Sayıştay 8. Dairesi 35953 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

35953

Karar Tarihi

9 Aralık 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 8

  • Dosya No: 35953

  • Tutanak No: 39772

  • Tutanak Tarihi: 09.12.2014

  • Konu:

KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

1320 sayılı ilamın 2. maddesi ile İstifa suretiyle iş akdini fesheden işçi Zafer ULUSİNAN'a kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi nedeniyle 7.751,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 4857 Sayılı İş Kanunun "İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı" başlıklı 24. maddesinin "Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlıklı ikinci fıkrasında;

a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.

b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.

c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.

d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.

e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa” şeklinde hüküm bulunduğunu,

İhbar ve kıdem tazminatı ödenen Zafer ULUSİNAN adlı kişinin 15.04.2004 tarihinde Yenidoğan Belediyesi'nde geçici işçi olarak çalışmaya başlayıp 15.02.2008 tarihinde ise işten ayrıldığını,

2004 yılında yapılan genel Mahalli İdareler Seçimlerinde Hakan ÖRÜNG’ün Belediye Başkanı seçildiğini ve 25.12.2007 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından Belediye Başkanlığı görevinden alındığını,

Zafer ULUSİNAN'ı Belediye Başkanı Hakan ÖRÜNG’ün geçici işçi statüsünde özel makam şoförü olarak aldığını ve çalıştırdığını,

Zafer ULUSİNAN’ın, görevden alınan belediye başkanı Hakan ÖRÜNG'ün baldızının oğlu, Hakan ÖRÜNG’ün ise Zafer ULUSİNAN'ın teyzesinin kocası yani eniştesi olduğunu, sonuç olarak akraba olduklarını,

Belediye başkanının şoförü olarak çalışan Zafer ULUSİNAN’ın, akrabası olan belediye başkanı Hakan ÖRÜNG görevden alınınca yerine seçilen Belediye Başkan Vekilinin kendisiyle çalışmak istemediğini, başka da görev vermediğini, yani boşta kaldığını,

Görevden alınan belediye başkanı Hakan ÖRÜNG ve makam şoförü Zafer ULUSİNAN’ın görev yaptıkları Yenidoğan Belediyesi sınırları içinde oturmadığını ve dolayısıyla sosyal çevresi bulunmadığını, görevden alınmadan sonra her ikisinin de farklı sıkıntılar çektiklerini,

Görevden alınan belediye başkanının hem makam şoförü, hem de akrabası olan Zafer ULUSİNAN’ın, belediye başkanının görevden alınmasından sonra haklı yada haksız, durumundan ve kendinden kaynaklanan sebeplerden dolayı, belediye içinden ve dışından baskılar, sıkıntılar, tehditler gördüğünü, sinkaflar işittiğini, kendisini baskı ve sıkıntı içinde hissettiğini ya da hissettirildiğini,

Yukarıda zikredilen nedenlerden dolayı Zafer ULUSİNAN’ın, kısaca "....ailevi nedenlerimden dolayı çalışmakta olduğum işimden 15.02.2008 tarihi itibarıyla kıdem ve ihbar tazminatı almak şartıyla ayrılmak istiyorum..." şeklinde dilekçe sunduğunu, adı geçenin bu talebinin idare tarafından 4857 Sayılı İş Kanunun "İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı" başlıklı 24. maddesinin "Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlıklı ikinci fıkrası ve 25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümleri içinde değerlendirilerek işlem yapıldığını,

Adı geçen kişi dilekçesinde "... ailevi nedenlerimden dolayı...." derken 4857 Sayılı İş Kanunun 24., 1478 Sayılı Eski İş Kanunun ise 14. maddesinin kasdedildiğini ve idare tarafından o şekilde anlaşılarak uygulandığını,

Sorgu kağıdının 4. maddesinde yer alan 21.01.2008 tarih ve 89 yevmiye no'lu ödeme belgesinde şahsım Muhasebe Yetkilisi görevinde bulunduğu için sorumlu tutulduğunu,

5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun, Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları başlıklı 61. maddesinde muhasebe yetkilisi olarak kendisinin sorumluluğunun açık şekilde tarif edildiğini ve sınırlarının çizildiğini,

Kanuna bakıldığında söz konusu işlemler ile ilgili muhasebe yetkilisi olarak hiçbir kastı ve sorumluluğu söz konusu olmadığını,

Çünkü söz konusu iş ve işlemleri gerçekleştirirken muhasebe yetkilisi olarak ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri kontrol etmesi gerektiğini, Bunun dışında Muhasebe yetkililerinin, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamayacağını, söz konusu işlemlerde bu belgelerin tam olduğunu,

O tarihte Yenidoğan Belediyesi'nde toplam 11 adet memur bulunmakta olup, Yazı İşleri, İnsan Kaynakları ve Mali Hizmetler Müdürlüğü'nde 657'ye tabi olarak çalışan bir kişi bulunmakta olup, onun da kendisi olduğunu,

Bu nedenle sadece Muhasebe yetkilisi olarak kendisinin ve Harcama Yetkilisi olarak Belediye Başkan Vekili M. Hilmi KAPLAN'ın isim ve imzası bulunduğunu,

5393 Sayılı Belediye Kanunun Belediye Başkanı başlıklı 37. maddesinde; "Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ye belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilir...." dendiğini,

5393 Sayılı Belediye Kanunun Belediye başkanının görev ve yetkileri başlıklı 38. maddesinin a fıkrasında; "Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak." dendiğini,

657 Sayılı DMK’nun Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları başlıklı 10. maddesinde (Değişik: 12/5/1982 - 2670/3 md.); " Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kan tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar. Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır. Amir, maiyetindeki memurlara kanunlara aykırı emir veremez ve maiyetindeki memurdan hususi bir menfaat temin edecek bir talepte bulunamaz, hediyesini kabul edemez ve borç alamaz." dendiğini,

657 Sayılı DMK"nun Devlet Memurlarının Görev ve Sorumlulukları başlıklı 11. maddesinde; (Değişik: 12/5/1982 - 2670/4 md.) "Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar...." dendiğini.

Savunması ekinde sunulan ihbar ve kıdem tazminatı ödenen Zafer ULUSİNAN'ın dilekçesi üzerinde görüleceği üzere yetkisini 5393 Sayılı Belediye Kanunun 37. ve 38. maddesi ile 657 Sayılı DMKnun 11. maddesinden alan, belediye teşkilatının en üst amiri sıfatı ile belediye başkan vekilinin "Uygundur" yazarak imzalayarak kendisini talimatlandırarak işlemi gerçekleştirmesinin emredildiğini, kendisinin de bu emir ve 657 Sayılı DMK'nun 11. maddesi gereğince işlemi gerçekleştirmek durumunda kaldığını,

Belediyenin en üst amiri olarak Belediye Başkan Vekilinin işlemin yapılması uygundur yazıp imzalamasının kendisi tarafından yazılı talimat olarak algılandığını ve işlemi gerçekleştirmek durumunda kaldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “Daire Kararında da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere 21.01.2008 tarih ve 89 yevmiye nolu ödeme emri belgesi ile yapılan kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yasal dayanaktan yoksundur. Öte yandan Muhasebe Yetkilisi Serdar ÖZDEMİR'in ödemeden sorumlu tutulması, ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmamasından kaynaklanmakta olup, belediyede kendisi dışında 657 sayılı Kanuna tabi yetkili bir kişi olmadığı yönündeki savunmasının ise kabulü mümkün görünmemektedir. Bu nedenle talebin reddedilerek Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Sorumluluk İtirazına İlişkin Olarak;

Dilekçi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 61. maddesi uyarınca muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 10 ve 11. maddeleri ile 5393 Sayılı Belediye Kanununun 37 ve 38. maddeleri uyarınca “amirin verdiği emri” yerine getirdiğini, bu nedenle de kendisinin sorumlu tutulmaması gerektiğini belirtmişse de; rapor dosyası içerisinde yer alan ve tazmin hükmüne ilişik tutulan ödeme emirleri üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzası bulunmamaktadır. Muhasebe yetkilisi de bu nedenle harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulmuştur.

5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 61. maddesinde;

“…..

Muhasebe yetkilisi bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur.

Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını.

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını.

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri.

Kontrol etmekle yükümlüdür.

Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz.

…..” denilmektedir.

Yine 14.06.2007 tarih ve 5189 /l Karar Nolu 5018 Sayılı Kanun çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının 5. maddesinde muhasebe yetkilisinin görev ve sorumlulukları ayrıntılı bir şekilde belirtilmiş olup, burada;

“…..

a) Muhasebe Yetkilisinin İmza Kontrol Görev ve Sorumluluğu

5018 sayılı Kanunun 61’inci maddesi uyarınca muhasebe yetkilisinin, ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde yetkililerin imzasını arama yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bu nedenle;

  • Ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin imzaları olmakla birlikte, ödeme emri belgesi eki belgeler üzerinde herhangi bir imza eksiği varsa muhasebe yetkilisinin, ödeme emri belgesi üzerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine,

  • Ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisinden sadece birinin imzası varsa, muhasebe yetkilisinin, imzası bulunan görevliyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine,

  • Ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin imzaları yoksa muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu tutulması gerektiğine,

Çoğunlukla,

…….” karar verilmiştir. Dolayısıyla ödeme emri belgelerinde harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisinden sadece birinin imzası varsa, muhasebe yetkilisinin, imzası bulunan görevliyle birlikte sorumlu tutulması gerekmektedir.

Bu itibarla, dilekçinin sorumluluk yönünden yaptığı itiraz REDDEDİLEREK konunun esasına geçildi.

Esasa İlişkin Olarak;

1475 sayılı İş Kanununun Kıdem Tazminatı başlıklı 14 üncü maddesinde;

"Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

  1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,

İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,

Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,

Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;

(Ek: 25/8/1999 - 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,

Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır." denilmektedir.

Yukarıda yazılı hükümlerde açıkça görüldüğü üzere kıdem tazminatı ödenecek durumlar tek tek sayılmış ve bunlar arasında istifa suretiyle iş akdinin feshedilmesine yer verilmemiştir. Dolayısıyla iş akdinin işçi tarafından istifa suretiyle feshedilmesi durumunda kendisine kıdem tazminatı ödenemeyecektir.

4857 sayılı İş Kanununun “Süreli Fesih” başlıklı 17 nci maddesinde;

"Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.

İş sözleşmeleri;

a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,

b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,

c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,

d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır.

Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.

Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır." denmektedir.

4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinde düzenlenen ve uygulamada ihbar tazminatı olarak adlandırılan bu ödeme belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25. maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve Kanunun 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı söz konusu olur.

İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Fesih bildiriminde bulunduğu halde karşı tarafa önel tanımamak ya da eksik tanımak bildirim şartına uymamak sayılır ve bu hal tazminat ödenmesini gerektirir.

Dilekçi dilekçesinde; ihbar ve kıdem tazminatı ödenen Zafer ULUSİNAN'ın eski Belediye Başkanı Hakan ÖRÜNG tarafından geçici işçi statüsünde özel makam şoförü olarak işe alındığını, kendisinin Hakan ÖRÜNG'ün akrabası olduğunu, akrabası olan belediye başkanı Hakan ÖRÜNG görevden alınınca yerine seçilen Belediye Başkan Vekilinin kendisiyle çalışmak istemediğini, başka da görev vermediğini, Zafer ULUSİNAN'ın, belediye başkanının görevden alınmasından sonra haklı ya da haksız, durumundan ve kendinden kaynaklanan ya da kaynaklanmayan sebeplerden dolayı, belediye içinden ve dışından baskılar, sıkıntılar, tehditler gördüğünü, sinkaflar işittiğini, kendisini baskı ve sıkıntı içinde hissettiğini yada hissettirildiğini ve bu sebeple 4857 sayılı İş Kanununun "İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı" başlıklı 24. maddesinin "Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlıklı ikinci fıkrası ve 25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümleri içinde değerlendirilerek kendisine işlem yapıldığını belirtmişse de;

4857 Sayılı İş Kanunun "İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı" başlıklı 24. maddesinin "Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlıklı ikinci fıkrasında;

“II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.

b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.

c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.

d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.

e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.” denilmek suretiyle bu maddeye göre kıdem tazminatı alınabilecek durumlar tek tek sayılmıştır. İşçinin istifası ya da dilekçinin dilekçesinde ileri sürdüğü soyut iddialar, kanun maddesinde sayılan durumlardan hiçbirisine girmemektedir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddi ile 1320 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 09.12.2014 tarih ve 39772 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim