Sayıştay 8. Dairesi 34613 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
34613
5 Mart 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 8
-
Dosya No: 34613
-
Tutanak No: 36680
-
Tutanak Tarihi: 05.03.2013
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 605 sayılı ilamın 1. maddesi ile Memur İsmail Yanıt’a özel hizmet tazminatı ödenmesinde yanlış oranın uygulanması sonucu kamu zararına sebebiyet verilmesi nedeniyle 643,53 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
İsmail YANIT’a Yazı İşleri Müdürlüğü görevinin Belediye Başkanlığı tarafından belediye bünyesinde yeterli sayıda memur personel olmaması nedeniyle vekaleten verildiğini ve kendisinin görevini fiilen yaptığını, görevlendirmenin tedvir değil vekalet olduğunu,
2006/10344 sayılı Kararnamenin "vekalet" başlıklı 9. maddesinde;
“(1) 657 sayılı Kanunun 86. maddesi uyarınca;
a) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;
aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86. maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
ab) Vekaletin, Bakanlar Kurulu Kararı veya müşterek kararı ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için gereken kadro veya ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi;
ac) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atamada aranan tüm şartları bir arada taşımaları kaydıyla, vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175. maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir,” denildiğini,
İlgili memurun atamasının anılan mevzuat hükmüne uygun olarak belediye başkanlığınca yapıldığını, kadro derecesinin özel hizmet tazminatı ile vekâlet ettiği göreve ait özel hizmet tazminatının da fark olarak kendisine ödendiğini,
Ayrıca Sayıştay 8. Dairesi'nin 03.11.2010 tarih ve 11852 tutanak no'lu kararında; “Mali Hizmetler Müdürlüğü'ne vekalet eden ilgilinin asilde aranan şartları taşımadığı halde vekalet ücreti ödendiği belirtilmişse de, asilde aranan sorumlulukları yerine getirmediğine dair bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu görev sebebiyle kendisine ücret ödenmiş olmasında ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verildi” denildiğini,
Anayasamıza göre angarya yasak olduğundan verilmiş bir vekalet görevi varken özel hizmet tazminat farkının da ödendiğini, görevin külfeti yanında nimetinden de yararlandırıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “Yazı İşleri Müdürlüğünü vekaleten Yürüten İsmail Yanıt’ın asilde aranan nitelikleri taşımadığından 657 Sayılı Kanun’un 86. maddesi gereği vekalet ettiği görevden dolayı ilave özel hizmet tazminatı alması mümkün olmadığından tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçi dilekçesinde ilgili kişinin bu görevi vekâleten yürüttüğünü dolayısıyla kendi kadrosu ile vekalet ettiği kadro arasındaki özel hizmet tazminatı farkının kendisine ödendiğini iddia etmişse de, 2006/10344 sayılı Kararnamenin “Vekalet” başlıklı 9. maddesinde;
“(1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;
a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;
aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,
cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir…………” denilmektedir.
Yukarıdaki mevzuat hükmünden de anlaşılacağı üzere vekillerin, vekâlet ettikleri kadro veya görevler için öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki farkın kendilerine ödenebilmesi için genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları bir arada taşımaları gerekmektedir.
Dilekçi, İsmail YANIT’a Yazı İşleri Müdürlüğü görevinin Belediye Başkanlığı tarafından belediye bünyesinde yeterli sayıda memur personel olmaması nedeniyle vekaleten verildiğini ve kendisinin görevini fiilen yaptığını belirtmişse de; Yazı İşleri Müdürlüğü görevini vekâleten yürüten İsmail Yanıt asilde aranan nitelikleri taşımadığı için yukarıda belirtilen hüküm gereğince kendisine vekâlet ettiği görevden dolayı ilave bir özel hizmet tazminatı ödenmesi mümkün değildir. Diğer bir ifade ile görevin fiilen yapılması, vekalet edilen görevin özel hizmet tazminatının alınması için yeterli değildir.
Dilekçi 8. Dairenin berat kararından bahsetmişse de aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 605 sayılı İlam’ın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 605 sayılı ilamın 2. maddesi ile Belediye Başkanı Şadan Aytaç'a Temmuz ayı katsayı farkı adı altında maaş farkı ödenmesi nedeniyle 156,96 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediye Başkanının Özlük Hakları" başlıklı 39. maddesinde; “Belediye Başkanına Nüfusu;
a) 10.001'den 50.000'e kadar olan beldelere katsayı 80.000 üzerinden memur maaş katsayısı ile çarpımı sonucu bulunarak tutarda aylık brüt ödenerek verilir” denildiğini, Belediye Başkanlarının maaşlarının çalıştığı dönem için ödendiğini,
Dolayısıyla Belediye Başkan maaşının Temmuz ayı içerisinde Devlet memurlarına gelen katsayı artışından etkilenmediğini, bir sonraki ayda Ağustos 15 maaşında yeni katsayı uygulanarak maaş ödemesi yapıldığını, bundan dolayı 1-14 Temmuz 2008 dönemi için katsayı artışından doğan farkın ödendiğini,
Diğer bir ifadeyle 15 Temmuz’da katsayının ilamda iddia edildiği gibi 0,051448 olarak uygulanmadığını, 0,049486 olarak uygulandığını, yani Temmuz ayı maaşında eski memur katsayısı uygulandığını, yeni katsayının 15 Ağustos maaşında uygulandığını, bu durumda 1-14 Temmuz için katsayı farkı ödenmesinin tamamen mevzuata uygun olduğunu, bu nedenle kamu zararının söz konusu olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “5393 sayılı Kanunun 39. maddesine göre belediye başkanlarına aylık ödenek verilmiş olup, bu ödeme 657 sayılı kanuna tabi memurlara ödenen maaş niteliği taşımayan bir ödeme olduğundan, ayrıca Temmuz ayı için ödenek verildikten sonra tekrar kat sayı farkı adı altında bir ödemede bulunulması mükerrer ödemeye yol açacağından yasal değildir. Bu durumda 1-14 Temmuz katsayı farkı adı altında yapılan ödeme dolayısıyla verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
5393 Sayılı Belediye Kanununun "Belediye Başkanının Özlük Hakları” başlıklı 39. maddesinde;
“Belediye başkanına nüfusu;
a) 10.000'e kadar olan beldelerde 70.000,
b) 10.001'den 50.000'e kadar olan beldelerde 80.000,
c) 50.001'den 100.000'e kadar olan beldelerde 100.000,
……………………………………………………………………………………………….
Gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık brüt ödenek ödenir. Nüfusu 50.001'den az olan il merkezi beldelerde bu ödeneğin hesaplanmasında (c) bendinde belirtilen gösterge rakamı esas alınır.
…….” denilmektedir. Bu hükümlere göre belediye başkanlarına beldelerin nüfuslarına göre belirlenen gösterge rakamlarına, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktar kadar brüt aylık ödenecektir.
Dilekçi her ne kadar 15 Temmuz’da katsayının ilamda iddia edildiği gibi 0,051448 olarak uygulanmadığını, 0,049486 olarak uygulandığını, yani Temmuz ayı maaşında eski memur katsayısı uygulandığını, yeni katsayının 15 Ağustos maaşında uygulandığını, bu durumda 1-14 Temmuz için katsayı farkı ödenmesinin tamamen mevzuata uygun olduğunu iddia etmekte ise de; rapor dosyası ekleri arasında yer alan ve “bilgi için” rapora alınan 16.07.2008 tarih ve 3825 numaralı ödeme emri ekinde yer alan Belediye Başkanına ait maaş bordrosu incelendiğinde; 15 Temmuz’da ödenen Temmuz ayı maaşında maaş katsayısının dilekçede iddia edildiği gibi 0,049486 olarak değil 0,051448 olarak uygulandığı ve Temmuz ayında belediye başkanına (0,051448 * 80.000 =) 4.115,84 TL brüt aylık ödendiği görülmektedir.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 605 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 605 sayılı ilamın 5. maddesi ile Akaryakıt alımı işinde akaryakıt fiyat farkı hesabının hatalı yapılması nedeniyle 956,39 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
İlamda akaryakıt hesabında nerede hata yaptıklarının belirtilmediği gibi birden fazla motorin çeşidi almalarına rağmen tek tip akaryakıt ürünü dikkate alarak fiyat farkı hesap edildiğini, akaryakıt alımlarının Euro Dizel, Motorin (Kırsal) ve Benzin ürünlerinden oluştuğunu, ödemelerdeki fiyat farkı hesabının bu üç akaryakıt çeşidi için ayrı ayrı yapılması gerektiğini, ödemelerdeki hesaplamalarda bunun dikkate alınarak ödemenin yapıldığını, çünkü üç ürünün fiyatlarının değişik olduğunu, dolayısıyla fiyat farkı formülündeki parametrelerin de değişik olması gerektiğini, yani formüldeki B, A2 ve A1 parametrelerinin her ürün için değişik olduğunu, fiyat farkı hesabının da buna göre yapılması gerektiğini,
Oysa ilamda fiyat farkı hesabının tek ürün için hesaplandığının görüldüğünü, bu yönüyle hesaplamanın tutarsızlıklarla dolu olduğunu, üç akaryakıt ürününün de fiyatı değişik olduğundan fiyat farkının üç ayrı şekilde yapılması gerektiğini, bu nedenlerle tazmin hükmüne ve hesaplama tarzına katılmadıklarını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “Adı geçen belediyenin akaryakıt alımları ile ilgili fiyat farkı hesabının 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılmış Olan Mal Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uyulacak Esaslar Başlıklı Bakanlar Kurulu Kararının 5 ve 7. maddelerine uygun olmadığı anlaşıldığından tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Mal Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu Kararının 7. maddesinde;
- maddesinde;
Fiyat farkı aşağıdaki formüle göre hesaplanır:
F: Fiyat farkı tutarını (YTL),
A1: İhale tarihinde geçerli bayi satış fiyatı veya satın alınan malın ücret tarifesindeki fiyatını,
B: Sözleşme fiyatını,
A2: Mal teslim tarihinde geçerli bayi satış fiyatı veya satın alınan malın ücret tarifesindeki fiyatını,
M: Bayi satış fiyatının veya ücret tarifesinin değişmesinden sonra idarece teslim alınan mal miktarını,
ifade eder.
Fiyat farkı (F):
F = (MxB)x[(A2/A1)-l]
formülü ile hesaplanacaktır.” denilmektedir.
Dilekçi ilamdaki kamu zararı tablosu incelendiğinde kamu zararının tek tip akaryakıt ürünü alınmış gibi hesap edildiğini ve hesaplamada hangi ürünün esas alındığının dahi belirtilmediğini, ilamda fiyat farkı hesabının tek ürün için hesaplandığının görüldüğünü, bu yönüyle hesaplamanın tutarsızlıklarla dolu olduğunu, üç akaryakıt ürününün de fiyatı değişik olduğundan fiyat farkının üç ayrı şekilde yapılması gerektiğini, bunun da hesaplamanın tamamen yanlış hesaplandığını gösterdiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de;
Rapor dosyası ve ekleri ile ilamdaki kamu zararı tablosu birlikte incelendiğinde; sadece motorin (kırsal motorin) için kamu zararı hesaplandığı, bunun haricindeki (euro dizel ve kurşunsuz benzin gibi) diğer akaryakıt ürünleri için herhangi bir kamu zararı hesaplanmadığı görülmektedir. Dolayısıyla dilekçinin iddia ettiği gibi tek tip akaryakıt (kırsal motorin) için kamu zararı hesaplanmış ve tabloda akaryakıt çeşidi “Dizel” ifadesi yazılmıştır. Ancak bu durum, motorin (kırsal motorin) için yapılan kamu zararı hesabının hatalı olduğu ya da hesaplanan kamu zararı miktarının azaltılacağı anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile tazmin hükmünü değiştirmemektedir. Çünkü ödeme emirleri ekinde yer alan fatura ve teslim alma fişlerinde yazılı motorin miktarları ile kamu zararı tablosunda hesaplanan miktarlar birbiriyle uyumludur.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 605 sayılı İlam’ın 5. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 605 sayılı ilamın 6. maddesi ile ORTEM Tem.İnş.San.Tic. Ltd. Şti.'ne ihale edilen “Belediye sınırları içinde evsel çöplerin toplanması” işinde asgari ücretli işçiler için mükerrer fiyat farkı hesaplanarak ödenmesi nedeniyle 32.213,30 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
İşe ait sözleşmenin Fiyat Farkı başlıklı 15.2. maddesine göre, yürürlükteki fiyat farkı kararnamesi hükümlerinin 7. ve 8. maddelerine göre fiyat farkı ödeneceğini, burada da parametrelerin a1=0,3218 , a2=0,0897 , b1=0,3259 , b2=0,1731 ve d=0,0894 olarak tespit edildiğini,
4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak olan Hizmet Alımına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında uygulanacak esasların 7. maddesine göre fiyat farkı hesabının çöp kamyonlarının kullandığı akaryakıt ürünü için hesaplanıp ve ödendiğini,
Diğer bir ifadeyle esasların 7. maddesinin akaryakıt fiyat farkı hesaplamasında 8. maddesinin ise asgari ücret fiyat farkı hesabında kullanıldığını, işe ait sözleşmenin 15.2 maddesinde fiyat farkı kararnamesinin 7. ve 8. maddelerine göre fiyat farkı ödenecektir denilerek bu durumun kastedildiğini, Burada kesinlikle mükerrer asgari ücret fiyat farkı ödenmesinin söz konusu olmadığını,
Çöplerin toplanması ve nakli işinde kamyonların kullanıldığını, bunlarda akaryakıt tüketildiğini, Formüldeki b1 parametresinin sözleşme kapsamındaki işlerin yapılmasında kullanılacak akaryakıtın ağırlık oranını temsil eden sabit bir katsayıyı ifade ettiğini, ilamda iddia edildiği gibi mükerrer asgari ücret fiyat farkı ödenmesi durumunda akaryakıt için fiyat farkı ödenmemiş olacağını, bunun da mümkün olmadığını,
Sözleşmede b1 parametresinin % 3259 olarak tespit edildiğini, dolayısıyla mükerrerlik mevcut olmadığını, kamu zararı da yapıldığını, özetlemek gerekirse 7. maddenin akaryakıt fiyat farkı için, 8. maddenin asgari ücret fiyat farkı için kullanıldığını ve sözleşme hükmünün yerine getirildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “Belediye sınırları içinde evsel çöplerin toplanması işinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 7. maddesine göre, fiyat farkı hesabı yapılmasına rağmen 8. maddesi uyarınca mükerrer olarak asgari ücret fiyat farkı hesaplanması yasal olmadığından tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
-
- 2004 tarih ve 25455 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihalesi yapılacak olan hizmet alımlarına ilişkin fiyat farkı hesabında uygulanacak esasların 1. maddesinde;
“Bu esasların amacı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi idarelerin 4735 sayılı Kamu İhale sözleşmeleri Kanunu hükümlerine göre sözleşmeye bağlanan hizmet alımlarının fiyat farkı hesabında uygulanacak esas ve usulleri belirlemektir." hükmü yer almaktadır.
Aynı esasların 7. maddesinde;
“Fiyat farkı aşağıda formüle göre hesaplanır.
F = An x B x (Pn-l)
Pn =(a1+a2 In + b1 Yn …………….)
Io Yo
Formülde:
………………………………………………………………………………………………
Pn: İlk geçici hak edişte (n=l) olmak üzere (n)’inci hak edişte, fiyat farkı hesabında kullanılan temel indeksler ve güncel indeksler ile al, a2, bl, b2, c ve d değerlerinin ağırlık oranları temsil katsayılarının yukarıdaki formüle uygulanması sonucu bulunan fiyat farkı katsayısını,
a1: sözleşme kapsamındaki işlerin yapılmasında kullanılacak ve bu esasların 8’inci maddesine göre artış farkı ödenecek olan asgari ücrete dayalı işçiliklerin oranını temsil eden ve yukarıdaki formülde artış öngörülmeyen sabit bir katsayıyı,
a2: sözleşme kapsamındaki işlerin yapılmasında kullanılacak olan ve al katsayısının dışındaki İşçiliklerin ağırlık oranını temsil eden sabit bir katsayıyı ifade eder.
İo, İn: işçilikle ilgili temel asgari ücreti ve güncel asgari ücreti,
İfade eder.” denilmekte,
Esasların 8. maddesinde;
“Madde 8 - İhale konusu hizmetin gerçekleştirilebilmesi için çalıştırılacak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi personelin, sayı ve günlük çalışma saatinin belirtilmesi kaydıyla;
a) Asgari ücret tespit komisyonunca ihale (son teklif verme) tarihinde 16 yaşını doldurmuş işçiler için belirlenmiş asgari ücretin değiştirilmesi halinde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark,
b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranlan değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,
c) 506 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde sözleşmede öngörülen ücret ekleri nedeniyle, işveren tarafından karşılanmakta olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigorta primine ilişkin toplam tutarda meydana gelecek fark,
toplamı (a), (b) ve (c) bentleri toplamı), 506 sayılı Kanun gereğince işveren nâm ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.” denilmektedir.
Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar’ın 9/e maddesine göre ise; bu esaslara göre hesaplanan fiyat farkları fiyat farkı ödenmesine konu olabilecek tüm fiyat artışlarını kapsar. Bunun dışında yüklenicinin kullandığı usuller makine, ekipman, malzeme ve İsçiliğin cins ve miktarı, Türk Lirasının yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi, yurtdışından temin edilen malzemelerin menşei ülkede fiyatının artması ve benzeri diğer nedenlerle ilave fiyat farkı ödenemez.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; sözleşme konusu işte (a1) asgari ücrete dayalı işçilik ağırlık oranı (0.3218), (a2) a1 dışındaki ağırlık oranı ise (0.0897) olarak belirlenerek yukarıdaki fiyat farkı hesabı formülüne dahil edilmiş olup gerek a1 (Asgari Ücretli İşçiler) gerekse a2 (a1 dışında kalan işçiler) için temel ve güncel indeksler kullanılarak fiyat farkı hesabı yapılarak ödendiği halde ayınca, asgari ücrete dayalı işçilik (a1) için asgari ücret fiyat farkı hesaplanarak, ödendiği görülmüştür.
Bu nedenle belediye sınırları içinde evsel çöplerin toplanması işinde çalıştırılan asgari ücretli işçiler için; Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 7. maddesine göre katsayı belirlenerek fiyat farkı hesaplandığı halde ayrıca asgari ücrete gelen artışlardan dolayı Esasların 8. maddesine göre asgari ücret fiyat farkı adı altında mükerrer ödemede bulunulmuştur.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 605 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 605 sayılı ilamın 8. maddesi ile Elektrik tüketim bedellerine ilişkin faturalar ödenirken binde 7,5 oranında damga vergisi kesilmemesi nedeniyle 468,47 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
Söz konusu tutarın ilgili kuruluştan istenildiğini ancak ilgili kuruluştan tahsilâtının yapılamadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “İleri sürülen iddialar yasal olmadığından tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçi, tazmin konusu tutarın ilgili kuruluştan istenildiğini bildirmekle birlikte, tahsilâta ilişkin bir belge gönderilmemesi ve ilam hükmüne bir itiraz da söz konusu olmaması nedenleri 605 sayılı İlam’ın 8. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 605 sayılı ilamın 9. maddesi ile Zeytinli Belediyesine ait araçların kasko sigorta bedellerinin belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 9.940,91 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin Giderleri" başlıklı 60. maddesi (h) bendinde "faiz borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilmek suretiyle belediye mallarının sigorta giderlerinin ödenmesine imkân verildiğini, ancak ilamda sigorta giderlerinin genel anlamda mevzuatın imkan verdiği veya zorunlu kıldığı sigorta giderlerini kapsadığı şeklinde yorumlanarak haklarında tazmin kararı verildiğini,
Kanun metni incelendiğinde böyle bir yorum yapmanın imkânsız olduğunu, Kanun koyucunun sadece sigorta giderleri dediğini, Kanun koyucunun sigorta giderlerinin kapsamını sınırlandırmak isteseydi mevzuatın zorunlu kıldığı sigorta giderleri diyerek sınırlama getirebileceğini, yargılamanın kanunun metninde, ruhunda ve gerekçesinde olmayan bir yorum yapılarak adeta kanun koyucu yerine geçtiğini,
Ayrıca; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 106. maddesi motorlu araçlara sadece mali sorumluluk sigortası yaptırması zorunluluğu getirmiştir, denilerek tazmin hükmüne gerekçe yapıldığını,
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Devlet Kuruluşlarına Ait Araçlar" başlıklı 106.maddesinde "……………. 101 inci maddedeki şartlara haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler" denildiğini, "sadece mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlüdürler" şeklinde bir ibare bulunmadığını,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan sonra yürürlüğe girdiğini, dolayısıyla 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5393 sayılı Kanuna aykırı hükümlerini yürürlükten kaldırmış olduğunu, bu yönüyle de tazmin hükmünün kanuni dayanaktan yoksun olduğunu,
Öte yandan Sayıştay 5. Dairesinin 14.04.2010 tarih ve 11844 tutanak nolu kararında aynı konuda berat kararı verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 106. maddesi gereğince belediyelere ait araçların kasko sigorta primlerine ait giderlerin belediye bütçesinden ödenmesi yasal değildir. Ayrıca 5393 sayılı kanunda belediye araçlarının kasko yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 106. maddesinde “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler.” denilmek suretiyle belediyelere ait motorlu araçlara sadece mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60. maddesinin (h) bendinde “faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilerek sigorta giderleri, belediyenin giderleri arasında sayılmıştır. Ancak burada ifade edilen sigorta giderleri mevzuatın izin verdiği sigorta giderlerini kapsamaktadır.
İl özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsayan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 10.03.2006 tarih ve 26104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmelikte bina sigorta giderinin ödeneceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı gibi “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 464. maddesinde de; “Bütçeye ilişkin olarak bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan ve ihtiyaç duyulan hallerde, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için yapılan düzenlemeler esas alınır.” denilmektedir.
Buradan hareketle; 2008 Mali Yılı Bütçesinin “Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara ilişkin Esaslar” başlıklı E cetvelinin 20. Sırasında; “Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır.
Ancak;
a) Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri,
b) Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan sözleşmede sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın, Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu konulmuşsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,
c) Dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko) giderleri,
d) Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta ve navlun giderleri, bütçelerin ilgili tertiplerinden, Sağlık Bakanlığına ait 112 acil ambulanslarının kasko sigortası giderleri ise döner sermaye bütçelerinden ödenir.” denilmektedir.
Mevzuat gereği Devlet malının yukarıda sayılan istisnalar dışında sigorta edilmemesi esastır. Sayılan istisnalar arasında (112 acil ambulansları ve dış temsilcilik araçları dışında) devlete ait araçların kasko gideri bulunmamaktadır.
Mahalli idareler, merkezi yönetim kapsamında olmamakla birlikte, malları “devlet malı” niteliğindedir. Her ne kadar belediyelerin genel bütçeden ayrı bütçeleri ve devletten ayrı tüzel kişilikleri bulunmakta ise de, 5393 sayılı Kanuna göre, belediye malına karşı işlenmiş suçlar, devlet malına karşı işlenmiş sayıldığından ve bu malların haczedilmesi mümkün olmadığından; Merkezî Yönetim Bütçe Kanununun yukarıda belirtilen hükmü, belediye malları açısından da hüküm ifade eder.
Dilekçi 5. dairenin berat kararından bahsetmişse de aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan sonra yürürlüğe girdiğini, dolayısıyla 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5393 sayılı Kanuna aykırı hükümlerini yürürlükten kaldırmış olduğunu belirtmişse de 5393 sayılı Kanunda kasko sigortası yaptırılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile 2918 sayılı Kanun ile 5393 sayılı Kanun’un birbiriyle çelişen bir hükmü bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 605 sayılı İlam’ın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 05.03.2013 tarihli ve 36680 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56