Sayıştay 7. Dairesi 36588 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
36588
26 Mart 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2003
-
Daire: 7
-
Dosya No: 36588
-
Tutanak No: 36855
-
Tutanak Tarihi: 26.03.2013
-
Konu:
KARAR
1137 sayılı ek ilam ile; Osmaniye Sağlık Müdürlüğünde görevli doktor Umut Şimşek’e istifa etmesine rağmen maaş ödenmesi nedeniyle 12.112.740.000 (12.112,74) TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Kamu hizmetinin teşkilatlanma ve işin simetrik bir tarzda ehil personelle gördürülmesi şeklinde yürütüldüğünü, Kamu kurum ve kuruluşları, gelişen ve değişen düzen içinde "personellerinin tüm özlük durumlarını tek elden idare ederken; ilamda belirtilen tarihlerde personel özlük konularının ayrı ayrı ellerden yürütülmesi biçimi benimsenmiş olduğunu,
Dr. Umut Şimşek her ne kadar istifa etmişse ve bu istifa Sağlık Bakanlığınca uygun görülmüş ve kabul edilmişse de bu kararın, Dr. Umut Şimşek'e tebliğ edilemediğini,
209 sayılı KHK döneminde yukarıda zikrettiğimiz teşkilatlanmadaki parçalı yapı neticesinde de istifa durumunun maaş mutemet birimine intikal etmediğini ve ödemelerin yapılmaya devam ettiğini,
Hukuk kurallarının uygulanmasında bir kısım ilkelerin olduğunu, bu ilkelerden en başta gelenin "sonraki kuralın, önceki kuralı dışladığı" ilkesi olduğunu, temyiz konusu olayda "haksız eylem neticesinde meydana gelen kamu zararlarının tazmini amaçlandığını, bu yapılırken sadece 1050 sayılı Kanunda gösterilen sorumluluk hallerinden hareket edilmesine rağmen bu kanundan sonra yürürlüğe giren ve sorumluluk hukuku bakımından daha özel hükümler getiren 5018 sayılı Kanunun uygulanmamasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu,
Mezkur sayılı kanunda, sorumlulukla ilgili olarak "kusur" ilkesinin kabul edildiğini, "kusursuz sorumluluk" hallerinin "sayma" yoluyla belirtilmekle bu durumun istisnai hallerde tatbikinin gerekliliğinin vurgulandığını,
Bütün bunların yanında "istihdam edene müstahdemlerinin çalışmalarından dolayı bir sorumluluk izafe edilirken; müstahdemin sorumluluğunun sadece "kusur" esaslarına tabi olduğunun düzenlendiğini,
Şahsına izafe eden hiçbir kusur yokken, kusurlu davranışının tazminini gerektiren yasal mevzuatta bir düzenleme bulunmazken, ayrıca haksız kazanç elde etmiş olan Dr. Umut Şimşek hakkında Kadıköy 4. Asliye Hukuk mahkemesinin 2000/402 esasına kayden açılmış olan davada uğranılan zararın Dr. Umut Şimşek tarafından tahsili gerektiği bilirkişi incelemesiyle anlaşılmışken, bu hususlardan sarfı nazar edip, haklarında bu şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu,
Kurumun sorumluları belirlemek amacıyla 4483 sayılı Kanun gereğince soruşturma başlattığını, kendisi ile ilgili adli yönden herhangi bir kovuşturmaya gerek olmadığı kanaatine varıldığını,
Ayrıca bu konuda maaş ödemesiyle ilgili tahakkuk evrakları sadece tahakkuk memurunun onayı ile değil, ita amiri ve muhasebe yetkilisinin de onayıyla ödenebildiğinden sadece tahakkuk memurunun da bu konuda sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun olmadığını,
Dilekçe ekinde sunulan Cumhuriyet Başsavcılığının ek soruşturmaya yer olmadığına dair karar ve konu ile ilgili iddianamesi çerçevesinde yeniden değerlendirilerek itirazımın kabulü ile hükmün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık;
“Osmaniye Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü 2002 yılı hesabının 7. Dairece yargılanması sonucu çıkarılan 02.11.2010 tarih ve 1137 sayılı ilamın 1. maddesi ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılması için, Tahakkuk Memuru Ertan ATCI tarafından verilen temyiz dilekçesi incelenmiş olup, ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiştir. Çünkü:Sağlık Müdürlüğünde görevli doktor Umut ŞİMŞEK 15.05.2000 tarihinde istifa etmesine rağmen maaş ödenmesine devam edilmiştir. 1050 sayılı yasa Tahakkuk Memurlarını, ödeneklerin zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından sorumlu tutmuştur. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/3141 sayılı EK kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı Dolandırıcılık ve Görevi Kötüye Kullanma suçu ile ilgili olarak verilmiş bir karardır. Sayıştay’ca verilen karar ise fazla ödemeyle ilgili bir karardır. Her iki kararın bir biriyle ilgisi yoktur. Nitekim Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının kararında da “şüphelilerden söz konusu paraların hukuki yollarla tahsil edilmesi” gerektiği hususu belirtilmiştir. Sayıştay’ca verilen tazmin kararı fazla ödenen paranın hukuki yollarla tahsili demektir.
İzah edilen nedenden dolayı Daire Kararının onanmasına,” şeklinde görüş bildirilmiştir.
Tahakkuk memurunun tanımı ve sorumluluğu ile ilgili hususlar 1050 sayılı yasada belirtilmiştir. Yasanın 8.maddesinde; Kanun ve tüzüklere uygun olarak Devlet gelirlerini gerçekleştirip tahsil edilebilir duruma getirenlere gelir tahakkuk memuru, Devlet giderlerini mevzuata uygun biçimde gerçekleştirenlere de gider tahakkuk memuru denildiği,
Aynı yasanın 13.maddesinde gelir ve gider tahakkuk memurlarının düzenledikleri belgelerin doğruluğundan ve kanunlara uygunluğundan sorumlu oldukları, hükümleri yer almıştır.
Yasanın 22.maddesinde ise;
“…
A)Tahakkuk memurları, ödeneklerin zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından, programlanmış hizmetlerin zamanında yerine getirilmesinden sorumlu, ita amirleri de bu hususları gözetmekle yükümlüdürler.
Bu Kanunun uygulanmasında hangi görevlilerin gider tahakkuk memuru sayılacağı, bütçe kanunlarındaki ayırım da gözönünde bulundurularak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca belli edilir. Tahakkuk memuru sayılanlara ita amirliği yetkisinin verilmesi durumunda tahakkuk memurluğu görevi yetki kademesindeki en yakın yönetici tarafından yürütülür. Bu durumda ita amiri ve tahakkuk memuru yukarıdaki hususlardan birlikte sorumlu olurlar.”denilmiştir.
Bu nedenle ilama konu olayda verile emri ve tahakkuk müzekkeresi belgelerine Tahakkuk memuru olarak imza atan dilekçinin, sorumluluğa ilişkin itirazı yerinde değildir.
Dilekçinin sorumluluğun genişletilmesi gerektiğine ilişkin itirazı değerlendirildiğinde; 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 81. maddesinde, saymanlarca bütçeye ilişkin bir giderin ödenmesi, ita amiri tarafından imzalanmış bir verile emri veya kredi emrine dayanması gerektiği ifade edildikten sonra, Saymanların verile emri üzerinde yapacakları incelemenin;
a) Giderin kendisine verilen yetki içinde bulunması,
b) Giderin bütçedeki tertibine uygunluğu,
c) Verile emrine bağlı yüklenme ve gerçekleştirme evrakının tamam olması,
d) Maddi hata bulunmaması,
e) Giderin kanun, tüzük ve kararlara uygunluğu,
v) Hak sahibinin kimliği hususlarına ait olduğu, hükme bağlanmıştır.
Yine 1050 sayılı Kanunun 13.maddesinde; “Gelir ve gider gerçekleştirme memurları ile saymanlar düzenledikleri evrakın sıhhatindenve kanunlara uygunluğundan sorumludurlar.Memurların, kanuna aykırılıktan sözederek yapılmasından sakındıkları ödemenin yerine getirilmesi ita amirleri tarafından yazılı olarak bildirilir ise sorumluluk, emri veren ita amirlerine ait olur.
…”denilmiştir.
Madde hükmüne göre, İta amiri gerçekleştirilen devlet giderinin ödenebilmesine izin vermektedir.İta amirinin sorumluluğu, kanuna aykırılığı ileri sürmek suretiyle ödemekten sakındıkları konularda ödemelerin yapılmasını yazılı olarak istediği yani sorumluluğu yüklendiği anda doğmaktadır.
Tahakkuk birimi olan İl Sağlık Müdürlüğünden Muhasebe Müdürlüğüne söz konusu personelin istifaen görevden ayrıldığına dair herhangi bir resmi bilgi ve belge gelmediği, Personelin özlük haklarını etkileyen değişikliklerin, tahakkuk birimince takip edilip saymanlığa bildirilmediği dolayısıyla saymanın konuyu bilmesine olanak bulunmadığı ve ita amiri tarafından verilmiş bir sorumluluk üstlenme yazısının mevcut olmadığı anlaşıldığından sorumluluğun genişletilmesi talebinin reddine,
Karar verildiği 26.03.2013 tarih ve 36855 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01