Sayıştay 8. Dairesi 33976 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
33976
25 Aralık 2012
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2007
-
Daire: 8
-
Dosya No: 33976
-
Tutanak No: 36019
-
Tutanak Tarihi: 25.12.2012
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 1058 sayılı ilamın 1, 2, 3 üncü maddeleriyle, DİSKİ Genel Müdürlüğü bünyesindeki memur statüsündeki personele, Belediye ile Tüm. Bel. Sen arasında imzalanan toplu iş sözleşmesine dayanarak nakdi yardım yapılması nedeniyle tazmin hükmü verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. madde hükmü aynen şöyledir:
“Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.”
Bu hüküm karşısında DİSKİ Genel Müdürlüğü 2007 yılı hesabı ile ilgili olarak Sayıştay 8. Dairesince çıkarılan 1058 sayılı ilâmın, 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılan 1, 2, 3 üncü maddeleri hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından temyiz konusu dosyanın ilgili maddelerinin İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,
- 1058 sayılı ilamın 5 inci maddesiyle, DİSKİ Genel Müdürlüğü'nde görevli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi personele, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesi hükmüne göre ödeme yapıldığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
04.07.2001 tarih ve 631 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarında düzenlemeler ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun hükmünde kararnamenin 14. maddesi kapsamındaki personelin mali ve sosyal haklarına ilişkin kararın yürürlüğe konulması, Maliye Bakanlığının 04.02.2002 tarihli ve 1874 yazısı üzerine bahsi geçen Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. ve geçici 1. maddelerine göre Bakanlar Kurulunca 08.02.2002 tarihinde kararlaştırıldığını,
08.02.2001 tarih ve 200/3726 sayılı Kararnamenin eki kararın 1. maddesinde;"Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıklan, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, kurum, enstitü teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan ayni ve nakdi ödemeler bu karar hükümlerine göre yapılır" denildiğini,
Dikkat edilirse 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamı dışına çıkarılan kamu kurum ve kuruluşları içinde "Mahalli İdareler ve bunların birlikleri" sayıldığını,
Buna göre; 1-DİSKİ Genel Müdürlüğü veya 2560 saydı yasa ile kurulan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü "mahalli idareler ve bunların birlikleri" olarak kabul edilebilir mi? Konu hakkında Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2006/1243 Es. ve 2007/1804 sayılı kararında İSKİ' nin müstakil bütçeli ve belediyeden ayrı kamu tüzel kişiliğinin bulunması ve Anayasamızda tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde yer almadığını ifade edilmekte 2560 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinde bu kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı kararı verildiğini, (EK-1)
Yine Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2006/1243 Es. 2007/1804 sayılı kararında 2560 sayılı İSKİ Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri hakkında Kanunun değişik 1. maddesinin 1. fıkrasında; "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Su ve Kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İSKİ Genel Müdürlüğünün kurulduğunu, Aynı kararda davalı İdarenin müstakil bütçesi ve belediyeden ayrı kamu tüzel kişiliğinin bulunması tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde yer almaması nedeniyle davalı İdarenin kapsama dahil kuruluşlar içerisinde yer aldığını, belirtilmiş olup, ASKİ personeline yoksun kaldığı bu ödemenin davacı sendika üyelerine ödenmesi yönünde karar verdiğini,
Ayrıca Mahalli idare birliklerinin hukuki statüsü; kuruluşu, organları, yönetimi, görev ve yetkileri, sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları 5355 sayılı kanunla düzenlendiğini, Mezkur kanun, mahalli idare birliklerini kapsadığını, DİSKİ Genel Müdürlüğü ve diğer su kanal idareleri anılan kanun kapsamında olmadığını,
- DİSKİ Genel Müdürlüğü özel kanunla kurulmuş kamu tüzel kişiliğine haiz bir kurum mudur? DİSKİ Genel Müdürlüğü 2560 sayılı Kanun ve değişik 3009 sayılı kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere özel kanunla kurulmuştur. Anılan Kanunun 1. maddesinin son fıkrasında "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur." Denildiğini,
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun EK- madde-5- "Bu Kanun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanır" denildiğini,
Danıştay 5. Dairesinin 1989/2621 Es. ve 1990/1033 sayılı Kararında "2560 sayılı kanunun 1. Maddesine göre İSKİ Genel Müdürlüğünün İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olmakla birlikte Kamu hizmeti hükmi şahsiyeti haiz müstakil bütçeli bir kuruluş olduğu, bu özellikleri itibariyle bağımsız bir Genel Müdürlük niteliğini taşıdığı, Kanunun 1. Maddesinde yazılı Belediyeye bağlılık deyiminin Genel Müdürlüğün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıcı nitelikte değil, İdarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerektiğini" şeklinde ifade edildiğini,
Yine İdare ile diğer su ve kanalizasyon idarelerinin mahalli idarelere bağlı Genel Müdürlüklerin " müstakil Genel Müdürlük" olup olmadığı hususunda Sayıştay Başkanlığının kararı yazı ekinde olduğunu,(Bknz.Ek-2)
Yine Danıştay 3. Dairesinin 1999/5168 Esas sayılı ve 2000/1836 Esas nolu kararında "...Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kuruluş olan …….. Su Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğünün Müstakil bütçeli ve Kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurum olması karşısında "Büyükşehir Belediyesine ait vergi borçlarının bu kurumdan tahsil edilmesine imkan bulunmadığı" şeklinde karar verildiğini, (Bknz.Ek-3)
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda ve dava dosyasında mevcut cevap dilekçelerimiz ile temyiz incelemesi sırasında tespit olunacak sair gerekçeler karşısında temyize konu 1058 nolu ilamın kaldırılmasını istemektedirler.
Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:
“DİSKİ Genel Müdürlüğünde çalışan personele maaş ve özlük haklarının ödenmesinin 631 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 14 maddesine uygun olduğunu ileri sürerek, tazmin kararının kaldırılmasını” istemektedirler. 20.11.1981 tarih ve 2560 sayılı Yasa’ya göre İSKİ personelinin 657 sayılı Yasa hükümlerine tabi sayılmışlardır. Yine aynı Yasa’nın 5 inci maddesi bu kanunun diğer Büyükşehir Belediyelerine de uygulanacağını hüküm altına almıştır. Açıklanan hükümler karşısında DİSKİ personeli de 657 sayılı Yasa hükümlerine tabiidirler. Anılan Yasa hükümlerine tabi olan personele 631 sayılı K.H.K hükümlerine göre ödeme yapılamaz. Zaten 631 sayılı K.H.K. göre yapılan düzenlemeler, 657 sayılı Yasa hükümlerine tabi olmayan personel için yapılmıştır. İzah edilen nedenlerden dolayı Daire Kararının onanmasına,”denilmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Kuruluş” başlıklı 1 inci maddesinin son fıkrasında; İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğu; aynı Kanunun Ek 5 inci maddesinde ise bu Kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, İSU Genel Müdürlüğü personeli de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kapsamını belirleyen 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun Belediyelerde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı; 2 nci maddesinde de, Devlet memurlarının aylıklarının, ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu Kanunda düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.
Yine, 657 sayılı Kanunun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146 ncı maddesinde; “Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.
... ” Hükmü bulunmaktadır.
13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ilk fıkrasında ise;
“Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır) geçemez.
Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavanı kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir.
Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
Anılan KHK maddesinde, “özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları”, “kapsama dahil kuruluş” olarak kabul edilmiştir. “Kapsama dahil kuruluş” ibaresinden, asli ve sürekli görevleri ücret, mali ve sosyal haklar dışında 657 sayılı Kanuna tabi personel eliyle yürütülen ve personeli için, ilgili mevzuatları uyarınca, 657 sayılı Kanun hükümleri dışında bir ödeme sistemi getirilen kuruluşların anlaşılması gerekmektedir. Anılan KHK hükmü ile, Bakanlar Kuruluna, bu kuruluşlarda çalışan personele ödenen ücretlerdeki artış oranının üst sınırını belirleme yetkisi verilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, personel ücretlerini, Bakanlar Kurulunca belirlenen üst sınır oranı çerçevesinde artırabilmektedirler.
Her ne kadar DİSKİ Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından yukarıda sayılan “kapsama dahil kuruluş”lardan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir.
Bununla birlikte Sayıştay Genel Kurulu’nun 5333/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı Su ve Kanalizasyon İdarelerinde görevli Daire Başkanları ile 1. Hukuk Müşavirlerine makam ve görev tazminatının ödenmesi konusundadır. 1058 sayılı ilamın 5 inci maddesi ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak, bu Kanun ile sağlanan haklar dışında, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca da ödeme yapılması hakkındadır. Dolayısıyla konunun 5333/1 sayılı Kararla ilgisi bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçilerin iddialarının reddi ile 1058 sayılı ilamın 5. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1058 sayılı ilamın 6 ncı maddesiyle, DİSKİ Genel Müdürlüğü'nde çalışmakta olan işçilerin fazla çalışma ücretlerinin yıllık üst sınırı aşacak şekilde tahakkuk ettirilip ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
4857 Sayılı İş Kanunun 63. maddesinde, "Genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresinin, işyerlerinde haftanın çalışma günlerine, günde onbir saat koşulu ile farklı şekilde dağılabileceği, bu halde iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresinin toplu iş sözleşmesi ile dört aya kadar arttırılabilir."denildiğini,
Aynı kanunun 41.maddesi "Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerde çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarın yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödenir."denildiğini,
Yine 41. Madde'ye göre "Fazla Çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz." Hükmü öngörüldüğünü,
Diğer yandan 4857 Sayılı İş Kanunun "Ulusal Bayram ve genel tatil günlerinde çalışma" başlığı 44. maddesinde; Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Akitlerinde gösterileceği bu günlere ait ücretler 47. maddeye göre ödenir."denildiğini,
Mezkur Kanunun 46. maddesinde de, "Bu kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününde önce 63. maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme (hafta tatili) verilir, Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olarak olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir" hükmü amirdir.
394 sayılı Hafta tatili Kanununda işyerlerinde faaliyetin hafta tatili günlerinde tatil edilmesi ve haftada 6 işgünü çalışan işçilere bir gün hafta tatili verilmesi öngörüldüğünü, Diğer taraftan, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller hakkında kanunda, resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu, nitelikleri itibariyle sürekli görev yapması gereken resmi daire ve kuruluşların özel kanunlarındaki hükümleri saklı kalmak kaydıyla tatil edileceği, 29 Ekim Gününün Ulusal Bayram olduğu, hafta tatilinin de Pazar günü olduğu, 394 sayılı hafta tatili kanunu ve 4857 sayılı iş Kanunun hükümlerinin saklı olduğu belirtildiğini,
Genel Müdürlüğümüz ile BELEDİYE-İŞ Sendikası arasında imzalanan (2007 yılı) TİS'nin 30. maddesi "Haftalık çalışma süresi Cumartesi ve Pazar Tatil olmak üzere kırk (40) saattir. Bu düzenlemelere göre; 4857 Sayılı İş Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmaların fazla çalışma, haftalık çalışma süresinin kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda bu sureyi aşan ve kırk beş saate kadar yapılan çalışmaların ise fazla çalışma olması nedeniyle, fazla sürelerle çalışma süreleri, bir yılda 270 saat olan fazla çalışma süresine dâhil edilmeyeceğini, Fazla Çalışma, iş günlerinde çalışma saatleri dışında yapılan çalışmalar olduğundan, Ulusal Bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar fazla çalışma olarak değerlendirilmediğinden, bu günlerde yapılan çalışmalar yıllık 270 saatlik fazla çalışmaya dahil edilemeyeceğini; ekte sunulan ve Diyarbakır Merkez Sur İlçe Belediye Başkanlığına görüş olarak gönderilen Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Çalışma Genel Müdürlüğünün) 14.07.2008 tarih ve 23476 sayılı yazılarından da anlaşıldığını,
Ayrıca, dilekçe ekindeki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğünün 12 Mayıs 2004 tarih ve B.13.ÇGM.1.12.00.00.S.1.5/15989 sayılı yazısında, "Bakanlar Kurulumun 14.02.1941 tarihli kararı ile İstanbul Belediyesine bağlı sular idaresi, elektrik, Tramvay ve tünel İşletmeleri idaresinin iş yerinde 3 saat kadar fazla mesai yapılmasına izin verildiğini, Dolayısıyla söz konusu işyerinde, anılan Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak İş Kanunundan ayrı olarak yılda toplam 270 saatle sınırlı olmaksızın fazla çalışma yaptırılması mümkün bulunmaktadır." Denildiğini, (EK). Buna göre yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre İş Kanunu ve Kanun ve Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığından alınan görüş yazıları da dikkatle incelendiğinde; Toplu İş Sözleşmesi gereğince de haftalık çalışma süresi 40 saate indirildiğinden dolayı, Cumartesi ve Pazar günü de Genel tatil günlerine dâhil edilerek değerlendirildiği, Ulusal Bayram günleri ile diğer resmi tatil olarak kabul edilen dini ve yılbaşı günlerinde çalışılan günler için Fazla mesailerin yıllık 270 saate dâhil edilemeyeceği göz önünde bulundurularak 98.811,70-TL ödenen fazla çalışma ücretlerinin yukarıda zikredilen mevzuat ve kanun hükümlerine göre ödenmiş olup, kamu zararı olmayıp yasalara ve mevzuata aykırı olmadığı gerekçesiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:
“Kurumlarında çalışan işçilere fazla çalışma karşılığı yapılan ödemenin 4857 Sayılı Kanunun 41,43, 46 ve 47 maddeleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğünün 12.05.2004 tarih ve 15989 sayılı yazısına uygun olduğunu ileri sürerek tazmin kararının kaldırılmasını” istemektedirler. 4857 sayılı İş Kanununa göre fazla çalışma süresi bir yılda 270 saati geçemez. Aynı hüküm 06.04.2004 tarih ve 25425 sayılı yönetmelikte de yer almaktadır. Açık olan bu hükümler karşısında yıllık 270 saatten fazla “fazla çalışma” yaptırılamaz ve ücreti ödenemez. Belirlenen bu 270 saat fazla çalışmaya, yıl içerisinde yapılacak hafta sonu ve bayram günleri yapılan çalışmalarda dahil olduğuna göre temyiz itirazlarının reddi ile Daire Kararının onanmasına,” denilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesinde; “Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.
Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.
Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir.
Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.
İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır.
63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz.
Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir.
Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz.” Denilmektedir.
İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’nin 5. maddesinde yıllık 270 saat sınırının; işyerlerine veya yürütülen işlere değil, işçilerin şahıslarına ilişkin olduğu ifade edilmiştir.
Fazla çalışmada sınır konusunda 4857 sayılı İş Kanunu günlük ya da haftalık bir sınır getirmemiştir. Sadece yılık olarak sınırlama getirmiştir. Buna göre fazla çalışma yürütülen işlere değil, işçilerin şahıslarına yöneliktir. Yapılabilecek fazla çalışmanın yıllık olarak 270 saat ile sınırlanması, bu miktarı aşan çalışmaların fazla çalışma gibi değerlendirilmesine engel değildir. Aksi düşüncenin kabulü “işçiyi sürekli olarak çalıştırıp kendisine bir hak tanımamak” gibi adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşması mümkün olmayan bir görüş tarzının seçimine götürür ki, bu durum hakkaniyet ve nesafet ölçülerine ters düşer. Zira işçinin kanuna aykırı olarak çalıştırılmasının hukuki sonuçlara bağlanmaması gerçeklerle, hak ve adalet duygularıyla bağdaşmaz.
Yılda 270 saatten fazla çalıştırılan işçilerin emek ve hizmetleri karşılığında belediyenin mal varlığında bir artış meydana geldiği, ödenen ücretlerin geri alınması halinde bunun belediye lehine sebepsiz ve haksız zenginleşmeye yol açacağı bilinen bir gerçektir.
Öte yandan, işçi yararına konulmuş hükümlerin onun zararına uygulanması yorum kurallarını da uygun düşmez. İşçiye yılda 270 saatten fazla olmak üzere fazla mesai yaptırılması yasak olsa da 270 saati aşan çalışmaların fazla çalışma olarak değerlendirilip ücretlerinin zamlı olarak ödenmesi gerekir.
Bu itibarla dilekçinin 1058 sayılı ilamın 6 ncı maddesiyle ilgili iddialarının kabulü ile ilamın 6 ncı maddesiyle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 1058 sayılı ilamın 7 inci maddesiyle DİSKİ Genel Kurulu toplantı günleri ve DİSKİ'de oluşturulan komisyon toplantı günleri ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi toplantı günleri ve Belediye komisyon toplantı günlerinin aynı güne denk gelen toplantılar için üyelere birden fazla huzur hakkı ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
- İdare DİSKİ Genel Müdürlüğü 2560 sayılı Kanun ve değişik 3009 sayılı kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere özel kanunla kurulmuştur. Anılan Kanunun 1. maddesinin son fıkrasında "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur." Denildiğini,
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun EK- madde-5- "Bu Kanun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanır" denildiğini,
Danıştay 5. Dairesinin 1989/2621 Es. ve 1990/1033 sayılı Kararında "2560 sayılı kanunun 1. Maddesine göre İSKİ Genel Müdürlüğünün İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olmakla birlikte Kamu hizmeti hükmi şahsiyeti haiz müstakil bütçeli bir kuruluş olduğu, bu özellikleri itibariyle bağımsız bir Genel Müdürlük niteliğini taşıdığı, Kanunun 1. Maddesinde yazılı Belediyeye bağlılık deyiminin Genel Müdürlüğün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıcı nitelikte değil, İdarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerektiğini" şeklinde ifade edildiğini, (EK-1).
Yine Danıştay 3. Dairesinin 1999/5168 Esas sayılı ve 2000/1836 Esas nolu kararında ''...Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kuruluş olan ……… Su Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğünün Müstakil bütçeli ve Kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurum olması karşısında "Büyükşehir Belediyesine ait vergi borçlarının bu kurumdan tahsil edilmesine imkan bulunmadığı" şeklinde karar verildiğini, (Bknz.Ek-2)
Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2006/1243 Es. ve 2007/1804 saydı kararında İSKİ" nin müstakil bütçeli ve belediyeden ayrı kamu tüzel kişiliğinin bulunması ve Anayasamızda tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde yer almadığını ifade edilmekte 2560 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinde bu kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı kararı verildiğini,(EK-1).
Yukarda bahsedilen mevzuat hükümleri ve yargı kararlarından anlaşılacağı üzere, DİSKİ Genel Müdürlüğü, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur. Dolayısıyla, ayrı bit tüzel kişilik olarak Genel Müdürlüğümüz DİSKİ Genel Kurul üyelerinin Meclis üyesi olarak görev yaptıkları Büyükşehir Belediyesindeki çalışmalarını veya toplantılarını takip etmek gibi bir zorunluluğu bulunmadığını,
Sorguya dayanak gösterilen 5393 sayılı Belediye Kanunun 32 inci maddesinin birinci fıkrası; "Meclis başkan ve üyelerine, meclis ve komisyon toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca Belediye Başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir. Huzur hakkı ödenecek gün sayısı, 20, 24 ve 25 inci maddelerde belirtilen toplantı günü sayısından fazla olamaz ve meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemez." Denilerek aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemeyeceği hüküm altına alındığını,
Dikkat edilirse, madde meclis ve komisyon toplantılarından bahsederek aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemeyeceğini belirtmektedir. Burada Genel Kuruldan bahsedilmediğini, DİSKİ Genel Kurulu maddede geçen meclis ve komisyon toplantısı gibi değerlendirilemeyeceğini, Zira, ayrı bir tüzel kişiliğin yönetim organı olarak görev yaptığını, Genel Kurulu belediyede görev yapan bir organ olarak düşünmek hukuken mümkün bulunmadığını, Kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği düşünüldüğünde, 5393 sayılı Belediye Kanunun 32 inci maddesinin birinci fıkrasında Genel Kurul deyimini kullanmayarak, sadece Belediye meclis ve komisyon toplantılarını kastettiğini,
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna tabi olan idaremizin Genel Kurul toplantıları ve komisyon toplantıları aynı günde yapılmadığı gibi, bir gün içinde birden fazla huzur hakkı ücreti de ödenmediğini,
Kaldı ki, Anayasamızın 18. maddesindeki, "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. " hükmü düşünüldüğünde, DİSKİ Genel Kurul üyelerine Genel Kurul faaliyetleri için huzur hakkı ödenmesi mevzuata aykırılık teşkil etmediğini,
Ayrıca, 1996 yılı teftişini yapan mülkiye müfettişinin teftiş raporunda, "genel kurul üyelerine yapılacak ödemelerin, DİSKİ bütçesinden karşılanması zorunludur" denildiğinden, belediye' ye kişi borcu çıkarılmıştır. Belediye tarafından söz konusu kişi borcu çıkarılmıştır. Belediye tarafından söz konusu kişi borcu, DİSKİ Genel Müdürlüğünden talep edildiğini,(EK: 3 sayfa)
- a)2560 sayılı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun'un 'Genel Kurul" başlıklı 4. Maddesi: "İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir." hükmünü, "Genel Kurulun Toplanma Ve Çalışma Esasları" başlıklı 5. Maddesi: "İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak bu Kanunda yazdı yetki ve görevleri görüşüp karara bağlamak üzere her yıl Mayıs ve Kasım avlarında özel gündemle toplanır." Hükmünü taşıdığını,
'Genel Kurulun Görevleri' başlıklı 6. Maddesi: " Genel Kurulun görevleri şunlardır:
a) Beş yıllık yatırım planını karara bağlamak,
b) Yıllık yatırım programlarını inceleyerek karara bağlamak,
c) Bütçeyi inceleyerek karara bağlamak,...
e) Mayıs ayı toplantısında, yönetim kurulunun, bir önceki yıl çalışmalarına ilişkin faaliyet raporunu, bilançosunu ve denetçiler raporunu inceleyip karara bağlamak hükmünü taşıdığını,
Görüldüğü üzere, özelikle kasım ayı toplantısında Genel Kurul Bütçeyi inceleyerek karar bağlar, mayıs ayı toplantısında ise bir önceki yıl çalışmalarına ilişkin faaliyet raporunu, bilançosunu ve denetçiler raporunu inceleyip karara bağlar. Dikkat edilirse Büyükşehir belediye meclisi toplantılarıyla çakışmaması için Genel Kurul toplantılarının başka bir tarihe alınması imkânı yasal olarak mümkün bulunmadığını,
b)Kaldı ki, DİSKİ Genel Kurulunu oluşturan Büyükşehir Belediye Meclisi ise, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili kanunlara göre, Büyükşehir Belediye Başkanı, İlçe Belediye başkanları ile ilçe belediye meclisi üyelerinden bir kısmından oluşur. Bu duruma göre, hakkı huzur için ilçe belediye meclisi toplantılarının ve büyükşehir belediye meclisi toplantılarının da takip edilmesi gerekir ki, bunun DİSKİ Genel Müdürlüğünün görevi olmadığını,
Sorguda gözden kaçırılan bir hususta, ilçe belediyelerinin, büyükşehir belediyesinin ve DİSKİ Genel müdürlüğünün ayrı tüzel kişilikler olduğu ve bütçeleri ile görev alanlarının da farklı olduğunu, Eğer hukuksal statü böyle değerlendirilmez ise bu takdirde hakkı huzuru hangi kurumun vereceği sorunu ortaya çıkar ki, kanun koyucu sorunu böyle koymamış ve toplantılar için hakkı huzur öngörmüştür. Aksi halde, kanun koyucu tek bir hakkı huzur ödenir, diye hüküm koyulacağını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
DİSKİ Genel Kurulu toplantı günleri ve DİSKİ'de oluşturulan komisyon toplantı günleri ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi toplantı günleri ve Belediye komisyon toplantı günlerinin aynı güne denk gelen toplantılar için üyelere birden fazla huzur hakkı ödenmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunun 32 inci maddesinin birinci fıkrasında;
"Meclis başkan ve üyelerine, meclis ve komisyon toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca Belediye Başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir. Huzur hakkı ödenecek gün sayısı, 20, 24 ve 25 inci maddelerde belirtilen toplantı günü sayısından fazla olamaz ve meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemez." denilerek aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Aynı günde hem belediye meclis toplantılarına hem de DİSKİ Genel Kurul toplantılarına katılan bir meclis üyesine 5393 sayılı Belediye Kanunun 32 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince birden fazla huzur hakkı ödenemez." denilmektedir.
DİSKİ Genel Müdürlüğü Kuruluş, Görev ve Yönetimine İlişkin Teşkilat Yönetmeliğin 21, 22 ve 23 üncü maddelerinde;
"Genel Kurul
Madde 21- Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi DİSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir.
Genel Kurulun Toplanma ve Çalışma Esasları
Madde 22-Genel Kurul 2560 Sayılı Kanun ve değişik 3009 Sayılı kanunda yazılı yetki ve görevleri görüşüp karara bağlamak üzere her yıl Mayıs ve Kasım ayları içerisinde özel gündemle toplanır. Genel Kurulun toplanma ve çalışma esaslarına ilişkin olarak bu kanunda (2560 ve 3009 S.K) düzenlenmemiş hususlarda 1580 ve 3030 Sayılı Belediye Kanunu hükümleri geçerlidir.
Genel Kurulun Görevleri
Madde 23- Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi, DİSKİ, Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir
Genel Kurul her yıl mayıs ve kasım ayları içerisinde özel gündemle toplanır. Genel Kurulun toplanma ve çalışma esasları 2560 sayılı Kanunun 5 inci Maddesinde belirtilmiş olup bu kanunla bu kanunda düzenlenmemiş hususlarda 1580 sayılı Belediye ve 3030 Büyükşehir Belediyeleri Kanunun hükümleri uygulanır." denilmektedir. Böylece DİSKİ Genel Kurulunun toplanması ve çalışması esasları belirlenmiştir. Söz konusu maddelere göre Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri aynı zamanda DİSKİ Genel Kurulu üyeleridirler. Bunun yanında Genel Kurulun toplantı ve çalışma esaslarına ilişkin 2560 sayılı Kanunda düzenlenmemiş hususlarda Belediye ve Büyükşehir Belediye Kanunlarının ilgili hükümleri geçerli olacaktır. Bu itibarla aynı günde yapılan toplantılar için aynı kişiye hem Belediyeden, hem de DİSKİ' den huzur hakkı ödenmesi 5393 sayılı Belediye Kanunun 32. Maddesi 1 inci fıkrası gereğince mümkün değildir.
Bu itibarla, aynı günde yapılan toplantılar için aynı kişiye birden fazla huzur hakkı ödenmesi nedeniyle verilen 1058 sayılı ilamın 7 inci maddesine ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1058 sayılı ilamın 15 inci maddesiyle,
A) İşçilere yapılan ikramiye niteliğindeki ödemelerden sigorta primlerinin kesilmemesi gerekçesiyle,
B) Toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenen sosyal yardım paketi ödemelerinden Gelir Vergisi kesilmediği gerekçesiyle, tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
İlam konusu edilen, kurumumuzda 4857 sayılı İş kanununa göre çalışan işçilere 01.09.2006 tarihinde imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin 74. Maddesine istinaden "Birleştirilmiş sosyal yardım paketi" adı altında ödenen ücretlerden SSK primleri ve işsizlik sigortasının kesilmediği öne sürüldüğünü, Dosyada mevcut yetkili sendika olan Türkiye Belediyeler ve Genel Hizmetler İşçileri Sendikasından alınan yazı incelendiğinde; birleştirilmiş sosyal yardım paketinin içersinde, yakacak ve ulaşım kalemlerinin olduğunu, Bu bağlamda Yargıtay 21. Hukuk dairesinin 05.02.2007 tarih ve E.2006/4180. K.2007/1193 sayılı kararında; "506 sayılı Yasamın 77. Madde 1.fıkrasında prim hesabı da göz önünde tutulacak kazançlar belirtilmiş, 2. Fıkrasında ise bunun istisnaları gösterilmiştir. Fıkrada ifade edildiği biçimde Sosyal amaçlı olarak veya işverenin yasa ve sözleşme dışında sigortalısına yaptığı yardım ve ödemeler prim hesabında nazara alınmazlar ve prime tabi tutulmayacağını, Bu ödeme veya yardımlar ücret ve benzeri ödemelerden tamamen farklı nedenlere dayanırlar, işin karşılığı olmaktan ziyade insani değer yargıları sonucu verileceğini, Yasa bunları sayarak belirttiğini, Bu yardımlar ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, ayni yardımlar, yemek, çocuk ve aile zamları olduğunu, Burada ayni yardımlar özellik gösterdiğini, Ayni yardımdan amaç, sosyal veya kişisel bir ihtiyacın karşılanması yolunda yapılan bir yardım olduğunu, Yardımın ayni veya para olarak yapılmasının önemi bulunmadığını, Örneğin; işverenin sigortalılarına dağıttığı elbise, ayakkabı, sigortalı çocukları için, kitap, kırtasiye gibi yardımlar, doğrudan ayni nitelik taşımasına karşın bu yardımlar yemek bedeli, taşıt gideri, yakacak bedeli, dikiş ücreti, mesken veya sağlık yardımı, öğrenim yardımı türünden nakitte olabilir. Bu tür somut biçimde belli edilmiş bir ihtiyaca yönelik yardımlar ayni yardım olarak kabul edilir ve prim hesabında dikkate alınmazlar" hükmünü taşımadığını, Görüldüğü üzere, bu kararda ayni yardımdan amacın, sosyal veya kişisel bir ihtiyacın karşılanması yolunda yapılan bir yardım olduğu ve bu yardımın ayni veya para olarak yapılmasının öneminin bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Kararda örnekleme yapılarak konuya açıklık getirildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:
“İş Kanununa göre çalışan işçilere Toplu İş Sözleşmesinin 74 maddesine istinaden (birleştirilmiş sosyal yardım paketi) adı altında yapılan ödemenin içinde yakacak ve ulaşım kalemleri bulunması nedeniyle ödemeden 506 sayılı kanunun 77 maddesi gereği SSK pirimi ve işsizlik sigortası kesilemeyeceğini ileri sürerek, tazmin kararının kaldırılmasını” istemektedirler. 506 sayılı Yasa’nın 77 nci maddesi prim hesabında esas alınacak ödemeler ile esas alınmayacak ödemeleri tek tek saymıştır. Bu madde hükmüne göre Birleştirilmiş Sosyal Yardım Paketi adı altında yapılan ödeme prime esas ücret kapsamındadır. Kaldı ki aynı Yasa’nın 77 nci maddesinde istisnalar sayılmış, bunlar arasında Sosyal Yardım Paketi yoktur. İkramiye niteliğindeki ödemelerden sigorta primi kesilmediğine göre Daire Kararının onanmasına,”denilmiştir.
A) DİSKİ tarafından işçilere yapılan ikramiye niteliğindeki ödemelerden yapılması gereken sigorta prim kesintileri yapılmamıştır. Ortada her ne kadar hatalı bir işlem olsa da Kurum bütçesinden çıkan tutar değişmemiştir. DİSKİ tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna ödenmesi gereken primler eksik ödenmiştir. Dolayısıyla DİSKİ adına kamu zararı oluşmamıştır.
Bu itibarla 1058 sayılı ilamın 15-A maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün mevzuata uygun olduğuna,
B) DİSKİ Genel Müdürlüğü'nde çalışmakta olan işçilere, toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenen sosyal yardım paketi ödemelerinden Gelir Vergisi kesilmesi gerekmektedir.
Ortada her ne kadar hatalı bir işlem olsa da Kurum bütçesinden çıkan tutar değişmemiştir. DİSKİ tarafından vergi dairesine ödenmesi gereken vergiler eksik ödenmiştir. Dolayısıyla ortada DİSKİ adına kamu zararı oluşmamıştır.
Bu itibarla, 1058 sayılı ilamın 15 inci maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün 832 sayılı Kanunun değişik 16.maddesi hükmü gereğince Başkanın bulunduğu taraf üstün tutulmak suretiyle KALDIRILMASINA,
- 1058 sayılı ilamın 16 ıncı maddesiyle,
A) İşçilere yapılan ikramiye niteliğindeki ödemelerden sigorta primlerinin kesilmemesi gerekçesiyle,
B) Toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenen sosyal yardım paketi ödemelerinden Gelir Vergisi kesilmediği gerekçesiyle, tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçinin dilekçesi ve Başsavcılık karşılaması bu tutanağın 5. maddesinde belirtildiği gibi olup; sözü edilen madde de belirtilen gerekçelerle dilekçi iddialarının kabulü ile 1058 sayılı ilamın 16 ıncı maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 25.12.2012 tarih ve 36019 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56