Sayıştay 8. Dairesi 34415 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

34415

Karar Tarihi

25 Haziran 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2007

  • Daire: 8

  • Dosya No: 34415

  • Tutanak No: 37411

  • Tutanak Tarihi: 25.06.2013

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1292 sayılı ilamın 1. maddesinin;

A bendi ile mülkiyeti Büyükşehir Belediyesine ait Merkez Çarıklı Beldesinde bulunan 73, 74, 75, 85 ve 415 nolu parseller üzerinde yapılan Canlı Hayvan Borsasının 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesi (d) bendine göre Diyarbakır Ticaret Borsasına, Büyükşehir Belediye Meclisinin 15.09.2006 tarih ve 124 sayılı Kararı ile bedelli tahsis edilmesi (kiralanması) ile ilgili olarak; Canlı Hayvan Borsasının ve söz konusu alanda yer alan tesislerin işletim hakkının kiralanması sonucu kira bedeli üzerinden hesaplanması gereken katma değer vergisinin tahsil edilmemesi nedeniyle 172.080,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiş,

B bendi ile adı geçen yerin 3 yıl müddetle kiraya verilmesine ilişkin sözleşmeden damga vergisinin tahsil edilmemesi nedeniyle 7.170,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle;

A) 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun "Diğer Kuruluşlarla İlişkiler" başlığı altındaki 75 inci maddesinde;

"Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;

a) Mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu kuruluşlar ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir ve bu amaçla gerekli kaynak aktarımında bulunabilir. Bu takdirde iş, işin yapımını üstlenen kuruluşun tâbi olduğu mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır,

b) Mahallî idareler ile merkezî idareye ait aslî görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla gerekli aynî ihtiyaçları karşılayabilir, geçici olarak araç ve personel temin edebilir.

c) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, özürlü dernek ve vakıfları, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir.

d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür. " hükmünün yer aldığını,

Bu hüküm çerçevesinde Mülkiyeti belediyeye ait Merkez Çarıklı beldesinde bulunan taşınmaz üzerindeki Canlı Hayvan Borsasının, Diyarbakır Ticaret Borsasına 15.09.2006 tarih ve 124 sayılı meclis kararı ile bedelli tahsis edildiğini (Ek- 1), tahsise ilişkin 27.10.2006 tarihli protokolün de yapıldığını (Ek- 2),

Sayıştay İlamında yapılan işlem ister tahsis ister kiralama olsun olayda işletme hakkının devri söz konusu olduğu iddiasıyla KDV’nin hesaplanması gerektiğinin belirtildiğini,

Eski hayvan pazarının kent içerisinde sağlık yönünden uygun olmayan koşullarda, kontrolsüz olarak hizmet vermekte iken belediyenin bütçe imkânları zorlanarak yeni bir hayvan pazarı ve kesimhanenin projelendirilerek inşaatının başlatıldığını ve inşaatın tamamlandığını, her ne kadar inşaat tamamlanmış ise de işletilmesi için gerekli donatılar ve makinelerin alınmasının nakit yetersizliği nedeniyle belediye bütçesinden temin edilemediğini, projede yer alan gerekli donatı ve makinelerin temini için bu konuda faaliyet gösteren meslek kuruluşları ile görüşmelere başlandığını, bu görüşmeler sonucunda meslek kuruluşlarının üst kuruluşu olan Ticaret Borsası ile bu projenin faaliyete geçmesi için prensipte anlaşma sağlandığını ve 5393 sayılı Kanun’un 75 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bendi hükümleri gereğince 15.09.2006 tarih ve 124 sayılı meclis kararı ve 27.11.2006 tarihli protokol ile anılan borsaya bedelli tahsis edildiğini,

Belediyenin yapmış olduğu bu tahsis işlemi ile ilgili düzenlenen protokollerde her ne kadar belirtilmemiş ise de belediyenin başlatmış olduğu ve finansal sorun nedeniyle tamamlayamadığı bir hizmet projesine kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu ile ortaklık yapıldığını,

Borsa ile yapılan protokol detaylı incelendiğinde belediyenin yapmış olduğu yatırımların karşılığında borsadan bir bedel talep etiğini, talep edilen bu bedelin her ne kadar protokolde kira olarak addedilmiş ise de bunun kira olmadığını,

Çünkü bu protokolden sonra borsa ile yapılan ek protokolde projede yer alan ve belediyenin yapamadığı diğer donatı ve makinelerin borsa tarafından alınacağı ve tesise montajının yapılacağının belirtildiğini (Ek- 3),

Diğer taraftan Protokolde bedel ile birlikte tahsis şartlarının da açıkça belirtildiğini, Borsa tahsis şartlarına uymadığı ve üçüncü bir şahsa kiralama işlemi yaptığı için Belediye Meclisinin 28.11.2008 tarih ve 225 nolu kararı ile tahsis işleminin iptal edildiğini ve protokolün fesih edildiğini (Ek- 4), bu fesih işleminden dolayı açılan davaların devam ettiğini,

Tüm bunlar hep birlikte değerlendirildiğinde belediyenin, finansal sorun nedeniyle tamamlayamadığı bir projeye kanuna uygun ve kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşunu projeye ortak ettiğini, Belediyenin bu ortaklık sonucunda bu tesis için yapmış olduğu yatırımların bir kısım bedelinin karşılığı olarak bu meslek kuruluşuna yine mevzuata uygun şekilde bedelli tahsis yaptığını,

Tamamlanmayan bir projenin eksik hali ile kiraya verilmesi veya işletme hakkının devredilmesinin mevzuaten mümkün olmadığını,

İlamda iddia edildiği gibi, kiralama işlemi veya işletme hakkının devri olsaydı, Belediye Kanununa ve meclis kararına gerek kalmadan 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre kiralama veya işletme hakkının devri işleminin yapılabileceğini,

Sonuç olarak kamu zararının oluşması için mevzuata aykırı işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması gerektiğini, bu tesis ile ilgili yapılan işlemin bir proje ortaklığı ile birlikte bedelli tahsis işlemi olduğunu, mevzuata aykırı bir işlem veya ihmal söz konusu olmadığını, İlamda iddia edildiği gibi işletme hakkının devri işlemi olmadığından KDV alınmadığını, KDV alınmaması sebebiyle kamu zararı da oluşmadığını,

B) İlamda 488 sayılı Damga Vergisi Kanunun 1 inci maddesine ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabii olacağı ve aynı tablonun I. Akitlerle ilgili kağıtlar bölümünün l/a fıkrasındaki belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin binde 7,5 nispetinde damga vergisine tabi olacağı hükmünden bahisle her ne kadar adına protokol denilmiş ise de ortada belli bir parayı ihtiva eden sözleşme mevcuttur iddiasıyla damga vergisinin tahsil edilmemesi sonucu oluşan 7.170,00 TL kamu zararının tahsil edilmesi gerektiğine hükmedildiğini,

Belediyenin yapmış olduğu işlemin, işlem ile ilgili düzenlenen protokollerde her ne kadar belirtilmemiş ise de, belediye tarafından başlatılan ve finansal sorun nedeniyle tamamlayamadığı bir hizmet projesine kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu ile ortaklık yapma işlemi olduğunu, Borsa ile yapılan bir kira mukavelesi olmadığı gibi akit de olmadığını, ortak projenin yürütülmesi için protokol yapıldığını,

Protokolü belli bir parayı ihtiva eden mukavele şeklinde değerlendirmenin mevzuata uygun olmadığını, Protokolde her ne kadar sehven kira terimi kullanılmış ise de detaylı incelendiğinde belediyenin yapmış olduğu yatırımların karşılığında borsadan talep ettiği bedel olduğunu,

Sonuç olarak kamu zararının oluşması için mevzuata aykırı işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması gerektiğini, bu tesis ile ilgili düzenlenen belgenin protokol olduğunu, ne mukavelename ne de sözleşme olduğunu, bu nedenle mevzuata aykırı bir işlem veya ihmal söz konusu olmadığını, İlamda iddia edildiği gibi sözleşme olmadığından damga vergisi alınmadığını, damga vergisinin alınmaması sebebiyle kamu zararı da oluşmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Belediyeye ait boş binaların bedeli mukabili Diyarbakır Canlı Hayvan Borsası ile, Ticaret Borsasına tahsisi, 3065 Sayılı Kanunun 17-4/d maddesi gereği K.D. Vergisinden istisna olduğundan tazmin kararının kaldırılmasına,

Diğer taraftan belediye ile yükleniciler arasında düzenlenen bina tahsisine ait protokol (Sözleşme) 488 Sayılı Kanunun 1 maddesi ve aynı kanununa ek 1 Sayılı tablonun 1/a bendinde belirtilen nispette damga vergisine tabi olduğundan tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

İlamın “A” bendine ilişkin olarak;

Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; Muhasebe Yetkilisi İsmail Doğan ile birlikte Harcama Yetkilisi sıfatıyla İmar ve Şeh. Daire Başkanı Selahattin Elçi’nin, ayrıca Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla Gelirler Müdürü Mehmet Sağlam ile Emlak İstimlak Müdürü Selahattin Tangüner’in tazmin hükmünden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu görülmüştür. Tazmin hükmedilen konu, “gider” ile ilgili olmayıp “gelir” konusuna ilişkindir. Dolayısıyla “harcama yetkilisi” sıfatı ile sorumluluk cihetine gidilmesi mümkün değildir. Ayrıca ilişik tutulan muhasebe işlem fişlerinde herhangi bir imzası bulunmayan İmar ve Şeh. Daire Başkanı Selahattin Elçi ile Gelirler Müdürü Mehmet Sağlam ve Emlak İstimlak Müdürü Selahattin Tangüner’in hangi gerekçelerle tazmin hükmünden sorumlu tutuldukları ilamdan anlaşılamamaktadır. Bu nedenlerle ilamda belirlenen sorumluluk hususunun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun, Kapsam başlıklı 1. maddesinde; “Türkiye'de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir.” denildikten sonra, aynı maddenin 3-f fıkrasında; “Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri”nin Katma Değer Vergisine tabi olduğu belirtilmektedir.

Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde ise;

“Aşağıda yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradıdır:

  1. Arazi, bina (Döşeli olarak kiraya verilenlerde döşeme için alınan kira bedelleri dahildir), maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı;

  2. Voli mahalleri ve dalyanlar;

  3. Gayrimenkullerin, ayrı olarak kiraya verilen mütemmim cüzileri ve teferruatı ile bilumum tesisatı demirbaş eşyası ve döşemeleri;

  4. Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar;

  5. (Değişik bent: 04/12/1985 - 3239/55 md. ) Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı (İhtira beratının mucitleri veya kanuni mirasçıları tarafından kiralanmasından doğan kazançlar, serbest meslek kazancıdır. ), alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar (Bu hakların kullanılması için gerekli malzeme ve teçhizat bedelleri de gayrimenkul sermaye iradı sayılır. );

…………….”

hükmü ile kiralanması vergi kapsamına giren mal ve haklar sayılmıştır.

Bu hükme göre, Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde sayılan mal ve hakların kiralanması; ticari, zirai, mesleki faaliyet kapsamına girmese dahi vergiye tabi olmaktadır.

Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-d bendinde, bu Kanunun 1/3-f bendinde vergiye tabi olarak sayılan işlemlerden bazılarına istisna getirilmiş ve iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri vergiden istisna edilmiştir. Kamu idareleri, dernekler, vakıflar, belediyeler, iktisadi işletme mahiyetinde olmadıklarından bunlara ait gayrimenkullerin kiralanması işlemleri prensip olarak katma değer vergisinden müstesnadır.

Fakat bu madde hükmü ile sadece bir iktisadi işletmeye dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması vergiden istisna edilmiş, Katma Değer Vergisi Kanununun 1/3-f maddesi ile gönderme yapılan Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde sayılan diğer mal ve hakların kiralanması işlemleri istisna kapsamına dahil edilmemiştir.

Konuyla ilgili olarak 11 seri nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin E bölümünde bu durum açıkça şu şekilde ifade edilmiştir:

“Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde sayılan; genel bütçeye dahil idareler, katma bütçeye dahil idareler, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, dernek ve vakıflar ile her türlü mesleki kuruluşların kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamına girmediğinden vergiye tabi olmayacaktır. Bu kuruluşlar iktisadi işletme niteliği taşımadığından sahip oldukları gayrimenkullerin kiralanması işlemleri de vergiye tabi olmayacak, ancak Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesi kapsamına giren diğer mal ve hakların kiralanması işlemleri ile bu kuruluşlarca gerçekleştirilen her türlü ithalat vergiye tabi olacaktır. …”

Bu bağlamda “gayrimenkul kiralaması” dışında kalan, “işletme hakkının kiralanması” gibi, kamuya ait diğer mal ve hakların kiralanması işlemleri yukarıdaki hükümler gereği Katma Değer Vergisine tabi olacaktır.

Bu durumda öncelikle “gayrimenkul” olarak nitelendirilecek mal ve hakların neler olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Gayrimenkul mülkiyetinin mevzuu, yerinde sabit olan şeylerdir. Türk Medeni Kanununun 632. maddesinde sayılan arazi, madenler, tapu sicilinde müstakil ve daimi olmak üzere ayrıca kaydedilen haklar gayrimenkul hükmündedir. Dolayısıyla, tapuya bağımsız ve sürekli bir hak niteliğinde kayıtlı olmayan arazi ve hakların gayrimenkul olarak nitelendirilmeleri mümkün değildir. Bu nedenle kamu kurumlarının mülkiyetinde bulunan yerlerdeki bazı mekanların kiralanması durumunda, tapu siciline kaydedilmemiş olan bu hakların gayrimenkul sayılamayacağı, idarenin bu yerlerdeki işletme hakkını, belirli bir kira bedeli karşılığında belli bir süre ile kiraya vererek işletme hakkını kiralamış olduğu, bu nedenle bu yerlerin Katma Değer Vergisi Kanununun 17. maddesinin (d) bendindeki istisna kapsamında değil, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinin 5 no’lu bendi kapsamında işletme hakkı kiralaması dolayısıyla Katma Değer Vergisine tabi olması gerektiği düşünülmektedir.

Maliye Bakanlığının mevzuatın nasıl yorumlanacağı ve uygulamanın nasıl olacağı konularına açıklık getirmeye yardımcı olmak için konu ile ilgili verdiği 30.01.2004 tarih ve KDV.MUK.B.07.4.DEF.0.34.18.753 sayılı muktezada konu ayrıntılı bir şekilde açıklandıktan sonra sonuç kısmında aynen;

“1-Devletin hüküm ve tasarrufundaki (iktisadi işletme mahiyetinde olmayan) gayrimenkullerin kiraya verilmesi halinde anılan Kanunun 17/4-d maddesi gereği katma değer vergisi hesaplanmayacaktır.

  1. İktisadi işletmeye dahil olmasa da kiraya verilen gayrimenkul tek başına bir iktisadi işletme mahiyetinde ise, bu kiralama işlemi “gayrimenkul kiralaması” değil de “işletme hakkının kiraya verilmesi” (çay ocağı, spor tesisi, otopark, iskele, büfe vb gibi) olarak değerlendirileceğinden anılan Kanunun 1/3. f maddesine göre katma değer vergisine tabi olacaktır.

…” denilmek suretiyle, iktisadi işletme mahiyetinde olan gayrimenkul kiralarından KDV kesilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir.

Kiralamaya konu yerlerin kullanım amacının ne olduğu, boş olarak kiraya verilip verilmediği yani iktisadi bir işletme niteliği taşıyıp taşımadığı eğer kullanım amacı belirlenerek kiraya verildiyse beyan edilecek vergi tahakkuk ve tahsilatının ancak bir vergi incelemesi ile anlaşılabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle ilamın 1292 sayılı ilamın 1. maddesinin “A” bendi ile verilen tazmin hükmünün BOZULMASINA ve yukarıda belirlenen hususlar göz önünde bulundurularak hem sorumluluk hususunun yeniden değerlendirilmesi, hem de söz konusu kiralama işlemlerinin vergiye tabi olma niteliği ile vergi mükellefiyeti konularının tespiti açısından konunun tüm yönleriyle incelenmesi için Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına yazılmasını teminen dosyanın ilgili Daireye TEVDİİNE,

İlamın “B” bendine ilişkin olarak;

Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; Muhasebe Yetkilisi İsmail Doğan ile birlikte Harcama Yetkilisi sıfatıyla İmar ve Şeh. Daire Başkanı Selahattin Elçi’nin, ayrıca Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla Gelirler Müdürü Mehmet Sağlam ile Emlak İstimlak Müdürü Selahattin Tangüner’in tazmin hükmünden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu görülmüştür. Tazmin hükmedilen konu, “gider” ile ilgili olmayıp “gelir” konusuna ilişkindir. Dolayısıyla “harcama yetkilisi” sıfatı ile sorumluluk cihetine gidilmesi mümkün değildir. Ayrıca ilişik tutulan muhasebe işlem fişlerinde herhangi bir imzası bulunmayan İmar ve Şeh. Daire Başkanı Selahattin Elçi ile Gelirler Müdürü Mehmet Sağlam ve Emlak İstimlak Müdürü Selahattin Tangüner’in hangi gerekçelerle tazmin hükmünden sorumlu tutuldukları ilamdan anlaşılamamaktadır. Bu nedenlerle ilamda belirlenen sorumluluk hususunun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca ilamın “A” bendine ilişkin yukarıda açıklanan gerekçelerle Belediye ile Diyarbakır Ticaret Borsası arasında yapılan protokolün, işletme hakkının kiralanmasına ilişkin bir sözleşme niteliğinde olup olmadığı ve buna ilişkin damga vergisi kesilip kesilmeyeceği hususlarının ancak bir vergi incelemesi ile anlaşılabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle ilamın 1292 sayılı ilamın 1. maddesinin “B” bendi ile verilen tazmin hükmünün BOZULMASINA ve yukarıda belirlenen hususlar göz önünde bulundurularak hem sorumluluk hususunun yeniden değerlendirilmesi, hem de söz konusu kiralama işlemlerinin vergiye tabi olma niteliği ile vergi mükellefiyeti konularının tespiti açısından konunun tüm yönleriyle incelenmesi için Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına yazılmasını teminen dosyanın ilgili Daireye TEVDİİNE,

  1. 1292 sayılı ilamın 3. maddesiyle İdare ile yüklenici Sakarya Fidancılık-Seracılık San. Tic. A.Ş. arasında 17.07.2006 tarihinde 1.375.726,63 TL bedelle akdedilen 106 kalem dış mekân bitkisi alım işinde işin geç bitirilmesinden kaynaklanan gecikme cezalarının alınmaması nedeniyle 48.838,80 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; 21.DU.398 plakalı kamyonun 1743 adet çeşitli türlerde ağaç ve çalıyı 11/01/2007 tarihinde Belediye Başkanlığına teslim ettiğini (Ek-5), ancak tutanakta belirtilen ağaç ve çalılara ait satış sertifikasının olmadığının kendileri tarafından tespit edilmiş olup, Sakarya Tarım İl Müdürlüğünden bu belgenin istendiğini, İlgili Kurumun bu belgeyi tutanaktaki tarihe göre düzenlenmesi gerekirken sehven 20/03/2007 tarihli olarak düzenlediğini,

Ayrıca tutanak ile satış sertifikası incelendiğinde aynı ağaç ve çalılara ait olduğunun görüleceğini, muayene ve kabul komisyonu tarafından teknik şartnamede belirtilen tüm ağaç ve çalıların zamanında teslim alındığını,

Meteoroloji Bölge Müdürlüğünden alınan yazıda da görüleceği gibi aşırı soğuklardan dolayı kuruma belirtileri gösteren bitkiler için tutanak tutulmamasının nedeninin, ağaçların iklimsel ve çevre ekolojisinden dolayı yüksek oranda stresli bir ortam içerisinde kuruma belirtileri görülmekte olduğunu (Ek-6), ne zaman kuruyacakları konusunda bir tahmin yapılamadığından, firma yetkililerinin ağaçların dikildiği alana davet edildiğini ve kuruma belirtileri gösteren ağaçları yerinde görmelerinin sağlandığını,

İlgili firmanın kuruyan bitkilerden sorumlu olmamasına rağmen ve Belediyeden büyük oranda alacağı olduğundan kuruma belirtileri gösteren ağaçların yerine bedel talep etmeden ağaç göndereceklerini sözlü olarak taahhüt ettiğini (Ek-7), firmanın Belediyeden bedel talep etmeden bu sözlü taahhütlerini yerine getirdiğini,

Teslimatların sözleşmede belirtilen sürede yapıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Belediye ile Sakarya Fidancılık-Seracılık San. Tic. A.Ş. tarafından düzenlenen sözleşme gereği dış mekan bitki alımı ile fidan bitkilerin geç teslim edildiği Sakarya il Tarım Müdürlüğü Bitki Koruma Şube Müdürlüğünce düzenlenen Zirai Karantina Taşıma ve Satış Sertifikalarında son parti bitkilerin 09.05.2007 tarihinde muayene yapılarak taşınma ve satışında sakınca bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan geç teslim dolayısıyla ceza uygulaması yapılmamasının yasal olmadığından tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Rapor Dosyası ve ekleri incelendiğinde;

İdari Şartnamenin 52’nci maddesinde ve sözleşmenin de 17’nci maddesinde gecikilen her takvim günü için sözleşme bedelinin %0,05 (onbinde beş) oranında gecikme cezası kesileceği hükme bağlanmıştır. Sözleşmeye göre süre uzatımı da dahil olmak üzere işin 01.03.2007 tarihinde bitirilmesi gerekmektedir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Sakarya İl Müdürlüğü Bitki Koruma Şube Müdürlüğü tarafından söz konusu bitkilere ilişkin olarak düzenlenen Zirai Karantina Taşıma ve Satış Sertifikalarından bitkilerden son partinin Sakarya Tarım İl Müdürlüğünde görevli İsfendiyar Çetin (Mühendis) tarafından 09.05.2007 tarihinde muayenesinin yapılarak taşınmasında ve satışında sakınca bulunmadığı belirtildiğinden son partinin yolculuğun 2 gün sürdüğü varsayımı ile 11.05.2007 tarihinde Diyarbakır'a getirilerek teslimin gerçekleşmesi mümkün bulunmaktadır.

Dilekçiler her ne kadar 09.05.2007 tarihinde kuruyan ağaçlar yerine yenilerinin gönderildiğini beyan etmiş iseler de, ağaçların kuruduğuna ilişkin hiçbir tespit mevcut değildir. Ayrıca süre aşımında gönderilen bitkiler 09.05.2007 tarihindekilerden ibaret de değildir. Ayrıca 30.03.2007 tarihinde 46 AD 250 plakalı, 20.03.2007 tarihinde 21 DU 398 plakalı, 25.03.2007 tarihinde 47 RY 969 plakalı araçlar ile de bitkilerin gönderildiği Sakarya İl Müdürlüğü Zirai Satış Sertifikalarından anlaşılmaktadır.

Ayrıca dilekçiler 21.DU.398 plakalı kamyonun 1743 adet çeşitli türlerde ağaç ve çalıyı 11.01.2007 tarihinde Belediye Başkanlığına teslim ettiğini, ancak tutanakta belirtilen ağaç ve çalılara ait satış sertifikasının olmadığının kendileri tarafından tespit edilmiş olup, Sakarya Tarım İl Müdürlüğünden bu belgenin istendiğini, İlgili Kurumun bu belgeyi tutanaktaki tarihe göre düzenlenmesi gerekirken sehven 20.03.2007 tarihli olarak düzenlediğini belirtmiş ise de;

11.01.2007 tarihli tutanakta “teslim alan” kısmında iki kişiye ait imza bulunmakla birlikte, teslim edene ilişkin isim ya da imza bulunmamaktadır. Ayrıca ilamda ilişik tutulan 554 ve 1142 sayılı ödeme emirleri ekinde yer alan 02.01.2007 tarihli muayene kabul tutanağında 106 kalem dış mekân bitkisinin teslim ve muayene kabul tarihi 02.01.2007 olarak yer almaktadır. Diğer bir ifade ile gönderilen belgelerdeki teslim tarihleri de birbiriyle çelişmektedir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1292 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1292 sayılı ilamın 10. maddesiyle Dicle Vadisi Peyzaj Planlama Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışmasında dereceye girenlere ödenen ödüllerden gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 73.577,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; Dicle Vadisi Peyzaj Planlama Kentsel Tasarım ve Mimari Proje yarışmasında dereceye girenlere ödenen ödüllerden gelir vergisinin kesilmeme nedeninin, Gelir İdaresi Başkanlığının 07529 sayı ve 17.04.2007 tarihli yazısında belirtildiği gibi proje yarışmasının 4734 sayılı Kanun’un 23. maddesine istinaden "Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmenliği" esaslarına göre açılmış olmasından dolayı, bu yarışmada derece alanlara yapılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. bendi uyarınca gelir vergisinden istisna edilmesi gerekir denildiğinden; gelir vergisinin kesilmediğini (Ek-9), Belediye Başkanlığının yaptığı projenin benzerini Uludağ Milli Parkı 1. ve 2. gelişim bölgeleri peyzaj planlama, kentsel tasarım ve mimari proje yarışmasında derece alanlara bu yönetmeliğe göre ödüllerinin net ödendiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Proje yarışma dolayısıyla yapılan ödeme 193 sayılı Gelir Vergisi kanunun 29. maddesinde belirtilen istisnadan yararlandırılması mümkün olmadığından kararının tasdikine karar verilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinin 1’inci bendinde;

"Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,” gelir vergisi stopajı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanun’un “Teşvik İkramiye Ve Mükafatları” başlıklı 29. maddesinde ise;

“Madde 29 - Teşvik gayesiyle verilen aşağıda yazılı ikramiye ve mükâfatlar Gelir Vergisinden müstesnadır:

  1. İlim ve fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadiyle verilen ikramiyeler ve mükafatlar;

…..” hükmü yer almaktadır.

Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; yapılan ödemelerin, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 23. maddesine istinaden "Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmenliği" esaslarına göre açılmış olan Dicle Vadisi Peyzaj Planlama Kentsel Tasarım ve Mimari Proje yarışmasında dereceye girenlere ödenen ödüller olduğu görülmüştür.

Yapılan ödeme 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 29. maddesi kapsamında sayılan ödül mahiyetinde olduğundan vergi tevkifatı yapılmamasında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Zaten Gelir İdaresi Başkanlığının İstanbul Büyükşehir Belediyesine aynı konu hakkında verdiği 07529 sayı ve 17.04.2007 tarihli görüşte de bu tür ödemelerin istisna kapsamında olduğu ve tevkifat yapılmayacağı ifade edilmiştir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının kabul edilerek 1292 sayılı ilamın 10. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1292 sayılı ilamın 11. maddesiyle Belediyenin kadrolu avukatlarının baro üyelik aidatlarının belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 160,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi birinci dilekçesinde özetle; Hukuk Müşavirliğinin Kuruluş, Görev, Yetki Yönetmeliği’nin “BARO AİDATI” başlıklı 34. maddesinde; "Birinci Hukuk Müşaviri diğer Hukuk Müşavirleri ve Müşavir Avukatlarla, Avukatlara ait yıllık baro aidatı Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanır" dendiğini,

Ayrıca, mevzuatımızda avukatların baro aidatlarının kurumlarınca ödenmeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığını, Belediye mevzuatında da bunu yasaklayan bir hüküm bulunmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı birinci karşılamasında; “Avukatların baro aidatların çalışmakta olduğu kurum tarafından ödenemeyeceğine ilişkin Sayıştay Genel Kurulunun 06.11.1968 tarih ve 3318/1 sayılı kararı bulunduğundan tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi ikinci dilekçesinde özetle; Sayıştay Genel Kurulu'nun sözü edilen 06.11.1968 tarihli ve 3318/1 sayılı kararının içeriğine ulaşılamadığını, ancak özet kısmında 3656 sayılı Kanun’un 22 ve 7244 Sayılı Kanun’un 5. maddesine (Çeşitli Teadül ve Teşkilat Kanunlarıyla Diğer Kanunlarda Mevcut Aylık ve Ücret Tutarlarının Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun) ve Yevmiyeli Teknik Personel Yönetmeliği'nin 14. maddesine dayandırılarak alınan kararda görüleceği üzere dayanak kanunların hepsinin mülga olduğunu,

Mülga Kanunlara dayandırılarak mevcut hukukta işlem yapılamayacağını, kaldı ki; 46 yıl önce sayın Sayıştay'ın aldığı bu kararın mühendis, mimar gibi çalıştıkları kurum dışında da çalışan ve ücret alan çalışanlar için olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu,

Tabi ki kurumu dışında da çalışıp ücret kazanan doktor, avukat vs.'nin yani şimdiki konumuyla sözleşmeli personelin o mesleği icra etmeleri nedeniyle ödemek zorunda oldukları aidatı kendilerinin ödemesinin esas olduğunu, sözleşmeli personel için bugün bu esasın devam ettiği düşünülürse de Devlet memuru olan ve dışarıda iş yapma yasağı olan bir avukatın, bütçesinde ödeneği olduğu halde cüz’i bir miktar olan aidatının kurum bütçesinden ödenmesinin de yasal ve hakkaniyete uygun olduğunu,

Mevcut kanunlarda böylesi bir yasak yok iken yıllar öncesinin mülga kanunlarına dayandırılarak emsal alınan karara göre tazmin kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı ikinci karşılamasında; “Her ne kadar ileri sürülen hususlar 07 Haziran 2011 tarihli ve 8590-14227 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Kamu İktisadi Teşekküllerinde Görevli Avukatlar” başlıklı Ek Madde 1’in birinci fıkrasında; “Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların baro levhasına yazılmaları isteklerine bağlıdır. Ancak bunlar hakkında bu Kanunun avukatlık meslekine kabul ve ruhsatname verilmesine ilişkin hükümleri aynen uygulanır. Bunlar, görevlerinin gereği olan işleri yaparken baro levhasına kayıtlı avukatların yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler. Baroya kaydını yaptırmayan avukat, çalıştığı yer barosuna bilgi verir.” denilerek, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan avukatların baro levhasına yazılmaları isteklerine bırakılmıştır.

Diğer taraftan 06.11.1968 tarih ve 3318/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararına göre; mühendis, mimar, doktor ve avukatların, kayıtlı bulundukları kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına meslek ve sanatlarını icra edebilmek için ödemek zorunda oldukları aidatın mensup oldukları daire, kurum ve teşebbüs bütçelerinden ödenmesi mümkün değildir.

Dilekçiler her ne kadar 06.11.1968 tarihli ve 3318/1 sayılı Genel Kurul Kararının özet kısmında 3656 sayılı Kanun’un 22 ve 7244 Sayılı Kanun’un 5. maddesine ve Yevmiyeli Teknik Personel Yönetmeliği'nin 14. maddesine dayanılarak karar verildiğini, dayanak kanunların hepsinin mülga olduğunu ve mülga kanunlara dayandırılarak mevcut hukukta işlem yapılamayacağını belirtmişse de; mezkur Genel Kurul Kararı incelendiğinde, kararın sonuç kısmında; “…Barolar, Türk Tabipler Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları gibi meslek kuruluşlarına üyelerince verilmekte bulunan aidatların mensubu olduğu dairelerce o kimseler adına ödenmesi, bu konuda sarih bir kanuni hüküm mevcudiyetini icap ettirmekte bulunmuş, halbuki mevzuatımızda bu kabil ödemelere cevaz veren bir hükme rastlanmamış; aksine, 3656 sayılı Kanun’un 22 nci ve 7244 Sayılı Kanun’un 5 inci maddesi hükümleri ile ve Muayyen ve Muvakkat Müddetli Hizmetlerde Çalıştırılacak Yevmiyeli Personel Yönetmeliği'nin 14. maddeleri ilgililere menfaat sağlaması hasebiyle ek ödeme mahiyetinde addolunan böyle bir tediyeyi açıkça yasaklamış olduğu cihetle…..bu kimselerin mensup oldukları daire, kurum ve teşebbüs bütçelerinden ödenmesi mümkün görülmediğine çoğunlukla karar verildi.” ifadeleri yer almaktadır.

Buradan da anlaşılacağı üzere bu tür aidat ödemelerinin kurum bütçelerinden yapılamayacağına ilişkin 3318/1 sayılı Genel Kurul Kararının asıl gerekçesi, mevzuatımızda bu tür ödemelere izin veren açık bir kanun hükmünün bulunmamasıdır. Dilekçede mülga olduğu ifade edilen kanunlar ise bu konuda özel olarak yasaklama getirdiğinden sadece kararı destekleyici mahiyettedir. Yoksa 3656 ve 7244 sayılı kanunların mülga olması Genel Kurul Kararının asıl gerekçesini ortadan kaldırmamaktadır. Kaldı ki bugün de mevzuatımızda bu tür ödemelere izin veren bir kanun bulunmamaktadır.

Ayrıca dilekçiler her ne kadar belediyeye ait “Hukuk Müşavirliğinin Kuruluş, Görev, Yetki Yönetmeliği”nin “Baro Aidatı” başlıklı 34. maddesinde, Birinci Hukuk Müşaviri, diğer Hukuk Müşavirleri ve Müşavir Avukatlarla, Avukatlara ait yıllık baro aidatının Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanacağının hüküm altına alındığını, ayrıca mevzuatta avukatların baro aidatlarının kurumlarınca ödenmeyeceğine dair veya bunu yasaklayan bir hüküm bulunmadığını belirtmişler ise de;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda kamu gideri; “Kanunlarına dayanılarak yaptırılan iş, alınan mal ve hizmet bedelleri, sosyal güvenlik katkı payları, iç ve dış borç faizleri, borçlanma genel giderleri, borçlanma araçlarının iskontolu satışından doğan farklar, ekonomik, mali ve sosyal transferler, verilen bağış ve yardımlar ile diğer giderler” olarak tanımlanmıştır. Diğer bir ifadeyle; bir kamu giderinin yapılabilmesi için dilekçilerin iddia ettikleri gibi mevzuatımızda bunu yasaklayan bir hükmün olmaması değil, aksine kamu giderinin yapılmasına açıkça izin veren bir kanun hükmünün bulunması gerekmektedir. Dilekçede belirtilen “Hukuk Müşavirliğinin Kuruluş, Görev, Yetki Yönetmeliği” ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin kendi çıkardığı bir yönetmelik olup, bu yönetmeliğin dayanağı olan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ya da 5393 Belediye Kanunu’nun giderlerini düzenleyen maddelerde de bu tür aidatların ödenmesine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1292 sayılı ilamın 11. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1292 sayılı ilamın 13. maddesiyle Belediye memurlarının öğle yemeği ihtiyacı için özel bir yemek şirketiyle anlaşma yapıldığı, yemek bedeli olarak memurlardan tahsil edilen yemek bedelinin, yemek maliyetinin yarısının çok altında olduğu, dolayısıyla yemek maliyetinin yarısından fazlasının belediye bütçesinden karşılanarak fazla ödemeye sebep olunduğu gerekçesiyle 301.778,68 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle; Sayıştay Temyiz Kurulunun 11.03.2008 tarih ve 29368 numaralı kararında aynı konuda verilen tazmin hükmünün kaldırıldığını, yine Sayıştay Temyiz Kurulunun 05.02.2008 tarih ve 29903 dosya numaralı kararının da kurumlarındaki uygulamaya emsal teşkil ettiğini,

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 212. maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet memurları 'Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin' yemek servisi giderleri başlıklı 4. maddesinde "yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dâhil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konacak ödeneklerle karşılanır." denildiğini,

Burada söz konusu maddenin başlığından da anlaşılacağı üzere; yemek servis giderleri yani yemek servis hizmetinde görevlendirilecek aşçı, işçi, v.s. olmak üzere personel ve demirbaş veya salon kirası vs. giderleri olduğunu aksi halde yemek maliyetinin yarısının katkı payı olarak memurlardan alınması şeklinde düşünülmediği kanaatinde olduklarını,

Belediye Başkanlığı bünyesinde 2007 yılında 1500 adet memur kadrosu bulunmakta olup, yıl boyu ortalama 207 memur çalıştırıldığını, çalışan memurların yemek ihtiyacının bir takvim yılı dikkate alınarak 2007 yılında yapılan ihale sonrasında Sodexho isimli yemek firması tarafından karşılandığını,

Söz konusu firma ile ilgili her ay düzenlenen hak edişlerin içinde bulundukları ay çalışan memur sayısı (Ay içinde izinli veya görevli olarak il dışında bulunan memurlara verilmemiştir) ve o ay içindeki fiili iş günü sayısı dikkate alınarak çıkan rakam üzerinden ödeme yapıldığını,

Yine memurlara ayni olarak yapılan yemek yardımına istinaden her ay yapılan maaş ödemelerine esas olan bordrolarda, yemek adedine göre yemek katkı payının 12.01.2007 tarih ve 26401 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sıra nolu Bütçe Uygulama Tebliğinde yer alan ek göstergelere göre değişen yemek bedelleri dikkate alınarak 2007 yılında toplam 47.746,46 TL kesinti yapıldığını (Ek-13),

Belediyeye ait 2007 yılı gider bütçesinde memurlara yemek bedeli karşılığında 750.000,00-TL ayrılmış olup, KDV dâhil 658.970,33 TL harcandığını (Ek-14), harcanan 658.970,33 TL'nin 2007 yılında ödenen %18 KDV miktarı karşılığı olan 55.844,94 TL düşüldüğünde geriye kalan net rakam 603.125,39 TL olduğunu, yukarıda belirtildiği üzere bu miktardan da Bütçe Uygulama talimatı doğrultusunda 47.746,46 TL memurlardan ayrıca yemek bedeli olarak tahsil edildiğini,

Dolaysıyla Kurum bütçesinden 2007 yılında memura öğlen yemeği için ayrılan 750.000,00 TL den yapılan tasarruf (personel ve demirbaş harcaması yapılmayarak, ayrıca izinli ve geçici görevlerde de yemek yardımı verilmeyerek) sonucu toplam KDV hariç 555.378,93 TL harcama yapıldığını, sonuç olarak bu iş için konulan ödeneğin aşılmadığını, Bütçe Uygulama Talimatında belirtilen tutarların da yemek yiyen memurlardan tahsil edildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “657 Sayılı Kanunun 212 nci maddesine istinaden çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesi yemek maliyetinin yarısının kurum bütçesine konacak ödenekten karşılanacağına amirdir. Madde hükmünden; Memurlardan alınacak asgari yemek bedeli her yılbaşında bütçe talimatı belirlenmekte olup belirlenen bedel ile bütçeden karşılanan bedeli, yemek maliyetinden az ise aradaki fark yemek yiyen personelden tahsil edileceği anlaşılmaktadır. Açık olan bu hüküm karşısında Yemek bedelinin tamamına yakın kısmının belediye bütçesinden çok az kısmının yemek yiyen personelden karşılanması yasal olmadığından tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212. maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği'nin Yemek Servisi Giderleri başlıklı 4. maddesinde; “Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konacak ödeneklerle karşılanır. Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır. Yemek bedelinin bütçeden karşılanmayan kısmı yemek yiyenlerden alınır. 2155 sayılı Bazı Kamu personeline Tayın Bedeli verilmesi Hakkındaki Kanuna göre tayın bedeli verilen personel ile sözleşmeli olarak çalıştırılanların, bu yönetmeliğe göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemeleri halinde yemek bedelinin tamamı kendilerinden alınır.” denilmektedir.

Buna göre, kurum bütçesinden kadrolu memurların her gün yiyebileceği ihtimaline karşılık konulan yiyecek yardımı ödeneğini aşmamak üzere harcama yapılabilecektir.

Yemek maliyetinin bütçeden karşılanamayacak olan kısmı yemek yiyenlerden karşılanacaktır. Yemek yiyenlerden alınacak yemek ücretleri tarifesi ise, her yılbaşında Bütçe Uygulama Talimatı ile asgari rakamlar üzerinden belirlenmekte olup, kurumlar yemek maliyetinin kalan yarısını karşılayacak şekilde bu rakamların daha üstünde fiyatlar tespit edilebilecektir.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde yıl içinde memurların öğle yemeği ihtiyacının yemek ihalesi sonucunda ihaleyi kazanan Sodexho A.Ş. isimli yemek firmasından karşılandığı, ilgili firmaya yıl içerisinde yapılan ödemeler neticesinde, memurlara maaş ödemelerine esas bordrolardan 2007 yılı Bütçe Uygulama Talimatında yer alan asgari yemek bedelleri üzerinden yemek katkı payı kesildiği görülmüştür.

Bütçeye konulan ödenekler gerçek anlamda bir maliyet olmayıp bütçe hazırlama rehberine göre personel sayısı dikkate alınarak hazırlanan standart maliyeti ifade etmektedir. Dolayısıyla bütçeye ödenek, yemek maliyetinin yarısını aşmayacak şekilde tespit edilip konulmaktadır.

Söz konusu olayda Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’ndeki amaç, belediye bütçe muhasebe usul ve yönetmeliğine uygun olarak ihale yolu ile alım yapılmak suretiyle yerine getirilmiş olup belediyenin yılı bütçesine konulan ödenek aşılmadığından ve Bütçe Uygulama Talimatında belirtilen tutarlar yemek yiyen memurlardan tahsil edildiğinden dilekçi iddialarının kabul edilerek 1292 sayılı İlam’ın 13. maddesiyle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1292 sayılı ilamın 14. maddesiyle TFF 2. Lig 5. grupta oynayan profesyonel futbol takımı bulunan Diyarbakır B.Ş.Bld. DİSKİSPOR Kulübü Derneğine nakdi yardımda bulunulması nedeniyle 843.000,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçesinde özetle;

Belediyeler yasası değişmeden önce Sayıştay’ın, Belediyeler Yasasında amatör spor kulüplerine yardımın yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığından bahisle her ne kadar amatör spor kulüplerine belediye bütçesinden yardım yapılmayacağına dair sorgulama yapmış ve tazmine karar vermiş ise de, Sayıştay Temyiz Kurulu’nun verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verdiğini,

Bugün yürürlükten kalkmış eski yasalar döneminde verilmiş bulunan bazı tazmin kararlarının yine Sayıştay'ın Temyiz Kurulu kararlarıyla kaldırıldığını, Belediye kanunlarında yapılan değişikliklerle amatör spor kulüplerine yapılan yardımın kapsamının daha da genişlediği, netleştiği ve belediyelerin görevleri arasında yörenin sosyal ihtiyaçlarını da karşılamak bulunduğu gözetildiğinde, sorgu konusu yardımın yasal olduğunu,

Çünkü 5216 sayılı Büyükşehir Belediye yasasının yukarıda belirttikleri maddelerinde belediyelerin bütçelerinden amatör spor kulüplerine yardım yapacağı ve bu yardımın belediyelerin asli görevlerinden olduğunun açıkça düzenlendiğini,

Maddede geçen "gerekli desteği sağlama" ibaresinden sunulacak desteğin nakdi de olabileceğinin anlaşıldığını, bunun aksi bir yorumun yapılmasının kanunun ruhuna ve amacına aykırı olacağı gibi, belediyelerin asli görevlerini yaparken bu türlü engellemelerle karşılaşmalarının belde halkına gerekli hizmeti sunamaması sonucunu doğuracağını,

Nitekim 10.05.2005 tarih ve 27898 sayılı, 31.03.2003 tarih ve 26219 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu kararlarında da benzer konuda tazmin hükmünün kaldırıldığını,

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Diski Spor Kulübü’nün amatör bir spor kulübü olduğunu, Büyükşehir Belediyesi DİSKİ spor kulübünün profesyonel futbol takımına sahip olduğu gibi futbol dışında, basketbol, voleybol ve atletizm dallarında da faaliyet gösteren toplam 9 (dokuz) takımı da bünyesinde bulundurduğunu,

Ayrıca, Türkiye Futbol Federasyonu Gençlik Geliştirme Departmanı Ünitesinin yazısından da anlaşılacağı üzere 2008-2009 Futbol Sezonunda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Diski Spor kulübünün, Deplasmanlı 1. Amatör Küme, 1. Amatör Küme A Gençler, B Gençler, Yıldızlar, Minikler, Mini Minikler branşlarında da faaliyet gösterdiğini,

Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 20.10.1998 gün ve 24287 sayılı kararında; "Diğer yandan, Profesyonel Futbol Talimatının "Alt Yapı Ligi" başlıklı 6. Maddesinde; "Kulüpler, Profesyonel Takımdan başka A. Genç ve Ümit Milli Takımlarının alt yapısını oluşturmak ve kendi alt yapılarını güçlendirmek amacıyla deplasmanlı bölgesel Alt Yapı ligine katılmak zorundadırlar," denilmek suretiyle her profesyonel kulübün kendi alt yapısını oluşturmak ve güçlendirmek amacıyla amatör takımını da oluşturmak zorunda olduğunun hükme bağlandığını,

Yine 10.05.2005 tarih ve 27898 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu İlamında benzer konuda tazmin hükmünün kaldırıldığını,

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerinin 2001 yılı teftişi sonucunda, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin profesyonel spor kulübüne yardım yaptığı iddiası ile sorumlular hakkında dava açıldığını, davanın, Diyarbakır Asliye 3. Mahkemesinin 19.06.2008 tarih ve 2005/223 Esas, 2008/442 Karar sayılı ilamı ile, özetle belediyenin görevleri arasında amatör sporu desteklemenin bulunduğu, kuşkusuz amatör bir spor kulübünün bir takım profesyonel faaliyetlerde bulunmasının onun amatör kimliğine ters düşmeyeceği hususu dosyada mevcut Sayıştay kararları ile kabul edildiği gibi uzman görüşlerle de desteklendiği, belediyenin bu konuyla ilgili görevlerinin bulunduğu, .... nedenleri ile reddedildiğini,

Son olarak Sayıştay Temyiz Kurulu'nun 19.09.2006 tarihli 2006/28799 Karar sayılı kararında da görüleceği üzere "bünyesinde faaliyet gösteren futbol takımında profesyonel futbolcuların yer alması ve belediyece yapılan yardımın bir kısmının bu sporcular için harcanmış olması, kulübün ve yapılan spor faaliyetinin de profesyonel olduğu anlamına gelmez. Söz konusu yardım, bünyesinde faaliyet gösteren bir dalda profesyonel sporcular da bulunduran amatör bir spor kulübüne yapılmıştır. Dilekçi talebinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verilmiştir" demekle aslında savunma konusu yapılan bütçe içi ödemenin yasal olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİSPOR Kulübüne Büyükşehir Belediyesi Bütçesinden yapılan yardımın 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun 7/m ve 24/o maddeleri hükmüne uygun olduğu ayrıca olayla örtüşen birden fazla Sayıştay Başkanlığı Temyiz Kurulu Kararı bulunduğu hususu göz önünde bulundurularak tazmin kararının kaldırılması uygun mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir, İlçe Ve İlk Kademe Belediyelerinin Görev Ve Sorumlulukları” başlıklı 7 inci maddesinin (m) bendinde;

“m) …. gerektiğinde amatör spor kulüplerine malzeme vermek ve gerekli desteği sağlamak, amatör takımlar arasında spor müsabakaları düzenlemek, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclis kararıyla ödül vermek” denilmekte,

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinin (b) bendinde:

“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

b) …. gerektiğinde, öğrencilere, amatör spor kulüplerine malzeme verir ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.” denilmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçelerden Yardım Yapılması” başlıklı 29 uncu maddesine istinaden çıkarılan ve 2006/10656 sayılı Bakanlar kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinde;

“Yardım yapılabilme şartları

MADDE 5 – (1) İdarelerce teşekküllere yardım yapılabilmesi için;

a) İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,

b) Yardımlarda kamu yararı gözetilmesi, yardımların öncelikle toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması ile toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasına yönelik olması,

c) Teşekkülün, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi,

ç) Teşekkül ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması,

d) Teşekkülün, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan olmaması,

e) Teşekkülün, Anayasa ve kanunlarla yasaklanmış faaliyetlerde bulunmamış olması,

f) Teşekkülün, üyelerine veya ortaklarına kazanç paylaşımı veya kâr dağıtımı amacının bulunmaması, gerekir.” denilmektedir.

5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun Yardım ve İşbirliği başlıklı 10’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında;

“5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında aynî veya nakdî katkı sağlayabilirler.” denilmekte,

5253 sayılı Dernekler Kanunu’na dayanılarak çıkarılan ve 31.03.2005 tarih-25772 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Dernekler Yönetmeliği’nin “Kamu Kurum ve Kuruluşları İle Yürütülen Ortak Projeler” başlıklı 91’inci maddesinde ise;

“Derneklerin, görev alanlarına ilişkin konularda kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapabilmesi, ortak bir projenin yürütülmesi şeklinde olur. Ancak, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklıdır. Projelerin, toplumun ihtiyaç ve sorunlarına yönelik çözümler üretecek ve toplumsal gelişmeye katkı sağlayacak nitelikte olması şarttır. Yapılacak protokol çerçevesinde, projenin yürütülmesinden sorumlu olan, kamu kurum ve kuruluşu ile derneğin eşit sayıda temsilcilerinden oluşan ve tercihen koordinatörlüğünü dernek temsilcilerinden birinin yaptığı bir proje yönetim grubu oluşturulur. Protokolde, proje yönetim grubunda proje saymanı olarak dernek saymanının yer alması zorunludur. Proje yönetim grubu, yapılan protokol ve projenin örneğini EK- 23’de gösterilen Proje Bildirimine ekleyerek, protokol tarihini izleyen bir ay içinde projenin tarafı olan dernek merkezinin bulunduğu yerin valiliğine vermekle yükümlüdür.

Kamu kurum ve kuruluşları ile dernekler yürütecekleri ortak projelerde kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı hallerde, ortaklık anlaşması çerçevesinde, proje maliyetine sağlayacakları nakdi katkıları ortak bir hesapta bloke ederler. Kamu kurum ve kuruluşları projelere en fazla ayni veya nakdi yüzde elli katkıda bulunabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları proje süresini geçmemek şartıyla, ortak projeye arsa tahsisinde bulunabilir. Proje çerçevesinde yapılacak harcamaların bir bankada açılacak ortak bir hesaptan yapılması, harcamaların belgelendirilmesi ve bu belgelerin asıl suretlerinin dernekler ile ilgili kamu kurum ve kuruluşunda saklanması zorunludur.

….” denilmektedir.

Gerek 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, gerekse 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda amatör spor kulüplerine ayni olarak yardım yapılması öngörülmüştür. Bu hükümler çerçevesinde, amatör spor kulüplerine ayni yardım yapılabilecek, bunun yanı sıra ulaşım, araç, gereç vb. her türlü destek sağlanabilecek, ancak nakdi yardım yapılamayacaktır.

5018 sayılı Kanunun 29’uncu maddesine göre derneklere nakdi yardım yapılabilmesi için ise; derneğin kamu kurumunun görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi, kamu kurumunun görev alanına giren konularda ortak proje yürütülmesi ve dernek ile idare arasında bir protokol yapılması gerekmektedir. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Diskispor Kulübü Derneğine yapılan nakdi yardım, 5018 sayılı Kanuna göre çıkarılan Yönetmelikte ve Dernekler Yönetmeliğinde istenilen uygulamaların hiçbirine uygun olarak yapılmamıştır.

Dilekçiler her ne kadar benzer konularda Temyiz Kurulu’nun tazmin hükmünün kaldırılmasına ilişkin kararları olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerse de; aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca emsal olarak ileri sürülen Temyiz Kurulu kararlarının tamamı 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu yürürlüğe girmeden önce, yürürlükten kalkan eski mevzuat hükümlerine göre verilmiş kararlardır.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1292 sayılı ilamın 14. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1292 sayılı İlam’ın 15. maddesi, tazmin hükmünde harcama yetkilisi sıfatıyla iştiraki bulunan Bülent UÇAN’ın başvurusu üzerine düzenlenen 25.06.2013 tarih ve 37410 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılmış bulunduğundan dilekçinin bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  2. 1292 sayılı ilamın 9, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddeleriyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personele, aynı Kanun’un 146’ncı maddesine aykırı olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile TÜM-BEL-SEN arasında akdedilen toplu iş sözleşmesine istinaden sosyal denge yardımı yapılması nedeniyle tazmin hükmü verilmiştir.

1 Ağustos 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanunun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. madde hükmü aynen şöyledir:

“Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.”

Bu hüküm karşısında 1292 sayılı ilamın 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılan 9, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddeleri hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından temyiz konusu olan ilamın 9, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddelerinin İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,

Karar verildiği 25.06.2013 tarih ve 37411 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim