Sayıştay 7. Dairesi 48792 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

48792

Karar Tarihi

14 Haziran 2023

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2018

  • Daire: 7

  • Dosya No: 48792

  • Tutanak No: 55528

  • Tutanak Tarihi: 14.06.2023

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: İş akitleri emeklilik sebebiyle sonlanmayan işçilerin kıdem tazminatına esas sürelerin hesabına askerlik borçlanmasına ait sürelerin dahil edilerek kıdem tazminatı ödenmesi.

170 sayılı İlamın 6. maddesiyle; iş akitleri emeklilik sebebiyle sonlanmayan işçilerin kıdem tazminatına esas sürelerin hesabına askerlik borçlanmasına ait sürelerin dahil edilerek kıdem tazminatı ödenmesi nedeniyle ... TL’nin tazminine hükmedilmiştir.

TEMYİZ DİLEKÇESİ

İlamda sorumlu Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... ile Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan ... sunmuş oldukları ortak temyiz dilekçesinde özetle;

375 sayılı KHK nin 1. Maddesi d bendi “d) (Ek: 31/7/2003-4969/2 md.) (a) bendi kapsamına giren personel ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvelde yer alan personel ve kamu kurumlarında işçi olarak istihdam edilenlerden; emekliliğini isteyen veya emekliye sevk olunanlara, haklarında toptan ödeme hükümleri uygulananlara, emekli iken yeniden hizmete alındıktan sonra ceza en olmamak üzere görevlerine son verilenlere, kendi kusurları olmaksızın sözleşmesi feshedilen veya hizmet sürelerinin bitiminde ayrılan sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile terhis olan yedek subaylara, yedek astsubaylara ve bunlardan görevde iken ölenlerin kanuni mirasçılarına damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaksızın (12.105) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarında tazminat ödenir." hükmünü içerdiğini,

Söz konusu personelin de emekliliği hak ettiği göz önünde bulundurulursa 375 sayılı KHK ‘ nın 1. maddesi’ nin (d) bendinde belirtilen “ emekliye sevk edilenler ” ibaresinin bu kapsamda olduğunun görüleceğini, bu yasal dayanak çerçevesinde emekli olan işçilere yapıldığını,

Yasanın belediye bütçelerine cari harcamalar ile yatırım harcamalarının oranlarını belirttiğini,

Ücret ödemelerinin cari harcamalar kaleminde olup, bu harcamada ki her azalmanın yatırım harcamasındaki artması sonucunu doğurduğunu,

Diğer yandan uzun yıllar çalışmış emeklilik hakkını elde etmiş işçinin yıllar içinde yapılan toplu iş sözleşmeleri ile maaşlarındaki artış oranlarının, aynı yıl çalışmış memur kadrosunda çalışanların maaşlarının, iş sonradan giren işçilerle, 4734 sayılı Kamu ihale Yasası hükümleri kapsamında yapılan mal ve hizmet alımında çalıştırılan personel maaşları arasında yıllar içinde uçurum oluştuğunu,

Maaşlar arasındaki uçurumun aynı zamanda çalışma barışını zedelediğini, ülkedeki genç işsizlik oranının gözetildiğini, emekliliğini işçinin istemiş olup, ayrılması karşılığında kendisine bir defaya mahsus bir ödeme yapıldığını, kamu zararının sadece denetçi raporunda yer alan kriterler üzerinden değerlendirildiğini, emekliye sevk edilen işçinin sevk tarihindeki yaşı, emekli olması gereken zorunlu yaşı arasındaki yıllar ve sevk tarihi ile aldığı ücret ile işçinin brüt maliyeti üzerinden yapılacak bir hesaplamada belediyenin yapmış olduğu tasarrufun gözden uzak tutulduğunu, emeklilik hakkını doldurmuş ama yaşı doldurmasına beş yıl kalmış bir işçiye beş yıl ödenecek ücret ve eklerin bir hesaplama yapılmadığını, ödeme yapan işçinin somut durumu üzerinden bu yönde bir hesaplama yapılarak belediye bütçesinden çıkmayacak para ile bir karşılaştırma yapılmamış olduğunu,

Kararda yer alan azınlık oyunun savunmayı destekler nitelikte olup usul ve yasaya uygun olduğunu, belediyenin yaptığı işlemle kamu zararına neden olmadığı gibi kamu kaynağında yaptığı tasarrufla artış sağladığını,

İki aynı ödeme ilamın “3” ve “6” notu başlıklarında ayrı ayrı yargılama konusu yapılmış olduğunu, ilamın “3" no.lu başlığında kararın oy çokluğu ile “6" no.lu başlığında oy birliği ile verildiğini, bu durumun tek başına kararın temyiz incelemesinde yeniden incelenmesini istemek zorunluluğunu doğurduğunu ifade ederek, tazmin hükmünün kaldırılmasını arz ve talep etmektedirler.

BAŞSAVCILIK MÜTALAASI

Başsavcılık mütalaasında özetle;

“Dosya içeriğinin incelenmesi neticesinde;

Mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesine kamuda çalışan işçinin emeklilik sebebiyle iş sözleşmesi son bulduğunda kıdem tazminatına esas hizmet süresi hesaplanırken askerlik yapılan süre SGK'ya borçlanılması kaydıyla dikkate alınabilecektir. Borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması için işçinin Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması ve 1475 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesinin l'inci fıkrasının 5'inci bendinde belirtilen "506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle," hükmü gereği iş sözleşesinin sonlanması gerekmektedir.

Ancak işçilerin iş akitlerinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17'nci ve 18'inci maddelerine göre işveren tarafından feshedilmesine rağmen kıdem tazminatına esasa hizmet süreleri hesaplanmasında borçlanılan askerlik sürelerinin dikkate alındığı anlaşıldığından temyiz talebinin ret edilerek Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Arz olunur.” denilmektedir.

İlamda sorumlu Harcama Yetkilisi ... ve Gerçekleştirme Görevlisi ...’ın gönderdiği duruşma talepli ortak dilekçe doğrultusunda, ... Belediye Başkanı ... ve diğer dilekçileri temsilen duruşmaya katılmasına karar verilen Avukat ...’in sözlü açıklamaları dinlenmiştir.

Avukat ... temyiz dilekçesinde değinilen hususlara ilave olarak, askerlik borçlanmasına esas sürelerin dahil edilerek kıdem tazminatı ödemesi yapılan işçinin ... olduğunu ve askerlik borçlanmasının yapıldığını belirterek buna ilişkin tahsilat makbuzunu Kurulumuza sunmuştur.

Avukat ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

170 sayılı İlamın 6. maddesiyle; iş akitleri emeklilik sebebiyle sonlanmayan işçilerin kıdem tazminatına esas sürelerin hesabına askerlik borçlanmasına ait sürelerin dâhil edilerek kıdem tazminatı ödenmesi sonucu ... TL’nin tazminine hükmedilmiştir.

Bu defa, İlamda Harcama Yetkili olarak sorumlu tutulan ... ve Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş olup, tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.

İlam hükmünün konusu; iş akitleri işveren tarafından sonlandırılan işçilerin kıdem tazminatına esas hizmet sürelerinin hesaplanmasında, borçlanılan askerlik sürelerinin de dikkate alınarak kıdem tazminatı ödenmesi nedeniyle oluşan kamu zararının tazminine hükmedilmesi hususudur.

Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükte olan “Kıdem tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesinde; “Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

  1. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;

  2. (Ek: 25/8/1999 - 4447/45 md. ) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,

Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. “ hükmü yer almakta,

Aynı maddenin devamında da;

“…

T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.

...” denilmektedir.

İlam maddesinde konuyla ilgili Yargıtay kararlarına yer verilmiş olup; kamu kurum ve kuruluşlarında işe girmeden önce yapılmış olsa bile, emeklilik sebebiyle ayrılan işçi yönünden, borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiği yönünde kararların olduğu; dolayısıyla, mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesine kamuda çalışan işçinin emeklilik sebebiyle iş sözleşmesi son bulduğunda kıdem tazminatına esas hizmet süresi hesaplanırken askerlik yapılan sürenin SGK’ya borçlanılması kaydıyla dikkate alınabileceği; borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması için işçinin Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması ve 1475 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının beşinci bendinde belirtilen “506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, ” hükmü gereği iş sözleşmesinin işçi tarafından emeklilik sebebiyle feshedilerek sonlanması gerektiği belirtilmektedir.

Kurulumuza temyiz konusu diğer bir İlam maddesi olan 170 sayılı İlamın 3. maddesi ile aynı içerikte temyiz dilekçesi sunulmuş olup, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; iş akitleri sonlandırılan söz konusu işçilerin (işçinin) işbu İlamın temyize konu 3. maddesiyle de itirazda bulunulup, emeklilik hakkı bulunup yaş haddini doldurmayan ve sözleşmeleri belediyece feshedilip emekliliğe sevk edilen işçilerden olduğu ve iş akdinin emeklilik sebebiyle sonlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu işçiye, bir hak niteliğinde olan borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınıp ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, 170 sayılı İlamın 6. maddesiyle verilen ... TL’nin tazminine ilişkin olarak verilen hükmün BOZULARAK yukarıdaki hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (…. Daire Başkanı ... ve Üye ...’in aşağıda belirtilen usule ilişkin ilave gerekçesi ile …. Daire Başkanı ...; Üyeler ..., ..., ..., ..., ... ve ...’in aşağıda yazılı ayrışık görüşlerine karşı) oyçokluğuyla,

Karar verildiği 14.06.2023 tarih ve 55528 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Usule ilişkin ilave gerekçe:

Usule ilişkin …. Daire Başkanı ... ve Üye ...’in görüşü;

Aşağıda ifade edilen ayrışık görüş gerekçesine katılmakla beraber, hesap yargılama usulü bağlamında temyiz mercii olan Temyiz Kurulu çalışma usulüne ilişkin olarak;

Sayıştay yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un ‘Temyiz’ başlıklı 55. maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 Sayılı Kanun’da normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (7 azınlık oyuna karşı 9 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik veya bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık Görüşü

…. Daire Başkanı ...; Üyeler ..., ..., ..., ..., ... ve ...’in karşı oy gerekçesi;

İş akitleri sonlandırılan ve haklarında emeklilik hükümleri uygulanmayan işçilerin kıdem tazminatına esas hizmet süresi hesaplanırken askerlik borçlanması yapılan sürelerin de hesaplamaya katılarak kıdem tazminatı ödenecek sürelere dahil edilerek ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükte olan 14 üncü maddesinde;

“...

T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.

...” düzenlemesine yer verilmiştir.

Yargıtay 9’uncu Hukuk Dairesinin 2014/30587 Esas ve 2016/3747 sayılı Kararında;

“...

Yargıtay uygulaması, kamu kurum ve kuruluşlarından emeklilik sebebiyle ayrılan işçi yönünden borçlanılan askerlik süresinin de kıdem süresine ekleneceği şeklindedir, işçinin ölümü halinde de mirasçıların talep edebileceği kıdem tazminatı hesabında borçlanılan askerlik süresinin dikkate alınması gerekir.

...”

Yargıtay 22’nci Hukuk Dairesinin 2016/11854 Esas ve 2016/17580 sayılı Kararında;

“...

Yargıtay uygulaması, kamu kurum ve kuruluşlarından emeklilik sebebiyle ayrılan işçi yönünden borçlanılan askerlik süresinin de kıdem süresine ekleneceği şeklindedir. Buna göre, işe girmeden önce yapılmış olsa bile, borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerekirken aksi değerlendirme yapılması hatalı olmuştur.

...” denilmektedir.

Mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesine kamuda çalışan işçinin emeklilik sebebiyle iş sözleşmesi son bulduğunda kıdem tazminatına esas hizmet süresi hesaplanırken askerlik yapılan süre SGK’ya borçlanılması kaydıyla dikkate alınabilecektir. Borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması için işçinin Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması ve 1475 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin l’inci fıkrasının 5’inci bendinde belirtilen “506 Sayılı Kanunun 60 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, ” hükmü gereği iş sözleşesinin sonlanması gerekmektedir. Ancak işçilerin iş akitlerinin 4857 sayılı îş Kanunu’nun 17’nci ve 18’inci maddelerine göre işveren tarafından feshedilmesine rağmen kıdem tazminatına esasa hizmet süreleri hesaplanmasında borçlanılan askerlik sürelerinin dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Yine 2004/14170 Esas ve 2004/24436 sayılı Yargıtay Kararında;

“... Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi davalı işverence 1475 sayılı İş Kanunu’nun 13. maddesine göre borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınabilmesi için sözleşmenin işçi tarafından emeklilik nedeniyle feshedilmiş olması gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda borçlanılan askerlik süresi için de kıdem tazminatı hesaplanmış olup, bu husus sözü edilen yasal düzenlemeye aykırıdır. Fark kıdem tazminatı askerlik süresi dikkate alınmadan hesaplanmalı ve davacının işlemiş faiz alacağı da buna göre yeniden belirlenerek hüküm altına alınmalıdır.

...” denilmektedir.

Yukarıdaki Yargıtay Kararında ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükteki 14’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasında belirtilen “Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.” hükmüne istinaden borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatına esas hizmet süresinden sayılabilmesi için işçinin iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle feshetmesi gerekmektedir. Bu nedenle iş akitleri emeklilik sebebiyle sonlanmayan işçilerin kıdem tazminatına esas sürelerin hesabına askerlik borçlanmasına ait sürelerin de dâhil edilerek kıdem tazminatı ödenmesi sonucu kamu zararına sebebiyet verildiğinden Daire kararının TASDİKİNE karar verilmesi uygun olur.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:17

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim