Sayıştay 7. Dairesi 396 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
396
25 Haziran 2020
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 7
-
Karar Tarihi: 25.06.2020
-
Karar No: 396
-
İlam No: 176
-
Madde No: 1
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2018
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
SOSYAL DENGE SÖZLEŞMESİ
.... Belediye Başkanlığı ile … Emekçileri Sendikası arasında imzalanan 2018 yılı içerisinde geçerli olan toplu iş sözleşmeleriyle, .... Belediyesi … Müdürlüğü bünyesinde çalışan müdür ve memur personele yasal üst sınırın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle kamu zararına neden olunması iddiası ile ilgili olarak yapılan incelemede;
11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6289 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33’üncü maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen ek 15’inci maddede;
“ Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmü,
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” hükmü,
Anılan Kanun’un geçici 14’üncü maddesinde;
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bununla birlikte Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 Ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin yerel yönetim hizmet kollarına ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür...” düzenlemesi,
Anılan bölümün “ Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 7’nci maddesinde;
“4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31/12/2015” ibaresi “31/12/2019” şeklinde uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre yerel yönetimlerde, 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerden dolayı 31.12.2019 tarihine kadar sona ermesi halinde ise 31.12.2019 tarihine kadar yeni sözleşme imzalanabilecektir. Ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarların 4688 sayılı Kanun’a göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda, 11.04.2012 tarihinde (375 sayılı KHK’ya ek 15’inci maddenin eklenme tarihi) uygulanan sözleşme ile unvanlar itibarıyla belirlenen aylık ortalama tutarlar, tavan olarak esas alınacaktır.
Yapılan inceleme neticesinde, .... Belediye Başkanlığı ile ….Sendikası arasında imzalanan ve 01.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nin “İyileştirme Zammı” başlıklı 22’nci maddesinde; Belediyede fiilen görev yapan başkan yardımcıları ve müdürler haricindeki memurlara; sözleşmenin ilk yılı 875,00 TL, ikinci yılı ise 962,50 TL’nin her ay net olarak ödeneceği, görevlendirme ile vekalet ettirilenler dâhil tüm müdürlere ise; sözleşmenin ilk yılı 1.125,00 TL, ikinci yılı ise 1.237,50 TL’nin her ay net olarak ödeneceği belirtilmiştir. Ayrıca Anılan Sözleşme’nin “İkramiye” başlıklı 23’üncü maddesinde; Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, yılbaşı, eğitim ve yıllık izin yardımı olmak üzere toplam altı ikramiyenin karşılığı olarak takvim yılı içinde otuz günde bir veya altmış günde bir olmak üzere eşit taksitlerle çalıştıkları süre oranında maaşlarıyla birlikte net 3.000,00 TL ve 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle, Nisan ayının son haftasında net 100,00 TL. ikramiye ödeneceği ifade edilmiştir.
Yukarıda belirtilen 22’nci ve 23’üncü maddeler birlikte değerlendirildiğinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen ek 15’inci maddenin yürürlüğe girdiği 11.04.2015 tarihinde yürürlükte olan sözleşme uyarınca Tüm-Bel-Sen üyesi memur ve müdürlere ödenebilecek ve tavan tutar olarak esas alınacak olan ortalama aylık tutarın ayrıntısı aşağıdaki gibidir:
Memurlar için;
-22’nci maddeye istinaden sözleşmenin ikinci yılında ödenen 962,50 TL ile,
-23’üncü maddeye istinaden yılda bir kez verilen 3.000,00 TL ile 1 Mayıs için verilen 100,00 TL’nin toplamı olan 3.100,00 TL’nin aylık tutarına isabet eden 3.100/12=258,33 TL’nin toplamı olmak üzere, 2018 yılında geçerli olan sözleşme ile memur personele ödenebilecek aylık tavan tutar 1.220,83 TL’dir.
Müdürler için;
-22’nci maddeye istinaden sözleşmenin ikinci yılında ödenen 1.237,50 TL ile,
-23’üncü maddeye istinaden yılda bir kez verilen 3.000,00 TL ile 1 Mayıs için verilen 100,00 TL’nin toplamı olan 3.100,00 TL’nin aylık tutarına isabet eden 3.100/12=258,33 TL’nin toplamı olmak üzere, 2018 yılında geçerli olan sözleşme ile müdürlere ödenebilecek aylık tavan tutar 1.495,83 TL’dir.
Ancak Belediye ile … arasında imzalanan ve 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nin “İyileştirme Zammı Ve Diğer Mali Haklar” başlıklı 24’üncü maddesinde; Belediyede fiilen görev yapan üst yönetici ve müdürler haricindeki memurlara; 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere her ay net 1.850,00 TL sosyal denge tazminatı verileceği belirtilmiş, 15.07.2018 - 30.03.2019 tarihleri arasında geçerli olacak ek protokol ile söz konusu tutarın 15.07.2018 tarihinden itibaren net 1.900,00 TL olarak güncellendiği görülmüş ve 2018 yılı içerisinde memur personele bu tutarlar üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. 2018 yılının Ocak ayında yeni sözleşme henüz imzalanmadığından, personele bir önceki Toplu İş Sözleşmesi’nin 28’inci maddesine dayanılarak 1.650,00 TL tutarında sosyal denge tazminatı ödemesi yapılmış, Şubat ayında ise yeni sözleşmedeki tutara göre güncellenerek fark telafi edilmiş ve ödeme ona göre yapılmıştır.
Anılan Sözleşme’de görevlendirme ile vekâlet ettirilenler dâhil müdürlere ise; 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere her ay net 3.500,00 TL sosyal denge tazminatı verileceği belirtilmiş ve 2018 yılı içerisinde de bu tutarlar üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. 2018 yılının Ocak ayında yeni sözleşme henüz imzalanmadığından, müdürlere bir önceki Toplu İş Sözleşmesi’nin 28’inci maddesine dayanılarak 3.000,00 TL tutarında sosyal denge tazminatı ödemesi yapılmış, Şubat ayında ise yeni sözleşmedeki tutara göre güncellenerek fark telafi edilmiş ve ödeme ona göre yapılmıştır.
Dolayısıyla yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ile yapılan değerlendirilmelerde belirtildiği gibi, 2018 yılında geçerli olan sözleşme ile memur personele aylık ödenebilecek sosyal denge tazminatı tavan tutarının net 1.220,83 TL, müdürlere aylık ödenebilecek tavan tutarın ise net 1.495,83 TL olduğu dikkate alındığında, .... Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğünde görevli söz konusu personele 2018 yılında sosyal denge tazminatı olarak yapılan bu tutarlar üzerindeki her ödemenin kamu zararına yol açtığı değerlendirilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü,
Anılan Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükmü,
Aynı Kanun’un “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinde;
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
…
Esas alınır.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması sonucu oluşan kamu zararından ödeme emri belgesini düzenleyen olarak gerçekleştirme görevlisi ile söz konusu belgeyi imzalayan ve onaylayan harcama yetkilisinin sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca bu tutarın fazla olarak ödenmesine yol açan Toplu İş Sözleşmelerinde imzası bulunan personelin de oluşan kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.
Sorumlular savunmalarında, 4688 sayılı yasanın 32’nci maddesinin birinci fıkrasında geçen “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanım Hükmünde Kararnamenin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” hükmünü esas alarak aynen: “Bu düzenleme içerisinde memurlara yapılacak ödemeler bakımından herhangi bir sınırlama; tavan uygulaması getirilmemiştir.” demişlerdir.
4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesinde; “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 inci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” denilmektedir.
Bununla birlikte Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 Ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin yerel yönetim hizmet kollarına ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 7’nci maddesinde;
“4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31/12/2015” ibaresi “31/12/2019” şeklinde uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
4688 sayılı Kanun’un bahsi geçen bu geçici 14’üncü maddesine göre 15.03.2012 tarihinden önceki sözleşmelerde mevcut bulunan mali hükümlere sözleşme süresi sonuna kadar ya da 31.12.2019 tarihine kadar cevaz verilmektedir ve bu tarihten sonra yapılacak sözleşmelerde öngörülen tutarı arttıracak mali hükümler ihdas edilemeyecektir. Dolayısıyla, bir anlamda belirlenen bu ilk ödeme; eğer ki tutar olarak Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşmede belirlenen aylık tavan tutarın üzerinde ise, mali açıdan ödenebilecek sosyal denge tazminatı tutarının üst limiti olacaktır. Dolayısıyla sorumluların, kanunda bir tavan düzenlemesinin olmadığına ilişkin iddialarının yersiz olduğu düşünülmektedir.
Sorumlular, 4688 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinin toplu sözleşme dönemi içerisinde yapılacak sözleşmelerle ilgili herhangi bir tavan getirmediği gibi, geçici 14’üncü madde ile de 15.3.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelerin 31.12.2019 tarihine kadar yine 32’nci madde çerçevesinde herhangi bir şarta bağlı olmaksızın sözleşme yapabilme-yenileyebilme olanağı sağladığını ifade ederek, tutarların yenilenmesinin sözleşmenin uzatılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Ancak 4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesinde geçen; “...Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir... ” hükmü, bir anlamda sözleşmede yer alan ve mali hüküm içeren düzenlemelerde uyulması gereken dayanak-çatı normu olarak esas alınması gerektiğinden, sorumluların savunmalarına katılmak mümkün değildir.
Sorumlular savunmalarının bir diğer bölümünde, 4688 sayılı Kanun veya bu Kanun uyarınca yapılmış olan toplu sözleşmelerde öngörülen hükümlerin, uluslararası antlaşmalar ve uluslararası mahkemelerin kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği; bunların iç hukukla çelişmesi halinde ise, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca, uygulamanın uluslararası antlaşmalar ve uluslararası mahkeme kararları doğrultusunda yürütülmesinin gerekliliği ortada iken, kamu zararı hesabı yapılmasına ilişkin değerlendirme ve tespitlerin hukuka uygun olmadığını öne sürmüşlerdir.
Buna karşın, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” hükmü mevcuttur.
Yine Anayasa’nın 53’üncü maddesinin son fıkrasında;
“Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” denilmektedir.
Anayasal normların uluslararası anlaşmalar ve uluslararası mahkeme kararlarına göre hukuken öncelikli olduğu açıktır. Dolayısıyla hem kamu görevlilerinin aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri konusunda hem de toplu sözleşme hakkına ilişkin tüm düzenlemeleri yapma konusunda kanun koyucuya yetki veren Anayasa’nın anılan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; toplu sözleşmelerin serbestçe akdedilebileceği ancak bu hususta kanun koyucunun koyduğu sınırlara bağlı kalınması gerektiği görülebilmektedir.
Bu itibarla, 4688 sayılı Kanun ve 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme hükümleri uyarınca hesaplanan sosyal denge tazminatı tavan tutarlarının üzerinde yapılan ödemelerin kamu zararı olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
Sorumlular bir diğer savunmalarında, harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluk durumlarına da değinerek harcama yetkilisi/gerçekleştirme görevlisi konumundaki personelin ödenek kullanımında keyfi hareket edemeyeceği gibi, üst yöneticinin sevk ve idaresinin de dışına çıkamayacağını belirtmişlerdir. Kendileri tarafından uygulanan işlemin “Sözleşmeyle belirlenen tutar”ın 4688 Sayılı yasanın 32’nci maddesinin son fıkrasında yer alan ve sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılan şartların oluşup oluşmadığının tetkiki akabinde daha önce oluşan bütçedeki karşılığından ödenmesine ilişkin talimatının verilmesi olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca sözleşmeye bağlanan bir ödemenin tabi olacağı mevzuatın ne olacağı hususunda da bir tereddütlerinin olmadığı, personel giderlerinin bütçe gelirleri ile oranlaması neticesi yüzde 30 sınırının aşılmaması dolayısıyla da kendilerine sorumluluk atfedilemeyeceğini belirtmişlerdir.
Sorumlularca yapılan bu savunmaya katılmak mümkün değildir. Birincisi üst yöneticinin sevk ve idaresinin dışına çıkılamayacağı hususundan bahsetmek Anayasamızda yer alan “Kanunsuz Emir” müessesesinin varlığında geçerli bir mazeret olarak değerlendirilemez. Ayrıca 5018 sayılı Kanun’un 32’nci ve 33’üncü maddelerinde harcama yetkilileri ve de gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açık bir şekilde düzenlenmiştir. Diğer yandan; tarafların bir taraftan üst yönetici sevk ve idaresi dışında işlem yapamayacaklarını belirtirken diğer taraftan konunun yine de mevzuata uygun olduğu yönündeki savunmaları da tutarlılıktan yoksundur.
Sorumlularca, özellikle memur ve müdür kadroları için kamu zararının doğru hesaplanmadığına ilişkin olarak yapılan savunmanın, sorguda belirtilen ortalama ücret hesaplanmasına ilişkin kısımlar incelendiğinde yerinde olmadığı görülecektir. Nitekim sorguda yer verilen hesaplamadan da görüleceği üzere, örneğin memurlar için başlangıçta “İkramiye” ödemeleri kapsamında 23’üncü maddede yer alan “Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, Yılbaşı, Eğitim ve Yıllık İzin Yardımı olmak üzere toplam altı ikramiyenin karşılığı net 3.000,00.-TL(üç bin) takvim yılı içinde otuz günde bir veya altmış günde bir olmak üzere eşit taksitlerle çalıştıkları süre oranında kıstel uygulaması yapılarak maaşlarıyla birlikte ödenir. Bir defada aralıksız en az 12 gün (iki hafta) yıllık izin kullananlara Aralık ayında tespiti yapıldıktan sonra fiilen görevde olan personele yıllık izin yardımı ödenir. Yıllık izin kullanmayanlara ve yıllık izin hakkı kazanmayanlara ödenmez. Ayrıca, 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle, Nisan ayının son haftasında net 100,00.-TL. (yüz) ikramiye ödenir.” hükmüne istinaden 1 yılda ödenen toplam 3.100-TL’nin ortalaması alınmış ve elde edilen rakam kullanılarak bu hesaplamalar yapılmıştır. Sorumlularca sorguda hesaplanan tavan tutara, kişiye özel sosyal hak olan 500,00 TL’lik izin yardımının eklenmesine rağmen yine kişiye özel sosyal hak olan evlenme yardımı, doğum yardımı, ölüm yardımı, emeklilik ikramiyesi gibi kalemlerin tavan tutara eklenmemesinin de kamu zararı tutarının yanlış hesaplanmasına yol açtığı ifade edilmiştir.
Belli şartlar oluştuğu takdirde kişiye özel olarak verilecek bir sosyal hak olan evlenme yardımı, doğum yardımı, ölüm yardımı kalemlerinin tarafımızca ortalama aylık tavan tutara eklenmemesi, söz konusu kalemlerin ortalama aylık tavan tutardan ayrı olarak değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır. Şöyle ki; bir kişi 2012 yılında söz konusu yardımlardan faydalanmış ise, o kişi 2018 yılında da o yardımdan kazanılmış hak tutarı kadar faydalanacaktır. Hâlihazırda 2018 yılı bordroları da incelendiğinde, Belediye personeline evlenme yardımı, ölüm yardımı, doğum yardımı adı altında yapılmış bir ödeme de bulunmamaktadır. 2018 yılında geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’ne ilişkin personele söz konusu yılda ödenen tek sosyal hak, bordrolarda da görüleceği üzere iyileştirme zammı olduğundan söz konusu kişiye özel sosyal haklara ilişkin değerlendirme ayrıca yapılmıştır.
Yine kişiye özel hak olan izin yardımının ortalama aylık tavan tutara eklenmesinin sebebi ise, 2018 yılında geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nin 23’üncü maddesinde yer alan “Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, Yılbaşı, Eğitim ve Yıllık İzin Yardımı olmak üzere toplam altı ikramiyenin karşılığı net 3.000,00.-TL(üç bin) takvim yılı içinde otuz günde bir veya altmış günde bir olmak üzere eşit taksitlerle çalıştıkları süre oranında kıstel uygulaması yapılarak maaşlarıyla birlikte ödenir. Bir defada aralıksız en az 12 gün (iki hafta) yıllık izin kullananlara Aralık ayında tespiti yapıldıktan sonra fiilen görevde olan personele yıllık izin yardımı ödenir. Yıllık izin kullanmayanlara ve yıllık izin hakkı kazanmayanlara ödenmez. Ayrıca, 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle, Nisan ayının son haftasında net 100,00.-TL. (yüz) ikramiye ödenir.” hükmüdür. Görüleceği üzere; Sözleşme’de, savunmada belirtildiği gibi izin yardımı olarak 500,00 TL ödenmesine ilişkin bir ibare yer almamaktadır. Kullanılmayan yıllık izin için personele ödenmesi gereken ayrıca bir tutar öngörülmemiş, söz konusu husus, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, Yılbaşı, eğitim ile birlikte değerlendirilmiş ve toplam altı ikramiyenin karşılığı olarak net 3.000,00.TL’nin (üç bin) personele ödenmesi öngörülmüştür. Söz konusu ikramiyelerin içerisinden yıllık iznin payının ne kadar olduğu belli dahi değildir. Bu yüzden 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda verilmesi öngörülen 100,00 TL’lik ikramiye de dahil edilip, personele 1 yılda ödenen toplam 3.100,00 TL’lik ikramiyenin ortalaması esas alınarak ortalama aylık tavan tutar hesaplanmıştır.
Ayrıca savunmalarda belirtilen, kişiye özel bir hak olan emekli ikramiyesinin ortalama aylık tavan tutara eklenmesi gerektiği hususunda ise ayrıca yazılan sorgu maddelerinde gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. .... Belediye Başkanlığı ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm-Bel-Sen) arasında imzalanan ve 01.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nin Ek 1’inci maddesinde; emekli ikramiyesinden faydalanabilecek olan personelin, söz konusu Sözleşme imzalandığı tarihte fiilen Belediyede çalışan memur olma ve 31 Mart 2012 tarihine kadar emekli olma şartlarını bir arada taşıması gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Sözleşme’de, söz konusu tarih aralığı dışında emekli olmak isteyen personelin ise bu ikramiyeden yararlanamayacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla Sözleşme ile belirlenmiş kesin tarih olan 31.03.2012’den sonra emekli olacak personelin zaten bu hükümden faydalanamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu ikramiyenin ortalama aylık tavan tutara eklenmesi gerektiği iddiası yerinde görülmemiştir.
Ayrıca hesaplamaların vekaleten atanan memurlara verilecek vekalet ücretleri yönünden de hatalı olduğu, vekalet şartını taşıyıp bu vekalet ücretini almayan personeller için bu hesabın revize edilmesi gerektiği şeklindeki savunma da kabul edilebilir değildir. Çünkü personelin vekalet ücreti alıp alamayacağı ayrı bir konudur, sosyal denge ödemesinde mevzuata uyulmaması ayrı bir konudur. Bu bakımdan nitelik itibariyle konuları birbirinden farklı olan ödemelerin mahsup edilerek hesaplanmasının hem uygulanabilir hem de anlamlı bir tarafı bulunmamaktadır.
Sorumluların benzer nitelikteki savunmalarında; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun Geçici 14’üncü maddesindeki hükmün açıklandığı Sayıştay 5’inci Dairesinin 02.02.2016 tarihli ve 148 sayılı Kararı’na atıf yapılmaktadır. Söz konusu Karar uyarınca; Geçici 14’üncü maddenin son bölümünün, 31.12.2015 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerde, önceki dönem sözleşmelerinde öngörülen mali hakların üzerinde bir ödeme yapılmasının yasaklanması olarak değerlendirilemeyeceği ve bu düzenlemeyle, 31.12.2015 tarihinden sonra yeni bir sözleşme yapılması durumunda ilgili personelin hak kaybına uğramamasına yönelik koruyucu bir hüküm getirilmesinin amaçlandığı sorumlular tarafından ileri sürülmektedir.
Bahsi geçen Karar’ın ilgili bölümünde aynen;
“Söz konusu Geçici 14’üncü maddenin son bölümünde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmaması veya yasaklanması söz konusu değildir. Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelere, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi verilmektedir. Başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisi verilmiştir.” ifadelerine yer verilmektedir.
Yukarıda belirtilen Daire Kararı’nın .... Belediyesinin uygulaması ile örtüşen bir tarafının bulunmadığı, aksine sorguda belirttiğimiz hususu destekler nitelikte olduğu açıktır. Basit bir anlatımla söz konusu karar, .... Belediyesinin uygulaması açısından irdelendiğinde şunu ifade etmektedir: .... Belediyesinde son yapılan sözleşmedeki tavan tutar önceki sözleşmede belirlenmiş tutarlardan daha düşük ise Belediye, personeline ilk sözleşmede öngördüğü tutar üzerinden ödeme yapma konusunda takdir hakkına sahiptir. Fakat .... Belediyesindeki uygulama bunun tam tersi şeklinde olmuştur. Şöyle ki; ilk sözleşmede belirlenen ve tutar açısından da Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşmeler uyarınca belirlenen tavan tutarın üzerinde olan bu sözleşmedeki rakamlar yapılan yeni sözleşmede ortalama tavan tutar olarak esas alınmamış bunun yerine kamu zararı oluşturduğunu belirttiğimiz güncelleme yapılmış rakamlar üzerinden ödemede bulunulmuştur. Çünkü sorguda da iddia edildiği gibi kamu zararına sebebiyet verdiği düşünülen husus ilk sözleşmede unvanlar itibariyle öngörülen ortalama tutarların daha sonraki sözleşmede ortalama tavan tutar olarak esas alınmamasıdır.
Ayrıca Sayıştay …. Dairesi’nin .... Belediyesine ilişkin çıkan 02.07.2019 tarih ve 207 numaralı ilamında, ortalama aylık tavan tutarda herhangi bir hesaplama hatasının yapılmadığı belirtilmiş ve Belediyede çalışan personele yapılan sosyal denge ödemelerinde, iyileştirme zammı adı altında ödenen sosyal dengeye ilişkin bütün parasal tutarların mevzuata aykırı bir şekilde sözleşmede yer alan hükme istinaden güncellenmesi ve personele mevzuatın öngördüğü tutarın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucunda kamu zararına sebebiyet verildiğine hükmedilmiştir.
Sorumlular savunmalarında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinde geçen, “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamının, anılan maddesinin ikinci fıkrasına bakılacak olursa, mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerektiğini bu minvalde personele yapılan ödemelerin herhangi bir kamu zararı oluşturmayacağını iddia etmişlerdir.
Yerel yönetimlerde personele ödenebilecek sosyal denge tazminatına ilişkin kurallar, yukarıda aktarılan 4688 sayılı Kanun, 375 sayılı KHK hükümlerinin sınırları dahilinde yapılacak Toplu Sözleşme hükümleri ile belirlenmiştir. Mevzuatın çizdiği sınırların dışına çıkarak yapılan Toplu Sözleşme ile personele yasal mevzuatın öngördüğü tutarların üzerinde ödeme yapılmasının, 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin “g” bendinde geçen “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamına girmeyeceği iddiasının kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır.
Personele yasal üst sınırın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesine sebebiyet veren ve bu ödemelere dayanak teşkil eden Toplu İş Sözleşmesi’nde imzaları bulunan ….’ün sunmuş oldukları benzer nitelikteki savunmalarında yer alan iddiaların bir kısmı yukarıda karşılandığından, diğer kısımlarına ilişkin açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.
…. sunmuş oldukları benzer nitelikteki savunmalarında, sosyal denge tazminatı komisyonunda olup, söz konusu sözleşmeyi imzalamalarının oluşan kamu zararından sorumlu tutulmalarına sebebiyet vermeyeceği belirtilmişlerdir. Belediye Meclisi tarafından Toplu İş Sözleşmesi’nin yapılması için Belediye Başkanı ….e yetki verildiği, söz konusu Sözleşme’ye başkanlık oluru neticesinde sosyal denge tazminatı komisyonu üyesi olarak imza atmakla herhangi bir ödeme emri verilmediği zira ödeme yapılması konusunda harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin yasal yetkileri bulunduğundan talimat verilmeden salt sözleşme imzalanması ile ödemenin kendiliğinden doğmadığı bu yüzden sorumluluğun 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinde olduğu ifade edilmiş ve savunma eklerinde sosyal denge tazminatı komisyonuna seçilen üyelerin görevlendirme oluruna yer verilmiştir.
Öncelikle savunma ekinde gönderilen görevlendirme oluru incelendiğinde, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünce Başkanlık oluruna sunulan yazıda; “… 4688 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesi gereği Kamu görevlilerine verilen mali ve sosyal hakları belirlemek için …. temsilcileri ile toplu sözleşmedeki maddeleri görüşmek üzere; Belediye Başkanlığımızı temsilen aşağıda isimleri yer alan personelin sosyal denge tazminatı komisyonunda görevlendirilmesi hususunu olur ve emirlerinize arz ederim.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür. Dolayısıyla bu komisyonda görevli personelin, Belediye çalışanlarına verilecek olan mali ve sosyal hakları belirlemek için sendika ile görüşmekle ve toplu sözleşmedeki maddeleri belirlemekle yetkilendirildikleri açıktır.
Sorgumuzda mevzuata uygun bir Toplu İş Sözleşmesi’ne imza atmanın tek başına kamu zararı oluşturacağı ile ilgili bir değerlendirme yer almamaktadır. Ancak personele, mevzuatın çizdiği yasal sınırları aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesine yol açacak bir sözleşmenin oluşturulmasına sebebiyet verilmesinin ise kamu zararına sebep olacağı değerlendirmesine yer verilmiş ve oluşan bu kamu zararından da sözleşmenin oluşturulup yürürlüğe koyulmasında imzaları bulunan personelin de sorumluluğunun bulunduğu ifade edilmiştir.
Savunmalarda belirtildiği gibi; toplu iş sözleşmesi ödeme emri vermemekte, ancak ödemenin yapıldığı ödeme emri belgelerinin ve harcama talimatlarının dayanağını oluşturmaktadır. Sorumluların, yasal mevzuata aykırı olan tutarların personele ödenmesine cevaz vermiş bir sözleşmenin görüşmelerine katılıp, maddelerini belirleyip, sözleşmeyi imzalayarak yürürlüğe koymakla oluşan kamu zararından sorumluluklarının olmadığını belirtmeleri hukukun temel ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Sorumlulardan …., imzalarının bulunduğu sözleşmedeki rollerinin, görüşme tutanaklarını hazırlamak, anlaşılan maddeleri Toplu İş Sözleşmesi’ne geçirmek olduğunu belirtmişler ve mali hakların artırılması veya azaltılması gibi bir yetkilerinin olmadığını ifade etmişlerdir. Ancak söz konusu kişilerin, mali ve sosyal hakların mevzuata aykırı bir şekilde güncellenmiş olmasına sebebiyet veren Toplu İş Sözleşmesi’nde imzaları bulunmaktadır. Ayrıca kişilerin yetkisinin savunmalarda belirtiler hususlar ile sınırlı olduğuna dair bir ibare de görevlendirme yazılarında yer almamaktadır. Bu sebeple bu kişilerin oluşan kamu zararından sorumlu olmadığı iddiasına katılmak mümkün değildir.
Personele yasal üst sınırın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesine sebebiyet veren ve bu ödemelere dayanak teşkil eden Toplu İş Sözleşmesi’nde imzası bulunan sorumlulardan ….’in sunmuş olduğu savunmada yer alan iddiaların bir kısmı yukarıda karşılandığından, diğer kısımlarına ilişkin açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.
Söz konusu sorumlu savunmasında; 10.01.2018 tarihinde imzalanan ve 01.01.2018-30.03.2019 tarihleri arasını kapsayan Toplu İş sözleşmesinde ve Emekli Olduğum 30/07/2016 tarihinden sonra imzalanan tüm Toplu İş Sözleşmelerinde imzasının olmadığını, Ocak ayı sosyal denge tazminatı ödeme tarihinin 2018 yılında geçerli olan sözleşmenin imzalanmasında sonra yapıldığını, her ne kadar Ocak ayı ödemesi söz konusu sorumlunun imzasının olduğu sözleşme ile yapılsa da her sözleşme kendi süresi içerisinde geçerli olduğundan sorumluluğuna gidilemeyeceğini ifade etmiştir. Sorguda da ifade edildiği gibi, 2018 yılı için Ocak ayında eski sözleşme hükümleri baz alınarak eksik ödenen sosyal denge tazminatı tutarının, Şubat ayında fazla ödeme yapılarak telafi edildiğini, bu telafiden dolayı Ocak ayında ödenen tutarlardan da yeni sözleşmede imzası bulunanların sorumlu olması gerektiğini belirtmiştir.
…’in imzasının bulunduğu 28.03.2016 tarihinde imzalanan Toplu İş Sözleşmesi’nin “Yürürlük ve Süre” başlıklı 30’uncu maddesinde;
“…
Yeni sözleşme imzalanıncaya kadar, eski sözleşme hükümleri geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Sorumlunun imzasının bulunmadığı yeni Sözleşme’nin imzalanma tarihi ise 10.01.2018’dir. Sonuç olarak …..’in imzasının bulunduğu Sözleşme bu tarihe kadar geçerlidir.
Her ne kadar Belediye personeline yapılan ödeme yeni Sözleşme’nin imzalanma tarihinden sonra yapılmış olsa da, bordroların düzenlendiği tarih söz konusu tarihten öncedir. Yani personelin maaş hesaplamaları ve yapılan ödemeler ….’in imzasının bulunduğu Toplu İş Sözleşmesi esas alınarak yapılmıştır. Çünkü bu ödemeler hesaplanırken ortada henüz imzalanmış yeni bir Sözleşme bulunmamaktadır. Şubat ayında yeni Sözleşme hükümleri uygulanmış olsa da, personele 2018 yılının Ocak ayında yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerinin dayanağı ….’in imzasının bulunduğu 28.03.2016 tarihinde imza altına alınan Toplu İş Sözleşmesi’dir.
Sorumlulardan …..’ün sunmuş olduğu savunmada ise sözleşmenin imzalanmasının tek başına kamu zararı oluşmasına sebebiyet vermeyeceği gibi, toplu sözleşmenin imzalanması kararı .... Belediye Meclisi’nce alınmış olduğundan, sorgu metninde yer alan bu bakış açısı gereğince sorumluluk kavramının genişletilerek Belediye Meclisine kadar yöneltilmesi gerekeceği ifade edilmiştir.
Yukarıda da belirtildiği gibi; sorgumuzda Toplu İş Sözleşmesi’ne imza atmanın kamu zararı oluşturacağı ile ilgili bir değerlendirme yer almamaktadır. Ancak personele, mevzuatın çizdiği yasal sınırları aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesine yol açacak bir sözleşmenin oluşturulmasına sebebiyet verilmesinin ise kamu zararına sebep olacağı değerlendirmesine yer verilmiştir. Oluşan bu kamu zararından da sözleşmenin oluşturulup yürürlüğe koyulmasında imzaları bulunan personelin de sorumluluğunun bulunduğu ifade edilmektedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesinde Belediye Başkanının yetkileri sayılırken “Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak.” düzenlemesine yer verilmiştir. Dolayısıyla Belediye Başkanının Toplu İş Sözleşmesi’ni imzalayabilmek için yetkili organ olan Belediye Meclisinin kararını alması Kanun’un gereğidir. Ancak sözleşmenin maddelerini, içeriğini, personele verilecek sosyal ve mali hakları belirleyen Belediye Meclisi değil bizatihi sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanı ve sosyal denge tazminatı komisyonudur. Belediye Meclisi, Kanun gereği Belediye Başkanına sözleşme yapma yetkisini vermiş olsa da, Meclis’in sözleşmenin içeriğinin oluşturulmasında veya onaylanmasında payı olmadığı bir gerçektir.
Diğer taraftan; .... Belediyesi’nce personele yapılan sosyal denge ödemelerine ilişkin ödeme emri belgeleri ve eki bordrolar incelendiğinde, fazla ödenen tutarlara ilişkin kamu zararı hesabının, brüt sosyal denge tazminatı tutarlarından ortalama aylık net tavan tutarlardan düşülmesi suretiyle değil, ödenen net tutarlardan hesaplanan net tavan tutarlarının düşülmesi suretiyle yapıldığı yani kamu zararı hesabının net alınan sosyal denge tazminatından net alınması gereken sosyal denge tazminatının düşülmesi suretiyle yapıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar sosyal denge sözleşmelerinde, yapılacak ödemenin net olduğu hükme bağlanmış ise de, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesine göre vergiye tabi bir ücret mahiyetinde olan söz konusu ödemelerde, ödenecek net tutar üzerine gelir vergisi hesap edilerek bu tutar brüte çevrildikten sonra gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla, belediyenin sosyal denge ödemelerinde gelir vergisi kesintisi yapmaması suretiyle vergi kaybına sebep olduğu da anlaşılmaktadır.
Bu itibarla .... Belediye Başkanlığı ile ….Sendikası arasında imzalanan 2018 yılı içerisinde geçerli olan toplu iş sözleşmeleriyle, .... Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü bünyesinde çalışan müdür ve memur personele yasal üst sınırın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle sebep olunan ve hesabı aşağıda yer verilen tabloda gösterilen 85.849,49 TL kamu zararının;
Harcama Yetkilisi , Gerçekleştirme Görevlisi (Veteriner Hekim) ile Sözleşme’yi imzalayan diğer sorumlular a,
müştereken ve mütelsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,
Diğer taraftan; yukarıda açıklandığı üzere, belediyenin sosyal denge ödemelerinde gelir vergisi kesintisi yapmaması suretiyle vergi kaybına sebep olduğu anlaşıldığından, gerekli incelemenin yapılmasını teminen konunun Gelir İdaresi Başkanlığı’na yazılmasına,
oy çokluğuyla,
Azınlık Görüşü:
(Üye … Ve Üye …’’in karşı oy gerekçesi: İstanbul .... Belediye Başkanlığı ile sendika arasında birden fazla sözleşme imzalanmıştır.
Bilindiği üzere 375 sayılı KHK’ya ekli Ek Madde 15’de (Ek: 4/4/2012-6289/33 md.);
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmü;
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32.maddesinde (Değişik: 4/4/2012-6289/22 md.);
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.
Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz…”hükmü;
Aynı Kanunun Geçici 14.maddesinde;
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.”
Hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan 375 sayılı KHK’ya ekli Ek 15.madde ile mahalli idarelerde istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilmesi yasal hale getirilmiştir. Sosyal denge tazminatının miktarı ilgili mahalli idare ile yetkili sendikası arasında, anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenecektir. Ancak bu sözleşmeyle belirlenecek sosyal denge tazminatının aylık tutarı, hükümet ile yetkili sendikalar arasında imzalanan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı aşamayacaktır. Hâlihazırda KHK hükmünün yürürlüğe girdiği 4/4/2012 tarihinden bu yana hükümet ile yetkili sendikalar arasında 2 yıllık dönemler halinde imzalanan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar, en yüksek Devlet memuru aylığının %100’ü olarak belirlenmiştir.
Ancak şayet 15/3/2012 tarihinden önce idareler ile ilgili sendikalar arasında imzalanan sözleşmelerde (eski sözleşmeler), toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan (en yüksek Devlet memuru aylığının %100’ü) daha yüksek oranda sosyal denge tazminatı ödenmesi öngörülmüş ise eski sözleşmedeki yüksek miktarlı sosyal denge tazminatının 31/12/2015 tarihine kadar ödenebilmesine imkân tanınmıştır.
Kaldı ki geçici 14.maddede yer alan “31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmeler” ifadesinden de anlaşılacağı üzere, bu sürelerin toplu sözleşmelerle uzatılamayacağı düşünülmektedir. Anayasanın 128. Maddesinin ikinci fıkrasında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” hükmü yer almaktadır. Anayasanın bu hükmünden toplu sözleşme düzenlemelerinin Kanun üstünde olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Burada yapılan düzenleme ile Kanunlarla düzenlenmemiş mali konuların toplu sözleşme ile düzenlenebileceğidir.
Denetçi tarafından yapılan bu ödemelerin mevzuata aykırı bulunması nedeniyle geçici 14.maddedeki düzenlemeler gerekçe gösterilerek 15/3/2012 tarihinden önce imzalanmış olan eski sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği iddia edilmiş ve bu doğrultuda bu sözleşmedeki rakamlar “ödenmesi gereken” unsurlar olarak dikkate alınmıştır.
Ancak yapılan açıklamalar nedeniyle gerek 375 sayılı KHK hükümleri gerekse 4688 sayılı Kanunun geçici 14. Madde hükümlerine göre;
-
2018 yılında belediye çalışanlarına ödenebilecek sosyal denge tazminatının üst limiti ancak 2018-2019 Yıllarını Kapsayan 4.Dönem Toplu Sözleşme’de belirtilen en yüksek devlet memuru aylığının %100’ü olabilecektir.
-
2018-2019 Yıllarını Kapsayan 4.Dönem Toplu Sözleşme’de belirtilen haklar dışında, 2018 yılında adı geçen Belediye çalışanlarına ilave olarak her ne ad (emekliliğe teşvik ikramiyesi, vekalet/tedvir görevi ücret farkı, bayram yardımı, okul yardımı, aile yardımı, vs.) altında olursa olsun yapılan bütün ödeme unsurları tamamen yersiz olmaktadır.
Açıklanan nedenlerle fiilen yapılan ödemeler ile 2018-2019 Yıllarını Kapsayan 4.Dönem Toplu Sözleşme’de belirtilen en yüksek Devlet memuru aylığının %100’ü arasındaki farkların tamamı kamu zararı olup, bunların yeniden hesaplanarak sorgu konusu yapılması için Raporun denetçisine iadesine karar verilmesi uygun olacaktır.)
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:48