Sayıştay 7. Dairesi 38025 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
38025
2 Aralık 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2009
-
Daire: 7
-
Dosya No: 38025
-
Tutanak No: 39729
-
Tutanak Tarihi: 02.12.2014
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
-
Dilekçiler, 1184 sayılı İlam’ın 1, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddesine itiraz etmekte ise de, İlam dilekçilerden Avni AŞIK’a 11.07.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olup 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 68. maddesinde belirtilen 90 günlük temyiz süresi bu tarihe nazaran 09.10.2012 tarihinde sona erdiği ve dilekçilerden Ünsal KESİK’e ise 10.07.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olup 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 68. maddesinde belirtilen 90 günlük temyiz süresi bu tarihe nazaran 08.10.2012 tarihinde sona erdiği halde, Avni AŞIK ve Ünsal KESİK’in bu tarihlerden sonra 15.10.2012 tarihinde Sayıştay kayıtlarına intikal eden taleplerinin süre aşımı yönünden REDDİNE,
-
1184 sayılı İlam’ın 1. maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi personele, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesi hükmüne göre ödeme yapılması nedeniyle 1.673.575,46 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; sorunun İSKİ’nin 631 sayılı KHK’nın 14. maddesinin kapsamına dâhil olup olmadığı olduğunu, Sayıştay Genel Kurulu'nun 2011/1 Esas ve 5333/1 sayılı içtihadı birleştirme kararıyla bu husustaki ihtilaflara ilişkin ayrıntılı olarak nihai kararın verilmiş olduğunu,
İSKİ’nin müstakil bütçeli bir kurum olduğunu, Sayıştay Genel Kurulunun 5333/1 sayılı kararı ile çeşitli yargı kararlarında da müstakil genel müdürlük olduğu yönünde karar verildiğini,
Anayasa'nın 127. maddesinde; "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir." şeklinde tanımlandığını, İSKİ Kanununa tabi Su ve Kanalizasyon İdareleri Yönetim ve Denetleme Kurul Üyelerinin atanması ve çalışma usulleri farklılık arz etmekte olup, mevcut yapılarıyla mahalli idarelerden ayrıldığını,
Danıştay dairelerinin Anayasanın 127. maddesi kapsamında olmayan KOSKİ'nin merkezi idarenin vesayeti altında bulunmadığına ve tüzel kişilik kavramının bağlılık ifadesi ile bir arada bulunamayacağından İSKİ Kanununa tabi idarelerin Mahalli İdare olmadıklarına hükmettiğini,
631 sayılı KHK’ya göre ödeme yapılması konusunu Yönetim Kurulu teklif etmiş olmakla birlikte kararın İSKİ Genel Kurulunca verildiğini, Genel Kurulun bu teklifi reddetmesinin mümkün olduğunu, dolayısıyla asıl sorumlunun İSKİ Genel Kurulu olduğunu,
5189/1 sayılı sorumluluğa ilişkin Sayıştay Genel Kurul kararında 5018 sayılı Kanunla kusursuz sorumluluk ilkesinden vazgeçilip kusur sorumluluğuna geçildiğinin vurgulandığını, 5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğun şartlarının kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunması, ortada bir kamu zararı olması ve mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet bağı olması olduğunu, temyize konu ödeme ile ilgili olarak kasıt, kusur ve ihmallerinin bulunmadığını ayrıca 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesini ve 4688 sayılı Kanunun geçici 14. maddesini gerekçe göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “2560 sayılı İSKİ Kanunu, İSKİ personelinin ÖZLÜK hakları yönünden 657 sayılı Yasaya tabi olduğunu hüküm altına almıştır. Yine 657 sayılı Yasanın 1. ve 146. maddeleri uyarınca da İSKİ personeli bu kanun hükümlerine tabidir. Bu durumda 657 sayılı Yasa hükümlerine aykırı olarak yapılan ödemeler fazla ödeme sayılır. İzah edilen nedenlerden dolayı Daire Kararının onanmasına karar verilmesi mütalaa olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Kuruluş” başlıklı 1. maddesinin son fıkrasında; İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kapsamını belirleyen 1. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun Belediyelerde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı; 2. maddesinde de, Devlet memurlarının aylıklarının, ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu Kanunda düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.
Yine, 657 sayılı Kanunun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde;
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.
(...) ” hükmü bulunmaktadır.
13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinde ise;
“Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır) geçemez.
Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavanı kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir.
Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
Anılan KHK maddesinde, “özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları”, “kapsama dahil kuruluş” olarak kabul edilmiştir. “Kapsama dahil kuruluş” ibaresinden, asli ve sürekli görevleri ücret, mali ve sosyal haklar dışında 657 sayılı Kanuna tabi personel eliyle yürütülen ve personeli için, ilgili mevzuatları uyarınca, 657 sayılı Kanun hükümleri dışında bir ödeme sistemi getirilen kuruluşların anlaşılması gerekmektedir. Anılan KHK hükmü ile Bakanlar Kuruluna, bu kuruluşlarda çalışan personele ödenen ücretlerdeki artış oranının üst sınırını belirleme yetkisi verilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, personel ücretlerini, Bakanlar Kurulunca belirlenen üst sınır oranı çerçevesinde artırabilmektedirler.
Her ne kadar İSKİ Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından yukarıda sayılan “kapsama dahil kuruluş”lardan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Yasanın 1. maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146. maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir.
6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi ile benzer hükümleri içeren diğer mevzuat hükümleri memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmamaktadır. Sayıştay Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararı ise su ve kanalizasyon idarelerinde görevli daire başkanları ve 1. hukuk müşavirlerine ödenecek makam ve görev tazminatlarıyla ilgilidir.
Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1184 sayılı İlam’ın 1. maddesiyle 1.673.575,46 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1184 sayılı İlam’ın 3. maddesiyle Teftiş Kurulu Başkanı Seyfeddin ERGİN'e yersiz olarak denetim tazminatı verilmesi nedeniyle 1.871,10 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
783 sayılı ilamın 8. maddesi ile tazmin hükmolunan 1.871,10 TL’nin tahsil edildiği bildirilmekte ise de hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilat temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesi ile ilgili bulunduğundan bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili DAİREYE TEVDİİNE,
- 1184 sayılı İlam’ın 4. maddesiyle İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinde işyeri hekimi olarak görevlendirilen hekimlere bu görevleri karşılığında ücret ödenmesi nedeniyle 127.739,15 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”nun Geçici 6. madde hükmü aynen şöyledir:
“Kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelerde gerçekleştirilmiş olan işyeri hekimliği ücreti ödemeleri nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır, bu ödemeler geriye tahsil ve tazmin konusu edilemez.”
Bu hüküm karşısında 1184 sayılı İlam’ın 4. maddesi hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından temyiz konusu maddenin İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,
- 1184 sayılı İlam’ın 5. maddesiyle İSKİ'de görevli müfettiş ve yardımcılarının hizmet tazminatlarının, iç denetçilerin ise özel hizmet tazminatlarına ilave olarak ek ödemelerinin hatalı ödenmesi nedeniyle 85.012,16 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; İSKİ'nin bağımsız bir idare olduğunu, görevle ilgili kararların yürütülmesinde başka bir makamın iznine tabi bulunmadığını, 2560 sayılı Kanunun 1. maddesine dayanarak müstakil olmayan bir genel müdürlük değerlendirmesi yapılamayacağını, çünkü hakim görüşte bütçesi müstakil ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluşun bağımsız kabul edildiğini, Bakanlık teşkilatlarındaki bağımsız genel müdürlüklerin de esas itibariyle o bakanlığa bağlı olmakla beraber siyasi otoriteden ayrı tüzel kişiliği haiz olduğunu, böylelikle bağımsızlaştıklarını, 5393 ve 5216 sayılı Kanunlarda belediye ve büyükşehir belediyelerinin teşkilat yapılarında bağlı kuruluş ya da bağımsız genel müdürlükten söz edilmediğini, Anayasamızın da tüzel kişiliğe sahip idareleri bağlı ya da bağımsız olarak ayırmadığını, Kuruluş Kanunlarının 1. maddesindeki bağlı kuruluş ifadesinin sadece siyasal otoritenin belirlenmesi açısından konulmuş bir ifade olduğunu, mahalli idarelere bağlı genel müdürlük müfettişleri parantez içi hükümle istisna edildiğinden, bu müfettişlerin de bağımsız genel müdürlük müfettişleri kapsamında değerlendirildiğinin anlaşıldığını; TCK, DSİ, TCDD gibi kendilerinin de bağımsız genel müdürlük kabul edilmelerinin gerektiğini, görev alanlarının büyükşehir belediyesi görev alanıyla sınırlı olmadığını, taşra teşkilatı olup olmamasının bir fark yaratmadığını, idarelerinin organları seçimle oluşturulmadığından mahalli idare kapsamının kendilerine uygun düşmediğini, 2560 sayılı Kanunun 16. maddesine göre 2009 yılına ilişkin bilanço ve faaliyet raporlarının genel kurulca onaylanmasıyla bu yıla ilişkin işlemler yönünden yönetim kurulları ve denetçilerinin ibra edildiğini,
İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 1989/890 sayılı kararında "İSKİ Genel Müdürlüğünün Belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, bu bağımsız tüzel kişiliğe bağlı olarak çalışan müfettişlerinde belediye müfettişi değil Bağımsız Genel Müdürlük müfettişi olarak kabulü gerekir." hükmü ile özel hizmet tazminatlarının bağımsız genel müdürlük müfettişleri gibi ödenmesine karar verildiğini, Danıştay 5. Dairesinin de 1989/2621 Esas ve 1990/1033 sayılı karan ile İstanbul 1. İdare Mahkemesinin kararını onadığını,
BÜMKO Genel Müdürlüğü ile Devlet Personel Başkanlığının kendilerini destekleyen görüş yazılarının bulunduğunu, Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı yazılarında da İZSU'nun müstakil bir genel müdürlük olduğuna yer verildiğini, BÜMKO Genel Müdürlüğü'nün ASKİ'ye yazdığı 13.08.2008 tarihli yazıda iç denetçilerin özel hizmet tazminatlarının hesaplanmasında söz konusu hükmün (g) bendinin esas alınması gerektiğinin belirtildiğini, 01.12.2011 tarih ve Esas No: 2011/1, Karar No:5333/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararında da idarelerinin müstakil genel müdürlük olarak ortaya konduğunu,
5189/1 sayılı sorumluluğa ilişkin Sayıştay Genel Kurulu kararında 5018 sayılı Kanunla kusursuz sorumluluk ilkesinden vazgeçilip kusur sorumluluğuna geçildiğinin vurgulandığını, 5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğun şartlarının kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunması, ortada bir kamu zararı olması ve mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet bağı olması olduğunu, temyize konu ödeme ile ilgili olarak kasıt, kusur ve ihmallerinin bulunmadığını ayrıca 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesini ve 4688 sayılı Kanunun geçici 14. maddesini gerekçe göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Sorumluluk itirazına ilişkin olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 32. maddesinde; “Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
- maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. (…) Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar. (…)” hükümleri yer almaktadır.
Sayıştayca yapılan incelemeler sonucunda kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hususundaki tereddütleri gidermeye yönelik 14.06.2007 tarih ve 5189/1 karar No’lu Sayıştay Genel Kurul Kararı’nda da; harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına; aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine karar verilmiştir.
Bu itibarla, dilekçilerin sorumluluk ile ilgili iddialarının REDDİNE karar verilerek konunun esasına geçilmesine karar verildi.
Konunun esasına ilişkin olarak;
İleri sürülen İstanbul 1. İdare Mahkemesi ve bu kararı onaylayan Danıştay kararı 30.12.1986 tarih ve 19327 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 1987 mali yılına ilişkin çeşitli zam ve tazminatları düzenleyen 86/11337 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli cetvellerdeki düzenlemeler esas alınarak verilmiştir.
86/11337 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı cetvelde çeşitli görevler için ödenecek özel hizmet tazminat oranları belirlenmiştir. Cetvelin (B) Denetim Hizmetleri bölümünün 3. sırasında “Bakanlık, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Bağımsız Genel Müdürlük Müfettişleri (…)” için %30; 5. sırasında “İlköğretim Müfettişleri, Belediye Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları (…)” için %20 oranında özel hizmet tazminatı belirlenmiştir.
Bahsedilen İstanbul 1. İdare Mahkemesi kararında İSKİ Genel Müdürlüğünün belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, müfettişlerinin belediye müfettişi değil bağımsız genel müdürlük müfettişi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
17/4/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar”ına ekli II sayılı cetvelde çeşitli görevler için ödenecek özel hizmet tazminat oranları belirlenmiştir. Cetvelin (B) Denetim Hizmetleri bölümünün 3. ve 4. sırasında;
3 a) Bakanlık, Denizcilik Müsteşarlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) Müfettişleri, Başkanlık, Müstakil Genel Müdürlük, Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi bulunan illerin İl Özel İdaresi ile Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri İç Denetçileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri, Bakanlıklar merkez teşkilatına dahil kadrolarda görevli Kontrolörler, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlık Müfettişleri, Sigorta Müfettişleri, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO-POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettişlerinden;
-1-2 derecelerden aylık alanlar .................................................:195
-Diğer derecelerden aylık alanlar ..............................................:185
b)Bunların Yardımcıları, Stajyer Kontrolörler ..............................:125
4 a) Başbakanlık Uzmanları, Planlama Uzmanları, Hazine Uzmanları, Dış Ticaret Uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları, Devlet Personel Uzmanları, Devlet Bütçe Uzmanları, Sosyal Güvenlik Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları, Maliye Bakanlığı Vergi, Muhasebe ve Milli Emlak Denetmenleri, Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük Müfettişleri, İlköğretim Müfettişleri, Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenleri, Sosyal Yardım Uzmanları ile (2) ve (3) üncü sırada sayılmayan İç Denetçilerden;
-1-2 derecelerden aylık alanlar ........................................................:130
-Diğer derecelerden aylık alanlar .....................................................: 125
b) Bunların Yardımcıları (meslekte üç yıldan daha az kıdemli İlköğretim
Müfettişleri dahil) ...........................................................................: 92”
denilmektedir.
Görüldüğü üzere 3. sırada bağımsız genel müdürlükler sayılmış, ancak parantez içinde mahalli idarelere bağlı genel müdürlüklerin hariç olduğu belirtilmiş, 4. sırada ise Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük müfettişleri sayılmıştır.
5018 sayılı Kanunun 3. maddesinde yer alan “mahalli idare” ve bu Kanuna göre çıkarılan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 4. maddesinde yer alan “bağlı idare” tanımları ile 2560 sayılı Kanunun 1. maddesi hükümleri de dikkate alındığında dilekçi tarafından ileri sürülen, İSKİ Genel Müdürlüğünün belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, müfettişlerinin belediye müfettişi değil bağımsız genel müdürlük müfettişi olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki İdare Mahkemesi ve Danıştay kararının, 2009 yılında ödenecek özel hizmet tazminat oranlarını belirleyen 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı için uygulanabilirliği yoktur.
2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı cetvelde büyükşehir belediyelerine bağlı genel müdürlük müfettişlerinin 4. sırada yer alan oranlarda özel hizmet tazminatı alacağı açıkça düzenlenmiştir.
Kamu idarelerinin iç denetçi kadrolarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna göre istihdam edilenlere yapılacak ek ödemeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesine ilişkin 13/2/2006 tarih ve 2006/10808 sayılı Kararnamenin 3. maddesinde;
“Bu Karar kapsamına giren personele en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil);
a) 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "A) Özel Hizmet Tazminatı" bölümünün (f) bendinde sayılan iç denetçilerden,
-
1-4 derecelerden aylık alanlara %175’i,
-
Diğer derecelerden aylık alanlara %170’i,
b) 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "A) Özel Hizmet Tazminatı" bölümünün (g) bendinde sayılan iç denetçilerden,
-
1-4 derecelerden aylık alanlara %170’i,
-
Diğer derecelerden aylık alanlara %165’i,
c) 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "A) Özel Hizmet Tazminatı" bölümünün (h) bendinde sayılan iç denetçilerden,
-
1-4 derecelerden aylık alanlara %165’i,
-
Diğer derecelerden aylık alanlara %160’ı,
oranında ek ödeme yapılır.” denilmektedir.
657 sayılı Kanunun 152.maddesinin II-Tazminatlar kısmının A) Özel Hizmet Tazminatı bölümünün (f) bendinde;
“Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkan, Üye, Başdenetçi, Denetçi ve Denetçi Yardımcıları, Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ve Gelir İdaresi Başkanlığı İç Denetçileri ile Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Gümrük Müsteşarlığı merkez denetim elemanları için % 210 una,”,
(g) bendinde;
“Bakanlık, Denizcilik Müsteşarlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) Başmüfettiş Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları ile, Başkanlık, Müstakil Genel Müdürlük, Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi bulunan illerin İl Özel İdaresi ile Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri İç Denetçileri (…) % 195 ine,”
(h) bendinde;
“Başbakanlık Uzmanları, D.P.T. Planlama Uzmanları, Hazine Uzmanları, Dış ticaret Uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları, Devlet Personel Uzmanları, Devlet Bütçe Uzmanları, Sosyal Güvenlik Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları, Maliye Bakanlığı Vergi, Muhasebe ve Milli Emlak Denetmenleri, Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, İlköğretim Müfettişleri ile Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenleri, Sosyal Yardım Uzmanları ve bunların yardımcıları, (f) ve (g) bendinde sayılmayan İç denetçiler için % 130 una,” hükümleri yer almaktadır.
İç denetçiler 657 sayılı Kanunun 152. maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "A) Özel Hizmet Tazminatı" bölümünün (h) bendi kapsamına girmektedir. Dolayısıyla iç denetçilere ek ödeme yapılırken yukarıda anılan Bakanlar Kurulu Kararının 3. maddesinin "c" bendinde belirtilen oranların esas alınması gerekmektedir.
Kaldı ki, Yan Ödeme Kararnamesine bakıldığında, Büyükşehir Belediyesinde görevli müfettişlerin özel hizmet tazminatına 4. sırada yer verilmesine rağmen, İSKİ Genel Müdürlüğü müfettiş ve iç denetçilerinin bir üst sıradan özel hizmet tazminatı almaları gerektiğinin düşünülmesi Yan Ödeme Kararnamesinin amacına ve özüne de aykırıdır.
Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamakta; 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi ile benzer hükümleri içeren diğer mevzuat hükümleri memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmamaktadır. Sayıştay Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararı ise su ve kanalizasyon idarelerinde görevli daire başkanları ve 1. hukuk müşavirlerine ödenecek makam ve görev tazminatlarıyla ilgilidir.
Bu itibarla 1502 sayılı ilamın 5. maddesiyle 85.012,16 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1184 sayılı İlam’ın 6. maddesiyle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca, çalışmayan eşler için ödenmesi gereken aile yardımlarının, çalışan eşler için de ödenmesi nedeniyle 34.612,35 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle tazmin hükmolunan tutarın taksitler halinde mahsuben (hüküm tarihinin öncesi ve sonrasında) tahsil edildiğini bildirmiş ve bu tahsilat işlemlerine ilişkin büyük defter kayıtlarını kanıtlayıcı belge olarak sunmuştur.
Söz konusu tazmin hükmü ile ilgili olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılmasını teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE,
- 1184 sayılı İlam’ın 7. maddesiyle İSKİ Genel Müdürlüğünde 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan Denetçilere ödenen aylık tutarına taban aylığının da dahil edilerek ödenmesi nedeniyle 17.483,88 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; tahsilat için denetçiler borçlandırılmak suretiyle gerekli işlemlerin başlatıldığını, ancak bu işlemlerin İdare Mahkemesi Kararları ile iptal edildiğinden kamu zararının tahsili için başlatılan işlemlerin neticelendirilemediğini,
5189/1 sayılı sorumluluğa ilişkin Sayıştay Genel Kurul kararında 5018 sayılı Kanunla kusursuz sorumluluk ilkesinden vazgeçilip kusur sorumluluğuna geçildiğinin vurgulandığını, 5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğun şartlarının kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunması, ortada bir kamu zararı olması ve mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet bağı olması olduğunu, temyize konu ödeme ile ilgili olarak kasıt, kusur ve ihmallerinin bulunmadığını, ayrıca 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesini ve 4688 sayılı Kanunun geçici 14. maddesini gerekçe göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Sorumluluk itirazına ilişkin olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 32. maddesinde; “Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
- maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. (…) Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar. (…)” hükümleri yer almaktadır.
Sayıştayca yapılan incelemeler sonucunda kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hususundaki tereddütleri gidermeye yönelik 14.06.2007 tarih ve 5189/1 karar No’lu Sayıştay Genel Kurul Kararı’nda da; harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına; aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine karar verilmiştir.
Bu itibarla, sorumluluk ile ilgili dilekçi iddialarının reddedilerek konunun esasına geçilmesine karar verildi.
Konunun esasına ilişkin olarak;
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun "Denetçiler" başlıklı 10. maddesinde;
“İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.
Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en ez birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir.
Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür.
Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.
Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur.
Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır.” denilmektedir.
Maddede belirtilen "aylık" ibaresinden gösterge ve ek göstergeyi anlamak gerekmektedir. Kaldı ki denetçilere ücret olarak ödenen tutara ek göstergenin de ilave edilmeyeceği parantez içi hükmünde belirtilmiştir. Nitekim 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun çeşitli maddelerinde, aylık ibaresi ile gösterge ve ek gösterge unsurları kastedilmektedir. Şöyle ki;
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Memurlara ödenecek aylık tutarları" başlıklı değişik 155. maddesinde;
"Bu Kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir." hükmü yer almakta,
Aynı Kanunun "Göstergeler" başlıklı 43. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinde ise Ek Gösterge; “Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu hükümlerden, aylık tanımının; 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Kanunlar gereği saptanan aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle denetçilere ödenen aylık tutarına taban aylığının da dahil edilerek ödemede bulunulması mevzuata aykırıdır.
Buna karşın; tazmin hükmünün mahkeme kararları nedeniyle infaz edilemediği ifade edilmişse de; söz konusu mahkeme kararlarında denetçilere ödenen aylık tutarına taban aylığının dahil edilmemesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilmiş ancak hatalı ödemelerin dava açma süresi içerisinde geri alınabileceği belirtilerek davacının talebi kısmen kabul edilmiştir. Sorumluların aylığın mevzuata aykırı olarak hesap edilip ödenmesi konusundaki sorumluluğu ise sürmektedir.
832 sayılı Kanunun 66. maddesi belirtildiği üzere Sayıştay, sayman hesaplarının Sayıştay’a noksansız verildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde yargılamakla mükellef olup, ilgili mevzuatta Sayıştay’ın yargılama süresine ilişkin başkaca bir sınırlama bulunmamaktadır.
Ayrıca Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki “(...) Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”,
832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesindeki "(…) genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir (...)" hükümlerine göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç, idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.
Öte yandan, 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi ile benzer hükümleri içeren diğer mevzuat hükümleri memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddedilerek 1184 sayılı İlam’ın 7. maddesiyle 17.483,88 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 02.12.2014 tarih ve 39729 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11