Sayıştay 7. Dairesi 35705 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

35705

Karar Tarihi

30 Ekim 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 7

  • Dosya No: 35705

  • Tutanak No: 37760

  • Tutanak Tarihi: 30.10.2013

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1313 sayılı ilamın 1. maddesi ile İl Özel İdaresi Genel Sekreterine ait maaş ödemelerinde yasa ile belirlenen tutardan daha fazla tutarda ödemede bulunulması (213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13. maddesi uyarınca yalnızca Maliye Bakanlığı personeline yapılan ek ödemenin ödenmesi) neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesi ile 10.957,33 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler birinci dilekçesinde özetle; Genel Sekreterlerin özlük haklarıyla ilgili düzenleme Yasa'nın 36. maddesinin dördüncü fıkrası hükmünde yer aldığını,

Yasa'nın 36. maddesi, genel sekreterlerin mali ve sosyal haklarını tek tek saymayıp, "genel sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar." diyerek başka bir kurum personelinin mali ve sosyal hakkına atıfta bulunmak suretiyle düzenlediğini,

Yasa'nın 36. maddesi hükmüne bakıldığında; genel idare hizmetleri sınıfından olma, bakanlık genel müdürü veya müstakil daire başkanı olma, ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanmanın emsal almada Yasa'nın aradığı temel şartlar olduğunu, burada sayılan şartların hepsi aynı oranda anlaşılır nitelikte olmadığını,

Yasa'nın 36. maddesinin dördüncü fıkrasında, "bakanlık genel müdürü ve müstakil daire başkanı" ifade edilmesine rağmen hangi bakanlığın emsal alınacağının belirtilmediğini, 5302 sayılı Yasa'nın "Tanımlar" başlığında da "bakanlık" tanımının yer almadığını,

Yasa'nın 36. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenlemede açıklanması gereken ikinci konunun ise "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar" hükmünde, "ilgili mevzuatın" kapsamının ne olduğu ile ilgili "tüm haklardan aynen yararlanma" kavramı içinde ne tür hakların yer aldığı olduğunu,

Bakanlık genel müdürleri ve müstakil daire başkanlarının, 657 sayılı Yasa'dan kaynaklanan mali haklarının şu şekilde olduğunu;

MAAŞIN UNSURLARI BAKANLIK

Genel Müdür Müstakil Daire Başkanı

  1. Ek Gösterge Aylığı 6.400 3.600

  2. Taban Aylığı 1.000 1.000

  3. Yan Ödeme Aylığı 1.950 1.700

  4. Özel Hizmet Tazminatı % 330 % 210

  5. Makam Tazminatı 7.000 3.000

  6. Temsil veya Görev Tazminatı 17.000 9.000

  7. Diğer Gösterge ve Kıdem Aylığı Gösterge ve Kıdem Aylığı

Ancak, bazı bakanlıklarda görev yapan genel müdür ve müstakil daire başkanlarına 657 Sayılı Yasa ile sağlanan mali ve sosyal haklar dışında başka yasalarla da ek mali haklar sağlandığını,

Örneğin; Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıklarda ayrıca "ek ödemeler" bulunduğunu, il özel idaresi genel sekreterinin mali ve sosyal hakları hesaplanırken, 5302 Sayılı Yasa'nın 36. maddesi hükmünde özellikle de "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar" ifadesi kullanıldığına göre bu bakanlıkların hangisinin esas alınacağının soru işareti teşkil ettiğini,

Genel sekreterin mali ve sosyal hakları Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 31.08.2007 gün ve 16890 sayılı görüşüne konu olduğunu ve Maliye Bakanlığı görüşünde; 5302 Sayılı Yasa'nın 36. maddesinin dördüncü fıkrasındaki "genel sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir Belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar" hükmünü dayanak göstererek, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü ile aynı sınıfa dahil müstakil daire başkanının mali ve sosyal hakları 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 27.01.2000 tarih ve 4505 Sayılı Kanunun 5. maddesi ve bunlara istinaden yürürlüğe konulan diğer ilgili mevzuatta düzenlenmiş bulunduğunu belirterek, bu mevzuattaki mali ve sosyal hakları listelediğini,

Maliye Bakanlığı bu görüşünde bakanlık genel müdürü ve müstakil daire başkanının 657 Sayılı Yasa'da yasada yazılı haklarını sıraladığını, ancak 5302 Sayılı Yasa'nın 36. maddesi hükmü kapsamında, "ilgili mevzuat", "tüm haklardan yararlanma" ve "aynen yararlanma"nın ne olduğu, Bakanlıktan hangi bakanlığın kastedildiği gibi hususlardan hiçbirisini açıklamadığını,

Yerel yönetimler üzerinde ağırlıklı olarak idari ve vesayet yetkisinin İçişleri Bakanlığınca kullanılması ve il özel idaresinin başında vali olması nedeniyle, "bakanlık" ifadesinden İçişleri Bakanlığının anlaşılarak emsal alınması gerektiğini ifade edenler olsa da, İçişleri Bakanlığında genel idare hizmetleri sınıfından genel müdür ve müstakil daire başkanı bulunmadığını, diğer taraftan il özel idareleri İçişleri Bakanlığı dahil hiçbir bakanlığın taşra teşkilatı olmadığı gibi, kamu tüzel kişiliğine sahip merkezi yönetimden ayrı bir yerel yönetim birimi olduğunu, mevzuatın; sözlük tanımı itibariyle, yürürlükte olan bütün yasa ve buna bağlı düzenlemeleri ifade ettiğini, bu tanıma bakıldığında 5302 Sayılı Yasa'nın 36. maddesinde yer alan "ilgili mevzuat" kavramı içinde sadece 657 Sayılı Yasa ile sağlanan mali ve sosyal hakların yer almadığını, memurlara mali ve sosyal hak ile diğer hakları sağlayan bütün yasa ve düzenlemeler yer aldığını,

5302 Sayılı Yasa'nın 36. maddesinde yasa koyucu, genel sekreter için bakanlık müstakil daire başkanının 657 Sayılı Yasa'dan kaynaklanan bütün haklarından aynen yararlanır demediğini, yasa koyucunun kastı bu şekilde olsaydı, pekâlâ bunu 5302 Sayılı Yasa'nın 36. maddesinde açıkça yazacağını,

Yukarıdaki açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 5302 Sayılı Yasa'nın 36. maddesi hükmünde geçen özellikle "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır" ifadesi karşısında, genel sekreterlerin mali ve sosyal hakları hesaplanırken, genel idare hizmetleri sınıfından müstakil daire başkanı istihdam eden bakanlıklardaki en yüksek mali ve sosyal hakların esas alınması gerektiğinin düşünüldüğünü, çünkü personel hukukunun temel ilkelerinden birisinin de "lehte olanın uygulanması" kuralı olduğunu,

657 Sayılı Yasa'da düzenlenen mali ve sosyal haklara ilaveten, diğer yasalarla mali ve sosyal hak alan bakanlıklar ile bu bakanlıkların genel müdürü ve müstakil daire başkanı "ek ödeme" oranlarının şu şekilde olduğunu;

Bakanlık Genel Müdür Oranı TL

Maliye Bakanlığı %185 869,7

(213 sayılı Yasanın Ek-13.mad.)

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı %185 869,7

(4077 sayılı Yasanın 29.mad.)

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı %150 869,7

(3146 sayılı Yasanın 39.mad.)

Tabloda görüldüğü gibi en yüksek "ek ödeme" oranının Maliye Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığında yer aldığını, açıklanan gerekçeler nedeniyle il özel idaresi genel sekreterlerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen 5302 sayılı Kanunun 36. maddesindeki "Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü (...) için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar" hükmüne istinaden bu Bakanlıkların genel müdürünün her türlü Yasa'dan kaynaklanan mali ve sosyal hakları esas alınarak hesaplanması gerektiği düşünülerek ödeme yapıldığını,

Anayasa Mahkemesinin 20.03.2008 tarih ve 2006/109 Esas, 2008/82 Karar sayılı kararında; "Anayasanın 10. maddesinde; herkesin, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşit olduğu vurgulanmış, Devlet organları ve idari makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu eşitlik ilkesi ile birbiriyle aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanmasının sağlanmasının amaçlandığı, aynı hukuksal durumda olanlar için yapılan farklı düzenlemelerin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğuna karar verilmiştir." ifadelerinin yer aldığını,

Yine Anayasanın 55. maddesi "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet çalışanların yaptığı işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır." hükmünü içerdiğini,

Kanun önünde eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık yapılmasını önlemek olduğunu,

Bu kapsamda; söz konusu eşitsizliğin 03 Kasım 2011 tarih ve 28104 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair" 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de giderildiğini,

01 Ağustos 2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararma müstenit olmamak kaydıyla, bu kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." denildiğini,

Ayrıca, Bursa İl Özel İdaresinin 2008 Mali yılı hesabının Sayıştay 1. Dairesince yapılan yargılamasında 5, 6 ve 7. maddelerinde; “(…) yapılan ödeme 6009 Sayılı Kanunun geçici 8. maddesi kapsamında olduğundan; ilişik bir husus bulunmadığına, sorumluların beraatına oy çokluğuyla, karar verildi." denildiğini belirtmiş,

Bu nedenle, 6009 Sayılı Kanunun geçici 8. maddesi gereğince ve yukarıda ifade edilen diğer gerekçelerle tazmin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık birinci karşılamasında; “Bitlis İl Özel İdaresi Saymanlığı 2008 yılı hesabının 7. Dairece yargılanması sonucu çıkarılan 28.04.2011 tarih ve 1313 sayılı ilamın 1. ve 2. maddeleri ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılması için, Harcama Yetkilisi Nizamettin MUŞLU, Muammer GÜLER ve Gerçekleştirme Görevlisi İbrahim SAÇIN tarafından verilen temyiz dilekçesi incelenmiş olup, ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiştir. Çünkü:

Yasa hükmüne göre İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin, tüm Bakanlık Genel Müdürleri için öngörülen hizmet sınıfı esas alınarak belirlenmiş haklardan yararlanması gerekmektedir. Sadece Maliye Bakanlığı mensuplarının 213 sayılı yasaya istinaden aldıkları 213 sayılı yasa uyarınca yapılan EK ödemeden Özel İdare Genel Sekreterlerinin istifade ettirilmese mevzuata aykırıdır. Ayrıca yapılan ödeme maaş ödemesi olup özlük haklarıyla ilgilidir. 6009 sayılı yasanın geçici 8. maddesi ise sosyal denge tazminatı, bayram harçlığı gibi EK ödemelerle ilgili olduğundan yapılan ödemeyi kapsamaz. İzah edilen nedenlerden dolayı Daire Kararının onanmasına karar verilmesi mütalaa olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçiler ikinci dilekçesinde özetle; zimmete konu olan fazla ödemenin Genel Sekretere yapılan özel hizmet tazminatından kaynaklandığını; Genel Sekreterlerin katıldığı bir seminerde özlük haklarına ilişkin verilen bilgiler doğrultusunda, idarede yetki yönünden Validen hemen sonra gelen Genel Sekreterin kendisine ödenecek özlük haklarını belirtip maaşının o veriler doğrultusunda belirlenmesi talimatı vermesi üzerine fazla ödemeye konu olan farkın bordroya eklendiğini,

Ödemenin yapıldığı harcama kaleminin ise İl Özel İdaresi Bütçesinde Genel Sekreterlik harcama birimi altında kodlanmış olduğunu, bu harcama biriminin harcama yetkilisi genel sekreter olduğunu, Genel Sekreter buradaki harcama yetkililiğini İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne devrettiğini, yani asıl harcama yetkilisinin Genel Sekreter olduğunu,

Temyiz başvurusunda belirttikleri nedenlerden dolayı Genel Sekreterin aldığı özel hizmet tazminatının haklı gerekçelere dayandığı kanaatinde olduklarını belirterek belirtilen nedenlerle tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılamasında; “İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 24.01.2012 tarih ve 10127/16800 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Sorumluluk ile ilgili olarak;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31. maddesinde;

“Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.

Ancak, teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri Bakanlığının, diğer idarelerde ise Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir.

(…)

Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde; idareler, merkez ve merkez dışı birimler ve görev unvanları itibarıyla harcama yetkililerinin belirlenmesine, harcama yetkisinin bir üst yönetim kademesinde birleştirilmesine ve devredilmesine ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Harcama yetkisinin devredilmesi, yetkiyi devredenin idarî sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.”

Aynı Kanunun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32. maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” denilmektedir.

14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı “5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararı”nda;

“(…)

c) Harcama Yetkisinin Devri Halinde Sorumluluk:

5018 sayılı Kanunun 31’inci maddesinin birinci fıkrasında, harcama yetkilisi, “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisidir” şeklinde tanımlanmış, dördüncü fıkrasında, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde merkez ve merkez dışı birimler ve görev unvanları itibarıyla harcama yetkililerinin belirlenmesine, harcama yetkisinin bir üst yönetim kademesinde birleştirilmesine ve devredilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca belirleneceği öngörüldükten sonra, harcama yetkisinin devredilmesinin, yetkiyi devredenin “idari sorumluluğunu” ortadan kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.

(…)

Literatürde de yetki devri halinde, yapılan işlemin yetki devredilenin işlemi olduğu ve dolayısıyla bu işlemden doğan sorumluluğun yetki devredilen makama geçtiği genel kabul gören bir husustur.

3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 38’inci maddesinde yetki devrinin, yetki devreden amirin sorumluluğunu kaldırmayacağı belirtilmekte ise de, 5018 sayılı Kanun, 3046 sayılı Kanuna göre özel kanun niteliğindedir. Ayrıca, 3046 sayılı Kanunun “Sorumluluk ve Yetkiler” başlıklı üçüncü kısmında yer alan anılan 38’inci maddede geçen sorumluluk, aynı Kanunun “Yöneticilerin sorumlulukları” başlıklı 34’üncü maddesinde, yöneticilerin, yapmakla yükümlü oldukları görevleri, bakanlık emir ve direktifleri yönünde mevzuata, plan ve programlara uygun olarak düzenlenmesi ve yürütülmesinden bir üst kademeye karşı sorumlu olduklarına ilişkin hiyerarşik veya idari sorumluluk olup, 5018 sayılı Kanunun 31’inci maddesinin, harcama yetkisinin devredilmesinin, devredenin idari sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağına ilişkin dördüncü fıkrasıyla aynı paraleldedir.

Anılan 31’inci maddenin harcama yetkisinin devri halinde idari sorumluluğun sürmesini öngören hükmü, işin tabiatına da uygundur. Zira, 5018 sayılı Kanunun üst yöneticilerin hesap verme sorumluluğuna ilişkin 11’inci maddesinin son fıkrasında, üst yöneticilerin, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getireceklerinin belirtilmiş olması karşısında, harcama yetkililerinin idari sorumluluklarının sürmesi, işin gereğinden kaynaklanmaktadır.

Harcama yetkisini devreden harcama yetkilisinin mali sorumluluğunun bulunmaması, 5018 sayılı Kanunla öngörülen mali sorumluluk sisteminin de doğal bir sonucudur. 5018 sayılı Kanundan önceki mevzuatımızda mali sorumluluk için yegâne şart, mevzuata aykırılık olup, buna ilaveten zarar, kusur gibi başkaca bir şart öngörülmemiştir. Sorumlulukta sadece mevzuata aykırılığın yeterli sayıldığı bu sistem, 5018 sayılı Kanunla değiştirilmiş bulunmaktadır. Gerçekten, bu Kanunun 71’inci maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır” şeklinde tanımlanarak kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak unsurlar a-g işaretli bentlerde sayılmıştır. Gerek bu madde gerek diğer maddeler nazara alındığında 5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğun şartları şöylece sıralanabilir:

-Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.

-Ortada bir kamu zararı olmalıdır.

-Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.

Bu yeni sorumluluk sisteminde objektif (kusursuz) sorumluluk anlayışından vazgeçilmiş bulunulmaktadır.

Harcama yetkilisinin, harcama yetkisini devretmesi halinde harcama yetkisi, devralana geçtiğinden harcama yetkisine ilişkin karar, işlem ve eylemler devir alan tarafından gerçekleştirilmekte, yetkisini devreden harcama yetkilisinin mevzuata aykırı karar alması, işlem yapması veya eylemde bulunması söz konusu olmamaktadır.

Yetkisini devretmek suretiyle harcama sürecinin dışında kalan harcama yetkilisinin kasıt, kusur veya ihmalinden de söz edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemi bulunmayan kasıt, kusur veya ihmali söz konusu olmayan ve bu haliyle herhangi bir zarar ika etmesi de mümkün olmayan harcama yetkilisine mali sorumluluk yüklenmesi mümkün bulunmamaktadır. Harcama yetkilisinin bu durumda sorumlu tutulması, hem 5018 sayılı Kanunla hem de hukukun genel ilkeleriyle bağdaştırılamaz.

5018 sayılı Kanunun anılan 31’inci maddesinin dördüncü fıkrasının harcama yetkisinin devrinin yetkiyi devredenin idari sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı yolundaki hükmünde geçen idari sorumluluğun, mali sorumluluğu da içerdiği söylenemez. Zira “idari sorumluluk” ve “mali sorumluluk” ayrı kavramlar olup, idari sorumluluk, mali sorumluluğu içermemektedir. Gerçekten 5018 sayılı Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında düzenlenen Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda “mali yönetim alanında siyasi, idari ve mali sorumluluk birbirinden ayrılmakta, … harcama yetkilisinin, mali yönden yaptığı harcamaların mevzuata uygunluğundan, yönetsel yönden ise verimlilik, etkinlik ve tutumluluk ilkeleri çerçevesinde sorumluluğu düzenlenerek görev, yetki ve sorumluluklar açık bir şekilde ortaya konulmakta, yetki-sorumluluk dengesi yeniden kurulmaktadır” denilmek suretiyle idari ve mali sorumluğun ayrı sorumluluk türleri olduğu açıkça ifade edilmiştir. Sayıştay açısından mali sorumluluğun bir tazmin sorumluluğu olmasına karşın, 31’inci maddenin dördüncü fıkrasında geçen idari sorumluluk, 657 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi anlamında, Devlet memurlarının, amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli ve sorumlu olduklarına dair yönetsel bir sorumluluktur.

Bahse konu 31’inci maddenin dördüncü fıkrasında harcama yetkisinin devrinin idari sorumluluğu kaldırmayacağı belirtilmektedir. Bunun mefhumu muhalifinden harcama yetkisinin devri halinde, devredenin mali sorumluluğunun ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Gerçekten Kanun Koyucu, harcama yetkisinin devri halinde mali sorumluluğun da sürmesini amaçlamış olsaydı, pekâlâ mali ve idari sorumluluğun ortadan kalkmayacağını açıkça ifade eder ya da yetki devrinin kapsayıcı şekilde sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını belirtmekle yetinebilirdi. Bu yapılmamış, sadece idari sorumluluğun ortadan kalkmayacağına vurgu yapılmıştır.

Dolayısıyla, harcama yetkisinin devredilmesi, yetkiyi devredenin idari sorumluluğunu kaldırmamakla birlikte, yetkiyi devreden harcama yetkilisinin mali sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır.

Bu nedenlerle, harcama talimatının kullanılmasından doğan sorumluluğun, harcama yetkisinin devredildiği görevliye ait olması gerektiğine çoğunlukla, karar verilmiştir.”

Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar ödemenin yapıldığı harcama kalemi Genel Sekreterlik harcama birimi altında kodlanmış ve İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne yetki devri yapılmış olsa, asıl harcama yetkilisi Genel Sekreter olduğu iddia edilse ve harcama yetkisinin devri yetkiyi devredenin “idari sorumluluğunu” ortadan kaldırmasa da mezkur Genel Kurul Kararında belirtilen nedenlerle yetki devri, yetkiyi devreden harcama yetkilisinin mali sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Yine aynı karara göre harcama talimatının kullanılmasından doğan mali sorumluluk, harcama yetkisinin devredildiği görevliye ait olması gerekmektedir.

Bu itibarla, dilekçilerin sorumluluk ile ilgili iddialarının reddine karar verilerek konunun esasına geçilmesine karar verildi.

Konunun esasına ilişkin olarak;

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Norm Kadro Ve Personel İstihdamı” başlıklı 36. maddesinde; “Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” hükmü yer almaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununa 3418 sayılı Kanunun 32. maddesi ile ek 13. madde eklenmiş ve bu maddenin 4. fıkrası (a) bendi ile Maliye Bakanlığı personeline ek ödeme yapılması için yetki verilmiş ve verilen yetkiye istinaden de, “Maliye Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esaslar” ile bu esaslara “ekli cetvellerde” gösterilen oranlarda Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında çalışan memurlar ile sözleşmeli personeline (bağlı kuruluşların kadro karşılığı sözleşmeli personeli hariç), 08.05.2007 tarihli Bakan oluruyla ek ödemede bulunulmasına ilişkin usul ve esaslar tespit edilmiştir.

Maliye Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esasların, “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde “Bu usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında çalışan memurlar ile sözleşmeli personeli (bağlı kuruluşların kadro karşılığı sözleşmeli personeli hariç) kapsar.” denilmektedir. “Ek Ödeme Oran ve Miktarları” başlıklı 3. maddesinde “Bu usul ve esaslar kapsamına giren personele en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) ekli cetvellerde yer alan oranların uygulanması suretiyle hesaplanan miktarlarda ek ödeme yapılır.” denilmiş olup, ekli 1 Sayılı Cetvelin 2. sırasında “Müsteşar Yardımcısı, Kurul Başkanı, Genel Müdür, Strateji Geliştirme Başkanı, Maliye Yüksek Eğitim Merkezi Başkanı için %195” oranında ek tazminat öngörülmüştür. Bu esaslar, Yürürlük başlıklı 6. maddedeki “Bu usul ve esaslar 15.05.2007 tarihinde yürürlüğe girer.” hükmü ile son bulmuştur.

5302 sayılı Kanunun 36. maddesinde belirtilen “ilgili mevzuat” ve “haklar” ibarelerinden; üstlenilen görevin özelliği ve hizmet gereği gibi farklı nedenlerle ödemeler öngören mevzuat hükümleri değil, görev yaptığı kurum ne olursa olsun, “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık genel müdürleri” ve “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık müstakil daire başkanları” için istisnasız aynı miktar ve oranda mali hakların (aylık, ek gösterge, taban aylığı, kıdem aylığı, iş güçlüğü zammı, temininde güçlük zammı, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı, görev tazminatı, denge tazminatı) ödenmesini düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 4505 sayılı Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanun ile 375 ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler olarak anlaşılması gerekmektedir.

Bunun dışında hizmetin gereği ve özelliği gibi nedenlerle, Bakanlıklara göre farklılık arz eden ve bir kısmında hiç ödenmeyen; ek ödeme, fon, ikramiye, teşvik ikramiyesi, döner sermaye ve katkı payı gibi ödemeleri öngören özel nitelikteki mevzuatı, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesindeki “ilgili mevzuat” ve “haklar” kapsamında yorumlayıp, il özel idare genel sekreterlerine, genel sekreter yardımcılarına ve daire başkanlarına da kıyasen uygulamanın hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Bu durum, Sayıştay Dairelerinin ilamları üzerine Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 07.05.2009 tarihli 2009/41 sayılı genelgesi ile teyit edilerek, il özel idarelerince buna göre uygulama yapılması istenilmiştir.

Dilekçi, ilamda yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine 5302 sayılı kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen ek ödemeyi (Maliye Bakanlığı personeli olmadığı için), bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Dilekçede ifade edilen 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ise 2 Kasım 2011 tarihinde yürürlüğe girdiğinden 2008 yılında yapılan ödemelere yasal dayanak teşkil etmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1313 sayılı ilamın 1. maddesiyle 10.957,33 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1313 sayılı ilamın 2. maddesi ile İl Özel İdare Genel Sekreteri Fevzi TAŞDEMİR’e makam ve görev tazminatı ödendiği halde denge tazminatının da (ek ödeme) ödenmesi neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesi ile 973,35 TL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.

İşbu bu ilamın 1. maddesinde belirtilen gerekçelerle; dilekçi tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiş, başsavcılık, daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

Sorumluluk ile ilgili olarak; işbu ilamın 1. maddesinde sorumluluk ile ilgili belirtilen gerekçelerle, dilekçilerin sorumluluk ile ilgili iddialarının reddine karar verilerek konunun esasına geçilmesine karar verildi.

Konunun esasına ilişkin olarak;

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek ödemeye ilişkin Ek 3. maddesinin 1. fıkrasında ek ödeme yapılacak kurumlar belirtildikten sonra 2. fıkrasında aynen;

“Birinci fıkra kapsamına giren personelden; her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenler ile sosyal hizmet kuruluşlarında görev yapan öğretmenler hariç olmak üzere fiilen yapılmayan ders karşılığı ek ders ücretinden yararlananlara, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesi, 19/6/1979 tarihli ve 2252 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi, 16/4/2003 tarihli ve 4848 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 1/5/2003 tarihli ve 4856 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi, 10/11/2005 tarihli ve 5431 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin son fıkrasında öngörülen ödemelerden yararlananlar ile makam, yüksek hakimlik, temsil veya görev tazminatından yararlananlara, kadro karşılığı sözleşmeli olarak istihdam edilenlere, bir kadroya açıktan, kurum içinden veya kurum dışından vekâlet ettirilenlere vekâlet edilen görev nedeniyle birinci fıkraya göre ödeme yapılmaz. Söz konusu ödemelerin ilgili mevzuatında yer alan hükümlere göre idarî veya başka nedenlerle aylık veya dönemsel olarak ödenmemesi bu sürelerde birinci fıkraya göre ödeme yapılması sonucunu doğurmaz.” denilmektedir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükmü uyarınca, mezkur Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 3. maddesinin 1. fıkrasında il özel idareleri sayılsa da 2. fıkrasında makam veya görev tazminatından faydalananlara bu ödemenin yapılamayacağı belirtildiğinden il özel idare genel sekreterine ayrıca ek ödeme yapılması mümkün değildir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1313 sayılı ilamın 2. maddesiyle 973,35 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 30.10.2013 tarih ve 37760 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim