Sayıştay 8. Dairesi 37918 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
37918
16 Eylül 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2009
-
Daire: 8
-
Dosya No: 37918
-
Tutanak No: 39384
-
Tutanak Tarihi: 16.09.2014
-
Konu:
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
1162 sayılı İlamın 13. maddesi ile Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı'nda öğretmen kadrosunda bulunan ancak fiilen öğretmenlik yapmayan Bekir KÖSEDAĞ ile Gökhan AKSU'ya eğitim-öğretim tazminatı ödendiği gerekçesiyle 4.178,73 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçiler, ortaklaşa gönderdikleri temyiz dilekçesinde özetle; sorgu üzerine 25.10.2010 tarihindeki yapılan savunmalarında; Üniversitede 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa bağlı olarak çalışanların maaş ve özlük hakları ile ilgili ödeme emirleri ve eki belgelerin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı’nca program üzerinden hazırlandığını ve kendi Başkanlıklarında harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından da sadece imzalandığını belirttiklerini, aynı tarihli savunmada; Başkanlıkları öğretmen kadrosunda bulunan Bekir KÖSEDAG ile Gökhan AKSU'ya 2009 mali yılında ödenen özel hizmet tazminatlarından yapılan fazla ödemenin, sorguda belirtilen sırasıyla % 100 yerine % 55, % 85 yerine % 48 oranları dikkate alınarak, ilgililer adına Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre muhasebe kayıtlarına alınmak üzere kişi borcu açılarak maaşlarından tahsili yönüne gidileceğini ifade ettiklerini, Sayıştay sorgusunun ardından, Sayıştay Denetçisinin belirlediği oranlar üzerinden ilgililerin maaşlarının hazırlanmaya başlandığını, yapılan savunmalardan sonra ilgililere borç bildirim ve onay belgesi tebliğ edilmiş olup, ilgililerin itirazlarında; Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü 16 Sıra Nolu Genel Tebliği’nde "I- Kişilerden Alacakların Takibi, Tahsili ve Terkinine İlişkin İşlemler" başlığı altında yer alan; "Kişilerden alacaklar konusunu oluşturan yersiz, fazla ve haksız ödemelerin geri alınmasına ilişkin olarak tesis edilen işlemlerin borçlular tarafından dava konusu edilmemesi veya idare aleyhine sonuç doğuracak işlem tesis edilmemesi bakımından, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 14.06.1974 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 22.12.1973 tarihli ve E. No. 1968/68, K. No. 1973-14 sayılı Kararı’nın göz önünde bulundurulması gerektiği” ve “yukarıda belirtilen istisnai haller dışında kalan ve idarenin kendi ihmali ve bilgi azlığı gibi nedenlerden kaynaklanan idari işlemlere dayanılarak yapılan fazla ve yersiz ödemelerin ise (Örneğin; bir memura, memurun bilgisi dışında idarece fazla ve yersiz maaş, ücret, tazminat ... ödenmesi gibi), ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 günlük dava açma süresi içinde geri istenmesinin mümkün olduğu ve bu durumda kamu görevlilerinin herhangi bir tazmin kararıyla karşı karşıya kalmamaları için, fazla ödenen paraların genel hükümlere göre zaman aşımı süresi içinde tahsili gerektiği" şeklindeki ifadeleri öne sürdüğünü, buna karşın savunmalarının haklı görülmeyerek Sayıştay İlamıyla konu hakkında tazmin hükmü verildiğini, ancak Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlilerinden ortaklaşa ve zincirleme tahsil edilmek istenen toplam 4.178,73 TL’nin; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 14.06.1974 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 22.12.1973 tarihli ve E. No. 1968/8, K. No. 1973-14 sayılı Kararı’nda bulunan; "Yukarıda belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere 90 gün içinde kabil olduğuna ve 90 günlük süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğine 22.12.1973 günü yapılan müzakerede esasta ve gerekçede oy çokluğu ile karar verildi." hükmü dikkate alınarak kaldırılması gerektiğini belirtmek suretiyle temyiz talebinde bulunmuşlardır.
Başsavcılık karşılamasında özetle; dilekçede fazla ödemenin varlığı kabul edilmekle birlikte Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 14.06.1974 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 22.12.1973 tarihli ve E. No. 1968/68, K. No. 1973-14 sayılı kararına göre geri alınamayacağı belirtilerek tazmin hükmünün kaldırılması istenildiği belirtildikten sonra ilgililerin harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi olarak yürürlükteki yasal düzenlemelere göre olan sorumluluğunun, sözü edilen Karar’la bir ilgisi bulunmadığından bahisle talebin reddedilerek Daire Kararının onanmasının uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Öncelikli olarak, ilama esas konu yasal mevzuata uygunluk açısından irdelenecek olursa;
05 Mayıs 2006 tarih ve 26159 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın (17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı) "Bazı Özel Durumlara İlişkin Esaslar" başlıklı 4'üncü maddesinin f fıkrasında; "Eğitim-Öğretim Tazminatı, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfında öğretmen kadrosunda fiilen öğretmenlik yapanlar ve bu kadroda olup cezaevi okullarında çalışanlar ile bunlardan okul müdürü, okul müdür başyardımcısı, okul müdür yardımcısı, yönetici ve eğitim uzmanı olarak görevlendirilenlere ödenir." hükmü,
Aynı Kararın "Görevin Fiilen Yapılması" başlıklı 6'ıncı maddesinde; "Zam ve tazminatların ödenebilmesi için, I, II ve III sayılı cetvellerde gösterilen personelin, kadro unvanı ile kariyer ve yürüttüğü görevin gerektirdiği hizmetleri kanunların öngördüğü durumlar saklı kalmak üzere fiilen yapması zorunludur." hükmü yer almaktadır.
Ayrıca Kararnameye ekli " Diğer tazminatlar" başlıklı III sayılı cetvelin A. Eğitim Öğretim tazminatı başlıklı bölümünün 1 'inci fıkrasının a bendinde ise; "Eğitim ve Öğretim Hizmetleri sınıfına dahil Öğretmen unvanlı kadrolarda fiilen öğretmenlik yapanlardan" denilmektedir.
Yukarıda belirtilen hükümlere göre Eğitim Öğretim Tazminatından yararlanabilmek için öğretmen unvanlı kadrolarda bulunanların fiilen öğretmenlik yapması gerekmektedir. Bu nedenle öğretmen kadrosunda bulunan ancak fiilen öğretmenlik yapmayan kişilere fiilen yaptıkları görevler nedeniyle ödenmesi gereken özel hizmet tazminatının ödenmesi gerekir. Buna aykırı olarak fiilen öğretmenlik yapmayanlara öğretmenlik yapıyormuş gibi eğitim ve öğretim tazminatı ödenmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, dilekçilerin Sayıştay Yargısı tarafından tazminine hükmedilen tutarın idari yargı mercilerinin verdiği kararlar doğrultusunda ahizlerden (parayı alanlardan) istenemeyeceğine ilişkin itirazlarına gelince;
Anayasanın 160’ıncı maddesinin birinci fıkrasında, “Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.” hükmü yer almakta; 832 sayılı Sayıştay Kanununun İlamların İnfazı başlıklı 64’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında ise; “ilamlarda gösterilen zimmet ve tazminlerde zimmetler vukuu tarihinden, tazminler ise hükmedildikleri tarihten itibaren faize tabi olarak İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmektedir.
Anayasanın yukarıda söz edilen 160’ıncı maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur. Sayıştay’ın 1162 sayılı ilamının 13’üncü maddesiyle mevzuata aykırı olarak ödenmiş olduğu tespit edilen 4.178,73 TL’nin; maddede ilişik tutulan ödeme emri belgeleri üzerinde imzaları bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinden tahsiline karar verilmiş olup; 832 sayılı Yasanın 64/2’nci maddesi hükmü uyarınca bu miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre bu görevlilerden tahsil edilmesi gerektiği gibi, tazminle yükümlü tutulan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin haksız ödemeden yararlanan ilgililere özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu etmeleri mümkündür.
Söz konusu olayda idari yargı yoluna başvuracak olan sorumlular değil, hakkında işlem yapılan kişiler yani ahizlerdir. Ahizler idari yargı mercilerinde, maaşlarından kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek dava açacaklardır. Zaten Anayasanın 160’ıncı maddesi hükmü gereği Sayıştay ilamına karşı idari dava yoluna gidilmesi de mümkün değildir. İdari yargı mercileri ise dilekçinin de iddia ettiği gibi sadece davacı ahize fazla ödendiği belirtilen tutarın davacı adına borç çıkartılmasına yönelik işlem açısından yapılan değerlendirmede; yapılan fazla ödemenin açık hatadan kaynaklanmadığı, bu nedenle 60 günlük süre içinde geri alınabileceği hususunun Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün ve E:1968/68, K:1973/14 sayılı kararıyla sabit olması nedeniyle bu sürenin aşılmasını gerekçe göstererek tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden bahisle dava konusu fazla ödemelerin geri istenilmesi işleminin iptaline karar vermektedirler. Ancak yapılan bu ödemelerin idari yargıda ahizlerinden alınamayacağına dair karar verilmiş olması, Sayıştay yargılaması açısından yapılmış olan usulsüz ödemeyi ve bu usulsüz ödemeden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağından, dilekçilerin bu yöndeki itirazları da yerinde değildir.
Bu itibarla, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde dilekçilerin iddialarının reddi ile 1162 sayılı İlamın 13. maddesiyle verilen 4.178,73 TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE,
Karar verildiği 16.09.2014 tarih ve 39384 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10