmişse de, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer yandan Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Bu itibarla 1308 sayılı ilamın 20. maddesinin A bendi ile verilen tazmin hükmü mevzuata uygundur.

İlamın B bendine ilişkin olarak;

Dilekçiler, 1308 sayılı ilamın 20. maddesinin B ile verilen tazmin hükmüne karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığından Kurulumuzca bu hususta yapılacak işlem bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, 1308 sayılı ilamın 20. maddesi ile toplam 16.554,26 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 27.01.2015 tarih ve 39972 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim