Sayıştay 8. Dairesi 37545 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
37545
3 Aralık 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2009
-
Daire: 8
-
Dosya No: 37545
-
Tutanak No: 38073
-
Tutanak Tarihi: 03.12.2013
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
- 945 sayılı ilamın 5,13,18 ve 20. maddelerindeki tazmin hükümlerine itiraz olunmakta ise de söz konusu tazmin hükümleri ilamda isimleri yazılı Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkililerine yöneltilmiş olup dilekçinin bu tazmin hükmündeki durumu mezkur tediyenin ahizi olmaktan ibaret bulunmaktadır.
Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar 832 sayılı Kanunun 68.maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63.maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş olan memurlardan ibaret olup bunlar arasında tazmine esas olan parayı almış olanlar sayılmamış bulunduğundan ahiz durumunda bulunan dilekçinin vaki itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
- 945 sayılı ilamın 7. Maddesi ile; Çarşıbaşı Kaymakamı Özkan DEMİR'e ödenen özel idare ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin yapılmadığı gerekçesi ile 719,67 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; İl Özel İdaresi kanununun 63’üncü maddesi gereğince Kaymakamlara verilen ödeneklerden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle tazmin hükmolunduğunu, oysa uygulamanın İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 20.12.2006 tarih ve 14914 sayılı yazısı esas alınarak yapıldığını; ayrıca 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na 25.06.2009 tarihli ve 5917 sayılı Kanun ile eklenen geçici madde uyarınca, 5302 sayılı Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince 04.03.2005 tarihinden, 10.07.2009 tarihine kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılamayacağı, çıkarılmış ise borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takip işlemine son verilmesi gerektiği ileri sürerek verilen tazmin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı; “5302 sayılı Kanun’un 63’üncü maddesine istinaden yapılan ödemeler 193 sayılı Kanun’a göre ücret mahiyetinde ödemelerdir. Söz konusu ödemelerin gelir vergisinden istisna tutulduğuna dair gerek 5302 sayılı Kanun’da, gerekse 193 sayılı Kanun’da herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 03.06.2011 günlü ve E.2010/290, K:2011/240 sayılı Kararında da, anılan ödemelerin gelir vergisine tabi tutulması gerektiği karara bağlanmıştır.
Diğer taraftan 5917 sayılı Kanunun 36’ncı maddesiyle getirilen düzenleme, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri gereği yapılan ödemenin esasıyla ilgili olup tamamen ayrı bir kanun olan gelir vergisi açısından herhangi bir düzenleme getirmemekte ve vergiyle ilgili bir husustan bahsetmemektedir Bu nedenlerle talebin reddedilerek Daire Kararının onanmasına karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir” şeklinde görüş belirtmiştir.
Bilindiği üzere; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmektedir. Bu maddenin 1 numaralı bendinde “Hizmet erbabına ödenen ödenen ücretler ile, 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlere göre; ücret ve ücret sayılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94, 103 ve 104’üncü maddelerine göre vergi tevkifatı yapılması suretiyle verilendirilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “Encümen Üyelerine Verilecek Ödenek” başlıklı 28’inci maddesinde; “Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir. “Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63’üncü maddesinin birinci fıkrasında da “ Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.”
01.07.2006 tarih ve 5540 sayılı Dahiliye Memurları, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1’inci maddesiyle 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen “Ek Ödeme” başlıklı Ek 5’inci maddesinde ise “İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. Bu ödemenin yapılmasında, 27/1/2000 tarihli ve 4505 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin (c) bendi ile 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16’ıncı maddesi hükümleri uygulanmaz. Bu ödemeden yararlanan personele 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3’üncü maddesine göre ödeme yapılmaz.”
Hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlerin tetkikinden; encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödeme yapılabileceği sonucu çıkmaktadır. Bu ödemelerden birisi 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63’üncü maddeleri kapsamında encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödemeler, ikincisi ise 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesine göre yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır.
Buna göre, 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamakta olup, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri uyarınca yapılan ödemeleri kapsamamakta ve bu ödemelerin, diğer kanunlarda da istisna hükmü olmaması nedeniyle eskiden olduğu gibi genel hükümler çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.
5540 sayılı Kanun ile getirilen ek ödemenin amacı, İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatındaki eş değer görevleri yapan ve aynı memuriyet kıdemindeki Mülki İdare Amirleri sınıfına dahil personelin aylıklarının eşitlenmesi ise; burada yapılması gereken, 5540 sayılı Kanuna dayanılarak yapılan ek ödeme miktarlarının, diğer Kanunlara istinaden yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu dikkate alınarak yeniden belirlenmesidir.
Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 03.06.2011 tarihli ve 2011/240 Karar, 2010/290 Esas Sayılı Kararında açıkça gelir vergisi kesilmesi nedeniyle açılan davanın temyizi sonrasındaki direnme kararında hukuka aykırılık görülmemiş ve gelir vergisi kesileceği karara bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 5917 sayılı Kanunun 5302 sayılı kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri gereği yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılamayacağı şeklindeki hükmü ise, ödeneğin kendisi ile ilgili olup ödenekten yapılacak kesintilerle bir ilgisi bulunmamaktadır. Ek ödeneğin gelir vergisinden istisna edildiğine dair gerek Gelir Vergisi Kanununda gerekse İl Özel İdaresi Kanununda herhangi bir hüküm bulunmadığına göre, Vali ve kaymakamlara 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63. maddeleri uyarınca yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmesi gerekmektedir.
İlamda yer alan tazmin hükmünü 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirmekte mümkün değildir. Zira 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmemesini bu Kanun kapsamında değerlendirmek de mümkün değildir.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 945 sayılı ilamın 7. maddesiyle 719,67 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 945 sayılı ilamın 21. Maddesi ile; Vakfıkebir İlçe Özel İdaresinde Kaymakamlık görevine vekalet eden diğer ilçe Kaymakamına, vekalet görevi nedeniyle il özel idaresi ödeneğinin mükerrer olarak ödenmesi suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesi ile 536,85 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; kaymakamlara verilen ödeneğin, 5302 sayılı kanuna göre verildiğini ve yasal olduğunu, 5302 sayılı Kanunun uygulaması konusunda oluşan tereddütleri gidermek için bizzat Bakan imzasıyla 02.07.2007 tarihinde 2007/70 sayılı genelge çıkartıldığını, bu genelgeyle kanunun nasıl uygulanacağının gösterildiğini, vali veya kaymakamların bakanlık genelgesini uygulamaması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını,
Bu genelgede;
“1-Bazı valiliklerden intikal eden yazılarda; Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan 22/09/2005 tarih ve 99 sayılı genelge ile Hukuk Müşavirliği tarafından verilen 30/06/2006 tarih ve 6643 sayılı Hukuki Görüş arasında çelişki olduğundan bahisle, kaymakamlıklara vekalet eden kaymakam, vali yardımcısı ve diğer görevlerde bulunan mülki idare amirlerinin vekalet görevinde bulundukları her bir kaymakamlık görevi için özel idare ödeneği alıp almayacağı hususunda uygulamada tereddütlerin oluştuğu belirtilmektedir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 32 nci maddesinde, valinin, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 29 uncu maddesinde, kaymakamlığa sadece mülki idare amirliği hizmetleri sınıfından olanların vekalet edeceği belirtilmektedir. Bu çerçevede, Vali yardımcılarına veya kaymakamlara il özel idaresinin görevlerini yapmaları karşılığında aylık ödenek verilmektedir.İlçelere kaymakam atanmaması veya kaymakamların izin, kurs, görevlendirme gibi herhangi bir nedenle ilçelerden ayrılmaları durumunda kaymakamlığa ancak mülki idare amirliği hizmetleri sınıfından olanların vekalet edeceği açıktır.
Aynı Kanunun 63 üncü maddesinde ise, vali yardımcıları ve kaymakamların valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü olduğu bu görev karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verileceği hüküm altına alınmıştır.
Vekaleten yürütülen ilçelerdeki o ilçeye ait özel idare işleri, vekalet eden mülki idare amirlerinin sorumluluğunda bizzat yapılmakta ve takip edilmektedir. Bir görevin vekaleten yürütülmesinde bütün görev, yetki sorumluluklar vekalet eden kişi tarafından yerine getirilmektedir. Bu itibarla mülki idare amirleri, asıl görevlerinin dışında vekaleten yürüttüğü bu görevleri için de hukuken sorumlu tutulmaktadır. Vekaleten başka bir ilçenin kaymakamlık görev ve yetkilerini uhdesinde bulunduran kaymakam veya diğer bir mülki idare amiri de aynı şekilde vekaleten baktığı görevin bütün yetkilerini kullandığı gibi sorumluluklarını da taşımaktadır. Bu yetki ve sorumluluk vekaleten bakılan ilçede yürütülen özel idare hizmetleri için de geçerlidir.
Dolayısıyla İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesinde öngörülen ödeneğin, il özel idare görevlerinin bizzat yapılması karşılığında ödendiği dikkate alındığında, asaleten veya vekaleten bu görevi ifa eden mülki idare amirlerine ödeneceği aşikardır.
Bu nedenle, ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacı ile özel idare ödeneğinin ödenmesinde, 3152 sayılı İçişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 17 inci maddesi gereğince Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğinin konuya ilişkin görüşleri doğrultusunda aşağıda belirtilen esas ve usullere göre hareket edilmesi uygun bulunmuştur.
-
Kaymakamlar bir başka ilçeye veya ilçelere vekalet etmesi durumunda hem kendi ilçesinden hem de vekalet ettiği ilçelerin her birinden ayrı ayrı bu ödeneği alacaktır.
-
Vali yardımcısı, kaymakam adayı veya diğer görevlerde bulunan mülki idare amirleri bir veya birden fazla ilçenin kaymakamlık görevini vekaleten yürütmeleri durumunda vekalet ettikleri her bir ilçeden ayrı ayrı bu ödeneği alacaktır.
-
Vali yardımcılığına vekalet eden kaymakamlar ve diğer görevlerde bulunan mülki idare amirleri bu ödeneği alabilecekler, ancak kaymakamlar kendi ilçelerindeki görevleri uhdelerinde kalmaları durumunda kendi ilçelerinde de bu ödeneği alabilecekler, sadece Vali yardımcılığı görevini yürüten kaymakamlar ise, Vali yardımcısı vekili olarak bu ödeneği alabileceklerdir.
-
Vekaleten görevinin (kaymakamlık veya vali yardımcılığı) bir aydan az sürmesi durumunda o aya tekabül eden ödeneğin o ayın gün sayısına bölünerek vekalet süresine göre vekalet eden mülki idare amirlerine ödenmesi gerekmektedir.
-
Farklı uygulamalar nedeniyle özel idare ödeneğini alamamış kaymakamlara veya kaymakam vekillerine; 5302 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 04/03/2005 tarihinden itibaren, vali yardımcılarına veya vali yardımcılığına vekalet edenlere ise; 5391 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13/07/2005 tarihinde itibaren ödeme yapılacaktır.”
Denildiğini, belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuştur.
Sayıştay Başsavcılığı; “İlamın 21’inci maddesine ilişkin olarak, Kaymakamlıklara vekalet ettiği dönemde tarafına ödenen vekalet ödeneği nedeniyle adına tazmin hükmolunmuş ise de yapılan ödemenin 5302 sayılı Kanuna ve bu konuda çıkarılmış olan 02.07.2007 tarih ve 2007/70 sayılı Bakanlık Genelgesine uygun olduğu belirtilerek tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.
İleri sürülen hususlar daire kararında karşılanmış olup, dilekçede farklı bir konuda belirtilmediğinden, talebin reddedilerek Daire kararının onanmasına karar verilmesinin,
Uygun olacağı değerlendirilmektedir.” şeklinde görüş belirtmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Yetki Devri” başlıklı 32.maddesinde;
“Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.” denilmekte,
“Görev ve ek ödenek” başlıklı 63. maddesinde de;
“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.
Bu madde ile 28 inci maddede belirtilen ödeneklerin ödenmesinde, 4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin (c) fıkrası ile 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malî ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
Anayasa’nın 128 inci maddesinin 2 inci fıkrasında;
“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, söz konusu ödenek, kaymakamlara bir hizmet karşılığı olarak aynı bütçeden (Özel İdare Bütçesi) ödendiğinden; vekalet halinde hem görev yapılan ilçede, hem de vekalet edilen ilçeden ayrı ayrı ödenmemesi, sadece aslen görevli olunan ilçeden ödenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan 5302 sayılı kanunda bu ek ödemenin vekillere ödeneceğine dair bir hükme de yer verilmemiştir.
Dilekçi tarafından uygulamanın İçişleri Bakanlığı’nın 2007/70 sayılı genelgesi doğrultusunda yapıldığını belirtilmekte ise de, söz konusu genelge kural koyucu, emredici nitelikte hukuki bir işlem değildir. Anayasanın 128. maddesine göre memurların hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenecektir. Söz konusu hüküm dikkate alındığında bu konuda açık bir yasal düzenleme olmadığı müddetçe il özel idare bütçesinden iki ayrı ödenek ödenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla her mülki idare amirinin vekâleten baksa da her ay bir defa bu ödeneği alması gerekmektedir. İçişleri Bakanlığı’nın 2005/99 sayılı genelgesinde ise aynı konu ile ilgili olarak, her mülki idare amirinin vekalete baksa da her ay bir defa bu ödeneği alması gerektiği, vekaletten dolayı mükerrer ödeme yapılamayacağı ifade edilmektedir.
10 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerdi Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 36. md. ile 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4. Madde gereğince, bu maddenin yürürlük tarihinden (10.07.2009) sonraki ödemeler hakkında tazmin hükmü verilmiştir.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 945 sayılı ilamın 21. maddesiyle 536,85 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE;
Karar verildiği 03.12.2013 tarihli ve 38073 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:05