Sayıştay 8. Dairesi 36494 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

36494

Karar Tarihi

14 Ekim 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 8

  • Dosya No: 36494

  • Tutanak No: 39564

  • Tutanak Tarihi: 14.10.2014

  • Konu:

KARAR

  1. 1465 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle; Güney Antalya Turizmi Geliştirme ve Altyapı İşletme Birliği (GATAB) tarafından Ali Bulanık'tan balıkçı teknesi kiralanması karşılığında yapılan ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılmadığı gerekçesiyle 860 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinin ekinde 2009/1 inci dönem geçici vergi ve 2008 Aralık KDV beyannamelerini eklemiştir.

1465 sayılı ilamın 1.maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına sözü edilen belge yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine,

  1. 1465 sayılı ilamın 2 inci maddesiyle; GATAB tarafından Güney Antalya Emlak Şrk. yüklenimine verilen 99.345,68. TL teklif bedelli "Kemer Hastanesi duvarı ve muhtelif yerlerde çevre düzenlemesi yapım işi"ne ait 31.12.2008 tarihli 1 nolu hakedişten gelir vergisi tevkifatı yapılmadığı gerekçesiyle 2.180,48 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinin ekinde 2009/1 inci dönem geçici vergi ve 2008 Aralık KDV beyannamelerini eklemiştir.

1465 sayılı ilamın 2.maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına sözü edilen belge yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine,

  1. 1465 sayılı ilamın 3 üncü maddesiyle; GATAB bünyesinde görevli işçilere 4857 sayılı İş Kanunu'na aykırı olarak bir yıl içerisinde ikiyüzyetmiş saati aşan fazla çalışma yaptırılarak bedelinin ödendiği gerekçesiyle 41.315,97 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde:

Birliğin çalışanlarının 31.07.2008 tarih ve 2597 nolu yevmiye ile ödenen fazla çalışma ücretlerinden 41.315,97 TL'nin 4857 sayılı İş Kanununun Fazla Çalışma başlıklı 41. Maddesi gereğince 1 yılda 270 saati aşamayacağı gerekçesi ile kamu zararının oluştuğu yönündeki görüşe katılmakla birlikte olayların yer. zaman, süreç vs. gibi etkenler göz önüne alındığında bunun bir katı kural olmaması kanaatini taşıdığını,

Sorumlu olarak nitelendirilen konu ile ilgili kurum yöneticilerinin ve çalışanlarının bunu bilmemesinin mümkün olmadığını, 24 saat çalışma esasına dayalı Birliğimizin yürüttüğü hizmetlerin (çöplerin toplanması, arıtma tesislerinin "5 adet" çalışması, içme suyu temini ve zararlılarla mücadele gibi) zamanında ve yerinde sağlanması gereken hizmetler olarak değerlendirilmesi, norm kadro esasları toplu iş sözleşmesindeki yaptırılan fazla çalışmaların izinle karşılanmayacağını dair hükümler dikkate alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Antalya Bölge Müdürlüğünden görüş sorulmuş ve alınan görüş doğrultusunda işlem tesis edildiğini,

270 saatlik 4857 sayılı iş kanunun 41/8 fıkrasındaki fazla çalışma süresi sınırlaması, işçiyi aşırı çalıştırmayı önlemek amacıyla, (İşçiyi koruma amacı) konulmakla birlikte toplu iş sözleşmesi gereği yaptırılan fazla çalışma karşılıklarının ödenmemesi anayasanın "Angarya yasağı" ile bağdaşmayacağı, fiilen çöp, arıtma, içme suyu gibi bölgenin sıhhi hijyeni nedenleriyle yaptırılmak zorunda kalınmıştır. Bu bakımdan yaptırılan çalışma karşılıkları toplu iş sözleşmesi gereği olup. izinlede karşılanamayan bu süreler " Angarya Yasağı" kapsamında ücretsiz bırakılmamıştır. Fiili ve fiziki nedenlerle yaptırılması zorunlu mahallen oluşan hizmetler gereği fazla mesai yaptırılarak ödemeye esas tutulduğunu,

Bütün bu hususlar dikkate alındığında konu hakkında duyulan ihtiyaç üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Antalya Bölge Müdürlüğünden görüş alınarak hatalı işlem tesisinden kaçınılması hususunda gereken hassasiyetin gösterilmiş olması nedeniyle kurum yöneticilerinin ve çalışanlarının kusurlu davrandığı konusundaki görüşe katılmadığını belirtmektedir.

Sayıştay savcılığının karşılamasında:

“Temyiz dilekçesinin 4 üncü maddesiyle ilgili olarak dilekçi; İş Kanunun öngördüğü azami çalışma süresini aştıklarının farkında olduklarını, gördürülmesi gerekli işler nedeniyle fazla çalışma yaptırdıklarını ve angarya yasağı nedeniyle de ücret tahakkuk ettirdiklerini ileri sürmüştür.

Belirtilen hususlar tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.”denilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesinde; “Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.

Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.

Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir.

Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.

İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır.

63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz.

Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir.

Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz.” Denilmektedir.

İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’nin 5. maddesinde yıllık 270 saat sınırının; işyerlerine veya yürütülen işlere değil, işçilerin şahıslarına ilişkin olduğu ifade edilmiştir.

Fazla çalışmada sınır konusunda 4857 sayılı İş Kanunu günlük ya da haftalık bir sınır getirmemiştir. Sadece yılık olarak sınırlama getirmiştir. Buna göre fazla çalışma yürütülen işlere değil, işçilerin şahıslarına yöneliktir. Yapılabilecek fazla çalışmanın yıllık olarak 270 saat ile sınırlanması, bu miktarı aşan çalışmaların fazla çalışma gibi değerlendirilmesine engel değildir. Aksi düşüncenin kabulü “işçiyi sürekli olarak çalıştırıp kendisine bir hak tanımamak” gibi adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşması mümkün olmayan bir görüş tarzının seçimine götürür ki, bu durum hakkaniyet ve nesafet ölçülerine ters düşer. Zira işçinin kanuna aykırı olarak çalıştırılmasının hukuki sonuçlara bağlanmaması gerçeklerle, hak ve adalet duygularıyla bağdaşmaz.

Yılda 270 saatten fazla çalıştırılan işçilerin emek ve hizmetleri karşılığında belediyenin mal varlığında bir artış meydana geldiği, ödenen ücretlerin geri alınması halinde bunun belediye lehine sebepsiz ve haksız zenginleşmeye yol açacağı bilinen bir gerçektir.

Öte yandan, işçi yararına konulmuş hükümlerin onun zararına uygulanması yorum kurallarını da uygun düşmez. İşçiye yılda 270 saatten fazla olmak üzere fazla mesai yaptırılması yasak olsa da 270 saati aşan çalışmaların fazla çalışma olarak değerlendirilip ücretlerinin zamlı olarak ödenmesi gerekir.

Bu itibarla; dilekçinin iddialarının kabulü ile 8.Daire tarafından 1465 sayılı ilamın 3 üncü maddesiyle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1465 sayılı ilamın 4.maddesiyle GATAB bünyesinde büro hizmetlerinde çalışan işçilere toplu iş sözleşmesine aykırı olarak GATAB bütçesinden yazlık kıyafet alındığı gerekçesiyle 21.462 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

1465 sayılı ilamın 4.maddesiyle verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak dilekçi tarafından tahsilat bildirilmekte ise de, hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilat, temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesi ile ilgili bulunduğundan bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Daireye Gönderilmesine,

  1. 1465 sayılı ilamın 5.maddesiyle; GATAB bünyesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak müdür kadrosunda görev yapan Mustafa Yurduseven'e 01.07.2008 tarihinden itibaren altı aylık süre içinde işçiler için öngörülen fazla çalışma ücretinin ödendiği gerekçesiyle 10.467,95 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 23/7/2010 Resmi Gazetede Yayımlanarak yürürlüğe giren 6009 nolu "Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun*' nun geçici 8. Maddesinde;

"Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." Hükmü uyarınca Birliğimiz 5355 ve 5393 sayılı yasalar tabi olup. Belediyelerin katılımı ile kurulan Mahalli İdare Birliği olduğunu,

Yukarıda belirtilen 6009 nolu Yasanın Başkanlığınız İlamının kesinleşme tarihinden önce olmasından dolayı Birlikte görevli Mustafa YURDUSEVEN'e ödenen fazla çalışma ücretinin "en yüksek işçi fazla çalışma ücreti" dikkate alınarak ödenmesi 08.01.2008 tarih ve 25 sayılı Birlik Encümeni kararı gereğince yapıldığını, birlik çalışanlarının anılan kararı uygulama zorunlulukları bulunduğunu, bu nedenle ilamdaki sorumluların sorumluluklarının bulunmaması gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını gerektiğini belirtmişlerdir.

Sayıştay savcılığının karşılamasında.

“Birlik Müdürü Mustafa YURDUSEVEN 657 sayılı Kanun hükümlerine göre istihdam edilmesine rağmen, Birlik Encümen Kararına dayanarak işçilere ödenen tutar üzerinden fazla çalışma ücreti ödenmesi nedeniyle tazmin kararı verilmiştir.

Temyiz dilekçesinin 6 ncı maddesinde dilekçi; tazmin konusunun 6009 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi kapsamına girdiğini ileri sürmekteyse de, tazmin konusu 6009 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi kapsamına girmemektedir. Bu nedenle, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” Denilmiştir.

Dilekçi sorumluluk yönünden itiraz etmekle birlikte gerek birlik başkanı ve vekilleri ile mali yönden sorumlu olması gereken diğer kişiler sorumlu tutulduğundan ve encümenin kanuna aykırı verdiği kararların yok hükmünde olduğu 657 sayılı Kanun memurun, amir tarafından verilen görevi yerine getirmekle yükümlü olduğunu belirtmiştir. Bunun iki istisnası vardır.

  1. Eğer verilen sözlü bir emir Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmeliğe aykırı ise bu emir yerine getirilmez, amire durum bildirilir. Amir emri bu kez yazılı olarak verebilir. Görev yazılı olarak verilirse bu kez yerine getirilmelidir. Memura düşen sadece yazılı görev emrinin iptali içini tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açmaktır.

  2. Eğer verilen görev mevzuata aykırılık teşkil etmesi yanında suç ise bu görev amir tarafından yazılı olarak tekrar edilse de yerine getirilmez.

Dolayısıyla sorumluluk konusundaki dilekçi itirazının reddine,

Konunun esasına ilişkin olarak da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Fazla Çalışma Ücreti" başlıklı 178 inci maddesinde fazla çalışma ücreti açıklanmış ve bu madde hükmü gereği kimlere kaç saat fazla çalışma yaptırılacağı ve ücretin miktarı 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nun K Cetveli 'nde belirlenmiştir.

Söz konusu cetvelin "Fazla Çalışma Ücreti" başlıklı bölümünde;

"A- Saat Başı Fazla Çalışma Ücreti;

657 sayılı Kanunun 178 inci maddesi uyarınca fazla çalışma karşılığında yapılacak ödeme (Özel Kanunlarındaki hükümler uyarınca bütçe kanunlarıyla belirlenmesi gereken fazla mesai ücretleri için bu sırada tespit edilen saat ücreti esas alınır.)

657 Sayılı Kanuna tabi personele anılan Kanunun 178 nci maddesinde yer alan kısıtlamalara bağlı olmaksızın ve fiilen yapılan fazla çalışma karşılığında;

a)...

b) Her bir makam için aylık toplam 450 saati geçmemek üzere...

Makam onayına istinaden saat başı 1,10 YTL ödenebilir," hükmü getirilmiştir.

Yapılan incelemede, 657 sayılı Kanun'a tabi personele ödenecek fazla çalışma ücreti konusundaki hükümlere rağmen GATAB bünyesinde 657 sayılı Kanun'a tabi olarak çalışan Birlik Müdürü Mustafa Yurduseven'e Birlik Encümeni Kararı ile işçilere ödenen saat başı fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi çalışan birinin işçi gibi değerlendirilmesi ve işçilere sözleşme ile belirlenen fazla çalışma ücretinin ödenmesi kanunen mümkün değildir. Yukarıda açıklandığı üzere 657 sayılı Kanun'a tabi çalışanlara Bütçe Kanunu'nun K Cetveli'nde belirlenen saat başı fazla çalışma ücreti ödenebilmektedir.

Dilekçi 6009 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Ağustos 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. Madde hükmü aynen şöyledir:

“Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.”

6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup işçiler için öngörülen fazla çalışma ücretinin memur sınıfındaki personele ödenmesi sonucu oluşan kamu zararını kapsamamaktadır.

Bu itibarla dilekçi iddiasının reddedilerek 8.Daire tarafından 1465 sayılı ilamın 5 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1465 sayılı ilamın 6.maddesiyle; GATAB'ın 01.08.2007 ile 31.12.2007 tarihleri arasındaki yasal kayıtlarının incelenmesi için mali müşavirlik hizmeti alımı yapıldığı gerekçesiyle 13.424,86 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; Anayasanın "Kamu hizmetleri memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülür" hükmü gereğidir. İlam konusu iş ve işlemlerin yürütülmesi yeterli kadroya ihtiyaç göstermektedir. Norm kadroların oluşturulması esnasında Gatab idaresine ilam konusu 5018 sayılı kanunun iç kontrol yapısını düzenleyen 57. Maddesine göre harcama birimleri, muhasebe ve mali hizmetler ile ön mali kontrol ve iç denetimden oluşacağı belirtilmekte ise de İçişleri Bakanlığınca oluşturulan "Norm Kadro Cetvelleri'ne göre iç kontrolü kurulacak yeterli sayıda harcama yetkilisi, ön mali kontrol yetkilisi ve iç denetçisi kadrosu ihdas edilmemiştir. Bahse konu görevleri yürütecek memur kadrolarının Gatab idaresine verilmemesi nedeniyle, oluşan iç kontrol eksikliklerinin giderilmesi için yine 5018 sayılı kanunun 57. Maddesi gereği idarelerin üst yönetici ve diğer yöneticilerinin gerekli önlemleri alacağı da belirtilmiş bu önlemler kapsamında uygun bir iç denetim hizmeti yerine geçmek üzere "Mali Müşavirlik" hizmeti alındığını,

Açıklandığı üzere 5018 sayılı kanunun gerekleri ile norm kadro arasındaki uyumsuz/yetersizlik çerçevesinde söz konusu hizmet alımları gerçekleştirilmek zorunda kalındığını, kararın bu hususlar nazara alınarak göz önünde bulundurularak değerlendirilmesini talep ettiğini belirtmiştir.

Sayıştay savcılığının karşılamasında:

“İlamın 6 ncı maddesinde Birliğin yasal kayıtlarının incelenmesi için mali müşavirlik hizmeti alımı yapılması nedeniyle ödenen tutarın tazminine hükmedilmiştir. Temyiz dilekçesinin 7 nci maddesinde dilekçi; norm kadro uygulaması, mevcut elaman sayı ve niteliğindeki yetersizlikler nedeniyle iç kontrol kapsamında müşavirlik hizmeti satın aldıklarını belirtmiştir.

4734 sayılı Kanunun 4 üncü maddesindeki hizmet tanımında yer alan “… ve benzeri diğer hizmetler.” ibaresi ile 62 nci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “İdarelerce kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre istihdam edilen personelin yeterli nitelik veya sayıda olmaması halinde, bu Kanunda belirtilen hizmetler için ihaleye çıkılabilir. Ancak danışmanlık hizmet alım ihalelerinde, istihdam edilen personelin yeterli nitelik veya sayıda olmaması şartı aranmaz.” hükümleri gereğince Birliğin iç kontrol kapsamında müşavirlik hizmeti satın alması mümkündür. Bu nedenle; sorumlunun talebi doğrultusunda tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” Denilmiştir.

Anayasanın “Genel İlkeler” başlıklı 128. maddesinde; “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli kamu hizmetleri memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” denilmektedir.

Anayasanın 47. maddesinde ise; “Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzel kişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenir” hükmü bulunmaktadır.

Buna göre idare tarafından özel kişilerden mali danışmanlık hizmeti satın alabilmesi, buna izin veren yasal bir düzenlemeyi gerektirmektedir. Bu bağlamda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 4. maddesi, bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayın, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, mesleki eğitim, fotoğraf, film, fikri ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, “hizmet” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca aynı Kanunun 62. maddesinin “e” bendinde “İdarelerce kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre istihdam edilen personelin yeterli nitelik veya sayıda olmaması halinde, bu Kanunda belirtilen hizmetler için ihaleye çıkılabilir” denilerek personel çalıştırma esaslı ihalelere çıkılabileceği belirtilmiştir.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “4734 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan hizmet tanımında ismen sayılmayan işler” başlıklı 85. maddesinde; “4734 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde “Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri … ifade eder” hükmüne yer verilmiştir. Anılan maddede ismen sayılmayan ve mal alımı veya yapım işi niteliği taşımayan işlerin “benzeri diğer hizmetler” kapsamında ihale yoluyla alınıp alınamayacağının; ilgili mevzuatında, alım konusunun idarenin görev alanında olup olmadığı, söz konusu işin ihale yoluyla yaptırılmasına engel olan bir düzenleme bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.” denilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince, GATAB’ın özel kişilerden mali danışmanlık hizmeti satın almasında mevzuata aykırı bir husus görülmemiştir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin kabul edilerek 1465 sayılı ilamın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1465 sayılı ilamın 7.maddesiyle; GATAB bünyesinde çalışan 101 adet personele ileri sürüş teknikleri eğitimi verilerek bedelinin birlik bütçesinden ödendiği gerekçesiyle 11.918 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 21.10.2008 tarih ve 3771 yevmiye no'lu harcamanın bazı maddelerde de belirtildiği gibi Birliğin amacı ve görevleri arasında olmadığı gibi yapacağı giderler arasında da sayılmamaktadır denilerek olayın çok dar bir açıdan ele alınmış olmasının doğru bir tespit olmadığı kanaatini taşıdığını,

Elbette Birliğin 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununa bağlı kalarak hazırlanan tüzük gereğince iş ve işlemlerine yön vermek durumunda olduğunu,

Ancak, bünyesinde büyük bir personel kitlesini barındıran Birliğin günlük işlevlerinde yaşadığı sıkıntılarda göz ardı edilmemesi gerektiğini, Alınan hizmetler ortada herhangi bir sorun yokken alınmış ve yapılmış olmadığını, Günün koşullarında yaşanan sorunların çözümüne katkı sağlamak amacıyla yaptırılmış bir hizmet alımı olarak değerlendirilmeli, katılımcıların çokluğu konusunda ise ihtiyaç duyulan hizmetin alınması kararı sonrasında bu hizmetten Birliğin çalışanlarının da faydalanması iyi niyetinde başka bir şey olmadığını belirtmiştir.

Sayıştay savcılığının karşılamasında:

“İlamın 7 nci maddesinde, Birlik bünyesinde çalışan 101 personele ileri sürüş teknikleri eğitimi verilmesinin Birliğin amaç ve görevlerinden olmadığından ödenen tutarın tazminine karar verilmiştir.”denilmiştir.

5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu'nun "Turizm altyapı hizmet birlikleri" başlıklı Ek 1 inci maddesinde yer alan; "Kültür ve turizmi koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezlerinde, alanın bütüncül bir anlayışla korunması, geliştirilmesi, tanıtımı, kültür ve turizme ilişkin sosyal ve teknik altyapının gerçekleştirilmesi ve işletilmesini sağlamak amacıyla alandaki bütün mahalli idarelerin katılımı ile bir mahalli idare birliği kurulur." hükmüne istinaden kurulan GATAB'ın Tüzüğü 10.12.2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu tüzüğün 5 nci maddesinde Birliğin görev ve amacı tek tek sayılmış, 24 ncü maddesinde de Birliğin giderlerinin neler olduğu belirtilmiştir. Söz konusu Tüzük hükümlerinde Birlik personeline ileri sürüş teknikleri eğitimi verdirilip bedelinin bütçeden ödenmesine imkan veren bir Birlik amacı ve görevi olmadığı gibi Birliğin yapacağı giderler arasında da bu tür bir gider sayılmamaktadır.

Dilekçi günün koşullarında yaşanan sorunların çözümüne katkı sağlamak amacıyla yaptırılmış bir hizmet alımı olarak değerlendirilmeli dese de, kurum bünyesinde bulunan bütün personelin bu araçları kullanması gibi bir düşünce kabul edilemeyeceği gibi söz konusu ileri sürüş teknikleri eğitiminin GATAB bünyesindeki 101 personele verildiği düşünüldüğünde söz konusu eğitimlerin personelin yaptığı işle ilgili olmayıp kişisel becerilerin geliştirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan kurum bünyesinde bu tür araçlar kullanabilecek ehliyetli personele ihtiyaç olduğu takdirde bunun personel alımında değerlendirilerek yeterli sınıf ehliyete sahip kişilerin göreve alınmasının sağlanması gerekmekte olup, kurum bünyesindeki personelin çoğuna bu tür bir eğitim verilmesi bu personelin bu tür araçları kullanabileceği anlamına gelmemektedir.

Bu itibarla; 8.Daire tarafından 1465 sayılı ilamın 7.maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1465 sayılı ilamın 8.maddesiyle; GATAB bünyesinde çalışan 9 adet personele A2 ehliyet kursu aldırılarak bedelinin birlik bütçesinden ödendiği gerekçesiyle 4.530 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; Birlik sorumluluk alanının geniş olması ve hizmetleri içerisinde içme suyu temini bulunan terfi istasyonları vb. yerlerde küçük araçlar kullanılması gerekmekte olduğundan Birlik personellerinin kullanacakları mobiletler için A2 ehliyet kursu almaları zorunluluğu doğmuş bu nedenle de kursa gönderilmiş olup ilgili kurs bedelleri tahsil edilerek kamu zararı giderildiğini belirtmiştir.

Sayıştay savcılığının karşılamasında;

“Temyiz dilekçesinin 8 inci maddesinde dilekçinin ileri sürdüğü hususların mevzuatta karşılığı ve yeri yoktur. Bu nedenle, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” Denilmiştir.

Rapor dosyası ve eki belgelerde belli sayıda personele motor bisiklet ehliyeti (A2) almaları için kursa gönderildikleri anlaşılmıştır. Birlik sorumluluk alanının geniş olması ve hizmetleri içerisinde içme suyu temini bulunan terfi istasyonları yerlerde küçük araçlar kullanılması gerektiği birlik personellerinin kullanacakları araçlar için A2 ehliyet kursu almaları zorunluluğu doğduğu ve idarenin ihtiyacının gidermek ve hizmetlerin hızlı ve zamanında yapılması için gerçekleştirildiği anlaşılmıştır..

Bu itibarla; dilekçi iddialarının kabul edilerek 8.Daire tarafından 1457 sayılı ilamın 8 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1465 sayılı ilamın 9.maddesiyle; GATAB Müdürü Mustafa Yurduseven'e 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nda öngörülen miktar sınırlaması dikkate alınmadan konaklama bedeli ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

1465 sayılı ilamın 9.maddesiyle verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak dilekçi tarafından tahsilat bildirilmekte ise de, hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilat, temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesi ile ilgili bulunduğundan bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Daireye Gönderilmesine,

10- 1465 sayılı ilamın 10.maddesiyle; GATAB bünyesinde sözleşmeli olarak çalışan Avukat Mehmet Eroğlu'na 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nda öngörülen miktar sınırlaması dikkate alınmadan konaklama bedeli ödendiği gerekçesiyle 2.106,50 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde itirazda bulunmamış 2.106,59-TL ilgilileri adına 06.05.2010 tarih ve 1639 no'lu yevmiye ile tahsil edilmek üzere faizi ile birlikte kişi borçları hesabına kaydedildiğini bildirilmekte olup tahsilata ilişkin bilgi verildiğinden ve itiraz edilmediğinden Kurulumuzca Yapılacak işlem olmadığına,

Karar verildiği 14.10.2014 tarih ve 39564 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim