Sayıştay 7. Dairesi 483 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
483
11 Kasım 2021
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 7
-
Karar Tarihi: 11.11.2021
-
Karar No: 483
-
İlam No: 160
-
Madde No: 5
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2019
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
AVUKATLIK VEKALET ÜCRETİ
a) İdare lehine sonuçlanan davaların avukatlık vekâlet ücretlerinden bütçeye gelir kaydedilmesi gereken %5'lik kısmın da dağıtıma tabi tutulması,
b) Avukatlık vekâlet ücreti ödemelerinden gelir ve damga vergisinin kesilmemesi
suretiyle kamu zararına neden olunması iddiası ile ilgili olarak yapılan incelemede;
a) 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82’nci maddesinde; belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin dağıtımında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâleti Hakkında Kanun hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir.
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümleri ile atıflar” başlıklı 18’inci maddesinde; “2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.” denilmiştir.
Diğer yandan, 659 sayılı KHK’nin “Davalardaki Temsilin Niteliği ve Vekalet Ücretine Hükmedilmesi ve Dağıtımı” başlıklı 14'üncü maddesinde;
“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55'i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40 'ı (...)(1) eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (,..)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.
(3) Hizmet satın alınan avukatlara yapılacak ödemeler bu madde kapsamı dışındadır.” hükmü yer almaktadır.
659 sayılı KHK'ye istinaden çıkartılan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in “Ödenecek Vekalet Ücretinin Limiti ve Dağıtım Şekli” başlıklı 6'ncı maddesi de;
“ (1) Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, aşağıdaki şekilde dağıtılır:
a) Dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55'i, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40'ı eşit olarak ödenir.
b) Davanın takibi ve sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte hizmeti geçenlere (a) bendine göre ayrılan hisseler bu kişilerin hizmet ve karara tesir derecesine göre hukuk birim amiri tarafından paylaştırılır.
c) Dağıtımı yapılmayan %5'lik kısım muhasebe birimince Hazineye gelir kaydedilir.” hükümlerini içermektedir.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemelerden görüleceği üzere; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82’nci maddesinde, avukatlık vekâlet ücretinin dağıtımı konusunda 1389 sayılı Kanun’a atıf yapılmıştır. 659 sayılı KHK’nin “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümleri ile atıflar” başlıklı 18'inci maddesi gereğince de, mevzuatında 1389 sayılı Kanun’a yapılan atıflar 659 sayılı KHK’ye yapılmış sayılmaktadır. Dolayısıyla, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda ifade edilen avukatlık vekâlet ücreti dağıtımı 659 sayılı KHK ve ilgili Yönetmelik hükümlerine göre yapılacaktır. Dolayısıyla, Belediyeye ait davaların idare lehine sonuçlanması neticesinde emanet hesabında toplanan vekâlet ücretlerinin %55'i dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata; %45'i vekâlet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara eşit olarak ödenmesi, kalan %5'lik kısmın ise İdarenin bütçesine gelir olarak kaydedilmesi gerekmektedir.
Rapor maddesinde; İdarenin avukatlık vekâlet ücretlerinin dağıtımında yukarıda belirtilen usule uyulmadığı, bütçeye gelir kaydedilmesi gereken %5’lik kısım da dağıtıma tabi tutulduğu, dolayısıyla dağıtıma tabi tutulan %5’lik kısım kadar kamu zararı oluştuğu iddia edilmiştir.
Oysa her ne kadar yukarı alınan Yönetmelik hükmünde dağıtımı yapılmayan %5’lik avukat vekalet ücretinin Hazineye gelir kaydedileceği belirtilmişs ise de; 659 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesine göre; (a) bendi uyarınca yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan (4. Dönem Toplu Sözleşme uyarınca 10.000 gösterge rakamı 20.000 olarak uygulanır.) hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek; bu dağıtım sonunda da arta kalan tutar olması halinde bu tutar üçüncü bütçe yılı sonunda belediyenin bütçesine gelir kaydedilecektir. Normlar hiyerarşisine göre Yönetmelik hükmü KHK hükmüne aykırı olamayacağından 659 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesine aykırı bir işlemin yapıldığı ortaya konulmadığı sürece kamu zararının varlığından söz edilmesi mümkün değildir.
Bu tibarla; 2019 yılı içerisinde emanet hesabında biriken toplam 138.260,86 TL vekâlet ücretinin %5'lik kısmının da dağıtıma tabi tutulması suretiyle ödenen ve ayrıntısı aşağıdaki hesap tablosunda gösterilen toplam … TL için ilişilecek husus bulunmadığına,
oy çokluğuyla
Azınlık Görüşleri:
(Üye …’ın azınlık görüşü: Avukat vekalet ücetlerinin %5’lik kısmının Hazine’ye gelir kaydedilmesi için 659 sayılı KHK’nın 14’ümcü maddesine göre üç hesap yılı geçmiş olması gerekmektedir. Dağıtımı yapılan %5’lik tutarın hesaba alınış tarihi itibariyle üç yılı dolmadığı anlaşıldığından, yapılacak işlem olmadığı şeklinde karar verilmesi gerekir.)
b) Avukatlık vekâlet ücreti ödemelerinden gelir ve damga vergisinin kesilmediği tespit edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun “Mevzuu” başlıklı 1' inci maddesinde;
“Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.” denilmektedir.
Aynı Kanun'un “Ücretin tarifi” başlıklı 61' inci maddesinde ise;
“Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanun'un “Esas Tarife” başlıklı 103'üncü maddesinde, gelir vergisine tabi gelirlerin,
• 18.000 TL'ye kadar % 15
• 40.000 TL'nin 18.000 TL'si için 2.700 TL, fazlası % 20
• 98.000 TL'nin 40.000 TL'si için 7.100 TL (ücret gelirlerinde
148.000 TL'nin 40.000 TL'si için 7.100 TL), fazlası % 27
• 500.000 TL'nin 98.000 TL'si için 22.760 TL (ücret gelirlerinde 500.000 TL'nin 148.000 TL'si için 36.260 TL), fazlası % 35
• 500.000 TL'den fazlasının 500.000 TL'si için 163.460 TL (ücret gelirlerinde 500.000 TL'den fazlasının 500.000 TL'si için 159.460 TL), fazlası % 40
oranında vergilendirileceği belirtilmiştir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre; bir ücret kazancı sahibinin bir yıl içerisinde elde ettiği ücret gelirleri toplanacak ve yukarıda belirtilen vergi dilimleri çerçevesinde gelir vergisi kesintisi yapılacaktır. Dolayısıyla, avukatlık vekâlet ücreti ödemelerinden gelir vergisi alınması gerekmektedir.
Diğer taraftan; maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar (avans olarak ödenenler dahil) için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak carî hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kâğıtlar 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli IV sayılı listenin (b) bendinde sayıldığından, vekâlet ücreti ödemelerinden bu Kanun çerçevesinde damga vergisi kesintisi yapılmalıdır.
Ancak, İdarenin avukatlık vekâlet ücreti ödemelerinden gelir ve damga vergisi kesintileri yapılmamıştır.
Savunmalarda Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesinde “Ücret, işverene tabi bir iş yerine bağlı olarak çalışmakta olan çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.” hükmünün yer aldığı; 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164' üncü maddesinin son fıkrasında vekalet ücreti için, “Dava sonunda, Kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek (...)” ifadelerine yer verildiği; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu arasında düzenleme bakımından fark olduğu; mahkemeler tarafından karara bağlanan vekalet ücretinin istihdam eden kamu idaresi tarafından değil, avukatın işvereni olmayan davanın karşı tarafınca ödendiği; vekalet ücretini ödeyenin avukatın işvereni olmadığı; işveren olarak idarenin sorumluluğunun ise ücretinin “emanet hesabı”nda toplanması, yasaya uygun dağıtımının sağlanmasına yönelik olduğu; işverenin bu hesap üzerinde başka bir tasarruf yetkisinin bulunmadığı; Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinde gelir vergisine tabi olan ödemelerin tek tek bentler halinde sayıldığı; yorum yoluyla veya herhangi bir yüksek mahkeme kararıyla kanunda zikredilen bent sayısı çoğaltılamayacağı; aynı Kanun’un 61’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında “nelerin ücret sayılacağı”nın 7 (yedi) madde halinde sayılmış olduğu; ancak bunlardan hiçbirinin mahkemelerce karara bağlanmış olan vekalet ücreti ödemeleri ile ilgisinin olmadığı; mahkemeler tarafından davanın karşı tarafının aleyhine hükmedilen vekalet ücreti bakımından belediyenin işveren sayılmayacağı ve vekalet ücretinin ödenmesinde tevkifat yapmaya yetkili ve sorumlu olmadığı; Kanun’un açıkça düzenlemediği bir hususta kamu idaresinin “yetkisiz” sayılmasının idare hukukunun temel ilkelerinden olması nedeniyle Belediyenin uygulamasının mevzuata aykırı olduğunun ileri sürülemeyeceği ve bu sebeple kamu zararından da bahsedilemeyeceği ifade edilmiştir.
Ancak: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun “Mevzuu” başlıklı 1'inci maddesinde, “Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.” denilmektedir.
Aynı Kanun’un “Ücretin tarifi” başlıklı 61'inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükümler uyarınca; kazanılan davalar neticesinde mahkeme kararı ile hükmedilen vekalet ücretlerinin gelir tanımı içerisinde yer aldığının izahına lüzum bulunmamaktadır.
Vekalet ücretinin 193 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde vergilendirilme usulü ise söz konusu kazancın serbest meslek kazancı veya ücret olarak değerlendirilmesine göre farklılık göstermektedir. 193 sayılı Kanun’a göre serbest meslek kazancı ile ücret arasındaki temel fark mesleki faaliyetin bir işverene tabi olarak yürütülmesi konusudur. Buna göre kendi nam ve hesabına avukatlık hizmetlerini yürüten kişinin elde ettiği gelir serbest meslek kazancı, bir işverene bağlı olarak avukatlık görevini yürüten kişinin geliri ise ücret olarak vergilendirilmelidir. Avukatın kamu kurum ve kuruluşları veya özel sektörde, işverene tabi ve onun emir ve talimatları dahilinde hizmet yapması ve karşılığında aylık belli bir ücret alması ve hizmetin hizmet akdine dayanması halinde, kendilerine işveren tarafından yapılan ödemeler ücret niteliğinde olmaktadır. Dolayısıyla bu ödemelerin ücret olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.
Davacı avukatının, ücretli olarak davacının yanında çalışıyor olması ve yargılama neticesinde hükmolunan vekalet ücretinin davayı kazanan müvekkile ödenmesi durumunda, bu ödemeler serbest meslek erbabına yapılan ödeme olmadığından bu kapsamda tevkifata tabi tutulmayacaktır. Müvekkil bu ödemeyi ticari faaliyetlerden elde edilen kazanç olarak kayıtlarına alacaktır. Vekalet ücretinin işveren tarafından ücretlisi durumunda bulunan avukatına intikal ettirilmesi halinde, ödemenin ilgili olduğu ayın ücret matrahına dahil edilmesi ve ücret ile ilgili hükümler çerçevesinde tevkifata tabi tutulması gerekmektedir.
Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun “Avukat ücretlerinin dağıtımı” başlıklı 82'inci maddesinde; Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49’uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı belirtilmiş ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun’u 659 sayılı KHK uyarınca yürürlükten kaldırılmış, diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanun’a yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır ifadesine yer verilmiştir. Dolayısıyla gerek 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu idareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname gerekse de buna dayanılarak çıkarılan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kapsam itibari ile belediyelere uygulanır haldedir. Bu nedenle, kamu kurum ve kuruluşlarında gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na istinaden gerekse 5393 sayılı Belediyeler Kanunu' nun 49'uncu maddesine istinaden istihdam edilen avukatlara verilecek vekalet ücretleri için, işveren olarak belediyenin 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nu uygulaması mümkün değildir.
Diğer taraftan; maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar (avans olarak ödenenler dahil) için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak carî hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kâğıtlar 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli IV sayılı listenin (b) bendinde sayıldığından, vekalet ücreti ödemelerinden bu Kanun çerçevesinde damga vergisi kesintisi yapılmalıdır.
Sonuç olarak, ... Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğünde çalışan avukatlara yapılan vekalet ücreti ödemelerinden gelir ve damga vergisi kesintilerinin yapılmaması sonucunda … TL kamu zararına sebebiyet verildiği aşikârdır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde;
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
…
Esas alınır.” denilmektedir. Bu bağlamda, avukatlara yapılan vekâlet ücreti ödemelerinden gelir ve damga vergisi kesilmemesi suretiyle oluşan fazla ödemeler “İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması” kapsamında kamu zararına neden olmuştur.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Sorumlular ve sorumluluk halleri” başlıklı 7’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun sorumlular ve sorumluluk halleri uygulamasında; 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk halleri esas alınır.”
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;
“… Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur”
Anılan Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükümleri yer almaktadır.
“Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde;
“Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.”
“Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesinde ise;
“Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir…
Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur…” hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla, sorgu konusu kamu zararından vekâlet ücretinin dağıtımı sürecinde görevli olan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin; ayrıca, İdarenin gelir vergisi ve damga vergisi açısından vergi sorumlusu olması nedeniyle de muhasebe yetkililerinin sorumlulukları bulunmaktadır.
Bu itibarla; avukatlık vekâlet ücreti ödemelerinden gelir ve damga vergisi kesintilerinin yapılmaması suretiyle oluşan ve ayrıntısı aşağıdaki hesap tablosunda gösterilen … TL kamu zararının;
. Harcama Yetkilisi , Gerçekleştirme Görevlisi), Muhasebe Yetkilisi ve Diğer Sorumluya
müştereken ve mütelsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla,
Azınlık Görüşleri:
(Üye … ve ..’in azınlık görüşü: Genel Bütçe vergi gelirleri arasında yer alan gelir ve damga vergisinin ödenmemesi veya noksan ödenmiş olmasının, belediye açısından kamu zararı niteliği bulunmamaktadır. Ayrıca, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan, başka bir deyişle vergi sorumlusu olan belediyenin, yükümlülüklerini yerine getirmemesinin müeyyideleri ilgili vergi mevzuatında hükme bağlanmış olup, bahse konu vergilerin ödenmemesi veya noksan ödenmesi durumunda vergi, ceza ve fer'ilerine ilişkin uygulama merci belediye değil, ilgili vergi dairesidir. Bu nedenle; konunun Gelir İdaresi Başkanlığına yazılmasına karar verilmesi gerekir.)
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:45