Sayıştay 7. Dairesi 44842 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

44842

Karar Tarihi

10 Temmuz 2024

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2016

  • Daire: 7

  • Dosya No: 44842

  • Tutanak No: 57031

  • Tutanak Tarihi: 10.07.2024

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Memur personele ikramiye ödenmesi

158 sayılı Ek İlamın 1’nci maddesiyle; ... Su ve Atıksu İdaresi (...) Genel Müdürlüğünce memur personele mevzuatta olmadığı halde yılda iki defa ikramiye ödenmesi nedeniyle oluşan toplam ... TL kamu zararından kişiye (...’ya) mahkeme kararı ile ödenen ... TL’si için ilişilecek husus bulunmadığına, geriye kalan ... TL kamu zararının ise ... tarih ve ... sayılı Kararı alan Yönetim Kurulu Üyelerinden ve (ilgili birim) Harcama Yetkilileri ile Gerçekleştirme Görevlilerinden tazminine karar verilmiştir.

Söz konusu tazmin hükmü 29.06.2022 tarih ve 52259 Tutanak (36268 İlam) sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile [Aynı konuya 44910 sayılı dosya ile başvuru yapan sorumlu ... için aynı tarih ve 52260 Tutanak (36269 İlam) sayılı Karar ile] tasdik edilmiştir.

Bu karara karşı karar düzeltme talebinde bulunan Ek İlamda Yönetim Kurulu Üyesi, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi sıfatları ile sorumlu tutulanlardan; … (1. Hukuk Müşaviri), … (Genel Müd. Yard.), … (İns. Kayn. Daire Başk.), … (Teftiş Kur. Başk. V.), … (Etüd ve Plan Daire Başk.), … (Elk. Mak. ve Malz. İkm. Daire Başk.), … (Su Şebeke ve Arıtma Tesisleri Daire Başk. V.), … (Str. Gel. Daire Başk.), …, … (İşletmeler Dairesi Başk. V.), … (Kanalizasyon Daire Başk.), … (Atıksu Arıtma Daire Başk. V.), … (Yatırım İnş. Daire Başk.), …. (Daire Başk.), … (İhale İşl. Şube Müd. V.), … (Avukat), … (Mak. Bak. On. Şube Müd. V.), … (Laboratuvar Şube Müd. V.), … (Bilgi İşl. Daire Başk. V.), … (Destek Hizm. Daire Başk. V.), … (Mühendis), … (Su Şebeke Şube Müd. Sor.), … (İnş. Müh.), … (Atıksu Arıtma Şube Müd. Sor.), … (CBS Şube Müd. Sor.), … (Abone İşl. Şube Müd. V.), … (Mühendis), … (Kor. Güv. Şube Müd. Sor.), … (İşletmeler Şube Müd. V.), … (Tekniker), … (Memur), … (İşçi), … (İşçi), …, …, …, …, …, …, …, … olmak üzere toplam 41 kişi tarafından gönderilen ortak karar düzeltme dilekçesinde özetle;

KARAR DÜZELTME SEBEPLERİ:

Sayıştay 7. Dairesi’nin ilamı ile ... Genel Müdürlüğü’nde çalışan memurlara ödenen iki maaş tutarında ikramiye ödenmesi suretiyle sebep olunan kamu zararının müştereken ve müteselsilen işleyecek faizleriyle birlikte tahsiline karar verildiği, Temyiz Kurulunca temyiz talebinin değerlendirilmesi neticesi Temyiz Kurulu İlamı ile talebin reddedildiği ve KARAR DÜZETLME KANUN YOLUNA başvurma zorunluluğunun doğduğu, TEMYİZ KURULU İLAMININ DOĞRU, YERİNDE VE HUKUKİ BİR KARAR OLMADIĞI, BU KARARIN KARAR DÜZELTME TALEBİNİN KABULÜ İLE KALDIRILMASINA KARAR VERİLMESİNİ TALEP ETTİĞİ,

ŞÖYLE Kİ;

KONUNUN HUKUKEN DEĞERLENDİRİLMESİ:

  1. Bilindiği üzere Genel Müdürlüğün bünyesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapmakta olan personele önceden 2560 sayılı İSKİ Kanununun 6'nı maddesinin (d) bendi gereğince ikramiye ödemesi yapıldığı,

Ancak söz konusu hüküm 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 12'nci maddesinin 2'nci fıkrasının (ğ) bendi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte 10.10.2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 27.12.2012 tarih ve E:2011/139. K:2012/205 sayılı kararıyla 11.10.2011 günlü ve 666 sayılı KHK’nın Ek 12’nci maddesinin 2'nci fıkrasının (ğ) numaralı bendinin, "mali haklara ilişkin hükmün, mevcut veya yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen hakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla Anayasanın 91’nci maddesine aykırı olduğu" gerekçesi ile iptali yönünde karar verildiği,

Bu itibarla, ikramiye ödemesine dayanak olan 2560 sayılı İSKİ Kanunu’nun 6/d maddesinin kaldırılmasına dair 666 KHK'nın yetki kapsamı dışında düzenlemeler yapıldığı gerekçesi ile Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonra sorgu konusu edilen ikramiyenin ödenmesindeki yasal engelin de ortadan kalktığı, 2560 sayılı yasada yapılan ikramiye ödemesine ilişkin düzenleme ile kanun koyucunun su ve kanalizasyon idarelerini diğer kamu kurum ve kuruluşlarından ayırarak ayrı bir düzenleme yapmış olduğu, sonrasında yetki kapsamı dışına çıkılarak KHK ile konuyla ilgili aleyhe düzenleme yapıldığı, Anayasa Mahkemesince yetki kapsamı dışında düzenlemeler yapıldığı gerekçesiyle ise de kurumun diğer kamu kurum ve kuruluşlarından farklı mevzuatlara tabi olması, farklı işleyişinin bulunması, hem tacir hem bir kamu kurumu statüsünde bulunması nedenleriyle birlikte 2560 sayılı yasada yasa koyucu tarafından çalışanlar arasında dengeyi sağlamak ve tacir sıfatının da bir sonucu olarak ikramiye ödenmesine ilişkin düzenlemelerin yapıldığının anlaşıldığı, kaldı ki ikramiye ödenmeyeceğine ilişkin bir yasal düzenlemenin de olmadığı,

  1. Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 16/02/2016 tarihli ve 41465 tutanak sayılı ... ... Genel Müdürlüğü ile ilgili “karar düzeltme” kararında, ikramiye ödemelerinin hukuka uygun olduğuna karar verildiği, konunun bu doğrultuda değerlendirilmesi gerektiği,

Bu kararda da özellikle; “2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. maddesine göre bu kanun diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanmaktadır. Kanunun 1. maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi tutulmuştur. Kanunun 6. maddesi d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.

2560 sayılı Kanun 20.11.1981 tarihli olup; 14.07.1965 tarihli Devlet Memurları Kanunundan sonra düzenlenmiş olup yeni bir kanundur. 2560 sayılı Kanunda, “maaş” kavramı; aylığı da içeren daha geniş bir anlamı ifade etmek üzere kullanılmıştır. Kanunun 7. maddesinde; Üyeler, Devlet memurlarına ilişkin mevzuatta yer alan istisnalar dışında, özel ya da kamu sektöründe başka bir görev alamazlar. Genel, katma ve özel bütçeli idarelerin; kamu iktisadi teşebbüslerinin kadrolarından yönetim kuruluna getirilenler asıl görevlerinden maaşsız izinli sayılırlar. Bu kimselerin memuriyetleri ile buna ait her türlü hak ve yükümlülükleri saklıdır. İzinli oldukları müddet, terfi ve emekliliklerinde fiili hizmet olarak hesaba katılacağı gibi bunlardan izinli oldukları sırada terfi hakkını kazananlar, başkaca hiçbir işleme gerek kalmaksızın terfi ettirilebilir.”

Yine geçici 3. maddesinde; “İstanbul Sular İdaresi ve Belediye Mecralar Müdürlüğünde çalışanlar yeni bir atama işlemine gerek kalmadan maaş, ücret, emeklilik, sigortalılık gibi tüm özlük haklan ile birlikte İSKİ’ye devrolunur.” hükümleri yer almıştır.

Bu hükümlerden görüyoruz ki; 2560 sayılı Kanun “maaş” kavramını bilerek ve 657 sayılı Kanun’da tanımlanan “aylık” kavramından farklı ve daha geniş anlamda kullanmıştır.” denmek suretiyle;

Buna göre ikramiye ödemelerinin, ... Genel Kurul kararına uygun olarak ve bütçede belirlenen limit dâhilinde yapıldığı anlaşıldığından sorumlu iddialarının kabulü ile 01.07.2014 tarih ve 39302 sayılı Temyiz Kurulu Kararının düzeltilerek, 1029 sayılı ilamın 1’inci maddesiyle toplam ... TL’ye ilişkin tazmin hükmünün KALDIRILMASINA, karar verildiği, bu kararın Kurumu için de emsal teşkil edeceğinin aşikâr olduğu, bu hususun Kurulda değerlendirilmesini talep ettiği,

  1. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde “Bu Kanun, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumlan ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali yönetim ve kontrolünü kapsar.” hükmünün yer aldığı ve bu hükümde mahalli idarelerin kanun kapsamında olduğunun açık olarak gösterildiği, ancak Kanun ekinde bulunan cetvellerde kanun kapsamındaki kuruluşlar sayılırken, 2560 sayılı Kanuna tabi su ve kanalizasyon idarelerinin gösterilmediği, bu duruma göre kanun koyucunun 5018 sayılı Kanun ile de 2560 sayılı Kanuna tabi su ve kanalizasyon idarelerinin mahalli idare olmadığı yönündeki iradesini ortaya koymuş bulunduğu, Danıştay 5. Dairesi’nin 16.05.1990 tarihli ve 1989/2625 E., 1990/1037 K. sayılı; 16.05.1990 tarihli ve 1989/2621 E., 1990/1033 K. sayılı kararlarında, tüzel kişilik kavramının, bağlılık ifadesi ile bir arada bulunamayacağı, tüzel kişiliğin bu kadar daraltılamayacağı belirtilerek, bu maddede bulunan bağlı ifadesinin ilgili anlamına gelebileceği, aksi bir kanaatin, tüzel kişilik müessesesinin ruhuna uygun düşmeyeceğinin belirtildiği,

Yine 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan 01.12.2011 tarihli ve 2011/1 E. 5333/1 K. sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararı’nda, 2560 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yer alan “Büyükşehir Belediyesine Bağlı” ibaresinin geniş olarak tartışıldığı ve kamu tüzel kişiliği bulunan ...’ın müstakil Genel Müdürlük statüsünde bulunduğu, müstakil Genel Müdürlük personeline uygulanan her türlü hak ve ödemelerin, ... Genel Müdürlüğü personeline de uygulanması gerektiği hüküm altına alınmak sureti ile ...’ın mahalli idare olan belediyenin bir birimi olmadığının benimsendiği,

Bu sebeplerle, mezkûr Danıştay ve Sayıştay Kararları gereğince de Genel Müdürlüğün mahalli idare olmadığının görüldüğü,

2560 sayılı Kanun uyarınca kurulan ... Genel Müdürlüğünün özel bir kanunla kurulduğu, müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu, (2560 sayılı Kanun, m. 1), bir Genel Müdürlüğün herhangi bir kamu idaresinin bağlı kuruluşu olmasıyla, Genel Müdürlüğün müstakil olup olmadığı arasında bağlantı kuran ve bağlı kuruluşun müstakil sayılamayacağını ifade eden bir hükme rastlanılmadığı, buna karşılık pek çok bağlı kuruluşu müstakil Genel Müdürlük olarak kabul eden ve bu müstakil hüviyetlerine bağlı hükümler getiren çok sayıda düzenlemenin mevcut olduğu, bütçesi müstakil olan ve belediyeden ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunan bu kuruluşu müstakil bir Genel Müdürlük olarak kabul etmemenin mümkün olmadığı, davalarda da kurumun müstakil olarak temsil edildiği (01.12.2011 tarih ve 2011/1 esas ve 5333/1 karar numaralı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı birleştirme kararı), dolayısıyla ... Genel Müdürlüğü’nün “kapsama dâhil kuruluşlar” içerisinde bulunduğu anlaşıldığından konunun bu doğrultuda değerlendirilmesini talep ettiği,

  1. 631 sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” nin 14’üncü maddesi; “Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır.) geçemez.

Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavam kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir. Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.

Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” hükmünü içermektedir.

631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14’üncü maddesinde, kapsam dışındaki tüzel kişiliklerin “sınırlı sayım yoluyla” belirtildiği, yani kapsam haricinde olan tüzel kişiliklerin tek tek belirtildiği, zira maddede açıkça “Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere” denildiği, burada örneklendirici bir sayım değil sınırlı, tek tek sayım yapıldığı, bu kapsamı yorum yoluyla genişletmenin mümkün olmadığı, zira özellikle kamu hukukunda kamu tüzel kişilerinin kanunlarla açıkça belirlendiği, statülerinin yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmadığı, hukukun genel bir ilkesine göre bir şeyi zikretmenin diğerini dışlamak anlamına geldiği, yani kanunda bir hususta sınırlı sayım usulü benimsenmişse, saymanın, sayılmayanların dışlandığı anlamına geldiği, yani hükmün sadece hükümde sayılan şeyler için geçerli olduğu, bunların dışında kalan şeylerin bu hükme dâhil olmadığı, zira “expressiouniusestexclusioalterius” (bir şeyin zikredilmesi, diğerinin dışlanması demektir) ilkesinin özellikle kamu hukuku alanında geçerli olduğu, çünkü kamu hukukunda devlet organlarının yetkilerinin genel yetki değil, kendilerine verilmiş, istisnaî yetkiler olduğu, yani bir kamu hukuku organının yetkili olabilmesi için kendisine o yetkinin ayrıca ve açıkça verilmiş olması gerektiği, keza kamu hukuku organlarının yetkilerinin kendisine ne verilmiş ise ondan ibaret olduğu, bu şu anlama gelir ki, kamu hukuku makamının, Anayasa ve kanun koyucu kendisine ne yetki vermiş ise o yetkiye sahip olduğu, Anayasa ve kanun koyucunun ayrıca ve açıkça vermediği bir yetkiye sahip olmadığı, bunun ise “expressiouniusestexclusioalterius (bir şeyin zikredilmesi, diğerinin dışlanması demektir.)” ilkesinin kamu hukukunda genel kural olarak geçerli olduğu anlamına geldiği, bu nedenle de bu ilkenin geçerli olduğu kamu hukuku alanlarında kıyas yapılamayacağı,

Büyükşehir belediyesine bağlı olarak kurulan İSKİ vb. kuruluşlar, büyükşehir belediyesi bünyesinde sayılmadığından bağlı olduğu idarenin bir mahalli idare olması nedeniyle, ...’ın da - dolaylı olarak- mahalli idare sayılacağı görüşünün temelden yoksun olduğu, ayrıca kanuna göre; birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi Büyükşehir Belediyesi Meclisinin kararı ile olmakla birlikte, İSKİ vb. kuruluşların kurulması veya kaldırılması Büyükşehir Belediyesi Meclisinin yetkisinde bulunmadığı, kurumun mahalli idareler mevzuatına değil kendi mevzuatına tabi olduğu,

Her ne kadar “bağlı idare” ifadesi yer almasa da mahalli idareler içinde yer alan “belediyeler” terimi ile bağlı idarelerin de ifade edildiğini iddia etmenin, bu şekilde bir yorum yapmanın ve kıyasta bulunmanın hukuki yorum ilkelerine aykırı olduğu, dolayısıyla bir mahalli idare veya belediye olmayan, yorum veya kıyas yoluyla belediye kavramı içerisine dâhil edilmesi mümkün bulunmayan ... Genel Müdürlüğü’nde 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14’üncü maddesi kapsamında yapılan ödemelerin hukuka uygun olduğu, konunun bu doğrultuda değerlendirilmesini talep ettiği, Danıştay 5. Dairesi’nin 15/05/1990 tarih ve 1989/2628 Esas - 1990/1040 Karar sayılı 16/05/1990 tarih ve 1989/2626 Esas - 1990/1038 Karar sayılı kararlarında da tüzel kişilik kavramının bağlılık ifadesi ile bir arada bulunamayacağı ifade edilerek, İSKİ Kanununa tabi idarelerin mahalli idare olmadıkları hususunun açıklığa kavuşturulduğu ve kararda açıkça izah edildiği,

  1. Anayasamızın 127/1 maddesinde “mahalli idare” tanımının yapıldığı, bu tanıma göre; “il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir." şeklinde tanımlandığı ve aynı maddenin 3’üncü fıkrasında, mahalli idare seçimlerinin beş yılda bir yapılacağının hüküm altına alındığı, yine aynı maddenin 5’inci fıkrasında, merkezi idarenin, mahalli İdare üzerinde vesayet yetkisine sahip olduğunun açıklandığı, yani mahalli idarenin, “il, belde ve köy gibi belirli bir yerde oturanların, yerel ve ortak ihtiyaçlarım karşılamak üzere, merkezi İdarenin dışında, devletten ayrı tüzel kişiliği bulunan, belli bir özerkliğe sahip olan, organları mahalli seçimle iş başına gelen kamu kuruluşudur.” şeklinde tanımlandığı,

Anayasamızın 127’nci maddenin 1’inci fıkrasında yapılan tanıma göre bir tüzel kişiliğin mahalli idare olabilmesi için iki unsurun arandığı, birinci unsurun; il sınırının belediye sınırını ve köy sınırını aşmamış olması gerektiği, ikinci unsurun ise her bir organının seçimle göreve gelmiş olması gerektiği, Anayasanın 127’nci maddesine göre bu unsurlardan birinin eksik olması halinde, mahalli idareden bahsetmenin mümkün olmadığı,

Yine 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 3/e maddesinde mahalli idarenin, “Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ile bunlara bağlı veya bunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve idareleri” şeklinde tanımlandığı, bu tanıma göre de, Kocaeli ve İstanbul illerinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürüten İSKİ’nin belirli bir coğrafi alanla sınırlı olan yetkilerini aşarak “birden fazla coğrafî alanı görev alanına dahil etmek sureti ile” mahalli idare statüsünden uzaklaşmış bulunduğu,

  1. 2560 sayılı kuruluş kanunun 7’nci maddesinde, diğer organ olan yönetim kurulunun oluşumunun açıklandığı ve altı üyeden oluşan yönetim kurulunun, biri genel müdür olmak üzere dört üyesinin, İçişleri Bakanlığınca atanacağının belirtildiği, diğer iki üyeden kıdemli genel müdür yardımcısının, büyükşehir belediye başkanı tarafından atanacağı ve büyükşehir belediye başkanın da, yönetim kurulu üyesi olduğunun açıklandığı, bu duruma göre altı üyeli yönetim kurulunun, beş üyesinin atama ile göreve getirildiği, dolayısıyla da, İSKİ Yönetim Kurulu’nun, Anayasanın 127’nci maddesinde belirtilen, seçimle oluşturulmuş mahalli idare organı olmadığı gerçeğinin ortaya çıktığı,

TEMYİZ KURULU İLAMININ HUKUKA MEVZUATA VE ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINA AYKIRI OLDUĞU

Temyiz kurulu ilamında kurumun 666 sayılı KHK’ya tabi olduğuna ilişkin hukuki değerlendirmeler yapıldığı, 631 sayılı KHK’nın uygulanması kapsamında kurumun olduğu, 631 sayılı KHK gereğince ödeme yapılmasının mümkün olmadığı, kamu çalışanlarının ücretlerinin 666 sayılı KHK ile dengelendiği, yapılan ikramiye ödemesinin mevzuatta yerini bulmuş açık bir düzenlemeye dayanmadığı, yapılan işlemin yasa koyucu yerine hüküm koymak anlamına geldiği değerlendirmeleri ile temyiz talebinin reddedildiği,

Temyiz Kurulunun bu tespitleri ve kararının doğru olmadığı, 2560 sayılı kanun kapsamında 666 sayılı KHK yürürlüğe girene kadar kurum personeline ikramiye ödemesi yapıldığı, 666 sayılı KHK ile yapılan ödemenin kaldırıldığı, 666 sayılı KHK yürürlüğe girene kadar yapılan ikramiye ödemesi kamuda sanki bir dengesizliğe neden oluyormuş da KHK ile bu dengesizliğin kaldırıldığı tespitine dayalı verilen kararın doğru olmadığı, 666 sayılı KHK’nın Anayasa Mahkemesince iptal edildikten sonra kamuda maaş dengesizliği tekrar mı ortaya çıkmıştır? O zaman 666 sayılı KHK bazı kanun hükümlerini uygulanmaz hale getirmek için mi yürürlüğe konulmuştur?

Temyiz Kurulu İlamındaki Üye ...’un azınlık görüşü olarak belirtilen karşı oy gerekçesinde konunun güzel bir şekilde özetlendiği, Anayasa Mahkemesinin Anayasa’ya aykırı olarak iptal ettiği hüküm ikramiye ödemesinin dayanağını oluşturan 2560/6-d maddesi olmadığı, eğer bu madde iptal edilmiş olsa idi iptal kararının hukuksal bir boşluk oluşturacağı, ve bu boşluğun yeni bir kanuni düzenleme ile doldurulması gerekeceği, ancak burada yetkisiz olarak çıkartılan 666 sayılı KHK hükmünün iptal edildiği, bu durumda 2560/6-d maddesine göre ödemeye devam olunması yasa koyucunun iradesine uygun düştüğü, aksi durumun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yanlış değerlendirmesi olacağı,

Tüm bu nedenlerle karar düzeltme taleplerinin kabulü ile TEMYİZ KURULU İLAMININ BOZULMASINA ve BERAAT karar verilmesini talep ettikleri,

TALEP SONUCU:

Yukarıda izah edilen ve resen tespit edilecek sebeplerle, Sayıştay Temyiz Kurulunun 29.06.2022 tarihli 52259 sayılı Temyiz Kurulu İlamının ve Sayıştay 7. Dairesi’nin 158 no.lu ek ilamın 1 inci sırasında verilen kararın düzeltilerek bozulmasına ve BERAAT kararı verilmesini saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

Başsavcılık Mütalaasında özetle;

(Ortak Dilekçe ile başvuranların hepsi için geçerli olmak üzere)

Dosya üzerinde yapılan incelemede;

Anayasa Mahkemesinin «kanun boşluğu» doğan hallerde, iptal edilen yasa tarafından yürürlükten kaldırılan yasanın yeniden yürürlüğe giremeyeceğini 11.11.1963 günlü, E;1963/270, K:1963/270 sayılı kararında ifade ettiği, bu nedenle mevzuat boşluğunun kanun koyucu tarafından yeniden yapılacak düzenlemeyle doldurulacağının açık olduğu,

Açıklanan neden ile sorumluların göndermiş olduğu karar düzeltme dilekçesinin temyiz aşamasında öne sürülen Başsavcılık görüşünü değiştirecek mahiyet taşımadığı için Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığı yönünde hüküm tesis edilmesinin uygun olacağı, belirtilmiştir.

Karar düzeltmeye başvuranlardan; … (Genel Müdür), … (Avukat), … (Şube Müd.), … (Daire Başk.), … (Memur), … (Daire Başk.), … (Tekniker), … (Mühendis), … (İşçi), … (Mühendis), … (Daire Başk.), … (Mühendis), … (Şef), … (İşçi), … (Memur), … (Mühendis), … (Mühendis), …. (İşçi), … (Mühendis), … (Doktor), … (Mühendis) olmak üzere toplam 21 kişi tarafından gönderilen ortak cevap dilekçesinde özetle;

AÇIKLAMALAR:

Sayıştay Başsavcılığının karar düzeltme talebine ilişkin mütalaasında; “Anayasa Mahkemesi Kanun boşluğu doğan hallerde, iptal edilen yasa tarafından yürürlükten kaldırılan yasanın yeniden yürürlüğe girmeyeceğini 11.11.1963 günlü E: 1963/270 ve K: 1963/270 sayılı kararında ifade edilmiştir. Bu nedenle mevzuat boşluğunun kanun koyucu tarafından yeniden yapılacak düzenlemeyle doldurulacağı açıktır. Açıklanan nedenler sorumluların göndermiş olduğu dilekçenin temyiz aşamasında öne sürülen Başsavcılık görüşümüzü değiştirecek mahiyet taşımadığı için zikredilen görüşümüz doğrultusunda karar düzeltmesine mahal olmadığı yönünde hüküm tesis edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” şeklindeki mütalaaya itirazlarını bildirdiği, bu mütalaanın hukuki bir dayanağının bulunmadığı gibi konunun hem sayın savcılık tarafından hem sayın mahkeme tarafından yanlış anlaşıldığı ve yanlış değerlendirildiğinin görüldüğü,

ŞÖYLE Kİ;

I- İtiraza konu edilen savcılık mütalaasında belirtilen; “Anayasa Mahkemesi kanun boşluğu, doğan hallerde, iptal edilen yasa tarafından yürürlükten kaldırılan yasanın yeniden yürürlüğe girmeyeceğini 11.11.1963 günlü E: 1963/270 ve K: 1963/270 sayılı kararı…” nın dava konusuna uygulanabilecek nitelikteki örnek bir karar olmadığı, çünkü ikramiye ödenmesine neden olan 2560 sayılı İSKİ Kanununun 6. maddesinin d) bendi Anayasaya aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmediği, eğer 2560 sayılı kanunun 6/d maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olsa idi savcılığın mütalaasının doğru olacağı, yeni bir kanuni düzenleme yapılmadan bu madde gereğince ödeme yapılamayacağı, ve ödeme yapılması durumunda kişi borcu olacağı konusunda ihtilaf bulunmadığı, ancak burada dikkat edilmesi gereken bir hususun olduğu, 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesinin Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırılığı tespit edilerek iptal edilmediği, yani 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesi hukuken ve fiilen Anayasa Mahkemesince iptal edilmediği, bu durumda sanki iptal edilmiş gibi kanun koyucu tarafından yeniden yasal düzenleme yapılmasının istenmesi veya yasal düzenleme yapılmaksızın ödeme yapılmasının hukuken mümkün olmayacağı tespitinin ve bu tespitin Anayasa Mahkemesi kararına dayandırılmasının doğru olmadığı,

  1. Dava konusu olayda Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanunun, 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesi değil bu maddenin uygulanmasını ortadan kaldıran yetki kanunu kapsamı dışında çıkarılan 666 sayılı KHK olduğu, bu kanun hükmünde kararnamenin iptal edilmesinin hukuki gerekçesinin de YETKİ KANUNUNA AYKIRILIK, YETKİ KANUNUNUN KAPSAMI DIŞINDA DÜZENLEMELER İÇERMESİ, yani YETKİ KANUNUNA göre düzenleme yapılmaması gereken 2560 sayılı kanunun 6/d maddesine ilişkin olarak bu maddenin uygulanılırlığını ortadan kaldıran 666 sayılı KHK’nin çıkarılması olduğu, 666 sayılı KHK’nin yetki kanununa aykırı olarak çıkarıldığı Anayasa Mahkemesince tespit edilmiş olduğundan 666 sayılı KHK’nin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilen 666 sayılı KHK’nin iptalinden sonra söz konusu ikramiye ödenmesine engel olan KHK ortadan kalkmış olduğundan bu madde gereğince ödenmesi gereken ikramiyelerin de daha önceki gibi hukuken ödenmesi gerektiği, aksi durumun Anayasa Mahkemesi kararlarını geniş yorumlamak olacağı, Anayasa Mahkemesince iptal edilmeyen 2560 sayılı İSKİ Kanunu’nun 6/d maddesinin sanki iptal edilmiş gibi değerlendirilerek kişi borcu oluşturulması ve ikramiyelerin ödenmesinin engellenmesinin hukuken fahiş bir hata olduğu, 2560 sayılı İSKİ Kanununun 6/d maddesinin Anayasaya aykırılık durumu söz konusu olmadığı gibi Anayasa Mahkemesince de iptal edilmemiş olduğu görüldüğünden, bu maddenin hukuken uygulanmasını engelleyen 666 sayılı KHK’nin iptal edilmiş olduğundan, bu madde gereğince yapılan ikramiye ödemesi nedeniyle kamu zararının söz konusu olmadığından BERAAT KARARI VERİLMESİNİ TALEP ETTİĞİ,

TALEP SONUCU:

Yukarıda ve izah edilen nedenlerle; 2560 sayılı İSKİ Kanunu’nun 6/d maddesinin Anayasaya aykırılık durumu söz konusu olmadığı gibi Anayasa mahkemesince de iptal edilmemiş olduğu görüldüğünden, bu maddenin hukuken uygulanmasını engelleyen 666 sayılı KHK’nin iptal edilmiş olduğundan bu madde gereğince yapılan ikramiye ödemesi nedeniyle kamu zararı söz konusu olmadığından BERAAT KARARI VERİLMESİNİ saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

Başsavcılığın İkinci Mütalaasında özetle;

Sorumluların ileri sürdükleri hususların Daire yargılamasında ve temyiz taleplerinde yer alan gerekçeler olduğu, önceki görüşün değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığı, belirtilmiştir.

Aynı konuya ilişkin olarak 44910 sayılı dosya ile karar düzeltme başvurusu yapan sorumlu ... (Yönetim Kurulu Üyesi) tarafından gönderilen dilekçede özetle;

I. BAŞVURUNUN KONUSU:

Sayıştay Temyiz Kurulunun tasdik kararına karşı karar düzeltme sebeplerinin sunulmasından ibaret olduğu,

II. AÇIKLAMALAR

Sayıştay Temyiz Kurulunun TASDİK Kararında hükmün esasına etkili iddialar ve itirazların karşılanmaması ve Sayıştay 7. Dairesinin 158 ek ilam sayılı kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmünün yetkinin aşılması, usul ve kanununa aykırı olması nedenleriyle bozulması gerektiğinden iş bu talebin yapılması zaruretinin hasıl olduğu,

III. KARAR DÜZLETME TALEP VE GEREKÇELERİ

Sayıştay 7. Dairesi 158 sayılı Ek ilamına karşı temyiz taleplerinin düzeltmeye konu kararda karşılanmadığı,

Duruşmaya tarafının rahatsızlığı nedeniyle katılamayacağını, tarafını duruşmada temsil etmek, tarafının haklarını savunmak için adli yardım kapsamında tarafına avukat sağlanmasını Temyiz Kurulundan talep ettiği, talebinin kanuna ve usule aykırı olarak Temyiz Kurulunca kabul edilmediği,

Sayıştay 7. Dairesince tarafının sorumlu olarak nitelendirilmesinin kanunlara aykırı olması, tarafının olsa olsa ahiz olarak nitelendirilmesi gerekirken tarafının Harcama Yetkilisi veya Gerçekleştirme Görevlisi olmamasına rağmen tarafının Temyiz Kurulunca da sorumlu olduğu yönündeki Sayıştay 7. Dairesi Kararının Temyiz Kurulunca tasdik edilmesinin kanun ve usule aykırı olduğu,

Adil Yargılanma Hakkı ve Mülkiyet Hakkının ihlaline neden, Anayasa Mahkemesinin 2015-1122, 2016-7034, 2016-11518, 2017-38342 başvuru no.lu kararlarına aykırı, hakkında verilen Sayıştay Temyiz Kurulunun 29/06/2022 tarih ve 52260 no.lu kararda, hükmün esasına etkili iddia ve itirazların karşılanmadığı, söz konusu TASDİK Kararının kaldırılarak yetkiyi aşan, usul ve Kanununa aykırı Sayıştay 7. Dairesinin 158 ek ilam sayılı kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği,

IV. İSTEM VE SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenler Yüce Kurulunuzca resen belirlenecek diğer nedenlerden dolayı; adil yargılanma hakkı sağlanarak, mülkiyet haklarının iadesi için Sayıştay Temyiz Kurulunun 29/06/2022 tarihli 52260 no.lu hükmün esasına etkili iddia ve itirazların karşılanmadığı TASDİK Kararının kaldırılarak yetkiyi aşan, usul ve Kanununa aykırı Sayıştay 7. Dairesinin 158 ek ilam sayılı kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmünün bozulmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

Başsavcılık Mütalaasında özetle;

(44910 sayılı dosya ile başvuru yapan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ... için verilen 07.03.2023 tarih ve 23012798 sayılı 1. Görüş)

Temyiz dilekçesinde, tarafının rahatsızlığı nedeniyle katılamayacağını duruşmada kendisini temsil etmek, haklarını savunmak için adli yardım kapsamında avukat sağlanmasını Temyiz Kurulundan talep etmesine karşın hukuka aykırı olarak bu talebinin karşılanmadığı, gerçekleştirme görevlisi ya da harcama yetkilisi olmamasına rağmen sorumlu tutulduğunu, kendisinin iddia ve itirazlarının karşılanmadığını belirterek verilmiş olan tazmin kararının kaldırılmasını talep ettiği,

Dosya üzerinde yapılan incelemede: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Madde 336’da; "... (2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali duruma ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır..." şeklinde düzenlemenin yer aldığı,

Mezkûr Temyiz Kurulu Kararında ise bu taleple ilgili olarak değerlendirmede bulunulmuş olup, Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığı yönünde hüküm tesis edilmesinin uygun olacağı, belirtilmiştir.

Sorumlu ...’un Cevap Dilekçesinde özetle;

(09.05.2023 tarihli birinci karşılama dilekçesi)

Sayıştay Savcılığı’nın 07.03.2023 tarih ve 23012798 sayılı karşılamasının, Kanun ve hukuka aykırı olduğundan işbu Sayıştay Karşılamasına karşı itirazlarının sunulması zaruretinin hasıl olduğu,

SAVCILIK MAKAMININ KARŞILAMASININ REDDİ ile KARAR DÜZELTME TALEBİNİN DAYANDIĞI ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunun “Sayıştay Yetkileri” kenar başlıklı 6. maddesinde:

“MADDE 6-(1) Sayıştay, bu Kanunla veya diğer kanunlarla yüklendiği görevlerin yerine getirilmesi sırasında kamu idareleri ve görevlileriyle doğrudan yazışmaya, gerekli gördüğü belge, defter ve kayıtları göndereceği mensupları aracılığıyla görmeye, mallar hariç dilediği yere getirtmeye, sözlü bilgi almak üzere her derece ve sınıftan ilgili memurları çağırmaya, kamu idarelerinden temsilci istemeye yetkilidir.

(2) Sayıştay, denetimine giren işlemlerle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi, kamu idareleri ile bankalar dahil diğer gerçek ve tüzel kişilerden isteyebilir.

(3) Sayıştay, denetimine giren kamu idarelerinin işlemleriyle ilgili kayıtları, eşya ve malları, işleri, faaliyetleri ve hizmetleri görevlendireceği mensupları veya bilirkişiler tarafından yerinde ve işlem ve olayın her safhasında incelemeye yetkilidir. Bilirkişinin hukuki durumu, yetkisi ve sorumluluğu genel hükümlere tabidir.

(4) Sayıştay, kamu idarelerinin hesap, işlem ve faaliyetleri ile mallarını, hesap veya faaliyet dönemine bağlı olmaksızın yılı içinde veya yıllar itibariyle denetleyebileceği gibi sektör, program, proje ve konu bazında da denetleyebilir.

(5) Denetimler sırasında gerekli görülmesi halinde, Sayıştay dışından uzman görevlendirilebilir. Bilirkişi ve uzman görevlendirilmesine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.” denildiği,

SAVCILIK MAKAMININ REDDİ ile KARAR DÜZELTME TALEBİNİN DAYANAĞI 2709 SAYILI TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI HÜKMÜ

Mahkemelerin bağımsızlığı

"MADDE 138-Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." denildiği,

SAVCILIK MAKAMININ REDDİ ile KARAR DÜZELTME TALEBİNİN DAYANDIĞI YÜKSEK YARGI İÇTİHADI

Hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul gören "masumiyet karinesi", bir kimseyi suçlayan şahsın veya makamın iddiasını kanıtlaması gerektiğini; suçlanan kişinin, ilke olarak, suçu işlemediğini, suçsuz olduğunu kanıtlamakla yükümlü olmadığını ifade ettiği, masumiyet karinesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine göre ise; suçlanan kişinin suçu işlediğini gösteren yeterli ve kesin delil yoksa, kanaate ve inanca dayanılarak ceza verilemeyeceği, nitekim Anayasanın 38/4. maddesinde; "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." hükmünün, Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6/2. maddesinde ise; "Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır." hükmünün yer aldığı, öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Çelik (Bozkurt) kararında; başvuranın öğretmenlik mesleğinden çıkartılmasına ilişkin idari işlem ve idare mahkemesi kararını incelerken, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verdiği ve masumiyet karinesinin disiplin hukukunda da geçerli bir ilke olduğuna hükmettiği, (T.C. Danıştay On altıncı Daire, Esas No :2015/8892, Karar No: 2015/1827, Danıştay Dergisi Yıl:2015 Sayı: 139)

SAVCILIK MAKAMININ REDDİ ile KARAR DÜZELTME TALEBİNİN DAYANDIĞI ve ANAYASA MAHKEMESİNİN İÇTİHAT OLARAK KABUL ETTİĞİ AİHM KARARLARI

https://www.anayasa.gov.tr/media/3600/aihmkararlarindanornekler.pdf (ET:8/05/2023)-Avukata Erişim

“Adil yargılanma hakkının bir başka boyutu da sanığın ceza davasının ilk aşamasından itibaren avukata erişebilmesidir. John Murray-Birleşik Krallık davasının kararında (8 Şubat 1996, Reports of Judgments and Decisions 1996-1, s. 54-55, paragraf 62-63), polis tarafından alıkonulduğu sürenin ilk kırksekiz saati boyunca başvurucu avukat yardımından yoksun bırakılmıştır.

Mahkeme polis tarafından bir cürümle ilgili olarak yapılan hazırlık soruşturmasında 6. Madde’nin (madde 6) geçerli olduğuna Hükümet tarafından itiraz edilmediğini belirtir. Bu bağlamda, Imbrioscia- İsviçre davasının 24 Kasım 1993 tarihli kararına göre, 6. Madde’nin (madde 6) - özellikle 3. fıkrasının (madde 6-3) - bir dava yargı aşamasına gelmeden önce, özellikle, eğer bu hükümlere (madde 6-3) başta uyutmamasından dolayı daha sonradan yargılamanın hakkaniyetine ciddi ölçüde gölge düşebilecek durumlarda uygulama alanı bulduğunu anımsatmak uygun olur (Seri A No. 275, s. 13, paragraf 36). Bu kararda da belirtildiği gibi, 6. Madde'nin 3. fıkrasının c bendinin (madde 6-3-c) hazırlık soruşturması aşamasında nasıl uygulanacağı söz konusu yargılamaya özgü özelliklere ve davanın koşullarına bağlıdır (a. g. e., s. 14, paragraf 38).

Ulusal yasalar uyarınca, polisteki sorgulama sırasında sanığın gösterdiği tavıra belli sonuçlar bağlanabilir ki bu da daha sonraki yargılama aşamasında savunmanın kaderi için belirleyici olabilir. Böyle durumlarda, 6. Madde (madde 6) hükümleri, normalde, daha polis sorgulamasının ilk aşamalarında bile sanığa bir avukatın yardımından yararlanma imkânı sağlanmasını gerektirir. Ancak, Sözleşme'de açıkça belirtilmemiş olan bu hak, haklı nedenlerden dolayı kısıtlamalara tabi tutulabilir. Asıl mesele, her davada, yargılamanın bütünü ele alındığında, bu kısıtlamanın sanığı adil yargılanma hakkından mahrum bırakıp bırakmadığıdır.

Benzer bir yaklaşım izleyen AİHM, Goelhart-Belçika davasının kararında (20 Mart 2001, Başvuru No. 34989/97, paragraf 31-33, sadece Fransızca-resmi olmayan çevirisi), şunları belirtmiştir:

Omar ve Guerin kararlarında, Mahkeme "bu davada olduğu gibi, başvurucunun temyiz başvurusunun, yalnızca, temyize konu olan kararın infazı için teslim olmadığından reddedilmesi başvurucuyu itiraz edilmiş bir karar nedeniyle önceden hürriyetinden yoksun kalmaya zorlamak demektir, oysa temyiz karara bağlanmadan veya temyize başvuru süresi dolmadan önce kararın nihai halini aldığı düşünülemez” demiştir. Mahkeme "bunun, temyize giden kişiye ek bir yük getirerek, temyiz hakkının özünü zedelediğini, dolayısıyla bir yanda adli kararların uygulanmasının sağlanmasına ilişkin meşru endişe ile diğer yanda Yargıtay 'a başvurma hakkı ve savunma hakkının kullanılması arasında kurulması gereken adil dengeyi bozduğunu” düşünmektedir (yukarıda belirtilen Omar ve Guerin davalarının kararları, sırasıyla s. 1841, paragraf 40-41, ve s. 1868, paragraf 43; ayrıca Khalfoui-Fransa [III. Seksiyon] davasının kararı, Başvuru No. 34791/97, AÎHM1999-IX, 14 Aralık 1999, paragraf 40).

Mevcut davada Mahkeme, sadece başvurucu temyiz başvurusuna konu ettiği bir yargı kararı uyarınca tutuklanmak üzere teslim olmadığı için Yargıtay’ın 10 Aralık 1996 tarihli bir kararla temyiz başvurusunu reddettiğini gözlemlemiştir (yukarıdaki paragraf 18).

Bu koşullarda Mahkeme, yukarıda belirtilen Omar ve Guerin kararlarında vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmak için bir neden görmemektedir.

Davanın koşulları çerçevesinde ve kendi içtihadı uyarınca Mahkeme, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına orantısal olmayan bir müdahaleye maruz kaldığı düşüncesindedir. Bu doğrultuda, Sözleşme’nin 6. Maddesi'nin 1. fıkrası ihlal edilmiştir.”

• Sayıştay 7. Dairesinin 18 Ocak 2018 Tarih ve 158 Ek İlam sayılı Kamu Zararının Sorumlulardan Tazminine Hükmünün Kaldırılması Gerekçeleri

Duraksamaksızın, idari işlem ve kararların en belirgin özelliklerinden birisinin de sıkı sıkıya şekil şartına bağlı olması olduğu, zira; bir tarafta bireye göre oranlanamayacak güce sahip idarenin, diğer tarafta hakları, hukuk devletinin ilkeleri altında himayede olan bireyin olduğu, sıkı şekil şartlarına göre idari işlem tesis edilirken, her aşamada, idarenin yeniden düşünmesi sağlanarak, aldığı kararı ve tesis ettiği işlemi her aşamasında yeniden değerlendirilmesinin istenildiği, bu nedenle şekil şartlarının, özgürlüklerin güvencesi, keyfiyetin ise düşmanı olduğu,

Sayıştay Yetkili ve Görevlilerin, mevzuatın kendilerine verdiği yetki ve görevleri eksik veya keyfi tesis etmeleri nedeniyle Düzeltme Talebime Konu Temyiz Kurul Kararının oluşturulmasına sebebiyet verdirdikleri kuvvetli şüphesinin tarafında oluşturulduğu,

Duruşmaya tarafının rahatsızlığı nedeniyle katılamayacağı sebebiyle tarafını duruşmada temsil etmek, tarafının haklarını savunmak için adli yardım kapsamında tarafına avukat sağlanması taleplerinin, kanuna ve usule aykırı olarak Temyiz Kurulunca kabul edilmeyerek Temyiz Talebinin Reddi Gerekçeli Kararının oluşturulduğu,

Tarafının sorumlu olmamasına ahiz olmasına rağmen zorlama yorumlarla tarafını sorumlu gösterilerek, tarafı gibi sorumlu gösterilenlerin, savunma yaptıkları iddiasıyla tarafının yapacağı başkaca savunma kalmadığı, tarafına adil yargılanma hakkı kapsamında bir AVUKAT verilmesi ile avukatın da savunmasına gerek olmadığı, yönünde anlaşılan düzeltmeye konu Temyiz Talebimin Ret Gerekçesinin hem Anayasanın “Mahkemelerin Bağımsızlığı” hükmüne hem de “Masumiyet Karinesine” aykırı olduğu,

Tarafının sözü edilen tarihte Şeker Hastalığı tedavisi görüp görmediği hususunda Davalı Saymanlığın İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı başta olmak üzere Sayıştay Kanunun 6(2) maddesi hükmü ile diğer hükümler gereği Sağlık Bakanlığına Bağlı Hastaneler Üniversite Hastaneleri ile e-nabız sisteminden araştırabileceği, istenebileceği,

Şeker Hastalığı Tedavisi görüp görmediği bu nedenle duruşmaya katılamayabileceği hususundaki iddiaları karşısında “tarafsızlık” ve “makul şüphe” gereği ile yargılamaya hakim olan ilkenin “Resen Araştırma ilkesi” olması karşısında, araştırma ve denetleme görevini gereği gibi yerine getirmeyen, 6085 sayılı Kanun hükmündeki yetkilerini kullanmayanların sorumluluğunu; hakkında tazmin kararı verilen tarafına yükletilmeye çalışılmasının; zaten İhsas-ı Rey anlamındaki düzeltme talebine konu Temyiz Kurulu Kararında alenen hakkaniyetten oldukça uzak olduğu gibi Anayasanın ve AİHS’nin tarafına tanıdığı Adil Yargılanma Hakkına da aykırı olduğu,

Adil Yargılanma Hakkı ve Mülkiyet Hakkını İhlaline neden, Anayasa Mahkemesinin 2015-1122, 2016-7034, 2016-11518, 2017-38342 başvuru no.lu kararlarına aykırı olması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da aykırı olması nedenleriyle; 07.03.2023 tarih ve 23012798 sayılı Sayıştay Başkanlığı Savcılığınca Karar Düzeltme Talebinin karşılanmamış olması nedenleriyle; Sayıştay Temyiz Kurulunun 29/06/2022 tarih 52260 no.lu, hükmün esasına etkili iddia ve itirazların karşılanmadığı TASDİK Kararının kaldırılarak, yetkiyi aşan, usul ve Kanununa aykırı Sayıştay 7. Dairesinin 18 Ocak 2018 tarih ve 158 ek ilam sayılı kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği,

SONUÇ VE İSTEM

Yukarda açıklanan nedenler YÜKSEK YARGINIZCA resen belirlenecek diğer nedenlerden dolayı;

• 07.03.2023 tarih ve 23012798 sayılı Sayıştay Başkanlığı Savcılık Karşılamasının RET EDİLMESİ,

• Yetkiyi Aşan, Usul ve Kanununa Aykırı, Anayasamıza, Anayasa Mahkemesi Kararlarına Aykırı, AİHM kararlarına aykırı, SAYIŞTAY 7. DAİRESİNİN 18 OCAK 2018 TARİH VE 158 EK İLAM SAYILI KAMU ZARARININ SORUMLULARDAN TAZMİN Hükmünün BOZULMASINA,

• Adil Yargılanma Hakkı Sağlanarak, mülkiyet haklarının iadesi için, hükmün esasına etkili iddia ve itirazlarını karşılamayan, Sayıştay Temyiz Kurulunun 29.06.2022 tarih 52260 no.lu TASDİK KARARININ KALDIRILMASI, kararlarına varılmasını saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

Başsavcılığın 2. Mütalaasında özetle;

(44910 sayılı dosya ile başvuru yapan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ... için verilen 31.05.2023 tarih ve 23025209 sayılı 2. Görüş)

... Su ve Atık Su İdaresi Genel Müdürlüğü 2016 yılı Hesabı'nın 7. Daire'de yapılan yargılama sonucu çıkarılan 158 sayılı Ek İlama karşı sorumlu ...'un karar düzeltme talepli dilekçesine karşılık 07.03.2023 tarih ve 23012798 sayılı mütalaa ile görüşünün açıklandığı, bunun üzerine sorumlunun gönderdiği cevap dilekçesinin incelendiği,

Adı geçenin dilekçesinde özetle; tarafının rahatsızlığı nedeniyle Temyiz Kurulu'na katılamayacağını, duruşmada kendisini temsil etmek, haklarını savunmak için adli yardım kapsamında avukat sağlanmasını Temyiz Kurulundan talep etmesine karşın hukuka aykırı olarak bu talebinin karşılanmadığı, adli yargılanma hakkının ihlal edildiğini, değişik yargı kararlarını da örnek göstererek iddia ettiği, ayrıca, gerçekleştirme görevlisi ya da harcama yetkilisi olmamasına rağmen sorumlu tutulduğunu, kendisinin iddia ve itirazlarının karşılanmadığını belirterek verilmiş olan tazmin kararının kaldırılmasını ve Savcılık görüşünün ret edilmesini talep ettiği,

Dosya üzerinde yapılan incelemede: öncelikle ...'un gerçekleştirme görevlisi veya harcama yetkilisi olmamasına karşın, sorumluğunun Yönetim Kurulu Üyeliğinden kaynaklandığı, Yönetim Kurulunun aldığı kararın bir sonucu olarak ödemeleri alan ahiz nedeniyle sorumlu tutulmadığı, bunun gerek Daire kararında gerekse Temyiz Kurulu Kararında açıkça yer aldığı,

Adil yargılama hakkının gerçekleştirilebilmesi için avukat talebinin karşılanması gerektiği, bu talebinin ret edilmesi sonucunda da bu hakkının elinden alındığını iddia etmekle birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Madde 336'da;

"(1) Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir.

(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.

(3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır.

(4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır." hükmünün yer aldığı,

Bu çerçevede avukat talebi ile ilgili mezkûr Kanunun öngördüğü hiçbir usulü yerine getirmeden, adli yargılanma talebinin karşılanmadığını iddia etmenin hukuki mesnetten yosun olduğunun değerlendirildiği,

Açıklanan nedenler ile sorumlunun ileri sürmüş olduğu hususların önceki görüşü değiştirecek mahiyette olmaması nedeniyle 07.03.2023 tarih ve 23012798 sayılı mütalaa doğrultusunda Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığı yönünde hüküm tesis edilmesinin uygun olacağı, belirtilmiştir.

Sorumlu ...’un 2. Cevap Dilekçesinde özetle;

(27.06.2023 tarihli 2 adet karşılama dilekçesi)

“31.05.2023 tarih ve 23025209 sayılı Sayıştay Başkanlığı Başsavcılık Görüşüne Karşı beyanlarının sunulduğu,

2012-2013-2014-2015 ve 2016 yılları ve "ödenen tüm ikramiyelere" ilişkin olarak yapılan ödemenin … TL kamu zararına sebebiyet verilmesi kararına karşı idarenin ortak savunmasına katılarak ortak savunmadan ayrı temyiz taleplerini 01.04.2019 tarihli başvuruyla sunduğu, 29 HAZİRAN 2022 Saat: 10.00 zamanlı DURUŞMA’ya tarafının 3 ayda bir yapılan Şeker Hastalığı kontrollerinin devam etmesi nedeniyle katılamayacağı ile kendinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşülmeksizin gereken yargılama giderlerini karşılayacak ödeme gücünden yoksun olduğundan mahkemeden adli yardım kapsamında; tarafına avukat temini zarureti hasıl olduğundan YÜCE YARGIDAN adli yardım talebinde bulunulması zarureti hasıl olduğunu, DURUŞMA öncesi YÜKSEK MALİ YARGIÇLIĞINA ilettiği, Sayıştay Temyiz Kurulunun 29.06.2022 tarihli 52260 no.lu TASDİK Kararında hükmün esasına etkili iddia ve itirazlarının karşılanmaması ve Sayıştay 7. Dairesinin 18 Ocak 2018 tarih ve 158 ek ilam sayılı kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmünde yetkinin aşılması, usul ve Kanuna aykırı olması nedenleriyle bozulması gerektiğinden karar düzeltme talebinde bulunduğu,

Sayıştay Başkanlığı Savcılığının 31.05.2023 tarih ve 23025209 sayılı karşılamasının Kanun ve hukuka aykırı olduğundan itirazlarımın sunulması zaruretinin tekrar hasıl olduğu” nu belirtmek suretiyle 09.05.2023 tarihli birinci karşılama dilekçesinde yazılı itirazlara aynen yer vererek;

Sayıştay Başsavcılığının 31.05.2023 tarih ve 23025209 sayılı Karşılamasının RET EDİLMESİ,

• Yetkiyi Aşan, Usul ve Kanununa Aykırı, Anayasamıza, Anayasa Mahkemesi Kararlarına Aykırı, AİHM kararlarına aykırı, SAYIŞTAY 7. DAİRESİNİN 18 OCAK 2018 TARİH VE 158 EK İLAM SAYILI KAMU ZARARININ SORUMLULARDAN TAZMİN Hükmünün BOZULMASI,

• Adil Yargılanma Hakkı Sağlanarak, mülkiyet haklarının iadesi için, hükmün esasına etkili iddia ve itirazlarını karşılamayan, Sayıştay Temyiz Kurulunun 29.06.2022 tarih 52260 no.lu TASDİK KARARININ KALDIRILMASI, kararlarına varılmasını saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

Başsavcılığın 3. Mütalaasında özetle;

(44910 sayılı dosya ile başvuru yapan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ... için verilen 21.07.2023 tarih ve 23032560 sayılı 3. Görüş)

... Su ve Atık Su İdaresi Genel Müdürlüğü 2016 yılı Hesabı'nın 7. Daire'de yapılan yargılama sonucu çıkarılan 158 sayılı Ek İlama karşı sorumlu ...'un karar düzeltme talepli dilekçesine karşılık 07.03.2023 tarih ve 23012798 sayılı mütalaa ile görüşünün açıklandığı, daha sonra sorumlunun savcılık görüşüne itirazı üzerine ikinci defa 31.05.2023 tarih ve 23025209 sayılı mütalaanın ilgiliye tebliğ edildiği, bu defa üçüncü kez tekraren savcılık görüşüne karşı görüş içeren dilekçenin tarafına intikal ettiği,

Adı geçenin dilekçesinde özetle; tarafının rahatsızlığı nedeniyle haklarını savunma için adli yardım kapsamında avukat sağlanmasını Temyiz Kurulundan talep etmesine rağmen hukuka aykırı olarak bu talebin karşılanmadığı ve ihsas-ı rey niteliğinde adil yargılanma hakkının ihlal edilerek karar alındığını, değişik yargı kararlarını da örnek göstererek iddia ettiği, ayrıca kendisinin iddia ve itirazlarının karşılanmadığını belirterek verilmiş olan tazmin kararının kaldırılmasını ve savcılık görüşünün ret edilmesini talep ettiği,

Dosya üzerinde yapılan incelemede; sorumlunun savunmasında yer alan hususların genel hukuk ilkeleri olduğu, bu konuda gerek Daire gerek Temyiz Kurulu Kararı ve gerekse Savcılık mütalaalarında sorumlunun durumunun kanuni gerekçeleri ile açıklandığı, sorumlunun bu kez yine öne sürdüğü hususlar önceki görüşü değiştirecek mahiyette olmadığından, 07.03.2023 tarih ve 23012798 sayılı, 31.05.2023 tarih ve 23025209 sayılı mütalaalar doğrultusunda Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığı yönünde hüküm tesis edilmesinin uygun oalcağı, belirtilmiştir.

Sorumlu ...’un 3. Cevap Dilekçesinde özetle;

(18.08.2023 tarihli karşılama dilekçesi)

“21.07.2023 tarih ve 23032560 sayılı Sayıştay Başkanlığı Başsavcılık Görüşüne Karşı beyanlarının sunulduğunu belirtmek suretiyle önceki dilekçelerinde yazılı itirazlara aynen yer vermiş olup, farklı olarak;

Yüksek itiraz organı önündeki savunma aşamasında hukuk yardımı sağlanmamasının İHLAL olduğu,

-http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2004-55-88(ET:l8/08/2023 O7.46)

1994 yılında karara bağladığı iki ayrı olayda AİHM’in bu işleyişi değerlendirdiği:

‘‘AİHM’nin görevi, sözleşmeci devletlerin itiraz yöntemlerinde 6. maddenin öngördüğü koşullara uyumu sağlamak için ulusal organların alacakları önlemlerin neler olduğunu belirlemek değildir. Mahkeme, ulusal uygulamaların Sözleşme’nin 6. maddesine uygun olup olmadığını değerlendirmek durumundadır. Ağır bir cezaya mahkûm edilen başvurucuya en yüksek itiraz organı önündeki savunmasında hukuk yardımı sağlanmayarak yalnız bırakılması, 6. maddeye uygun düşmemektedir. Yargılamanın niteliği ve yüksek mahkemenin üstün yetkileri karşısında avukat desteğinden yoksun btrakılan sanığın hukuksal konulardaki yetersizliği nedeniyle, olayda, adaletli bir yargılama gerçekleştirilememiştir." (Bonar/İngiltere, 1994) ve (Maxwell/lngiltere 1994). [TBB Dergisi, Sayı 55, 2004-s.176]

Yukarda açıklanan; Sayıştayın lehe ve aleyhe delil toplama aşamasındaki sınırsız yetkilerinin tarafıyla ilgili olarak özellikle kullanmamakta ısrar etmesinin, Mahkemelerin Bağımsızlığı, Masumiyet Karinesi, Soruşturma Başlangıcında Avukata Erişimimin Sağlanmaması ve Adil Yargılanma Hakkına orantısal olmayan bir müdahaleye maruz bırakılması, yüksek itiraz organı önündeki savunma aşamasında hukuk yardımı sağlanmaması ve yüksek mali yargınızca resen belirlenecek diğer nedenlerden dolayı;

Sayıştay Başsavcılığının 07.03.2023, 21.07.2023 tarih ve 23032560 sayılı karşılamalarının tamamının RET EDİLMESİ,

• Yetkiyi Aşan, Usul ve Kanununa Aykırı, Anayasamıza, Anayasa Mahkemesi Kararlarına Aykırı, AİHM kararlarına aykırı, SAYIŞTAY 7. DAİRESİNİN 18 OCAK 2018 TARİH VE 158 EK İLAM SAYILI KAMU ZARARININ SORUMLULARDAN TAZMİN Hükmünün BOZULMASI,

• Adil Yargılanma Hakkı Sağlanarak, mülkiyet haklarının iadesi için, hükmün esasına etkili iddia ve itirazlarını karşılamayan, Sayıştay Temyiz Kurulunun 29.06.2022 tarih 52260 no.lu TASDİK KARARININ KALDIRILMASI, kararlarına varılmasını saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

24.06.2024 Sayıştay evrak kayıt tarih ve 24027536 sayılı karşılama dilekçesinde özetle;

I.27/05/2024 tarih ve E-85501937-845.99-178302 sayılı “2016-2017 yılları Sayıştay İlamı Kişi Borcu” konulu Saymanlık İşlemi/Kamu Gücü Güncel Gelişme:

  1. 158 no. lu Sayıştay 7. Dairesi Ek ilamında; . . . Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğünde 657 sayılı devlet memurları kanununa tabi olarak görev yapan personel ile emeklilik istifa nakil gibi nedenlerle kurumdan ayrılan personele 2560 sayılı Kanunun 6'ncı maddesinin mülga d) fıkrasında yer alan (yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek) ibaresiyle ve bir personel hakkında verilen mahkeme kararı emsal alınarak 2016 yılında yapılan ikramiye ödenmesi suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği, sorumlulardan (Yönetim Kurulu Üyeleri, Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri) “kamu zararının tazmini kararı” nın tesis olunduğu,

  2. Bu karara karşı Sayıştay Başkanlığı temyiz kurulu hitaplı talebi sonucunda düzenlenen; 29. 06. 2022/52260-36269 no. lu Temyiz Kurulu İlamıyla temyiz talebinin reddedildiği,

  3. 03/01/2023 tarih ve 532 Davalı Saymanlık Evrak kayıt no ile karar düzeltme talebinde bulundum.

  4. 14/05/2024 tarih ve E-85501937-840-174838 sayılı, “2016-2017 Sayıştay İlamı Kişi Borcu Tebliğ” konulu işleminde “Genel Müdürlüğümüz 2016 yılı 158/92 no. lu Sayıştay Ek İlamı 1'inci maddesi 13/12/2018 tarihinde, 2017 yılı 155 no. lu Sayıştay İlamı 8'inci maddesi 31/01/2019 tarihinde olmak üzere “memur personele 2560 sayılı Kanunun 6'ıncı maddesinin mülga d) bendi gereği yılda iki maaş tutarında ikramiye ödenmesi” suretiyle kamu zararı oluştuğuna ve 6085 sayılı Kanunu'nun 53'ncü maddesi gereğince hüküm gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödettirilmesine karar verilmiştir. Bu itibarla Haziran/2024-Aralık/2024 tarihleri arasında taksitler halinde maaşlardan mahsup edilmek üzere Birim amirlerince ekte gönderilen Kişi Borcu Bildirim Formunun ilgili personellere tebliğ edilerek, tebliğ tebellüğ belgelerinin İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğüne gönderilmesi konusunda gereğini rica ederim. ” güncel gelişmesinin olduğu,

  5. 27/05/2024 tarih ve E-85501937-845. 99-178302 sayılı “2016-2017 yılları Sayıştay İlamı Kişi Borcu” konulu . . . Genel Müdürlük işleminde; 14/05/2024 tarih ve E-85501937-840-174838 sayılı işlem ilgi gösterilerek “İlgi yazımızla Genel Müdürlüğümüz 2016 yılı 158/92 no. lu Sayıştay Ek İlamı 1'inci maddesi 13/12/2018 tarihinde, 2017 yılı 155 no. lu Sayıştay İlamı 8'inci maddesi 31/01/2019 tarihinde olmak üzere “memur personele 2560 sayılı kanunun 6'ıncı maddesinin mülga d) bendi gereği yılda iki maaş tutarında ikramiye ödenmesi” suretiyle kamu zararı oluştuğuna ve 6085 sayılı Kanunu'nun 53'üncü maddesi gereğince hüküm gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödettirilmesine karar verildiği ve Haziran/2024-Aralık/2024 tarihleri arasında taksitler halinde maaşlardan mahsup edileceği bildirilmişti. Ancak 21 Mayıs 2024 tarih ve 32552 sayılı Resmi Gazetede, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 1 inci maddesinde düzenlenen kanuni faiz oranının, 01/06/2024 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %24 olarak uygulanmasına, Kanunun 1 inci maddesi gereğince karar verildiği yayımlanmıştır. Bu nedenle ilgi yazımız revize edilmiş olup söz konusu kişi borçları için yıllık %24 faiz oranı ile hesaplanarak Temmuz 2024 tarihinden başlamak üzere maksimum 12 taksitte maaşlardan mahsup edilmesi konusunda tablo güncellenerek yazımız ekinde gönderilmiştir. Peşin ödemek ya da taksit sayısında değişiklik yapmak isteyenlerin İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğüne yapması gerekmektedir. Gereğini rica ederim. ” denilerek yazı ekine 2016-2017 Sayıştay kişi borcu revize tablo (*. XLS Elektronik Belge) konulan güncel gelişmesinin olduğu,

(EK:1- 27/05/2024 tarih ve E-85501937-845.99-178302 sayılı ... Genel Müdürlük İşleminde/GÜNCEL GELİŞME-2s)

  1. Güncel gelişme davalı saymanlık yazı ekinden, Sayıştay İkramiyesi excel dosyası (elektronik belge)'nda tarafının ödeme tutarı Anapara:. . . TL (BÜRÜT) olarak hesaplanıp gösterildiği ancak öğrenildiği,

Resim 1: Tarafına çıkartılan kişi borcu hesabı

  1. Tarafının maaşından kesilmesi için tazmin olarak hesaplanan toplam anapara tutarının, tarafına ödenen toplam ikramiye tutarından . . . TL olarak aleyhine fazla ve yanlış hesaplanması sebebinin; 18/01/2019 tarih ve 158 no. lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamı/Tazmin kararında kamu zararının brüt ödeme üzerinden yapılması sebebiyle oluştuğunun anlaşıldığı,

  2. Böylece tarafıma ödenmeyen ikramiyenin (vergi harç vd. devlete ödenen tutar); vergi dairesi vd resmi dairelerden istenilmeden/mahsuplaşmadan ilgilisinden anaparaya dahil edilip, faiziyle birlikte tarafının kişi borcu tutarı olarak belirlenip, KANUNA AYKIRI OLARAK ve YETKİ AŞIMI yapılarak maaş hesabımdan mahsup edilmek istenildiği ancak Kamu Güncel Gelişmesi sonucu anlaşıldığı,

II. Yasal Dayanaklar ve Esasa İlişkin Ek Beyanlar

II. A İLGİLİ MEVZUAT

*Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS):

https://www.echr.coe.int/documents/d/echr/convention_tur (ET:26/05/2024)

  1. AİHS “Madde 1 İnsan haklarına saygı yükümlülüğü” başlıklı 1. Maddesi:

Madde 1 İnsan haklarına saygı yükümlülüğü

Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar.

10.AİHS “Hak ve Özgürlükler” Başlıklı I. Bölümünün, “Yaşam hakkı” başlıklı 2. Maddesi:

Madde 2 Yaşam hakkı

  1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.

11.AİHS “Adil Yargılanma hakkı” başlıklı 6. Maddesi:

Adil Yargılanma hakkı

  1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.

  2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.

  3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

a)Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b)Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;

c)Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;

d)İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;

e)Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak.

*T.C. Anayasası (AY):

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2709&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5 (ET:26/05/2024)

  1. AY “I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. Maddesi:

I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı

Madde 17-Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

  1. AY “XII. Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35. maddesi:

XII. Mülkiyet hakkı

Madde 35 - Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.

  1. AY “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesi:

C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar

Madde 38 - Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

*Sayıştay Kanunu (6085-SK) (19/10/2010T, RG.27790):

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6085&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5 (ET:26/05/2024) 15. 6085-SK “Sayıştay Yetkileri” kenar başlıklı 6. maddesi:

Sayıştay Yetkileri

MADDE 6 - (1) Sayıştay, bu Kanunla veya diğer kanunlarla yüklendiği görevlerin yerine getirilmesi sırasında kamu idareleri ve görevlileriyle doğrudan yazışmaya, gerekli gördüğü belge, defter ve kayıtları göndereceği mensupları aracılığıyla görmeye, mallar hariç dilediği yere getirtmeye, sözlü bilgi almak üzere her derece ve sınıftan ilgili memurları çağırmaya, kamu idarelerinden temsilci istemeye yetkilidir.

(2)Sayıştay, denetimine giren işlemlerle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi, kamu idareleri ile bankalar dahil diğer gerçek ve tüzel kişilerden isteyebilir.

(3)Sayıştay, denetimine giren kamu idarelerinin işlemleriyle ilgili kayıtları, eşya ve malları, işleri, faaliyetleri ve hizmetleri görevlendireceği mensupları veya bilirkişiler tarafından yerinde ve işlem ve olayın her safhasında incelemeye yetkilidir. Bilirkişinin hukuki durumu, yetkisi ve sorumluluğu genel hükümlere tabidir.

(4)Sayıştay, kamu idarelerinin hesap, işlem ve faaliyetleri ile mallarını, hesap veya faaliyet dönemine bağlı olmaksızın yılı içinde veya yıllar itibariyle denetleyebileceği gibi sektör, program, proje ve konu bazında da denetleyebilir.

(5)Denetimler sırasında gerekli görülmesi halinde, Sayıştay dışından uzman görevlendirilebilir. Bilirkişi ve uzman görevlendirilmesine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.

*Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu (5018-KMYKK) (24/12/2003T, RG.25326)

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5018&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5(ET:26/05/2024)

  1. 5018-KMYKK'nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” kenar başlıklı 32. maddesi:

Harcama talimatı ve sorumluluk

Madde 32- Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.

  1. 5018-KMYKK'nun “Giderin Gerçekleştirilmesi” kenar başlıklı 33. Maddesi:

Giderin gerçekleştirilmesi

Madde 33- Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

(Ek üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.

(Ek son fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.; Değişik fıkra: 2/7/2018-KHK-703/213 md.) Kamu borç yönetimine ilişkin olanlar da dahil giderin çeşidine göre aranacak gerçekleştirme belgelerinin şekil ve türleri merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri için Hazine ve Maliye Bakanlığınca, mahallî idareler için İçişleri veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, sosyal güvenlik kurumları için de bağlı veya ilgili oldukları bakanlıklar tarafından, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.

*İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun (2560- İSKİGMKGHK, 23/11/1981 T, RG.17523)

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2560&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5 (Et:26/05/2024)

18.2560-İSKİGMKGHK' nun “Kurulun Görevleri” kenar başlıklı 6.d maddesi:

Kurulun görevleri:

Madde 6- (Değişik: 7/2/1983- KHK 56/4 md.; Aynen kabul: 23/5/1984- 3009/4 md.

d) Personel kadrolarının ihdas, değiştirilme ve kaldırılmasına karar vermek, (…)3

(3: 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK'nin 1 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra 666 sayılı KHK ile bu bentte yapılan düzenleme; 10/10/2013 tarihli ve 28791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 27/12/2012 tarihli ve E.: 2011/139, K.: 2012/205 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.)

*Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname KHK/666

(02/11/2011- 28103 Mükerrer)

https://www.resmigazete.gov.tr/...ler/2011/11/20111102M1-6.htm (ET:26/05/2024)

19.KHK/666'nin “EK MADDE 12'inci maddesinin 2. Fıkrasının (ğ)” bendi:

EK MADDE 12

  1. 31/12/2011 tarihinden geçerli olmak üzere

ğ) 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek,” ibaresi, yürürlükten kaldırılmıştır.

*27/12/2012 tarih ve E.2011/139, K.2012/205 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı'nın (AYM Kararı)- (10/12/2013 T, RG.28791)

https://www.resmigazete.gov.tr/...ler/2013/10/20131010-8.htm (ET:26/05/2024)

20.AYM Kararı “Sonuç “başlıklı bölümünde:

11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin:

  1. Ek Madde 12'nin,

a- (1) numaralı fıkrası, 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olmadığından, bu fıkranın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b- (2) numaralı fıkrasının,

aa- (j) bendi, 30.12.2011 günlü başvuru tarihinden önce yürürlüğe giren 1.12.2011 günlü, 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu'nun 42. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, bu bende yönelik iptal isteminin başvuranın yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

bb- Kalan bölümü, 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olmadığından, bu bölümün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE” denildiği,

II.B KARAR DÜZELTME GEREKÇELERİ

II.B.1 KANUNA AYKIRILIK

II.B.1.a Masumiyet Karinesi, Yasal Dayanak Yokluğu (Anayasanın 38/3., 38/4.; AİHS-6/2. maddesi ihlali)

21.Sayıştay Tazmin Kararı ile Temyiz Kurulu Red Kararında Yönetim Kurulu Üyelerinin “SORUMLU” gösterilmesinin KANUNA ve Anayasa Mahkemesi Kararlarına aykırı olduğu,

22.Hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul gören "masumiyet karinesi" nin bir kimseyi suçlayan şahsın veya makamın iddiasını kanıtlaması gerektiğini; suçlanan kişinin, ilke olarak, suçu işlemediğini, suçsuz olduğunu kanıtlamakla yükümlü olmadığını ifade ettiği, masumiyet karinesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine göre ise; suçlanan kişinin suçu işlediğini gösteren yeterli ve kesin delil yoksa, kanaate ve inanca dayanılarak cezanın verilemeyeceği, Anayasanın 38/3. “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” ve Anayasanın 38/4. maddesinde; "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." (§9) hükmünün, Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6/2. (§11) maddesinde ise; "Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır." hükmünün yer aldığı, (T.C. Danıştay On altıncı Daire, Esas No :2015/8892, Karar No: 2015/1827, Danıştay Dergisi Yıl:2015 Sayı: 139)

23.Sayıştay 7. Dairesine ve Temyiz Kuruluna gönderilen ortak savunmalarda “Yönetim Kurulu Üyelerinin” 5018 sayılı Kanunun 32. ve 33. maddelerinde sayılan “Harcama Yetkilisi” (§16) ve “Gerçekleştirme Görevlileri” (§17) olmadığı bildirilmiş olmasına rağmen, kanun hilafına, “yasal dayanak olmaksızın”, 14/06/2007 tarih ve 5189-1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararına dayanılarak (Kendi kararını içtihat kabul edip!) “Yönetim Kurulu Üyeleri” ni de “sorumlu” olarak belirleyerek, yönetim kurulu üyelerinden de kamu zararının tazmini hükmünün tesis edildiği; 18/01/2019 tarih ve 158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamı ile bu yöndeki itirazlarının/temyiz taleplerinin de red olunduğu 29/06/2022 tarih ve 52260 sayılı Temyiz Kurulu Red İlamının; Anayasaya (AY-m.38.) (§12) ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine (AİHS-m.6/2) (§9) aykırı olduğu,

II.B.1.b Avukata Erişim Hakkımın Engellenmesi ve Adil Yargılanma Hakkına Orantısal Olmayan Bir Müdahaleye Maruz Bırakılması, Yüksek İtiraz Organı Önündeki Savunma Aşamasında, Hukuk Yardımı Sağlanmamasının İHLAL olduğu,

24.28/06/2022 tarih ve 41223 (Davalı Saymanlık Evrak kayıt) no.lu olmak üzere “Temyiz Duruşmasına Diyabet, Kalp ve Yüksek Tansiyon rahatsızlıklarım nedeniyle 29 Haziranda 2022 tarihinde yapılacak Temyiz Duruşmasına katlamayacağımı tarafımı Temyiz Duruşmasında temsil etmek, tarafımın haklarını savunmak için adli yardım kapsamında avukat sağlanması (kendimin ve ailemin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama giderlerini karşılayacak ödeme yoksun olduğum)” yönündeki taleplerini Temyiz Kuruluna duruşma öncesi ilettiği,

25.Rahatsızlıkları nedeniyle “Adli Yardım” kapsamında tarafına “Avukat sağlanması” talebinin, kanuna ve usule aykırı olarak Sayıştay Temyiz Kurulunca kabul edilmeyerek 29/06/2022 tarih ve 52260 sayılı Temyiz Kurulu Red İlamı oluşturulduğu, (§1)

26.Tarafının temyiz duruşması tarihinde “Şeker Hastalığı tedavisi görüp/görmediğim” vd rahatsızlıkları hususunda Sayıştay 7. Dairesi Hakim, Savcı ve Denetçileri; Davalı Saymanlığın (... Su ve Atık Su İdaresi Genel Müdürlüğü-...) İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı başta olmak üzere Sayıştay Kanununun 6.(2) maddesi hükmü ile diğer amir hükümleri gereği Sağlık Bakanlığına Bağlı Hastaneler, Üniversite Hastaneleri ile e-nabız sisteminden araştırma yapabileceğinin, belge isteyebileceğinin herhalde tartışmasız olduğu, (§15)

27.Yönetim Kurulu Üyesi olan tarafının “SORUMLU OLMAMASI”, “Ahiz Olmasına” rağmen, zorlama yorumlarla tarafının “Sorumlu” gösterilmesinin, üstelik tarafı gibi sorumlu gösterilenlerin temyiz duruşmasında olabilecek tüm savunmaları yaptıkları, tarafımın yapacağı başkaca savunma kalmadığı(!), tarafına adil yargılanma hakkı kapsamında bir AVUKAT verilmesi sağlansa bile avukat tarafından yapılacak başkaca savunma hususu kalmadığı yönünde anlaşılmaya sebebiyet verilen Temyiz Ret İlamı Gerekçesinin; hem Anayasadaki Mahkemelerin Bağımsızlığı hükmüne hem de Masumiyet Karinesine aykırı olduğu,

28.1994 yılında karara bağladığı iki ayrı olayda AİHM’nin bu işleyişi değerlendirerek: “AİHM'nin görevi, sözleşmeci devletlerin itiraz yöntemlerinde 6. maddenin öngördüğü koşullara uyumu sağlamak için ulusal organların alacakları önlemlerin neler olduğunu belirlemek değildir. Mahkeme, ulusal uygulamaların Sözleşme'nin 6. maddesine uygun olup olmadığını değerlendirmek durumundadır. Ağır bir cezaya mahkûm edilen başvurucuya en yüksek itiraz organı önündeki savunmasında hukuk yardımı sağlanmayarak yalnız bırakılması, 6. maddeye uygun düşmemektedir. Yargılamanın niteliği ve yüksek mahkemenin üstün yetkileri karşısında avukat desteğinden yoksun bırakılan sanığın hukuksal konulardaki yetersizliği nedeniyle, olayda, adaletli bir yargılama gerçekleştirilememiştir.” (Bonar/İngiltere, 1994) ve (Maxwell/İngiltere 1994).[TBB Dergisi, Sayı 55, 2004-s.176]

29.Diyabet hastalığı tedavisi gördüğü bu nedenle “Duruşmaya Katılamayabileceğim” hususundaki iddiaları karşısında; “tarafsızlık” ve “makul şüphe” gereği ile yargılamaya hakim olan ilkenin “Resen Araştırma ilkesi” olması karşısında; araştırma ve denetleme görevini gereği gibi yerine getirmeyen, 6085 sayılı Kanun 6.(2) maddesi hükmündeki yetkilerini kullanmayan Sayıştay 7. Dairesince; rahatsızlığı nedeniyle duruşmada tarafını temsil etmek ve haklarını savunmak için ihtiyacı olan avukat talebiyle ilgili “Adli Yardım bilgi ve belgelerini” Temyiz Kuruluna göndermediği nedeniyle” tarafına adli yardım kapsamında avukat sağlanmadığı, Sayıştay Temyiz Kurulu İLAMINDA, “Tarafsızlık”, “Makul Şüphe”, “Resen Araştırma” ilkeleri ile Anayasanın ve AİHS’nin tarafına tanıdığı Adil Yargılanma Hakkının da ihlal edildiği,

II.B.1.c Anayasa Mahkemesinde olan “Anayasanın Nihai ve Bağlayıcı Olarak Yorumlanması Yetkisi” nin; Sayıştay 7. Dairesi 158 no.lu Ek İlamında ve 29/06/2022 tarih ve 52260-36269 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu İlamında GASP EDİLDİĞİ

30.27/12/2012 tarih ve E:2011/139, K:2012/205 sayılı kararı ile 666 sayılı KHK'nın EK-12'inci maddesinin 2'inci fıkrasının (ğ) bendinin, “mali haklara ilişkin hükmün, mevcut veya yeni ihdas edilen ya da başka bir bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki teşkilat ve kadroların düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan; 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa'nın 91'inci maddesine aykırı olduğu” gerekçesiyle İPTAL edildiği, (§ 19)

31.Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra tarafına ikramiye ödenmesini engelleyici hukuksal bir dayanağın kalmadığı,

32.Bu noktada Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği KHK maddesinin yürürlükten kaldırdığı hüküm kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceği ve iptal kararından sonra oluşan hukuki boşluğun yasa koyucunun yapacağı yeni bir düzenleme ile dolduracağı “YORUMU” ileri sürülerek hakkında; 158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamı/Tazmin Kararı ile bu karara karşı itirazları/temyiz talebi de uygun görülmeyerek 29/06/2022 tarih ve 52260 sayılı Temyiz Kurulu Red İlamının çıkarıldığı, (§1)

33.Kanun koyucu da idari ve yargısal mercilerin de görevleri kapsamında anayasal hükümleri YORUMLADIĞI,

34.Ancak, bu yorumlar sonucunda ihdas edilen normlar ve kamu gücü işlemleri anayasal denetime tabi olduğunda, Anayasanın nihai ve bağlayıcı olarak YORUMLAMA YETKİSİNİN, “Anayasa Mahkemesine ait olduğu” nun tartışmasız olduğu,

35.Zaten karar düzeltme talebinin konusunun; (§1) Anayasa Mahkemesinin, Anayasaya aykırı bularak İPTAL ETTİĞİ hükmün, ikramiye ödemesinin dayanağını oluşturan 2560 sayılı kanunun 6/d (§18) maddesi olmadığı hususu olduğu, eğer söz konusu madde iptal edilseydi, iptal kararının bir hukuksal boşluk yaratacağı ve bu boşluğun yeni bir kanuni düzenleme ile doldurulması gerekeceği,

36.Burada ise yetkisiz olarak çıkarılan 666 sayılı KHK'nın hükmünün İPTAL edildiği hususu, tarafınca Sayıştay 7. Dairesi ile Sayıştay Temyiz Kuruluna bildirildiği, (§19) bu nedenle ... düzenlemenin kendiliğinden yürürlüğe gireceği hususunun YÜKSEK MAHKEMENİZİN de takdirinde olacağı,

II.B.2 YETKİNİN AŞILMASI

II.B.2.a Davalı Saymanlık Güncel Kararı ile Hakkında Kişi Borcu Çıkartılması ile Dayanağı Sayıştay Tazmin Kararı ve Temyiz Kurulu Kararının “Mülkiyet Hakkını” “Yaşam Hakkını” ve “Maddi ve Manevi Bütünlüğümün Korunması Hakkını” İHLAL ettiği,

39.27/05/2024 tarih ve E-85501937-845.99-178302 sayılı “2016-2017 yılları Sayıştay İlamı Kişi Borcu” konulu işleminde (Güncel Gelişme) dayanak gösterilen; 158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamı/Tazmin Kararı; 29/06/2022 tarih ve 52260 sayılı Temyiz Kurulu Red İlamında; “Anayasa Mahkemesindeki yorum yapma yetkisini” Sayıştay 7. Dairesi kendisinde gördüğünden “Mülkiyet Hakkının” ihlal edildiği,

40.Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan “mülkiyet hakkı” nın, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı, (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20), hakkında verilen tazmin kararı uyarınca tarafının maaş hesabından tahsiline karar verilen anapara toplam tutarının; tarafına ödenen ikramiyeden daha fazla olarak geri ödemek zorunda kaldığı (Vergi dairesine ödenen vergilerin de kendisinden tahsil edilmeye çalışıldığı) açık olup; Anayasa'nın 35. maddesinde (§13) düzenlenen “mülkiyet hakkının konusuna giren bir mülk” olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı,

41.158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamı/Tazmin Kararı ile 29/06/2022 tarih ve 52260 sayılı Temyiz Kurulu Red İlamında; Kurum (...) çalışanlara yapılan ikramiye ödemelerinin; dayanağını oluşturan 2560 sayılı kanunun 6/d (§15) hükmünün Anayasa Mahkemesinin, Anayasaya aykırı bularak İPTAL ETTİĞİ hüküm olduğu iddiasıyla ve ikramiye ödemesinin kamu zararı oluşturduğu hususunun SAYIŞTAYCA “YORUMLA ULAŞILAN” bir sonuç olması gereği tarafının sorumlu gösterilerek tazmin etmesi kararının verildiği,

42.Tarafından kamu zararının tazmin edilmesinin “mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği”, 27/05/2024 tarih ve E-85501937-845.99-178302 sayılı “2016-2017 yılları Sayıştay İlamı Kişi Borcu” konulu işlemin Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenmiş olan ve AİHS'nin 1. ve 2. maddesindeki haklara karşılık gelen “yaşam hakkı” ve “maddi ve manevi bütünlüğümün koruma hakkı” nın ihlal edildiğinin açık olduğu, (§12), (§§ 9,10)

43.Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının sınırsız bir hak olarak düzenlenmediği, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğinin öngörüldüğü, mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerektiği, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlüklerin, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği, (Recep Tarhan ve Afife Tarhan. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

44.... Genel Müdürlüğünde 657 sayılı Kanun kapsamında çalışanlara yapılan ikramiye ödemelerinin, Anayasa Mahkemesinin yetkisinde olan “YORUM YAPMA” yetkisini SAYIŞTAY 7. DAİRESİ'nce aleyhlerine yorumlayarak, 5018 sayılı Kanun'un 32. maddesi ve 33. maddesi uyarınca Yönetim Kurulu Üyelerinin tazmin sorumluğunun bulunmadığı ortadayken yaptığı müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığı,

45.Karar Düzeltme başvurusuna konu olan 158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek ilamında, ikramiye ödemeleri sırasında vergi dairesine ödenen tutarların da kamu zararı varsayılıp vergi dairesine yatırılan tutarlardan da tarafının sorumlu tutulmasında kamu yararı olmadığı ve Sayıştay 7. Dairesi Ek ilamıyla yapılan müdahalenin bu yönüyle meşru bir amacının da bulunmadığı,

46.Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olmayıp yoruma dayandırıldığından ve kamu yararına dayalı meşru bir amacı bulunmadığından, şahsi olarak olağan dışı ve aşırı bir yüke katlandığı ortadayken 158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamında ADİL BİR DENGENİN SAĞLANDIĞINDAN da bahsedilemeyeceği,

47.08/01/2016 tarih ve E...., K.... sayılı kararı, 13/04/2016 tarih ve E...., K.... sayılı ... Bölge İdare Mahkemesi kararlarına dayalı gelen teklifler sonucu; kanunen yerine getirmek zorunda olduğu ikramiye ödenmesi yönünde Yönetim Kurulu Kararında imzası olması nedeniyle “yoruma dayalı” kamu zararından SORUMLU tutulduğu,

48.Yönetim Kurulu Üyesi olması nedeniyle “Kamu Zararı sorumlusu” olduğu iddiasının; 5018 sayılı yasanın 32. ve 33. madde hükümlerine rağmen Sayıştay 7. Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesinde olan “Yorum Yetkisi” gasp edilerek tesis edildiği,

49.Sayıştay 7. Dairesi tarafından yapılan yargılama sırasında itirazlarını serbestçe ileri sürme imkânını da elde edemediği, bunun yanında dosya içerisinde bulunan Yönetim Kurulu Kararına esas yargı kararlarında; makul bir değerlendirme içermediği veya keyfî olduğu hususunun da 158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek ilamında ortaya konulamadığı,

50.158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamında (Davalı Saymanlık -Kamu gücü güncel gelişmesi işlemiyle öğrenilen) kamu zararının BRÜT olarak (tarafının almadığı vergiler dahil edilmek suretiyle yanlış hesaplanan) KAMU ZARARI TUTARI gözetildiğinde; sorumlu gösterilip tazmin etmekle yükümlü tutulduğu miktar nedeniyle ödeme yapılan personele rücu etme imkânının bulunması, bu bağlamda Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülen güvencelerin de sağlandığı sonucuna ulaşılamayacağı; bu nedenle müdahalenin tarafını şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, buna göre tarafının mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı arasında olması gereken adil denge bozulmuş olup mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü de olmadığı, dolayısıyla sorumlu gösterilip, ahiz olarak ödenmesi istenen tutarların mülkiyet hakkını ihlal ettiğinin açık olduğu,

51.Yukarıda açıklanan gerekçelerle ve Yüce Mahkemenizce doğrudan tespit olunacak hak ihlallerinin diğer kabul edilebilirlik koşulları sağlaması göz önüne alınarak “kabul edilebilir nitelikte olduğuna” karar verilmesi gerektiği,

52.158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamı sonucu Mülkiyet Hakkı başta olmak üzere Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenmiş olan ve AİHS'nin 1. ve 2. maddesindeki haklara karşılık gelen “yaşam hakkı” ve “maddi ve manevi bütünlüğünü koruma hakkı” ihlallerinin; “Güncel Gelişmeyle” ancak öğrenilmiş olması nedeniyle iş bu “Ek Beyanda” bulunulması zaruretinin hasıl olduğu,

III.GÜNCEL GELİŞME ve DELİL

Ek-1: 27/05/2024 tarih ve E-85501937-845.99-178302 sayılı “2016-2017 yılları Sayıştay İlamı Kişi Borcu” (Kamu Gücü Güncel Gelişme) İşlemi.

IV.SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda açıklanan ve temyiz sırasındaki dilekçelerimde izah edilen sebeplerle

A.Karar Düzeltme Duruşmasına Katılma Talebinin Kabulüne,

B.Yönetim Kurulu Üyelerinin Kamu Zararı Sorumlusu olduğuna dair Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamının KANUNA AYKIRI olduğu,

C.Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamında Kamu Zararı Hesabı sırasında Vergi Dairesine Ödenen tutarların dahil edilmesiyle YETKİ AŞIMI yapıldığı;

D.Böylece;

a. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olmaması nedeniyle KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞU,

b. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenmiş olan ve AİHS'nin 2. ve 3. maddesindeki haklara karşılık gelen “yaşam hakkı” ve “maddi ve manevi bütünlüğünü koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmaması nedeniyle ESASA ETKİLİ BEYANLARININ KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞU,

Göz önüne alınarak, 29/06/2022 tarih ve 52260 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu Red İlamı kararının DÜZELTİLMESİ ile 158 no.lu Sayıştay 7. Dairesi Ek İlamı/Tazmin Kararının “KALDIRILMASI” kararlarına varılmasını saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

Sorumlu ...’un yanında fer’i müdahil olarak duruşmaya katılım isteğinde bulunan ahizler ... ile ... tarafından 44910 sayılı dosya kapsamında gönderilen aynı nitelikteki karar düzeltme dilekçelerinde özetle;

Davalı saymanlık yanında davaya fer’i müdahil (ahiz) olarak katılmak istediklerini belirtildikten sonra,

Davalı saymanlığın 27/05/2024 tarih ve E-85501937-845.99-178302 sayılı “2016-2017 yılları Sayıştay İlamı Kişi Borcu” konulu güncel işleminde; taraflarından tahsil edilmek istenen kamu zararı tutarının yanlış hesaplandığı, ...’nun brüt ödeme tutarının ... TL, ...’in brüt ödeme tutarının ... TL olarak belirlendiği, Ek İlamda kamu zararının brüt hesaplanmış olması sebebiyle taraflarından ödenen ikramiyeden fazla tutarların istendiği, devlete ödenen vergilerin de tahsil edilmek istendiği, yapılan hesaplamanın kanuna aykırı olduğu, idarenin güncel işlemindeki hesaplamanın aşağıda olduğu, ifade edilerek, konunun esası ile ilgili olarak da yukarıda sorumlu ...’un 24.06.2024 Sayıştay evrak kayıt tarih ve … sayılı dilekçesinde yazılı hususlar aynen tekrar edilmiştir.

Konuyla ilgili olarak idareyi temsilen kurum avukatı (ilgili) Av. ..., sorumlu ... (İnsan Kayn. Dai. Başk.), 44910 sayılı dosya ile başvuru yapan sorumlu ... ve beraberinde fer’i müdahil talebi kabul edilen (ahizler) ... ve ... yapılan duruşmaya katılmış olup, Av. ... ve ... tarafından duruşma sırasında yazılı savunmalara ek olarak;

Bu konuda Temyiz Kurulu İlamı sonrasında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapıldığı, başvuru sonuçlana dek bekletici mesele yapılmasının talep edildiği, Kurulun aksi yönde kanaati oluşacaksa 1981’den beri yürürlükte olan İSKİ Kanunu’ndaki ikramiye ödenmesi hükmünü 2012 yılında yürürlükten kaldıran 666 sayılı KHK’nın ilgili maddesinin fonksiyon gaspı nedeniyle Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, burada fonksiyon gaspı olduğundan yasama organının iradesiyle ortaya çıkmış kanun hükmünden kaynaklı ödemelerin yapılması gerektiğinin göz önünde bulundurulmasının talep edildiği, belirtilmiştir.

Sorumlu ... ve beraberinde fer’i müdahil ... ve ... tarafından duruşma sırasında yazılı savunmalara ek olarak;

Ek delil belgelerinden görüleceği üzere tazmin tutarı içerisinde tarafına ödenmeyen damga vergisi ve gelir vergisi tutarlarının da dahil olduğu, tazmin tutarının bu suretle yanlış hesaplandığı, vergi dairesinde olan tutarların düşülerek ikramiyeden kaynaklı kamu zararı tutarlarının yeniden hesaplanması için tazmin kararının bozulması gerektiği, belirtilerek ek delil niteliğinde ikramiye ödeme bordrolarını ibraz etmişlerdir. İbraz edilen belgeler, adı geçen kişilere ait 44910 sayılı dosyaya konulmuştur.

Sayıştay Savcısı tarafından duruşma esnasında yazılı görüş yinelenmiş ve yazılı görüşte yazılı gerekçelerle karar düzeltilmesine mahal olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı, belirtilmiştir.

Duruşmacılar ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

[Konuyla ilgili duruşma talep eden sorumlu ... (Avukat)’e usulüne uygun olarak duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında]

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Usul Yönünden İnceleme

44842 sayılı dosya ile karar düzeltmeye başvuran …, …, …, …, …, …, …, …, …’in talebi hakkında:

Karar düzeltme kanun yoluna başvuranlardan …, …, …, …, …, …, …, …, … tarafından 44842 sayılı dosya kapsamında diğer başvuranlar ile birlikte 158 no.lu Ek İlamın 1’inci maddesini tasdik eden Temyiz Kurulunun 29.06.2022 tarih ve 52259 Tutanak (36268 İlam) sayılı Kararına karşı (ortak dilekçede isimlerine yer verilmek ve imzalanmak suretiyle) karar düzeltme başvurusu yapılmış ise de; adı geçen kişiler söz konusu Ek İlam maddesi ile tazmin hükmü verilen sorumlular arasında yer almamaktadır. Sayıştay Dairelerinde ittihaz olunan kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize-karar düzeltmeye yetkili olanlar 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi 2’nci fıkrasının atıfta bulunduğu 52’nci maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş sorumlulardan ibaret olup, bunlar arasında yer almayan 44842 sayılı dosyada adı geçen başvurucuların işbu maddeyle ile ilgili karar düzeltme taleplerinin usulden REDDİNE, oybirliğiyle, karar verildi.

44842 sayılı dosya ile karar düzeltmeye başvuran …, …, …, …, …, …, …,…’ın talebi hakkında:

Karar düzeltme kanun yoluna başvuranlardan …, …, …, …, …, …, …, … tarafından 44842 sayılı dosya kapsamında Temyiz Kurulunun 29.06.2022 Tutanak tarih ve 52259 (36268 İlam) sayılı Kararına karşı (ortak dilekçede isimlerine yer verilmek suretiyle) karar düzeltme başvurusu yapılmış ise de;

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Kanun yollarına başvurma” başlıklı 54. maddesinde;

“Temyiz, yargılamanın iadesi ve karar düzeltilmesi talepleri, Sayıştay Başkanlığına hitaben yazılmış imzalı dilekçe ile yapılır. Dilekçeler Sayıştay Başkanlığına verilir veya gönderilir. İlgililer isterlerse evrakın alındığına dair kendilerine bir alındı verilir.

(2) Dilekçelerde aşağıdaki hususlar bulunur:

a) Başvuruda bulunan kişinin ve varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin adı, soyadı, unvanı ve adresi.

b) İlamın tarihi, numarası.

c) İlgili hesabın adı ve yılı.

ç) Başvurunun konusu.

d) Hangi kanun yoluna başvurulduğu ve başvurunun hukuki sebepleri.

e) Varsa duruşma talebi.

(3) Dilekçelere ilgililer tarafından itirazlarını ispat edecek belgeler eklenir. Dilekçeler ve bunlara ekli belgelerin örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur.

(4) Dilekçelerin yukarıda belirtilen hususları ihtiva etmediğine, ilgisine göre Temyiz Kurulu veya dairece karar verilirse, eksikliklerin on beş gün içinde tamamlatılması dilekçe sahibine tebliğ olunur. Bu süre içinde eksiklikler tamamlanmazsa, ilgisine göre Temyiz Kurulunca veya dairece başvurunun reddine karar verilir. Şu kadar ki, başvuru sahibinin kimliğini, imzasını, başvuru konusu ilam hükmünü ve hangi kanun yoluna hangi sebeple başvurulduğunu yeteri kadar belli edecek kayıtları ihtiva eden dilekçeler, diğer hususlar gösterilmemiş olsa bile kabul edilir.” denilerek, karar düzeltme talebinin imzalı dilekçe ile yapılması gerektiği, aksi takdirde talebin reddedileceği belirtilmiştir. Buna göre karar düzeltme talebinde bulunan …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … ’in diğer sorumlularla ortak olarak düzenlenmiş dilekçede yer alan isimlerinin üstünde imzaları bulunmadığından, adı geçen kişilerin de karar düzeltme taleplerinin usulden REDDİNE, oybirliğiyle, karar verildi.

Esas Yönünden İnceleme

Konuya ilişkin olarak 44910 sayılı dosya ile karar düzeltmeye başvuran sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ...’un adli yardım talebi hakkında:

Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ... dilekçesinde savunma hakkını kullanmak bakımından yapılacak duruşma için adli yardım kapsamında kendisine bir avukat sağlanmasını talep etmiştir.

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Karar düzeltilmesi” başlıklı 57’nci maddesinin ikinci fıkrasında “Karar düzeltilmesi istem ve incelenmesi temyiz şekil ve usulleri dairesinde yürütülür.” denilmiş olup, Sayıştay Temyiz Kurulu’nda duruşmalı dosyaların görüşülmesine ilişkin Sayıştay mevzuatında yer alan hükümlere bakıldığında;

6085 sayılı Kanunun “Temyiz” başlıklı 55’inci maddesinin 6’ncı fıkrasında;

“(6) Taraflar dilekçelerinde duruşma istediklerini belirtmişlerse veya Temyiz Kurulu lüzum görürse tarafları davet ederek savunmalarını dinler ve açıklama isteyebilir. Sorumlular diğer ilgililer ile birlikte açıklamalarda bulunabilirler. Taraflara ikişer defa söz verilir. Taraflardan yalnız biri gelirse onun açıklamaları dinlenir; hiçbiri gelmezse duruşma açılmaz, inceleme evrak üzerinde yapılır.”

Sayıştay Temyiz Kurulunun Çalışma Usul ve Esaslarının “Temyiz Kurulu toplantılarında bulunabilecek olanlar” başlıklı 27’nci maddesinde;

“…

(2) Duruşma talep eden sorumlular, yargılamaya katılarak açıklamalarını yaparlar. Sorumlular ayrıca istemeleri halinde diğer ilgililer ile birlikte de açıklamalarda bulunabilirler. Temyiz Kurulu lüzumu halinde sorumluları doğrudan da davet etmek suretiyle savunmalarını dinler ve açıklama isteyebilir.

“(4) Çağrılan taraflardan yalnız birinin gelmesi halinde açıklamaları dinlenir, hiçbirinin gelmemesi halinde duruşma açılamaz ve inceleme evrak üzerinde yapılır...” denildiği görülmektedir.

Bununla birlikte; Sayıştay yargısında İlamda yer alan kamu zararından sorumlular, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlü tutulmaktadır.

Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalardan; Sayıştay temyiz-karar düzeltme yargılamasında; Daire ilamında kamu zararından tek başına veya birlikte sorumlu tutulan sorumlulardan temyize-karar düzeltmeye başvurup, dilekçelerinde duruşma da talep edenlerin duruşmaya davet edileceği, sorumlulardan duruşmaya fiilen katılan kişinin/kişilerin açıklamalarının dinleneceği, hiçbir sorumlunun katılmadığı durumda ise incelemenin dosya üzerinden yapılacağı anlaşılmaktadır. Burada sorumlunun duruşmada hazır bulunmasının ve dosyasının vekil aracılığıyla takip edilmesinin zorunlu olduğuna dair bir hükme yer verilmemiştir.

Esasen adli yardıma ilişkin usul ve esaslar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340’ıncı maddelerinde düzenlenmiş olup, HMK madde 334’de;

“(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler…”

Madde 335’de;

“(1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar:

ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini.

…”

Madde 336’da;

“… (2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali duruma ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır…” şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.

Anılan hükümler çerçevesinde sorumlu ...’un kendi dosyasının takibi açısından avukat temini talebi değerlendirildiğinde; yukarıda değinildiği gibi Sayıştay mevzuatına göre, sorumlunun temyiz-karar düzeltme dosyasının vekil aracılığıyla takibinin zorunlu olmadığı, sorumlunun önceden talep ettiği halde duruşmaya katılmadığı durumda dilekçede yazılı iddialar ve savunmalar çerçevesinde konunun dosya üzerinden incelenebileceği, hatta somut olayda; ...’un Temyiz Kurulu’na duruşma öncesinde gönderdiği 24.06.2024 Sayıştay evrak kayıt tarih ve 24027536 sayılı dilekçede duruşmaya katılım talebinde bulunarak duruşmaya fiilen katıldığı hususları dikkate alınarak, bu hususlarla birlikte; sorumlu ...’un dilekçe ekinde HMK’da öngörülen kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin ödemesi gereken temyiz-karar düzeltme giderlerini (avukat temini giderlerini) ödeme gücünden yoksun olduğuna mesnet belge de sunmadığı, görüldüğünden, adı geçen sorumlunun 44910 sayılı ile karar düzeltme başvurusu için yapmış olduğu adli yardım talebi uygun bulunmamıştır.

Konuya ilişkin olarak sorumluların/ilgililerin Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurusu incelemesinin bekletici mesele yapılması talebi hakkında: Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesinin, somut olayın değerlendirilip hükme bağlanmasında bekletici sorun olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, söz konusu talep de uygun bulunmamıştır.

Karar düzeltmeye başvurusuna konu edilen 158 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; ... Su ve Atıksu İdaresi (...) Genel Müdürlüğünce memur personele mevzuatta olmadığı halde yılda iki defa ikramiye ödenmesi nedeniyle oluşan ... TL kamu zararından kişiye (...’ya) mahkeme kararı ile ödenen ... TL’si için ilişilecek husus bulunmadığına, geriye kalan ... TL kamu zararının ise sorumlularından tazminine karar verilmiş olup, sorumluların başvurması üzerine bu hükmün temyizen incelemesinde Temyiz Kurulunca verilen 29.06.2022 tarih ve 52259 Tutanak (36268 İlam) sayılı Kararda [sorumlu ... için aynı tarih ve 52260 Tutanak (36269 İlam) sayılı Kararda] açıklanan gerekçelerle tazmin hükmünün mevzuata uygun verildiği anlaşıldığından, hükmün tasdikine karar verilmiştir.

Bu defa karar düzeltme kanun yoluna gelen sorumlular/ilgililer, daha önce temyiz dilekçelerinde hem esastan hem de sorumluluktan öne sürdükleri benzer itirazları tekrardan öne sürerek tazmin kararının kaldırılması talebiyle karar düzeltme başvurusu yapmışlardır.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Genel Kurulun Görevleri” başlıklı 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendinde yer alan “yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek” hükmü gereğince su ve kanalizasyon idarelerinde 2012 yılı öncesinde memur personele ikramiye ödemesi yapılmakta idi.

11.10.2011 tarihli ve 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin (666 sayılı KHK’nın) 1’nci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek Madde 12’nin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi ile 2560 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek” ibaresi, 31.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra Büyükşehir Belediyelerine bağlı Su ve Kanalizasyon İdareleri Genel Müdürlüklerinde çalışan memurlara ikramiye ödenmesi uygulamasına son verilmiştir.

Fakat daha sonra 10.10.2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27.12.2012 tarih ve E.2011/139, K.2012/205 sayılı Kararında yer alan “İptali istenen kuralla, kamu personeline fazla çalışma ücreti veya ikramiye gibi değişik adlar altında yapılan ödemeler ile 666 sayılı KHK veya daha önce yapılan bazı düzenlemeler sonrası fiilen uygulama imkanı kalmayan bazı mali hükümler, 31.12.2011 tarihinden, itibaren geçerli olmak üzere, yeni yapılan düzenlemelere paralel olarak yürürlükten kaldırılmaktadır.

Kuralda öngörülen mali haklara ilişkin hükmün, mevcut veya yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğu açıktır. Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığından Anayasa’nın 91. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.” gerekçesi ile 666 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek Madde 12’nin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi hükmü iptal etmiştir. Mahkemece iptal hükmü nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153’üncü maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanunun 66’ıncı maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

İptal kararının yürürlüğe girdikten sonra da su ve kanalizasyon idarelerinde görev yapan memurlara ikramiye ödeneceğine dair herhangi bir düzenleme ihdas edilmemiştir.

Hal böyle iken (iptal kararı sonrasında) ... Genel Müdürlüğü personeli ... tarafından 2560 sayılı Kanun ile kazanılmış hakkı olan ikramiye ödemesinin 2012 yılından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemi ile Kurum aleyhine ... 2’nci İdare Mahkemesinde dava açılmış, anılan Mahkemenin ... tarih ve ... Esas, ... sayılı Kararı ile; “…Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının davalı İdareye başvuru tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hesaplanarak davacıya ödenmesine…” karar verilmiş, ilgiliye yasal süresi içinde geriye dönük olarak 2012 ila 2016 yıllarını kapsayan ikramiye tutarı toplam ... TL ödeme gerçekleştirilmiştir. Kurum tarafından ... 2’nci İdare Mahkemesinin söz konusu kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz edilmiş ise de ... Bölge İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... K:... sayılı Kararı ile itiraz istemi reddedilerek, anılan mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Bunun üzerine emsal mahkeme kararları göz önüne alınarak ... Yönetim Kurulu’nun verdiği ... tarihli ve ... no.lu Karar ile; Genel Müdürlük bünyesinde 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan diğer tüm personele ve aynı Kanuna tabi emeklilik, istifa, nakil gibi nedenlerle Kurumdan ayrılan personele de 2012 yılından itibaren ödenmeyen tüm ikramiyelerin kanuni boşluğun yasa koyucu tarafından doldurulması zamanına kadar hesaplanarak ödemelerin yapılmasına karar verilmiş ve ilk ikramiye ödemeleri 2016 yılında gerçekleşmiştir.

Büyükşehir Belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idarelerinde çalışan memurlara ikramiye ödenmesinin yasal dayanağı olan 2560 sayılı İSKİ Kanunun 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrası (d) bendi hükmü, 666 sayılı KHK’nın 1’nci maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek Madde 12 ile 31.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırıldığından, sonradan Ek Madde 12, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilse de bu hususta yeni bir kanuni düzenleme yapılmadığından, ... Genel Müdürlüğünce memur personele yapılan ikramiye ödenmesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının g bendinde, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kamu zararı sayılmıştır. Bu kapsamda ikramiye ödenmesi, mevzuatında öngörülmediğinden kamu zararını teşkil eder.

Diğer yandan sorumlu ...’un 44910 sayılı dosyası kapsamında öne sürdüğü kamu zararının brüt tutarlar üzerinden hesaplandığı itirazına ilişkin olarak;

Tasdik edilen 158 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesinde ikramiye ödemesinden kaynaklanan kamu zararı tutarları ahizler bazında brüt tutarlar (vergi kesintisi yapılmadan) itibariyle hesaplanmıştır.

Sayıştay Genel Kurulu’nun 12.02.1981 tarih ve 4107/1 sayılı Kararında; mevzuata aykırı ödemelerin mahalli idarelerin bütçelerine gider olarak kaydedilen kesintisiz tutarlar üzerinden hesap edileceği belirtildiğinden, söz konusu Ek İlam maddesinde kamu zararının brüt tutarlar (vergi kesintisi yapılmadan) üzerinden hesaplanmasında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Sorumlunun söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla, sorumlular tarafından karar düzeltme aşamasında konunun esası ve sorumluluk yönüyle ilgili öne sürülen tüm iddia ve itirazların tamamının karar düzeltmeye esas Temyiz Kurulu Karar(lar)ında karşılandığı, bu Karar(lar)ın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca bu aşamada tekrardan ileri sürülen hususların yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca söz konusu Karar(lar)ın düzeltilmesini icap ettirecek bir mahiyette olmadığı görüldüğünden; sorumluların/ilgililerin karar düzeltme istemi reddedilerek, (158 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle verilen ... TL kamu zararının ... TL’si için ilişilecek husus bulunmadığı, kalan ... TL’sinin ise sorumlularından tazmini hükmünü tasdik eden) 29.06.2022 tarih ve 52259 Tutanak (36268 İlam) sayılı [Sorumlu ... için aynı tarih ve 52260 Tutanak (36269 İlam) sayılı] Temyiz Kurulu Karar(lar)ında KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oy birliğiyle,

Karar verildiği 10.07.2024 tarih ve 57031 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim