Sayıştay 8. Dairesi 36215 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
36215
8 Nisan 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2009
-
Daire: 8
-
Dosya No: 36215
-
Tutanak No: 38803
-
Tutanak Tarihi: 08.04.2014
-
Konu:
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- Dilekçilerden Gazal BATGİ, Abdulkadir YÜKSEL, M. Recai BERK, Refik ŞEKER, Abdullah ŞEN, Mücahit GÜLTEKİN, M. Selim ARAZ, Abdullah DEMİR, Eşref DAĞDELEN, Süleyman PORSUK, Şefik YAŞAR, İhsan YÜCE, Turan POLAT, Hüseyin BARK, Selahattin ELÇİ, Zülküf YILDIRIM ve Azat Ali SÜMERKAN ilama itiraz etmekte ise de;
832 sayılı Sayıştay Kanununun 69. maddesinde;
“Temyiz isteği dilekçe ile yapılır. Dilekçeye ilgililer tarafından itirazlarını ispat edecek belgeler bağlanır. Temyiz evrakının suretleri karşı tarafın sayısınca verilir.
(…)” denilmektedir.
Temyiz dilekçesinde bulunması gereken hususlar ise, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 430. maddesinde dokuz bent halinde sayılmıştır. Maddenin 9. sırasında yer alan "Temyiz edenin veya varsa yasal temsilci yahut vekilinin imzası" da bu hususlardan biridir.
Belirtilen madde hükümlerine göre, temyiz talebine yönelik dilekçe, imza ile tamamlandığından imzasız olarak yapılan temyiz başvurusu hakkında Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına,
- 447 sayılı ilamın 4. maddesi ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİ Genel Müdürlüğünde çalışan memurlara, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak, bu Kanun ile sağlanan haklar dışında, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca da ödeme yapılması nedeniyle 91.470,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 1- 01.08.2010 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 8. Maddesinde; "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır."
6289 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkrasında;
"(...) Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." denildiğini,
Dolayısıyla, Büyükşehir Belediye Başkanı ve ilgili memur sendikası yetkililerinin imzaladığı toplu sözleşmeden dolayı idari ve mali yargılama ve takibat yapılamayacağını, başlatılanların da işlemden kaldırılacağını, bu açıdan ilam hükmünün kaldırılmasının kanunun amir hükmü olduğunu, burada bağlı kuruluşlar ifadesinin kullanılmamasının hukuken herhangi bir durumu değiştirmeyeceğini, zira idare hukuku kurallarına göre, çoğun içinde azda bulunacağını, büyükşehir belediye başkanı hakkında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılmazken emrindeki ve emri ile hareket eden bürokratlar hakkında takibat ve yargılamanın devam etmesi hakkaniyete ve Anayasa'nın eşitlik kuralına da aykırı olacağını,
04.07.2001 tarih ve 631 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarında düzenlemeler ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun hükmünde kararnamenin 14. maddesi kapsamındaki personelin mali ve sosyal haklarına ilişkin kararın yürürlüğe konulmasının Maliye Bakanlığının 04.02.2002 tarihli ve 1874 yazısı üzerine bahsi geçen Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. ve geçici 1. maddelerine göre Bakanlar Kurulunca 08.02.2002 tarihinde kararlaştırıldığını,
08.02.2001 tarih ve 200/3726 sayılı Kararnamenin eki kararın 1. maddesinde; "Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıklan, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, kurum, enstitü teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan ayni ve nakdi ödemeler bu karar hükümlerine göre yapılır." denildiğini,
631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamı dışına çıkarılan kamu kurum ve kuruluşları içinde "Mahalli İdareler ve bunların birlikleri" sayıldığını,
- Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2006/1243 Es. ve 2007/1804 sayılı kararıyla İSKİ'nin müstakil bütçeli ve belediyeden ayrı kamu tüzel kişiliğinin bulunduğuna ve Anayasamızda tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde yer almadığına karar verildiğini, 2560 sayılı Kanunun Ek 5. maddesi gereği DİSKİ’nin de aynı niteliği haiz bulunduğunu,
Yine Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2006/1243 Es. 2007/1804 sayılı kararında davalı İdarenin müstakil bir bütçesinin ve belediyeden ayrı kamu tüzel kişiliğinin olması, tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde de yer almaması nedeniyle kapsama dahil kuruluşlar içerisinde yer aldığı belirtilerek yoksun kalınan bu ödemenin davacı sendikanın üyelerine ödenmesi yönünde karar verdiğini,
Ayrıca Mahalli idare birliklerinin hukuki statüsü; kuruluşu, organları, yönetimi, görev ve yetkileri, sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarının 5355 sayılı kanunla düzenlendiğini, mezkur kanunun, mahalli idare birliklerini kapsadığını, DİSKİ Genel Müdürlüğü ve diğer su kanalizasyon idarelerinin kapsam dışı olduğunu,
- DİSKİ Genel Müdürlüğü özel kanunla kurulmuş kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurum olup olmadığı konusuna ilişkin olarak ise; 2560 sayılı Kanunun 1. maddesinin son fıkrasında; "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur." denildiğini,
Ek 5. Maddesinde ise; "Bu Kanun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanır." denildiğini,
Danıştay 5. Dairesinin 1989/2621 E. 1990/1033 K. sayılı kararında; "2560 sayılı kanunun 1. Maddesine göre İSKİ Genel Müdürlüğünün İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olmakla birlikte Kamu hizmeti hükmi şahsiyeti haiz müstakil bütçeli bir kuruluş olduğu, bu özellikleri itibariyle bağımsız bir Genel Müdürlük niteliğini taşıdığı, Kanunun 1. Maddesinde yazılı Belediyeye bağlılık deyiminin Genel Müdürlüğün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıcı nitelikte değil, İdarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerektiğini" denildiğini,
İdare ile diğer su ve kanalizasyon idarelerinin mahalli idarelere bağlı Genel Müdürlüklerin "müstakil genel müdürlük" olup olmadığı hususunda Sayıştay Başkanlığının kararı yazı ekinde olduğunu,
Yine Danıştay 3. Dairesinin 1999/5168 Esas sayılı ve 2000/1836 Esas nolu kararında "(...) Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kuruluş olan (…) Su Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğünün Müstakil bütçeli ve Kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurum olması karşısında "Büyükşehir Belediyesine ait vergi borçlarının bu kurumdan tahsil edilmesine imkan bulunmadığı" denildiğini,
Nitekim 15 Aralık 2011 günlü Resmi gazetede yayımlanan 01.12.2011 Tarih ve 2011/1 E., 5333/1 K. sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararında; "Bahse konu idareler, kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir anlatımla müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi için alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi bulunmamaktadır. Bu idareler tarifeleri belirlemekte, kamulaştırma kararlarını kendileri almakta, bu kararların iptali ve kamulaştırma bedelinin artırılması için açılan davalarda hasım gösterilmekte, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davaları yine doğrudan bunlar tarafından açılmakta, idarelerin yapmış olduğu herhangi bir faaliyeti nedeniyle Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davaların, su ve kanalizasyon idarelerinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu gerekçesiyle mahkemece reddedildiği durumlar bulunmaktadır.
(…)
Nitekim, söz konusu cetvellerde müstakil genel müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü. Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi su ve kanalizasyon idareleri için de geçerlidir.
(...)
İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görevli Daire Başkanları ve 1. Hukuk Müşavirlerine makam ve buna bağlı olarak ödenen görev tazminatının ödenmesi gerektiği ve içtihadın 2. Dairenin 31.5.2011 tarih ve 34814 tutanak numaralı kararına istinaden düzenlenen 19.9.2011 tarih ve 370 sayılı ilamı yönünde birleştirilmesine 1.12.2011 tarihinde çoğunlukla karar verildi." denildiğini,
- Belediye Ve Mahalli İdare Çalışanları Birliği Sendikası ile Tüm Belediye ve yerel yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikasının, GASKİ Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı 631 sayılı kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde ek ödemelerden faydalandırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin davada; Gaziantep 2. İdare Mahkemesi 08.12.2010 ve 28.10.2010 tarih ve E.2010/338. E.2010/339, K.2010/1269. K.2010/1063 sayılı kararlarında;
"Uyuşmazlık konusu olayda; davalı idarenin müstakil bütçesi ve belediyeden ayrı kamu tüzel kişiliğinin bulunması ve Anayasamızda tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde yer almaması nedeniyle davalı idarenin kapsama dahil kuruluşlar içerisinde yer aldığı, davalı idarece aksine bir durumun ortaya konulamadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, davalı idarenin 631 sayılı KHK kapsamındaki ek ödemelerin Sayıştay sorgusuna alındığı gerekçesiyle başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu işlem nedeniyle davalı kurum personeline yoksun kaldıkları maddi hakların ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. (...) dava konusu işlemin iptaline (...)" denildiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “İlgi yazıda, temyiz eden olarak 30 kişi yer almakla birlikte, temyiz dilekçesinde 11 sorumlunun imzası yer aldığından, temyiz talebinin dilekçede imzası bulunan kişiler yönüyle işleme alınması uygun olacaktır.
Dilekçede özetle, DİSKİ Genel Müdürlüğü bünyesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personele 631 sayılı KHK nin 14’üncü maddesi hükmüne istinaden yapılan ödemeler dolayısıyla tazmin hükmü verilmiş ise de, DİSKİ’nin müstakil bütçesinin olması, belediyeden ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunması ve Anayasa da tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde yer almaması nedeniyle 631 sayılı KHK’ nin 14. maddesi kapsamına girdiği; ayrıca yapılan ödemelerin 01.08.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6009 sayılı Kanunun Geçici 8’inci maddesi kapsamına girmesi nedeniyle işlemden kaldırılması gerektiği ileri sürülmekte ve tazmin hükmünün kaldırılması istenilmektedir.
Daire kararında da belirtildiği üzere her ne kadar DİSKİ Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından 631 sayılı KHK’nin 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan ‘‘kapsama dahil kuruluşlar’’ dan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146’ncı maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir. Diğer taraftan 6009 sayılı Kanunun Geçici 8’inci maddesi ile yapılan düzenleme memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak memurlara ek ödeme yapılmasına ilişkindir. İlam konusu ise memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi yapılması veya buna benzer başka bir tasarruftan kaynaklanmamaktadır. Bu nedenlerle talebin reddedilerek Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Kuruluş” başlıklı 1. maddesinin son fıkrasında; İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğu; aynı Kanunun Ek 5. maddesinde ise bu Kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, DİSKİ Genel Müdürlüğü personeli de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kapsamını belirleyen 1. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun Belediyelerde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı; 2. maddesinde de, Devlet memurlarının aylıklarının, ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu Kanunda düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.
Yine, 657 sayılı Kanunun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde; “Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.
(...)” hükmü bulunmaktadır.
13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinin ilk fıkrasında ise;
“Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır) geçemez.
Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavanı kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir.
Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
Anılan KHK maddesinde, “özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları”, “kapsama dahil kuruluş” olarak kabul edilmiştir. “Kapsama dahil kuruluş” ibaresinden, asli ve sürekli görevleri ücret, mali ve sosyal haklar dışında 657 sayılı Kanuna tabi personel eliyle yürütülen ve personeli için, ilgili mevzuatları uyarınca, 657 sayılı Kanun hükümleri dışında bir ödeme sistemi getirilen kuruluşların anlaşılması gerekmektedir. Anılan KHK hükmü ile Bakanlar Kuruluna, bu kuruluşlarda çalışan personele ödenen ücretlerdeki artış oranının üst sınırını belirleme yetkisi verilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, personel ücretlerini, Bakanlar Kurulunca belirlenen üst sınır oranı çerçevesinde artırabilmektedirler. Yine DİSKİ Genel Müdürlüğü, yukarıda sayılan adlarla değil “genel müdürlük” adıyla kurulmuştur.
Her ne kadar DİSKİ Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından yukarıda sayılan “kapsama dahil kuruluş”lardan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Kanunun 1. maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146. maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir.
Ayrıca her ne kadar söz konusu düzenlemede “mahalli idareler ve bunların birlikleri” denilse, bağlı kuruluşlar ifadesi kullanılmasa da; idare hukuku kurallarına göre, bu ifade bağlı kuruluşları da kapsamaktadır.
5018 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde geçen mahallî idare tanımdan ve Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 2, 4. maddesinden de su ve kanalizasyon idarelerinin büyükşehir belediyelerine bağlı kuruluşlar oldukları anlaşılmaktadır.
2560 sayılı Kanunun Ek 5. maddesine göre bu Kanun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanmaktadır. Aynı Kanunun kuruluşu düzenleyen 1. maddesinden su ve kanalizasyon idarelerinin istisnai durumlar dışında görev alanlarının büyükşehir belediyelerinin görev alanı ile sınırlı olduğu açıktır. Bu idarelerin organlarına ilişkin düzenlemelere; Kanunun 4. maddesinde; "İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir.", 7. maddesinin ikinci fıkrasında; "Büyük Şehir Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. (...)" şeklinde yer verildiğinden ve bu hükümler gereği su ve kanalizasyon idarelerinin asıl yönetimini tamamen büyükşehir belediyesi oluşturduğundan bu idarelerin müstakilliğinden söz edilemeyecektir. Su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil genel müdürlük olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığını belirten çeşitli yargı kararları da bulunmaktadır.
Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması, kararlar kesinleşmiş dahi olsa, mümkün bulunmamaktadır.
Bununla birlikte Sayıştay Genel Kurulu’nun 5333/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı su ve kanalizasyon idarelerinde görevli daire başkanları ile 1. hukuk müşavirlerine makam ve görev tazminatının ödenmesi konusundadır. 447 sayılı ilamın 4. maddesi ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak, bu Kanun ile sağlanan haklar dışında, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca da ödeme yapılması hakkındadır. Dolayısıyla konunun 5333/1 sayılı Kararla ilgisi bulunmamaktadır.
Dilekçi, ilamın ilgili maddesinde yer alan tazmin hükmünün 6009 ve 6289 sayılı Kanunla getirilen af kapsamında değerlendirilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde ve 6289 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkrasında, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak kapsama dahil idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, Belediyenin Mali Hizmetler Biriminde görev yapan memurlara tebligat ücreti olarak mevzuatına aykırı olarak yapılan ödemeyi bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.
Bu itibarla, dilekçilerin iddialarının reddi ile 447 sayılı ilamın 4. maddesiyle verilen 91.470,00 TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE,
Karar verildiği 08.04.2014 tarih ve 38803 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10