Sayıştay 7. Dairesi 37411 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

37411

Karar Tarihi

21 Ocak 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 7

  • Dosya No: 37411

  • Tutanak No: 38260

  • Tutanak Tarihi: 21.01.2014

  • Konu:

KARAR

Duruşma talep eden dilekçiye duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadığı; kanuni bir vekil göndermediği ve duruşmada hazır bulunmama nedenlerini kabul edilebilir bir belge ile tevsik etmediği anlaşılmakla, dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. ) 822 sayılı İlam’ın 1 inci maddesi ile, İstanbul İl Özel İdaresi, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Ticaret Odası işbirliği kapsamında mesleki ve teknik öğretim okullarında meslek kursları ile geliştirme ve uyum kursları açılmasına ilişkin olarak imzalanan protokole istinaden Yürütme Kurulu Üyelerine toplantı ücreti adı altında ödemede bulunulması nedeniyle 176.061,00. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, 5302 sayılı Yasanın 6. maddesine istinaden il genel meclisinin kararı ile mesleki ve teknik eğitim kurslarında kullanılmak üzere, 2007 yılından itibaren bütçe imkanları çerçevesinde ödenek ayrıldığını ve il halkının mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak ve sosyal sorumluluk gereği, genelde dünyanın ve ülkemizin, özelde ilimizin en önemli sorunu olan işsizlik sorununa çözüm üretmek, sanayiye ve iş dünyasına ara elaman yetiştirmek üzere meslek kursları verilmesinin planlandığını;

İl Genel Meclisi kararı ile ilin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyacını karşılamak üzere meslek kurslarına ayrılan söz konusu ödeneğin, açılacak meslek kursları ve bu kurslar içerisindeki branşlar konusunda eğitim verebilecek donanım ve yeterlilikte özel kurs, özel eğitim kurumu ve yüklenici firmanın tespit edilememesi sebebiyle ihale edilemeyeceğinin anlaşılmasından dolayı, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 30 maddesi (g) bendine göre vali tarafından sözleşme yapılarak kullanıldığını; bütçeyle ödenek tahsis edilen bu projenin faaliyet raporu olarak meclise sunulmuş ve meclisin onayından da geçmiş olduğunu; ayrıca 5018 sayılı Kanunun 41 inci maddesine istinaden söz konusu faaliyet raporunun birer örneğinin İçişleri Bakanlığı’na, Maliye Bakanlığına ve Sayıştaya gönderilmiş olduğunu;

5302 sayılı Kanunun il özel idaresinin giderlerini düzenleyen 43. maddesinin (b) bendindeki “İl özel idaresinin personeline ve seçilmiş organlarının üyelerine ödenen maaş, ücret, ödenek, huzur hakkı, yolluklar, hizmete ilişkin eğitim harcamaları ile diğer giderler” tanımlamasından yürütme kuruluna gider olarak nitelendirilebilecek böyle bir ödemenin yapılabileceğinin anlaşıldığını;

Ayrıca 631 sayı ve 04/07/2001 tarihli, Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali Ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamesi ve özellikle 12. Maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinden asli kadro ve görevleri dışında, kurum ve kuruluşların yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu, danışma kurulu üyelikleri ve komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev alanlara, bu görevlerinden sadece biri için ücret ödenebilir.” hükmünden, idare tarafından böyle bir Yürütme Kurulu kurulabileceği ve yöneticilerinin de bu kurulda ücret mukabili görevlendirilebileceğinin anlaşıldığını;

Yine 5302 sayılı İl Özel İdaresi kanunun 70 Maddesinde, “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda bu Kanun hükümlerine aykırılık bulunması durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır” denilerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun özel idare iş, işlem ve proje giderleri için yapılacak ödemelerle ilgili kısıtlayıcı hükmünün 5302 sayılı kanun kapsamındaki bir projede uygulanmayacağını ifade ettiğini;

Projenin il halkı için işsizlik ve istihdam konularında sağladığı önemli katkı ve destekler sonucu projenin başlangıcından bu güne kadar her yıl bütçe imkanları doğrultusunda ödenek ayrıldığını; ayrıca bu projenin ilin işsizlik ve istihdam problemini ve iş dünyasının nitelikli eleman ihtiyacına bulunduğu olumlu katkının alenen görülmesi sebebiyle ücret ve temizlik malzemelerin ödemelerinde kullanılmak üzere projenin ortağı olan İstanbul Ticaret Odası tarafından toplam 1.000.000 TL katkı sağlandığını; sosyal amaçlı bu projenin yukarıda ifade edilen sebepler nedeniyle ihale edilmeyerek yüklenici firmaya ödenecek kar payı ile daha fazla kursiyer yetiştirilmesinin sağlandığını; ayrıca Yürütme Kuruluna yapılan ödemenin proje ortağı İstanbul Ticaret Odası’nın bu amaca yönelik olarak gönderdiği ödenekten yapıldığını;

Söz konusu projenin çerçeve protokolü hazırlanırken ekte sunulan ve denetimlerden geçen daha önce yapılmış benzer protokollerin referans alındığını; Proje çerçevesinde yapılan kursların sanayi ve hizmet sektörüne yönelik olup tamamen sahasında uzman, üniversite mezunu, mesleki ve teknik okullarda branş öğretmenleri tarafından verilen profesyonel mesleki ve teknik eğitim kursları olduğunu ve İstanbul’un ara eleman ve nitelikli eleman ihtiyacını gideren bir işlev gördüğünü ve muadili olmaması dolayısıyla bu kursların bu sebeple sona erdirilmesi halinde kendi alanında ciddi bir boşluk meydana getireceğini; Mezun olan kursiyerlerin işe yerleşmeleri ile ilgili yapılan çalışmanın üçüncü araştırma sonuçlarına göre toplam 11837 kursiyer ile görüşülmüş olup, bu kişilerin 2760’ının hiç işi yokken iş bulduğunun, 1714’ünün mevcut işinden ayrılarak daha iyi bir iş bulduğunun, 4471’inin mevcut iş yerinde daha iyi bir maaş veya statü elde ettiğinin, 2343’ünün henüz iş bulamadığının, 549’unun ise üniversite öğrencisi, asker veya kendisine ulaşılamama sebepleriyle herhangi bir mesleki değişiklik yaşamadığının tespit edildiğini;

Protokolün öngördüğü Yürütme Kurulunda görevlendirilen üyelerin her ay normal olarak en az 2 toplantı yaptıklarını ve toplantıların amacının protokolün uygulanması, ek protokollerin düzenlenmesi, kurs açılacak okul ve kurs konularının belirlenmesi, hazırlanacak alt protokollerin uygulanmasında ortaya çıkabilecek sorunların çözümü ve koordinasyonunun sağlanması olduğunu; Toplantıların her birinin mesai saati dışında ve kurs yapılan değişik okullarda yapıldığını; ayrıca üyelerin kursların yapıldığı mesai saati sonrası akşamları ve hafta sonları kurs açılmış okullara giderek kursların işleyişini yerinde görerek denetim yaptıklarını; Anayasa’nın 18. maddesinin amir hükmü gereğince mesai saati sonrası yapılan bu çalışmalara maddi ödeme yapılmasının uygun olarak yorumlandığını;

Başbakanlığın 27/04/2007 tarih ve 460-06/00290 sayılı yazısı ve İstanbul İl Planlama Koordinasyon Müdürlüğünün 14.04. 2008 tarih ve 4340200/7-10 sayılı yazısındaki Göç Özel Uygulama Planı Tedbir No: 11 ve 14’ün alt başlıları olarak İç Göç Yerel Uygulama Planı Tedbir No: 1 ve 4 tarafından öngörülen konulara uygun olarak kurs açılan okulların tespit edilirken özellikle İstanbul’un mahrumiyet bölgelerine, yoğun göç alan yerlerine, işsizliğin ve suç oranlarının yüksek olduğu ilçelere öncelik verildiğini;

15.05.2008 tarihli 5763 sayılı “İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 21. maddesi ile 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 13. Maddesi değiştirildiğini ve sözkonusu değişiklikle kurulan İstanbul İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulunun Ocak ayı olağan toplantısında ÖZİMEK kurslarının 2007, 2008, 2009 ve 2010 yılı faaliyetlerinin onaylanmasına karar verildiğini;

Sonuç olarak, İstanbul’un ve dolayısıyla Türkiye’nin en önemli konusu olan vasıfsızlık-işsizlik konusunda eğitim ve işe yerleştirme anlamında büyük bir başarı yakalamış olan bu projenin büyük bir kamu yararı ortaya koyduğunu; kamu yararına olmak kaydıyla mevzuatın pozitif yorumlanması gerektiğinden ve daha önce uygulanmış benzer protokol örneklerinden yola çıkarak bir protokol yapıldığını; ÖZİMEK kurslarında yakalanan başarının devamı açısından Yürütme Kurulunun görevine devam etmesinin esas olduğunu; söz konusu proje için 5302 sayılı kanunun 6. maddesine istinaden, il genel meclisince ödenek ayrılarak bir sözleşme/protokol yapıldığını; söz konusu protokolde öngörülen ve Yürütme Kuruluna yapılan ödemenin, 5302 sayılı Kanun’un İl Özel İdaresinin giderlerini düzenleyen 43. maddesinin (b) bendine göre ve Anayasanın 18. maddesinin amir hükmü gereğince mesai saati sonrası yapılan çalışmalara maddi ödeme yapılmasının uygun olduğunun mütalaa edildiğini;

Ayrıca, 01.08.2010 tarih ve 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 8. Maddesinde “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” hükmünden hareketle ilam hükmünün kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “İl Genel Meclisi Kararı ile ilin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere meslek kursları düzenlenmesi için bütçe imkanları içerisinde ödenek ayrılmıştır. Ayrılan bu ödenek zaten İstanbul Ticaret Odası tarafından meslek kursları açılması için tahsis edilmiştir. Söz konusu ödenek, açılacak meslek kursları ve bu kurslar içerisindeki branşlar konusunda eğitim verebilecek donanım ve yeterlilikte özel kurs, özel eğitim kurumu ve yüklenici firma tespit edilemediğinden Vali tarafından sözleşme yapılmak suretiyle kullanılmıştır. Kaldı ki işin yürütme kurulu tarafından yaptırılması aynı işin hizmet alımı suretiyle gerçekleştirilmesinden daha uygun fiyata olur. Valilik tarafından yapılan sözleşmeye göre de yürütme kurulu üyelerine toplantı ücreti ödeneceği hüküm altına alındığından fazla bir ödeme söz konusu değildir. İzah edilen nedenlerden dolayı tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi mütalaa olunur.” Denilmiştir.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde; İstanbul İl Özel İdaresi, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Ticaret Odası arasındaki işbirliği kapsamında mesleki ve teknik öğretim okullarında meslek kursları ile geliştirme ve uyum kursları açılmasına ilişkin 05.06.2007 tarihli bir Protokol imzalandığı; Protokolün 6. maddesinde Yürütme Kurulu’nun; İstanbul İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı, Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı, İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı, Satın alma Daire Başkanı, Çevre Tarım ve Orman Hizmetleri Daire Başkanı, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü, İstanbul Ticaret Odası Genel Sekreter Yardımcısı, İstanbul Ticaret Odası adına bir temsilci, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü mesleki ve teknik eğitimden sorumlu Müdür Yardımcısı / Şube Müdürü ile Halk Eğitim Başkanı ve görevlendirilecek üç okul müdüründen oluşacağının düzenlendiği ve bu Protokolün “Yükümlülük” başlık ve “Yürütme Kurulu” alt başlıklı 7/E maddesindeki; “İl Özel İdaresi tarafından Başkan ve kurul üyelerine ayda birden fazla olmamak üzere her toplantı günü için (3000) gösterge rakamının memur aylık katsayısının 6 katı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden toplantı ücreti ödenir.” hükmüne istinaden Yürütme Kurulu üyelerine toplantı ücreti adı altında ödemede bulunulduğu görülmüştür.

İl Genel Meclisi kararı ile ilin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere meslek kurslarına ayrılan ve İstanbul Ticaret Odası tarafından tahsis edildiği görülen söz konusu ödeneğin, açılacak meslek kursları ve bu kurslar içerisindeki branşlar konusunda eğitim verebilecek donanım ve yeterlilikte özel kurs, özel eğitim kurumu veya yüklenici firmanın tespit edilememesi sebebiyle ihale edilemeyeceğinin anlaşılması nedeniyle 822 sayılı İlam’ın 1 inci maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. ) 822 sayılı İlam’ın 2 nci maddesi ile, İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcılarına 3.000 makam ve 9.000 görev tazminatı olmak üzere 12.000 gösterge rakamı, Daire Başkanlarına da 2.000 makam ve 8.000 görev tazminatı olmak üzere 10.000 gösterge rakamı üzerinden tazminat ödenmesi nedeniyle 89.290,80. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, 5302 sayılı Kanun’un 35. ve 36. maddelerinde il özel idaresi teşkilatı ve norm kadro ve personel istihdamına yer verilmiş olup 35. maddede İl Özel İdaresi teşkilatının Genel Sekreterlik, Mali İşler, Sağlık, Tarım, İmar, İnsan Kaynakları, hukuk işleri birimlerinden oluşacağının, bu birimlerin Büyükşehir Belediyesi olan illerde Daire Başkanlığı ve Müdürlük şeklinde kurulacağı ve Genel Sekreterin de İl Özel İdaresinin Vali adına, onun emirleri yönünde mevzuat hükümlerine göre yürüteceğinin belirtildiğini;

Yine söz konusu Kanunun 36. maddesinde ise Genel Sekreterlik kadrosuna atananların Büyükşehir Belediyesi bulunan illerde Genel İdare Hizmetleri sınıfına dahil Bakanlık Genel Müdür için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanacağının hüküm altına alındığını;

Yukarıda anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Özel İdarenin yürütme sisteminin de üst yöneticisi konumunda bulunan Genel Sekreterin Genel İdari Hizmetleri sınıfında Bakanlık Genel Müdürüne eş değer olarak mali hakları belirlendiği göz önüne alındığında İl Özel İdaresinin teşkilat yapısında yer alan Genel Sekreter Yardımcısı ve Daire Başkanlarının da özel hüküm olarak yer almasa bile kıyasen ve personel hukukunun “Lehte olan uygulanır.” kuralı gereği, unvanları karşılığı veya eşdeğer unvanlara sağlanmış mali hakları olan makam ve görev tazminatını da almaları gerektiğini;

Diğer taraftan, Özel İdare gibi Mahalli müşterek nitelikte görev yapan ve Anayasanın 127. maddesinde belirlenmiş Belediyelerdeki Genel Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanlarının da Makam ve Görev tazminatını aldıkları dikkate alındığında birbirleriyle aynı hukuksal konumda olanların aynı haklardan faydalanmalarını beraberinde getireceğini, dolayısıyla da ödenen makam ve görev tazminatının kamu zararı oluşturmayacağını;

Ayrıca, 23.07.2010 tarihinde kabul edilen ve 01.08.2010 tarih 27659 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” un Geçici 8. Maddesinde “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” hükmü gereği tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini;

2009 yılı için Genel Sekreter Yardımcısı ve Daire Başkanlarının aldığı ve kamu zararı olabileceği belirtilen 89.290,80-TL’nin aşağıda belirtilen mevzuat hükmü doğrultusunda mahsup edilerek işlem görmesi gerektiğini; zira makam ve görev tazminatı alanların alamayacağı belirtilen bir ek ödemenin söz konusu olduğunu ve fazla ödemeyi tespit edenin, alınan eksik ödemeyi de görmek durumunda olduğunu;

11 Haziran 2008 tarih ve 26903 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2008/13694 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Asgari Görev Tazminatı başlıklı 4 üncü maddesinde “Bu kararın 1 inci maddesi gereğince ödenecek görev tazminatı tutarından mahsup edilecek tutarın, görev tazminatının % 20’sini geçmesi halinde, görev tazminatının % 80’i asgari görev tazminatı olarak ödenir” hükmünün bulunduğunu ve anılan hüküm çerçevesinde bordronun Gelirler kısmında ödenen görev tazminatından (makam tazminatı bölümünde yer alan tutar) yukarıda belirtilen hüküm gereğince hesaplanan mahsup tutarının bordonun kesintiler kısmından (Ek ödeme mahsup bölümünde yer alan tutar) kesilerek İdare bütçesine gelir kaydedildiğini; bu nedenle bordroda gösterilen ve toplamda 13.966,02-TL’nin ilamda belirtilen 89.290,80-TL’den düşülmesi gerektiğini;

Ayrıca, Daire Başkanlarına makam tazminatından yararlandıkları gerekçesiyle % 53 yerine % 39 oranında ek ödemede bulunulduğunu;

Dolayısıyla, 89.290,80-TL’den bir önceki bölümde belirtilen 13.966,02-TL düşüldükten sonra kalanından %61 oranında alınmayan ek ödemeye tekabül eden 49.461,36-TL’nin düşüldükten sonra 25.863,42-TL için kamu zararından bahsedilebilineceğini belirtmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Gerek genel bir düzenleme olan 657 sayılı Yasa, gerekse özel bir düzenleme olan 5302 sayılı Yasa, İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcıları ile Daire Başkanlarına makam ve görev tazminatı verileceğine dair bir hüküm içermemektedir. Mevzuatta olmayan bir ödemenin yapılması mümkün olmadığından Daire Kararının onanmasına karar verilmesi mütalaa olunur.” Denilmiştir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” denilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 26 ncı maddesinde; “Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan yararlananlara ayrıca yüksek hakimlik tazminatı ödenmez.” denilmekte olup ilgili IV sayılı Cetvelin 7 nci sırasında “Birinci dereceli kadroya atanmış olmak kaydıyla, Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlara ödenebilecek olan makam tazminatı göstergesinin 2.000 olduğu bildirilmiştir.

Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere sadece İl Özel İdare Genel Sekreteri için makam tazminatı öngörülmüş olup, özel idare genel sekreter yardımcısı ve il özel idaresinde görevli daire başkanlarına makam tazminatı ödenebileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Keza, 657 sayılı Kanun’a ekli IV sayılı cetvelde anılan daire başkanları Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı kadrolarına atanan daire başkanları olup il özel idaresinde görevli daire başkanları bu kapsama dahil değildir.

Dilekçiler, tazmin konusu edilen makam, temsil ve görev tazminatlarını hiçbir mevzuat hükmüne dayandıramamış olup sadece Büyükşehir Belediyesi Kanunu’ndaki hükümlerle mukayese yoluna gitmişlerdir.

Fakat, Anayasanın 128 inci maddesinde, Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği; memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında da:

“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez hiçbir yarar sağlanamaz.” denilmektedir.

Bununla birlikte, il özel idaresi genel sekreter yardımcısı ve daire başkanlarına yapılan makam, temsil ve görev tazminatı ödemelerinin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22 nci maddesi hükümleri ile mukayese edilerek ödenmesi yersizdir. Zira, ilgililer İstanbul İl Özel İdaresinde çalışmakta olup Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22 nci maddesi hükümlerinin kendilerine uygulanması mümkün değildir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22 nci maddesinin ilgili hükümleri aynen aşağıdaki gibidir:

“Genel sekreter, belediye başkanının teklifi üzerine İçişleri Bakanı tarafından atanır. Genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmeti sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise bakanlık bağımsız daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar.

Büyükşehir belediyesi 1.hukuk müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar.”

Yukarıya alınan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, İl Özel İdaresi Kanunu’nda, sadece il özel idaresi genel sekreterliği kadrosuna atananların yararlanacakları mali haklar hüküm altına alınmış olup, Genel Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanları için mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22 nci maddesinde ise büyükşehir belediyesi genel sekreterliği kadrosuna atananların, büyükşehir belediyesi genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların ve büyükşehir belediyesi daire başkanlarının yararlanacakları mali haklar ayrı ayrı belirlenerek hüküm altına alınmıştır. Buna göre, eğer dilekçilerin iddia ettikleri gibi İl Özel İdaresinde çalışanlara başka kurumların tabi oldukları mevzuat hükümleri ile mukayese edilerek ödeme yapılabilecek olsaydı, İl Özel İdaresi Kanunu’nun 36 ncı maddesi ile Genel Sekretere yapılacak olan ödemeyi de tespit etmeye gerek kalmazdı. Zira Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22 nci maddesinde Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterinin yararlanacağı mali haklar sayılmıştır.

Bu nedenle, Kanun Koyucu tarafından İl Özel İdaresi Kanunu’nda genel sekreter yardımcısı ve daire başkanlarının makam tazminatı, temsil tazminatı ve görev tazminatı alabileceğine dair herhangi bir hüküm konulmamasına rağmen, Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısının ve Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanlarının yararlanacağı mali haklar gerekçe gösterilerek; İl Özel İdaresinde görevli Genel Sekreter Yardımcısı ile daire başkanlarına makam ve görev tazminatı ödenmesi mümkün değildir.

Tazmin hükmünün 6009 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesi hükmü gereğince kaldırılması talep edilmekte ise de, mezkur Kanun ile getirilen düzenleme sadece memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline yapılan ödemelere ilişkin olup, mevzuata aykırı şekilde yapılmış olan ödemeler sonucu tazmine konu olan olayla bir ilgisi bulunmamaktadır.

Bununla birlikte dilekçi, ahizlere ödenmesi gereken fakat ödenmiş olan ek ödemelerin de ilamda yer alan kamu zararı hesabından düşülmesi gerektiğini iddia etmiş ise de; İlamın konusu İl Özel İdaresinde görevli genel sekreter yardımcıları ve daire başkanlarına yersiz olarak ödenen makam ve görev tazminatları olup, dilekçinin iddia ettiği ek ödemelerin ilam konusu ile herhangi bir alakası bulunmamaktadır.

Bu nedenle, söz konusu kişilere yersiz olarak ödenen makam ve görev tazminatları nedeniyle oluşan kamu zararı toplamı 89.290,80-TL olup, ilamın konusu dışında olan ve bu kişilere ödenmesi gerektiği ileri sürülen ek ödemelerin bu tutardan mahsup edilmesi ve kamu zararı tutarının düşürülmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 822 sayılı İlam’ın 2 nci maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. ) 822 sayılı İlam’ın 3 üncü maddesi ile, İstanbul İl Özel İdaresi ile Koop. İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin 52 nci maddesine aykırı olarak, daimi işçilerin bir kısmına bazı aylar çalışma yapmadıkları halde yol yardımı ödenmesi nedeniyle 612,90. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, İdare ile Koop-İş Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi’nin 52 nci maddesinin (b) bendinde aynen “işveren, iş yerinde çalışan ve sözleşme kapsamında bulunan işçilerin işe geliş ve gidişlerini sağlamak üzere aylık mavi akbil verir veya bedelini net öder. İdare tarafından sağlanan servis araçlarından yararlananlara bu bedel ödenmez.” denildiğini;

İdarenin, daimi işçi kadrolarında görev yapan personele, bu madde hükmü doğrultusunda yol yardımı ödendiğini ve kişilerin izinli oldukları günlerin, o aydaki sigorta gününden çıkarılıp kalan günlerine yani mazeretli oldukları günler ve ücretli tatil günlerine isabet eden yol yardımlarının hesaplanarak ödendiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Taraflar arasındaki Toplu İş Sözleşmesine göre mazeretli ve ücretli tatil günlerine isabet eden yol yardımları ödeneceğinden fazla bir ödeme söz konusu olmadığından tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verilmesi mütalaa olunur.” Denilmiştir.

İstanbul İl Özel İdaresi ile Koop-İş Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi’nin 52 nci maddesinin (b) bendinde aynen “İşveren, iş yerinde çalışan ve sözleşme kapsamında bulunan işçilerin işe geliş ve gidişlerini sağlamak üzere aylık mavi akbil verir veya bedelini net öder. İdare tarafından sağlanan servis araçlarından yararlananlara bu bedel ödenmez.” denilmektedir. Toplu iş sözleşmesinde yer alan bu madde hükmünün amacı işçilere ödenen çalışma ücretinin yanı sıra sosyal bir yardım olan yol yardımı yapılmasıdır.

Bu durumda, işçilere mazeretli oldukları günler ve ücretli tatil günleri için yol yardımı yapılmasında mevzuata aykırı bir husus görülmemiştir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin kabul edilerek 822 sayılı İlam’ın 3 üncü maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. ) 822 sayılı İlam’ın 4 üncü maddesi ile, İstanbul Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne Bağlı Kuruluşların İhtiyacında Kullanılmak Üzere 48 Adet Araç ve Bu Araçlarda Görevlendirilecek 69 Adet Sürücü Kiralama İşinde, idari şartnamede öngörüldüğü ve yüklenicin teklif birim fiyatına dahil olduğu halde yüklenicinin çalıştırdığı personele eksik ödeme yapılması nedeniyle 243.058,40. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında, “İlgili işverenin 6111 sayılı Yasa çerçevesinde Vergi Dairesi Başkanlığı’na ve SSK’ya ek bordro ile ödeme yaptığına ilişkin belgenin yargılamanın iadesini gerekip gerekmediği hususunda değerlendirilmek üzere Dairesine gönderilmesine, karar verilmesi mütalaa olunur.” Denilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 36 ncı maddesinde: “Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden öderler.

Bunun için hakediş ödeneceği ilgili idare tarafından işyerinde şantiye şefliği işyeri ilân tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu yerler gibi işçilerin görebileceği yerlere yazılı ilân asılmak suretiyle duyurulur. Ücret alacağı olan işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez.

Anılan müteahhitlerin bu işverenlerdeki her çeşit teminat ve hakedişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya haciz ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.

Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.

Bu maddede kamu tüzel kişilerine ve bazı teşekküllere verilen yetkileri 2 nci maddenin altıncı fıkrası gereğince sorumluluk taşıyan bütün işverenler de kullanmaya yetkilidir.” denilmekte olup, söz konusu madde ihale sonrasında çeşitli şirketlere verilen işler kapsamında çalışan işçinin aylık ücret ödemelerinin güvence altına almaya yönelik yaptırımlar içermektedir.

Buna göre, gerek yasada belirtilen “yapım ve onarım” işlerinde gerekse “hizmet alımı” ihalelerinde görev alan şirket personellerinin, aylık ücret ödemelerinin aksaması ya da ihale şartnamelerinde öngörülen oranlarda ücret ödemelerinin yapılmaması durumunda, ilgili işçilerin yazılı müracaatları beklenilmektedir. Bu ortamın sağlanması için de her ay ilgili şirketlerden alınan Sosyal Sigortalar Kurumu aylık elektronik bildirge formları, ilgili işçilerin görebileceği ilan panolarında duyurularak, ihale şartnamesi gereği oluşan sigorta matrahları hususunda bilgi edinmeleri sağlanmaktadır.

İlam konusu iş ile ilgili olarak yüklenicinin, işçilere ödenmesi gereken tutarla ilgili olarak bütün işçilerden söz konusu döneme ilişkin yemek ve yol ücretleri ile asgari ücretin %25 oranındaki ilave ücret alacaklarının kalmadığına dair ibraname aldığı görülmüştür.

Bu bağlamda, yüklenici asgari ücretin üzerinde ödeme öngörülen personel için fiyat teklifinde bulunmuş ve kendisine teklif fiyatları üzerinden ödeme yapılmıştır. Yüklenicinin çalıştırdığı personele eksik ödeme yapması halinde eksik ödenen tutarların kontrol teşkilatınca ilgili personele ödenmesinin sağlanması gerekmekte olup, bu tutarların bütçeye gelir kaydedilmesi söz konusu değildir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin kabul edilerek 822 sayılı İlam’ın 4 üncü maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

5/A-) 822 sayılı İlam’ın 44 üncü maddesinin (A) bendi ile, İstanbul İl Tarım Müdürlüğünce Uygulanan Gıda Denetimine Destek Projesi Kapsamında 70 Adet Araç ile Bu Araçlarda Görevlendirilecek 69 Adet Sürücü Kiralama İşi ile ilgili olarak; Ocak ayı sigorta bildirgesinin ve maaş bordrosunun olmaması, Şubat ayında ise sigorta bildirgesindeki prim ödeme gün sayısının çalışılan gün sayısı ile uyuşmaması ve maaş bordrosunda ödendiği belirtilen tutarların sözleşmede belirtilen rakamların çok altında olması nedeniyle 163.537,20-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir

Dilekçi dilekçesinde özetle, hizmetin genel olarak yüklenici tarafından yerine getirildiğini ve idarece de bu hususun kabul edildiğini; çünkü İdarenin her hakediş ödemesinden önce yüklenicinin SGK ve Vergi borcu bulunmadığına dair yazı ile işçi borcu olmadığına dair ilan ve tutanakları gözetmiş ve hak ediş dosyasına koyduğunu; bunların dışında kalan bu hususun 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 71. Maddesinde tanımlanan kamu zararı kavramına girmediğini; Vergi ve SGK kesintilerinden kaynaklanan işveren sorumluluklarının yerine getirilmemesi, işveren açısından ortaya çıkan ayrı bir yasal sorumluluk ve cezai gerektiren bir işlem olup işverenin bunları yerine getirmemesi halinde idare tarafından işverenden bir kesinti yapılamayacağını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında, Daire kararının kaldırılması yönünde görüş bildirilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 36 ncı maddesinde: “Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden öderler.

Bunun için hakediş ödeneceği ilgili idare tarafından işyerinde şantiye şefliği işyeri ilân tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu yerler gibi işçilerin görebileceği yerlere yazılı ilân asılmak suretiyle duyurulur. Ücret alacağı olan işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez.

Anılan müteahhitlerin bu işverenlerdeki her çeşit teminat ve hakedişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya haciz ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.

Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.

Bu maddede kamu tüzel kişilerine ve bazı teşekküllere verilen yetkileri 2 nci maddenin altıncı fıkrası gereğince sorumluluk taşıyan bütün işverenler de kullanmaya yetkilidir.” denilmekte olup, söz konusu madde ihale sonrasında çeşitli şirketlere verilen işler kapsamında çalışan işçinin aylık ücret ödemelerinin güvence altına almaya yönelik yaptırımlar içermektedir.

Buna göre, gerek yasada belirtilen “yapım ve onarım” işlerinde gerekse “hizmet alımı” ihalelerinde görev alan şirket personellerinin, aylık ücret ödemelerinin aksaması ya da ihale şartnamelerinde öngörülen oranlarda ücret ödemelerinin yapılmaması durumunda, ilgili işçilerin yazılı müracaatları beklenilmektedir. Bu ortamın sağlanması için de her ay ilgili şirketlerden alınan Sosyal Sigortalar Kurumu aylık elektronik bildirge formları, ilgili işçilerin görebileceği ilan panolarında duyurularak, ihale şartnamesi gereği oluşan sigorta matrahları hususunda bilgi edinmeleri sağlanmaktadır.

İlam konusu iş ile ilgili olarak yüklenicinin, işçilere ödenmesi gereken tutarla ilgili olarak bütün işçilerden söz konusu döneme ilişkin yemek ve yol ücretleri ile asgari ücretin %25 oranındaki ilave ücret alacaklarının kalmadığına dair ibraname aldığı görülmüştür.

Bu bağlamda, yüklenici asgari ücretin üzerinde ödeme öngörülen personel için fiyat teklifinde bulunmuş ve kendisine teklif fiyatları üzerinden ödeme yapılmıştır. Yüklenicinin çalıştırdığı personele eksik ödeme yapması halinde eksik ödenen tutarların kontrol teşkilatınca ilgili personele ödenmesinin sağlanması gerekmekte olup, bu tutarların bütçeye gelir kaydedilmesi söz konusu değildir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin kabul edilerek 822 sayılı İlam’ın 4 üncü maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

B-) 822 sayılı İlam’ın 44 üncü maddesinin (B) bendi ile, İstanbul İl Tarım Müdürlüğünce Uygulanan Gıda Denetimine Destek Projesi Kapsamında 70 Adet Araç ile Bu Araçlarda Görevlendirilecek 69 Adet Sürücü Kiralama İşi ile ilgili olarak; hakediş eklerindeki işçi bordrolarında belirtilen ücretlerin, işçilerin banka hesaplarına yatırılmaması nedeniyle 670.113,90-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32 nci maddesine göre işçi alacaklarının bankalar kanalı ile ödeneceği hususunun kanunun emredici hükmü olduğunu ve yasanın bunun yerine getirilmemesi halindeki müeyyideyi de belirttiğini;

Madde 102- “Bu Kanunun;

a) (Değişik: 17/4/2008-5754/85 md.) 32.maddesinde belirtilen ücret ile işçinin bu Kanundan veya toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içinde kasden ödemeyen veya eksik ödeyen 39.maddesinde belirtilen komisyonun belirlediği asgari ücreti işçiye ödemeyen veya noksan ödeyen, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına ödemeyen işveren, işveren vekili ve üçüncü kişiye bu durumda olan her işçi ve her ay için yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası...”

4857 sayılı yasanın, ödemenin bankaya yapılmaması halinde işveren açısından yapılan ödemenin geçersiz olacağından bahsetmediğini; her işçi ve her ay için yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası öngörüldüğünü;

Konu ile ilgili olarak ilgili kurumun harekete geçmiş olup yüklenicinin cezai bir sorumluluğu bulunması halinde gerekli cezaların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından kesileceğini;

Keza İş Kanunu açısından buradaki banka kanalı ödeme şartının “işveren açısından ücretin ödendiği anlamında bir ispat şartı olarak da öngörülmediğini; Bu sebeple uygulamada işçi tarafından ücretin ödendiğine ilişkin bordro üzerine imza atılmasının ayrı bir belgeye ücretin ödendiğine ilişkin imzalı beyan verilmesinin hatta yargılama aşamasında şifahen yapılacak “ücreti aldım” “ücret alacağım yoktur” gibi her türlü beyanın dahi ödemenin yapıldığı hususu için yeterli görüldüğünü; yüklenicinin bütün işçilerden hiçbir hak ve alacağı olmadığına ilişkin yazılı belge alıp İdareye ibraz ettiğini;

Ücret alacaklarına ilişkin yapılan düzenli çağrılara rağmen hiçbir personel yüklenicide ücret alacağı olduğuna, ücret alacağı olduğuna, ücretinin ödenmediğine ilişkin İdareye başvuru yapmadığını;

Bir işçinin 11-12 ay ücret almadan çalışması sonra bu konuda idareye veya işverene hiç başvurmaması, üstelik birde ücret alacağı olmadığına ilişkin yazılı belge vermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; diğer yandan yüklenici açısından da bu durumun mükerrer ödeme sonucu doğuracağını;

Yüklenici sözleşme gereği 70 adet araç ve 69 adet sürücüyü 01.01.2009 tarihinde işe başlattığını ve 31.12.2009 tarihinde işin sona erdirildiğini; Sözleşmenin 21.maddesi gereği aylık olarak muayene kabul işleminin yapıldığını ve sözleşme gereği alınması gereken hizmetin 70 araç ile 69 sürücüyle yerine getirildiği ve hiçbir eksikliğin olmadığının Hizmet İşleri Kabul Tutanağı ile de belgelenmiş olduğunu; bu durumda kamu zararının meydana geldiğinden bahsetmenin de mümkün bulunmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık, Daire kararının kaldırılması yönünde görüş bildirmiştir.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde; söz konusu işe ilişkin hakediş evrakları içinde yüklenici firmaya ilişkin aylık sigorta tahakkuk fişinin, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı SGK Başkanlığı Sigortalar Genel Müdürlüğünde temin edilmiş sigortalı hizmet listesinin, aylık hizmet işleri teklif belgesi ve kabul tutanağının, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36 ncı maddesi ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 38 inci maddesi uyarınca yapılmış olan ilanın ve bu ilan uyarınca müracaat edenin bulunmadığına dair tutanağın ve yüklenicinin çalıştırdığı işçilere ilişkin bordroların eklendiği görülmüştür.

Söz konusu İş’le ilgili olarak düzenlenen İdari Şartnamenin “Teklif Fiyata Dahil Olan Masraflar” başlıklı 26 ncı maddesinin 3 üncü bendinde;

“26.3. Ayrıca istekli tarafından;

Sürücülere brüt asgari ücretin % 25 fazlası ve yemek bedeli olarak 22 gün üzerinden brüt 4,60 YTL, yol bedeli olarak ise 22 gün üzerinden brüt 5,20 YTL Firma tarafından ödenecektir ve ücret bordrosunda gösterilecektir.” denilmekte olup, düzenlenmiş olan bordroların İdari Şartnamenin yukarıda belirtilen hükmüne uygun olduğu görülmüştür.

Buna göre, Sözleşmenin gereği olan hizmet yüklenici tarafından yerine getirilmiş ve bu hizmetin yerine getirildiği İdarece de kabul edilmiştir. Bu durumda sadece 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32 nci maddesi ile belirlenmiş olan işçi ücretlerinin ödenme usulüne aykırı olarak yapılmış bir işlem dolayısıyla tüm işçi ücretlerinin kamu zararı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

Keza kamu zararı tanımının yapıldığı 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 71 inci maddesinde “mevzuata aykırı karar, işlem, eylem ve ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel ve eksilmeye neden olunmasıdır” denilirken kamu zararının belirlenmesinde; iş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması; mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması; transfer niteliğindeki giderlerde fazla veya yersiz ödemede bulunulması; iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması; idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması ve mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması halleri kastedilmektedir.

Bu itibarla, her ne kadar 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32 nci maddesi ile belirlenmiş olan usule aykırı olarak yapılmış olan bir işlem, yani sadece işçi ücretlerinin banka aracılığıyla ödenmemesi gerekçe gösterilerek işçi bordrolarında belirlenen tüm tutarların kamu zararı olarak tespit edilmesi mevzuata uygun görülmediğinden 822 sayılı İlam’ın 44 üncü maddesinin (B) bendi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

Karar verildiği 21.01.2014 tarih ve 38260 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:05

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim