Sayıştay 7. Dairesi 42414 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

42414

Karar Tarihi

20 Şubat 2019

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2015

  • Daire: 7

  • Dosya No: 42414

  • Tutanak No: 45735

  • Tutanak Tarihi: 20.02.2019

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Asaleten atanma şartlarını taşımayan ancak bu görevi vekâleten yürüten 8 personele, vekâleten yürüttükleri kadro için öngörülen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme ile asli kadroları için öngörülen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme arasındaki farkların ödenmesi.

  1. 142 sayılı İlamın 2/A maddesiyle; Şube Müdürü kadrosuna asaleten atanma şartlarını taşımayan ancak bu görevi vekâleten yürüten 8 personele, vekâleten yürüttükleri kadro için öngörülen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme ile asli kadroları için öngörülen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme arasındaki farkların ödenmesi nedeniyle ….. TL’ye tazmin hükmü verilmiş,

07.03.2018 tarih ve 44195 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1. maddesiyle de söz konusu tazmin hükmünün TASDİKİNE karar verilmiştir.

Bu defa, İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … ve …. ile Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan …, … ve …..’ın karar düzeltilmesi talebi ile vermiş oldukları aynı nitelikteki dilekçelerinde özetle;

Daha evvel vermiş oldukları temyiz dilekçesinde belirttikleri hususları tekrar etmekle birlikte aşağıda ayrıntısını izah edecekleri hususlar dikkate alındığında iş bu karar düzeltmeye konulu ilamın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, şöyle ki;

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve 1968/8 Esas, 1973/14 Karar sayılı kararı ile İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verebileceği; yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceğini, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin geri istenilmesinin hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu, bu süre geçtikten sonra geri istenilemeyeceğinin belirtildiğini,

Ayrıca aynı iş bu karar düzeltme sebeplerine esas Sayıştay ilamı ile tespit edilen kamu zararının tahsil edilmesi üzerine idare personelinden ….. tarafından 1. İdare Mahkemesi nezdinde açılan iptal ve tam yargı davasında 1. İdare Mahkemesi verdiği 20.02.2018 tarih ve 2017/2515 esas, 2018/642 karar sayılı kararında da hatalı ödemelerin en son yapıldığı tarihlerden itibaren dava açma süresi içinde geri alınmasının mümkün olduğu bu sürenin geçmesinden sonra ödenen miktarın geri tahsilinin mümkün olmadığını belirterek yapılan kesintilerin idareye başvuru tarihinden itibaren işlemiş faizi ile davacıya (….'e) ödenmesine karar verildiğini,

Nitekim Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdari Dava Dairesinin kararlarının da (22.12.2017 tarih ve 2017/3156 esas, 2017/3341 karar sayılı kararı vs.) bu yönde olduğunu,

Yukarıda ifade ettiği hususlar dikkate alındığında Sayıştay Başkanlığı tarafından düzenlenen ilam ile tespit edilen kamu zararının idarece ödeme yapılan personelden tahsili üzerine 1. İdare Mahkemesinde açılan davada yapılan kesintilerin usul ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek kesintilerin ilgiliye iadesine karar verildiği, Anayasamız ve 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun (28. Maddesi hükmü) amir hükümleri gereği idari yargı kararlarının tüm kamu kurum ve kuruluşlarını bağladığı ve idarelerin idari yargıca verilen kararların gereğini 30 gün içerisinde yerine getirmesi gerektiği, idare mahkemesi kararların gereğinin 30 gün içerisinde yerine getirilmemesi halinde kurum hakkında tazmin yoluna başvurulabileceği ve yerine getirmeyen personel hakkında cezai takibat (suç duyurusu) yapılabileceğinin açık olduğunu, Mahkeme kararı üzerine dava açan personelden yapılan kesintilerin ahize iade edildiğini,

Yine 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun "Kamu Zararı" başlıklı 71 'inci maddesinde;

“(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (Mülga: 22/12/2005-5436/10 md.) g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır." denildiğini,

Dolayısıyla adı geçen kişilere ödenen ücretlerin karşılığında kamuya hizmet verdikleri göz önüne alındığında, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun "Kamu Zararı" başlıklı 71 'inci maddesinde tanımlanan bir kamu zararından bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu, nitekim 20.03.2017 tarih ve 142 sayılı ilamın 4'üncü sahifesinde buna benzer bir örneğin mevcut olduğunu, Sayıştay Başkanlığı tarafından bu gerekçe ile ilişilecek husus bulunmadığına karar verildiğini,

Bu sebeplerle Sayıştay Başkanlığı ilamı üzerine yapılan kesintiler sebebiyle idari yargıda açılan davada yapılan kesintilerin usul ve hukuka aykırı olduğundan iadesine karar verilmiş olması sebebiyle iş bu karar düzeltme talebini sunma zaruretini doğurduğunu belirterek,

Yukarıda ifade ettikleri sebepler ve resen dikkate alınacak sair sebeplerle karar düzeltmeye konu ilamın kaldırılmasına karar verilmesini arz ve talep etmişlerdir.

Başsavcılık mütalaasında;

“Dilekçede, temyiz aşamasında ileri sürülen gerekçelerin tekraren sunulduğu belirtilerek, Danıştay içtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile, 1. İdare Mahkemesinin konuya ilişkin kararı dayanak gösterilerek, Temyiz Kurulunun 07.03.2018 tarih ve 44193 tutanak sayılı kararının usul ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek ilamın kaldırılması talep edilmektedir.

İtiraz konusu hususların, Daire ve Temyiz Kurulu Kararında değerlendirilerek karşılandığı görülmüştür.

Anayasanın 160 ıncı maddesinde; “Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.(2)

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.

(Ek üçüncü fıkra: 29/10/2005-5428/2 md.) Mahallî idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılır.” hükmü yer almaktadır.

Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında idari yargı yoluna başvurulamayacağı, Anayasada kesin hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda, Danıştay kararlarının esas alınması, yine Anayasada “vergi ve benzeri mali yükümlülükle ve ödevler” le sınırlandırılmıştır.

Sayıştay yargısında ahizler yargılamaya tabi değillerdir. Yargılamaya tabi sorumlular 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanun’da sayılan sorumlulardan; harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlileri, muhasebe yetkilisi ve şartları oluşmuş ise üst yöneticiler hesap yargısına tabidirler. Bu nedenle de diğer mahkemelerin verdiği kararların muhatabının ahizle olduğu hususu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu nedenlerle, 142 sayılı ilamın 2. maddesi ve bu maddeyi tasdik eden 44192-44193-44194-44195-44196 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararlarının düzeltilmesine mahal olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Arz olunur.”

denilmiştir.

Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan …..’ın karar düzeltilmesi talebi ile vermiş olduğu ikinci dilekçesinde özetle;

Harcama yetkilisince Gerçekleştirme Görevlisi olarak görevlendirilmediğinden 142 sayılı ilamda gerçekleştirme görevlisi olarak sayılmaması ve üzerindeki zimmetin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, şöyle ki,

2004 yılındaki KPSS'ye girerek 2005 yılında İstanbul İli Eyüp Belediyesine memur olarak atandığını, 2011 yılının haziran ayında Eyüp Belediyesinden İl Özel İdaresine naklen atandığını, 11 Özel İdarede 1 aya yakın İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünde görev yaptığını, ihtiyaç üzerine İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğünde görevlendirildiğini, orada yazışmalara ve arşiv işlerine baktığını, İl Özel İdaresindeyken yapılan görevde yükselme sınavında başarı göstererek Şef kadrosuna atandığını, 2014 şubat ayında askere gittiğini, askerdeyken belediye seçimleri yapıldığını, 6360 sayılı yasa ile belediyenin büyükşehir belediyesi olduğunu, İl Özel İdaresinin kapandığını ve personelin valilik bünyesinde kurulan devir tasfiye komisyonunca büyükşehir belediyesine devredildiğini, o dönemde başka kurumlara geçmek isteyen personeller için havuz oluşturulduğunu, kendisinin askerde olduğu için bu fırsattan faydalanamadığını, 2014 Ağustos ayında askerlik vazifesini bitirdiğini, Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde (...) memuriyet (Şef) görevine devam ettiğini, görevlendirilmesinin İnsan Kaynaklan ve Eğitim Dairesi Başkanlığında yapıldığını, Daire başkanlığında daire başkanıyla birlikte 1 şube müdürü 1 şef ve 1 VHKİ memur çalıştığını, kendisinin de doğal olarak evrak işlerine bakmaya başladığını, Şef olan personelin başka bir birimde görevlendirildiğini, VHKİ olan personelin ise babası hastalandığından ona refakat ettiğini, tek memur olarak kendisinin kaldığını, bütün evrak işlerini doğal olarak kendinin yürüttüğünü, personel maaşı için kullanılan otomasyon sisteminden gerçekleştirme görevlisine yardımcı olmak için çıktıları aldığını, diğer yazışma evraklarına paraf attığından bu çıktılara da doğal olarak paraf attığını, ancak ödeme emirlerinde imzasının bulunmadığını, kendisinin ...’da çalışmaya başlamadan önce şube müdürlüklerine ve daire başkanlıklarına çoğuna atamalar yapıldığını, kendisinin asli kadrosunun şef olduğunu, bu kadro haricinde şube müdürlüğüne vekalet olarak görevlendirilmesinin yapılmadığını, bu yönde kendisinin de herhangi bir talebinin de olmadığını, ancak 2016 yılında kurumun açtığı görevde yükselme sınavında 93 puan alarak Şube Müdürü olmak üzere mülakata alındığını, mülakatta ise bilmediği bir sebepten dolayı başarısız sayıldığını ve Şube Müdürü olarak atamasının yapılmadığını, sözlü sınava itiraz süresi devam ederken Belediyeye 2016 kasım ayında Valinin Büyükşehir Belediye Başkan vekili olarak atandığını, kendisinin de bu durumu fırsat bilerek sözlü sınav sonucuna itiraz dilekçesi yazdığını, itirazı değerlendirilmek üzere komisyon üyesi iken 677 khk ile kamu görevinden ihraç edilen komisyon üyelerinin yerine yeni üyeler seçildiğini, oluşturulan yeni sınav komisyonu itirazını değerlendirerek kendisini tekrar mülakata aldıklarını ve 2017 yılında Eğitim ve İş Güvenliği Şube Müdürlüğüne asaleten atandığını,

Kayyum atanmadan önceki yönetim tarafından tarafına herhangi bir görev (şube müdürü, daire başkanı) verilmemesine ve personel maaşlarının ödeme emirlerinde harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisi olarak imzası olmamasına rağmen Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü 2015 yılı hesabının yargılama sonucu çıkarılan 142 sayılı ilam ile şube müdürlüklerine ve daire başkanlıklarına vekaleten atanan personele asıl kadroları ve vekalet ettikleri kadrolar arasındaki fazla ödenen maaş farkının zimmet olarak çıkarıldığını, ödeme emirlerinde imzasının bulunmadığını, ancak ödeme emirlerinin altında bulunan ve ...’nun kullanmış olduğu maaş hesaplama programında çıkarılan raporları (icmal, banka listesi, icra listesi, sendika aidatı listesi) şekil olarak düzenlediğimden usul olarak imza attığını, bu raporlardaki imzasından dolayı kendisinin de gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulduğu kanaatinde olduğunu, ancak Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi gibi asıl sorumlular ile birlikte kendisinin yaptığı bu yardımcı işlemlerden dolayı sorumlu tutulmasının, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 33. maddesindeki "...Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.” hükmü uyarınca harcama yetkilisince herhangi bir görevlendirilmesinin olmadığı, ödeme emri belgelerinde imzası olmamakla birlikte bilgisayardan yapılan çıktılarda imzasının bulunmadığını,

Bu bağlamda Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 Sayılı Kararının III. Sorumlular başlıklı 4. Gerçekleştirme Görevlileri alt başlığında da bu konuda 5018 sayılı Kanuna atıf yapılarak,

“5018 sayılı Kanunun 33'üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.

5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinde; "Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iç, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar" denilmektedir.

Bu hüküm uyarınca, bir mali işlemi gerçekleştirmede görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, gerçekleştirme işlemini yapan memurun, yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevli tarafından düzenlenip imzalanan belgeye dayanıyor olması zorunludur. Bir başka deyişle, yukarıda anılan belge ve imza olmadan ödeme emri belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir. Aynı şekilde, belgeyi düzenleyenin de gerçekleştirme konusunda yetkisinin bulunması ve harcama talimatı ile veya sair surette amir tarafından görevlendirilmiş olması gerekmektedir.

Bu anlamda gerçekleştirme belgelerinin hazırlanması, taslak metinlerin yazılması, temize çekilmesi, kaydedilmesi, bilgisayara giriş yapılması gibi yardımcı hizmetlerin gerçekleştirme görevi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.” kararı uyarınca yardımcı hizmet olarak bilgisayardan çıkardığı çıktılarda imzasının olması sebebiyle Gerçekleştirme Görevlisi sayılamayacağının aşikar olduğunu belirterek,

Yukarıda ifade ettiği sebepler ve resen dikkate alınacak sair sebeplerle karar düzeltmeye konu ilamda yapılan ödemelerde Gerçekleştirme Görevlisi olarak değerlendirilmemesini ve üzerindeki zimmetin kaldırılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Başsavcılığın ikinci mütalaasında;

“İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci karar düzeltme dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 06.09.2018 tarih ve 20931-38755 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz olunur.”

denilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, Şube Müdürü kadrosuna asaleten atanma şartlarını taşımayan ancak bu görevi vekâleten yürüten 8 personele, vekâleten yürüttükleri kadro için öngörülen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme ile asli kadroları için öngörülen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme arasındaki farkların ödendiği görülmüştür.

07.03.2018 tarih ve 44192 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1. maddesinde belirtildiği gibi;

04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 7. maddesinde; “5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.

a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;

  1. 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

  2. Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

3)Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,

  1. Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak,…” denilmektedir.

17.05.1987 tarih ve 19463 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 99 Seri No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği’nde; “… 1) Bir görevin vekâleten yürütülmesi halinde görevin gerekleri ve nitelikleri değişmeyeceğinden bu görevi vekâleten yürütecek olanların asil memurda aranan şartlara sahip olmaları gerekmektedir. Bu sebeple,

a) 1-4 üncü dereceli kadrolara vekâlet edeceklerin 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde belirtilen şartları haiz olmaları,

b) 5-15 inci dereceli kadrolara vekâlet ettirileceklerin öğrenim durumları itibariyle tespit olunan yükselinebilecek dereceyi aşmamak kaydıyla vekâlet ettirilecekleri kadronun derecesinin, kazanılmış hak aylık derecesinin üç üst derecesinden fazla olmaması,

gerekmektedir.

  1. Asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunamadığı takdirde, hizmetin aksamadan yürütülebilmesi bakımından herhangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan şartlara en yakın personel tarafından tedviren gördürülmesi mümkün görülmektedir.

  2. 657 sayılı Kanunun vekâlet ücreti ödenmesine ilişkin 175 inci maddesine göre, tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılması mümkün bulunmamaktadır.” hükmü yer almaktadır.

05.05.2006 tarih ve 26159 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın (Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar) “Vekâlet” başlıklı 9. maddesinde; “657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;

… cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları,

kaydıyla; vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir..” denilmektedir.

Ek ödemenin düzenlendiği 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 9. maddesinde; “…Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekâlet ettirilenlere, vekâletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekâlet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekâlet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekâlet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir…”, hükmü yer almaktadır.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, bir göreve vekil olarak atananlara, vekâlet ettikleri kadro için öngörülen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme ile asli kadrosu için öngörülen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme arasındaki farkların vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenebilmesi için, bu kişinin genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) bir arada taşıması gerekmektedir.

Yapılan incelemede,

  • Şube Müdürü kadrosuna atanan ….’in lise mezunu olduğu ve …. Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğünden 2015 yılında ...’ya atandığı dolayısıyla söz konusu şube müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan “fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak” , “iki yıl uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak” ve 6’ncı maddede düzenlenen “Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aşağıdaki genel şartlar aranır.

a) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

b) Bu Yönetmelik kapsamındaki kadrolara atanabilmek için son müracaat tarihi itibariyle 5 inci maddede öngörülen alt görevlerde toplam en az bir yıl çalışmış olmak.” şartlarını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü kadrosuna vekâlet eden ….’in 2 yıllık yüksekokul mezunu olduğu, söz konusu şube müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan “fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak” ve “iki yıl uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak” şartlarını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü kadrosuna vekâlet eden …..’in 2 yıllık yüksekokul mezunu olduğu ve Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda bulunduğu dolayısıyla teknik öğrenim gerektirmeyen bir müdürlük olan söz konusu şube müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan “fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak” ve “iki yıl uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak” şartlarını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü (Su Kuyu) kadrosuna vekâlet eden ….’un 2 yıllık yüksekokul mezunu olduğu dolayısıyla teknik öğrenim gerektiren bir müdürlük olan Su Kuyuları ve Pomp. Şb. Müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan biri olan “yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak” şartını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü kadrosuna vekâlet eden ….’nın 2 yıllık yüksekokul mezunu ve VHKİ kadrosunda olduğu, dolayısıyla teknik öğrenim gerektiren bir müdürlük olan Makine İkmal ve Ambarlar Şube müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan biri olan “yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak” şartını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü kadrosuna vekâlet eden ….’ın 2 yıllık yüksekokul mezunu tekniker kadrosunda olduğu, dolayısıyla teknik öğrenim gerektiren bir müdürlük olan Su ve İsale Hatl. Şube müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan biri olan “yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak” şartını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü kadrosuna vekâlet eden …..’ın 2 yıllık yüksekokul (elektrik) mezunu olduğu dolayısıyla sözkonusu şube müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan biri olan “iki yıl uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak” şartını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü kadrosuna vekâlet eden …..’in 2 yıllık yüksekokul mezunu olduğu dolayısıyla söz konusu Eğitim ve İş Güvenliği Şube Müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan biri olan “Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,” şartını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü kadrosuna vekâlet eden ….’nun 2 yıllık yüksekokul mezunu olduğu dolayısıyla teknik öğrenim gerektiren bir müdürlük olan Makine İkmal ve Ambarlar Şube Müdürlüğüne asaleten atanabilmek için aranan şartlardan biri olan “yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak” şartını haiz olmadığı,

  • Şube Müdürü kadrosuna vekâlet eden ….’un 2 yıllık yüksekokul mezunu olduğu ve memur kadrosunda bulunduğu dolayısıyla “fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak” ve “iki yıl uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak” şartlarını haiz olmadığı görülmüştür.

Özetle 657 sayılı Kanun’un 86 ve 175. maddesi, 99 Seri No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın (Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar) 9. maddesi ve 375 sayılı KHK’nın Ek 9. maddesi uyarınca, bir göreve vekâlet edenlere vekâlet edilen göreve ait mali hakların (vekâlet aylığı, zam ve tazminat farkı, ek ödeme farkı) ödenebilmesi için vekilin genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) bir arada taşıması gerekmektedir.

Bahsi geçen kişiler şube müdürü kadrosuna asaleten atanmanın özel şartlarını taşımadıklarından vekâleten yürüttükleri şube müdürü kadrosuna ait mali haklardan yararlanmaları mümkün değildir.

Sorumluların karar düzeltilmesi talebiyle verdikleri dilekçelerinde; Danıştayın muhtelif kararları uyarınca, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra hatalı ödemenin istirdat edilemeyeceği iddia edilmekte ise de, söz konusu kararlar idarenin memura yaptığı fazla ödemeyi, fazla ödeme yapılan memurdan geri alıp alamayacağı ile ilgili olup Sayıştay denetim ve yargılamasının muhatabı ahizler (fazla ödeme yapılan kişiler) değil sorumlular (fazla ödemeye sebep olanlar) olduğundan kesinleşen tazmin hükümlerinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre öncelikle sorumlulardan tahsil edilmesi gerekmekte olup kamu zararını kuruma ödeyen sorumluların daha sonra ahizlere rücu etmesi mümkündür.

Ayrıca sorumlular dilekçelerinde, Sayıştay ilamı ile tespit edilen kamu zararının tahsil edilmesi üzerine idare personelinden ….. tarafından 1. İdare Mahkemesi nezdinde açılan iptal ve tam yargı davasında 1. İdare Mahkemesinin verdiği 20.02.2018 tarih ve 2017/2515 esas, 2018/642 karar sayılı kararında da hatalı ödemelerin en son yapıldığı tarihlerden itibaren dava açma süresi içinde geri alınmasının mümkün olduğu bu sürenin geçmesinden sonra ödenen miktarın geri tahsilinin mümkün olmadığını belirterek yapılan kesintilerin idareye başvuru tarihinden itibaren işlemiş faizi ile davacıya (…..'e) ödenmesine karar verildiğini, idarelerin idari yargıca verilen kararların gereğini 30 gün içerisinde yerine getirmesi gerektiğini, bu sebeple mahkeme kararı üzerine dava açan personelden yapılan kesintilerin ahize iade edildiğini belirtmişlerdir.

Ancak, Anayasanın 160. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında;

“(...) Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştayın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştayca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekte; idari yargı mercileri tarafından verilen kararlar Sayıştay yargılaması açısından yapılmış olan usulsüz ödemeyi ve bu usulsüz ödemeden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır.

6085 sayılı Sayıştay Kanununun “İlamların İnfazı” başlıklı 53. maddesinin ikinci fıkrasında; “İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmektedir.

Anayasanın yukarıda söz edilen 160. maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur. Sayıştay ilamı ile tazmin tutarının maddede ilişik tutulan ödeme emri belgelerinin üzerinde imzası bulunan görevlilerden ve ödeme emri belgesi eki gerçekleştirme belgesini düzenleyenden tahsiline karar verilmiş olup 6085 sayılı Kanunun 53. maddesi hükmü uyarınca bu miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre bu görevlilerden tahsil edilmesi gerektiği gibi, tazminle yükümlü tutulan görevlilerinin haksız ödemeden yararlanan ilgililere özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu etmeleri mümkündür.

Sorumlu …. karar düzeltilmesi talebi ile vermiş olduğu dilekçesinde, kendisinin harcama yetkilisince gerçekleştirme görevlisi olarak görevlendirilmediğinden İlamda gerçekleştirme görevlisi olarak sayılmaması ve üzerindeki zimmetin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, sırf yardımcı hizmet olarak bilgisayardan çıkardığı çıktılarda imzasının olması sebebiyle gerçekleştirme görevlisi sayılamayacağını iddia etmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun; “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33. maddesinde,

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” denilmekte olup 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararında;

“…

b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk

5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir.

Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine” karar verilmiştir.

Dolayısıyla, Şef ….’ın sorumlu olup olmadığı, kamu zararının oluşmasına sebep olan harcama sürecine dâhil olup olmadığına bağlıdır. Zira 5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde yer alan, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” hükmü gereği, bir kamu görevlisinin mali sorumluluğundan bahsedebilmek için kamu zararının oluşması, kamu zararının oluşumunda kamu görevlisinin yer alması ve kamu zararı ile kamu görevlisi arasında illiyet bağının kurulması gerekmektedir. Bahse konu olayda, Şef …..’ın ödeme emri belgelerinin eki gerçekleştirme belgelerinde (maaş tahakkuk icmali, memur banka ödeme listesi, memur sendikalar ve dayanışma aidatı kesinti listesi, icra kesintileri listesi, memur maaş bordrosu dökümü) “Düzenleyen” sıfatıyla imzasının bulunduğu tespit edilmiş olup dolayısıyla kamu zararının oluşmasına yol açan harcama sürecinde yer alan Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla mali sorumluluğu bulunduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, sorumlu Şef ….’ın iddiası yerinde görülmemiştir.

Sorumluların karar düzeltilmesi kapsamında vermiş olduğu dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlar, 07.03.2018 tarih ve 44195 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1. maddesinde dikkate alındığından ve 6085 sayılı Kanunun 57. maddesinde belirtilen karar düzeltilmesini gerektiren yeni bir husus ileri sürülmediğinden 07.03.2018 tarih ve 44195 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1. maddesinin DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oybirliğiyle

Karar verildiği 20.02.2019 tarih ve 45735 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim