Sayıştay 7. Dairesi 52368 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
52368
25 Ekim 2023
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2015
-
Daire: 7
-
Dosya No: 52368
-
Tutanak No: 56038
-
Tutanak Tarihi: 25.10.2023
-
Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
6183 sayılı Kanun uyarınca zamanaşımını kesen/durduran işlemlerden hiçbirinin yapılmadığı ve dolayısıyla, zamanaşımına uğramış Belediye alacaklarından kaynaklanan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi hk.
404 sayılı Ek İlamın 3’üncü maddesiyle; ... Belediyesi’nde para cezalarının tahakkuk ettirilerek ödeme tarihinin belirlendiği tarihten zamanaşımına uğradığı tarihe kadar geçen sürede, 6183 sayılı Kanun uyarınca zamanaşımını kesen/durduran işlemlerden hiçbirinin yapılmadığı ve dolayısıyla, zamanaşımına uğramış alacaklardan kaynaklanan ...TL tutarındaki kamu zararının;
2005 yılında zamanaşımına uğramış ... TL’sinin Gelir Müdürü ...,
2006 yılında zamanaşımına uğramış ... TL’sinin Gelir Müdürü ... ve ...’ a
2007 yılında zamanaşımına uğramış ... TL’sinin Gelir Müdürü ...’ a,
2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında zamanaşımına uğramış ... TL’sinin Hesap İşleri/Mali Hizmetler Müdürü ...’ e (Muhasebe Yetkilisi),
Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
Temyiz Kurulu’nun 17.03.2021 tarih ve 49219 sayılı Tutanağında yazılı gerekçelerle Ek İlam maddesinin tekrar bozulması sonrasında, Daire tarafından karar verilmiştir.
Duruşma talebinde bulunan ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
404 sayılı Ek İlamın 3’üncü maddesiyle; ... Belediyesi’nde para cezalarının tahakkuk ettirilerek ödeme tarihinin belirlendiği tarihten zamanaşımına uğradığı tarihe kadar geçen sürede, 6183 sayılı Kanun uyarınca zamanaşımını kesen/durduran işlemlerden hiçbirinin yapılmadığı ve dolayısıyla, zamanaşımına uğramış alacaklardan kaynaklanan ...TL tutarındaki kamu zararının;
2005 yılında zamanaşımına uğramış ... TL’sinin Gelir Müdürü ...’ e,
2006 yılında zamanaşımına uğramış ... TL’sinin Gelir Müdürü ... ve ...’ a
2007 yılında zamanaşımına uğramış ... TL’sinin Gelir Müdürü ...’ a,
2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında zamanaşımına uğramış ... TL’sinin Hesap İşleri/Mali Hizmetler Müdürü ...’ e (Muhasebe Yetkilisi),
Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, (Temyiz Kurulu’nun 17.03.2021 tarih ve 49219 sayılı Tutanağında yazılı gerekçelerle Ek İlam maddesinin tekrar bozulması sonrasında) Daire tarafından karar verilmiştir.
Esas yönünden değerlendirme
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 102’nci maddesinde;
“Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.” hükmüne,
Aynı Kanun’un 103’üncü maddesinde ise;
“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
-
Ödeme,
-
Haciz tatbiki,
-
Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,
-
Ödeme emri tebliği,
-
Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
-
Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,
-
İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
-
Amme alacağının teminata bağlanması,
-
Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
-
İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.
-
(Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükmüne yer verilerek,
Zamanaşımını kesen süreler tek tek belirtilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” kenar başlıklı 71’inci maddesinin 2’nci fıkrası (e) bendinde;
“İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması” hükmüne yer verilerek, kamu gelirlerinin mevzuatla belirlenmiş olan esaslara ve usullere uygun biçimde tahakkuk ve tahsil edilmesi zorunluluğu vurgulanmış olup,
Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu zararının oluştuğu tarih” kenar başlıklı 17’nci maddesinin (d) bendinde de;
“İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte” şeklindeki hükümle, kamu zararının oluşmuş kabul edileceği belirtilmektedir.
Belediyelerde her alacağın kayıtlı olduğu ve “zamanaşımı olmadığı” şeklindeki yaklaşımın, hukuki bir zemini yoktur. Başta 6183 sayılı Kanun, ikincil mevzuat ve diğer ilgili mevzuat hükümleri ile belirlenmiş olan tarh, tahakkuk ve tahsilata dair tarihler, yine mevzuat hükümlerinin cevaz verdiği istisnai durumlar haricinde, kesindir ve bu tarihler sonrasında hiç gerçekleşmeyen tutarlar veya eksik kalan (gerçekleşmeyen) tarh-tahakkuk-tahsilat tutarları, kamu zararıdır.
Yapılan incelemede, para cezalarının tahakkuk ettirilerek ödeme tarihinin belirlendiği tarihten zamanaşımına uğradığı tarihe kadar geçen sürede, 6183 sayılı Kanun uyarınca gerekli işlemlerden hiçbirinin yapılmadığı, dolayısıyla da para cezalarının zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır.
Temyiz başvurusunda bulunan Diğer Sorumlu (Gelir Müdürü) ...’ ın gönderdiği temyiz dilekçesinde bahsedilen “9 Kasım 2022’den önceki 2000 TL ve altı borçların silinmesini içeren hüküm bulunduğu” konusuyla ilgili olarak;
7420 sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” un Geçici 2’nci maddesinde yer alan;
“(1) 15/8/2022 tarihi itibarıyla 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 6/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun uyarınca icra takibi başlatılmış bulunan, borçlusu gerçek kişi olan ve her bir icra dosyası itibarıyla asıl alacak ve ferileri dâhil icra takibi başlatıldığı tarihteki takip talebinde yer alan takip tutarı 2.000 Türk lirasını aşmayan alacaklar ile bu tutarın üzerinde takip başlamış olmakla birlikte 15/8/2022 tarihi itibarıyla dosyada yapılmış tahsilatlar nedeniyle bakiye takip tutarı 2.000 Türk lirası ve altına düşen alacaklardan, alacaklıların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden altıncı ayın sonuna kadar alacak haklarından feragat ettiklerini belirtir dilekçeyle vazgeçerek icra takiplerini sonlandırmaları koşuluyla takip konusu alacak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesi kapsamında alacak kabul edilir.
(2) Bu madde kapsamında icra takibinden vazgeçilen alacaklar için 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 23’üncü maddesi uyarınca icra takibinden vazgeçme nedeniyle alınması gereken harç ile 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde düzenlenen harç alınmaz. Evvelce alınan harçlar iade edilmez. Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere takibinden vazgeçilen icra dosyaları ile ilgili olarak taraflar karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinde bulunamaz.
(3) 4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun ek 37 nci maddesine göre Hazine payı ödemekle yükümlü işletmecilerin, bu madde hükmünden yararlanarak alacaklarının takibinden vazgeçmeleri durumunda, takibinden vazgeçtikleri tutar içinde Hazine payı hesaplanmasını gerektirir alacak bulunması koşuluyla, 15/8/2022 tarihi itibarıyla ilgili icra dosyasındaki takip tutarının yüzde 18’i, feragat tarihini takip eden aydan başlamak üzere ödemeleri gereken Hazine paylarından mahsup edilmek suretiyle iade edilir.
(4) 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu çerçevesinde Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından yetkilendirilen, Hazine payı ödemekle yükümlü olmayan ancak 16/6/2005 tarihli ve 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu kapsamında evrensel hizmet katkı payı ödeme yükümlülüğü bulunan işletmecilerin bu madde hükmünden yararlanarak alacaklarının takibinden vazgeçmeleri durumunda, takibinden vazgeçtikleri tutar içinde evrensel hizmet katkı payı hesaplanmasını gerektirir alacak bulunması koşuluyla, 15/8/2022 tarihi itibarıyla ilgili icra dosyasındaki takip tutarının yüzde l’i, feragat tarihini takip eden ilk dönemden başlamak üzere ödemeleri gereken evrensel hizmet katkı paylarından mahsup edilmek suretiyle iade edilir.
(5) Bu madde hükmünden faydalanarak alacaklarından feragat edenler, feragat ettikleri alacaklar ile ilgili olarak, bu maddede öngörülen hükümler dışında ilgili idareden herhangi bir yasal yükümlülüğün iadesi, vekalet ücreti, yargılama gideri ve benzeri başkaca bir hak ve alacak talebinde bulunamaz.
(6) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.” şeklindeki hüküm, atıf yaptığı Kanunlar ve bu Kanunların kapsamları bakımından, Denetçi sorgusuna, akabinde Daire ilamına ve ek ilamına konu edilen; tahsil edilmemiş olan Belediye alacakları ile alakalı değildir.
Kaldı ki; 31.10.2018/45236 ve 17.03.2021/49219 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu ilamlarında konu, esas yönünden mevzuata uygun bulunmuş fakat, sorumluluk yönünden bozulmuştur.
Sorumluluk yönünden değerlendirme
Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararı’nın “Muhasebe Yetkilisi’ nin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 5’inci maddesi (d) bendinde;
“Muhasebe Yetkilisinin Gelir ve Alacakları Tahsil Görevi
5018 sayılı Kanunun 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; “gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.” şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek muhasebe biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,” karar verilmiştir.
Bu Karar’la temel belirlenmiş olan husus, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin öncelikle ve özellikle sorumlu olduğudur.
Ancak, bununla birlikte;
İlgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirme, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütme görevinin mali hizmetler biriminin olduğu,
Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanların da, (örneğin, muhasebe işlemlerinden birinci derecede sorumlu olarak çalışan muhasebe daire başkanı, gelir ve gider daire başkanı, hesap işleri daire başkanı, bütçe dairesi başkanı, mali hizmetler dairesi başkanı, strateji geliştirme daire başkanı, bütçe müdürü, mali hizmetler müdürü, strateji geliştirme müdürü, finans müdürü, hesap işleri müdürü, gider müdürü ya da gelir müdürü gibi unvanlarla görev yapanlar veya bunların yardımcılığı görevini yürütenler ile muhasebeci kadrosunda asıl olarak bulunanlar ve bu idarelerin muhasebe birimlerinde mali hizmetler uzmanı olarak görev yapanların da) ilgili mevzuatta öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu tutulması gerektiği, açık olan bir konudur.
Bu nedenle, Belediye gelirleri ile ilgili olarak eksik veya yanlış yapılmış kayıtlar, idari birimlerin birleşmesi/ayrılması, tahsil edilmemiş/edilememiş meblağlarla ilgili yasal takip süreçlerinin de başlatılmamış olması ve bu gerekçelere dayanılarak, tahsilatların mümkün olmadığının savunulması, gelirlerin tarhı-tahakkuku-tahsilatı ve bütün bunların kayıt altına alınması süreçlerinde görevli ve yetkili olan tüm şahısların/birimlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Dolayısıyla; sorumluların, para cezalarının tahakkuk ettirilerek ödeme tarihinin belirlendiği tarihten zamanaşımına uğradığı tarihe kadar geçen sürede, 6183 sayılı Kanun uyarınca gereken işlemlerden hiçbirinin yapılmaması, bu nedenle de para cezalarının zamanaşımına uğramış ve tahsil edilmemiş olan kısımları ile ilgili olarak, “sorumlu olmadıkları” şeklindeki itirazlarının reddi gereklidir.
Temyiz dilekçesi eklerinde gönderilen belgelerin incelenmesi
Temyiz başvurusunda bulunan gerçekleştirme görevlisi (Gelir Müdürü) ...’ in gönderdiği dilekçe ve ekinde yer alan Tablo 1’de yazılı “2005 yılında zamanaşımına uğradığı” belirtilen ve ayrıca Tablo 2’de yazılı “2006 yılında zamanaşımına uğradığı” belirtilen meblağların, tahsilat makbuzlarının ve açıklamaların incelenmesi sonucunda;
2005 yılına tekabül eden toplam ... TL tutarın;
… TL kısmının tahsil edildiği, … TL kısmına ilişkin (Belediyenin kayıt sisteminde) bilgi bulunmadığı ve toplam … TL tutar için ise (Tablo 1’de) hiçbir açıklamaya yer verilmediği,
2006 yılına tekabül eden toplam ... TL tutarın;
… TL kısmının tahsil edildiği, … TL kısmının da (“diğer sorumlu” sıfatıyla aynı konu için temyiz başvurusu yapan ... tarafından) tahsil edildiğine dair belge ibraz edilmiş olduğu, … TL kısmının borçlusuna tebliğ edildiği ve takibin başladığı, toplam … TL tutar için ise (Tablo 2’de) hiçbir açıklamaya yer verilmediği,
Temyiz başvurusunda bulunan Diğer Sorumlu (Gelir Müdürü) ...’ ın Temyiz dilekçesi ekinde yer alan “Tahsilatlar İcmali” başlıklı sayfadaki;
Tablo 2’de yazılı “2006 yılında zamanaşımına uğradığı” belirtilen ve ayrıca Tablo 3’de yazılı “2007 yılında zamanaşımına uğradığı” belirtilen meblağların, tahsilat makbuzlarının ve açıklamaların incelenmesi sonucunda;
2006 yılına tekabül eden toplam ... TL tutarın; (aynı konuda “gerçekleştirme görevlisi” sıfatıyla temyiz başvurusu yapan ... tarafından gönderilen ve aynı tahsilat belgelerine dayalı) … TL kısmının tahsil edildiği, kalan tutar ile ilgili olarak Temyiz dilekçesi metninde veya eki tahsilat icmalinde hiçbir açıklama yapılmadığı,
2007 yılına tekabül eden toplam ... TL tutarın ise; … TL kısmının tahsil edildiği, kalan tutar ile ilgili olarak Temyiz dilekçesi metninde veya eki tahsilat icmalinde hiçbir açıklama yapılmadığı,
Yine, temyiz başvurusunda bulunan (Muhasebe Yetkilisi) ...’ ün gönderdiği dilekçede yer verilen bilgi ve açıklamalardan (tahsil edildiği beyan ve makbuzları ibraz edilen meblağlardan), 404 sayılı Ek İlamda yer alan ve 2008 ile 2015 yılları arasında zamanaşımına uğrayan ceza tutarlarının bir kısmının (ki toplam … TL) aşağıdaki tablolarda gösterildiği üzere tahsil edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Bu itibarla;
404 sayılı Ek İlamın 3’üncü maddesiyle toplam ...TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin kararının TASDİKİNE,
Bununla birlikte; 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında zamanaşımına uğramış ancak, tahsil edilmiş olduğu anlaşılan toplam … TL tutarın tahsil işlemleri tarihlerinin 404 sayılı Ek İlam tarihinden önceki yıllarda gerçekleştiği görülmekle, bu tahsilatlara ilişkin belgelerin, Dairesince incelenerek yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (… Daire Başkanı … ve ... Daire Başkanı …’ ın azınlık görüşlerine karşı) oyçokluğu ile,
6085 sayılı Kanunun 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, karar verildiği 25.10.2023 tarih ve 56038 sayılı Tutanakta yazılı olmakla işbu İlam tanzim kılındı.
AZINLIK GÖRÜŞLERİ
… Daire Başkanı …
Ek İlam ile zamanaşımına uğrayan kamu alacakları hakkında tazmin kararı verilmiştir. Sorumluların temyiz dilekçeleri ve ekindeki belgelerden anlaşılacağı üzere, 2005-2015 yıllarına ilişkin olarak zamanaşımına uğrayan tutarların bir kısmı tahsil edilmiş, bir kısmı ise tahsil edilememiştir. Ek ilama konu edilen tutarlar çok önceki yılları ilgilendirmektedir. Süreçte yaşanan eksiklikler ve belediye yönetim ve kadrolarında yaşanan değişmeler, sorumlu tespitini imkânsız hale getirmektedir. Söz konusu belediye gelirlerinin bundan sonra mevzuata uygun şekilde takip edilmesi için gereken altyapının tesis edildiği görülmektedir. Açıklanan nedenlerle Ek İlamla verilen tazmin hükmünün kaldırılması uygun olur.
... Daire Başkanı …
Söz konusu tahsilat işlemleri dolayısıyla, Ek İlamın 3’üncü maddesi hükmünün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE, kararı verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:17