Sayıştay 7. Dairesi 53676 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
53676
6 Mart 2024
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2019
-
Daire: 7
-
Dosya No: 53676
-
Tutanak No: 56546
-
Tutanak Tarihi: 06.03.2024
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Belediyede görev yapan avukatlara avukatlık vekâlet ücretinin aylık katsayılarının hatalı uygulanması sonucu fazla ödenmesi.
194 sayılı Ek İlamın 2. maddesiyle; 2019 yılı memur aylık katsayılarının hatalı uygulanması sonucu, Belediyede görev yapan avukatlara avukatlık vekâlet ücretinin fazla ödenmesi suretiyle ... TL’nin tazminine hükmedilmiştir.
TEMYİZ DİLEKÇESİ
İlamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... ile Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan ...’ın sunmuş oldukları aynı içerikli temyiz dilekçelerinde;
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukat ücretlerinin dağıtımı” başlıklı 82’nci maddesinde; Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının belirtildiği,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82’nci maddesi ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri ile Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik kapsamında; vekalet ücretlerinin, Hukuk İşleri Müdürlüğü nezdinde görev yapan memur statüsündeki avukatlara bahse konu mevzuatta belirlenen limit dâhilinde yapıldığı,
Bu kapsamda tüm avukatların; Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 6. maddesinin 1.fıkrasında belirlenen limit dâhilinde vekalet ücretlerini (belirtilen limit rakamından damga vergisi ve gelir vergisi kesilmesi üzerine kalan net ücreti) almış oldukları,
Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında;
“(1) Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı Sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, ... dağıtılır” denildiğini,
25/08/2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmenin “Avukatlık vekalet ücreti” başlıklı 22. maddesinde; “659 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı “20.000” olarak uygulanır.” Denildiğini, işbu Toplu Sözleşmenin 22. madde hükmü ile gösterge rakamının “20.000” olarak belirlenmiş olup gösterge rakamı olarak bu hükmün dikkate alındığını,
Bu maddeye göre hesaplama yapıldığını, 0,138459 (2019 yılı Temmuz Ayında açıklanan Memur Maaş Katsayısı) x 12 x 20000 = 33.230,16 TL (brüt) olarak avukatların toplam ödeme alması için evrak hazırlandığını, bu rakamın yıllık alınması gereken vekalet ücretinin brüt tutarı olduğunu, bütün kamu kurumlarında da uygulamanın bu yönde olduğunu,
Kanun koyucu tarafından yapılan düzenlemede; yılın ilk altı ayı için ocak katsayısı, ikinci altı ayı için temmuz katsayısının dikkate alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığını, kanun koyucu tarafından üst limit belirlenmiş olup , üst limit belirlenirken 2019 yılı son katsayısı esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğinin vurgulandığını, dolayısıyla mevzuata aykırı bir işlem söz konusu olmadığını,
Nitekim Sayıştay 6. Dairesinin 105 İlam No./736 Karar No.lu ilamında da; “Somut olayda 2018 yılı vekâlet ücretinin tamamı yılı içinde vekâlet ücreti henüz tahsil edilmeden 2018 yılı Ocak ayında emanetler hesabında kayıtlı geçmiş yıllar vekâlet ücretlerinden ödendiğini, daha sonra Temmuz 2018 itibariyle memur aylık katsayısında gerçekleşen artış gerekçe gösterilerek 2018 yılının ikinci altı ayı için katsayı fark ödemesi yapıldığını, dolayısıyla vekâlet ücretine ilişkin ödemelerin 2018 yılında geçerli olan katsayılar üzerinden, yapılmış olun kamu zararına neden olunmamıştır.” denildiğini, yapılan işlemlerin mevzuata uygun tesis edildiğini,
Ayrıca hesaplamaların brüt tutarlar üzerinden yapılmasının da hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, zira brüt tutar üzerinden vergi kesintileri yapılarak vekalet ücreti ödemesinin yapılmakta olup, vergi dairesine ödenen vergi tutarından da sorumlu tutularak ve bu açıdan da kamu zararına yol açıldığına dair tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu, damga vergisi ve gelir vergilerinin de kamu zararına dâhil edilip tazmin hükmü verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, ilamda, bu hususun da değerlendirmeye alınmadığını,
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesi hükmüne göre; kamu zararı tanımı yapıldığını, maddenin ikinci fıkrasında birinci fıkrada kamu zararı olarak tanımlanan hususların geçerli sayılacağı hallerin belirlendiğini, bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceğini, ikinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunu, nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığını, ikinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde “g” bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı seklinde anlaşılması gerektiğini,
Net rakam üzerinden ödeme yapıldığından, hesaplanan rakamların yüksek olduğunu, damga vergisi ve gelir vergilerinin de kamu zararına dahil edilip tazmin hükmü verilmesinin usul ve yasal düzenlemelere aykırı olduğu gibi hakkaniyete de aykırılık teşkil ettiğini ifade ederek temyiz itirazlarının kabulüne ve verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini arz ve talep etmektedirler.
... tarafından sunulan temyiz dilekçesinde ilave olarak;
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 11. maddesine göre; Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumlu olduklarını, amiri tarafından verilen görevi yerine getirmiş olduğu ve mevzuata uygun olarak işlem tesis ettiğinin açık olduğunu, dolayısıyla kamu zararına sebebiyet vermediği gibi hiçbir kabul içermemekle beraber böyle bir zararın varlığı halinde dahi sorumluluğunun olmadığını ifade etmektedir.
BAŞSAVCILIK MÜTALAASI
Başsavcılığın dilekçiler için yapmış olduğu aynı içerikli mütalaasında;
“Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" başlıklı 14 üncü maddesinde; "(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55'i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40'ı (...) (1) eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (20.000) gösterge (?) (1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir." hükmü bulunmaktadır.
Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli başlıklı" 6 ncı maddesinde ise; emanet hesaplarında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretlerinden yararlanacak kişilere, yıllık tutarı; (20.000) gösterge rakamın memur aylıklarına uygulanan katsayı çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, anılan maddenin (a), (b), (c) bentlerinde belirtildiği şekilde, dağıtılacağı belirtilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Limit Dışı Vekalet Ücretinin Ödenmesi başlıklı 7 nci maddesinde ise; "Bu Yönetmeliğin 5 inci ve 6 ncı maddelerine göre vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücretinden ödenir." hükmü yer almaktadır.
Bütçeye gelir kaydedilmesi" başlıklı 8 inci maddesinde, "(1) Emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretleri tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedilir."
Hükümlerine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere anılan KHK'nin 14'üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile söz konusu Yönetmelik'in 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan hükümlerle ödenecek vekâlet ücretine yıllık sınır getirilmiştir. Anılan KHK'nin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile anılan Yönetmelik'in 7'nci maddesinde ise yıllık üst limiti doldurmayanlara bu sınırı doldurmaları için yapılacak ödemeye ilişkin düzenlenmeye yer verilmiştir.
Bilindiği üzere yıllık sınırın dolup dolmadığı yılsonunda tespit edilebilir. Bir önceki yıl vekâlet ücreti limitini dolduramayan ilgili personele, anılan KHK'nin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile Mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri uyarınca mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar emanetler hesabındaki limit dışı vekâlet ücretinden ödeme yapılır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden ve yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, ilk olarak yılı içerisinde tahsil olunan vekâlet ücreti ilgili personele hak ettikleri oranda dağıtılmalıdır. Eğer yılı içerisinde tahsil edilen dağıtılabilir vekalet ücreti üst limiti doldurmaya yeterli olmaz ise; emanetler hesabında kayıtlı bulunan geçmiş yıllardan devreden vekalet ücreti, izleyen yılın Ocak ayı sonuna kadar limitin doldurulamadığı mali yılın katsayıları esas alınarak üst limiti doldurmasına yetecek oranda dağıtılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereği ve mezkûr KHK nın 14 üncü maddesinde yer alan memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemeyeceğine ilişkin hüküm ödenecek üst sınırı ifade etmekte ve bunu aylıklarına uygulanan katsayı ifadesi ile de vekalet ücretini aldığı zaman uygulanan katsayıyı ifade ettiği değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla, Ocak ayında yapılan toptan ödemede esas olan katsayıdan başka, yıl içinde memur maaş katsayısında yapılan artışı gerekçe göstererek yılın ilk ayında defaten ödenmiş 12 aylık tutarın, ikinci altı ayında belirlenen aylık katsayı artışı gerekçe gösterilerek tekraren üstelik 12 aylık fark ödenmesinin mezkur Kanunun hem lafzına hem de ruhuna aykırı olduğu değerlendirilmektedir.
Bu çerçevede, Ocak ayında tüm yılın vekalet ücretini defaten ödenmesi ve temmuz memur katsayı artışının enflasyon nedeni ile refah payı kaybını telafi etmek amacıyla yapıldığı açık olduğu, bu nedenle Ocak katsayısı hesabı dışında ödenen tüm farkın kamu zararı oluşturduğu, bu nedenle Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Arz olunur.” denilmektedir.
İlamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... sunmuş olduğu 2. temyiz dilekçesinde ilk dilekçesinde belirtilen hususlara ilave olarak;
Temyize konu ilamda belirtildiği şekilde vekalet ücretinin dağıtımına yönelik idari işlem tesis edilmesinin, uygulamada aynı konumda çalışan avukatlar arasında eşitsizliğe neden olacağını, örneğin; 30 Haziran’da vekalet ücretini alan bir avukatın, bir gün sonra (01 Temmuz’da) vekalet ücretini alan avukattan daha az bir tutar almış olacağını, aynı zamanda bu uygulama sebebiyle hukuk birimlerinin vekalet ücreti dağıtım tahakkuklarını 01 Temmuz tarihinde yaparak aleyhe olan bu durumu lehlerine çevirme yolunu tercih edeceklerini, bu durumda tazmin hükmünün ve Savcılık mütalaasının da fiili uygulamada karşılığı olmayacağını,
Vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin yasal düzenlemenin; “...Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (20.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak lık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, ... dağıtılır” şeklinde olduğunu, katsayı değişikliğinden önce ödenen vekalet ücretinin olması halinde katsayı değişikliğinden yararlanılamayacağına yönelik bir sınırlandırma bulunmadığını,
Kanunda genel olarak, emanet hesabında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarın, (20.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katı şeklinde belirli bir oranda ödenmesinin kararlaştırıldığını, dolayısıyla vekalet ücreti limitinin, yıl içindeki katsayı artışları esas alınarak yükseltmesinin yasal zorunluluk olduğunu, yasanın vermiş olduğu bir hakkın hatalı yorumlarla sınırlandırılmasının hukuken mümkün olmadığını, temyize konu kararla Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin söz konusu olduğundan, tazmin hükmünün aleyhine kesinleşmesi durumunda Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını da saklı tuttuğunu ifade etmektedir.
- Başsavcılık mütalaasında ilk mütalaaya ilave olarak özetle;
“Sorumlunun yapmış olduğu savunmalara rağmen 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" başlıklı 14 üncü maddesi, Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri vekalet ücretlerinin ne şekilde ve nasıl ödeneceğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Mevcut mevzuat yoruma meydan vermeyecek şekilde yılı içerisinde tahsil olunan vekâlet ücreti ilgili personele hak ettikleri oranda dağıtılacağını, eğer yılı içerisinde tahsil edilen dağıtılabilir vekalet ücreti üst limiti doldurmaya yeterli olmaz ise emanetler hesabında kayıtlı bulunan geçmiş yıllardan devreden vekalet ücreti, izleyen yılın Ocak ayı sonuna kadar limitin doldurulamadığı mali yılın katsayıları esas alınarak üst limite yetecek oranda dağıtılması gerektiğini açıkça belirtmektedir.
Sorumlunun göndermiş olduğu savunmanın 22.11.2023 tarih ve 23051043 sayılı görüşümüzü değiştirecek yeni bir bilgi, bulgu veya belge içermediği görülmüş olduğundan Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Arz olunur.” denilmektedir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
194 sayılı Ek İlamın 2. maddesiyle; 2019 yılı memur aylık katsayılarının hatalı uygulanması sonucu, Belediyede görev yapan avukatlara avukatlık vekâlet ücretinin fazla ödenmesi suretiyle kamu zararına neden olunması sonucu ... TL’nin tazminine hükmedilmiştir.
Bu defa İlamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... ve Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından temyiz kanun yoluna başvurularak tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.
Esas Yönünden İnceleme:
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukatlık ücretinin dağıtımı” başlıklı 82 nci maddesinde;
“Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin, avukatlara (49 ’uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını intaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâleti Hakkında Kanun hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.” hükmü,
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde;
“(1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.”, hükmü,
Aynı KHK’nın “Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında;
“İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55 ’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40 ’ı (,..)eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (...)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
...” hükmü,
“Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18 inci maddesi birinci fıkrasında;
“2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.” hükmü yer almaktadır.
659 sayılı KHK’nın 16 ncı maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 08.07.2012 tarih ve 28347 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6 ncı maddesinde ise; emanet hesabında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, madde hükmünün (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtildiği şekilde dağıtılacağı belirtilmektedir.
Adı geçen Yönetmeliğin “Limit dışı vekalet ücretinin dağıtımı” başlıklı 7 nci maddesinde;
"Bu Yönetmeliğin 5 inci ve 6 ncı maddelerine göre vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücretinden ödenir.", hükmü ile,
“Bütçeye gelir kaydedilmesi” başlıklı 8 inci maddesinde;
"(1) Emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretleri tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedilir." hükmüne yer verilmektedir.
Diğer yandan, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin Birinci Kısmının ‘''Avukatlık Vekalet Ücreti” başlıklı 22’nci maddesinde, "659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı, “20.000” olarak uygulanır” denilmektedir. Toplu Sözleşme’nin 5’inci maddesinde ise, aylık gösterge ve ek göstergeye uygulanacak katsayı; 01.01.2019- 30.06.2019 döneminde geçerli olmak üzere (0,114977), 01.07.2019-31.12.2019 döneminde geçerli olmak üzere (0,120726) olarak belirlenmiştir. Söz konusu katsayılar, Toplu Sözleşme’nin 5’inci maddesinin (5) numaralı fıkrasına istinaden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 08.01.2019 tarihli Genelge ile (0,130597) ve 04.07.2019 tarihli Genelge ile (0,138459) şeklinde güncellenmiştir.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemelere göre belediyelerde avukatlık vekâlet ücreti dağıtımı 659 sayılı KHK’nın ilgili hükümlerine göre yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda, idare avukatlarına ödenecek vekâlet ücretinin yıllık tutarı; mevzuatında belirtilen gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçemeyecektir. Bahsi geçen gösterge rakamı, 4’üncü Dönem Toplu Sözleşme’nin 22’nci maddesi ile 20.000 olarak tespit edilmiş ve 2019 yılında da uygulanmıştır. Ayrıca, yasal düzenlemede, söz konusu gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı öngörülmüştür. Dolayısıyla ödenecek avukatlık vekalet ücretinin belirlenen gösterge rakamı ile belirlenen dönemler için öngörülen katsayılar üzerinden hesaplanıp ödenmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ise, avukatlık vekâlet ücreti dağıtımında, İdarede görev yapan avukatlara, 2019 yılı Ocak ayında, yılın ilk altı aylık dönemi (01.01.2019-30.06.2019) için geçerli olan katsayı (0,130597) üzerinden 12 aylık avukatlık vekâlet ücreti hesaplamalarının yapılıp dağıtımın yapıldığı; ancak dağıtımı yapılan 12 aylık avukatlık vekâlet ücretinin daha sonra 2019 yılı Ağustos ayında, yılın ikinci altı aylık (01.07.2019-31.12.2019) döneminde geçerli olan katsayı (0,138459) ile güncellediği ve aradaki farkın tamamının avukatlık vekâlet ücreti olarak ödendiği anlaşılmaktadır.
Halbuki, Ocak ayında yapılan toptan ödemede esas alınan katsayıdan başka, yılı içinde memur maaş katsayısında yapılan artış gerekçe gösterilerek yılın ilk ayında defaten ödenmiş on iki aylık tutarın, ikinci altı ayında belirlenen aylık katsayı artışı gerekçe gösterilerek tekraren üstelik on iki aylık fark şeklinde ödenmesi mezkûr Kanunun hem lafzına hem de ruhuna aykırılık teşkil ettiğinden, yılbaşında peşin ödenen 12 aylık avukatlık vekâlet ücretlerinin daha sonra ikinci altı aylık katsayısı ile güncellemesi ve aradaki farkın tamamının avukatlık vekâlet ücreti olarak ödenmesi suretiyle kamu zararına sebebiyet verilmiştir.
Temyiz dilekçesiyle kamu zararı hesabının brüt olarak hesaplanmasının hukuka aykırı olduğu ve hakkaniyetli olmadığı ifade edilmekte ise de Sayıştay Genel Kurulunun 12.02.1981 tarih ve 4107/1 sayılı Kararına istinaden, mevzuata aykırı ödemelerden belediyelerin de içinde bulunduğu kamu idarelerine ilişkin olanlar, bütçelere gider olarak kaydedilen kesintisiz tutarlar üzerinden hesaplanmaktadır.
Sorumluluk Yönünden İnceleme:
İlamda ödeme emri belgesinde imzası olan Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuşlardır.
Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 32 nci ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmektedir.
Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;
“... Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur”, hükmü,
“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar. ” hükmü yer almaktadır. Bu düzenlemeler doğrultusunda; 5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğu bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucu ilamda oluşturulan kamu zararından sorumluluğuna gidilmektedir.
Bu itibarla, 194 sayılı Ek İlamın 2. maddesiyle verilen ... TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE, (…. Daire Başkanı ... ile Üyeler ..., ..., ... ve ...’un aşağıda yazılı ayrışık oy gerekçelerine karşı) oyçokluğuyla,
6085 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereği bu kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 06.03.2024 tarih 56546 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçeleri:
…. Daire Başkanı ... ve Üye ...’un karşı oy gerekçesi;
Maaş katsayısı artışından dolayı yapılan avukatlık vekalet ücreti farkı ödemeleri konusunda;
Somut uygulamayla ilgili olan 659 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesi, Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinin ilk fıkrası, 4. Dönem Toplu Sözleşmenin 22’nci maddesi hükümlerine yukarıda çoğunluk görüşü içerisinde yer verilmiştir.
Mevzuata göre; avukatlara yapılabilecek avukatlık vekalet ücreti dağıtımının yıllık tutarı 20.000 gösterge sayısının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmeyecektir. Ayrıca, bu ödemenin ne zaman yapılacağı ile ilgili mevzuatta bir düzenleme bulunmamaktadır. Memur aylık katsayıları yılın ilk altı aylık döneminde ve ikinci altı aylık döneminde geçerli olmak üzere yılda iki defa belirlenmektedir.
Somut uygulamada İdare tarafından avukatlık vekâlet ücreti yılın ilk yarısında, yıllık 240.000 gösterge sayısı ile ilk altı aylık dönemde geçerli olan memur aylık katsayısının çarpımı suretiyle hesaplanıp ödenmiştir. Daha sonra 240.000 gösterge sayısı ile ikinci altı aylık dönemde geçerli memur maaş katsayısı çarpılarak avukatlık vekalet ücreti tekrar hesaplanmış, yılın ilk yarısında ödenen tutar düşüldükten sonra kalan fark, avukatlık vekâlet ücreti adıyla ödenmiştir.
Mevzuata göre avukatlık vekalet ücreti ödemeleri, şartları oluştuğunda yılın ilk yarısında ödenebileceği gibi ikinci yarısında da ödenebilecektir. Buna göre, somut uygulamada avukatlık vekalet ücreti yılın ilk yarısında ödenmiş olmakla birlikte, yılın ikinci yarısında maaş katsayısı artışından kaynaklı farkın ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçeyle, somut uygulamada hukuka aykırılık bulunmadığından, Daire Kararının KALDIRILMASI gerekir.
Üyeler ..., ... ve Üye ...’un karşı oy gerekçesi;
194 sayılı Ek İlamın 2’nci maddesiyle; 2019 yılı memur aylık katsayılarının hatalı uygulanması sonucu, Belediyede görev yapan avukatlara avukatlık vekâlet ücretinin fazla ödenmesi suretiyle oluşan kamu zararının sorumlularından tazminine hükmedilmiştir.
Daire Kararında özet olarak;
Avukatlık vekâlet ücreti dağıtımında, 2019 yılı Ocak ayında, yılın ilk altı aylık dönemi (01.01.2019-30.06.2019) için geçerli olan katsayı (0,130597) üzerinden 12 aylık avukatlık vekâlet ücreti hesaplanarak dağıtımın yapıldığı; ancak dağıtımı yapılan 12 aylık avukatlık vekâlet ücretinin daha sonra 2019 yılı Ağustos ayında, yılın ikinci altı aylık (01.07.2019-31.12.2019) döneminde geçerli olan katsayı (0,138459) ile güncellediği ve aradaki 12 aylık farkın tamamının avukatlık vekâlet ücreti olarak ödendiğinin anlaşıldığı,
Halbuki, yılın ilk ayında defaten ödenmiş on iki aylık tutarın, memur maaş katsayısında yapılan artış gerekçe gösterilerek ikinci altı ay için geçerli olan katsayı ile güncellenmesi ve tekraren üstelik on iki aylık fark şeklinde ödenmesinin mezkûr Kanun’un hem lafzına hem de ruhuna aykırılık teşkil ettiği, yılbaşında peşin ödenen 12 aylık avukatlık vekâlet ücretlerinin daha sonra ikinci altı aylık katsayısı ile güncellemesi ve aradaki farkın tamamının avukatlık vekâlet ücreti olarak ödenmesi suretiyle kamu kamu zararına sebebiyet verildiği,
ifade edilmiştir.
659 sayılı KHK ve ilgili Yönetmelik incelendiğinde, vekâlet ücretlerinin yılı içinde hangi dönemlerde ve hangi aylık katsayısı üzerinden ödeneceğine dair açık bir düzenleme olmadığı görülmektedir. Mevzuatta sadece “gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tavan tutar”dan bahsedilmektedir. Bu durumda, mevzuatta açıkça yer almadığı halde, yargı kararlarında yılın tümüne Ocak ayı katsayısı veya Temmuz ayı katsayısının uygulanması gerektiği ya da yılın ilk altı ayı içinde Ocak ayı katsayısı ile ödeme yapıldıktan sonra Temmuz ayı katsayısı ile güncelleme yapılamayacağının belirtilmesi yasal düzenlemenin lafzına da ruhuna da aykırı olacağı gibi Yasa Koyucunun yerine hüküm tesis etmek anlamına da gelecektir.
Esasında, yılın tamamına ister Ocak ayı katsayısı uygulansın isterse de Temmuz ayı katsayısı uygulansın, her iki uygulamanın da yasal düzenlemeye aykırı olduğunu iddia etmek mümkün değildir; zira, her iki uygulamada da “aykırılık hali” yasal düzenlemenin hem lafzı hem de ruhu açısından açık ve net değildir. Dolayısıyla, Ocak ayı katsayısına göre tavan üzerinden ödeme yapıldıktan sonra, Temmuz ayı katsayısına göre tavan güncellemesini yasaklayan bir yasa kuralı yoktur. Kaldı ki, Ocak ayı katsayısına göre ödeme yapıldıktan sonra, Temmuz ayı katsayısına göre tavan güncellemesi yapılamayacağının belirtilmesi, mevzuatın açıkça sınırlandırmadığı konuda yargı yoluyla kişi aleyhine sınırlama getirilmesi anlamına gelmektedir.
Yasal düzenleme, vekâlet ücretlerinin ödenmesinde, her iki katsayıdan hangisinin uygulanması gerektiği hususunda bağlayıcı bir yönlendirme yapmamaktadır. Bu bağlamda, mevzuatında iki katsayıdan hangisinin uygulanması gerektiği hususunda herhangi bir tanımlama yapılmadığından, somut olayın yargılamasının hakkaniyet ilkesine uygun olarak yapılması önem arz etmektedir.
Mevzuatta vekâlet ücretlerinin dağıtımında her iki katsayının nasıl uygulanması gerektiği hususunda açık hüküm olmaması nedeniyle, yargılamanın her iki tarafın yani idare ve personelin yararına olacak şekilde yapılması ve bu şekilde hüküm kurulması gerekmektedir. Dolayısıyla, yıl içinde iki katsayının geçerli olması durumunda, vekâlet ücreti tavanının hesabında iki katsayının da kullanılması yasal düzenlemenin amacına uyarlı olacaktır. Bu durumda, iki katsayının toplamının yarısı ile gösterge rakamının çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının on iki katı yıllık tavan tutar olarak belirlenebilecektir.
Yılın ilk altı ayı içinde Ocak ayı katsayısı ile hesaplanıp ödenen vekâlet ücretleri için Temmuz ayı katsayısına göre güncelleme yapılıp katsayı farkı olarak ödenen toplam tutarın yarısının (ikinci altı ayın farkının), kamu zararı olarak değerlendirilmemesi hakkaniyet ilkesine uygun olacaktır. Daire Kararında, Temmuz ayı katsayısına göre yapılan güncelleme neticesinde tüm yıl için ödenen farkın tamamına kamu zararı denilmiş olması ve bu şekilde ikinci altı ayın farkının kamu zararına dahil edilmesi mevcut yasal düzenlemeye uygun değildir.
Bu itibarla, İlam hükmünün yılın ikinci altı ayı için ödenen avukatlık vekalet ücreti farkının kamu zararından çıkarılmasını temin için esastan BOZULMASI ve dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesi uygun olacaktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57