Sayıştay 8. Dairesi 319 Kararı - Yüksek Öğretim Kurumları Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8
Sayıştay Kararı
319
3 Ekim 2024
Yüksek Öğretim Kurumları
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 8
-
Karar Tarihi: 03.10.2024
-
Karar No: 319
-
İlam No: 232
-
Madde No: 2
-
Kamu İdaresi Türü: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Hesap Yılı: 2019
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Dekana vekalet
… Fakültesi Dekanlığı görevini vekâleten yürüten …’a dekanlık görevi ile ilgili ödemelerin yapılmasından kaynaklanan … TL kamu zararı hakkında, … sayılı İlam’ın …’nci maddesiyle verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak sorumlulardan Harcama Yetkilisi (…) … tarafından Temyiz Kurulu’na sunulan dilekçeler üzerine Temyiz Kurulu tarafından verilen … tarihli ve … tutanak numaralı bozma kararı çerçevesinde 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Dekan” başlıklı 16’ncı maddesinin (a) fıkrasında:
“Atanması: Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.
Dekan kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi dekan yardımcısı olarak seçer. Ancak merkezi açıköğretim yapmakla görevli üniversitelerde, gerekli hallerde açıköğretim yapmakla görevli fakültenin dekanı tarafından dört dekan yardımcısı seçilebilir.
Dekan yardımcıları, dekanca en çok üç yıl için atanır.
Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekâlet eder. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.”
Denilmektedir.
Yukarıda yer verilen maddeye göre dekanı “atamaya yetkili makam” Yükseköğretim Kurulu olup, atama işlemi maddede sayılan şartları taşıyanlar arasından “normal usul” ile gerçekleştirilmektedir. Maddenin devamında ise dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekâlet edeceği, vekâletin altı aydan fazla sürmesi durumunda yeni bir dekanın atanacağı belirtilmektedir. Söz konusu hüküm ile dekan yardımcılarının dekana vekâlet etmesi, dekanın “görevi başında olmadığı zaman” şartına bağlanmakta, bir başka ifadeyle dekan yardımcısının dekana vekâlet etmesi ile dekanın görevi başında bulunamadığı zaman dilimi arasında bir illiyet bağı kurulmaktadır.
Özetle, dekanlık görevine vekâleten atama, benzetme yoluyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki boş kadroya vekâlet; 2547 sayılı Kanun’da yer alan “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekâlet eder.” hükmü de dolu kadrodaki geçici ayrılmalar nedeniyle vekâlet olarak değerlendirilmelidir. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına hitaben yazdığı … tarihli ve … sayılı görüş yazısı, dolu kadroya vekâlet durumunda ödeme yapılıp yapılmayacağına ilişkin olup boş kadroya vekâlet durumunu kapsamamaktadır.
Kaldı ki, 2547 sayılı Kanunun amacı, kapsamı ve kanun sistematiği ile TBMM’deki yasalaşma süreci incelendiğinde; Kanunun 16’ncı maddesindeki düzenlemenin dekanlık görevinin geçici süreli boşalması haline ilişkin olduğu, boş bulunan bu göreve vekâleten görevlendirmenin ne şekilde yapılacağı ile ilgili olarak ise Kanunda özel bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir.
Bu sebeple, boş bulunan dekanlık görevine dekan yardımcıları dışındaki ilgilinin görevlendirilemeyeceğini ve dolayısıyla dekana yapılan ödemelerin bu kişiye yapılamayacağını söylemek, Kanun Koyucunun iradesini aşan bir değerlendirme olacaktır.
Ayrıca, aynı ilgili, var olan bir dekanın geçici olarak ayrılması dolayısıyla vekâleten atanmış olmadığından, ortada mükerrer bir ödeme de söz konusu değildir. Bunun yanı sıra, 2547 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca, dekanlık görevine sadece profesör olan öğretim üyeleri arasından atama yapılabilmektedir. Adı geçen ilgili de profesör kadrosunda olup, dekanlık görevine asaleten atanmak için aranan akademik koşulları karşılamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar Rektör tarafından dekanlık için YÖK’e üç aday önerilmesi gerekirken, sadece adı geçen kişi önerilmiş ise de; 2547 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesinde yer alan; “Üniversite rektörleri, fakülte dekanları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile bunların yardımcıları ve bölüm başkanları, gerektiğinde bu Kanunda belirtilen süreleri dolmadan tayinlerindeki usule uygun olarak görevlerinden alınabilirler.” hükmü uyarınca Kanunda belirtilen süre dolmadan atamadaki usule uygun olarak görevden alma yetkisine sahip olan atamaya yetkili amirin, asaleten atamadaki usule uygun olarak vekâleten dekan atama yetkisine de sahip olduğu konusunda kuşku bulunmadığından; söz konusu işlemdeki usul eksikliği ilgilinin dekan vekili olarak atanmasına engel teşkil etmemektedir. Kaldı ki, dekanlık görevi kadroya dayalı bir görev olmayıp, dekanlık kadrosu bulunmamaktadır. Dekan atamasında asil olarak atama ile vekâleten atama arasında üç yıllık atamanın getirdiği güvence dışında bir fark bulunmamaktadır. Her iki halde de aynı görev, aynı sorumluluk ve yetki çerçevesinde yapılmaktadır.
2547 sayılı Kanun’un “Özlük hakları” başlıklı 62’nci maddesinde; bu Kanun’da belirtilmeyen hususlar için Üniversite Personel Kanunu, Üniversite Personel Kanunu’nda bulunmayan hususlar için ise genel hükümlerinin uygulanacağı, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun “Uygulanacak diğer kanun hükümleri” başlıklı 20’nci maddesinde ise; mezkûr Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmektedir.
Diğer taraftan, vekâleten atanma yöntemi ve vekâleten atanmaya bağlı ödemeler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile zam, tazminat, ek ödeme vb. konularını düzenleyen diğer kanunlarda yerini alınmıştır. 657 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan ikincil mevzuata uygun olarak vekâleten atanan personele söz konusu mevzuatta belirtilen ödemelerin yapılması gerekmektedir. Yine, 657 sayılı Kanun’da vekâleten atamaların “kadro”ya yapılacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla, vekâleten atamalarda mevzuatında tanımlanmış bir memuriyet kadrosu söz konusu olup, atanan kadronun dolu veya boş olmasına göre yapılacak ödemeler farklı şekillerde düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2914 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’da ise 657 sayılı Kanun’da olduğu gibi vekâleten atama müessesesinin düzenlenmediği görülmektedir. Gerek rektörlük, gerekse dekanlık ve enstitü/yüksekokul müdürlükleri yukarıda da değinildiği üzere kadro statülü olarak değil “görev” tanımlı olarak yürütülen kamu hizmetleridir. Haliyle, 2914 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’da, 657 sayılı Kanun’da olduğu gibi bir vekâleten atama yönteminin/kurumunun düzenlenmediği açıktır. Bu durumda, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereği yapılan vekâleten dekan atamalarında/görevlendirmelerinde vekâlete bağlı ödemelerin yapılıp yapılamayacağı hususunun “ilgili mevzuatında hüküm bulunmayan haller” kapsamında değerlendirilmesi ve 657 sayılı Kanun’a atıf yapılması nedeniyle bu Kanun’daki vekâleten atanma kurumunun kıyasen uygulanabilecek “genel bir hukuk usul ve esası” olarak kabul edilmesi yerinde olacaktır. Yani, usulüne uygun yapılan vekâleten atamalarda, vekâleten görev yapan personele yürüttüğü görevin karşılığı olarak bir ödeme yapılması adalet ilkesine de uygun olacaktır.
Dolayısıyla, her ne kadar 2547 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinin lafzından, dekanlığa vekâletin altı aylık süreyle sınırlı olduğu ve söz konusu vekâlet görevinin dekan yardımcısı tarafından ifa edileceği yorumu çıkarılabilirse de, boş olan dekanlık görevine asaleten veya vekâleten atanma hususunda bir düzenleme yapılmamış olduğundan, ilama konu edilen atamaları/görevlendirmeleri mezkûr 16’ncı madde bağlamında değerlendirmek isabetli olmayacaktır. Zira, vekâleten de olsa “uygun görüş ve onay” usulüne göre atanmış ve ilgili mevzuata göre yetki kullanıp görev ve sorumluluklarını yerine getiren bir kamu görevlisinden söz edilmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar uyarınca, asaleten atanma şartlarını haiz olan ve dekanlık görevini mevzuatta belirtilen usuller dâhilinde vekâleten yürüten öğretim üyesine vekâlet görevi süresince, asaleten atanacak dekana yapılması mümkün olan mali hakların ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi dekanlık görevini vekâleten yürüten akademik personele asil dekan gibi yapılan ödemelerin, ilgili personelin asaleten atanması da mümkün iken idari tercih olarak vekâleten atanması nedeniyle harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri açısından kasıt, kusur ve ihmal kriterleri kapsamında değerlendirilmesi ve kamu zararı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Sonuç itibarıyla, ilam maddesinde adı geçen öğretim üyesine, vekâleten yürüttüğü dekanlık görevine bağlı ödemelerin yapılması nedeniyle 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesi kapsamında kamu zararına sebebiyet verilmediği değerlendirildiğinden; uyuşmazlık konusu edilen … TL hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına,
Üyeler … ile …’ün karşı oyları ile ve oy çokluğuyla karar verildi.
Azınlık Görüşü:
Üyeler … ile …’ün karşı oy gerekçesi;
“T.C. Anayasası’nın “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130’uncu maddesinde; yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları, işleyişleri, bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, disiplin, ceza ve mali işleri, özlük hakları ile üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi vb. hususların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Bu kapsamda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 16’ncı maddesinde; dekanın, rektörün önereceği üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süreyle seçilip normal usulle atanacağı; dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekâlet edeceği, göreve vekâletin altı aydan fazla sürmesi halinde yeni bir dekanın atanacağı; ayrıca, dekanın, kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki dekan yardımcısı seçeceği ve bu kişilerin üç yıl için atanacağı hüküm altına alınmıştır.
Görüleceği üzere, 2547 sayılı Kanun’un öngördüğü vekâlet usulü, dekanın görevi başında olmadığı zamanlarda yerine yardımcılarından birinin en çok altı aya kadar vekâlet etmesi şeklindedir. Bu usulün dışında yapılan tüm vekâleten görevlendirmeler için ise, gerek 2547 sayılı Kanunda gerekse 2914 sayılı Kanunda vekâlet aylığı ile zam ve tazminat farkı ödemesine izin veren bir düzenlemeye yer verilmediğinden, vekâlet görevine bağlı herhangi bir fark ödemesi yapılması mevzuata uygun değildir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71'inci maddesinde kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucu kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanmış ve mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak haller arasında sayılmıştır.
Dolayısıyla, … Fakültesi Dekanlığı görevini vekâleten yürüten …’a, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine aykırı olarak, dekanlık görevi için öngörülen ek gösterge, ek ödeme, üniversite ödeneği, idari görev ödeneği ve geliştirme ödeneği verilmesi sonucunda kamu zararına sebebiyet verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak, 2914 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinde yer alan “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmü ile 2547 sayılı Kanun’un 62’nci maddesinde yer alan “Üniversite öğretim elemanları ve üst kuruluşlar ile üniversitelerdeki memur ve diğer görevlilerin özlük hakları için bu kanun, bu kanunda belirtilmeyen hususlar için Üniversite Personel Kanunu, Üniversite Personel Kanununda bulunmayan hususlar için ise genel hükümler uygulanır.” hükmü dikkate alınarak, 657 sayılı Kanundaki vekâlet müessesesinin kıyasen uygulanabileceği iddia edilmekteyse de, dekana vekâlet hususu 2547 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde, “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekâlet eder.” şeklinde düzenlendiğinden, …’ın, yeni dekan ataması yapılıncaya kadar YÖK’ün onayıyla dekanlık görevini vekâleten yürütmesi ve adı geçene bu görev nedeniyle dekana yapılan ödemelerin yapılması mümkün değildir. Kaldı ki, 657 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesinde; vekâlet edilecek görev için mutlak surette dolu ya da boş bir kadronun mevcut bulunması koşulu getirildiğinden, ancak yükseköğretim kurumlarında “Dekan” unvanı ile ihdas edilmiş bir kadro mevcut olmadığından, 657 sayılı Kanun’un vekâlet müessesesi ile ilgili hükümlerinin somut olayda işletilmesine ve ilgiliye bu kapsamda dekana sağlanan mali hakların ödenmesine imkân bulunmamaktadır.
Ayrıca, işbu İlamın konusu mevzuatta öngörülen usule uygun olmayan bir görevlendirme ile ilgili olduğundan, sorumlunun asilde aranan şartları taşımasının ve ortada mükerrer bir ödeme yapılmamış olmasının herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
Sonuç olarak; … Fakültesi Dekanlığı görevini vekâleten yürüten …’a, dekanlık görevi için öngörülen ödemelerin (ek gösterge, ek ödeme, üniversite ödeneği, idari görev ödeneği ve geliştirme ödeneği) yapılmasından kaynaklanan … TL kamu zararının raporda adları belirtilen sorumlularına müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine karar verilmesi gerekir.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57