Sayıştay 8. Dairesi 34505 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

34505

Karar Tarihi

8 Ocak 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2007

  • Daire: 8

  • Dosya No: 34505

  • Tutanak No: 36066

  • Tutanak Tarihi: 08.01.2013

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1363 sayılı ilamın 1. maddesi ile Zeytinli Belediyesine ait araçların kasko sigorta bedellerinin belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 10.494,84 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle;

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin Giderleri" başlıklı 60. maddesi (h) bendinde "faiz borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilmek suretiyle belediye mallarının sigorta giderlerinin ödenmesine imkân verildiğini, ancak ilamda sigorta giderlerinin genel anlamda mevzuatın imkan verdiği veya zorunlu kıldığı sigorta giderlerini kapsadığı şeklinde yorumlanarak haklarında tazmin kararı verildiğini,

Kanun metni incelendiğinde böyle bir yorum yapmanın imkânsız olduğunu, Kanun koyucunun sadece sigorta giderleri dediğini, Kanun koyucunun sigorta giderlerinin kapsamını sınırlandırmak isteseydi mevzuatın zorunlu kıldığı sigorta giderleri diyerek sınırlama getirebileceğini, yargılamanın kanunun metninde, ruhunda ve gerekçesinde olmayan bir yorum yapılarak adeta kanun koyucu yerine geçtiğini,

Ayrıca; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 106. maddesi motorlu araçlara sadece mali sorumluluk sigortası yaptırması zorunluluğu getirmiştir, denilerek tazmin hükmüne gerekçe yapıldığını,

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan sonra yürürlüğe girdiğini, dolayısıyla 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5393 sayılı Kanuna aykırı hükümlerini yürürlükten kaldırmış olduğunu, bu yönüyle de tazmin hükmünün kanuni dayanaktan yoksun olduğunu,

Öte yandan Sayıştay 5. Dairesinin 14.04.2010 tarih ve 11844 tutanak nolu kararında aynı konuda berat kararı verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 106. maddesi gereğince belediyelere ait araçların kasko sigorta primlerine ait giderlerin belediye bütçesinden ödenmesi yasal değildir. Ayrıca 5393 sayılı kanunda belediye araçlarının kasko yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 106. maddesinde “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler.” denilmek suretiyle belediyelere ait motorlu araçlara sadece mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60. maddesinin (h) bendinde “faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilerek sigorta giderleri, belediyenin giderleri arasında sayılmıştır. Ancak burada ifade edilen sigorta giderleri mevzuatın izin verdiği sigorta giderlerini kapsamaktadır.

İl özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsayan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 10.03.2006 tarih ve 26104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmelikte bina sigorta giderinin ödeneceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı gibi “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 464. maddesinde de; “Bütçeye ilişkin olarak bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan ve ihtiyaç duyulan hallerde, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için yapılan düzenlemeler esas alınır.” denilmektedir.

Buradan hareketle; 2007 Mali Yılı Bütçesinin “Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara ilişkin Esaslar” başlıklı E cetvelinin 20. Sırasında; “Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır.

Ancak;

A) Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri,

B) Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan kontratta sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın, Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu konulmuşsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,

C) Sağlık Bakanlığına ait 112 acil ambulanslarının kasko sigortası ile dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko) giderleri,

D) Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta ve navlun giderleri, bütçelerin ilgili tertiplerinden ödenir.” denilmektedir.

Mevzuat gereği Devlet malının yukarıda sayılan istisnalar dışında sigorta edilmemesi esastır. Sayılan istisnalar arasında (112 acil ambulansları ve dış temsilcilik araçları dışında) devlete ait araçların kasko gideri bulunmamaktadır.

Mahalli idareler, merkezi yönetim kapsamında olmamakla birlikte, malları “devlet malı” niteliğindedir. Her ne kadar belediyelerin genel bütçeden ayrı bütçeleri ve devletten ayrı tüzel kişilikleri bulunmakta ise de, 5393 sayılı Kanuna göre, belediye malına karşı işlenmiş suçlar, devlet malına karşı işlenmiş sayıldığından ve bu malların haczedilmesi mümkün olmadığından; Merkezî Yönetim Bütçe Kanununun yukarıda belirtilen hükmü, belediye malları açısından da hüküm ifade eder.

Dilekçi 5. dairenin berat kararından bahsetmişse de aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Ayrıca dilekçi 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan sonra yürürlüğe girdiğini, dolayısıyla 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5393 sayılı Kanuna aykırı hükümlerini yürürlükten kaldırmış olduğunu belirtmişse de 5393 sayılı Kanunda kasko sigortası yaptırılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile 2918 sayılı Kanun ile 5393 sayılı Kanun’un birbiriyle çelişen bir hükmü bulunmamaktadır.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1363 sayılı İlam’ın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1363 sayılı ilamın 2. maddesi ile Zeytinli Belediye Başkanlığınca Zeytinli Şenliklerine katılmak için davet edilen kişilerin konaklama bedellerinin ödenmesinde kamu zararına sebep olunduğu gerekçesiyle 1.180,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle;

Tazmin kararında, “ödeme emri belgesine ekli Belediye Encümeni kararında 1-2-3-4-5 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Zeytinli şenliklerine katılmak üzere davet edilen misafirlerin konaklama bedellerinin belediye bütçesinden karşılanacağı belirtilmektedir.

Yine ödeme emri belgesine faturada görüleceği üzere otel Demir'de kalan misafirler için 3 kişi 1 gece konaklama 1 kişi 30 gece konaklama ücreti ödenmiştir. Zeytin Şenliklerinin 5 gün sürmesine rağmen 1 kişi için 30 gece konaklama ücreti ödendiği anlaşılamamıştır” denildiğini,

Belediye bütçesinden yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi'nin "Tören Giderleri" başlıklı 9. maddesinde;

“Aşağıda belirtilen törenlerin gerektirdiği giderlerin tümü veya bir kısmı, tören komitesinin kararı ile ödenebilir.” denildiğini, bunlardan (C) fıkrasında Festival ve Fuarların sayıldığını, Yönergede belirtildiği gibi ödemenin törenin gerektirdiği bir ödeme olduğunu,

Yörenin yerli ve yabancı turistlere tanıtımı, kültürel, doğal ve ekonomik ve turistik zenginlikleri görsel ve yazılı basın yoluyla tanıtılması amacıyla şenliklere Belediye tarafından davet edilen bilim adamı, şair, konuşmacı, yazar ve folklor ekiplerinin geliş ve gidiş ulaşımlarında aksaklıklara mahal vermemek, Belediyenin adını en iyi şekilde duyurabilmesi için festivalin hazırlanması ve sorunsuz bir şekilde tamamlanması için bir gönüllü ücret talep etmeden organizatörün festival tarihinden önce davet edildiğini, Festival bitene kadar temsil ağırlama tören giderlerine göre Demir otelde konaklatıldığını,

Burada belediyenin azami tasarrufa riayet ettiğini, nitekim festival 5 gün sürmesine rağmen 3 kişinin sadece bir gece konaklatıldığını,

Ayrıca; Sayıştay 8. Dairesinin 20.09.2005 tarih ve 5652 nolu, 1.Dairenin 03.09.2000 tarih ve 9783 nolu kararlarında Belediyeler tarafından düzenlenen Festivallerde Yapılan Barındırma Giderlerinin Belediye bütçesinden ödenmesinde ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verildiğini,

Belediye Bütçesinden yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi hükümleri gereği harcamanın konu, kapsam ve miktarı belediye başkanının takdirine bırakıldığından Belediye Başkanının da festivalin hatasız olması için böyle bir durumu takdir ettiğini ve belediye bütçesinden ödettiğini, konunun tamamen Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi kapsamında gerçekleştirildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesinin 3. ve 10. maddesine göre; yapılacak ödemelerin mahiyetinin takdirine belediye başkanı yetkilidir. Bu durum karşısında, düzenlenen şenliklere katılanların konaklama bedelinin belediye bütçesinden karşılanması 5393 sayılı kanunun 60/k maddesine uygun olduğundan tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; tazmine konu ödeme emri belgesine ekli Belediye Encümeni kararında 1-2-3-4-5 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Zeytinli Şenliklerine katılmak üzere davet edilen misafirlerin konaklama bedellerinin Belediye Bütçesinden karşılanacağının belirtildiği, ödeme emri belgesine ekli faturada, Otel Demir’de kalan misafirler için 3 kişi 1 gece konaklama, 1 kişi 30 gece konaklama ücreti ödendiği, dolayısıyla Zeytinli Şenliklerinin 5 gün sürmesine karşın 1 kişi için 30 gece konaklama ücreti ödendiği görülmüştür.

Her ne kadar Belediye Bütçesinden Yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi’nin “Tören Giderleri” başlıklı 9.maddesinde;

“Aşağıda belirtilen törenlerin gerektirdiği giderlerin tümü veya bir kısmı, tören komitesinin kararı ile ödenebilir:

a) Resmi ve dini bayramlar ile anma günleri,

b) Beldenin kurtuluş günleri,

c) Festival ve fuarlar,

d) Beldenin sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak temel atma ve açılış günleri,

e) Milli mücadeleye ait önemli günler,” denilse de, Yönergede de belirtildiği gibi ancak törenin gerektirdiği giderlerin ödenmesi söz konusu olabilmektedir. Ancak, burada Şenliklerin devam ettiği günler harici de konaklama gideri ödenmiştir. Dolayısıyla hem Belediye Bütçesinden Yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi’ne hem de Belediye Encümeni kararına aykırı olarak, şenliklerin yapıldığı günler haricindeki 25 günlük konaklama bedeli fazladan ödenmiştir. Tazmin hükmü de zaten konaklama faturasının tamamı için değil, şenliklerin yapıldığı günler dışındaki 25 günlük konaklama bedeli için verilmiştir.

Dilekçi 1. ve 8. dairenin berat kararlarından bahsetmişse de aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Ayrıca dilekçi Belediye Bütçesinden yapılacak Temsil Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi hükümleri gereği harcamanın konu, kapsam ve miktarının tespitinin belediye başkanının takdirine bırakıldığını belirtmişse de Belediye Başkanının takdir yetkisi sınırsız bir takdir yetkisi değildir. Buradaki takdir yetkisi Yönergede belirtilen sınırlar içinde kullanılmalıdır. Yönergenin 9. maddesinde de belirtildiği gibi ancak törenin gerektirdiği giderlerin ödenmesi söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla takdir yetkisinin de törenin gerektirdiği giderlerle sınırlı olması gerekmektedir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1363 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1363 sayılı İlam’ın 3. maddesi, tazmin hükmünde gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla iştiraki bulunan Sezer ÇELİKMEN’in başvurusu üzerine düzenlenen 08.01.2013 tarih ve 36064 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılmış bulunduğundan dilekçinin bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  2. 1363 sayılı ilamın 4. maddesi ile Zeytinli Belediyesi tarafından akaryakıt için ödenen fiyat farkının hatalı hesaplanması nedeniyle 13.124,49 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle;

4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Mal Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu Kararının 7.maddesinde;

“Fiyat farkı aşağıdaki formüle göre hesaplanır.

F: Fiyat farkının tutarı

A1 : İhale tarihinde geçerli bayi satış fiyatını veya satın alınan malın ücret tarifesindeki fiyatını,

M : Bayi satış fiyatının veya ücret tarifesinin değişmesinden sonra idarece teslim alınan mal miktarını ifade eder.

……………….

Fiyat farkı (F): F : (M x B) x (A2/A1-1 formülü ile hesaplanacaktır” denildiğini,

Akaryakıt ihalesi incelendiğinde alımın 20.000 litre Euro Dizel, 160.000 litre motorin, 6.000 litre kurşunsuz benzinden oluştuğunun görüleceğini, dolayısıyla üç çeşit akaryakıt ürünü için ayrı ayrı akaryakıt fiyat farkı hesaplanması gerektiğini, bunun için her akaryakıt ürününün B, A1, ve A2 parametrelerinin değişik olacağını, çünkü fiyatlarının farklı olduğunu,

İlamdaki kamu zararı tablosu incelendiğinde kamu zararının tek tip akaryakıt ürünü alınmış gibi hesap edildiğini ve hesaplamada hangi ürünün esas alındığının dahi belirtilmediğini, çünkü tüm hesaplamalarda B parametresini 1,69966 TL, A1 parametresinin 1,86441 TL alındığının görüldüğünü, bunun da hesaplamanın tamamen yanlış hesaplandığını gösterdiğini,

Euro dizel, motorin ve kurşunsuz benzin için üç ayrı akaryakıt fiyat farkı hesap edilmesi gerektiğini, oysa ilamda fiyat farkı hesabının tek ürün için hesaplandığının görüldüğünü, bu yönüyle hesaplamanın tutarsızlıklarla dolu olduğunu, üç akaryakıt ürününün de fiyat fiyatı değişik olduğundan fiyat farkının üç ayrı şekilde yapılması gerektiğini, bu nedenlerle tazmin hükmüne ve hesaplama tarzına katılmadıklarını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Adı geçen belediyenin akaryakıt alımları ile ilgili fiyat farkı hesabının 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihalesi yapılmış olan mal alımlarına ilişkin fiyat farkı hesabında uyulacak esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu Kararının 5 ve 7. maddelerine uygun olmadığı anlaşıldığından tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.

4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Mal Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu Kararının 7. maddesinde;

  1. maddesinde;

Fiyat farkı aşağıdaki formüle göre hesaplanır:

F: Fiyat farkı tutarını (YTL),

A1: İhale tarihinde geçerli bayi satış fiyatı veya satın alınan malın ücret tarifesindeki fiyatını,

B: Sözleşme fiyatını,

A2: Mal teslim tarihinde geçerli bayi satış fiyatı veya satın alınan malın ücret tarifesindeki fiyatını,

M: Bayi satış fiyatının veya ücret tarifesinin değişmesinden sonra idarece teslim alınan mal miktarını,

ifade eder.

Fiyat farkı (F):

F = (MxB)x[(A2/A1)-l]

formülü ile hesaplanacaktır.” denilmektedir.

Dilekçi ilamdaki kamu zararı tablosu incelendiğinde kamu zararının tek tip akaryakıt ürünü alınmış gibi hesap edildiğini ve hesaplamada hangi ürünün esas alındığının dahi belirtilmediğini, çünkü tüm hesaplamalarda B parametresini 1,69966 TL, A1 parametresinin 1,86441 TL alındığının görüldüğünü, bunun da hesaplamanın tamamen yanlış hesaplandığını gösterdiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de;

Rapor dosyası ve ekleri ile ilamdaki kamu zararı tablosu birlikte incelendiğinde; sadece motorin için kamu zararı hesaplandığı, bunun haricindeki (euro dizel ve kurşunsuz benzin gibi) diğer akaryakıt ürünleri için herhangi bir kamu zararı hesaplanmadığı görülmektedir. Kamu zararı tablosundaki B parametresinin 1,69966 TL, A1 parametresinin 1,86441 TL olmasının, sadece motorin için hesaplama yapılmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dilekçinin iddia ettiği gibi tek tip akaryakıt (motorin) için kamu zararı hesaplanmış ve tabloda hangi akaryakıt çeşidi için kamu zararı hesaplandığı yazılmamıştır. Ancak bu durum usule ilişkin bir eksiklik olmakla birlikte, motorin için yapılan kamu zararı hesabının hatalı olduğu ya da hesaplanan kamu zararı miktarının azaltılacağı anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile tazmin hükmünün esasını etkilememektedir. Çünkü ödeme emirleri ekinde yer alan fatura ve teslim alma fişlerinde yazılı motorin miktarları ile kamu zararı tablosunda hesaplanan miktarlar birbiriyle uyumludur.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1363 sayılı İlam’ın 4. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1363 sayılı ilamın 6. maddesi ile Zeytinli Belediyesi Sınırları İçerisinde Bulunan Mahallelerin Şehir Çöpünün Toplanması, Temizlenmesi ve Süpürülmesi Hizmet alımına ilişkin hakediş ödemelerinde asgari ücretin belli katı ücret verilmesi öngörülen vasıflı personel için ödenmesi gereken fiyat farkının hatalı hesap edilmesi nedeniyle 644,07 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle;

Yaklaşık maliyet hazırlanırken vasıflı personel için asgari ücretin üzerinde ödeme yapılmasının düşünüldüğünü ve buna göre yaklaşık maliyet hesaplanıp ihaleye çıkıldığını, ödemelerin de asgari ücretin belli katı olarak hesaplandığını,

Asgari ücret fiyat farkı ödenirken fiyat farkı tutarının da vasıflı personel için arttırılarak uygulandığını ve ihale aşamasındaki ücret dengesinin korunduğunu, aksi halde sözleşmedeki hükmün geçersiz kalmış olacağını,

Çünkü sözleşme ve şartnamenin vasıflı personel için asgari ücretin belli katı kadar arttırılarak ödemeyi taahhüt ettiğini, aksi halde vasıflı işçilerin asgari ücretin belli bir katı kadar artırımlı ücret alamamış olacaklarını, bu durumda yüklenicinin yargıya gitmesi durumunda idareyi zor durumda bırakacağının düşünülerek asgari ücret fiyat farkının artırımlı olarak uygulandığını

Ayrıca yüklenici firmanın kendi rızası ile ilgili tutarı ödediğini, buna ilişkin muhasebe işlem fişinin ekte sunulduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Dava dilekçesi ekinde sunulan tahsilat makbuzunun incelenmesinde tazmine konu meblağın ilam tarihinden önce tahsil edildiğinden tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde;

İdare ile yüklenici arasında imzalanan sözleşmenin “Fiyat Farkı” başlıklı 15. maddesinde;

“15.1. Yüklenici, gerek sözleşme süresi, gerekse uzatılan süre içinde, sözleşmenin tamamen ifasına kadar vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde artışa gidilmesi veya yeni mali yükümlülüklerin ihdası gibi nedenlerle fiyat farkı verilmesi talebinde bulunamaz.

15.2. Fiyat farkı 31.12.2002 gün ve 24980/3.mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan (07/05/2004 tarih ve 25455 sayılı Resmi Gazetede değişiklik yapılan) “4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre İhalesi Yapılacak olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar” fiyat farkı kararnamesinin 8. maddesi hükümlerince ödenecektir.

15.3. Sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz.” denildiği görülmektedir.

07.05.2004 tarih ve 25455 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esasların 3. maddesi ile aynı Esasların 8. maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

“Asgari ücret ve diğer işçilik maliyetlerindeki değişiklikten kaynaklanan fark:

Madde 8: “İhale konusu hizmetin gerçekleştirilebilmesi için çalıştırılacak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi personelin, sayı ve günlük çalışma saatinin belirtilmesi kaydıyla;

a) Asgari ücret tespit komisyonunca ihale (son teklif verme) tarihinde 16 yaşını doldurmuş işçiler için belirlenmiş asgari ücretin değiştirilmesi halinde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark,

b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,

c) 506 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde sözleşmede öngörülen ücret ekleri nedeniyle, işveren tarafından karşılanmakta olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigorta primine ilişkin toplam tutarda meydana gelecek fark,

toplamı (a), (b) ve (c) bentleri toplamı), 506 sayılı Kanun gereğince işveren nâm ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir."

Kamu İhale Genel Tebliği’nin Personel Ücretleri ile İlgili Fiyat Farkı Hesabı başlıklı bölümünde ise;

“Çalışan personele asgari ücretin üzerinde bir ödeme öngörülmekle birlikte hizmet alımlarına ilişkin Fiyat Farkı Esaslarının sadece 8 inci maddesinin uygulanacağı hizmet alımı ihalelerinde, ihale tarihi itibarıyla geçerli brüt asgari ücretin artması halinde anılan madde gereği sadece asgari ücretteki artış miktarı ve bu artış miktarından kaynaklanan işveren payı kadar fiyat farkı hesaplanacaktır.

Fiyat Farkı Esaslarının bütün olarak uygulandığı ve vasıflı işçiliğin a2 olarak belirlendiği hizmet alımı ihalelerinde, Esasların 7 nci maddesi gereği ihale tarihi itibarıyla geçerli brüt asgari ücretteki artış oranı kadar ücret farkı hesaplanacaktır. Esaslar bütün olarak uygulanmakla birlikte vasıflı işçilik a1 olarak belirlenmişse 8 inci madde gereği sadece asgari ücretteki artış miktarı ve bu artış miktarından kaynaklanan işveren payı kadar hesaplama yapılacaktır.

Asgari ücretin üzerinde bir ödeme öngörülen vasıflı personelin çalıştırıldığı işlerde Fiyat Farkı Esaslarının sadece 8 inci maddesi uygulandığında asgari ücretteki değişiklik sonrasında yüklenici vasıflı personelin ücretini asgari ücretteki artış miktarı kadar, Esasların tümü uygulanarak işçiliğin a2 olarak belirlendiği hallerde ise asgari ücretteki artış oranı kadar artırabileceğinden ücret bordrosu da buna göre düzenlenecektir.” denilmektedir.

Yukarıda belirtilen sözleşme hükmü, Fiyat Farkına İlişkin Esasların 8. maddesi ve Kamu İhale Tebliği’nin açıklamalarına göre, vasıflı personel için asgari ücretteki artış miktarı ve bu artış miktarından kaynaklanan işveren payı kadar fiyat farkı ödenmelidir.

Dilekçinin iddia ettiği gibi asgari ücretin üzerinde ücret alan vasıflı personele fiyat farkının da asgari ücretin belli katı oranında ödenebilmesi için; sözleşmenin fiyat farkı ile ilgili maddesine, Fiyat Farkı Esaslarının bütün olarak (7 ve 8. maddenin birlikte) uygulanacağının yazılması, 7. maddedeki fiyat farkı formülü ve bu formülde yer alan katsayıların toplamı 1 (bir)’e eşit olacak şekilde belirlenmesi ve vasıflı işçiliğin a2 olarak belirlenmesi gerekmektedir. Ancak sözleşmede bu yapılmamış, sadece fiyat farkı kararnamesinin 8. maddesi hükümlerine göre fiyat farkı ödeneceği yazılmıştır. Bu durumda yukarıda da açıklandığı üzere vasıflı ya da vasıfsız, asgari ücretin üzerinde ya da asgari ücret tutarında maaş alan tüm personel için sadece asgari ücretteki artış miktarı ve bu artış miktarından kaynaklanan işveren payı kadar fiyat farkı ödenebilecektir.

Diğer yandan dilekçi, ilgili tutarın (hükümden önce) tahsil edildiğini belirterek dilekçesi ekinde buna ilişkin muhasebe işlem fişi göndermiştir. Ancak aynı belgeler sorgu üzerine ilgili yargı dairesine de gönderilmiş, daire ilamında, gönderilen muhasebe işlem fişinin gelir kaydının yapıldığına ilişkin tahsilatı kanıtlayıcı belge olmadığı belirtilerek tazmin hükmü verilmiştir. Muhasebe işlem fişi incelendiğinde tazmin konusu tutarın “Diğer fazla ve yersiz tahsilât” açıklaması ile “333 Emanetler” hesabına kaydedildiği, dolayısıyla gelir kaydedilmeyip emanet hesabına kaydedildiği görülmüştür.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1363 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 08.01.2013 tarihli ve 36066 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim