Sayıştay 7. Dairesi 41930 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
41930
24 Ekim 2018
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2014
-
Daire: 7
-
Dosya No: 41930
-
Tutanak No: 45202
-
Tutanak Tarihi: 24.10.2018
-
Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Belediye sınırları içinde faaliyet gösteren sinemaların kesmiş oldukları sinema biletleri üzerinden eğlence vergisi tahsilatının yapılmaması
- 173 sayılı İlamın 21’inci maddesiyle; ... Belediyesi sınırları içinde faaliyet gösteren sinemaların kesmiş oldukları sinema biletleri üzerinden 2007. 2014 yıllarında eğlence vergisi tahsilatının yapılmaması ve 2007 ile 2008 yıllarına ait eğlence vergisinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda Gelir Sorumlusu olarak sorumlu tutulan ... ve Mali Hizmetler Müdürü ...’ın vermiş oldukları aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle;
“... ile yaptığım telefon görüşmesinde kendisinin İstanbul ilinde ikamet ettiğini sinema işletmesinden rağbet görmediği için kapattığını doğru dürüst çalıştırmadığını nüfusun az olduğunu sinema kültürünün oluşmadığından durumu muhasebecisi ... adlı şahsın daha iyi açıklayacağımı beyan etmiştir. ... (Muhasebeci) sinema zarar ediyordu ancak 2007 yılının belgelerini bulamayacağını belirttiğinden, ben de 01.08.2016 tarih ve 356 sayılı yazı ile durumu ... Vergi Dairesine Resmi yazı ile sordum 08.08.2016 tarih ve 6613 sayılı vergi dairesi cevabi yazısında 7. Daire ilamı 81 no.lu kararındaki ... TL’lik hasılatın sinema hasılatı olmadığını sadece özel bina inşaat işinden yani müteahhitlik işinden kazancı olduğunu belirtmiştir. Yazıda ayrıca 2007 yılı için sinema faaliyetinden dolayı herhangi bir ticari kazancı olmamıştır denilmiş dolayısıyla herhangi bir kamu zararı yoktur, işyeri faaliyetinin başlangıcı 22.08.2006 kapanışının 20.03.2008 olduğu bildirilmiştir. Kamu zararının ... TL’si 2008 yılına ait olduğu ve tutar düşük olduğundan bu yıl vergi dairesine sorulmamıştır. Yine yukarıdaki değindiğim üzere 2007 yılında bilet damgalanmak üzere peşin alınan vergiden sorumlu olmamam gerektiği, biletle girilen yerlerin vergisinin tahakkukunun tahsiline bağlı bir vergi olduğundan önce tahsil olunan bir vergi sonra tahakkuku yapılan bir vergi olduğundan, Danıştay 9’uncu dairesinin 1997 de 3470 karar no.lu 5839 esas no.lu tahakkuku tahsile bağlı bir vergi olan eğlence vergisinin vadesinde ödenmemesi veya tahsil edilmemesi halinde bu niteliğini kaybedeceği belirtildiğinden adıma çıkartılmış olan tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ediyorum.”
Denilmektedir.
İlamda Belediye Başkanı olarak sorumlu tutulan ... (Vekili Av. ...) ise temyiz dilekçesinde;
“Sinema İşletmecisi (...)
...’ın kazancına İlişkin olarak; 01.08.2016 tarih ve 356 sayılı yazı ile durumu ... Vergi Dairesine sorulmuş, gelen 08.08.2016 tarih ve 6613 sayılı vergi dairesi cevabi yazısında 7. Daire ilamı 81 no.lu kararındaki ...TL’lik hasılatın sinema hasılatı olmadığı, sadece özel bina inşaat işinden yani müteahhitlik işinden kazancı olduğu belirtilmiştir. Yazıda ayrıca 2007 yılı için sinema faaliyetinden dolayı herhangi bir ticari kazancı olmadığı belirtilmiş olup, dolayısıyla olmayan kazancın vergilendirilmesi de söz konusu değildir.”
İfadeleri yer almaktadır.
... da konu ile ilgili itirazda bulunmuş ise de; tazmin hükmü verilen sorumlular arasında kendisi yer almamaktadır.
Başsavcılık mütalaası;
İlamın 21’inci maddesindeki kamu zararı için, yapılan itiraza ilişkin verilen bilgiler ve gönderilen belgeler dikkate alınarak, kamu zararının kaldırılmasına yönelik itirazın; ileri sürülen gerekçelerin, Daire Kararının kaldırılmasını gerektirecek mahiyette bulunmaması nedeniyle reddedilmesine,
Verginin tahakkuk ettirilmesinden itibaren, zaman aşımına uğradığı tarihe kadar, vergiyi tahsil etmekte ihmali olan geçmiş yıllardaki tüm görevlilerin sorumlu tutulması gerektiği düşünüldüğünden Daire kararının sorumluluk yönüyle bozularak, konunun yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görülmesi halinde, yeniden hüküm tesis edilmesini teminen, dosyanın Dairesine gönderilmesine,
Karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Arz olunur.”
Şeklindedir.
İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan Belediye Başkanı ... adına Avukat ...’e duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dilekçilerin itirazları ve eki belgelerden, 08.08.2016 tarih ve 6613 sayılı ... Vergi Dairesi cevabi yazısında 7. Daire ilamı 81 no.lu kararındaki ... TL’lik hasılatın sinema hasılatı olmadığını sadece özel bina inşaat işinden yani müteahhitlik işinden kazancı olduğunu belirtmiş olduğundan, 173 sayılı İlamın 21’inci maddesi ile tazmin hükmolunan ... TL’den eğlence vergisi olmadığı anlaşılan ... TL’nin düşülerek kalan ... TL’lik kamu zararının Belediye Başkanı ..., Mali Hizmetler Müdürü ... ile Gelir Sorumlusu ...’in, uhdelerinde bırakılmak suretiyle ilam hükmünün DÜZELTİLEREK TASDİKİNE, (Daire Başkanı ..., Daire Başkanı ..., Üye ..., Üye ..., Üye ...’ın, ilam hükmünün kaldırılması gerekir, Üye ...’ın, İlam hükmünün sorumluluktan bozulması gerekir, yönündeki aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 24.10.2018 tarih ve 45202 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
KARŞI OY GEREKÇESİ/AZINLIK GÖRÜŞÜ
Daire Başkanı ..., Daire Başkanı ..., Üye ..., Üye ..., Üye ...’ın karşı oy gerekçesi;
Sorumluların temyiz dilekçesinden anlaşılacağı üzere söz konusu eğlence vergisi ile ilgili gereli işlemler yapılmış olduğu anlaşıldığından tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.
Üye ...’ın karşı oy gerekçesi;
Tazmin hükmü kayıtlara ayrıntılı olarak bakılmaksızın ve yeterli inceleme yapılmaksızın verilmiştir. Muhasebe yetkilisinin de sorumlu tutulması doğru değildir. Konunun dosya bazında ayrıntılı incelenmesi ve sorumlulukların doğru belirlenmesi için İlam hükmünün sorumluluktan bozulması gerekir.
Konu: Kira alacağının tahsilinin imkansız hale geldiği gerekçesiyle Belediye Meclisi kararıyla terkin edilmesi
- 173 sayılı İlamın 23’üncü maddesiyle; ... Belediyesi’nin gelir kalemleri içinde tahakkuk etmiş olarak yer alan ... adlı şahıstan olan kira alacağının tahsilinin imkansız hale geldiği gerekçesiyle Belediye Meclisi kararıyla terkin edilmesi nedeniyle ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda Belediye Başkanı olarak sorumlu tutulan ... (Vekili Av. ...) itiraz dilekçesinde;
“... tarafından belediyeden kiralanan taşınmazın kiralarının ödenmemesi üzerine ilk olarak 04.05.2010 tarihinde işlem yapılması için itiraz eden müvekkil tarafından olur verildiği dairenin de kabulündedir. Yine ödenmeyen kira alacağı için belediye avukatınca işlem yapıldığı ancak kiracının hacze kabil herhangi bir malvarlığı bulunmadığı açıktır. Bu aşamadan sonra ise belediye meclisine verilen yetkiler çerçevesinde meclis tarafından tahsili imkansız olan kira alacağının terkin edildiği görülmektedir. Bu açıdan ilgili dairece daha önceki sıralarda bu türden alacakların zamanaşımına uğradığından bahisle ya da yasada olmayan hak ve yetkinin kullanımı dolayısıyla zimmet çıkarılmışken bu kez zamanaşımına uğramadığı açık olan ancak tahsil kabiliyeti olmayan bir borcun yasalardan doğan yetkinin kullanılması suretiyle meclis kararı ile terkin edilmesinin zimmet konusu yapılması, daire açısından tutarsızlık göstermektedir. Terkin etme hak ve yetkisi meclisin olduğu gibi doğaldır ki sorumluluk da meclisindir. Görülmektedir ki daire her ne olursa olsun her şekilde bir gerekçe göstermek suretiyle zimmet sonucuna ulaşmaktadır. Bu açıdan dairenin bu kararı önceki sıralardaki kıstasları nazara almadan vermesi dolayısıyla usul ve yasaya yakındır.
İlamda Belediye Başkanı olarak sorumlu tutulan ... (Vekili Av. ...) ise itiraz dilekçesinde; Sayıştay 7. Dairesi temyize konu kararı ile belediye kiracılarından ...’nın 2008 yılı kasım ayından doğan bir kısım kira borcunu; ... ... Derneği’nin 2007 ve 2008 yıllarında doğan kira borçlarını; ... şirketine verilen imar para cezasının tahsil edilmemesi ve zaman aşımına uğraması nedeniyle müvekkil ...’in de dahil olduğu, kararda ismi geçen bir kısım görevlilere rücu edilmesi yönünde karar vermiştir.
Sayıştay 7. Dairesi’nin zimmet kararı yürürlükte bulunan İç Hukuk düzenlemelerine ve usulünce onaylanmış uluslararası sözleşmelere aykırıdır.
TEMYİZ NEDENLERİMİZ:
Zaman aşımına uğradığı iddia olunan belediye kira alacakları yönünden:
- . . . kira borcu:
a. Bahse konu kira ilişkisi 2008 yılı Ocak ayında gerçekleşmiş, kiracı tarafından 2008 yılı Kasım ayına kadar kira borcu düzenli ödenmiştir. Anılan yıldan, anapara ve gecikme faizi olmak üzere ... TL’nin ödenmediği, bu tutarın Mali Hizmetler Müdürü ve Gelir Sorumlusu ile birlikte müteselsilen müvekkilden tahsili kararlaştırılmıştır. Müvekkilin belediye başkanlığı görevi, mahalli idareler seçimi ile birlikte 30 Mart 2009 tarihinde sona ermiştir. Görevin sona ermesiyle birlikte kurum alacağını takip yetkisi de kalmamasına göre sorumluluk dahi son bulmuştur.
b. Kayıtların tetkikinden de anlaşılacağı üzere, borcun doğduğu yıl ile zaman aşımına uğradığı iddia olunan 2014 yılı arasında 5 yıllık bir zaman dilimi bulunmaktadır. Bu 5 yıllık sürenin sadece ilk 3 ayında (2008 Aralık-2009 Mart) belediye başkanı olan müvekkilin görevinin sona ermesinden sonra 4 yıl 9 ay gibi uzun bir süre bulunmaktadır. Bu zaman diliminde belediye başkanı olmayan müvekkilin hangi yetkiye dayalı olarak belediyenin kira alacağını takip ve tahsil edebileceği, izaha muhtaç olup Sayıştay Dairesi’nin ayrıma gitmeksizin toptancı yaklaşımla verdiği zimmet kararı mevzuata aykırı olduğu gibi hakkaniyete de uygun düşmemektedir.
c. Müvekkilin belediye başkanlığı dönemine rastlayan ödenmemiş kira miktarlarının faizi ile birlikte müvekkilden talep edilmesi hakkaniyete uygun düşmemektedir. Müvekkilin belediye başkanlığı görevinin bitmesi ile birlikte hak, yetki ve sorumlulukları da sona ermekte olup 30 Mart 2009 tarihinden sonra alacağın niçin tahsil edilemediğinin müvekkile sorulması ve bu dönemde oluşan gecikme ve/veya zaman aşımı nedenli zararın müvekkilden tahsili olanaklı değildir. Keza 30 Mart 2009 Mahalli İdareler seçimi ile birlikte yeni bir belediye başkanı göreve başlamış olup idarenin sürekliliği kapsamında bu tarihten itibaren hak, yetki ve sorumluluk göreve yeni başlayan belediye başkanındadır. Müvekkilimin görevi sona erdikten sonra belediye işlerini yönetmesi, alacağın tahsil edilmesi için girişimde bulunması fiilen mümkün olmadığı gibi yasal olarak da mümkün değildir. Bu durumda Mart 2009 tarihinden sonra geçen süredeki takipsizlikten de bu takipsizlik sonucu oluştuğu iddia olunan belediye zararlarından da müvekkilim sorumlu tutulamaz. Müvekkilimle olay arasında illiyet bağı kurulamamasına göre değerlendirme yapılarak daire kararının bozularak iptali yoluna gidilmesi hukuka uygun olacaktır.
d. Kiracı ... yönünden icra takibinin başlatıldığı bu itibarla da zaman aşımının kesildiği tartışmasızdır. Bu durumda borcun zaman aşımına uğradığı iddiası haklı değildir. Ancak borcun tahsilinin imkansız hale geldiği borçlunun haczi kabil malının bulunmağı iddia edilerek zimmet yoluna gidilmek istenilmekte ise de bu yaklaşım da kabul edilebilir değildir.
Benzer durumlarda yapılacak iş ve işlemler icra iflas kanununda gösterilmiş olup borçlunun malının bulunamaması halinde, borcun aciz vesikasına bağlanması yasanın amir hükmüdür. Bu işlemlerin hiçbirisi yapılmaksızın ve zaman aşımının kesildiği gözetilmeksizin, kurum zararının oluştuğunu ileri sürerek ilgililere zimmet çıkartılması kabul edilebilir değildir.”
Denilmektedir.
İlamda Gelir Sorumlusu olarak sorumlu tutulan ... temyiz dilekçesinde;
“... kira başlangıç tarihi 16.01.2008 tarihi bu tarihten sonra 2010 yılında başkan oluru ile Belediye Avukatına icra işlemi yapılsın diye yazı veriliyor ancak işlem yapılmıyor. Ben 02.05.2012 tarihinde Mali Hizmetler Müdürlüğü görevine geliyorum ve aynı yılın 09.11.2012 tarih ve 1179 sayılı yazı ile icra işlemi yapılsın diye başkan oluruyla Belediye Avukatına yazı gönderiyorum 20.12.2012 tarihinde mükellefe ödeme emri gönderiyorum üzerime düşen sorumluluğu dikkat ederseniz aynı yıl yapıyorum. Daha sonrasında 01.09.2013 tarihinde konuyu encümene taşıyıp 131 no.lu karar ile iptal ediyorum. Kamu zararının önüne geçiyorum bütün bunlar görülmüyor. Acaba başka ne yapılabilirdi veya ben göreve gelmeseydim bu kamu zararı hala devam ediyor olacaktı kimsenin de haberi olmayacaktı. Su ve kira alacaklarımız sözleşmeye tabi olduğu borçlar kanununa ve özel hükümlere tabi olduğundan belediye başkanı veya belediye avukatınca icra işlemlerinin yapılması gerekmektedir. 04.06.2013 tarih ve 1028 no.lu ödeme emri gönderdiğimiz avukat mükellef tarafından, itiraz edilerek ancak vergi, resim ve harçlar hakkında ödeme emri gönderme yetkimiz olduğunu akitten kaynaklı kira alacağı olduğu için ödeme emri gönderme yetkimiz olmadığı için itiraz etmiştir. Yazı savunmamız ekindedir. Borcun terkin edilmesi konusu belediye meclisinin takdirindedir sorumluluk kendilerindedir. Meclis kararını geri alma hakkı da vardır. Ayrıca 2013 yılında icra işlemi yapıldığından 2008 yılma kadar zamanaşımı kestiğinden, zamanaşımı da yoktur dolayısıyla kamu zararı da yoktur. ... adına icra işlemleri terkin edilse bile devam etmektedir. 2 ay kirasını vermeyen mükellefin sözleşmesi fesih edilir sözleşme yapma belediye başkanının takdirindedir yine sözleşmeyi fesih etmek yine belediye başkanın sorumluluğundadır 2010 yılındaki borç listesinde başkan oluruna dönemin Mali Hizmetler Müdürü ... tarafından sunulduğunda tahliye edilebilirdi. Tahliye konusu hukuki bir konu olduğundan ve belediyemizde bu işler avukat aracılığı ile yapıldığından tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ediyorum. “Ayrıca Belediye Avukatımızın 06.08.2015 tarih ve 53 sayılı yazısı ile Belediyemizin Su, Kira ve Mahkeme kararları gereğince olan alacakları 2004 sayılı icra iflas kanununa göre kendisinin ancak ... İcra Dairelerinde işlem yapmaya yetkili olduğunu belirten bir yazı müdürlüğümüze göndermiştir.
Tüm bu nedenlerle aslında adıma çıkartılmış olan tüm tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ediyorum.”
Denilmekte iken, sorumlulardan Kurum Avukatı olarak sorumlu tutulan ...’in temyiz dilekçesinde;
“..., 03/11/1998 tarihinde yapılan ihale ile verilen kiralık yeri 2008 tarihinde Encümen kararı ile devir almış ve belediyenin kiracısı olmuştur. Ödenmeyen kira borcu nedeniyle Mali Hizmetler Müdürlüğümün tarafıma sevk ettiği borç dökümü ve icraya verilmesi yazılan üzerine tarafımdan süresinde ... İcra Müdürlüğümün 2013/935 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatılmıştır. İcra dosyasında tüm işlemler usulüne uygun ve süresinde yapılmıştır. Ancak borçlunun herhangi bir malvarlığı değerine ulaşılamamıştır. Bunun üzerine konu Mali Hizmetler Müdürlüğüme bildirilerek konunun Meclis’te görüşülmesi talep edilmiştir. Bu aşamadan sonra borcun silinmesi veya silinmemesi hususu Meclisin takdirindedir. Belediye Meclisi de yaptığı değerlendirme sonucunda, tahsil imkanı kalmayan bu alacağın 5393 sayılı yasanın 14/k ve 18/h maddeleri gereğince kayıtlardan silinmesine karar vermiştir.
Gelinen aşamada tarafımdan yapılan tüm işlemler usul ve yasalara uygundur. Sorun aylık kiraların tahsil edilmemesi ve birikerek bu hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Belediye gelir ve alacaklarının takip ve tahsili Belediye Başkanı ile Muhasebe Müdürünün sorumluluğundadır. Kurum Avukatı olarak benim sorumluluğum, tarafıma tevdi edilen işlerin takip ve tahsilidir. Muhasebe kayıtlarında bulunan alacakların takibi benim sorumluluğumda olmadığı gibi, ödenmeyen alacak kalemlerinin günlük veya aylık takibi de tarafımdan yapılmamaktadır. Bu konularda hiçbir yetkim yoktur. Benim görevim Hukuk İşleri Müdürlüğü bünyesindeki tüm işler, Mahkeme davaları ile resmi yazı ile tarafıma teslim edilen evraklara göre icra takiplerinin sonuna kadar takibinin yapılmasıdır. Süresinde ve usulüne uygun yapılmayan kira ve kiracı kontrolleri nedeniyle söz konusu kira alacağının bu hale gelmesinde hiçbir katkım ve sorumluluğum yoktur. İlgili müdür ve belediye başkanlarının sorumluluğunda olan bir konudur. Yapılan icra takibi sonucunda, alacağın tahsilinin imkansız olduğu anlaşıldığından, 5393 sayılı yasa kapsamında konunun değerlendirilmesi için Meclis gündemine alınmıştır. Kira artışlarının yapılması Encümen’in, feragat yetkisi Meclisin, işyeri ve kiracıları kontrol etmek Muhasebe Müdürlüğünün ve Belediye Başkanının görevindedir. Benim görevim ise icra takip işlemlerini yapmaktır. Meydana geldiği beyan edilen kamu zararına hiçbir şekilde sebebiyet vermem söz konusu değildir.”
Denilmektedir.
İlamda Mali Hizmetler Müdürü olarak sorumlu tutulan ... temyiz dilekçesinde;
“... kira başlangıç tarihi 16.01.2008 tarihi bu tarihten sonra 2010 yılında başkan oluru ile Belediye Avukatına icra işlemi yapılsın diye yazı veriliyor ancak işlem yapılmıyor. Ben 02.05.2012 tarihinde Mali Hizmetler Müdürlüğü görevine geliyorum ve aynı yılın 09,11.2012 tarih ve 1179 sayılı yazı ile icra işlemi yapılsın diye başkan oluruyla Belediye Avukatına yazı gönderiyorum 20.12.2012 tarihinde mükellefe ödeme emri gönderiyorum üzerime düşen sorumluluğu dikkat ederseniz aynı yıl yapıyorum. Daha sonrasında 01.09.2013 tarihinde konuyu encümene taşıyıp 131 no.lu karar ile iptal ediyorum. Kamu zararının önüne geçiyorum bütün bunlar görülmüyor. Acaba başka ne yapılabilirdi veya ben göreve gelmeseydim bu kamu zararı hala devam ediyor olacaktı kimsenin de haberi olmayacaktı. Su ve kira alacaklarımız sözleşmeye tabi olduğu borçlar kanununa ve özel hükümlere tabi olduğundan belediye başkanı veya belediye avukatınca icra işlemlerinin yapılması gerekmektedir. 04.06.2013 tarih ve 1028 no.lu ödeme emri gönderdiğimiz avukat mükellef tarafından, itiraz edilerek ancak vergi, resim ve harçlar hakkında ödeme emri gönderme yetkimiz olduğunu akitten kaynaklı kira alacağı olduğu için ödeme emri gönderme yetkimiz olmadığı için itiraz etmiştir. Yazı savunmamız ekindedir. Borcun terkin edilmesi konusu belediye meclisinin takdirindedir sorumluluk kendilerindedir. Meclis kararını geri alma hakkında vardır. Ayrıca 2013 yılında icra işlemi yapıldığından 2008 yılma kadar zamanaşımı kestiğinden, zamanaşımı da yoktur dolayısıyla kamu zararı da yoktur. ... adına icra işlemleri terkin edilse bile devam etmektedir. 2 ay kirasını vermeyen mükellefin sözleşmesi fesih edilir sözleşme yapma belediye başkanının takdirindedir yine sözleşmeyi fesih etmek yine belediye başkanın sorumluluğundadır 2010 yılındaki borç listesinde başkan oluruna dönemin Mali Hizmetler Müdürü ... tarafından sunulduğunda tahliye edilebilirdi. Tahliye konusu hukuki bir konu olduğundan ve belediyemizde bu işler avukat aracılığı ile yapıldığından tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ediyorum. “Ayrıca Belediye Avukatımızın 06.08.2015 tarih ve 53 sayılı yazısı ile Belediyemizin Su, Kira ve Mahkeme kararları gereğince olan alacakları 2004 sayılı icra iflas kanununa göre kendisinin ancak ... İcra Dairelerinde işlem yapmaya yetkili olduğunu belirten bir yazı müdürlüğümüze göndermiştir.
Kamu Zararı tablosunda hangi yıllarda kim görevli ise o yılın borcu kendisine yazılmıştır ancak 2012 yılının kamu zararının tamamı bana yazılmıştır 20.05.2012 tarihinde müdürlüğü devir aldığımdan dolayı ilk dört aylık kamu zararının benden düşülmesini talep ediyorum. Tüm bu nedenlerle aslında adıma çıkartılmış olan tüm tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ediyorum.”
İtirazları bulunmaktadır.
İlamda Mali Hizmetler Müdürü olarak sorumlu tutulan ... temyiz dilekçesinde;
“... kira başlangıç tarihi 16.01.2008 tarihi bu tarihten sonra 2010 yılında başkan oluru ile Belediye Avukatına icra işlemi yapılsın diye yazı veriliyor ancak işlem yapılmıyor 09.11.2012 tarih ve 1179 sayılı yazı ile icra işlemi yapılsın diye başkan oluruyla Belediye Avukatına yazı gönderiyor 20.12.2012 tarihinde mükellefe ödeme emri gönderiliyor Su ve kira alacaklarımız sözleşmeye tabi olduğu borçlar kanununa ve özel hükümlere tabi olduğundan belediye başkanı veya belediye avukatınca icra işlemlerinin yapılması gerekmektedir. 04.06.2013 tarih ve 1028 no.lu ödeme emri gönderdiğimiz avukat mükellef tarafından, itiraz edilerek ancak vergi, resim ve harçlar hakkında ödeme emri gönderme yetkimiz olduğunu akitten kaynaklı kira alacağı olduğu için ödeme emri gönderme yetkimiz olmadığı için itiraz etmiştir. Yazı savunmamız ekindedir. Borcun terkin edilmesi konusu belediye meclisinin takdirindedir sorumluluk kendilerindedir. Meclis kararını geri alma hakkında vardır. Ayrıca 2013 yılında icra işlemi yapıldığından 2008 yılma kadar zamanaşımı kestiğinden, zamanaşımı da yoktur dolaysıyla kamu zararında yoktur. ... adına icra işlemleri terkin edilse bile devam etmektedir. 2 ay kirasını vermeyen mükellefin sözleşmesi fesih edilir sözleşme yapma belediye başkanınım takdirindedir yine sözleşmeyi fesih etmek yine belediye başkanın sorumluluğundadır 2010 yılındaki borç listesinde başkan oluruna dönemin Mali Hizmetler Müdürü ... tarafından sunulduğunda tahliye edilebilirdi. Tahliye konusu hukuki bir konu olduğundan ve belediyemizde bu işler avukat aracılığı ile yapıldığından tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ediyorum. “Ayrıca Belediye Avukatımızın 06.08.2015 tarih ve 53 sayılı yazısı ile Belediyemizin Su, Kira ve Mahkeme kararları gereğince olan alacakları 2004 sayılı icra iflas kanununa göre kendisinin ancak ... İcra Dairelerinde işlem yapmaya yetkili olduğunu belirten bir yazı müdürlüğümüze göndermiştir.
Tüm bu nedenlerle aslında adıma çıkartılmış olan tüm tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ediyorum.”
Denilmektedir.
Başsavcılık mütalaası;
“İlamın 23’üncü maddesindeki kamu zararı için, yapılan itiraza ilişkin verilen bilgiler, yapılan itirazlar ve ileri sürülen gerekçeler, Daire Kararının kaldırılmasını, ya da bozulmasını gerektirecek mahiyette bulunmaması nedeniyle temyiz talebinin reddedilmesine,
Kira alacağının tahakkuk ettiği tarihten itibaren, zaman aşımına uğradığı tarihe kadar, kira alacağını tahsil etmekte ihmali olan geçmiş yıllardaki tüm görevlilerin sorumlu tutulması gerektiği düşünüldüğünden Daire kararının sorumluluk yönüyle bozularak, konunun yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görülmesi halinde, yeniden hüküm tesis edilmesini teminen, dosyanın Dairesine gönderilmesine,”
Şeklindedir.
İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan Belediye Başkanı ... adına Avukat ...’e duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
... Belediyesi’nin gelir kalemleri içinde tahakkuk etmiş olarak yer alan ... adlı şahıstan olan kira alacağının, tahsilinin imkansız hale geldiği gerekçesiyle Belediye Meclisi kararıyla terkin edilmesi nedeniyle kamu zararına neden olunmuştur.
... Belediyesi ile ... arasında yapılan kira sözleşmesinde, aylık kiranın ... YTL ve kira başlangıcının 16.01.2008 olduğu, sözleşmenin hususi şartlar kısmının 3”üncü maddesinde, “Her yıl kira artışı enflasyonun durumu göz önüne alınarak belediye encümeni tarafından yapılacaktır. Üst üste iki aylık kira ödenmediğinde kira kontratosu tek taraflı olarak feshedilecektir.” 4’üncü maddesinde, “Süresinde ödenmeyen kira alacağına devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.” 8’inci maddesinde, “Aylık kiralar her ayın biri ile beşi arasında peşin olarak ödenecektir.” 9’uncu maddesinde, “Kira süresi bitiminde meclis veya encümen kararı ile her sene artırılması halinde bu kontrato taraflar arasında geçerli olacaktır.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
Yapılan incelemede, Belediye tarafından 04.06.2013 tarihli yazı ile kira borçlarını ödemesi için ...’ya ödeme emri gönderildiği, ardından 2008/11-2013/6 dönemine ilişkin kira borcu için icra takibine başlanıldığı, ancak Belediye Avukatı ...’in Mali Hizmetler Müdürlüğüne göndermiş olduğu 31.12.2013 gün ve 126 sayılı yazıda, belediyenin kira borçlusu ... hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2013/935 esas sayılı dosyasında yapılan icra takibinde, borçlunun menkul, gayrimenkul ve bankalardaki hak ve alacaklarının haczine yönelik yapılan tüm haciz işlemlerine rağmen, herhangi bir hak ve alacağı, kayıtlı aracı ve gayrimenkulünün tespit edilmediği, yine borçlunun yurtdışına çıktığı ve nerede olduğunun da bilinmediği, icra takibine konu olan söz konusu borcun tahsilinin imkansız hale gelmesi nedeniyle konunun Mecliste görüşülmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine, 10.02.2014 tarih ve 7 sayılı Meclis kararı ile icra takibinin sonuçsuz kalması üzerine tahsili imkansız hale gelen kira borçlarının 5393 sayılı Yasanın 15/k ve 18/h maddeleri gereğince iptal edilmesine karar verilerek söz konusu borç terkin edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun;
Belediyenin Yetkileri ve İmtiyazları başlıklı 15’inci maddesinin (k) fıkrasında, “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek.”,
Meclisin Görev ve Yetkileri başlıklı 18’inci maddesinin (h) fıkrasında,
“Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL'den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek.” denilmek suretiyle, vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin TL’den fazla olan dava konusu uyuşmazlıkların Belediye Meclisi kararı ile anlaşmayla tasfiye edilmesinin mümkün bulunduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, ...’nın 2008 yılı Kasım ayından itibaren hiç kira ödemediği açık olduğu halde encümen tarafından her yıl kira artışı yapılması ve sözleşmenin özel şartlar kısmının 3’üncü ve 8’inci maddelerinin uygulanmaması nedeniyle belediyenin göz göre göre gelir kaybına uğratıldığı açıktır.
Sorumlular savunmalarında sorumluluklarının bulunmadığını iddia etmekle beraber;
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38’inci maddesi uyarınca, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak ile gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek belediye başkanının görev ve yetkisindedir.
Yine, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Mali Hizmetler Birimi” başlıklı 60’ıncı maddesinin (e) bendinde “ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek” mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır.
Bu nedenle, Belediye Başkanları, Mali Hizmetler Müdürleri ve Gelir Sorumlusunun tahsili imkansız hale gelen ve 2008-2013 dönemine ilişkin kira gelirlerinden görevli oldukları döneme ilişkin olarak yatırılmayan kısmı hakkında gerekli işlemleri zamanında yapmakla yükümlü oldukları halde herhangi bir işlem yapmamaları nedeniyle söz konusu kira alacağının tahsilinin imkansız hale gelmesine yol açmaktan sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Yine belediye avukatının, ilk defa dönemin Belediye Başkanı ... tarafından kendisine gönderilen 04.05.2010 tarihli yazının gereklerini yapmaması nedeniyle 2010 yılından itibaren söz konusu kira alacağının tahsilinin imkansız hale gelmesine yol açmaktan sorumlu tutulması gerektiği açıktır.
Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 173 sayılı İlamın 23’üncü maddesiyle ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın Dairesine TEVDİİNE, (Daire Başkanı ... ve Üye ...’nın, İlam hükmünün tasdiki gerekir, yönündeki aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 24.10.2018 tarih ve 45202 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
KARŞI OY GEREKÇESİ/AZINLIK GÖRÜŞÜ
Daire Başkanı ... ve Üye ...’nın karşı oy gerekçesi;
...’nın 2008 yılı Kasım ayından itibaren hiç kira ödemediği açık olduğu halde encümen tarafından her yıl kira artışı yapılması ve sözleşmenin özel şartlar kısmının 3’üncü ve 8’inci maddelerinin uygulanmaması nedeniyle belediyenin gelir kaybına uğratıldığı açıktır. Bu nedenle İlam hükmünün tasdiki gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42