Sayıştay 8. Dairesi 37536 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

37536

Karar Tarihi

12 Mayıs 2015

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 8

  • Dosya No: 37536

  • Tutanak No: 40516

  • Tutanak Tarihi: 12.05.2015

  • Konu:

KARAR

1115 sayılı ilamın 2 inci maddesiyle; Bodrum Belediyesi tarafından M. Berna ARICAN’ a yersiz iş sonu tazminatı ödendiği gerekçesiyle 28.873,80 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle:

Avukat M.Berna BABACAN(ARICAN) Belediyemiz de ekteki belgedende anlaşılacağı üzere 01.02.1999 tarihinden itibaren işçi statüsünde çalışmaya başlamış olup istifası veya iş çıkışı söz konusu olmadan 1999 yılından 2007 yılına kadar aralıksız çalışmı olup,5393 Sayılı Kanunun 49. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince norm kadroya uygun olarak sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilir hükmü doğrultusunda Belediye Meclisinin 06.07.2007 tarih ve 2007 46 sayılı kararı ile sözleşmeli personel statüsüne geçirildiğini,

Belediyede 01.02.1999 tarihinden itibaren bir fiil 16.04.2009 tarihine kadar Avukat olarak çalışan M.Berna BABACAN (ARICAN) Belediye Başkanının 16.04.2009 tarih ve M.48.6.BOD.0.01.100.2009/133 sayılı yazılarıyla bir ay sonra geçerli olmak üzere 13/c maddesi gereğince hizmet sözleşmesi fesh edildiğini, Yine Belediye Başkanlığının 04.05.2009 tarih ve M.48.6.BOD.0.100.2009/194 sayılı Av.M.Berna BABACAN'a (ARICAN) hitaben yazılan yazıda kendilerine kıdem-işsonu tazminatı ve ihbar tazminatı peşin olarak ödeneceği ve izin ücretinin ödenemeyeceği bildirildiğini,

Muhasebe yetkilisi olarak tarafımca 1475 Sayılı Kanunun 14. Maddesinin 5/2 fıkrası gereğince, Kıdem Tazminatı:"Hizmet aktinin devam etmiş veya fasılarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştırdıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanacağını, işyerinin devir veya intikali yahut herhangi bir surette işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır" hükmü doğrultusunda Belediyede çalıştığı tüm süreler gözetilerek ve ekteki Başkanlığın 04.05.2009 tarih ve M.48.6.BOD.0.100.2009/194 sayılı yazıları dikkate alınarak hesaplandığı ve ödemesi yapıldığını,

Kamuda mali konularda sorumlu ve yetkili sıfatiyle görev yaptığı uzun yıllar boyunca, daima mevzuatın öngördüğü kural ve esaslar dairesinde işlem yapma anlayışıyla hareket ettiğini, Aşağıda belirtilen yasal dayanak ve açıklamalara istinaden, yapılan işlem tamamen mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, ilamda belirtilen ödeme emri belgesi muhasebe yetkilisi sıfatiyle tarafınca imzalandığını, Dolayısıyla, kamu zararına gerekçe olarak gösterildiği üzere, Kanun ve Kararname hükümlerine uyulmadığı gerekçelerine katılmam mümkün olmadığını,

Bilindiği üzere, aynı işverene ait bir ya da birkaç işyerinde yada kamu kuruluşlarında belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde "kıdem tazminatı" yada "iş sonu tazminatı" adı altında toplu para verilmekte olup, kıdem tazminatının hakedilme koşulları, hesabı ve ödeme şekli İş Kanunlarında düzenlenmiş bulunmaktadır. İş Kanunu'nun amacıda esas itibariyle işçinin yasal haklarını belirlemek ve yasal teminat altına aldığını,

5393 sayılı Belediye Kanununun 49' uncu maddesinin üçüncü fıkrasında; "Belediye ve bağlı kuruluşlarında norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, planlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plancısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir..." hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılamayacağı ve ücret mahiyetinde ayni ya da nakdi menfaat temin edilemeyeceği, bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre sözleşmeli personel olarak istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Öte yandan, 5335 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 öncü maddesinin (B) fıkrasının ikinci paragrafına; "Bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırlan" ibaresinden sonra gelmek üzere, "ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler ve bu hususlara ilişkin esas ve usuller" ibaresi eklenmiştir. 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasında yapılan bu düzenlemeye paralel olarak, 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında da değişiklikler yapılmış ve bu değişiklikler 02.09.2005 tarihli ve 25924 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girdiğini,

5335 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasının ikinci paragrafına; "Bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları" ibaresinden sonra gelmek üzere, "ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler ve bu hususlara ilişkin esas ve usuller" ibaresi eklenmiştir. 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasında yapılan bu düzenlemeye paralel olarak, 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında da değişiklikler yapılmış ve bu değişiklikler 02.09.2005 tarihli ve 25924 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girdiğini,

Söz konusu değişiklikler sonucu anılan Esasların 7 nci maddesi; "Kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personel ile haftalık çalışma süresi 40 (kırk) saatin altında bulunan personel hariç olmak üzere, en az 2 hizmet yılını tamamlayanlardan;

a) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince malullük veya yaşlılık aylığı bağlanması veya toptan ödeme yapılması,

b) Hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi,

c) İstihdamına ilişkin mevzuatında yer alan hükümler uyarınca ilgilinin kendi isteği ile sözleşmeyi feshetmesi,

d) İlgilinin ölümü,

hallerinden birinin vuku bulmasından dolayı hizmet sözleşmesi sona erenlere, görev yapmakta olduğu pozisyon unvanı itibariyle, Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri hizmet sınıfındaki aynı veya benzeri kadro unvanı esas alınarak hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personele 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını geçmemek üzere, çalışılan her tam hizmet yılı için ayrılış tarihindeki hizmet sözleşmesinde yazılı aylık brüt ücret tutarında iş sonu hizmet tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de, tam yıl için hesaplanan miktardan o süreye isabet eden tutar kadar ödeme yapılır..." şeklinde yeniden düzenlendiğini,

Bu çerçevede, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tam zamanlı çalıştırılacak sözleşmeli personele ilişkin olarak hazırlanan tip sözleşmenin 8 inci maddesinde de, sözleşmeli personelin 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulunun 7 nci maddesinde belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ve aynı maddede gösterilen yönteme göre yapılacak hesaplama neticesinde bulunan miktarda iş sonu tazminatı hakkından yararlandırılacağı belirtildiğini,

5393 sayılı Kanunun 49' uncu maddesi çerçevesinde sözleşmeli personel çalıştırılması, ancak belediye meclisinin bu yönde bir karar almasına bağlı bulunduğundan, daha önce işçi olarak çalışmakta olduğu belediyede, 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre tam zamanlı sözleşmeli personel olarak çalışmaya başlayanların iş sözleşmelerinin belediyeler tarafından feshedildiğinin kabulünün gerektiği ve bu sebeple iş sözleşmesinin askı halinin de sona erdiği dikkate alınarak; bu durumda olanlara aynı belediyede geçici veya sürekli işçi statüsünde toplam çalışma süresinin bir yıldan fazla olması kaydıyla, iş sözleşmesinin sona erdiği tarih itibariyle hak kazanacağı kıdem tazminatının sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken ödenmesi mümkün bulunduğunu,

Dolayısıyla, işçinin daha önce aynı ya da başkaca kamu kurumunda memur, işçi veya sözleşmeli personel olarak çalıştığı süreler kural olarak kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmalıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kararların da (sadece işçilikte geçenler değil) işçinin memuriyette geçen süresininde kıdem tazminatı hesabına dahil edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. ( 27.03.2006 gün 2005/29328 E., 2006/7379 K. ). Bununla birlikte, işçinin kamu kurumlarında işçilikte geçen hizmetlerinin birleştirilmesi için önceki çalışmalarının, fesih şekli itibarıyla sadece kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği 1475 Sayılı Yasanın 14 / 5. maddesinde açık biçimde düzenlenmiş olmakla, aynı kuralın memur ya da sözleşmeli personel olarak çalışılan süre yönünden de değerlendirilmesi gerektiğini,

1475 sayılı İş Kanununun kıdem tazminatını düzenleyen 14 üncü maddesi dışındaki maddeleri 4857 sayılı İş Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre, kıdem tazminatı ödemelerinde, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi hükümlerine göre işlem yapılmaya devam olunması gerekmektedir. 1475 sayılı İş Kanununun "Kıdem Tazminatı" başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise;

"Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

  1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,

  2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 nci maddesi uyarınca,

  3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,

  4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;

  5. 506 Sayılı Kanunun 60 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,

Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır." hükmüne yer verildiğini,

1475 Sayılı Yasanın 14 / 2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur, işçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığını,

Bu durumda, kamu kurum ve kuruluşlarında ya da özel sektörde işçi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesini sona erdirilen işçilere kıdem tazminatı ödenebilmesi için, sözleşmenin yukarıda belirtilen hallerden birisi dolayısıyla sona erdirilmiş olması koşulu aranmaktadır. İş sözleşmesinin sona erdirilme gerekçesinin bu hallerden birisi kapsamına girmediği durumlarda ise, işverenlere kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü getirilmemiştir. Olayımızda ise adı geçenin hizmet sözleşmesi, İşveren (Belediye) tarafından Hizmet Sözleşmesinin 13 / c maddesi uyarınca, sebep gösterilmeksizin bir ay önceden ihbar edilmek suretiyle feshedilmiştir. Dolayısıyla, mevcut durum itibariyle Belediyemizde 10 yılı aşkın süre ile işçi ve sözleşmeli statüde görev yapan ve yukarıda arzedildiği üzere iş sonu yada kıdem tazminatının ödenmesine engel bir durumu bulunmayan ahiz M. Berna Arıcan'a, tamamiyle mevzuatın öngördüğü çerçevede iş sonu tazminat ödemesi yapılmıştır. Aksi takdirde, yani adı geçene iş sonu tazminatı ödenmeseydi, hem açıkladığımız gerekçelerle ahiz mevzuata aykırı bir tasarrufla mağdur edilmiş olacaktı, hemde dava açtığı takdirde Belediyemiz üzerine çok daha büyük maddi külfetin yükleneceği değerlendirildiğini,

Dilekçemizde belirtilen yasal dayanak ve açıklamalara istinaden, hesabın incelendiği 2009 yılında, 22.05.2009 tarihinden geçerli olmak üzere, hizmet sözleşmesi Belediye Başkanlığımızca fesholunan Avukat M. Berna Arıcan'a yasal olarak ödenmesi zorunlu olan iş sonu (kıdem) tazminatı ödemesinin, kamu zararı kavramı içinde mütalaa olunmaması gerektiği hususunu Yüksek Kurulunuzun takdirlerine bıraktığını belirtmiştir.

Sayıştay savcılığının karşılamasında:

“1- İlamın 2’nci maddesine ilişkin olarak, 1999-2007 yılları arasında işçi statüsünde, sonrasında ise 5393 sayılı Kanunun 49’uncu maddesi kapsamında tam gün sözleşmeli avukat olarak çalışmakta iken 2009 yılında sözleşmesi feshedilen M.Berna ARICAN’a ödenilen iş sonu tazminatı nedeniyle adına tazmin hükmolunmuş ise de yapılan ödemenin mevzuata uygun olduğu ve kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği ileri sürülmekte ve tazmin hükmünün kaldırılması istenilmektedir.

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde iş akdinin hangi hallerde feshi halinde kıdem tazminatına hak kazanılacağı belirlenmiştir. İşçi statüsünde bulunan ilgilinin, sözleşmeli personel olarak istihdamını sağlamak üzere istifa etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanması anılan madde uyarınca mümkün değildir. Diğer taraftan söz konusu kişi, Belediye’de sözleşmeli personel olarak 2 hizmet yılını tamamlamadığından, sözleşmeli olarak geçirdiği süreler içinde 7/15754 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın 7’nci maddesine göre iş sonu tazminatı alamayacaktır. Bu nedenlerle talebin reddedilerek, Daire kararının onaylanmasının,” denilmiştir.

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda:

01.02.1999 tarihinde Bodrum Belediyesi’nde işçi statüsünde işe başlayan M. Berna ARICAN, 14.07.2007’de işten çıkışı verilerek 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49 uncu madde hükmü çerçevesinde kadro karşılığı sözleşmeli avukat olarak çalıştırılmaya başlanmıştır. 20.05.2009 tarihinde ise sözleşmesi sona erdirilmiş ve 7/15754 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın 7 nci maddesine göre iş sonu tazminatı ödenmiş ve bu tazminata esas sürenin başlangıcı olarak da 01.02.1999 tarihi esas alınmıştır. 20.05.2009 ile 01.02.1999 tarihleri arası için iş sonu tazminatı ödenmiştir.

Ödeme emri eki belgeler arasında ihbar tazminatının ödenmesine ilişkin Belediye Başkanı onayıyla bir yazı bulunmaktadır. Bu yazıda aynen:

“Belediyemiz Hukuk İcra Hizmetlerinde çalışmakta iken 14.07.2007 tarihinde işten çıkışı verilen Av.Mualla Berna ARICAN’ın ihbar tazminatı tutarı olan 73,72x56 gün=4.128,32 TL.’nin adı geçen şahsa ödenmesine müsaadelerinizi arz ederim.” Denilmiştir.

Bu yazıdan kişini işten çıkarıldığı yani iş akdinin belediye tarafından fesh edildiği anlaşılmaktadır.

1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde:

  1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,

  2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,

  3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,

  4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;

  5. (Ek: 25/8/1999 - 4447/45 md. ) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,

Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.” Denilmiştir.

Dolayısıyla sözleşmenin işverence işçinin "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık taşıyan haller ve benzerleri"ne giren tutum nedeniyle feshi dışındaki bütün fesih durumlarında işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Şahıs 14.07.2007 tarihi itibariyle kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Çünkü iş akdi işveren tarafından sonlandırılmıştır ve 17 nci maddenin II numaralı bendindeki sebeplerinde mevcut olmadığı anlaşılmıştır.

Bununla birlikte 15.07.2007 tarihinde ise yeniden; 657 sayılı kanun kapsamında “kadro karşılığı sözleşmeli avukat olarak” çalıştırılmaya başlanmıştır. 20.05.2009 tarihinde ise sözleşmesi sona erdirilmiştir.

7/15754 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ ın 7 nci maddesinde iş sonu tazminatı düzenlenmiştir. Buradaki hükme göre, kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personel ile haftalık çalışma saati süresi 40 (kırk) saatin altında bulunan personel (Milli Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde sözleşme ile çalıştırılacak öğretmenlerde 40 saat şartı aranmaz) hariç olmak üzere, kurumunda fiilen, askerlik ve doğum dışında kesintisiz en az 2 hizmet yılını tamamlayanlardan, 7 nci maddede sayılan hallerden birisinin gerçekleşmesiyle hizmet sözleşmesi sona erenlere belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde iş sonu tazminatı ödenebilecektir.

Yukarıdaki mevzuatta da ifade edildiği üzere açıkça 2 yıllık süreyi tamamlayanların iş sonu tazminatı alabileceği hüküm altına alınmıştır. Şahıs kadro karşılığı sözleşmeli avukat olarak 1 yıl 10 ay ve 5 gün çalışmıştır. Dolayısıyla 2 yıllık süreyi dolduramamıştır. Bu sürenin kıdem tazminatına esas sürenin tespitinde dikkate alınması mümkün değildir. Çünkü kişi emekliliğe hak kazanması halinde işçi olarak çalıştığı sürelerin 657 kapsamında sözleşmeli olarak çalıştırıldığı sürelerle birleştirilmesi mümkündür. Halbuki kişinin emekliliği söz konusu olmayıp idarece 20.05.2009 tarihinde avukatlık sözleşmesi sonlandırılmıştır.

Dilekçinin ifade ettiği Yargıtay kararının da olayımızla ilgisi bulunmamakta emekli olan bir şahsın hizmet birleştirilmesine ilişkin ve özelleştirme kapsamında bulunan ve özel bir kanun çıkarılan kurum personelinin durumu ele alınmıştır.

Dolayısıyla şahıs 01.02.1999-14.07.2007 tarihleri arasındaki işçiliğe ilişkin kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı haklarını almalıdır. 14.07.2007 tarihinde idarece işten çıkarılması nedeniyle belirtilen tarihteki kıdem tazminatı tutarının hesabının yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla, yukarıda açıklanan gerekçelerle şahsın işçi olarak çalıştığı süre için kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı fakat kadro karşılığı sözleşmeli avukat olarak iki yıllık süreyi doldurmadığı için iş sonu tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle tazmin hükmünün işten çıkarıldığı tarih esas alınarak yeniden hesaplanması için 8.Daire tarafından 1115 sayılı ilamın 2 nci maddesiyle verilen tazmin hükmünün bozularak daireye gönderilmesine,

  1. 1115 sayılı ilamın 3 üncü maddesiyle; Bodrum Belediyesi tarafından yasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi neticesinde bütçeden vergi gecikme zammı ödenmek suretiyle kamu zararına yol açıldığı gerekçesiyle 28.873,80 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle:

a-Bodrum Vergi Dairesine 10.07.2009 tarih ve 4107/1 nolu ödeme emri ile 91.851,76.-TL ana para, 12.553,93.-TL faiz ödediği, beyannamelerin bodrum vergi dairesine veriliş tarihi olan 26.01.2009 tarihinde nakit yetersizliği nedeniyle ödenemediği, 26.01.2009 tarih ve 282/1 nolu ödeme emriyle 91.851,76.-TL 368-Vadesi Geçmiş Ertelenmiş veya Taksitlendirilmiş Vergi ve Diğer Yükümlülükler Hesabına alındığını, Yine aynı tarihte ekteki Banka Hesaplarındaki dokümanlardan da anlaşılacağı üzere T.C. Ziraat Bankası Hesabında 63.273,29.-TL, Halk Bankası Hesabında 5.954,45.-TL olduğu,

b-Bodrum Vergi Dairesine; 21.08.2009 tarih ve 5192/1 nolu Ödeme Emri ile 39.656,01.-TL ana para, 4.863,42.-TL faiz ödediği, Ek'te sunmuş olduğu 25.03.2009 tarih ve 1391/1 nolu Ödeme Emrinde KDV Tevkifatı olarak verilen 39.656,01.-TL, 06.04.2009 tarih ve 1600/1 nolu Ödeme Emri ile Muhtasar Beyannamesi olarak verilen 117.834,77.-TL nakit yetersizliği nedeniyle ödenemediğinden 368. hesaba alındığını, Yine aynı dönemde ekteki dokümanlardan da anlaşılacağı üzere T.C. Ziraat Bankası Hesabında 42.138,18.-TL, Halk Bankası Hesabında 17.370,77.-TL olduğunu,(Ek-2)

c-Bodrum Vergi Dairesine 24.08.2009 tarih ve 5236/1 nolu Ödeme Emri ile 76.786,38.-TL ana para, 11.456,45.-TL faiz ödediğini, Ek'te sunmuş olduğu 26.02.2009 tarih ve 833/1 nolu Ödeme Emrinde Muhtasar Beyannamesi olarak verilen 76.786,38.-TL'nin nakit yetersizliği nedeniyle ödenemediğinden 368. hesaba alındığını, yine aynı tarihte ekteki dokümanlardan da anlaşılacağı üzere T.C. Ziraat Bankası Hesabında 45.960,22.-TL, Halk Bankası Hesabında 44.506,10.-TL olduğunu, (Ek-3)

Sonuç olarak sunmuş olduğu belgelerden de anlaşılacağı üzere Beyan Dönemindeki banka hesap durumları bazen bir beyanı ödemeye dahi yetmediğini, (Muhtasar-KDV-l-KDV-2-Damga Vergisi Beyanları) Bu nedenle vergilerin gününde ödenmemesi ile ilgili olarak Muhasebe Yetkilisi olarak benim bir kastım, kusurum ve keyfiyeti olmadığını, Sadece nakit yetersizliğinin olması durumu ile ilgili olduğunu,

İlçe Turistik bir yer olması nedeniyle kış aylarında nakit yetersizliği olmakta, ancak yaz aylarında ise bütçe biraz daha ödemeye müsait olmaktadır. Bu nedenle kış aylarında yapamadığı ödemeleri yaz aylarında ödemeye çalıştığını,

Bütçeden vergi gecikme zammı ödenmek suretiyle kamu zararına yol açıldığı gerekçesiyle 8. Dairece sorumlular adına 28.873,80.-TL'lik kamu zararının ödettirilmesine hükmedildiğini, Oysa, ilgili vergi borçlarının vadesinde ödenememesi durumu sorumluların ihmalinden değil tamamıyla Belediye'nin maddi şartlarının müsait olmamasından kaynaklandığını, belediyenin mali durumuna göre ödemelerin öncelik sırasının takip etmem mümkün olmadığı gibi, söz konusu vergi borçlarının ödemesinin gecikmesinde kişisel olarak hiçbir sorumluluğumda bulunmadığını, Görevi Kanun, Tüzük ve Yönetmeliğe uygun olarak yerine getirmek anlayış ve prensibi ile hareket ederek, yasal olarak ödenmesi zorunlu olan Vergi Borçlarımızı gecikme zammı ödenmesi söz konusu bile olsa ödemek zorunda olduğunu, ödemenin yapılmaması halinde ek mali külfet ve risklerin artacağını, ayrıca, burada bir kamu kurumu olan Belediyenin, diğer bir kamu kurumuna (Maliye Bakanlığı'na) ödediği vergi gecikme zammının kamu zararı kavramı içinde mütalaa olunmaması gerektiğini,

Türkiye'nin bir gerçeği olarak Belediyelerin önemli bir kısmında vergi, sigorta, elektrik, emekli sandığı borçları süresinde ödenmesinde sürekli sıkıntılar yaşanmakta ve söz konusu borçlardan dolayı gecikme zammı ve faizleri ödenmektedir. Bu gecikmelerde, bizlerin ihmal ve sorumluluğu tespit olunursa, sadece mali bakımdan değil, idari ve cezai yöndende hukuki sorumluluğumuzun doğacağı tabidir. Öte yandan, bizler gecikme zammı dahilde olsa, yapılması zorunlu yasal bir ödemeyi yapmış bulunmaktayız. Sebebiyet vermediğimiz bir gecikmeden dolayı sorumlu tutulmamız hukuka uygun düşmediğini,

Yine bütçenin uygun olduğu 2009 yılının Mayıs ayına ait Muhtasar Beyannamesi' ne ait (25.05.2009 tarih ve 2640/1 nolu Ödeme Emri) 67.918,65.-TL KDV Tevkifatına ait (20.05.2009 tarih ve 2508/1 nolu Ödeme Emri) 7.001,86.-TL ve Damga Vergisi Beyannamesine ait (20.05.2009 tarih ve 2506/1 nolu Ödeme Emri) 3.418,15.-TL'nin gününde ödenmesini örnek olarak sunduğunu,(Ek-4) Yani nakit sıkıntısı olmayan aylarda vergiler gününde ödendiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Savcılık:

Sayıştay savcılığının karşılamasında:

“İlamın 3’üncü maddesine ilişkin olarak, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi neticesinde bütçeden vergi gecikme zammı ödenmek suretiyle kamu zararına yol açıldığı gerekçesiyle tazmin hükmolunduğu, oysa vergi borçlarının vadesinde ödenmemesinin, sorumluların ihmalinden değil tamamen Belediye’nin maddi şartlarının müsait olmamasından kaynaklandığı, beyannamelerin veriliş tarihi itibariyle nakit yetersizliği yaşadıklarından dolayı ödemenin zamanında yapılamadığı ifade edilmekte ve dilekçe ekinde ilgili dönemlere ilişkin banka hesabına ait yevmiye defteri kayıtlarına yer verilmektedir. Sorumlu tarafından ileri sürülen gerekçelerin yeterli görülerek Daire kararının kaldırılmasına karar verilmesinin, Uygun olacağı değerlendirilmektedir.” denilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 12. maddesinin ikinci fıkrasında “Devlet memurunun kasıt, kusur ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.” Denilmektedir.

Dilekçinin, dilekçe ekinde gönderdiği belgelerin incelenmesinde; vergi borçlarının vadesinde ödenmemesinin, sorumluların ihmalinden değil tamamen Belediye’nin maddi şartlarının müsait olmamasından kaynaklandığı, beyannamelerin veriliş tarihi itibariyle nakit yetersizliği yaşadıklarından dolayı ödemenin zamanında yapılamadığı ifade edilmekte ve dilekçe ekinde ilgili dönemlere ilişkin banka hesabına ait yevmiye defteri kayıtlarına yer verilmektedir.

Dolayısıyla borcun zamanında ödenmemesinde dilekçinin kusuru bulunmadığı anlaşıldığından, 1115 sayılı ilamın 2 inci maddesiyle 28.873,80 TL.’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

Karar verildiği 12.05.2015 tarih ve 40516 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:13

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim