Sayıştay 8. Dairesi 34782 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
34782
8 Ocak 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2007
-
Daire: 8
-
Dosya No: 34782
-
Tutanak No: 36064
-
Tutanak Tarihi: 08.01.2013
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 1363 sayılı ilamın 1. maddesi ile Zeytinli Belediyesine ait araçların kasko sigorta bedellerinin belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 10.494,84 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin Giderleri" başlıklı 60. maddesi (h) bendinde "faiz borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilmek suretiyle belediye mallarının sigorta giderlerinin ödenmesine imkân verildiğini, ancak ilamda sigorta giderlerinin genel anlamda mevzuatın imkan verdiği veya zorunlu kıldığı sigorta giderlerini kapsadığı şeklinde yorumlanarak haklarında tazmin kararı verildiğini,
Kanun metni incelendiğinde böyle bir yorum yapmanın imkânsız olduğunu, Kanun koyucunun sadece sigorta giderleri dediğini, Kanun koyucunun sigorta giderlerinin kapsamını sınırlandırmak isteseydi mevzuatın zorunlu kıldığı sigorta giderleri diyerek sınırlama getirebileceğini, yargılamanın kanunun metninde, ruhunda ve gerekçesinde olmayan bir yorum yapılarak adeta kanun koyucu yerine geçtiğini,
Ayrıca; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 106. maddesi motorlu araçlara sadece mali sorumluluk sigortası yaptırması zorunluluğu getirmiştir, denilerek tazmin hükmüne gerekçe yapıldığını,
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Devlet Kuruluşlarına Ait Araçlar" başlıklı 106.maddesinde "……………. 101 inci maddedeki şartlara haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler" denildiğini, "sadece mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlüdürler" şeklinde bir ibare bulunmadığını,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan sonra yürürlüğe girdiğini, dolayısıyla 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5393 sayılı Kanuna aykırı hükümlerini yürürlükten kaldırmış olduğunu, bu yönüyle de tazmin hükmünün kanuni dayanaktan yoksun olduğunu,
Öte yandan Sayıştay 5. Dairesinin 14.04.2010 tarih ve 11844 tutanak nolu kararında aynı konuda berat kararı verildiğini,
Ayrıca kamu zararına konu olan 10 N 7708 Plakalı aracın Başkanlık Makamınca "Makam Aracı" olarak kullanıldığını ve Belediye Bütçesinden yapılan kasko ödemelerinin Belediye Encümeninin aldığı kararlara bağlı olarak yapıldığını, ödeme emri evraklarının arkasında Encümen Kararlarının mevcut olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 106. maddesi gereğince belediyelere ait araçların kasko sigorta primlerine ait giderlerin belediye bütçesinden ödenmesi yasal değildir. Ayrıca 5393 sayılı kanunda belediye araçlarının kasko yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Sorumluluk itirazına ilişkin olarak;
Dilekçi Belediye Bütçesinden yapılan kasko ödemelerinin Belediye Encümeninin aldığı kararlara bağlı olarak yapıldığını, ödeme emri evraklarının arkasında Encümen Kararlarının mevcut olduğunu belirterek sorumluluk itirazında bulunmuştur.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 31, 32, 33’üncü maddelerinde;
“Harcama yetkisi ve yetkilisi
Madde 31- (Değişik: 22/12/2005-5436/1 md.)
Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.
Ancak, teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri Bakanlığının, diğer idarelerde ise Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir.
Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.
Harcama talimatı ve sorumluluk
Madde 32- Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.
Giderin gerçekleştirilmesi
Madde 33- Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
(Ek üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” denilmektedir.
14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı “5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararı”nın “sorumlular” başlıklı 3. bölümünde;
“3- Harcama Yetkilileri
a) Harcama Yetkililerinin Genel Sorumluluğu
……
Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına,
- Gerçekleştirme Görevlileri
a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu
……
Yapılan bu açıklamalara göre, aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine” karar verilmiştir.
Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulan dilekçinin düzenlediği ya da kontrol ettiği belgenin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu olduğu açıktır.
Bu itibarla dilekçinin sorumluluğa ilişkin itirazları REDDEDİLEREK konunun esasına geçildi.
Esasa ilişkin olarak;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 106. maddesinde “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler.” denilmek suretiyle belediyelere ait motorlu araçlara sadece mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60. maddesinin (h) bendinde “faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilerek sigorta giderleri, belediyenin giderleri arasında sayılmıştır. Ancak burada ifade edilen sigorta giderleri mevzuatın izin verdiği sigorta giderlerini kapsamaktadır.
İl özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsayan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 10.03.2006 tarih ve 26104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmelikte bina sigorta giderinin ödeneceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı gibi “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 464. maddesinde de; “Bütçeye ilişkin olarak bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan ve ihtiyaç duyulan hallerde, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için yapılan düzenlemeler esas alınır.” denilmektedir.
Buradan hareketle; 2007 Mali Yılı Bütçesinin “Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara ilişkin Esaslar” başlıklı E cetvelinin 20. Sırasında; “Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır.
Ancak;
A) Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri,
B) Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan kontratta sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın, Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu konulmuşsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,
C) Sağlık Bakanlığına ait 112 acil ambulanslarının kasko sigortası ile dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko) giderleri,
D) Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta ve navlun giderleri, bütçelerin ilgili tertiplerinden ödenir.” denilmektedir.
Mevzuat gereği Devlet malının yukarıda sayılan istisnalar dışında sigorta edilmemesi esastır. Sayılan istisnalar arasında (112 acil ambulansları ve dış temsilcilik araçları dışında) devlete ait araçların kasko gideri bulunmamaktadır.
Mahalli idareler, merkezi yönetim kapsamında olmamakla birlikte, malları “devlet malı” niteliğindedir. Her ne kadar belediyelerin genel bütçeden ayrı bütçeleri ve devletten ayrı tüzel kişilikleri bulunmakta ise de, 5393 sayılı Kanuna göre, belediye malına karşı işlenmiş suçlar, devlet malına karşı işlenmiş sayıldığından ve bu malların haczedilmesi mümkün olmadığından; Merkezî Yönetim Bütçe Kanununun yukarıda belirtilen hükmü, belediye malları açısından da hüküm ifade eder.
Dilekçi 5. dairenin berat kararından bahsetmişse de aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan sonra yürürlüğe girdiğini, dolayısıyla 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5393 sayılı Kanuna aykırı hükümlerini yürürlükten kaldırmış olduğunu belirtmişse de 5393 sayılı Kanunda kasko sigortası yaptırılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile 2918 sayılı Kanun ile 5393 sayılı Kanun’un birbiriyle çelişen bir hükmü bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1363 sayılı İlam’ın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1363 sayılı ilamın 2. maddesi ile Zeytinli Belediye Başkanlığınca Zeytinli Şenliklerine katılmak için davet edilen kişilerin konaklama bedellerinin ödenmesinde kamu zararına sebep olunduğu gerekçesiyle 1.180,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
Tazmin kararında, “ödeme emri belgesine ekli Belediye Encümeni kararında 1-2-3-4-5 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Zeytinli şenliklerine katılmak üzere davet edilen misafirlerin konaklama bedellerinin belediye bütçesinden karşılanacağı belirtilmektedir.
Yine ödeme emri belgesine faturada görüleceği üzere otel Demir'de kalan misafirler için 3 kişi 1 gece konaklama 1 kişi 30 gece konaklama ücreti ödenmiştir. Zeytin Şenliklerinin 5 gün sürmesine rağmen 1 kişi için 30 gece konaklama ücreti ödendiği anlaşılamamıştır” denildiğini,
Belediye bütçesinden yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi'nin "Tören Giderleri" başlıklı 9. maddesinde;
“Aşağıda belirtilen törenlerin gerektirdiği giderlerin tümü veya bir kısmı, tören komitesinin kararı ile ödenebilir.” denildiğini, bunlardan (C) fıkrasında Festival ve Fuarların sayıldığını, Yönergede belirtildiği gibi ödemenin törenin gerektirdiği bir ödeme olduğunu,
Yörenin yerli ve yabancı turistlere tanıtımı, kültürel, doğal ve ekonomik ve turistik zenginlikleri görsel ve yazılı basın yoluyla tanıtılması amacıyla şenliklere Belediye tarafından davet edilen bilim adamı, şair, konuşmacı, yazar ve folklor ekiplerinin geliş ve gidiş ulaşımlarında aksaklıklara mahal vermemek, Belediyenin adını en iyi şekilde duyurabilmesi için festivalin hazırlanması ve sorunsuz bir şekilde tamamlanması için bir gönüllü ücret talep etmeden organizatörün festival tarihinden önce davet edildiğini, Festival bitene kadar temsil ağırlama tören giderlerine göre Demir otelde konaklatıldığını,
Söz konusu 2 Festival olduğunu, bir tanesinin Zeytinli Rock Fest olarak anıldığını ve Ülkemiz genelinden katılan gençlere hitap ettiğini, gençlerin Festival öncesi çadır kurarak kamp yaptığını, bu konuda her ne kadar organizasyon bir şirket tarafından yapılsa da sorunsuz hizmet için organizatörün önceden festival alanında düzenlemeler yapmasına ihtiyaç duyulduğunu, Festivale Türkiye genelinden 2000'e yakın misafir geldiğini ve en iyi şekilde ağırlandığını, 2. Festivalin ise Geleneksel "Zeytinli Zeytin Şenlikleri" olduğunu, organizasyonlar ve ön çalışmalar sayesinde gelen yerel halkın bu durumdan oldukça memnun ayrıldığını,
Burada belediyenin azami tasarrufa riayet ettiğini, nitekim festival 5 gün sürmesine rağmen 3 kişinin sadece bir gece konaklatıldığını,
Ayrıca; Sayıştay 8. Dairesinin 20.09.2005 tarih ve 5652 nolu, 1.Dairenin 03.09.2000 tarih ve 9783 nolu kararlarında Belediyeler tarafından düzenlenen Festivallerde Yapılan Barındırma Giderlerinin Belediye bütçesinden ödenmesinde ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verildiğini,
Belediye Bütçesinden yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi hükümleri gereği harcamanın konu, kapsam ve miktarı belediye başkanının takdirine bırakıldığından Belediye Başkanının da festivalin hatasız olması için böyle bir durumu takdir ettiğini ve belediye bütçesinden ödettiğini, konunun tamamen Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi kapsamında gerçekleştirildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesinin 3. ve 10. maddesine göre; yapılacak ödemelerin mahiyetinin takdirine belediye başkanı yetkilidir. Bu durum karşısında, düzenlenen şenliklere katılanların konaklama bedelinin belediye bütçesinden karşılanması 5393 sayılı kanunun 60/k maddesine uygun olduğundan tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; tazmine konu ödeme emri belgesine ekli Belediye Encümeni kararında 1-2-3-4-5 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Zeytinli Şenliklerine katılmak üzere davet edilen misafirlerin konaklama bedellerinin Belediye Bütçesinden karşılanacağının belirtildiği, ödeme emri belgesine ekli faturada, Otel Demir’de kalan misafirler için 3 kişi 1 gece konaklama, 1 kişi 30 gece konaklama ücreti ödendiği, dolayısıyla Zeytinli Şenliklerinin 5 gün sürmesine karşın 1 kişi için 30 gece konaklama ücreti ödendiği görülmüştür.
Her ne kadar Belediye Bütçesinden Yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi’nin “Tören Giderleri” başlıklı 9.maddesinde;
“Aşağıda belirtilen törenlerin gerektirdiği giderlerin tümü veya bir kısmı, tören komitesinin kararı ile ödenebilir:
a) Resmi ve dini bayramlar ile anma günleri,
b) Beldenin kurtuluş günleri,
c) Festival ve fuarlar,
d) Beldenin sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak temel atma ve açılış günleri,
e) Milli mücadeleye ait önemli günler,” denilse de, Yönergede de belirtildiği gibi ancak törenin gerektirdiği giderlerin ödenmesi söz konusu olabilmektedir. Ancak, burada Şenliklerin devam ettiği günler harici de konaklama gideri ödenmiştir. Dolayısıyla hem Belediye Bütçesinden Yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi’ne hem de Belediye Encümeni kararına aykırı olarak, şenliklerin yapıldığı günler haricindeki 25 günlük konaklama bedeli fazladan ödenmiştir. Tazmin hükmü de zaten konaklama faturasının tamamı için değil, şenliklerin yapıldığı günler dışındaki 25 günlük konaklama bedeli için verilmiştir.
Dilekçi 1. ve 8. dairenin berat kararlarından bahsetmişse de aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi Belediye Bütçesinden yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi hükümleri gereği harcamanın konu, kapsam ve miktarının tespitinin belediye başkanının takdirine bırakıldığını belirtmişse de Belediye Başkanının takdir yetkisi sınırsız bir takdir yetkisi değildir. Buradaki takdir yetkisi Yönergede belirtilen sınırlar içinde kullanılmalıdır. Yönergenin 9. maddesinde de belirtildiği gibi ancak törenin gerektirdiği giderlerin ödenmesi söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla takdir yetkisinin de törenin gerektirdiği giderlerle sınırlı olması gerekmektedir.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1363 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1363 sayılı ilamın 3. maddesi ile Güleç İlaçlama Temz. Güv. Sağlık Hizm. Ltd. Şti. yükleniminde bulunan “Zeytinli Belediyesi Sınırları Dahilinde İlaçlama Hizmet Alımı” işine ilişkin sözleşmede fiyat farkı verilmeyeceğine ilişkin hüküm olmasına rağmen fiyat farkı verilmesi nedeniyle 667,17 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
Sözleşmeye fiyat farkı verilmeyecektir hükmü konulmuşsa da sonradan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 39. maddesi hükmüne göre yüklenicinin işçilere asgari ücretin altında bir ücret ödeyemeyeceği, böyle bir durumun yükleniciyi zor durumda bırakacağının düşünüldüğünü, yasalara aykırı sözleşme hükmünün geçersiz olacağının düşünüldüğünü, diğer bir ifadeyle yasa hükmü karşısında sözleşmenin anılan hükmünün geçersiz olacağının düşünüldüğünü, bu nedenle fiyat farkı verildiğini, idarelerin sözleşmelere asgari ücret fiyat farkı verilmeyecektir şeklinde hüküm koymalarının yasaların amir hükmü karşısında geçersiz olduğunu,
Tüm bunlara rağmen söz konusu tutarın ilgili firmadan kendi isteği ile tahsil edildiğini, yapılan ödemeye ait muhasebe işlem fişinin ekte sunulduğunu, Muhasebe İşlem Fişinde Firmanın alacaklarından tahsil edilerek, Kişilerden diğer alacaklar hesabına aktarılmak suretiyle kayıtlara geçirildiğini, Muhasebe İşlem Fişinde Alacakların 320 hesaba kaydedilmesi sırasında yapılan açıklama yer alsa da, ilişkilendirilen Mahsup Alındı belgesinde açıklamanın detayı ile yapıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “Güleç İlaçlama, Temz. Güv, Sağlık, Hizm. Ltd, Şti yükleniminde bulunan Zeytinli Belediyesi Sınırları içinde İlaçlama Hizmeti Alımı” işi ile ilgili düzenlenen sözleşmede fiyat farkı ödenmeyeceğine ilişkin hüküm bulunduğu halde fiyat farkı ödenmesinin yasal olmadığından tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; sözleşmenin ihale tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücret dikkate alınarak asgari işçilik maliyetini karşılayacak tutar üzerinden imzalandığı, asgari ücret arttığında sözleşme fiyatının asgari işçilik maliyetinin altında kaldığı görülmüştür.
Sözleşmeye “fiyat farkı verilmeyecektir” hükmü konulmuşsa da 4857 sayılı İş Kanunu gereğince yüklenicinin işçilere asgari ücretin altında bir ücret ödemesi mümkün değildir. 4857 sayılı Kanun’un amir hükümlerine aykırı olduğu anlaşılan sözleşmenin bu hükmünün hukuken geçerliliği bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulü ile 1363 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 1363 sayılı ilamın 4. maddesi ile Zeytinli Belediyesi tarafından akaryakıt için ödenen fiyat farkının hatalı hesaplanması nedeniyle 13.124,49 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Mal Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu Kararının 7.maddesinde;
“Fiyat farkı aşağıdaki formüle göre hesaplanır.
F: Fiyat farkının tutarı
A1 : İhale tarihinde geçerli bayi satış fiyatını veya satın alınan malın ücret tarifesindeki fiyatını,
M : Bayi satış fiyatının veya ücret tarifesinin değişmesinden sonra idarece teslim alınan mal miktarını ifade eder.
……………….
Fiyat farkı (F): F : (M x B) x (A2/A1-1) formülü ile hesaplanacaktır” denildiğini,
Akaryakıt ihalesi incelendiğinde alımın 20.000 litre Euro Dizel, 160.000 litre motorin, 6.000 litre kurşunsuz benzinden oluştuğunun görüleceğini, dolayısıyla üç çeşit akaryakıt ürünü için ayrı ayrı akaryakıt fiyat farkı hesaplanması gerektiğini, bunun için her akaryakıt ürününün B, A1, ve A2 parametrelerinin değişik olacağını, çünkü fiyatlarının farklı olduğunu,
İlamdaki kamu zararı tablosu incelendiğinde kamu zararının tek tip akaryakıt ürünü alınmış gibi hesap edildiğini ve hesaplamada hangi ürünün esas alındığının dahi belirtilmediğini, çünkü tüm hesaplamalarda B parametresini 1,69966 TL, A1 parametresinin 1,86441 TL alındığının görüldüğünü, bunun da hesaplamanın tamamen yanlış hesaplandığını gösterdiğini,
Euro dizel, motorin ve kurşunsuz benzin için üç ayrı akaryakıt fiyat farkı hesap edilmesi gerektiğini, oysa ilamda fiyat farkı hesabının tek ürün için hesaplandığının görüldüğünü, bu yönüyle hesaplamanın tutarsızlıklarla dolu olduğunu, üç akaryakıt ürününün de fiyat fiyatı değişik olduğundan fiyat farkının üç ayrı şekilde yapılması gerektiğini, bu nedenlerle tazmin hükmüne ve hesaplama tarzına katılmadıklarını,
Ayrıca Zeytinli Belediye Başkanlığı Gerçekleştirme Görevlisi olarak görevinin 24.07.2007 tarihinde başladığını, bu tarihten önce yapılan işlemlerde bulunan imzasının sadece düzenleyen sıfatı ile olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “Adı geçen belediyenin akaryakıt alımları ile ilgili fiyat farkı hesabının 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihalesi yapılmış olan mal alımlarına ilişkin fiyat farkı hesabında uyulacak esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu Kararının 5 ve 7. maddelerine uygun olmadığı anlaşıldığından tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Sorumluluk itirazına ilişkin olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 33’üncü maddesinde;
“Giderin gerçekleştirilmesi
Madde 33- Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
(Ek üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” Denilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Çerçevesinde Sorumlu tutulacak Görevli ve yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurulu’nun 5189/1 Sayılı Kararında;
“…….
III.4.a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ödeme emri belgesi, harcama yetkilisi tarafından belirlenen bir görevli tarafından düzenlenecektir. Ödeme emri belgesi tek başına mali bir işlem sayılmamakla birlikte taahhüt ve tahakkuk aşamalarından sonra ödeme aşamasına geçilmesine esas teşkil etmektedir. 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 ve 13’üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevi, ön mali kontrol kapsamında ele alınmakta ve “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Aynı esaslarda belirtildiği üzere, harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirecek, ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön malî kontrol yapacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinin yaptığı işlemler nedeniyle sorumluluk üstlenmesi tabiidir.
Ayrıca, harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılarak her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanıp uygulanacak, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edeceklerdir. Bu bağlamda ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşüp imzalayacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen görevli, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da sorumludur.
Yapılan bu açıklamalara göre, aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine çoğunlukla,
b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir.
Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine,
…….” karar verilmiştir.
Dilekçi, Gerçekleştirme Görevlisi olarak görevinin 24.07.2007 tarihinde başladığını, bu tarihten önce yapılan işlemlerde bulunan imzasının sadece düzenleyen sıfatı ile olduğunu ileri sürmüşse de; yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, gerek ödeme emri belgelerini, gerekse ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul edenler, adı ne olursa olsun “Gerçekleştirme Görevlisi” olarak kabul edilmişlerdir. Dolayısıyla ödeme emri belgesini düzenleyerek imzalayan kişinin sıfatı “düzenleyen” de olsa, bu durum bu kişinin gerçekleştirme görevlisi olmadığını göstermemektedir. Gerçekleştirme Görevlileri, ödeme emrinin düzenlenmesinden, fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenlenmesinden veya bu belgelerin kabul edilmesinden sorumlu olup gerçekleştirme görevlilerinin bu işlemler nedeniyle harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Bu itibarla dilekçinin sorumluluğa ilişkin itirazları REDDEDİLEREK konunun esasına geçildi.
Esasa ilişkin olarak;
4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Mal Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu Kararının 7. maddesinde;
- maddesinde;
Fiyat farkı aşağıdaki formüle göre hesaplanır:
F: Fiyat farkı tutarını (YTL),
A1: İhale tarihinde geçerli bayi satış fiyatı veya satın alınan malın ücret tarifesindeki fiyatını,
B: Sözleşme fiyatını,
A2: Mal teslim tarihinde geçerli bayi satış fiyatı veya satın alınan malın ücret tarifesindeki fiyatını,
M: Bayi satış fiyatının veya ücret tarifesinin değişmesinden sonra idarece teslim alınan mal miktarını,
ifade eder.
Fiyat farkı (F):
F = (MxB)x[(A2/A1)-l]
formülü ile hesaplanacaktır.” denilmektedir.
Dilekçi ilamdaki kamu zararı tablosu incelendiğinde kamu zararının tek tip akaryakıt ürünü alınmış gibi hesap edildiğini ve hesaplamada hangi ürünün esas alındığının dahi belirtilmediğini, çünkü tüm hesaplamalarda B parametresini 1,69966 TL, A1 parametresinin 1,86441 TL alındığının görüldüğünü, bunun da hesaplamanın tamamen yanlış hesaplandığını gösterdiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de;
Rapor dosyası ve ekleri ile ilamdaki kamu zararı tablosu birlikte incelendiğinde; sadece motorin için kamu zararı hesaplandığı, bunun haricindeki (euro dizel ve kurşunsuz benzin gibi) diğer akaryakıt ürünleri için herhangi bir kamu zararı hesaplanmadığı görülmektedir. Kamu zararı tablosundaki B parametresinin 1,69966 TL, A1 parametresinin 1,86441 TL olmasının, sadece motorin için hesaplama yapılmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dilekçinin iddia ettiği gibi tek tip akaryakıt (motorin) için kamu zararı hesaplanmış ve tabloda hangi akaryakıt çeşidi için kamu zararı hesaplandığı yazılmamıştır. Ancak bu durum usule ilişkin bir eksiklik olmakla birlikte, motorin için yapılan kamu zararı hesabının hatalı olduğu ya da hesaplanan kamu zararı miktarının azaltılacağı anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile tazmin hükmünün esasını etkilememektedir. Çünkü ödeme emirleri ekinde yer alan fatura ve teslim alma fişlerinde yazılı motorin miktarları ile kamu zararı tablosunda hesaplanan miktarlar birbiriyle uyumludur.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1363 sayılı İlam’ın 4. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 08.01.2013 tarihli ve 36064 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56