Sayıştay 7. Dairesi 37931 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
37931
3 Aralık 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 7
-
Dosya No: 37931
-
Tutanak No: 37976
-
Tutanak Tarihi: 03.12.2013
-
Konu:
KARAR
Duruşma talep eden dilekçiler Hasan YILMAZ, Ali Osman ÇOLAK ile Şeyhamit ÇALIŞKAN’a duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadıklarından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyaplarında, gereği görüşüldü:
-
1644 sayılı ilâmın 1. Maddesiyle verilen 25.020,43 TL’nin tazminine dair hükmün, aynı tazmin hükmünde Encümen Üyesi sıfatı ile iştiraki bulunan Ahmet YILDIRIM ve Rühuna Serim BAKIR’IN başvurusu üzerine düzenlenen 03.12.2013 gün ve 37975 tutanak sayılı Temyiz Kurulu ilâmıyla bozulmuş bulunduğundan dilekçilerin iş bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA, ancak aynı mahiyette olan bu dosyanın sözü edilen 37929 numaralı dosya ile birleştirilerek gereği yapılmak üzere ilgili Dairesine TEVDİİNE,
-
1644 sayılı ilamın 2. maddesi ile Hadımköy Belediyesi tarafından maddi imkanları kısıtlı öğrencilere yardım amacıyla çıkarılan Eğitim Yardımı Yönetmeliği’ne aykırı şekilde özel okulda okuyan öğrencilere de burs verildiği gerekçesi ile 12.770,00 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; kurulan hükmün ve dayanılan gerekçelerin hatalı olduğunu, Sayıştay 7. Dairesince eğitim yardımının yapılması bakımından bir ayrıma gidilmiş olması ve buna da gerekçe olarak Hadımköy Belediyesince hazırlanan eğitim yardımı yönetmeliğinin gerekçe gösterilmesinin mümkün olmadığını, zira ülkemizde üniversite eğitimi almak için merkezi sistemde düzenlenen ve ÖSYM kurumu tarafından yapılan sınavlarda başarılı olunması ve bu sınavda alınan puana göre sıra ile üniversite ve ilgili bölümlere yerleştirmenin yapıldığını, bu itibarla özel üniversitelerde öğrenim görmenin ekonomik durumun iyi olması ile bir ilgisi olmadığını, öğrencilerin ülkemizde ailelerinin desteği ve birçok sivil toplum kuruluşunun desteğini alarak eğitimini sürdürmeye çalıştıklarını, bu bakımdan Hadımköy Belediyesince eğitim yardımı yapılması bakımından özel üniversite veya devlet üniversitesi gibi bir ayrımın fiilen yapılmadığını, çünkü ülkemizdeki üniversitelerin tamamında öğrencilerin merkezi sistemle üniversitelere yerleştirildiğini, ekonomik durumları bakımından iyi koşullara sahip kişilerin kendi arzu ve istekleri ile üniversiteye giremediklerini ve belli bazı şartları yerine getirmeleri gerektiğini, ekonomik durumları iyi olmayan ailelerin çocuklarının da gerek üniversitelerin ikametgahlarına yakınlığı ve gerekse yüksek öğrenim görmenin toplumda kariyer ve iş imkanları bakımından bir zorunluluk oluşturması nedeniyle ÖSYM tarafından düzenlenen sınav ve yerleştirme ile üniversitelerde öğrenim gördüklerini, özel üniversite olarak adlandırılan üniversiteler ile devlet üniversitelerinde öğrenim görmek için yapılan işlemlerin tümünün aynı olduğunu, ülkemizdeki üniversitelerin devlet üniversitesi veya özel üniversite olarak algılanmasının yukarıda ifade edilen nedenlerle mümkün olmadığını, üniversitelerin tamamının devlet üniversitesi niteliğinde olduğunu, belli bazı bölümlerin ücretli olması üniversiteleri devlet üniversitesi olmaktan çıkartamayacağını, kaldı ki devlet üniversiteleri olarak ifade edilen üniversitelerde de fakir olsun zengin olsun belirli bir harç bedeli alınmakta olduğunu, bu nedenlerle gerek eğitim komisyonu tarafından alınan kararlar ve ilgili görevlilerce yapılan işlemler hem yönetmelik hükümlerine hem de oluşan fiili duruma uygun olduğunu, temyize konu ilamın yukarıda belirtilen hususlar değerlendirilmeksizin verilmiş bir karar olduğunu,
Sayıştay ilamında yapmış oldukları savunmalarına göre bir inceleme de yapılmadığını, üniversitede öğrenim görmekte olan öğrencilerin burslu olduğunun savunmalarında belirtildiğini, ancak bu husus "yönetmelik hükümleri gereğince, sadece devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilere burs verilebileceğinden" gerekçesi ile değerlendirme dışı tutulduğunu, halbuki Kredi Yurtlar Kurumu, Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, ÖSYM gibi kamu kurumlarından bu hususun sorularak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğini,
İlamda geçen üniversitelerden haricen yaptıkları araştırmaya göre ilamda liste halinde ismi bulunan öğrencilerden Fırat Başboğ, Halil İbrahim Şen, İsmail Kurt ve Orhan Arslan ÖSYM kurumundan tam burslu olarak öğrenimlerini sürdürdüklerini, ayrıca ilamda ismi bulunan öğrencilerden Nermin Dönmez'in Kredi ve Yurtlar Kurumundan öğrenim kredisi aldığına dair internet çıktısını ekte sunduklarını,
Kararda özel üniversitede öğrenim gören öğrencilere yönetmelik gereğince burs verilemeyeceği ifade edilmekte ise de yönetmelikteki devlet üniversitesi tabirinin, devlet ve vakıf üniversitelerinin kapsayacak şekilde algılanması gerektiğini, zira Devlet Üniversiteleri tabirinin Türkiye Cumhuriyetindeki tüm üniversiteleri kapsadığını, yönetmelikteki tabirlerden ülkemiz dışında öğrenim görmekte olan öğrencilere burs verilemeyeceğinin anlaşılması gerektiğini, yönetmelik hükümlerinin dar yorumlanması nedeniyle esasen devlet üniversitesi niteliğinde olan ancak kamuoyunda özel üniversite olarak algılanan ve bazı bölümleri ücretli olan üniversite öğrencilerine burs verilmesinin yönetmeliğe aykırı bir tarafı bulunmadığını, ekonomik imkansızlıklarla mücadele ederek öğrenim gören gençlere destek olmak amacıyla verilen burslar nedeniyle tazmin sorumlusu olmamaları gerektiğini, bu nedenlerle ortada bir kamu zararı oluşmadığını, yapılan işlemlerin esasen yukarıda edilen nedenler esasen yönetmelik hükümlerine de aykırı olmadığını,
Anayasanın 10. Maddesinde “kanun önünde eşitlik” ilkesinin 42. Maddesinde de “Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi”nin düzenlendiğini, bu anayasal düzenlemeler çerçevesinde konu değerlendirildiğinde, eğitim ve öğrenim hakkının bütün Türk Vatandaşları için bir hak ve ödev olduğunu, devletin maddi imkanları bulunmayan başarılı öğrencilere burs veya başkaca yardımlar yapabileceği, kanun önünde herkesin eşit olduğu hususlarının ortaya çıkmakta olduğunu, başarılı ve yardıma muhtaç öğrencilere Hadımköy Belediyesince burs verilmesinin esasen anayasaya uygun bir işlem olduğunu, Hadımköy Belediyesinin belde belediyesi olması ve genel idarenin jandarma teşkilatı dışında bir biriminin beldede bulunmaması, bağlı olunan ilçenin 25 km uzakta bulunması nedeniyle, belediyelerinin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin taşradaki varlığının tezahürü olduğunu, herkesin belediyeyi devlet olarak gördüğünü, beldede bulunan öğrenciler arasında devlet üniversitesi öğrencisi ve özel üniversite öğrencisi olarak ayrım yapılmasının mümkün olmadığını, böyle bir ayrımın esasen anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, aksi durumda devlet üniversitesinde okuyan öğrenci ile özel üniversitede okuyan öğrenci arasında anayasanın açıkça yasakladığı ayrım oluşur ki bu durumun toplumsal sıkıntılara sebep olacağını, ilamda yönetmelik hükmüne aykırı olarak burs verildiği gerekçesinin yukarıda ifade edilen nedenlerle hatalı bir gerekçe olduğunu, yönetmelik hükümleri üst norm olan tüzük, kanun ve anayasa hükümlerine aykırı olamayacağını, Belediyece bizatihi anayasal bir görevin icrası bakımından eğitimleri için yardıma muhtaç öğrencilere burs verilmesi yönetmeliğe aykırı olmadığını, yönetmelik hükümlerinde, özel üniversite olarak tanımlanan üniversitelerde öğrenim gören öğrencilere burs verilemeyeceği yönünde bir düzenleme de bulunmadığını, belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.sını talep etmişlerdir.
Sayıştay Başsavcılığı; “Üniversite öğrencileri arasında Devlet Okulu, Özel Okul öğrencesi diye bir ayırım yapılamaz. Zaten Devlet kuruluşu olan Kredi Yurtlar Kurumunda böyle bir ayırım yapmaksızın öğrencilere kredi vermekte olduğuna göre fazla bir ödeme söz konusu olmadığından tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verilmesi mütalaa olunur.” şeklinde görüş belirtmiştir.
Tazmin hükmü, Hadımköy Belediyesi tarafından maddi imkanları kısıtlı öğrencilere yardım amacıyla çıkarılan Eğitim Yardımı Yönetmeliği’ne aykırı şekilde özel okulda okuyan öğrencilere de burs verildiği gerekçesi ile verilmiştir.
Belediye tarafından çıkarılan Eğitim Yardımı Yönetmeliği’ nin “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde;
“Bu yönetmelik Hadımköy beldesinde ikamet eden, bu beldedeki ilköğretim okulları ve liselerde okuyan yardıma muhtaç öğrenciler ile yine Hadımköy beldesinde ikamet eden, üniversitede okuyan ve maddi imkanları kısıtlı olması sebebiyle öğrenimlerini sürdürmekte zorlanan önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yapılacak eğitim yardımının miktarı, müracaat şartları, değerlendirme ve ödeme ile ilgili usül ve esasları kapsar.”
“Öğrencilerde aranacak nitelikler” başlıklı 5 inci maddesinde ise,
“…
b) Üniversitelerde okuyan öğrenciler için;
-
Öğrencinin veya ailesinin Hadımköy beldesinde ikamet ediyor olması, (Elektrik, su, telefon, doğalgaz vb. faturalardan herhangi birini ibraz etmesi gerekmektedir.)
-
T.C. Devlet Üniversitelerde öğrenim görmesi,
şartları aranır.
…”
Denilmektedir.
İlamda bahsedilen özel üniversiteler, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tâbi olmak üzere kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlardır. Bu üniversiteler devlet tarafından yapılan merkezi sistemle öğrenci kabul etmektedirler. Bu kurumlar 2547 sayılı Kanunun Ek 10. Maddesinde belirtildiği üzere mali, idari ve ekonomik konularda Yüksekögretim Kurulunun gözetim ve denetimine tabidirler. Ayrıca 2547 sayılı Kanunun Ek 18. Maddesinde belirtilen şartların yerine getirilmesi koşuluyla Vakıflar tarafından kurulmuş yükseköğretim kurumlarının giderlerine katkıda bulunmak amacıyla; bütçede yer alan ödenekle sınırlı olmak üzere, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun müracaatı, Yükseköğretim Kurulunun görüşü ve Milli Eğitim Bakanlığının teklifi üzerine Maliye Bakanlığınca Devlet yardımı da yapılabilmektedir. Bazı öğrencilerin vakıf üniversitelerinde okumuş olması o öğrencilerin maddi imkanlarının kısıtlı olmadığı anlamına gelmez. İlamda da burs alan öğrencilerin maddi durumları ile ilgili olarak bir tespitte yer almamaktadır. Dilekçilerce ifade edildiği üzere ilamda adı geçen öğrencilerin bir kısmı da burslu olarak bu üniversitelerde eğitim görmektedirler. Yapılan uygulama ve ödemede mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçilerin talebinin kabulü ile 1644 sayılı ilamın 2. maddesi ile 12.770,00 TL.’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 1644 sayılı ilamın 7. maddesi ile Hadımköy Belediyesi Encümenince belediye personeli olmayan bazı kişilerin tedavi giderlerinin mevzuata aykırı olarak belediye tarafından karşılandığı gerekçesi ile 212.297,22 TL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15 inci maddesinde "Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak" görevinin belediyelere verildiğini, sağlık ve sosyal hizmetlerin mahalli müşterek ihtiyaçlardan olduğunun tartışmasız olduğunu, 5393 sayılı Kanunu'nun 38 inci maddesi m fıkrasının "Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak" hükmüne amir olup, sağlıkla ilgili görevlerin belediyeye verildiğini, bahse konu Kanunun 48 inci maddesinde "Beldenin nüfusu, fizikî ve coğrafî yapısı, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikleri ile gelişme potansiyeli dikkate alınarak, norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak gerektiğinde sağlık, itfaiye, imar, insan kaynakları, hukuk işleri ve ihtiyaca göre diğer birimler oluşturulabilir. Bu birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi belediye meclisinin kararıyla olur" hükmü bulunduğunu, Hadımköy İlk Kademe Belediyesi kadro ihdas cetvelinin ekte sunulduğunu, belediyelerinde doktor, sağlık memuru, hemşire bulunmakta olduğunu, sağlık hizmetlerinin belediye personeli tarafından gerçekleştirilemediğini,
Bununla birlikte, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin "III- Sağlık Hizmetleri Ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı" başlıklı bendine 4924 sayılı Yasa'nın 11. Maddesi ile eklenen "Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir" hükmünün, idarenin dolaylı bir özelleştirme yöntemini benimsediği ve Anayasa'nın 128. maddesinde öngörülmeyen bir istihdam şeklinin düzenlendiği gerekçesiyle Anayasa aykırılık itirazında bulunulması üzerine, konu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 2004/114 Esas, 2007/85 Karar nolu Kararında da; "Anayasa' nın 128. maddesi ile açıkça memur ve kamu görevlisi tanımının yapılmadığını ve onlara gördürülecek işi belirlenme yoluna gidilmediğini; en geniş tanımı ile kamu hizmetinin, devlet ya da diğer kamu tüzelkişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında ortak gereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olduğunu; toplumsal yaşamın zorunlu gereksinimlerinden olan düzenlilik ve süreklilik isteyen sağlık hizmetinin de nitelikleri gereği kamu hizmeti olarak değerlendirildiğini;
Anayasa'nın 47. maddesine eklenen dördüncü fıkra ile kamu hizmetlerinden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile üçüncü kişilere yaptırılabileceği veya bunlara devredilebileceği konusunda yasama organının yetkili kılınmış olduğunu;
Anayasa'nın 47. maddesi ile 128. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sağlık hizmetlerinin bütünüyle devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmeti şeklinde nitelendirilmesi mümkün olmadığından, sağlık hizmetinin tamamının salt memur ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gerektiğinden söz edilemeyeceğini ve 47. maddede öngörülen hizmet kapsamında bunun özel hukuk sözleşmeleri ile üçüncü kişilere yaptırılabileceğini belirterek bu kuralın, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal devlet ilkesini gerçekleştirmek, 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri arasında belirtilen kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, insanın maddi ve manevi varlığını geliştirmek, 56. maddesinde öngörülen sağlık hizmetlerini tam ve dengeli biçimde yerine getirebilmek amacıyla düzenlendiği anlaşıldığından Anayasa'nın 2, 47, 56 ve 128. maddelerine aykırı olmadığı yönünde kararı bulunduğunu,
Ayrıca tedavi gören hastaların o tarihlerde SGK kaydı olmadığının da araştırılması gerektiğini, Şuan SGK sı olan tedavi edilen vatandaşların; tedavi edildikleri tarihlerde SGK kaydının bulunmadığını, temyize konu ilamda, sağlık hizmetinin verildiği hastaneden bilgi ve belge istendiği halde bu bilgilerin gönderilmediğinin belirtildiğini, sağlık kuruluşunun Sayıştay Dairesinin istediği belgeleri göndermemiş olması hükme gerekçe yapılamayacağını, yapılması gereken sağlık kuruluşundan belgelerin celbedilmesini sağlamak ve oluşan duruma göre karar vermek olduğunu, yapılan yargılamanın eksik araştırmaya dayalı olduğunu, zira savunmalarına göre bir araştırma yapılmadığını, tedavi gören kişilerin her türlü kişisel bilgileri ve yapılan tedavi bilgilerinin hastanede mevcut olduğunu, hastane kayıtları dikkate alınmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Bu itibarla, Kamu hizmetlerinin özel kişilere yaptırılabilmesi buna izin veren yasal bir düzenlemeyi gerektirdiğinden ve Hadımköy İlk Kademe Belediyesi Sağlık hizmetleri kapsamında yaptırılan işler de 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14, 15, 60 maddeleri kapsamında değerlendirilerek yaptırılabilecek nitelikte işlerden olduğundan verilen tazmin hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuşlardır.
Sayıştay Başsavcılığı; “Savunmalar doğrultusunda tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verilmesi mütalaa olunur.” şeklinde görüş belirtmiştir.
Duruşma talebi olmamasına rağmen dosyanın görüşüldüğü gün Kurula gelerek duruşmaya katılma isteğinde bulunan ve bu isteği Kurulca kabul edilen Ahmet Çalışkan; ilamda Ahmet Çalışkan ve Ömer Gelbulas savunmalarında, 103 nolu ödeme emri eki 12.12.2007 tarih ve 252 sayılı kararına itiraz edip şerh düştüklerini, aslında kararın oy çokluğu ile alındığını ancak encümen defterine sehven kararın "oybirliği ile" alındığının yazıldığını dolayısıyla sorumluluklarının kaldırılması gerektiğini söylemektedirler. Konuya ilişkin olarak alınan diğer bütün encümen kararlarının oyçokluğu ile alındığı görüldüğünden ve kararlara ilişkin olarak adı geçen encümen üyelerinin itiraz şerhleri olduğu tespit edildiğinden sorumlu tutulmamışlar olarak ifade edildiği halde, sorumluların yazıldığı paragrafta toplam tutarı 46.373,57 TL olan 103 nolu ödeme emrinin, harcama yetkilisi İsmail Çekiç, muhasebe yetkilisi Ömer Gelbulas, encümen üyeleri Ali Osman Çolak, Sezgin Şahin ve Ahmet Çalışkan’ın sorumlu olarak gösterildiğini, sorumlular arasında isminin sehven yazılmış olduğunu tespit ettiğini, bundan dolayı ilamda sorumluluğunun kaldırılmasını talep etmiştir.
Yine duruşma talebi olmamasına rağmen dosyanın görüşüldüğü gün Kurula gelerek duruşmaya katılma isteğinde bulunan ve bu isteği Kurulca kabul edilen Muhasebe Yetkilisi Ömer Gelbulas ilamın bu maddesi ile ilgili olarak; ilamda, Encümen Üyeleri Ahmet ÇALIŞKAN ve Ömer GELBULAS savunmalarında, 103 nolu ödeme emri eki 12/12/2007 tarih ve 252 sayılı Encümen kararına itiraz edip, şerh düştüklerini, aslında kararın oy çokluğuyla alındığını ancak Encümen Defterine sehven kararın “oybirliğiyle” alındığının yazıldığını, dolayısıyla sorumluluklarının kaldırılması gerektiğini söylemektedirler. Konuya ilişkin olarak alınan diğer bütün Encümen Kararlarının oy çokluğuyla alındığı görüldüğünden ve kararlara ilişkin olarak adı geçen encümen üyelerinin itiraz şerhleri olduğu tespit edildiğinden sorumlu tutulmamışlardır. Ayrıca, gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmadığı ödemelerden, 5018 sayılı Kanunun 61’ inci maddesi gereği muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması gerekmektedir.” Denildiğini,
Bu doğrultuda, gerçekleştirme görevlisinin imzası bulunmayan 103 yevmiye nolu toplamda 46.373,57 TL tutarındaki ödeme emrinden sorumlu tutulduğunu, vazife icra ettiği Hadımköy İlk Kademe Belediyesinin, her ne kadar belde belediyesi olsa da çok geniş yetki sahası bulunan, sanayi ve ticaretin yoğun geliştiği bir belde olmasından dolayı büyük bütçesi olan, en az 3130 yevmiye nolu muhasebe kayıtları olan belediye muhasebe birimi sorumlusu olduğunu, Belediyenin gelir ve gider kısmının tüm işleri sorumluluğu dahilinde tarafından yürütüldüğünü, yine, encümen üyeliği, çeşitli komisyonlar ve yapılan tüm ihaleler ve benzeri bir çok vazifeyi aynı anda gerçekleştirdiğini, buna karşın belediye servislerinde muhasebe birimi dahil personel sayısının çok az olduğunu, belediyelerinin tüm müdürlüklerinin ödeme evrakları (imza alınması dahil) zaten personeli az olan muhasebe birimi tarafından hazırlandığını, Mahalli İdareler Harcama Yönetmeliği belgesine uygun hazırlanmasına dikkat etmeye çalıştığını, her ne kadar 103 nolu ödeme evrakında gerçekleştirme görevlisinin imzası iş yoğunluğundan unutulmuş olsa da aynı ödeme emri benzerleri olan 434 yevmiye nolu ödeme emrinde, 805 nolu ödeme emrinde, 1626 nolu ödeme emrinde ve 3131 nolu ödeme emrinde gerek harcama yetkilisinin gerekse gerçekleştirme görevlilerinin imzalarının tam olarak alındığını, 103 nolu ödeme emrinin gerçekleştirme görevlisinin Emre Düzel olup hala Arnavutköy Belediyesinde çalışmakta olduğunu, bu nedenlerle kasıt ve ihmale dayanmayan sorumluluğunu kaldırılmasını talep etmiştir.
Yapılan duruşmada, Savcılık Makamı önceki mütalaalarında belirttiği şekilde görüş ifade etmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde,
“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000'i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.
b) (…)(1) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlayabilir; bu amaçla bakım ve onarımını yapabilir, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa edebilir. Gerektiğinde, öğrencilere, amatör spor kulüplerine malzeme verir ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.
(İptal İkinci Fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 24/1/2007 tarihli ve E. 2005/95, K. 2007/5 sayılı Kararı ile )
Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir.
Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır.
Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar.
Belediye meclisinin kararı ile mücavir alanlara da belediye hizmetleri götürülebilir.
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu hükümleri saklıdır.
(Ek fıkra: 1/7/2006-5538/29 md.) Sivil hava ulaşımına açık havaalanları ile bu havaalanları bünyesinde yer alan tüm tesisler bu Kanunun kapsamı dışındadır.”
denilmektedir.
Belediye Giderleri başlıklı 60. Maddenin i bendinde; dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar belediye giderleri arasında ye almıştır.
Hadımköy Belediyesi Başkanlığının, 12.12.2007 tarihli 252 sayılı, 27.02.2008 tarihli 46 sayılı, 16.04.2008 tarihli 106 sayılı, 16.07.2008 tarihli 156 sayılı ve 24.12.2008 tarihli ve 487 sayılı encümen kararlarında özetle,
“Beldemizde, bağlı bulunan mahalle ve köylerde yaşayan maddi durumları iyi olmayan aşağıda isimleri yazılı muhtaç vatandaşlarımızın Medicine Hospital’a sevki yapılmış olup; adı geçen hastaların 5393 sayılı Belediye Kanunu’ nun 14 üncü ve diğer ilgili maddeleri gereğince (fiyat tarifesine göre) tahakkuk eden yazımız ekinde bulunan faturaların bedellerinin belediyemiz tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.”
denildiği görülmüştür
Encümen kararlarında da geçen ve söz konusu ödemelerin dayanağı olarak sunulan 5393 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (b) fıkrasında, belediyenin mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla, sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabileceği ve işletebileceği hüküm altına alınmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15 inci maddesinde "Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak" görevi belediyelere verilmiştir. Sağlık ve Sosyal Hizmetlerin de mahalli müşterek ihtiyaçlardan olduğu tartışmasızdır.
5393 sayılı Kanunu'nun 38 inci maddesi m fıkrası "Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak" hükmü amir olup, sağlıkla ilgili görevler belediyeye verilmiştir. Bahse konu Kanunun 48 inci maddesinde "Beldenin nüfusu, fizikî ve coğrafî yapısı, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikleri ile gelişme potansiyeli dikkate alınarak, norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak gerektiğinde sağlık, itfaiye, imar, insan kaynakları, hukuk işleri ve ihtiyaca göre diğer birimler oluşturulabilir. Bu birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi belediye meclisinin kararıyla olur." hükmü bulunmaktadır.
Kamu hizmetlerinin özel kişilere yaptırılabilmesi buna izin veren yasal bir düzenlemeyi gerektirdiğinden ve Hadımköy İlk Kademe Belediyesi Sağlık hizmetleri kapsamında yaptırılan işler 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14, 15, 60 maddeleri kapsamında değerlendirilerek yaptırılabilecek nitelikteki işlerden olduğundan, Hadımköy Belediyesi tarafından fakir oldukları ve sağlık güvenceleri olmadığı tespit edilen belli kişilerin tedavi giderlerinin ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçilerin talebinin kabulü ile 1644 sayılı ilamın 7. maddesi ile 212.297,22 TL.’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 03.12.2013 tarihli ve 37976 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:05