Sayıştay 7. Dairesi 42262 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

42262

Karar Tarihi

31 Ekim 2018

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2015

  • Daire: 7

  • Dosya No: 42262

  • Tutanak No: 45236

  • Tutanak Tarihi: 31.10.2018

  • Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Tahakkuk etmiş olarak yer alan para cezalarının zamanaşımına uğratılması

  3.  81 sayılı ilamın 34. Maddesiyle; ... Belediyesi gelir kalemleri içinde tahakkuk etmiş olarak yer alan para cezalarının zamanaşımına uğratılması suretiyle toplam ...TL kamu zararının tazminine karar verilmiştir. 

Sorumlulardan Muhasebe Yetkilisi ... gönderdikleri temyiz dilekçesinde özetle;

TAHSİL EDİLEN = …TL B- İCRADE OLANLAR =…TL C- KİMLİK BİLGİSİ YETERSİZ = … TL D-TEBLİGAT GÖNDERİLENLER = …. TL DIR

Bu maddede sorumluluğun zamanaşımına uğradığı tarih değil kayda alındığı (tahakkuk) yapıldığı tarihin ele alınması gerektiğini, zira gelir müdürlüğü zamanında yanlış isim, eksik kimlik bilgileri, eksik adres vesaire tahsili ve takibi imkânsız kılan ve sonradan bu göreve gelen kişinin sorumlu olmayacağı (Zira göreve gelenin yasal olarak yapacağı bir şey yok ve hukuki olamayacağı) buna emsal olacak Sayıştay kararların olduğunu, Zamanaşımı olmadan icra takibine başlanan veya kısmi ödemenin zamanaşımını keseceğini, ayrıca su parası emlak vergisi tapu devri gibi nedenlerle belediyeye geldiğinde varsa para cezasının tahsil edileceğini, 19 Ekim 2006 tarih ve 26324 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Zamanaşımı ve Kamu Zararlarından Doğan Alacakların Silinmesi Yönetmeliğinin, Kamu zararından doğan alacaklarının silinmesi başlıklı Madde 21-(1) bendinde geçen Zorunlu veya mücbir sebeplerle takip ve tahsil imkânı kalmayan kamu zararından doğan alacaklardan merkezi yönetim bütçe kanununda gösterilen tutara kadar olanların kayıtlardan çıkarılmasına, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanlığı, diğer kamu idarelerinde özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla üst yöneticilerin yetkili olduğunu, zamanaşımına uğrayan gelirlerin muhasebe kayıtlarından silinmesi konusunda belirsizliğin olduğunu, 5018 sayılı kanun öncesi dönemde Belediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğü ile zamanaşımına uğrayan belediye gelirleri ve kişi borçlarının belediye meclisi kararı ile silineceğinin düzenlendiğini, 5018 sayılı kanun yürürlüğe girdikten sonra 2006 yılından itibaren bu tüzüğün yürürlükten kalkmış, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiğini, ancak, bu yönetmelikte zamanaşımına uğrayan gelirleri muhasebe kayıtlarından çıkarma yetkisinin belediyenin hangi organına ait olduğunun düzenlenmediğini, ortaya çıkan bu boşluk ne yapılacağı bilinmediği için zamanaşımına uğrayan gelirleri kayıtlardan çıkarılmamasına neden olmakta, ayrıca yorum ve farklı uygulamalara sebebiyet verdiğini, yukarıda sayılan nedenlerden dolayı (Görevinden önce kayda alınmış ve Kimlik bilgisi yetersiz olanlar) nasıl bir işlem yapılacağı konusu net olmadığından kayıtlardan çıkarma işleminin yapılamadığını, İcralık şahıslarla ilgili Tapu Kayıtlarına ve şahsi mallarına haciz konulduğunu, sürecin devam ettiğini, tahsil edilenlerin ekte tahsilât makbuzunun olduğunu belirterek tazmin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Üst Yönetici … göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle;

... Belediyesi Gelir kalemleri içerisinde tahakkuk etmiş olarak yer alan para cezalarının zamanaşımına uğratılması suretiyle oluşan: … TL. Kamu zararından belediye başkanlığı dönemine denk gelen … TL ile ilgili olarak; Sayıştay Başkanlığına sunmuş olduğu bir önceki ifadede belirttiği gibi bu konuda yaptığı araştırmalarda, ilgili birimlerce vatandaşlara yazılan para cezalarında kimlik bilgileri, adres ve TC. Kimlik numaraları tam yazılmadığı bahisle tahsilat yapılamadığını, bu işlemlerde bu konuda görevli olan ilgili müdürlük ve personellerin kayıt işlemlerinde sehven meydana gelen eksikliklerden kaynaklandığını düşündüğünü, her ne kadar üst yönetici olarak tarafına sorumluluk yüklenmişse de; bilindiği üzere 5018 sayılı Kanuna göre; Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumlu olduklarını, Üst yöneticilerin, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirdiklerini, Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olduklarını, 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe giren ve mali yapımızda ciddi değişiklikleri de beraberinde getiren 5018 sayılı Yasa ile harcama süreci dışına çıkarılan üst yöneticilerin Sayıştay yargılamasında mali olarak sorumlu tutulmalarının kanunun özüyle bağdaşmadığını, dolayısıyla harcama sürecinin dışında olan herhangi bir mali işlemde doğrudan rol almayan üst yöneticilerin mali anlamda -özel mevzuatlarından sorumlu olmadıklarının belirtilmemesi halinde- Sayıştay yargılamasında sorumluluklarının da söz konusu olmayacağını, zira harcama sürecinin dışına çıkarılan üst yöneticilerin mali süreçte gözetim ve izleme yükümlülüklerinin söz konusu olduğunu, Belediye Başkanlığı süresince halkın refahı ve şehrin yaşanabilir bir kent konumuna getirmek için çalıştığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılması talep etmiştir.

Muhasebe Yetkilisi …. göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle;

Söz konusu tarihlerde ... Belediyesinde Hesap İşleri Müdürlüğü vekâletine bakmakta olduğunu, ancak söz konusu tarihlerde Hesap işleri Müdürlüğü ile Gelir Müdürlüğü ayrı müdürlükler olup iş ve işlemlerinin tamamen farklı olduğunu, Hesap İşleri Müdürlüğünün Giderlerle ilgilenmekte, Gelir müdürlüğünün ise Belediyenin Gelir ve Tahsilat işleri ile mükellef olduğunu,6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil ve Usulü hakkındaki Kanunun 5 Maddesinde Takibat alacaklı amme idaresinin mahalli tahsil dairesince yapılır dendiğini, Belediyede de söz konusu tarihte tahsilat ile ilgili birimin Gelir Müdürlüğü olduğunu, bütün Belediyenin gelir ve tahsilatları Gelir Müdürlüğü tarafından yapılıp takibatı da onların uhdesinde olduğunu, gelir Müdürünün asil görevleri arasında Belediyeye ait gelirlerin ve alacakların ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsilini sağlamak olduğunu, bu Müdürlükler ile ilgili ve hangi birimin ne iş yaptığının her türlü belge ve kayıtlarının belediyede mevcut olduğunu, bu iki müdürlüğün Belediye ve Bağlı Kuruluşlar ile Mahalli İdare birlikleri norm kadro sistemine 22/02/2007 tarih ve 26442 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak Mali Hizmetler Müdürlüğü adı altında birleştirildiğini, ... Belediyesinin ise Eylül 2007 yılında Meclis Kararı ile bu uygulamaya geçtiğini, Şahsının ise 21/02/2006 tarihinde Belediyeden ayrılarak asli görevinin bulunduğu ... İl Milli Eğitim Müdürlüğüne geri döndüğünü, ... Belediyesine İçişleri Bakanlığınca 25/04/2004 tarihinde geçici görevlendirmeyle Hesap İşleri Müdürlüğüne görevlendirildiğini, ve 21/02/2006 tarihinde ayrıldığını, toplam görev yaptığım 1 yıl 10 ay sürede, Gelir Müdürlüğünce 29.03.2000-11.10.2001 tarihleri arasında tahakkuk edip 25.04.2004 tarihine kadar Gelir Müdürlüğünün asli görevi olmasına rağmen tahsil "edilmeyen para cezalarından dolayı hakkında verilen tazmin kararının kaldırılmasını talep etmektedir.

Üst yönetici … adına Avukat … göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle;

... Belediyesi 2015 yılı hesabı ile ilgili olarak düzenlenen yargılamaya esas rapor ile anılan rapora ilişkin, 6085 sayılı Sayıştay kanununun 49. Maddesi gereğince yapılan yargılama sonucunda; ... Belediyesi gelir kalemleri içinde tahakkuk etmiş olarak yer alan para cezalarının zamanaşımına uğratılması suretiyle alınamamasına sebep oldukları iddia edilen …. TL tutarındaki kamu zararının, tahsil olunan … TL’nin dışında kalan ...TL’nin 2005 - 2006 - 2007 - 2008 yıllarında başkanlığını yaptığı ... belediyesindeki sorumluluğu esas alınarak ilamda belirtilen oranlar dahilinde müvekkilinin sorumlu tutulduğunu,2005-2008 yılları arasında tahakkuk eden alacakların gerekli takip, haciz ve tahsil işlemlerinin yapılmaması sonucunda kamu gelirinin zamanaşımına uğratıldığı ileri sürülmekteyse de, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Tahsil Zamanaşımı” başlıklı 102.maddesinde; “Amme alacağının, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, 103.maddesinde ise; amme alacağının teminata bağlanması halinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk gününden başlayacağı hükmünün yer aldığı, zamanaşımına uğradığı iddia edilen alacaklara, ilgili tapu sicil müdürlüğüne yazı yazılarak haciz konulduğu ve bu hacizlerin halen devam ettiğini, dolayısıyla alacağın teminata bağlandığı, böylece zamanaşımına uğrayan bir alacak söz konusu olmadığından tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,

5018 sayılı Yasanın “Zamanaşımı” başlıklı 74. maddesinde; “Kamu zararının meydana geldiği ve bu Kanunda belirtilen para cezalarının verilmesini gerektiren fiilin işlendiği yılı izleyen mali yılın başından başlamak üzere zamanaşımını kesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıyla onuncu yılın sonuna kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamu zararları ile para cezaları zamanaşımına uğrar. ”Sayıştay 2015 hesap yılı denetiminde, 2005-2015 yılları arası tahakkukların incelendiğinin belirtilerek bu dönem için alacakların tahsil zamanaşımına uğratılarak kamu zararına sebep olunduğunun belirtildiği, Sayıştay denetim raporu ve ilamında tahsil zamanaşımının dikkatte alındığını ancak lehe olan 5018 sayılı yasanın 74. maddesinde belirtilen zamanaşımının ise dikkate almadığını, yani ilgili yasa hükmünün uygulamadığını, 5018 sayılı yasanın 74. maddesinin Sayıştay tarafından dikkate alınarak tazmin kararı verilmemesi gerektiğini, Tazmin kararının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 102. ve 103. maddesi hükmüne de aykırı olduğunu, şöyle ki; Gerek denetim raporunda ve gerekse Sayıştay İlamında 6183 sayılı Yasanın zamanaşımına dair hükmünün hatalı yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, oysa Belediye yetkililerince bu hususa ilişkin yapılan savunmanın usul ve yasaya uygun olduğunu, keza 6183 sayılı yasanın zamanaşımı ile ilgili 102. ve 103. maddesi hakkında Danıştay yerleşik kararları bulunduğunu, Danıştay 13. Dairesi Kararında; “103. maddeye göre güvenceye bağlanan kamu alacağına ilişkin zamanaşımı kesilir ve güvence kalkıncaya kadar devam edeceğinin açıkça belirtilmiş olup Belediyece borçlular hakkında ödeme emri gönderildiğini (ki ödeme emrinin de tahsil zamanaşımını keseceğinin yasal hükmü olduğunu) ayrıca borçluların mallarına haciz konulduğunu ve alacağın teminat altına alındığım, teminatın (haciz) devam ettiğini, tapu kayıtları üzerinde haciz muteber olarak devam ettiğinden zamanaşımına uğrayan bir alacağın söz konusu olmadığını, hal böyleyken alacağın tahsil zamanaşımına uğratıldığına dair Sayıştay ilamının usul ve yasaya ve gerekse Danıştay Kararlarına da açıkça aykırı olduğunu, Ortada zamanaşımına uğramış bir alacak bulunmadığını, yanlış ve yasanın amacını aşar şekilde bir yorum yapılarak tazmin kararı verilmiş olmasının hatalı olduğunu, Sayıştay Tazmin Kararında, 6183 sayılı Yasanın 106. maddesi hükmü gereği terkin edilecek miktarların dikkate alınmadığını;6183 sayılı Yasanın “Tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin” başlıklı 106. maddesinde; “Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katma kadar artırmaya yetkilidir” denildiğini, Sayıştay ilamında Kanunun 106. maddesinin dikkate alınmadığını, bu durumda tazmin kararının da hatalı olduğunu, Sayıştay ilamına konu edilen 2005-2015 yıllarında Belediye’de Hesap İşleri Müdürlüğü ile Gelir Müdürlüğünün ayrı ayrı müdürlükler olup, bu husus Sayıştay ilamında dikkate alınmadan, belediye alacaklarının tahsilinden sorumlu müdürlük olan Gelir Müdürlüğü yanında tahsilat görev ve yetkisi olmayan Hesap İşleri Müdürlüğü yetkililerinin de sorumluluğuna gidilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, yukarıda belirtilen tüm hususlar 7. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğinden tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Tahsil Zamanaşımı” başlıklı 102 nci maddesinde; “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.” denilmekte, aynı Kanun’un “Zamanaşımının Kesilmesi” başlıklı 103 ncı maddesinde ise; “Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:1. Ödeme,2. Haciz tatbiki,3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat 4. Ödeme emri tebliği,5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,6. Yukarda ki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,8. Amme alacağının teminata bağlanması,

  1. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,11. (Ek bent: 25/12/2003-5035 S. K. /1. md. )(*) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması,

Kesilmenin rastladığı takvim yılım takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükümlerinin yer aldığını, 6183 sayılı Kanun’un yukarıda ifade edilen 103. maddesinde belirtildiği üzere amme alacağının teminata bağlanması halinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür. Zamanaşımına uğradığı iddia edilen alacaklara, ilgili tapu sicil müdürlüğüne yazı yazılarak haciz konulduğunu ve bu hacizlerin halen devam ettiğini, dolayısıyla alacağın teminata bağlandığını, İlamda zamanaşımına uğradığı iddia edilen alacaklara ait borçluların mallarına haciz konulduğu ve alacağın teminat altına alındığı, teminatın (haczin) devam ettiği, tapu kayıtları üzerinde haciz muteber olarak devam ettiğinden zamanaşımına uğrayan bir alacağın söz konusu olmayacağını, ayrıca para cezaları ile ilgili tahakkuk evraklarına ulaşılamadığı gibi tutulan tutanakların tahakkuk oluştururken gereken tekâmül evrakların tebligat, adres ve kimlik bilgilerinin eksik olduğu kayıtlar üzerinde yapılan tetkiklerden anlaşıldığından, söz konusu alacakların (icra emri gönderilmeyen) takibatının yapılması imkânsız hale geldiğini, 5018 sayılı kanun MADDE 79.- İdare hesaplarında kayıtlı olup, zaruri veya mücbir sebeplerle takip ve tahsil imkânı kalmayan kamu alacaklarından merkezî yönetim bütçe kanununda gösterilen tutara kadar olanların kayıtlardan çıkarılmasına genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanı, diğer kamu idarelerinde üst yöneticiler yetkilidir. Bu tutarı aşan kamu alacaklarından silinmesi öngörülenler merkezî yönetim bütçe kanununa ekli cetvelde gösterilir. Kamu alacaklarının silinmesi yönünden tahsil imkânı kalmamasından dolayı takip yapılmayan alacaklar için sorumlu tutulmak kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, Sayıştay’ın 7. Dairesi İlamında belirtilen nedenlerle sorumluluğun müvekkile yükletilmesinin haksız olduğundan dolayı yukarıda açıklanan nedenlerle ve resen gözetilecek hususlar karşısında Sayıştay’ın 7. Dairesinin 31.01.2017 tarih 81 ilam No 127 karar numaralı kararının temyizen kaldırılmasını talep etmiştir.

Üst Yönetici …, … ile Muhasebe Yetkilisi ...’ün itirazlarına ilişkin Başsavcılık Mütalaası

Başsavcılık mütalaasında;

“ Gelir kalemleri içinde tahakkuk etmiş para cezalarının tahsili ile ilgili gerekli işlemleri yapmakla yükümlü olan sorumluların, bu sorumluluğu yerine getirmemeleri ve tahsilata ilişkin gereken işlemleri yapmamış olmaları nedeniyle, anılan alacakların zamanaşımına uğramasına sebebiyet oluşan kamu zararı için verilen tazmin hükmüne, itiraz edilmektedir. Sorumlu tarafından ileri sürülen itiraz gerekçelerinin, sorgu aşamasında da ileri sürülen gerekçeler olduğu, bu gerekçelerin Daire kararında değerlendirilerek karşılandığı görülmüştür. Bu nedenlerle, İlamın 34. maddesi için, sorumlunun ileri sürdüğü gerekçelerin, ilamın kaldırılması ya da bozulmasını gerektirecek mahiyette olmadığı değerlendirildiğinden, temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenmiş Daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Muhasebe Yetkilisi … ’nun itirazlarına ilişkin Başsavcılık Mütalaası

Başsavcılık mütalaasında;

“ Dilekçede, gelir kalemleri içinde tahakkuk etmiş para cezalarının tahsili ile ilgili gerekli işlemleri yapmakla yükümlü olan sorumluların, bu sorumluluğu yerine getirmemeleri ve tahsilata ilişkin gereken işlemleri yapmamış olmaları nedeniyle, anılan alacakların zamanaşımına uğramasına sebebiyet oluşan kamu zararı için verilen tazmin hükmüne, sorumluluk yönüyle itiraz edilmektedir.

Sorumlu; ... Belediyesinde Hesap İşleri Müdürlüğüne vekâlet ettiği dönemde, Belediye bünyesinde Hesap işleri Müdürlüğü ve Gelir Müdürlüğünün ayrı ayrı birimler olarak görev yaptığını, kendisinin görev yaptığı birimin gider işlemleriyle ilgilendiğini, Gelir Müdürlüğünün ise gelir ve tahsilat işlemleriyle ilgilendiğini, her iki müdürlüğün birleştirilmesi işleminin; kendisinin bu görevden ayrıldığı 21.02.2006 tarihinden sonra, Eylül 2007 tarihinde gerçekleştiğini, bu nedenle de, görev ve sorumluluk alanında bulunmayan bir işlemden sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürerek, hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir. Sorumlu tarafından ileri sürülen itiraz gerekçesi doğru gözükmektedir. Bu nedenlerle, İlamın 34. maddesi için, sorumlunun ileri sürdüğü gerekçelerin sorumluluk yönüyle yeniden değerlendirilmesinin temini için dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ;

81 sayılı ilamın 34. Maddesiyle ... Belediyesi gelir kalemleri içinde tahakkuk etmiş olarak yer alan para cezaları ile ilgili gerekli işlemlerin yapılmadığı ve alacağın zamanaşımına uğratıldığı gerekçesiyle ...TL’nin tazminine karar verilmiştir.

Sorumluluk itirazına ilişkin inceleme;

Üst yöneticinin itirazına ilişkin inceleme

5018 sayılı Kanunun 1. maddesinde ifade edildiği üzere, bu Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır.

Bu kapsamda “Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümün 11. maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır.

Kanunda sayılan bu görevler de bizzat belediye başkanı tarafından değil; oluşturulan birimler ve birim amirleri tarafından yerine getirilmektedir. Zira 5018 sayılı Kanunun 11. maddesinde üst yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş ve “Üst yöneticiler bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmek suretiyle fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmıştır.

5393 sayılı Kanunun 38. maddesinin (f) işaretli bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.

Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmadığından Belediye Başkanlarının sorumluluk itirazının kabulüne karar verilmiştir.

Muhasebe yetkilisinin itirazına ilişkin inceleme;

Diğer yandan Muhasebe Yetkilisi …’nun ... Belediyesinde Hesap İşleri Müdürlüğüne vekâlet ettiği dönemde, Belediye bünyesinde Hesap işleri Müdürlüğü ve Gelir Müdürlüğünün ayrı ayrı birimler olarak görev yaptığı, kendisinin görev yaptığı birimin gider işlemleriyle ilgilendiği, Gelir Müdürlüğünün ise gelir ve tahsilat işlemleriyle ilgilendiği, her iki müdürlüğün birleştirilmesi işleminin; kendisinin bu görevden ayrıldığı 21.02.2006 tarihinden sonra, Eylül 2007 tarihinde gerçekleştiği, bu nedenle de, görev ve sorumluluk alanında bulunmayan bir işlemden dolayı sorumlu tutulmaması gerektiğine ilişkin itirazlarının 5018 sayılı yasanın 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 61 inci maddesinin; “Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri, Kontrol etmekle yükümlüdür.

Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir.” Hükmü gereğince muhasebe yetkilisinin itirazının kabulüne karar verilmiştir.

Esasa ilişkin itirazın incelenmesi:

6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinde, “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almış ve 103. maddesinde ise,

“ Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:

  1. Ödeme,

  2. Haciz tatbiki,

  3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,

  4. Ödeme emri tebliği,

  5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,

  6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,

  7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,

  8. Amme alacağının teminata bağlanması,

  9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,

  10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.

  11. (Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.”

Denilerek zamanaşımını kesen süreler tek tek belirtilmiştir.

Yapılan incelemede; para cezalarının tahakkuk ettirilerek ödeme tarihinin belirlendiği tarihten zamanaşımına uğradığı tarihe kadar geçen sürede, 6183 sayılı Kanun uyarınca gerekli işlemlerden hiç birinin yapılmadığı, dolayısıyla para cezalarının zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır.

Sorumlular savunmalarında, bazı alacakların tahsil edildiğini bazı alacakların icrada olduğunu, bazılarının ise adres ve kimlik bilgilerinin yetersizliği münasebetiyle takibinin yapılamadığını ileri sürmüşlerdir.

Bu itibarla 81 sayılı İlam’ın 34ünci maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak sorumlulukların yeniden değerlendirilmesine, ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın DAİRESİNE TEVDİİNE, oybirliğiyle,

Karar verildiği 31.10.2018 tarih ve 45236 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim