Sayıştay 7. Dairesi 392 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
392
11 Haziran 2020
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 7
-
Karar Tarihi: 11.06.2020
-
Karar No: 392
-
İlam No: 152
-
Madde No: 5
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2018
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
SOSYAL DENGE SÖZLEŞMESİ
... Belediye Başkanlığı ile … Sendikası arasında 17.01.2018 tarihinde imzalanan ve 01.01.2018-31.12.2019 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesi kapsamında, kamu görevlilerine yasayla belirlenen limitleri aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle kamu zararına neden olunması iddiası ile ilgili olarak yapılan incelemede;
375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 15’inci maddesinde,
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmüne yer verilerek belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, Kanun’da öngörülen sınırlara uyulması koşuluyla, sosyal denge tazminatı ödenebilmesine imkan tanınmıştır.
Bahse konu tazminatın hangi şartlarda ve miktarda, kimlere ödenebileceği ise 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32’nci maddesi;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir...”
ve geçici 14’üncü maddesi;
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” hükümleri ile ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Kanunun geçici 14’üncü maddesinde toplu sözleşmeye yapılan atfa istinaden 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme”nin yerel yönetim hizmet koluna ait düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1’inci maddesinde;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32'nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) %100'üdür.”
7’nci maddesinde ise;
“4688 Sayılı Kanunun geçici 14'üncü maddesinde yer alan "31.12.2015" ibaresi "31.12.2019" şeklinde uygulanır.” denilmek suretiyle belediyelerin kadro ve pozisyonlarında çalışan personele ödenebilecek sosyal denge tazminatına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Aktarılan mevzuat hükümlerine göre; idarelerce 15.03.2012 tarihinden önce imzalanmış olup da 4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanmakta olan sosyal denge sözleşmelerinin uygulanmasına sözleşmede öngörülen sürenin sonuna kadar devam edilebilecek ve 31.12.2019 tarihine kadar çeşitli sebeplerle sona ermesi halinde yeniden sözleşme yapılabilecektir. Bu sözleşme kapsamında ödenecek sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının %100’üdür. Ancak Geçici 14’üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut sözleşmede unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar en yüksek devlet memuru aylığının %100’ünün üzerinde ise, bu tutar ödenebilecek aylık sosyal denge tazminatının tavan tutarı olarak belirlenebilecektir.
... Belediye Başkanlığı ile … Sendikası arasında 01.03.2011 tarihinde imzalanan ve 01.03.2011-31.08.2014 döneminde geçerli olan toplu sözleşmesinin “İyileştirme Zammı” başlıklı 24’üncü maddesinde;
“ a) … üyesi çalışanlara(dayanışma aidatı ödeyenler dahil) her ay net 500 Tl, fiilen görev yapan birim müdürlerine ise net 750 Tl ödenir.
b)Hafta sonu ve resmi tatil günlerinde veya çalışma saatleri dışında çalıştırılan personele saat başı net 10 (On)TL mesai ücreti ödenir.(Zabıta personeli bunun dışında)
denilmektedir.
... Belediyesince 11.04.2012 tarihinde geçerli olan sözleşme hükümlerine göre; Tüm Bel-Sen üyesi çalışanlara her ay net 500 TL, fiilen görev yapan birim müdürlerine ise net 750 TL ödenir.
... Belediye Başkanlığı ile …. Sendikası arasında 17.01.2018 tarihinde imzalanan ve 01.01.2018-31.12.2019 döneminde geçerli olan toplu iş sözleşmesinin “İyileştirme Zammı” başlıklı 32’nci maddesinde;
“ c) Tüm çalışanlara ve sözleşmeli çalışanlara net 1200 (binikiyüz)TL ödenir.”
denilmektedir.
Buna göre 2018 yılında yapılan sosyal denge sözleşmesindeki unvanlar itibariyle ödenmesi öngörülen tutarların tavan tutarı aşıp aşmadığının incelenmesi önem arz etmektedir.
4688 sayılı Kanun uyarınca imzalanan toplu sözleşmeye göre 2018 yılında ödenebilecek Sosyal denge tazminatı tavan tutarları;
2018 ‘in ilk 6 ayı için brüt 1.031,23 TL,
gelir vergisi oranı %15 ise yaklaşık 855 TL net
gelir vergisi oranı %20 ise yaklaşık 804 TL net
2018 ‘in ikinci 6 ayı için brüt 1.120,43 TL’dir
gelir vergisi oranı %15 ise yaklaşık 944 TL net
gelir vergisi oranı %20 ise yaklaşık 888 TL net
Belediye tarafından imzalanan ve 01.01.2018-31.12.2019 döneminde geçerli olan toplu iş sözleşmesinin 01.01.2018-31.12.2018 tarihinde geçerli olan tavan tutar hesabında dikkate alınacak sosyal denge sözleşmesi incelendiğinde unvanlar itibariyle ödenebilecek tavan tutarların yukarıda yer alan tabloda belirtilen tutarları geçmemesi gerekmektedir.
Özetle, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme hükümlerinin kıyaslanarak “657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur olarak çalışan personel” ve “5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. Maddesi gereğince kadro karşılığı sözleşmeli olarak çalışan personel” için sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarının en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ü olarak belirlenmesi gerekirken, bu tutarın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle kamu zararına sebebiyet verilmiştir.
Sorumlular savunmalarında; 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinin toplu sözleşme dönemi içerisinde yapılacak sözleşmelerle ilgili herhangi bir tavan getirmediğini; Geçici 14 üncü maddesinin de 15.3.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelerin 31.12.2019 tarihine kadar yine 32’nci madde çerçevesinde sözleşme yapabilme-yenileyebilme olanağı sağladığını, bu itibarla ilk olarak ... Belediye Başkanlığı ile ilgili sendika arasında 15.03.2012 tarihinden önce sözleşmenin imzalanmış olup, sorguya konu olan sözleşmenin ise daha önce imzalanmış olan sözleşmenin revize edilerek yenilenmesi niteliğinde ve 4688 sayılı yasanın geçici 14’üncü maddesi çerçevesinde belirtilen yasal süre içerisinde yenilenerek var olan bir sözleşmenin uzatılması niteliğinde bir sözleşme olduğunu açıklanan nedenle aylık tavan tutar uygulamasının bu sözleşme açısından bağlayıcılığı bulunmadığını belirtip Geçici 14 üncü maddenin, belirtilen tarihten sonra yapılan Toplu İş Sözleşmelerinde yer alan iyileştirme başlığı adı altındaki ödemelerin yapılamayacağına dair bir hüküm içermediğini bu nedenle devam eden sözleşmelerde yer alan hükümlerin söz konusu kanun maddelerinin gerekçe gösterilerek kamu zararı sayılamayacağını belirtmişlerdir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15’ inci maddesinde belediyelerde istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği, bu tazminatın aylık tutarının 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 4688 sayılı Kanun’a 6289 sayılı Kanun’la Geçici 14’üncü madde eklenmiş ve 31.12.2019 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen ortalama aylık tutarın tavan tutar olarak esas alınabileceği ifade edilmiştir. Savunmada, daha önceki sözleşmenin yenilenerek uzatıldığı ifade edilse de, 15.03.2012 tarihinden sonra imza edilen 17.01.2018 tarihli sözleşmeyle, bir önceki sözleşmeye göre yeni mali hükümlerin ihdas edilmesi, mevcut mali hükümlerin artırılarak uygulanması işlemi yeni bir sözleşmenin yapıldığı gerçeğini değiştirmeyecektir. Bu anlamda ilgili mevzuatın tavan tutar belirlemediği yönündeki savunma yasal dayanaktan yoksundur.
Sorgu metninde de belirtildiği üzere sosyal denge tazminatının tavan tutarının nasıl hesaplanacağı 4688 sayılı Kanun’da açıkça düzenlenmiştir. Buna göre; 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa, bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2019 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2019 tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Görüldüğü üzere, tavan tutar olarak kabul edilecek sözleşme 11.04.2012 tarihinde geçerli olan sözleşmedir.
... Belediyesince bu süreçte imza altına alınan sosyal denge sözleşmelerine bakıldığında;
11.04.2012 tarihinde geçerliliği olan bir sözleşme imzalandığı görülmektedir. Söz konusu sözleşme 11.04.2012 tarihinde geçerli olduğundan tavan tutar hesabında da bu sözleşme esas alınmıştır.
... Belediyesince 11.04.2012 tarihinde geçerli olan sözleşme ile 2018 denetim yılı içerisinde geçerli olan sözleşme hükümleri karşılaştırıldığında; 2018 yılında geçerli olan yeni sözleşmede ödenmesi öngörülen sosyal denge tazminat miktarının artırıldığı görülmektedir.
Sorumlular savunmalarında; Ülkemizin taraf olduğu uluslararası söleşmelerden olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerinde kamu çalışanlarının işverenleri ile toplu pazarlık yapıp sözleşme imzalanmasının düzenlendiğini, Anayasanın 90’ ıncı maddesine göre temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmlarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınması gerektiğini belirtmişlerdir.
2010 yılı öncesinde kamu görevlisi olan memurların toplu sözleşme hakkı bulunmamakta, sadece yetkili sendika ile hükümet arasında görüşmeler yapılmakta idi. Ancak 2010 Anayasa değişikliği ile memurlara toplu sözleşme hakkı getirilmiş ve bu hakkın kullanımını düzenlemek için 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu sözleşme Kanunu’nda da değişiklikler yapılmıştır. Düzenlemeye uygun olarak memurlar ile toplu sözleşme yapılabilmekte ayrıca belediyelere sosyal denge tazminatını belirleme yetkisi verilmektedir. Toplu sözleşme konusunda kamu işvereni ile memur ve diğer kamu görevlileri anlaşırlarsa, toplu sözleşme imzalanmakta ve uygulamaya konulmaktadır. Eğer anlaşma olmazsa, hakem kuruluna götürülmekte, hakem kurulunun vereceği karar kesin olmakta ve toplu sözleşme yerine geçmektedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususların kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Bu kapsamda söz konusu sözleşme ile sağlanan hakların hayata geçirilmesi, ancak bu husutaki mevzuat hükümlerinde gerekli değişikliklerin yapılması ve uygulama esaslarının belirlenmesi halinde mümkün olacaktır. Dolayısıyla söz konusu değişiklerden sonra iç hukuk düzeni ile uluslararası antlaşmalar arasında ihtilaf olabilecek bir husus kalmamıştır.
Yukarıda yer alan hükümler uyarınca Türküye Büyük Millet Meclisi söz konusu toplu sözleşmelere ilişkin esas ve usulleri belirlemiş, yapılacak sözleşmlerde uyulması gereken kuralları tek tek hüküm altına almıştır. Dolayısıyla memurlara toplu sözleşme hakkı verildiği, memurların yapılacak sözlemelerde yine kanunlarla belirlenen usul ve esaslara uyması gerektiği unutulmamalıdır. Sorumluların savunmalarında öne sürdüğü anayasal sorunlar 2010 anayasa değişikliği öncesi döneme ait olduğundan dolayı savunmaya katılmak mümkün değildir.
Sorumlular savunmalarında; Kamu kurumlarında çalışan kamu işçileri ile ilgili tanınan toplu sözleşme hakkının hiçbir kısıtlama olmaksızın uygulanarak toplu sözleşme imzalayabiliyorken, kamu hizmetinin asli unsuru olan memurların toplu sözleşme yapmak ve sosyal denge tazminatına ilişkin haklarını kısıtlamanın hem eşitlik ilkesiyle hem de uluslararası sözleşmelerle bağdaşmadığını belirtmişlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53. maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir” hükümleri yer almaktadır.
Anayasanın mezkûr 53. maddesi doğrultusunda; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15. maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” denilmektedir.
128’inci maddesinde ise; “…Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır…” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan hem Anayasa hem de Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile yapılan düzenlemeler uyarınca toplu sözleşme ve sosyal denge ödemelerine ilişkin esas ve usuller belirlenmiş yapılacak sözleşmelerde uyulması gereken kurallar hüküm altına alınmıştır.
Dolayısıyla mevzuat hükümleri dururken işçiler ile kıyas yaparak ya da sübjektif değerlendirmeler ile mevzuata aykırı yapılan ödemelerin hukuka uygun olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Sorumlular savunmalarında; Belediye Başkanın teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesine konan bir ödeneğin bulunduğunu, yapılan harcamanın bütçede karşılığı bulunduğunu, bütçe ile belirlenen tutarın aşılmadığını, bütçe karşılığı bulunan bir iş için ödeme talimatı verilmesinde bir sakınca bulunmadığını belirtmişlerdir. Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin; inceleme yetkisi dışında kalan bir sözleşmeye dayanarak oluşmuş bir idare borcunu ödememelerinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi olarak sorumluluklarının olmadığını belirtmişlerdir.
Öncelikle herhangi bir iş için bütçede ödenek öngörülmesi ve bu ödeneğin aşılmaması söz konusu işin tamamen doğru yapıldığı anlamına gelmez. Zira gerek 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gerekse ilgili diğer mevzuatta bütçe ilke ve esaslarına uymak bir şart olarak belirtilirken kanun, yönetmelik gibi mevzuata uymak da diğer bir şart olarak belirtilmektedir. Dolayısıyla yapılan herhangi bir işte bütçeye uymak ve belirlenen ödeneği aşmamak bir zorunluluk olduğu gibi ilgili tüm mevzuat hükümlerine uymak da diğer bir zorunluluktur. Kamu görevlisi, kendisine tevdi edilen işi yürütürken bir kısım mevzuatı esas alıp diğer bir kısmını ise görmezden gelerek uygulamaktan imtina edemez.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 32’inci maddesinin ikinci fıkarsında harcama yetkililerinin, harcama talimatının kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından sorumlu olacağı belirtilmiş olup 33’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında da; gerçekleştirme görevlilerinin, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlmelerden mesul olacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu çerçevede; harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi, mevzuata aykırı olan ödemlerden ötürü müteselsilen sorumludurlar. İdare ile Sendika arasında Kanun’un açık hükmüne aykırı sözleşme imzalanmış olması bu kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
Yukarıda açıklanan Kanun maddeleri uyarınca sosyal denge ödemelerine ilişkin harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin mevcut durumda Belediye Başkanı ve sendika arasında imzalanan sözleşmenin hükümlerini yerini getirerek harcama talimatlarının verildiği, bu sebepten ötürü de kamu zararına sebebiyet verilmediği yönündeki görüşleri hukuki dayanaktan yoksundur. Zira harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin vermiş oldukları harcama talimatı ve yapmış oldukları işlemlerin diğer mevzuat hükümlerine uygun olmasından sorumlu olacağı hükmü açıktır.
Sorumlular savunmalarında; 4688 sayılı Kanun uyarınca imzalanan sözleşmenin ancak aynı Kanun’un 32’inci maddesinin son fıkrası hükümlerinin gerçekleşmesi durumunda geçerliliğini yitireceğini aksi halde yürürlükte bulunacağını belirtmektedir.
4688 sayılı Kanun’un 32’inci maddesinin son fıkrasında sözleşme için olması gereken diğer tüm şartlar oluşsa dahi belediyenin mali yapısında bulunan veya sonradan oluşacak zafiyetler dolayısıyla sözleşmenin hükümsüz kalacağı durumlar düzenlenmektedir. Yalnızca bu hükme bakıp, bu şartlar gerçekleşmediğinde diğer kanun hükümlerine aykırı düzenlenen sözleşmelerin doğru olduğunu kabul etmek, mevzuata aykırı düzenlenen bu sözleşmeler uyarınca yapılan ödemelerin kamu zararı olmadığını kabul etmek mümkün değildir. Böle bir yaklaşım bir kanun hükmünü kabul edip diğer hükümleri görmezden gelmek anlamına gelecektir ki bu anlayış kamu maliyesi ve kamu hukuku açısından kabul edilemez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26’ıncı maddesi tarafların sözleşmelerini kanunda öngörülen sınırılar içinde özgürce düzenleyebileceğini, 27’nci maddesi ise kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olacağını belirtmektedir. Yine aynı maddede sözleşmenin içerdiği hükümlerin bir kısmının hükümsüz olmasının, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 375 sayılı KHK Ek 15’inci maddesinde ve 4688 sayılı Kanun’un Geçici 14’üncü maddesinde kamu görevlilerine sözleşme uyarınca verilecek sosyal denge tazminatının tavan tutarının nasıl hesaplanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu emredici hükümlere aykırı sözleşme düzenlenmesi ve bu sözleşme uyarınca ödenen tazminatların hukuka uygun olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.
Sorumlular savunmalarında; Konunun 5018 sayılı Kanun’nun 71’inci maddesi kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, mevzuatın hatalı yorumlanması nedeniyle kamu zararı kavramının şartlarının oluşmadığını iddia etmişlerdir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılmasının kamu zararının belirlenmesinde esas alınacağı belirtilmiş, sorumluların belirttiği gibi bu hususun sadece mal ve hizmet alımlarına münhasır olduğuna dair bir kayda yer verilmemiştir. Kaldı ki personele yapılan yersiz ve mevzuata aykırı ödemelerin kamu zararı olduğuna ilişkin sayısız Sayıştay Kararı bulunmaktadır.
Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında illiyetin olması gerekir.
Söz konusu Genel Kurul kararında; üst yöneticiler, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri sorumlular arasında belirtilmiştir.
Mezkûr kararda; Üst yöneticilerin özel kanunlardan doğan Sayıştay’a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilebileceği belirtilmektedir. Bu hususun, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konu olduğu belirtilmiştir.
Bu kapsamda sözleşmenin hazırlanması ve uygulanması aşaması süresince de Belediye Başkanı üst yöneticidir. Dolayısıyla, sözleşmenin içeriği ile dayanağı gibi asli unsurlara vâkıftır. Ayrıca Belediye Başkanı sözleşmenin müzakeresinde ve imza aşamasında da bulunduğundan sorumluluğu pek tabi mevcuttur.
Mezkûr kararda harcama yetkilileri ile ilgili olarak; bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştay’a karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Gerçekleştirme görevlileri ile ilgili olarak Genel Kurul kararında; aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
Mevzuat hükümleri ve Genel Kurul kararı doğrultusunda, kanunun emredici hükümlerine aykırı yapılan sözleşmenin imzalanması ve kanuna aykırı bu sözleşmeye dayanarak gerçekleştirilen ödemeler sonucu oluşan kamu zararı ile buna sebep olan üst yönetici, sözleşmeyi imzalayanlar, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi arasında doğrudan bir nedensellik bağı mevcuttur.
Bu itibarla; ... Belediye Başkanlığı ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası arasında 17.01.2018 tarihinde imzalanan, 01.01.2018-31.12.2019 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesi kapsamında, kamu görevlilerine yasayla belirlenen limitleri aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle oluşan ve 15.03.2012 tarihinde geçerli olan Toplu İş sözleşmesinin 30’uncu maddesinde sözleşmenin ikinci, üçüncü ve kalan altı aylık süresi için %10 zam yapılır hükmü gereği, geçerli olan sözleşme sosyal denge ödemelerine göre zamlar uygulanarak yeniden hesaplanmış … TL kamu zararının tamamının;
- Üst Yönetici, Harcama Yetkilisi, Gerçekleştirme Görevlisi ne
müştereken ve mütelsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, iş bu İlamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanun’un 55’inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle,
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:48