Sayıştay 7. Dairesi 36959 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

36959

Karar Tarihi

2 Temmuz 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 7

  • Dosya No: 36959

  • Tutanak No: 37480

  • Tutanak Tarihi: 02.07.2013

  • Konu:

KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

  1. 1154 sayılı ilamın 1’inci maddesinde, şehir şebeke suyu kullanmayıp, kuyu suyu kullanan ve kullanılmış suları şehir kanalizasyon hattı ile uzaklaştırılan ve atık su abonesi yapılan resmi kurumlardan atık su bedelinin tahsil edilmediği gerekçesiyle toplam 2.201.913,70 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde, İlamın 1 inci maddesi ile ilgili olarak, kamu zararı tablosunun 1-6 ncı sıralarındaki tutarlar için 2010 ve 2011 yılları içinde gerçekleşen tahsilata ilişkin belgeleri sunmakta, kamu zararı tablosunun 7 nci sırası ile ilgili olarak ise; Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne dava açıldığını, yargılama sürecinin devam ettiğini belirterek buna ilişkin mahkeme ilamlarını da dilekçe ekinde göndermektedirler.

Sayıştay Başsavcılığı; “..İlam tarihinden önceye ilişkin tahsilatlarla ilgili olarak konunun yargılamanın iadesi suretiyle görüşülmesi için dosyanın Dairesine iadesine, kamu zararı tablosunun 7 nci sırasındaki tutar için ise Daire kararının tasdikine, karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş belirtmiştir.

Dilekçiler tarafından ilamın 1’inci maddesine ilişkin, kamu zararı tablosunun 7 nci sırasınde yer alan Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nden tahsil edilmeyen atık su bedeli ile ilgili olarak dava açıldığı, yargılama sürecinin devam ettiği belirtilmekte ise de; 832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükmü yer almaktadır. Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Dilekçiler tarafından kamu zararı tablosunun 1-6 ncı sıralarındaki tutarlar için tahsilât bildirilmekte ve belgeleri ibraz edilmekte ise de, hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilâtlar ve ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesiyle ilgili bulunduğundan, bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili DAİREYE TEVDİİNE,

  1. 1154 sayılı ilamın 2’nci maddesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personele, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesi hükmüne göre ödeme yapıldığı gerekçesiyle toplam 213.345,23 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde; 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinden anlaşılacağı gibi, bir kısım kuruluşların bu madde kapsamına alınıp, bir kısım kuruluşların ise madde kapsamı dışında bırakıldığını, Kuruluş kanununun 1. maddesi gereğince, ayrı ita amirine, müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğine sahip olan idarelerinin, bu özellikleri ile kapsama dahil kuruluşlar arasında yer alması mümkün olduğunu, ancak, mahalli idareler ve bunların birlikleri kapsam dışında tutulmuş olduğundan, idarelerinin mahalli idare olup olmadığı hususunun incelenmesi gerektiğini,

Anayasa'nın 127. maddesinde mahalli idare "mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir." şeklinde tanımlanmış ve aynı maddenin 3. fıkrasında, mahalli idare seçimlerinin 5 yılda bir yapılacağı hüküm altına alındığını, yine aynı maddenin 5. fıkrasına göre merkezi idarenin, mahalli idare üzerinde vesayet yetkisine sahip olduğunu,

Kuruluş kanununun 1. maddesinin 3. fırkasında "... Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu ana sistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu genel müdürlüğe verebilir." Denildiğini, Kanunun bu hükmüne göre su ve kanalizasyon idaresinin, kendisi ile birlikte birden fazla belediye ve birden fazla köyün hizmetlerini yürütmesi mümkün bulunduğunu, oysa Anayasa'nın 127. maddesine göre sadece bir il, bir belediye veya bir köyün mahalli idare kapsamında olduğunu, Anayasa'nın bu hükmüne göre iki il, iki belediye veya iki köy birlikte düşünüldüğünde, mahalli idare kapsamı dışına çıktığını, bu sebeplerle, birden fazla il, belediye veya köyün, su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmesi mümkün bulunduğundan, İSKİ'nin Anayasa'nın 127. maddesinde yer alan mahalli idare kapsamında bulunmadığını,

İSKİ Kanunu'ndaki Genel Kurul, yönetim kurulu, denetçilerin, genel müdür ve yardımcılarının oluşum ve atanma koşullarına bakıldığında kendilerinin mahalli idare tanımına girmediğini, Kanunun 1. maddesinde bulunan "... İstanbul Belediyesi ile koordineli ..." ifadesinin, "İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı" hale getirilmesinin, bazı ihtilafların doğmasına sebep olduğunu ve olayın Danıştay'da incelendiğini, Danıştay 5. Dairesi'nin 16/05/1990 tarih ve 1989/2628 E. - 1990/1040 K. sayılı ve 16/05/1990 tarih ve 1989/2626 E. - 1990/1038 K. sayılı kararlarında, tüzel kişilik kavramının, bağlılık ifadesi ile bir arada bulunamayacağı, tüzel kişiliğin bu kadar daraltılamayacağı belirtilerek bu maddede bulunan bağlı ifadesinin ilgili anlamına gelebileceği, aksi bir kanaatin, tüzel kişilik müessesesinin ruhuna uygun düşmeyeceği belirtildiğini,

Sayıştay ilamında 657 sayılı DMK'ya tabi personele 657 sayılı kanunda öngörülmeyen hiçbir ödemenin yapılamayacağını belirtildiğini ancak KHK ile ödeme yapılmasının mümkün olduğunu, 631 sayılı KHK’nın 14. maddesinde yazılı "özel kanun" ibaresinin ESKİ genel müdürlüğü için geçerli olduğunu, Sayıştay Genel Kurulunun 05.05.2003 tarih ve 5057/1 sayılı kararında 2560 sayılı kanunun "özel bir kanun" olduğunun belirtildiğini,

Anayasamızın 127. maddesinde Mahalli İdareler içerisinde olmadığı bahisle Danıştay 1. Dairesinin 23.06.1992 tarih ve 92/175 E -1992/202 sayılı kararı ile Merkezi İdarenin vesayeti altında bulunmadığına karar verildiğini,

Sayıştay Genel Kurulu’nun 5333/1 karar numaralı İçtihadı Birleştirme kararında da Genel Müdürlüklerinin Büyükşehire bağlı olmasının onun müstakil Genel Müdürlük niteliğini ortadan kadırmadığının ifade edildiğini,

Erzurum Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğü aleyhine ERZURUM 2. İDARE MAHKEMESİNDE açılmış olan dava neticesinde verilmiş olan, 09.07.2009 tarih, 2008/1278 Esas ve 2009/981 Karar sayılı Karar ile Kurum çalışanı memurlar lehine karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.

Sayıştay Başsavcılığı; “İlamın 2 nci maddesindeki gerekçeler yerinde değildir. Bağlı idare olan ESKİ Genel Müdürlüğü ayrı tüzel kişiliği olan ve ayrı bütçeli bir birim olmakla birlikte, Belediyenin bağlı idaresi ve mahalli müşterek ihtiyaçlar için kurulmuş bir birimdir. Bu haliyle mahalli idare olmadığını iddia etmek mümkün olmayıp, mahalli idare kapsamındadır.Talebin reddi ile Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” Şeklinde görüş belirtmiştir.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Kuruluş” başlıklı 1. maddesinin son fıkrasında; İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğu; aynı Kanunun Ek 5. maddesinde ise bu Kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, ESKİ Genel Müdürlüğü personeli de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kapsamını belirleyen 1. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun Belediyelerde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı; 2. maddesinde de, Devlet memurlarının aylıklarının, ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu Kanunda düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.

Yine, 657 sayılı Kanunun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde; “Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.

(...)” hükmü bulunmaktadır.

13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinin ilk fıkrasında ise;

“Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır) geçemez.

Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavanı kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir.

Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.

Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.

Anılan KHK maddesinde, “özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları”, “kapsama dahil kuruluş” olarak kabul edilmiştir. “Kapsama dahil kuruluş” ibaresinden, asli ve sürekli görevleri ücret, mali ve sosyal haklar dışında 657 sayılı Kanuna tabi personel eliyle yürütülen ve personeli için, ilgili mevzuatları uyarınca, 657 sayılı Kanun hükümleri dışında bir ödeme sistemi getirilen kuruluşların anlaşılması gerekmektedir. Anılan KHK hükmü ile Bakanlar Kuruluna, bu kuruluşlarda çalışan personele ödenen ücretlerdeki artış oranının üst sınırını belirleme yetkisi verilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, personel ücretlerini, Bakanlar Kurulunca belirlenen üst sınır oranı çerçevesinde artırabilmektedirler.

ESKİ Genel Müdürlüğü, yukarıda sayılan adlarla değil “genel müdürlük” adıyla kurulmuştur. Her ne kadar ESKİ Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından yukarıda sayılan “kapsama dahil kuruluş”lardan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Kanunun 1. maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146. maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir.

Ayrıca her ne kadar söz konusu düzenlemede “mahalli idareler ve bunların birlikleri” denilse, bağlı kuruluşlar ifadesi kullanılmasa da; idare hukuku kurallarına göre, bu ifade bağlı kuruluşları da kapsamaktadır.

5018 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde geçen mahallî idare tanımdan ve Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 2, 4. maddesinden de su ve kanalizasyon idarelerinin büyükşehir belediyelerine bağlı kuruluşlar oldukları anlaşılmaktadır.

2560 sayılı Kanunun Ek 5. maddesine göre bu Kanun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanmaktadır. Aynı Kanunun kuruluşu düzenleyen 1. maddesinden su ve kanalizasyon idarelerinin istisnai durumlar dışında görev alanlarının büyükşehir belediyelerinin görev alanı ile sınırlı olduğu açıktır. Bu idarelerin organlarına ilişkin düzenlemelere; Kanunun 4. maddesinde; "İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir.", 7. maddesinin ikinci fıkrasında; "Büyük Şehir Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. (...)" şeklinde yer verildiğinden ve bu hükümler gereği su ve kanalizasyon idarelerinin asıl yönetimini tamamen büyükşehir belediyesi oluşturduğundan bu idarelerin müstakilliğinden söz edilemeyecektir. Su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil genel müdürlük olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığını belirten çeşitli yargı kararları da bulunmaktadır.

Erzurum Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğü aleyhine ERZURUM 2. İDARE MAHKEMESİNİN 09.07.2009 tarih, 2008/1278 Esas ve 2009/981 Karar sayılı Kararı ile ilgili olarak; Anayasanın 160. maddesinin ikinci fıkrasında:“….Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.” 832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır. Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştay’ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir. Bunların yanısıra, Sayıştay Genel Kurulu’nun 5333/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı su ve kanalizasyon idarelerinde görevli daire başkanları ile 1. hukuk müşavirlerine makam ve görev tazminatının ödenmesi konusundadır. 1154 sayılı ilamın 2. maddesi ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak, bu Kanun ile sağlanan haklar dışında, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca da ödeme yapılması hakkındadır. Dolayısıyla konunun 5333/1 sayılı Kararla ilgisi bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dilekçi iddialarının reddi ile, 1154 sayılı ilamın 2’nci maddesiyle toplam 213.345,23 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1154 sayılı ilamın 3’üncü maddesinde, 2560 Sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyonları İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca, memurlara ödenen 2 maaş tutarında ikramiye hesabına taban ve kıdem aylıkları ile eş ve çocuk yardımlarının da ilave edildiği gerekçesiyle toplam 178.896,57 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde, Genel Müdürlüğün Bakanlar Kurulunun 94/6516 Sayılı Kararının 1. maddesi ile Erzurum Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak kurulmuş müstakil bütçeli ve Kamu Tüzel Kişiliğini haiz bir kuruluş olduğunu,

2560 Sayılı Yasanın 6/d fıkrası gereğince Genel Müdürlük tarafından 01.12.2008 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısında "657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışmakta olan, memur personeline 2009 yılında verilecek iki (Temsil, Makam Görev Tazminatları ve Yönetim Kurulu ücretleri hariç) net maaş tutarından ikramiye verilecektir. Ödemeler avans şeklinde ödenebileceği gibi yılı içerisinde tahakkuk yapılarak mahsup edilecektir. Maaş artışlarındaki farklar periyodik olarak ödenebilecektir. Emeklilik ve ölüm hallerinde ödenen ikramiyeler geri alınmayacaktır. 2009 yılı ödeme zamanı 01 Ocak tarihi olarak belirlenmiştir." denildiğini,

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 155.maddesindeki "bu kanunun 36.maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir." denilmesi ile kanunda AYLIK ibaresi geçmediğini, 1981 yılında 2560 sayılı kanun koyucunun maaş ibaresi kullandığını, ama günümüzdeki kanunlarda aylık ibaresinin geçerli olduğunu, İkramiye ödemelerinin aylığın kapsamındaki unsurlara göre yapıldığını, Ekte sunulan bir mahkeme kararına göre -aylık tabiri "Kamu görevlilerine ,fiili kadro karşılığı, rütbe, kıdem ve kıdem yıllarına göre kendilerine her ay itibari ile ödenen parayı" ifade etmektedir. Bunlara ödenen tüm ödentilerin de (aylıkla birlikte ödenen olası olgular iş güçlüğü zammı, özel, hizmet tazminatı, temsil tazminatı, yüksek hakimlik tazminatı gibi) dahil edilmesi gerekir- denildiğini, 657 sayılı kanunun 147.maddesinin aylık kavramı ise, bu kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibarı ile ödenen parayı kapsar hükmünün; 375 sayılı KHK (f) maddesinin taban aylığı ve Kıdem aylığının ödenmesi ile ilgili bu aylıklara hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer personel kanunlarının aylıklarla ilgili hükümler uygulanır, hükmü ile taban ve kıdem aylığınının aylık ilavesinin bir unsuru haline geldiğini, 657 sayılı kanunun 2007/11533 sayılı BKK Maliye Bakanlığının 12433 sayılı genelgesi ,5393 sayılı Belediye Kanunu, 357 sayılı KHK 5434 sayılı Emekli Sandığı kanunu 2004 sayılı İcra İflas Kanunu, 193 sayılı Gelir vergisi kanunu ve hükümlerinde aylık kavramına, tüm ödemeleri kapsayacak şekilde yer verildiğini, Kanunun lafzı ve ruhuyla bir bütün olduğunu 2560 sayılı kanundaki ikramiye hesabına maaş ibaresinin eşit koşullarda çalışanlara eşit ikramiye verilmesi amacıyla tüm ödemeleri kapsar nitelikde olduğunu; Esasında konunun özünün; 375.sayılı KHK 1.maddesi ile yapılan düzenleme ile personel kanunlarında geçen "aylık" yada "maaş" ibaresinin taban ve kıdem aylığını da içine alacak şekilde genişletildiğini,

Ayrıca 375 Sayılı KHK. 1. Maddesinde belirtilen "Taban ve Kıdem aylığı 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz", denildiğini, Oysa memurlara ödenen ikramiyenin 657 sayılı Kanun veya memurlarla ilgili her hangi bir Kanun veya Kanun Hükmünde Kararnameden doğan bir hak olmayıp; 2560 sayılı Kanunun verdiği bir hak olduğunu, Ayrıca 2560 sayılı Yasa gereği verilen ikramiyenin 375 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 1. Maddesinde belirtilen zam, tazminat, ödenek ve ücret niteliğinde olmadığını, Diğer yandan Avrupa İnsan Hakları sözleşmelerinde ödemelerde ihtilaf bulunması halinde, konunun personel lehine ve yorumlanması gerektiğine ilişkin düzenlemeler mevcut olduğunu,

01/08/2010 tarih ve 27659 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." ve yine 6289 Sayılı Kanunun 30 maddesinde belirtilen "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" denildiğini, Genel Müdürlükçe verilen ikramiyelerin Erzurum Büyükşehir Belediyesi Meclisi ki aynı zamanda ESKİ Genel Müdürlüğü Genel Kurulunun kararı doğrultusunda hesaplanarak Genel Kurulun tespit ettiği tarihlerde ödendiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.

Sayıştay Başsavcılığı; “Aylık kavram ve kapsamı 657 sayılı Kanunun yaklaşık 50 yıllık uygulama sürecinde değişiklikler geçirmiştir. Aşınan aylık unsurunun yerine yeni ve ek unsurlar ilave edilmiştir. Uygulamada kamu görevlilerine genel olarak temel maaş, zam ve tazminatlar ile sosyal yardımlar adıyla dört başlık altında ödeme yapılmaktadır. Analitik bütçe sınıflandırmasında da temel maaş unsurları “ Bir kadroya dayalı olarak istihdam edilenlere ilgili mevzuatına göre yapılan aylık, ek gösterge, kıdem aylığı ve taban aylığı ödemeleri, ……………. “ olarak tanımlanmıştır. İkramiye ödenmesini düzenleyen 2560 sayılı Kanunda ifade edilen maaştan kasıt aylık tutarıdır. Dolayısıyla ikramiye ödemesine esas matrah gösterge, ek gösterge, taban ve kıdem aylığından oluşmakta olup, sosyal yardım niteliğindeki aile ve çocuk yardımlarını kapsamamaktadır.

Bu nedenle, temyiz talebinin kabulü ile konunun yargılamanın iadesi suretiyle görüşülmesi için dosyanın Dairesine iadesine karar verilmesi uygun olur.” Şeklinde görüş belirtmiştir.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. Maddesine göre bu kanun diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanmaktadır. Kanunun 1. maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tutulmuştur. Kanunun 6.maddesinin d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.

657 sayılı Kanunun “Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları” başlıklı 155. maddesinde, “Bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.”,

“Göstergeler” başlıklı 43. maddesinin B bendinde; “Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır.” ,

Hükümlerine yer verilmek suretiyle “Aylık” kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.

Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarih ve 1999/81 Karar No.lu Kararında da, 657 sayılı Kanunun 155 ve 43/(B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği, aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği, böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanunda yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı, yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı görüşüne varılmıştır.

Diğer taraftan, 375 sayılı Devlet Memurları Ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmektedir. Düzenlemede her ne kadar “ikramiye” ifadesine yer verilmese de, “her ne ad altında olursa olsun” ile “ve benzeri ödemeler” ibarelerinden, kapsamın sadece sayılan ödeme türleriyle sınırlı olmadığı, “ikramiye” hesabına da taban ve kıdem aylığının dahil edilmeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.

Aylık kavramı, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiğinden, aile yardımının da ikramiye hesabına dahil edilmesi mümkün değildir.

Dilekçiler, 6289 sayılı kanunun 30. Maddesi ile 4688 sayılı kanuna eklenmiş olan geçici 14. Maddesinin 2. Fıkrasında yer alan hükmün dikkate alınmasını istemişse de; sözkonusu hüküm 6009 sayılı kanunun geçici 8. Maddesi ile aynı mahiyette olup sosyal yardım ödemeleri gibi hiçbir mevzuata dayanmadan yapılan ödemeleri kapsadığından tazmine konu ödemeyi bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Bu itibarla, 1154 sayılı ilamın 3’üncü maddesiyle verilen toplam 178.896,57 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. Dilekçiler tarafından 1154 sayılı ilâmın 4’üncü maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak tahsilât bildirilmekte ve belgeleri ibraz edilmekte ise de, hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilât ve ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesiyle ilgili bulunduğundan, bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Daireye Tevdiine,

  2. Dilekçiler tarafından 1154 sayılı ilâmın 5’inci maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak tahsilât bildirilmekte ve belgeleri ibraz edilmekte ise de, hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilât ve ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesiyle ilgili bulunduğundan, bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Daireye Tevdiine,

  3. Dilekçiler tarafından 1154 sayılı ilâmın 6’ncı maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak tahsilât bildirilmekte ve belgeleri ibraz edilmekte ise de, hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilât ve ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesiyle ilgili bulunduğundan, bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Daireye Tevdiine,

  4. 1154 sayılı ilamın 7’nci maddesinde, Antalya’da düzenlenen Doğu Anadolu Belediyeler Birliği eğitim seminerine katılan ESKİ Genel Müdürlüğü personeline, ESKİ bütçesinden seminer ücreti içerisinde karşılanan iaşe ve ibate giderleri için (yol günleri için verilen yevmiye ve diğer yer değiştirme masrafları dışında) ayrıca seminer süresince yevmiye verildiği gerekçesiyle toplam 1.220,50 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde, 6245 sayılı Harcırah Kanununda yurt içinde geçici görevle görevlendirilen kişilerin yemeleri ve yatmaları kurumlarca sağlanması durumunda bu kişilere gündelik ödenmesini kısıtlayan yada bunlara ödenecek gündelik tutarlarında indirim öngören bir hüküm bulunmadığını, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 11/12/1981 tarih ve 2562 sayılı Kanunun 15.maddesi ile değişik 37. Maddesinin, mesleki bilgilerini artırmak amacıyla memuriyet mahalli dışında açılan okul veya kurslara katılan memur ve hizmetlilerin kurs süresince yeme ve yatmalarının sağlanması halinde gündeliklerinde belli oranda indirim yapılmasını ön gören 2. Fıkrasının 14/01/1988 tarih ve 311 sayılı KHK'nin 15. Maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını, Ayrıca konu ile ilgili olarak Sayıştay Temyiz Kurulu'nun 25/11/2008 tarih ve 30487 nolu karan ile bu ödemelerin yapılabileceğine karar verildiğini, ikinci dilekçelerinde ise İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün 24.01.2008 tarihli 2007/26 Sayılı Genelgesinin 3. maddesinde "Konaklama ücretinin eğitim ücretine dahil olması halinde personele ulaşım giderleri ve 1/3 oranında harcırah ödenecektir." Denildiğini, Yapılan ödemelerin de bu genelge doğrultusunda yapıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.

Sayıştay Başsavcılığı; “temyiz talebinde ileri sürülen hususlar tazmin hükmünün kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” Şeklinde görüş belirtmiştir.

6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun "Harcırahın Unsurları" başlıklı 5.maddesinde;

"Harcırah; yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masrafını ihtiva eder. İlgili, bu Kanun hükümlerine göre bunlardan birine, birkaçına veya tamamına müstahak olur.” hükmü yer almıştır.

Aynı Kanunun "Muvakkat Vazife Harcırahı (Yol Masrafı ve Yevmiye)" başlıklı 14.maddesinde ise;

"Aşağıda gösterilen memur ve hizmetlilere muvakkat vazife harcırahı olarak yol masrafı ile yevmiye verilir ve hamal bagaj ve ikametgâh veya vazife mahalli ile istasyon, iskele veya durak arasındaki nakil vasıtası masrafları da ayrıca tediye olunur:

  1. Birinci maddede yazılı kurumlara ait bir vazifenin ifası maksadıyla muvakkaten yurt içinde veya dışında başka bir yere gönderilenlere; (. . . ) " denilmiştir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre harcırah; memuriyet mahallinden başka bir yere giden memurlara katlanmış oldukları giderler karşılığı ödenmesi gereken paradır. Bu Kanuna göre harcırah deyimi, ödenmesi gereken yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafından birini, birkaçını veya tamamını ifade eder. Yol masrafı, yolculukta kullanılacak nakil vasıtası ücretidir. Yevmiye ise; bu yasaya göre yolluk verilmesini gerektiren yolculuk ve oturmalar dolayısı ile ilgililere iaşe (yeme içme) ve ibate (konaklama) giderlerin karşılığı olarak, miktarı yurtiçi için ilgili yıl Bütçe Kanunu ve yurtdışı için Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen gündeliği ifade eder.

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesinde; 02-06.11.2009 tarihlerinde Antalya'da düzenlenen eğitim seminerlerine katılımcı olarak personel gönderildiği, söz konusu seminerler için yapılan ödemede; “herşey dahil sistem” olduğu belirtilmekte iken, seminerlere katılan personele ayrıca 2009 yılı Bütçe Kanunu ile belirlenen miktarda yurtiçi gündeliği verildiği görülmüştür. Söz konusu seminerlere ait tüm giderler (konaklama, kahvaltı, öğle-akşam yemekleri) ilgili organizatör birliğe Belediyece ödendiğinden yukarıda bahsedilen mevzuat hükümlerine göre katılımcılara seminer süresince ayrıca gündelik verilmesi mümkün değildir.

Personelin katıldığı eğitim seminerlerine katılım bedeli olarak; belediye bütçesinden semineri düzenleyen organizatör firmaya yapılan ödemeler ile bu seminerlere katılan personele yolda geçen günler için yevmiye ve yol gideri ödenmesi mümkün olup; ilamda, bu hususun dikkate alınarak yol günleri için verilen yevmiye ve yer değiştirme masrafının kamu zararı hesabına dahil edilmediği anlaşılmaktadır.

Dilekçilerin ikinci dilekçelerinde, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün 24.01.2008 tarihli 2007/26 Sayılı Genelgesine göre harcırah ödendiği belirtilmekte ise de; sözkonusu genelgede “Eğitime katılacak belediye personeli başına ödenecek tutar, konaklama dahil günlük olarak, memur maaş katsayısının 2500 rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmeyecektir. Konaklama ücretinin eğitim ücretine dâhil olması halinde personele ulaşım giderleri ve 1/3 oranında harcırah ödenecektir." denilmektedir. Dilekçiler tarafından eğitim semineri giderlerinin genelgeye uygun olarak ödendiğini gösteren bir bilgi, belge gönderilmediği gibi; personele de 1/3 oranında değil tam harcırah ödendiği görüldüğünden, bu savunmayı kabul etmek mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, dilekçilerin iddialarının reddi ile, 1154 sayılı ilamın 7’nci maddesi ile toplam 1.220,50 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. Dilekçiler tarafından 1154 sayılı ilâmın 8’inci maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak tahsilât bildirilmekte ve belgeleri ibraz edilmekte ise de; tahsilatın hüküm tarihi olan 23.02.2012 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.

Hüküm tarihinden sonra yapılan tahsilatlar hükmün infazı mahiyetinde olduğu için bu hususta KURULUMUZCA YAPILACAK BİR İŞLEM BULUNMADIĞINA,

Karar verildiği 17.02.2015 tarih ve 40029 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim