Sayıştay 7. Dairesi 48446 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

48446

Karar Tarihi

30 Mart 2022

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2018

  • Daire: 7

  • Dosya No: 48446

  • Tutanak No: 51494

  • Tutanak Tarihi: 30.03.2022

  • Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

KARAR

Konu: Belediye tarafından çeşitli dernekler ve vakıflara mevzuata aykırı olarak ayni yardım yapılması.

152 sayılı İlamın 2. Maddesi ile, ... Belediyesi tarafından çeşitli dernekler ve vakıflara mevzuata aykırı olarak ayni yardım yapılması neticesinde ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Harcama yetkilileri ..., ..., ..., gerçekleştirme görevlileri ..., ..., ..., ... ile diğer sorumlular ... ve ... aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle;

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Hemşeri Hukuku” başlıklı 13 uncu maddesinin 2 inci fıkrasında; “Belediye, hemşeriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemler alınır.” düzenlemesine yer verildiğini, bir diğer anlatımla, kanun koyucu belediyenin görev alanı içerisinde sahip olduğu yetkileri kullanmak suretiyle gerçekleştireceği hizmet üretimi sürecine kamu ve özel hukuk gerçek ve tüzel kişilerin katılımını öngördüğünü, hizmetin partnerleri olarak adlandırılabilecek bu katılımcıların varlığına duyulan ihtiyacın, özellikle sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla ortaya çıktığını,

Yine 5393 sayılı Yasanın 75 inci maddesinin (c) bendinde de “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projelerinin mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir. ” denilmek suretiyle 13 üncü maddedeki partnerliğin yerine getirilmesi ile ilgili usulü sürecin tanımlandığını,

Kamu yararına çalışan dernek statüsünde olmayan derneklerle ilişkiler çerçevesinde bütçeden yapılan harcamaların da esasen 5393 sayılı Yasanın 13 üncü maddesinde işaret edilen kamusal yararın elde edilebilmesine yönelik ve aynı Yasanın 75 inci maddesinin (c) bendinde işaret edilmiş olan ortak hizmet projelerinin gereği olarak yapıldığını,

Sayıştay sorgusuna ve ilama konu olan tespitte, belediye bütçesinden yapılmış olan harcamaların dernek ve vakıflara yapılan ayni yardımlar olarak değerlendirildiğini, oysa ayni yardım olarak değerlendirilen ve bütçeden harcama yapılmasını gerektiren hususların, ortak hizmet projelerinde, belediyenin üstlendiği yükümlülüklerin bir bölümünü oluşturduğunu,

5393 sayılı Yasanın 13 üncü maddesinin düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucunun, hizmet üretim sürecinde katılımcılığı belediyenin inisiyatifine bırakmadığını, sivil toplum kuruluşlarının bu sürece katılması için gerekli önlemleri almak hususunda da belediyeleri görevli kıldığını, o halde, bu katılımcılık sürecine bir takım fiziki “eksiklikleri” nedeniyle katılma olanağı bulunamayan partnerlerin bu eksikliklerinin giderilmesi gereğinin de 13 üncü madde düzenlemesinin bir gereği olduğunu,

... Belediyesi tarafından üstlenilmiş olan ve ayni/nakdi yükümlülüklerin yerine getirilmesi niteliğindeki harcamaların da belediyecilik alanındaki katılımcı anlayışın ve hemşeri hukukunun gerektirdiği bir takım hizmetlerin doğal partner konumundaki sivil toplum kuruluşları ile birlikte yerine getirilmesinin bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Belediyenin kurumsal amaç ve planları arasında da bu ortaklıklara yer verildiğini,

Dikkate alınması gereken diğer bir hususun da yapılan tespitlerin esasen mali ve hukukilik denetimini yerine “yerindelik denetimi” alanına girdiğini, bilindiği üzere, 5393 sayılı Yasanın 55 inci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkralarında;

"İç ve dış denetim 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre yapılır.”

“Ayrıca, belediyenin mali işlemler dışında kalan diğer idari işlemleri, hukuka uygunluk ve idarenin bütünlüğü açısından İçişleri Bakanlığı tarafından da denetlenir. (...)” denildiğini, Sayıştay tarafından yapılan mali denetimin niteliğine, 5018 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde de işaret edildiğini ve bu düzenlemeye göre “dış denetim”; “Sayıştay tarafından yapılacak harcama sonrası dış denetimin amacı, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin; kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır.”

Bu düzenleme, kamu idaresinin harcamalarının kanuna, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygun olup olmadığı yönündeki denetimin mali denetim niteliğinde olması nedeniyle Sayıştay denetiminin alanına gireceği; buna karşın kanunun, kurumun amaç, hedef ve planlarının icrası niteliğindeki, idarenin takdir hakkı içerisinde mütalaa edilebilecek faaliyetlerinin ise yerindelik denetimi olarak Sayıştay denetiminin alanına dahil olmadığını, özellikle "ortak hizmet projesi”nden ne anlaşılması gerektiği konusunda mevzuatta açıklayıcı bir düzenlemenin bulunmaması karşısında idarenin takdir yetkisini sınırlayacak veya ortadan kaldıracak nitelikte bir yargısal karara yol açmaktan kaçınılması gerektiğini, Anayasada; “Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.” hükmünün yer aldığını,

Bu itibarla, ilamda yer alan “kamu zararı” iddiasının hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, katılımcılığı esas alan, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde sivil toplum kuruluşları ile ortaklıklar yapılmasını teşvik eden 5393 sayılı Yasanın emredici hükümlerine de aykırı olduğunu, yapılan işlemler sonucunda kamu zararı doğmadığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

..., ..., ... ve ... yukarıda belirttikleri hususlara ilave olarak dilekçelerinde;

İlamda azınlık gerekçesi yer alan Daire Başkanı ...ile Savcı görüşüne katıldıklarını,

“Kamu Zararı Tablosunda” işaret edilmiş olan dernek ve vakıfların bir bölümünün kamu yararına çalışan dernek veya vergi muafiyeti sağlanmış vakıf statüsünde olduğunu, örneğin ... Derneği’nin ...- ...gün/sayı; ... Derneği’nin ... kayıt numarası ile kamu yararına çalışan dernek olarak tescilinin yapıldığını; ... Kültür Vakfı’nın ... gün ve ... sayılı Bakanlar Kumlu kararı ile vergi muafiyeti sağlanmış vakıf statüsünde olduğunu, bu dernek ve vakıfların, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 13 üncü maddesindeki amacın gerçekleştirilmesinde belediyenin doğrudan partneri niteliğinde olduğunu ve bunlarla yapılan “ortak hizmet projeleri”nin yasa koyucunun öngördüğü ve himaye ettiği hizmetler olduğunu, hal böyle iken tazmin kararının hatalı olduğunu,

5393 sayılı Yasanın 13 üncü maddesi hizmet üretim sürecinde katılımcılığı belediyenin insiyatifine bırakmadığını, sivil toplum kuruluşlarının bu sürece katılması için gerekli önlemleri almak hususunda da belediyeleri görevli kıldığını, o halde, bu katılımcılık sürecine bir takım fiziki “eksiklikleri” nedeniyle katılma olanağı bulunamayan partnerlerin bu eksikliklerinin giderilmesi gereğinin de 13 üncü madde düzenlemesinin bir gereği olduğunu, bu yaklaşımın en somut örneğinin ... Vakfı ile yapılmış olan ortak hizmet projesinde görüldüğünü,

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Belediyenin “görev ve sorumluluklarını düzenleyen 14 üncü maddesinde; kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmanın zorunlu bir görev olarak tanımlandığını, ... Vakfı ise kuruluş tarihi olan … yılından bu yana kadının toplumsal yaşam içerisinde; evde-işyerinde-sokakta karşılaştığı şiddet nedeniyle ihtiyaç duyduğu barınma, avukat, doktor, iş gibi zorunlu taleplere karşı dayanışma ağlarını oluşturduğunu, kadın sorunları ve dayanışması alanında ülkemizin en önemli sivil toplum kuruluşu olduğunu,

Belediye ile ... Vakfı arasında ... gün ve ... sayılı Belediye Meclisi kararına istinaden ... Belediyesi ile ... Vakfı arasında “(...) fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik şiddete maruz kalan kadınların barınma, psiko- sosyal, hukuksal ve ekonomik sorunlarının çözümlenmesine destek amacı ile (...) hizmetlerin Vakıf ile birlikte yürütülmesi (...)” hususunda “ortak hizmet projesi” imzalandığını,

... Belediyesi’nin bu ortak hizmet projesinde, şiddete maruz kalan kadınların temel sorunlarının çözümü hususunda ... Vakfı’nın uzmanlığı ve deneyimine ihtiyaç duyduğunu, ... Belediyesi tarafından yönlendirilecek kadınlara ilişkin 6 (altı) kişilik kontenjan; sığınakta kalacak olan kadınların, beraberlerindeki çocukların ve sığınağın genel giderlerine katılım payı olarak aylık ... TL katkı payı ödemeyi taahhüt ettiğini, Belediyenin üstlenmiş olduğu bu yükümlülüklerin, projenin yürütülmesinin gereklerinden olup, ilamda yer aldığı şekilde karşılıksız bir yardım niteliğinde olmadığını, ortak proje yapıldığını,

Benzer bir durumun, ... Demeği ile Belediye ilişkisi bakımından da geçerli olduğunu, ... Derneği’nin kamu yararına çalışan derneklerden olduğunu, bu dernekle de Belediye arasında yapılmış bir “ortak hizmet projesi” bulunduğunu, bu proje çerçevesinde Dernek, ...da oluşturulacak engelli veri tabanı için her türlü istatistiki bilgileri paylaşmak; görme engelli bireylerin rehabilitasyonu için projeler geliştirmek; hayatlarını kolaylaştıracak medikal destekler sağlamak; bilgi, beceri, hobi ve meslek edinme kursları açmak; panel, seminer, konferanslar yoluyla ...in sorunlarına dikkat çekmek, toplumsal destek sağlamak gibi Belediyenin görev ve sorumluluk alanına giren hizmetlerin proje kapsamında Dernek ile birlikte yerine getirilmesinin benimsendiğini, şüphesiz ki kuruluş amacı görme ...in sorunlarına eğilmek olan ve bu alandaki üstün çalışmaları nedeniyle “kamu yararına çalışan dernek” statüsüne alınmış olan ... Derneği’nin, hizmet alanında uzman kuruluş olarak, protokolde yerine getirilmesi öngörülen hizmetlerin de omurgasında yer aldığını, buna karşılık Belediyenin üstlendiği yükümlülüğün, hizmetin yerine getirilmesinde ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması olduğunu,

Hizmet karşılığında Belediyenin üstlendiği yükümlülüklere bir örneğin de ... ... Cemevi için malzeme alımı olduğunu, Cemevlerinin bir kısım vatandaşımızın ibadethanesi ve aynı zamanda da kültürel ihtiyaçlarını karşılayan sosyal kurumlar olduğunu, bu nitelikleri itibariyle Cemevleri eliyle gerçekleştirilen etkinliklerin “hizmet” olduğunu, kaldı ki, 5393 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin 1 fıkra, (b) bendinde; “(...) mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir; (...)” düzenlemesine yer verilmek suretiyle birer ibadethane oldukları tartışmasız olan Cemevlerine yönelik olarak meclis kararına ve protokol yapmaya dahi ihtiyaç duyulmaksızın destek verilmesi, ihtiyaçlarının karşılanmasına olanak sağlandığını,

Tazmin kararında belirtilen diğer dernek ve vakıflarla ilgili olarak da ilgili dernek ve/veya vakfın faaliyet alanı, bu faaliyetlerin ... İlçesindeki yerleşimlerin demografik ve kültürel yapısı bakımından öneminin gerektirdiği ortak projelerin söz konusu olduğunu, bu projelerin ... Belediye Meclisi’nin ... gün ve ... sayılı kararına bağlı olarak geliştirildiğini, proje partnerleri arasında, ... İşitme ve Konuşma ...i Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Gönüllüleri ve Dayanışma Derneği, ... ... Derneği, ... ... Eğitim Derneği, ... Dayanışma ve Eğitim Derneği gibi, amaçları ...in yaşamını engelsiz hale getirmek olan pek çok sivil toplum kuruluşunun bulunduğunu, bu proje ortaklarıyla yürütülen çalışmaların tümünün, kamu yararına ve Belediyenin asli görev ve sorumlulukları arasında yer aldığını ifade etmişleridir.

... ilave olarak, Sayıştay 1. Dairesinin 05.03.2019 tarih ve 10747 sayılı kararında;

5393 sayılı Belediye Kanununun 75.maddesine eklenen,”5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29. Maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10’uncu maddesi, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz hükmü ile İl Özel İdareleri ve belediyelerin derneklere yardım yapılmasına izin veren açık hükmünün ortadan kaldırıldığı,

Bu düzenleme ile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29’uncu maddesi il özel idareleri ve Belediyeler için bir anlamda “Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunamaz veya menfaat sağlanamaz şeklinde ifade edildiği,

Bu düzenlemeye göre şayet kanuni bir dayanağı varsa belediyelerce gerçek veya tüzel kişilere kamu kaynağı kullandırılabileceği, yardımda bulunabileceğinin belirtildiğini,

Bu karara, göre Belediyenin yukarıda da izah edildiği üzere 5393 sayılı Belediye Kanununun ilgili maddelerine göre kamu yararına çalışan dernekler ve diğer sivil toplum kuruluşları ile ortak hizmet projeleri yapabileceğini, kaldı ki 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10’uncu maddesinde derneklerin kamu kuruluşlarından yardım alabileceğine dair bir düzenleme zaten yer almadığını, maddenin ikinci fıkrasında derneklerin kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebileceği, bu projelerde kamu kurum ve kuruluşlarının proje maliyetinin en fazla % 50’si oranında ayni ve nakdi katkı sağlayabileceğinin belirtildiğini, kanun koyucunun 10’uncu maddenin il özel idareleri ve belediyeler için uygulanmayacağına dair düzenlemeyle, derneklere yapılacak kaynak aktarımını kısıtlamadığını, aksine yapılacak ortak projelerdeki % 50’lik sınırlamayı kaldırdığını, zira bu maddede kamu kurumlarının derneklere yapacağı yardım değil, ortak projeye sağlayacağı katkıyı düzenlediğini,

Anayasamızın 2’nci maddesindeki sosyal devletin gereği olarak bireylerin maddi ve manevi varlığının geliştirilmesi, devletin kadını korumasını, kadına şiddetin önlenmesi, ...in korunması ve geliştirilmesi, hükümlülerin topluma kazandırılmasının önem arz ettiğini, bu tür proje ve katkıların tamamen kamu yararı gözetilerek yapıldığını, kamu yararına çalışan dernek ve vakıflarda hiç bir sorun bulunmadığını, bunun dışındaki dernek ve vakıflarla işbirliği ve ortak proje çalışmalarına da yasal düzenleme ile izin verildiğini, sosyal devletin gereği, kamu yararı düşüncesi ve vatandaşın maddi ve manevi bütünlüğünün geliştirilmesi, kadın ve çocukların korunmasının, Anayasal açıdan güvence altına alındığı gibi bu konuda yasal düzenlemelerin de yer aldığını, kadına şiddetin önlenmesi kanunu, çocukların korunması kanunu ve çocuk haklan sözleşmesi, ...in korunmasına dair yasal düzenlemeler bu tür yardımların yapılmasına yasal imkan sağlarken, Belediye Kanununun da buna izin verdiğini, toplumsal sosyal sorumluluk projeleri kapsamında, toplumu ilgilendiren çeşitli sivil toplum örgütlerinin, dernek ve vakıfların sorunlarına belediyelerin kayıtsız ve duyarsız kalmasının beklenemeyeceğini, seçimle gelen ve halkın oyuyla yönetme yetkisine sahip tüm kamu kurum ve kuruluşlarının halktan toplanan vergileri yine halkın ve kamunun yararına kullanmalarında bir sakınca bulunmadığını, önemli olanın görev ve sorumlulukları çerçevesinde yasal düzenlemelerle toplanan vergilerin, yine halkın ve kamunun yararına kullanılması olduğunu, bu nedenle kamu görevlilerinin mağdur edilmemesi ve en önemlisi halkın ve kamunun menfaatine yapılan katkı ve proje işlerine engel olunmaması gerektiğini, engelliye, çocuğa, şiddet gören kadına, yaşlıya, ihtiyaç sahibine, hükümlüye yapılan yardım ve desteğin toplumda suç olarak karşılanmaması gerektiğini, aksine daha fazla destek olunması gerektiğini, bahse konu Sayıştay İlamındaki değerlendirmelerin, bu sistemi tersine döndürmeye dönük, itibar edilmemesi gereken, gerçekleri saptırmaya yönelik taraflı bir rapor olduğunu,

Konu sorumluluk açısından değerlendirildiğinde, bütçeye konulan, meclis kararı alınmış, Belediye Başkanının yazılı olarak talimatlandırdığı ve onay verdiği bir projenin ve bunun sonucunda tahakkuk eden bir ödemeyi ast durumunda olan müdür veya memurların yapmama lüksünün bulunmadığını, ancak konusu suç olduğu açıkça anlaşılan bir yazılı emrin yerine getirilmemesi gerektiğini, aksi durumda astların iş akitlerinin sona erdirilmesi veya disiplin kuruluna şevkinin gerektiğini, bunun dışında bir memur olarak hiyerarşik yapı içinde bahse konu bütçedeki kaynağı amacı doğrultusunda tarafsız, eşit ve hukuka uygun şekilde yerine getirmekten sorumlu olduğunu, işi yerine getirmezse işte o zaman sorumlu olacağını ve bir disiplin soruşturmasını gerektirdiğini, işçi ise iş akdinin feshini gerektirir bir durumla karşı karşıya kalacağını, bu nedenle Müdür olarak görevinin, bütçe doğrultusunda meclisin aldığı ve Belediye Başkanının yazılı talimat verdiği görevi yerine getirmek zorunda olduğunu, aksi durumda şahsının kişisel sorumluluğunun olacağını, bir memurun konusu açıkça suç teşkil etmeyen yazılı bir emri sorgulama yetkisi olamayacağını,

Bu itibarla, Sayıştay 7. Dairesince “yerindelik denetimi” yapılarak “kamu zararı” iddiasının hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu ve kaldırılması gerektiğini iddia etmiştir.

... yukarıda belirttiği hususlara ilave olarak dilekçesinde;

5018 sayılı Kanuna göre bir sorumluluğunun bulunmadığını, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32. Maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”

“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33. Maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. (Ek üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir. Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar. ”

“Üst yöneticiler” başlıklı 11. Maddesinde de; “Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. (Mülga ikinci cümle: 3/10/2016-KHK-676/69 md.)

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler. ” denildiğini,

Konuya ilişkin 5018 sayılı Yasada yer alan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere yasanın harcamaya ilişkin sorumluları; harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve üst yönetici (belediye başkanı) olarak belirttiğini, kanunda olmayan bir sorumluluk alanının ihdas edilmesinin mümkün olmadığını, tüm bu yasal nedenlerle kamu zararına sebebiyet vermediğini belirterek hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

“Adı geçen dilekçesinde; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 13'üncü maddesi, aynı Kanunun 75'inci maddesi ve Demekler Yönetmeliği'nin 91'inci maddesinin de belirtilen ortak projeler ile ilgili hükümler belediyenin üstlendiği yükümlülüklerin bir bölümünü oluşturduğu, ayrıca İlamın yerindelik hükmü ifade ettiği, bunun yanında kendisinin Belediye Başkan vekili olması nedeniyle 5018 sayılı Kanunun harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri ve belediye başkanını sorumlu tuttuğu kendisinin unvan itibariyle bu sorumluluğa dahil olamayacağını ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Dosya içeriğinin incelenmesi neticesinde; 5393 sayılı Belediye Kanunun "Hemşehri Hukuku" başlıklı 13'üncü maddesi ile aynı kanunun 60'ıncı maddesinin (m) işaretli bendinde; "Yurt içi ve yurt dışı kamu ve özel kesim ile sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılan ortak hizmetler ve proje giderleri" (n) işaretli bendinde ise; "Sosyo-kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinlikler için yapılan giderler." belediye giderleri arasında sayılmıştır. Ayrıca, mezkur Kanunun 75 inci maddesinde belediyelerin görev alanlarına ilişkin konularda sivil toplum kuruluşlarıyla ortak proje yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu çerçevede; Ortak hizmet projesinin usul ve esasları hakkında mevzuatta açık bir düzenleme bulunmamakla beraber tam olarak ortaya konulmamış prosedürün eksik veya hatalı olarak uygulanmış olması gerekçesiyle, sosyo-kültürel etkinlikler ve ... için gider yapma yetkisi de bulunan belediyenin dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller çerçevesinde yaptığı para aktarımının karşılığı yapılan işin ortak hizmet projesi olduğunu kabul etmek gerektiği düşünülmektedir.

Diğer bir ifade ile Kanunen verilmiş bir yetki çerçevesinde gerçekleştirilen hizmetlerin usul eksikliği veya hatası nedeniyle yok sayılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.

Bu nedenle, ilamın "Kamu Zararı Tablosu'nda, kamu yararına çalışan derneklerle, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarla gerçekleştirilen projeler ile her ne kadar vergi muafiyeti tanınan vakıflardan olmayan ... Vakfı ile yapılan ortak hizmet projesi kapsamında" Kadın Sığınma Evin'nin yapılması işi de belediyenin zorunlu görevleri arasında olması hasebiyle, söz konusu giderlerin bütçeden karşılanmasında kanuni bir engel bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Ayrıca 5393 sayılı Kanunun 9'uncu maddesinin son paragrafında; "Belediye mahallenin ve muhtarlığın ihtiyaçlarının karşılanması ve sorumluluklarının çözümü için bütçe imkanları ölçüsünde gerekli ayni yardım ve desteği sağlar..." hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm çerçevesinde Kamu Zararı Tablosu'nun son sütununda yer alan bir kısım dernek ve muhtarlıklar için alınan mobilya malzemesinden muhtarlıklar payına düşen kısmı için tazmin hükmünün kaldırılması gerektiği düşünüldüğünden yukarıda arz edilen hususlar çerçevesinde kamu zararı tutarının yeniden belirlenmesi amacıyla tazmin Kararının bozularak Dairesine tevdi edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” Denilmiştir.

48610 sayılı dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu ... ADINA Avukat ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra 48615 sayılı dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu ...’a 15.03.2022 tarihinde, 48446 sayılı dosyayla ...’e 22.03.2022 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadıklarından, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

... Belediyesi tarafından çeşitli dernekler ve vakıflara mevzuata aykırı olarak ayni yardım yapılması neticesinde ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumluluk yönünden inceleme

Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunu’nun 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 ncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.

Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'ın 10 uncu maddesinde; ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,

Usul ve Esasların 12 nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 5018 sayılı Kanun uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler.

Sorumlular her ne kadar; bütçeye konulan, meclis kararı alınmış, Belediye Başkanının yazılı olarak talimatlandırdığı ve onay verdiği bir projenin ve bunun sonucunda tahakkuk eden bir ödemeyi ast durumunda olan müdür veya memurların yapmamasının mümkün olmadığını, ancak konusu suç olduğu açıkça anlaşılan bir yazılı emrin yerine getirilmemesi gerektiğini bu sebeple sorumlu tutulmamaları gerektiğini iddia etmişlerse de; sözü edilen meclis kararıyla, 5393 sayılı Yasanın 75. Maddesinin c bendine sadık kalmak kaydı ile kararda sayılan dernek ve kuruluşlarla sınırlı olmak üzere Belediye Başkanı ...’ye protokol imzalama yetkisi verilmiştir. Belediye Başkanına mevzuatına uygun olarak yardım yapılabilmesi için protokol imzalama konusunda yetki verilmiştir. Bu yetkinin yapılacak yardımlara ilişkin yürürlükteki mevzuat hükümlerinin yok sayılarak kullanılabileceğinin kabulü mümkün değildir. Mevzuatta yeri olmayan bir ödemeyi veya ödeme şeklini Meclis Kararı ile mevzuata uygun hale getirmek mümkün değildir. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.

Bu itibarla, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin derneklere ve vakıflara mevzuata uygun olarak yapılmayan yardım sebebiyle sorumluluğu bulunmaktadır.

Esas yönünden inceleme

10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçelerden yardım yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.” hükmüne,

04.11.2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun “Yardım ve işbirliği” başlıklı 10’uncu maddesinde;

“Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan maddî yardım alabilir ve adı geçen kurumlara maddî yardımda bulunabilirler.

5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında aynî veya nakdî katkı sağlayabilirler. (Ek cümle: 18/2/2009-5838/7 md.) 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi çerçevesinde ...in ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işlerini kurmaları, ...in iş bulmasını sağlayacak destek teknolojilerine ilişkin projeler ile benzeri projelerde bu oran aranmaz.” hükmüne yer verilmiş,

03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde ise;

“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;

a) Mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu kuruluşlar ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir ve bu amaçla gerekli kaynak aktarımında bulunabilir. Bu takdirde iş, işin yapımını üstlenen kuruluşun tâbi olduğu mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.

c) (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.

(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.” denilmiştir.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, 5018 sayılı Kanunun genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapmasına imkân veren 29’uncu madde hükmü ile Dernekler Kanunu’nun derneklerin kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütmesine imkân veren 10’uncu madde hükmünün Belediyeler açısından uygulanması, 6360 sayılı Kanunun yayımlandığı 06.12.2012 tarihi itibarı ile ortadan kaldırılmıştır.

Diğer yandan yine aynı maddede; Belediyelerin 5393 sayılı Kanunun 14’üncü maddesinde sayılan görev ve sorumluluklarını, ortak hizmet projesi çerçevesinde dernek ve vakıflarla birlikte yerine getirilebileceği belirtilmektedir. Ancak burada bahsedilen ortak hizmet projesinin gerçekleştirilebilmesi için projenin belediyenin görev ve sorumluluk alanlarına giriyor olması, belediye meclisinin bu hususta karar alması, ortak bir hizmet projesi için anlaşma yapılması ve mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınmış olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.

Sorumlular temyiz dilekçelerinde; ... Derneği ile ... Derneği’nin kamu yararına çalışan dernek olarak tescilinin yapıldığını, ... Kültür Vakfı’nın vergi muafiyeti sağlanmış vakıf statüsünde olduğunu ve ortak hizmet projelerinde belediyenin üstlendiği yükümlülüklerin bir bölümünü paylaştıklarını, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Belediyenin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 14’üncü maddesinde kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmanın zorunlu bir görev olduğunu ve ... Vakfı ile yapılan ortak hizmet projesi ile bu görevin yerine getirildiğini, ayrıca ... Belediyesi tarafından yönlendirilecek kadınlara ilişkin 6 (altı) kişilik kontenjan sağlandığını, sığınakta kalacak olan kadınlar ile beraberlerindeki çocukların ve sığınağın genel giderlerine katılım payı olarak da belediye tarafından aylık ... TL katkı payı ödeneceğini, aynı şekilde ... Derneği’nin kamu yararına çalışan derneklerden olduğu ve ortak hizmet projesi ile Belediyenin görev ve sorumluluk alanına giren hizmetlerin yerine getirildiği, Belediyenin üstlendiği yükümlülüklerin ise hizmetin yerine getirilmesinde ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olduğunu ifade etmişlerdir.

Belediyeler, kamu yararına çalışan dernekler ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceklerdir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için ise mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekmektedir. Belediye ile Dernekler arasında yapılacak ortak projenin nasıl yapılacağı Dernekler Yönetmeliğinde açıklanmıştır.

Dernekler Yönetmeliği’nin “Kamu kurum ve kuruluşları ile yürütülen ortak projeler” başlıklı 91 inci maddesinde;

“Derneklerin, görev alanlarına ilişkin konularda kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapabilmesi, ortak bir projenin yürütülmesi şeklinde olur. Ancak, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklıdır. Projelerin, toplumun ihtiyaç ve sorunlarına yönelik çözümler üretecek ve toplumsal gelişmeye katkı sağlayacak nitelikte olması şarttır. Yapılacak protokol çerçevesinde, projenin yürütülmesinden sorumlu olan, kamu kurum ve kuruluşu ile derneğin eşit sayıda temsilcilerinden oluşan ve tercihen koordinatörlüğünü dernek temsilcilerinden birinin yaptığı bir proje yönetim grubu oluşturulur. Protokolde, proje yönetim grubunda proje saymanı olarak dernek saymanının yer alması zorunludur. Gerekli görülen hallerde protokol, proje ve diğer belgelerin bir örneğinin dernekler birimine verilmesi istenir.

Kamu kurum ve kuruluşları ile dernekler yürütecekleri ortak projelerde kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı hallerde, ortaklık anlaşması çerçevesinde, proje maliyetine sağlayacakları nakdi katkıları ortak bir hesapta bloke ederler. Kamu kurum ve kuruluşları projelere en fazla ayni veya nakdi yüzde elli katkıda bulunabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları proje süresini geçmemek şartıyla, ortak projeye arsa tahsisinde bulunabilir. Proje çerçevesinde yapılacak harcamaların bir bankada açılacak ortak bir hesaptan yapılması, harcamaların belgelendirilmesi ve bu belgelerin asıl suretlerinin dernekler ile ilgili kamu kurum ve kuruluşunda saklanması zorunludur.

Bu şekilde yürütülen projelerin gerçekleşme durumu ve bu projeler için yapılan harcamalar ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından denetlenebileceği gibi, mülki idare amirleri tarafından da denetlenebilir." hükmü yer almaktadır.

Yukarıdaki mevzuat hükümleri uyarınca, Belediyenin ilama konu dernek ve vakıflara yaptığı yardımlar incelendiğinde; birçoğunun meclis kararı ile kira yardımı şeklinde yapıldığı, ortak hizmet projesi kapsamında protokol düzenlenmediği, bir kısmı için meclis kararı dahi alınmadığı, kamuya yararlı olanlar dışındakiler için ise mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınmadığı görülmüştür. Sorumlular tarafından itiraz konusu yapılan kamuya yararlı dernek statüsünde olan ... Derneği’ne yapılan yardımın meclis kararı uyarınca kira yardımı ve yapım, onarım şeklinde yapıldığı, ortak hizmet projesi kapsamında protokol düzenlenmediği görülmüştür. Yine kamuya yararlı dernekler arasında yer alan ... Derneği’ne kış bahçesi yapılması ve mobilya malzeme alımı şeklinde yardım yapılmış olup, meclis kararı olmadan ve protokol düzenlenmeden yapılmıştır. ... Vakfı’na yapılan yardım için meclis kararı alındığı ve ortak hizmet projesi kapsamında protokol düzenlendiği ancak mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, Belediye tarafından 5393 sayılı Belediye Kanununun 75’inci madde hükmüne aykırı olarak bazı dernek ve vakıflara ayni yardım yapılması ile kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Diğer taraftan, kamu zararı tablosunda yer alan 5871 nolu ödeme emri ile “Başkanlığımız Bağlı Birimleri ile Başkanlığımız Dahilinde bulunan Dernekler ve Muhtarlıklarda Kullanılmak Üzere 26 kalem Mobilya Alımı” işinde, yüklenici ... ... Tic. Ltd. Şti’ye ... TL ödenmesine rağmen, ... TL ‘si kamu zararı hesabına dahil edilmiştir. Mali Hizmetler Müdürlüğü ve ... Mahalle Muhtarlığı için alınan malzemeler kamu zararı hesabına dahil edilmemiştir. Ancak yapılan incelemede, bu alım kapsamında, ... Mahalle Muhtarlığı, ... Aşevi, ... Kentsel Dönüşüm Birimi, ... İlkokulu ve Belediye bünyesindeki diğer birimler için alınan malzemelerin de kamu zararı hesabına dahil edildiği görülmüştür. Belediye Kanunu’nun 9. Maddesi uyarınca, Belediye, mahallenin ve muhtarlığın ihtiyaçlarının karşılanması ve sorunlarının çözümü için bütçe imkânları ölçüsünde gerekli ayni yardım ve desteği sağlar hükmü uyarınca muhtarlıklara alınan malzemeler ile anılan Kanunun 14. Maddesi uyarınca, Belediye, Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir, hükmü uyarınca okul için alınan malzemeler ile Belediye birimlerinde kullanılacak malzemelerin kamu zararı hesabından çıkarılması gerekmektedir. Dolayısıyla, 5871 nolu ödeme emri için, sadece ... Derneği, ... Derneği ve ... Derneği’ne verilmek üzere alınan malzemeler için ödenen ... TL kamu zararı niteliğindedir. Bu sebeple ... TL’nin (... -...) toplam kamu zararı hesabından çıkarılması gerekmektedir.

Bu itibarla, 152 sayılı İlamın 2. Maddesi ile tazminine hükmolunan ... TL’den mevzuata uygun olduğu anlaşılan ... TL’nin düşülerek, geriye kalan ... TL’nin ilamda isimleri yazılı sorumluların uhdelerinde bırakılmak üzere DÜZELTİLEREK TASDİKİNE, (Üye ...’un aşağıda yazılı karşı oy gerekçesine karşı) oyçokluğu ile,

6085 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 30.03.2022 tarih ve 51494 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

Üye ...’un karşı oy gerekçesi

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75. Maddesinin c bendinde;

c) (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir. denilmektedir.

... Belediye Meclisi’nin muhtelif meclis kararlarıyla ilama konu vakıf ve derneklere yardım yapılabilmesi için, Belediye Başkanı ...’ye protokol imzalama yetkisi verilmiştir. Bu kapsamda bazı vakıf ve derneklerle karşılıklı yardım ve işbirliği protokolleri düzenlenmiştir. Gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki amirinin izninin alınması gerektiği halde alınmadığı görülmüştür. Sadece bir prosedürden ibaret olan söz konusu iznin alınması, işbirliği protokolleri çerçevesinde yapılan yardımların mevzuata aykırı olarak yapıldığı anlamına gelmemektedir. Söz konusu yardımlar, Belediye Kanunu’nun 14. ve 15. maddeleri kapsamında yapıldığından, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim