Sayıştay 7. Dairesi 35023 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
35023
9 Aralık 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 7
-
Dosya No: 35023
-
Tutanak No: 39752
-
Tutanak Tarihi: 09.12.2014
-
Konu:
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 1000 sayılı ilamın 1. maddesiyle 1990–2003 yılları arasında tahakkuk eden emlak vergilerinin gerekli takip, haciz ve tahsil işlemlerinin yapılmaması sonucunda kamu gelirinin zamanaşımına uğratılması nedeniyle 874.361,49 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; A) Öncelikle, Tazmin Kararı 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun Zamanaşımını düzenleyen 74. maddesi hükmüne aykırı olduğunu;
5018 sayılı Yasanın "Zamanaşımı" başlıklı 74. maddesinde; "Kamu zararının meydana geldiği ve bu Kanunda belirtilen para cezalarının verilmesini gerektiren fiilin işlendiği yılı izleyen malî yılın başından başlamak üzere zamanaşımını kesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıyla onuncu yılın sonuna kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamu zararları ile para cezaları zamanaşımına uğrar." denildiğini, Sayıştay 2008 hesap yılı denetiminde, 1990-2003 yılları arası tahakkukların incelendiğinin belirtilerek bu dönem için alacakların tahsil zamanaşımına uğratılarak kamu zararına sebep olunduğunun belirtildiğini,
Sayıştay denetim raporu ve ilamında tahsil zamanaşımının dikkatte alındığını ancak lehe olan 5018 sayılı yasanın 74. maddesinde belirtilen zamanaşımının ise dikkate almadığını, yani ilgili yasa hükmünün uygulamadığını, 5018 sayılı yasanın 74. maddesinin Sayıştay tarafından dikkate alınarak tazmin kararı verilmemesi gerektiğini, Sayıştay ilamının 5018 sayılı yasanın 74. maddesinde belirtilen zamanaşımı yönünden yasaya aykırı olduğunu,
B) Tazmin kararının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 102. ve 103. maddesi hükmüne de aykırı olduğunu;
Gerek denetim raporunda ve gerekse Sayıştay İlamında 6183 sayılı Yasanın zamanaşımına dair hükmünün hatalı yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, oysa Belediye yetkililerince bu hususa ilişkin yapılan savunmanın usul ve yasaya uygun olduğunu, keza 6183 sayılı yasanın zamanaşımı ile ilgili 102. ve 103. maddesi hakkında Danıştay yerleşik kararları bulunduğunu, Danıştay 13. Dairesi Kararında;
"103. maddeye göre güvenceye bağlanan kamu alacağına ilişkin zamanaşımı kesilir ve güvence kalkıncaya kadar devam edeceği"nin açıkça belirtilmiş olup Belediyece borçlular hakkında ödeme emri gönderildiğini (ki ödeme emrinin de tahsil zamanaşımını keseceğinin yasa hükmü olduğunu) ayrıca borçluların mallarına haciz konulduğunu ve alacağın teminat altına alındığını, teminatın (haciz) devam ettiğini, tapu kayıtları üzerinde haciz muteber olarak devam ettiğinden zamanaşımına uğrayan bir alacağın söz konusu olmadığını, hal böyleyken alacağın tahsil zamanaşımına uğratıldığına dair Sayıştay ilamının usul ve yasaya ve gerekse Danıştay Kararlarına da açıkça aykırı olduğunu,
Ortada zamanaşımına uğramış bir alacak bulunmadığını, yanlış ve yasanın amacını aşar şekilde bir yorum yapılarak tazmin kararı verilmiş olmasının hatalı olduğunu,
C) Tazmin kararının 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine de aykırı olduğunu;
6111 sayılı yasa ile yasa kapsamında belirtilen kamu alacaklarının yeniden yapılandırılarak tasfiye edilmek istendiğini, 6111 sayılı Kanunun "Kapsam ve tanımlar" başlıklı 1. maddesinde;
“f) Belediyelerin;
- idari para cezaları ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun mükerrer 97 nci maddesinin (b) fıkrası gereğince belediyelere ödenmesi gereken paylar hariç, 213 sayılı Kanun kapsamına giren ve 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, bunların dışında kalan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan, asli ve fer'i amme alacakları,"nın kanun kapsamına alındığını,
Sayıştay ilamına konu Belediye alacaklarının da 6111 sayılı Kanun hükümleri kapsamında bulunmakta olup, yeniden yapılandırıldığını ve yapılan ödemeler ve taksitlendirme neticesinde Sayıştay ilamında 874.361,49 TL olduğu belirtilen miktarın 102.786,55 TL olduğunu (ilgili belgenin ekte bulunduğunu) kaldı ki bakiye alacak için de borçluların maliki oldukları tapu kayıtlarına konulan hacizlerin de devam ettiğini,
Bu aşamada ortada tahsil edilemeyen, edilemeyecek bir alacak da bulunmadığını,
esasen 6111 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması ile Sayıştay Tazmin Kararının (alacakların tahsil zamanaşımına uğratılmasına dair tazmin kararı) da hükümsüz kaldığını
D) Sayıştay Tazmin Kararında, 6183 sayılı Yasanın 106. maddesi hükmü gereği terkin edilecek miktarların dikkate alınmadığını;
6183 sayılı Yasanın "Tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin" başlıklı 106. maddesinde;
"Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir" denildiğini,
Sayıştay ilamında Kanunun 106. maddesinin dikkate alınmadığını, bu durumda tazmin kararının da hatalı olduğunu,
E) Sayıştay ilamına konu edilen 1990-2003 yıllarında Belediye'de Hesap İşleri Müdürlüğü ile Gelir Müdürlüğünün ayrı ayrı müdürlükler olup, bu husus Sayıştay ilamında dikkate alınmadan, belediye alacaklarının tahsilinden sorumlu müdürlük olan Gelir Müdürlüğü yanında tahsilat görev ve yetkisi olmayan Hesap İşleri Müdürlüğü yetkililerinin de sorumluluğuna gidilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,
Yukarıda belirtilen tüm hususlar 2. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki kanunun konuyla alakalı maddeleri ilamda da açıkça açıklandığı üzere Emlak vergilerinin zaman aşımına uğratılmasında belediye başkanlarının sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle temyiz itirazının reddi ile mevzuata uygun ilam hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; 2008 mali yılı kesin mizan içerisinde yer alan 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabının 2009 yılına devreden alacak bakiyesinin incelenerek zamanaşımına uğrayan alacakların tespitinin yapıldığı ve tazmin hükmü verildiği görülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Tahsil Zamanaşımı” başlıklı 102 nci maddesinde;
“Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.
Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.” denilmekte, aynı Kanun’un “Zamanaşımının Kesilmesi” başlıklı 103 nci maddesinde ise;
“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
-
Ödeme,
-
Haciz tatbiki,
-
Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat.
-
Ödeme emri tebliği,
-
Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
-
Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,
-
İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
-
Amme alacağının teminata bağlanması,
-
Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
-
İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,
-
(Ek bent: 25/12/2003 - 5035 S.K./1. md.)(*) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma karariyle kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rasladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rasladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükümleri yer almaktadır.
6183 sayılı Kanun’un yukarıda ifade edilen 103. maddesinde belirtildiği üzere amme alacağının teminata bağlanması halinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür. Dilekçi, zamanaşımına uğradığı iddia edilen alacaklara, ilgili tapu sicil müdürlüğüne yazı yazılarak haciz konulduğunu ve bu hacizlerin halen devam ettiğini, dolayısıyla alacağın teminata bağlandığını belirtmiş ve dilekçe ekinde ilgili tapu sicil müdürlüklerine muhtelif tarihlerde gönderilen yazışma örneklerini göndermiştir. Ayrıca ilamda da tazmin hükmüne konu alacaklara haciz konulduğu kabul edilmiştir.
İlamda zamanaşımına uğradığı iddia edilen alacaklara ait borçluların mallarına haciz konulduğu ve alacağın teminat altına alındığı, teminatın (haczin) devam ettiği, tapu kayıtları üzerinde haciz muteber olarak devam ettiğinden zamanaşımına uğrayan bir alacağın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Keza, dilekçe ekinde de gönderilen Danıştay 13. Dairesinin 23.03.1974 tarih ve 1973/4921 E. 1974/1202 K. numaralı kararında da bu husus vurgulanmış ve haciz kaldırılmadığı müddetçe zamanaşımının işlemeyeceği ifade edilmiştir.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabul edilerek 1000 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 1000 sayılı ilamın 2. maddesiyle Belediyede çalışan memurlara yemek yardımının, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak yapılması nedeniyle 17.307,06 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 8. maddesi hükmü ile çalışan kamu personeline yapılan yiyecek dahil tüm ek ödemlere af getirildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “6009 sayılı yasanın geçici 8 inci maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verilmesi uygu olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde, memurlara öğle yemeği yardımının, belediyede yemek servisi kurulmaksızın doğrudan belediye adına ihale yoluyla yüklenici Yiğit Gıda San.ve Tic. Ltd. Şti.’nden hizmet satın alınması şeklinde yapıldığı, yemek maliyetinin tamamının bütçeden karşılandığı, yemek hizmetinden yararlanan memurlardan bedel alınmadığı tespit edilmiştir.
Ayrıca belediye memurları dışındaki başka kişilerin de yemek hizmetinden faydalandığı ve yine bunlardan da bedel alınmadığı görülmüştür.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Yiyecek Yardımı başlıklı 212’nci maddesinde; “Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.” hükmü bulunmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212. maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin Yemek Servisi Giderleri başlıklı 4. Maddesinde ise;
“Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır. Yemek bedelinin bütçeden karşılanmayan kısmı yemek yiyenlerden alınır. 2155 sayılı Bazı Kamu personeline Tayın Bedeli verilmesi Hakkındaki Kanuna göre tayın bedeli verilen personel ile sözleşmeli olarak çalıştırılanların, bu yönetmeliğe göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemeleri halinde yemek bedelinin tamamı kendilerinden alınır.” denilmektedir.
Bu konu ile ilgili olarak 2008 yılı Bütçe Kanunu’nun E Cetveli 28’inci maddesinde; “657 sayılı Kanunun 212 nci maddesine dayanılarak hazırlanan ve 19/11/1986 tarihli ve 86/11220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesi uyarınca yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere kurum bütçelerinden yapılan yemek yardımı Ankara, İstanbul ve İzmir illerinin büyükşehir belediyesi sınırları içinde görev yapan personel için yemek maliyetlerinin azami üçte ikisi olarak uygulanabilir.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, ilgili Belediye’de yemek maliyetinin üçte ikisi bütçeden karşılanacak olup, kalan kısmının yemek yiyenlerden alınması gerekmektedir. Bütçe Uygulama Talimatında belirlenen tutarlar ise yemek yiyenlerden karşılanacak asgari tutarları göstermektedir.
Ayrıca 10.01.2008 tarih ve 26752 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2008 yılına ilişkin (1) Sıra Nolu Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği’nin 1’inci maddesinde; öğle yemeği hizmetinden faydalanan memurlardan alınacak asgari tutarlar ek göstergeler bazında belirlenmiş olup, 3’üncü maddesinde ise; “Kuruluşlar hizmetlerinin özelliği, yemek maliyetleri ve yemek servisinin farklı mahallerde daha iyi şartlarda sunulması gibi hususları dikkate alarak belirtilen miktarların üzerinde yemek bedeli tespit edebileceklerdir.” denilmektedir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri gereği; İstanbul Beşiktaş Belediyesinde yemek giderinin üçte ikisinin kurum bütçesinden diğer kısmının ise yemek yardımından yararlanan personelden kurumca tahsil edilen katkı ile ödenmesi gerekmektedir.
Dilekçi yapılan ödemenin 6009 sayılı kanunla getirilen af kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmişse de, 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesindeki “memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı” hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için, çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte yapılan ek ödemelerle ilgili olup, 657 sayılı Kanunda ve Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinde açıkça düzenlenmiş olan yemek yardımı ödemesini 6009 sayılı kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1000 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1000 sayılı ilamın 3. maddesiyle Beşiktaş Belediye Başkanlığı'nda görevli kadrolu kurum hekimlerine, ayrıca belediye ile yaptıkları sözleşme gereği işyeri hekimliği ücreti ödenmesi nedeniyle 69.095,75 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”nun Geçici 6. madde hükmü aynen şöyledir:
“Kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelerde gerçekleştirilmiş olan işyeri hekimliği ücreti ödemeleri nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır, bu ödemeler geriye tahsil ve tazmin konusu edilemez.”
Bu hüküm karşısında 1000 sayılı ilâmın, 6331 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılan 3. maddesi hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından temyiz konusu olan ilamın 3. maddesinin İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,
- 1000 sayılı ilamın 4. maddesiyle Bakır İnşaat Taahhüt San.ve Tic.Ltd.Şti. yüklenimindeki “Beşiktaş İlçesi Cihannüma, Yıldız ve Türkali Mahallelerinde Bordür, Tretuar ve Yağmur Suyu Kanalı Yapım İşi” nde 4 nolu hakediş eki yapılan işler listesinde yer alan SNBF-27 poz nolu “Şantiye Dışına Kamyonla Kazı Malzemesi ve Moloz Nakli” nakliye kalemi içerisinde yer alan 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminin yoğunluğunun 2,000 ton/m³ yerine 2,200 ton/m³ olarak dikkate alınması nedeniyle 33.328,10 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Bakır İnşaat Taahhüt San. ve Tic.Ltd.Şti.'nden yapılan tahsilata dair banka dekontunun ekte sunulduğunu,
Sayıştay 2. Dairesinin bu kararının yerindelik denetimi seklinde olup, usul, yasaya aykırı ve hatalı yoruma dayalı olduğunu,
Literatürde, kargir inşaatın; taş veya tuğlalardan yapılmış yapı olarak, asfalt malzemesinin ise; agrega ve bitümlü bağlayıcının yüksek sıcaklıklarda karıştırılması sonucu elde edilen yol kaplama malzemesi olarak tanımlandığını, bu tanımlar çerçevesinde iki malzemenin birbirinden çok farklı olduğunu, asfalt malzemesinin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu,
Kargir inşaat için 30.06.2007 tarih ve 26586 sayılı Resmi Gazete (mükerrer) de yayınlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat Makine Ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Ait Tebliğin (Tebliğ no : YFK-2007/1 ) yıkım ve sökünümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelde 2,000 ton/m3 olarak belirlenmesine rağmen asfalt malzeme için literatürde açıklanmış her hangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını,
Betonarme imalatın yoğunluğunun 2.400 ton/m3 ve betonun yoğunluğunun 2,20 ton/m3 olmasından hareketle asfalt imalatın sökünümden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az yine 3. nolu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m3) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğun 2.200 ton/m3 olarak tespit edildiğini,
Nitekim, bu konu hakkındaki Sayıştay incelemesi esnasında, arazide ölçüm ve tespit yapılması yönündeki talep üzerine Belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini, yani Belediye tarafından sökülen asfaltın yoğunluğunun 2,27ton/m3 olarak bulunduğunu, Sayıştay tarafından gerçekler görmezden gelinerek, mevzuat hükümlerinin aleyhe yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, yani Sayıştay denetiminde idarenin yerine geçilerek takdir de bulunulduğunu ve yerindelik denetimi yapıldığını,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 35. maddesinde "Denetimin Genel Esasları" belirtilerek; "Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz" hükmü yer aldığını, Sayıştay denetimi ve Sayıştay İlamının bu maddede belirtilen hükme açıkça aykırı olup, yerindelik denetimi yapılarak tazmin kararı verildiğini,
Bu hususların sayın 2. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiş ve dilekçe ekinde 24.721,37 TL tutarında tahsilata ilişkin banka dekontu göndermiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; Daire kararının tasdiki yönünde görüş bildirmiştir.
30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ eki İnşaat, Makine Tesisatı ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamesi’nin “Yapılardaki İmalatın Ana Malzemesine Bağlı Olarak Birim Hacim Ağırlıkları” başlıklı 3 sayılı cetvelinin (Not) bölümünde;
“Yıkım ve sökümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelden alınarak, yıkım ve söküm öncesi imalattaki ölçüye göre taşıma hesabında kullanılır.” hükmü yer almaktadır.
(3) sayılı cetvel aşağıdaki şekildedir:
İNŞAAT VE İMALATIN ADI TON/m³
-
Yol, meydan, otopark stabilize kaplamaları 2,000
-
İstifsiz taş dolgu 1,800
-
İstifli taş dolgu 2,000
-
Kuru taş duvar 2,000
-
Harçlı taş duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla kemer imalat 2,200
-
Kaba yonu taş duvar 2,300
-
İnce yonu taş duvar 2,400
-
Kesme taş duvar 2,600
-
Beton imalatlar 2,200
-
Betonarme betonu ve beton prefabrik yapı elemanı 2,400
-
0,15 m. kalınlığında taş blokaj 2,000
-
Her kalınlıkta harçlı, harçsız taş pere 2,000
-
Çeşitli tuğla duvar (2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
-
Çeşitli briket ve gaz beton duvar(2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
Yukarıdaki cetvelde yer alan inşaat ve imalatlarda, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kalemi içerisinde yer alan malzemenin yoğunluğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 30 Haziran 2007 tarihinden önce yürürlükte olan Taşıma Genel Teknik Şartnamesine göre, her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluğun 2,000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir) olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Kamu idareleri tarafından “il içi sabit nakliye birim fiyatı”nın (SNBF–27) ton olarak açıklandığı, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminde asfalt yolların sökümünün birimi (m³) iken, İstanbul sabit nakliye birim fiyatlarında molozun (inşaat artığı) biriminin ton olarak yer aldığından (m³) olarak hesaplanan sökülen asfalt miktarının nakliye için yoğunlukla çarpılarak ton cinsine dönüştürülmesi gerekmektedir.
Nitekim, nakliye bedeli hesabında taşınan malzeme yoğunluğu olarak, Taşıma Genel Teknik Şartnamesi'nin 2.8’inci maddesi devamında yer alan malzeme yoğunlukları ile ilgili (2) no.lu nottaki; “Her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluk 2.000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir.)” hükmü ile ilgili olarak sökümü yapılan asfaltın yoğunluğunun 2.000 ton/m³ olarak alınmasının uygun olup olmayacağı, uygun değilse hangi değerin alınması gerektiği hakkında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığından bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine anılan Başkanlıkça, 09.06.2003 tarihli ve B.09.0.YFK.O.00.00.00/1/719 sayılı yazıyla, 18.190 no.lu pozlar kullanılarak sökümü yapılan asfalt işlerinde, ortaya çıkan molozun taşınmasında yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak dikkate alınması gerektiği yönünde görüş verilmiştir.
Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin 30.06.2007 tarihinden itibaren yürürlükte olduğundan hareketle, önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesi hükümlerinin bu tarihten sonraki işler için uygulanamayacağı ifade edilebilirse de, yeni şartname esaslarına göre, 18.190 no.lu poz kapsamındaki iş kaleminin içerisindeki malzeme yoğunluğunun gerek iş öncesinde gerekse işin yapılması sırasında fiili olarak yüklenici ile idare arasında hesaplanmamış olmasından dolayı, 18.190 poz nolu iş kalemi kapsamındaki malzeme yoğunluğunun sonradan 2,200 ton/m³ alınması mümkün değildir.
Dilekçi, asfalt malzemenin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu, asfalt malzeme için literatürde açıklanmış herhangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını, betonarme imalatın yoğunluğunun 2,400 ton/m³ ve betonun yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olmasından hareketle asfalt imalatın sökümünden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az (3) no.lu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m³) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olarak tespit edildiğini belirtmişse de; bu iddia hukuki dayanaktan yoksundur.
Her ne kadar 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ’de asfalt malzeme için herhangi bir yoğunluk belirtilmemişse de; önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesinde yoğunluk 2,000 ton/m³ olarak belirlenmiştir. Malzemenin önceki şartnamede belirtilen malzeme ile aynı nitelikte olduğu değerlendirildiğinde yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak esas alınması gerekmektedir.
Dilekçi belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini belirtmişse de; dilekçe ekinde bu tespite ilişkin usulüne uygun bir tutanak ya da belge gönderilmediği gibi, sözleşme öncesinde yapılması gereken bu işlemin iş bittikten sonra yapılmasının bir anlamı da bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi yerindelik denetimi yapıldığını ifade etmişse de; yapılan işlem yerindelik denetimi değil, mevzuattaki bir boşluğun önceki mevzuat hükmünün kıyasen uygulanması yoluyla doldurulmasıdır.
Dilekçi, 1000 sayılı İlamın 4. maddesi ile verilen 33.328,10 TL tutarındaki tazmin hükmü ile ilgili olarak 24.05.2011 tarih ve F 01052 numaralı banka dekontu ile 24.721,37 TL tahsilat bildirmekte ise de, hüküm tarihinden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olup Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1000 sayılı ilamın 4. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1000 sayılı ilamın 5. maddesiyle Çeliksan İnşaat Ticaret Ltd.Şti. yüklenimindeki “Beşiktaş İlçesi Kültür, Ulus, Levazım, Etiler, Bebek ve Nispetiye Mahallelerinde Bordür, Tretuar Onarım ve Yapım İşi” nde (3) no.lu hakediş eki yapılan işler listesinde yer alan SNBF-27 poz nolu “Şantiye Dışına Kamyonla Kazı Malzemesi ve Moloz Nakli” nakliye kalemi içerisinde yer alan 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminin yoğunluğunun 2,000 ton/m³ yerine 2,200 ton/m³ olarak dikkate alınması nedeniyle 13.665,58 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Sayıştay 2. Dairesinin bu kararının yerindelik denetimi seklinde olup, usul, yasaya aykırı ve hatalı yoruma dayalı olduğunu,
Literatürde, kargir inşaatın; taş veya tuğlalardan yapılmış yapı olarak, asfalt malzemesinin ise; agrega ve bitümlü bağlayıcının yüksek sıcaklıklarda karıştırılması sonucu elde edilen yol kaplama malzemesi olarak tanımlandığını, bu tanımlar çerçevesinde iki malzemenin birbirinden çok farklı olduğunu, asfalt malzemesinin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu,
Kargir inşaat için 30.06.2007 tarih ve 26586 sayılı Resmi Gazete (mükerrer) de yayınlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat Makine Ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Ait Tebliğin (Tebliğ no : YFK-2007/1 ) yıkım ve sökünümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelde 2,000 ton/m3 olarak belirlenmesine rağmen asfalt malzeme için literatürde açıklanmış her hangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını,
Betonarme imalatın yoğunluğunun 2.400 ton/m3 ve betonun yoğunluğunun 2,20 ton/m3 olmasından hareketle asfalt imalatın sökünümden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az yine 3. nolu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m3) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğun 2.200 ton/m3 olarak tespit edildiğini,
Nitekim, bu konu hakkındaki Sayıştay incelemesi esnasında, arazide ölçüm ve tespit yapılması yönündeki talep üzerine Belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini, yani Belediye tarafından sökülen asfaltın yoğunluğunun 2,27ton/m3 olarak bulunduğunu, Sayıştay tarafından gerçekler görmezden gelinerek, mevzuat hükümlerinin aleyhe yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, yani Sayıştay denetiminde idarenin yerine geçilerek takdir de bulunulduğunu ve yerindelik denetimi yapıldığını,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 35. maddesinde "Denetimin Genel Esasları" belirtilerek; "Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz" hükmü yer aldığını, Sayıştay denetimi ve Sayıştay İlamının bu maddede belirtilen hükme açıkça aykırı olup, yerindelik denetimi yapılarak tazmin kararı verildiğini,
Bu hususların sayın 2. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; Daire kararının tasdiki yönünde görüş bildirmiştir.
30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ eki İnşaat, Makine Tesisatı ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamesi’nin “Yapılardaki İmalatın Ana Malzemesine Bağlı Olarak Birim Hacim Ağırlıkları” başlıklı 3 sayılı cetvelinin (Not) bölümünde;
“Yıkım ve sökümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelden alınarak, yıkım ve söküm öncesi imalattaki ölçüye göre taşıma hesabında kullanılır.” hükmü yer almaktadır.
(3) sayılı cetvel aşağıdaki şekildedir:
İNŞAAT VE İMALATIN ADI TON/m³
-
Yol, meydan, otopark stabilize kaplamaları 2,000
-
İstifsiz taş dolgu 1,800
-
İstifli taş dolgu 2,000
-
Kuru taş duvar 2,000
-
Harçlı taş duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla kemer imalat 2,200
-
Kaba yonu taş duvar 2,300
-
İnce yonu taş duvar 2,400
-
Kesme taş duvar 2,600
-
Beton imalatlar 2,200
-
Betonarme betonu ve beton prefabrik yapı elemanı 2,400
-
0,15 m. kalınlığında taş blokaj 2,000
-
Her kalınlıkta harçlı, harçsız taş pere 2,000
-
Çeşitli tuğla duvar (2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
-
Çeşitli briket ve gaz beton duvar(2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
Yukarıdaki cetvelde yer alan inşaat ve imalatlarda, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kalemi içerisinde yer alan malzemenin yoğunluğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 30 Haziran 2007 tarihinden önce yürürlükte olan Taşıma Genel Teknik Şartnamesine göre, her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluğun 2,000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir) olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Kamu idareleri tarafından “il içi sabit nakliye birim fiyatı”nın (SNBF–27) ton olarak açıklandığı, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminde asfalt yolların sökümünün birimi (m³) iken, İstanbul sabit nakliye birim fiyatlarında molozun (inşaat artığı) biriminin ton olarak yer aldığından (m³) olarak hesaplanan sökülen asfalt miktarının nakliye için yoğunlukla çarpılarak ton cinsine dönüştürülmesi gerekmektedir.
Nitekim, nakliye bedeli hesabında taşınan malzeme yoğunluğu olarak, Taşıma Genel Teknik Şartnamesi'nin 2.8’inci maddesi devamında yer alan malzeme yoğunlukları ile ilgili (2) no.lu nottaki; “Her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluk 2.000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir.)” hükmü ile ilgili olarak sökümü yapılan asfaltın yoğunluğunun 2.000 ton/m³ olarak alınmasının uygun olup olmayacağı, uygun değilse hangi değerin alınması gerektiği hakkında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığından bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine anılan Başkanlıkça, 09.06.2003 tarihli ve B.09.0.YFK.O.00.00.00/1/719 sayılı yazıyla, 18.190 no.lu pozlar kullanılarak sökümü yapılan asfalt işlerinde, ortaya çıkan molozun taşınmasında yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak dikkate alınması gerektiği yönünde görüş verilmiştir.
Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin 30.06.2007 tarihinden itibaren yürürlükte olduğundan hareketle, önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesi hükümlerinin bu tarihten sonraki işler için uygulanamayacağı ifade edilebilirse de, yeni şartname esaslarına göre, 18.190 no.lu poz kapsamındaki iş kaleminin içerisindeki malzeme yoğunluğunun gerek iş öncesinde gerekse işin yapılması sırasında fiili olarak yüklenici ile idare arasında hesaplanmamış olmasından dolayı, 18.190 poz nolu iş kalemi kapsamındaki malzeme yoğunluğunun sonradan 2,200 ton/m³ alınması mümkün değildir.
Dilekçi, asfalt malzemenin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu, asfalt malzeme için literatürde açıklanmış herhangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını, betonarme imalatın yoğunluğunun 2,400 ton/m³ ve betonun yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olmasından hareketle asfalt imalatın sökümünden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az (3) no.lu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m³) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olarak tespit edildiğini belirtmişse de; bu iddia hukuki dayanaktan yoksundur.
Her ne kadar 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ’de asfalt malzeme için herhangi bir yoğunluk belirtilmemişse de; önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesinde yoğunluk 2,000 ton/m³ olarak belirlenmiştir. Malzemenin önceki şartnamede belirtilen malzeme ile aynı nitelikte olduğu değerlendirildiğinde yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak esas alınması gerekmektedir.
Dilekçi belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini belirtmişse de; dilekçe ekinde bu tespite ilişkin usulüne uygun bir tutanak ya da belge gönderilmediği gibi, sözleşme öncesinde yapılması gereken bu işlemin iş bittikten sonra yapılmasının bir anlamı da bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi yerindelik denetimi yapıldığını ifade etmişse de; yapılan işlem yerindelik denetimi değil, mevzuattaki bir boşluğun önceki mevzuat hükmünün kıyasen uygulanması yoluyla doldurulmasıdır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1000 sayılı ilamın 5. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1000 sayılı ilamın 6. maddesiyle Erdağı İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti. yüklenimindeki “Beşiktaş İlçesi Arnavutköy Mahallesi Ulaşım ve Kentsel Düzenleme İşi” nde, (4) no.lu hakediş eki yapılan işler listesinde yer alan SNBF-27 poz nolu “Şantiye Dışına Kamyonla Kazı Malzemesi ve Moloz Nakli” nakliye kalemi içerisinde yer alan 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminin yoğunluğunun 2,000 ton/m³ yerine 2,400 ton/m³ olarak dikkate alınması nedeniyle 18.237,48 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Erdağı İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti.'nden yapılan tahsilata dair banka dekontunun ekte sunulduğunu,
Sayıştay 2. Dairesinin bu kararının yerindelik denetimi seklinde olup, usul, yasaya aykırı ve hatalı yoruma dayalı olduğunu,
Literatürde, kargir inşaatın; taş veya tuğlalardan yapılmış yapı olarak, asfalt malzemesinin ise; agrega ve bitümlü bağlayıcının yüksek sıcaklıklarda karıştırılması sonucu elde edilen yol kaplama malzemesi olarak tanımlandığını, bu tanımlar çerçevesinde iki malzemenin birbirinden çok farklı olduğunu, asfalt malzemesinin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu,
Kargir inşaat için 30.06.2007 tarih ve 26586 sayılı Resmi Gazete (mükerrer) de yayınlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat Makine Ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Ait Tebliğin (Tebliğ no : YFK-2007/1 ) yıkım ve sökünümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelde 2,000 ton/m3 olarak belirlenmesine rağmen asfalt malzeme için literatürde açıklanmış her hangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını,
Betonarme imalatın yoğunluğunun 2.400 ton/m3 ve betonun yoğunluğunun 2,20 ton/m3 olmasından hareketle asfalt imalatın sökünümden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az yine 3. nolu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m3) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğun 2.200 ton/m3 olarak tespit edildiğini,
Nitekim, bu konu hakkındaki Sayıştay incelemesi esnasında, arazide ölçüm ve tespit yapılması yönündeki talep üzerine Belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini, yani Belediye tarafından sökülen asfaltın yoğunluğunun 2,27ton/m3 olarak bulunduğunu, Sayıştay tarafından gerçekler görmezden gelinerek, mevzuat hükümlerinin aleyhe yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, yani Sayıştay denetiminde idarenin yerine geçilerek takdir de bulunulduğunu ve yerindelik denetimi yapıldığını,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 35. maddesinde "Denetimin Genel Esasları" belirtilerek; "Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz" hükmü yer aldığını, Sayıştay denetimi ve Sayıştay İlamının bu maddede belirtilen hükme açıkça aykırı olup, yerindelik denetimi yapılarak tazmin kararı verildiğini,
Bu hususların sayın 2. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiş ve dilekçe ekinde 18.237,48 TL tutarında tahsilata ilişkin banka dekontu göndermiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; Daire kararının tasdiki yönünde görüş bildirmiştir.
30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ eki İnşaat, Makine Tesisatı ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamesi’nin “Yapılardaki İmalatın Ana Malzemesine Bağlı Olarak Birim Hacim Ağırlıkları” başlıklı 3 sayılı cetvelinin (Not) bölümünde;
“Yıkım ve sökümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelden alınarak, yıkım ve söküm öncesi imalattaki ölçüye göre taşıma hesabında kullanılır.” hükmü yer almaktadır.
(3) sayılı cetvel aşağıdaki şekildedir:
İNŞAAT VE İMALATIN ADI TON/m³
-
Yol, meydan, otopark stabilize kaplamaları 2,000
-
İstifsiz taş dolgu 1,800
-
İstifli taş dolgu 2,000
-
Kuru taş duvar 2,000
-
Harçlı taş duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla kemer imalat 2,200
-
Kaba yonu taş duvar 2,300
-
İnce yonu taş duvar 2,400
-
Kesme taş duvar 2,600
-
Beton imalatlar 2,200
-
Betonarme betonu ve beton prefabrik yapı elemanı 2,400
-
0,15 m. kalınlığında taş blokaj 2,000
-
Her kalınlıkta harçlı, harçsız taş pere 2,000
-
Çeşitli tuğla duvar (2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
-
Çeşitli briket ve gaz beton duvar(2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
Yukarıdaki cetvelde yer alan inşaat ve imalatlarda, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kalemi içerisinde yer alan malzemenin yoğunluğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 30 Haziran 2007 tarihinden önce yürürlükte olan Taşıma Genel Teknik Şartnamesine göre, her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluğun 2,000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir) olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Kamu idareleri tarafından “il içi sabit nakliye birim fiyatı”nın (SNBF–27) ton olarak açıklandığı, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminde asfalt yolların sökümünün birimi (m³) iken, İstanbul sabit nakliye birim fiyatlarında molozun (inşaat artığı) biriminin ton olarak yer aldığından (m³) olarak hesaplanan sökülen asfalt miktarının nakliye için yoğunlukla çarpılarak ton cinsine dönüştürülmesi gerekmektedir.
Nitekim, nakliye bedeli hesabında taşınan malzeme yoğunluğu olarak, Taşıma Genel Teknik Şartnamesi'nin 2.8’inci maddesi devamında yer alan malzeme yoğunlukları ile ilgili (2) no.lu nottaki; “Her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluk 2.000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir.)” hükmü ile ilgili olarak sökümü yapılan asfaltın yoğunluğunun 2.000 ton/m³ olarak alınmasının uygun olup olmayacağı, uygun değilse hangi değerin alınması gerektiği hakkında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığından bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine anılan Başkanlıkça, 09.06.2003 tarihli ve B.09.0.YFK.O.00.00.00/1/719 sayılı yazıyla, 18.190 no.lu pozlar kullanılarak sökümü yapılan asfalt işlerinde, ortaya çıkan molozun taşınmasında yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak dikkate alınması gerektiği yönünde görüş verilmiştir.
Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin 30.06.2007 tarihinden itibaren yürürlükte olduğundan hareketle, önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesi hükümlerinin bu tarihten sonraki işler için uygulanamayacağı ifade edilebilirse de, yeni şartname esaslarına göre, 18.190 no.lu poz kapsamındaki iş kaleminin içerisindeki malzeme yoğunluğunun gerek iş öncesinde gerekse işin yapılması sırasında fiili olarak yüklenici ile idare arasında hesaplanmamış olmasından dolayı, 18.190 poz nolu iş kalemi kapsamındaki malzeme yoğunluğunun sonradan 2,400 ton/m³ alınması mümkün değildir.
Dilekçi, asfalt malzemenin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu, asfalt malzeme için literatürde açıklanmış herhangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını, betonarme imalatın yoğunluğunun 2,400 ton/m³ ve betonun yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olmasından hareketle asfalt imalatın sökümünden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az (3) no.lu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m³) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olarak tespit edildiğini belirtmişse de; bu iddia hukuki dayanaktan yoksundur.
Her ne kadar 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ’de asfalt malzeme için herhangi bir yoğunluk belirtilmemişse de; önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesinde yoğunluk 2,000 ton/m³ olarak belirlenmiştir. Malzemenin önceki şartnamede belirtilen malzeme ile aynı nitelikte olduğu değerlendirildiğinde yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak esas alınması gerekmektedir.
Dilekçi belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini belirtmişse de; dilekçe ekinde bu tespite ilişkin usulüne uygun bir tutanak ya da belge gönderilmediği gibi, sözleşme öncesinde yapılması gereken bu işlemin iş bittikten sonra yapılmasının bir anlamı da bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi yerindelik denetimi yapıldığını ifade etmişse de; yapılan işlem yerindelik denetimi değil, mevzuattaki bir boşluğun önceki mevzuat hükmünün kıyasen uygulanması yoluyla doldurulmasıdır.
Dilekçi, 1000 sayılı İlamın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmü ile ilgili olarak 21.06.2011 tarih ve F00970 numaralı banka dekontu ile 18.237,48 TL tutarında tahsilat bildirmekte ise de, hüküm tarihinden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olup Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1000 sayılı ilamın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1000 sayılı ilamın 7. maddesiyle Mehmet İhsan Koçak yüklenimindeki “Beşiktaş İlçesi Ortaköy Mahallesi Ulaşım ve Kentsel Düzenleme İşi” nde (7) no.lu (kesin) hakediş eki yapılan işler listesinde yer alan SNBF-27 poz nolu “Şantiye Dışına Kamyonla Kazı Malzemesi ve Moloz Nakli” nakliye kalemi içerisinde yer alan 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminin yoğunluğunun 2,000 ton/m³ yerine 2,200 ton/m³ olarak dikkate alınması nedeniyle 13.499,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Sayıştay 2. Dairesinin bu kararının yerindelik denetimi seklinde olup, usul, yasaya aykırı ve hatalı yoruma dayalı olduğunu,
Literatürde, kargir inşaatın; taş veya tuğlalardan yapılmış yapı olarak, asfalt malzemesinin ise; agrega ve bitümlü bağlayıcının yüksek sıcaklıklarda karıştırılması sonucu elde edilen yol kaplama malzemesi olarak tanımlandığını, bu tanımlar çerçevesinde iki malzemenin birbirinden çok farklı olduğunu, asfalt malzemesinin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu,
Kargir inşaat için 30.06.2007 tarih ve 26586 sayılı Resmi Gazete (mükerrer) de yayınlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat Makine Ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Ait Tebliğin (Tebliğ no : YFK-2007/1 ) yıkım ve sökünümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelde 2,000 ton/m3 olarak belirlenmesine rağmen asfalt malzeme için literatürde açıklanmış her hangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını,
Betonarme imalatın yoğunluğunun 2.400 ton/m3 ve betonun yoğunluğunun 2,20 ton/m3 olmasından hareketle asfalt imalatın sökünümden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az yine 3. nolu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m3) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğun 2.200 ton/m3 olarak tespit edildiğini,
Nitekim, bu konu hakkındaki Sayıştay incelemesi esnasında, arazide ölçüm ve tespit yapılması yönündeki talep üzerine Belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini, yani Belediye tarafından sökülen asfaltın yoğunluğunun 2,27ton/m3 olarak bulunduğunu, Sayıştay tarafından gerçekler görmezden gelinerek, mevzuat hükümlerinin aleyhe yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, yani Sayıştay denetiminde idarenin yerine geçilerek takdir de bulunulduğunu ve yerindelik denetimi yapıldığını,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 35. maddesinde "Denetimin Genel Esasları" belirtilerek; "Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz" hükmü yer aldığını, Sayıştay denetimi ve Sayıştay İlamının bu maddede belirtilen hükme açıkça aykırı olup, yerindelik denetimi yapılarak tazmin kararı verildiğini,
Bu hususların sayın 2. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; Daire kararının tasdiki yönünde görüş bildirmiştir.
30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ eki İnşaat, Makine Tesisatı ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamesi’nin “Yapılardaki İmalatın Ana Malzemesine Bağlı Olarak Birim Hacim Ağırlıkları” başlıklı 3 sayılı cetvelinin (Not) bölümünde;
“Yıkım ve sökümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelden alınarak, yıkım ve söküm öncesi imalattaki ölçüye göre taşıma hesabında kullanılır.” hükmü yer almaktadır.
(3) sayılı cetvel aşağıdaki şekildedir:
İNŞAAT VE İMALATIN ADI TON/m³
-
Yol, meydan, otopark stabilize kaplamaları 2,000
-
İstifsiz taş dolgu 1,800
-
İstifli taş dolgu 2,000
-
Kuru taş duvar 2,000
-
Harçlı taş duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla kemer imalat 2,200
-
Kaba yonu taş duvar 2,300
-
İnce yonu taş duvar 2,400
-
Kesme taş duvar 2,600
-
Beton imalatlar 2,200
-
Betonarme betonu ve beton prefabrik yapı elemanı 2,400
-
0,15 m. kalınlığında taş blokaj 2,000
-
Her kalınlıkta harçlı, harçsız taş pere 2,000
-
Çeşitli tuğla duvar (2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
-
Çeşitli briket ve gaz beton duvar(2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
Yukarıdaki cetvelde yer alan inşaat ve imalatlarda, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kalemi içerisinde yer alan malzemenin yoğunluğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 30 Haziran 2007 tarihinden önce yürürlükte olan Taşıma Genel Teknik Şartnamesine göre, her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluğun 2,000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir) olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Kamu idareleri tarafından “il içi sabit nakliye birim fiyatı”nın (SNBF–27) ton olarak açıklandığı, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminde asfalt yolların sökümünün birimi (m³) iken, İstanbul sabit nakliye birim fiyatlarında molozun (inşaat artığı) biriminin ton olarak yer aldığından (m³) olarak hesaplanan sökülen asfalt miktarının nakliye için yoğunlukla çarpılarak ton cinsine dönüştürülmesi gerekmektedir.
Nitekim, nakliye bedeli hesabında taşınan malzeme yoğunluğu olarak, Taşıma Genel Teknik Şartnamesi'nin 2.8’inci maddesi devamında yer alan malzeme yoğunlukları ile ilgili (2) no.lu nottaki; “Her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluk 2.000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir.)” hükmü ile ilgili olarak sökümü yapılan asfaltın yoğunluğunun 2.000 ton/m³ olarak alınmasının uygun olup olmayacağı, uygun değilse hangi değerin alınması gerektiği hakkında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığından bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine anılan Başkanlıkça, 09.06.2003 tarihli ve B.09.0.YFK.O.00.00.00/1/719 sayılı yazıyla, 18.190 no.lu pozlar kullanılarak sökümü yapılan asfalt işlerinde, ortaya çıkan molozun taşınmasında yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak dikkate alınması gerektiği yönünde görüş verilmiştir.
Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin 30.06.2007 tarihinden itibaren yürürlükte olduğundan hareketle, önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesi hükümlerinin bu tarihten sonraki işler için uygulanamayacağı ifade edilebilirse de, yeni şartname esaslarına göre, 18.190 no.lu poz kapsamındaki iş kaleminin içerisindeki malzeme yoğunluğunun gerek iş öncesinde gerekse işin yapılması sırasında fiili olarak yüklenici ile idare arasında hesaplanmamış olmasından dolayı, 18.190 poz nolu iş kalemi kapsamındaki malzeme yoğunluğunun sonradan 2,200 ton/m³ alınması mümkün değildir.
Dilekçi, asfalt malzemenin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu, asfalt malzeme için literatürde açıklanmış herhangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını, betonarme imalatın yoğunluğunun 2,400 ton/m³ ve betonun yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olmasından hareketle asfalt imalatın sökümünden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az (3) no.lu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m³) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olarak tespit edildiğini belirtmişse de; bu iddia hukuki dayanaktan yoksundur.
Her ne kadar 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ’de asfalt malzeme için herhangi bir yoğunluk belirtilmemişse de; önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesinde yoğunluk 2,000 ton/m³ olarak belirlenmiştir. Malzemenin önceki şartnamede belirtilen malzeme ile aynı nitelikte olduğu değerlendirildiğinde yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak esas alınması gerekmektedir.
Dilekçi belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini belirtmişse de; dilekçe ekinde bu tespite ilişkin usulüne uygun bir tutanak ya da belge gönderilmediği gibi, sözleşme öncesinde yapılması gereken bu işlemin iş bittikten sonra yapılmasının bir anlamı da bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi yerindelik denetimi yapıldığını ifade etmişse de; yapılan işlem yerindelik denetimi değil, mevzuattaki bir boşluğun önceki mevzuat hükmünün kıyasen uygulanması yoluyla doldurulmasıdır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1000 sayılı ilamın 7. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1000 sayılı ilamın 8. maddesiyle Mehmet İhsan Koçak yüklenimindeki “Beşiktaş İlçesi Mecidiye Mahallesi Ulaşım ve Kentsel Düzenleme İşi” nde (7) no.lu (kesin) hakediş eki yapılan işler listesinde yer alan SNBF-27 poz nolu “Şantiye Dışına Kamyonla Kazı Malzemesi ve Moloz Nakli” nakliye kalemi içerisinde yer alan 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminin yoğunluğunun 2,000 ton/m³ yerine 2,200 ton/m³ olarak dikkate alınması nedeniyle 13.805,83 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Sayıştay 2. Dairesinin bu kararının yerindelik denetimi seklinde olup, usul, yasaya aykırı ve hatalı yoruma dayalı olduğunu,
Literatürde, kargir inşaatın; taş veya tuğlalardan yapılmış yapı olarak, asfalt malzemesinin ise; agrega ve bitümlü bağlayıcının yüksek sıcaklıklarda karıştırılması sonucu elde edilen yol kaplama malzemesi olarak tanımlandığını, bu tanımlar çerçevesinde iki malzemenin birbirinden çok farklı olduğunu, asfalt malzemesinin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu,
Kargir inşaat için 30.06.2007 tarih ve 26586 sayılı Resmi Gazete (mükerrer) de yayınlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat Makine Ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Ait Tebliğin (Tebliğ no : YFK-2007/1 ) yıkım ve sökünümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelde 2,000 ton/m3 olarak belirlenmesine rağmen asfalt malzeme için literatürde açıklanmış her hangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını,
Betonarme imalatın yoğunluğunun 2.400 ton/m3 ve betonun yoğunluğunun 2,20 ton/m3 olmasından hareketle asfalt imalatın sökünümden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az yine 3. nolu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m3) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğun 2.200 ton/m3 olarak tespit edildiğini,
Nitekim, bu konu hakkındaki Sayıştay incelemesi esnasında, arazide ölçüm ve tespit yapılması yönündeki talep üzerine Belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini, yani Belediye tarafından sökülen asfaltın yoğunluğunun 2,27ton/m3 olarak bulunduğunu, Sayıştay tarafından gerçekler görmezden gelinerek, mevzuat hükümlerinin aleyhe yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, yani Sayıştay denetiminde idarenin yerine geçilerek takdir de bulunulduğunu ve yerindelik denetimi yapıldığını,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 35. maddesinde "Denetimin Genel Esasları" belirtilerek; "Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz" hükmü yer aldığını, Sayıştay denetimi ve Sayıştay İlamının bu maddede belirtilen hükme açıkça aykırı olup, yerindelik denetimi yapılarak tazmin kararı verildiğini,
Bu hususların sayın 2. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; Daire kararının tasdiki yönünde görüş bildirmiştir.
30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ eki İnşaat, Makine Tesisatı ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamesi’nin “Yapılardaki İmalatın Ana Malzemesine Bağlı Olarak Birim Hacim Ağırlıkları” başlıklı 3 sayılı cetvelinin (Not) bölümünde;
“Yıkım ve sökümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelden alınarak, yıkım ve söküm öncesi imalattaki ölçüye göre taşıma hesabında kullanılır.” hükmü yer almaktadır.
(3) sayılı cetvel aşağıdaki şekildedir:
İNŞAAT VE İMALATIN ADI TON/m³
-
Yol, meydan, otopark stabilize kaplamaları 2,000
-
İstifsiz taş dolgu 1,800
-
İstifli taş dolgu 2,000
-
Kuru taş duvar 2,000
-
Harçlı taş duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla kemer imalat 2,200
-
Kaba yonu taş duvar 2,300
-
İnce yonu taş duvar 2,400
-
Kesme taş duvar 2,600
-
Beton imalatlar 2,200
-
Betonarme betonu ve beton prefabrik yapı elemanı 2,400
-
0,15 m. kalınlığında taş blokaj 2,000
-
Her kalınlıkta harçlı, harçsız taş pere 2,000
-
Çeşitli tuğla duvar (2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
-
Çeşitli briket ve gaz beton duvar(2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
Yukarıdaki cetvelde yer alan inşaat ve imalatlarda, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kalemi içerisinde yer alan malzemenin yoğunluğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 30 Haziran 2007 tarihinden önce yürürlükte olan Taşıma Genel Teknik Şartnamesine göre, her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluğun 2,000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir) olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Kamu idareleri tarafından “il içi sabit nakliye birim fiyatı”nın (SNBF–27) ton olarak açıklandığı, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminde asfalt yolların sökümünün birimi (m³) iken, İstanbul sabit nakliye birim fiyatlarında molozun (inşaat artığı) biriminin ton olarak yer aldığından (m³) olarak hesaplanan sökülen asfalt miktarının nakliye için yoğunlukla çarpılarak ton cinsine dönüştürülmesi gerekmektedir.
Nitekim, nakliye bedeli hesabında taşınan malzeme yoğunluğu olarak, Taşıma Genel Teknik Şartnamesi'nin 2.8’inci maddesi devamında yer alan malzeme yoğunlukları ile ilgili (2) no.lu nottaki; “Her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluk 2.000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir.)” hükmü ile ilgili olarak sökümü yapılan asfaltın yoğunluğunun 2.000 ton/m³ olarak alınmasının uygun olup olmayacağı, uygun değilse hangi değerin alınması gerektiği hakkında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığından bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine anılan Başkanlıkça, 09.06.2003 tarihli ve B.09.0.YFK.O.00.00.00/1/719 sayılı yazıyla, 18.190 no.lu pozlar kullanılarak sökümü yapılan asfalt işlerinde, ortaya çıkan molozun taşınmasında yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak dikkate alınması gerektiği yönünde görüş verilmiştir.
Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin 30.06.2007 tarihinden itibaren yürürlükte olduğundan hareketle, önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesi hükümlerinin bu tarihten sonraki işler için uygulanamayacağı ifade edilebilirse de, yeni şartname esaslarına göre, 18.190 no.lu poz kapsamındaki iş kaleminin içerisindeki malzeme yoğunluğunun gerek iş öncesinde gerekse işin yapılması sırasında fiili olarak yüklenici ile idare arasında hesaplanmamış olmasından dolayı, 18.190 poz nolu iş kalemi kapsamındaki malzeme yoğunluğunun sonradan 2,200 ton/m³ alınması mümkün değildir.
Dilekçi, asfalt malzemenin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu, asfalt malzeme için literatürde açıklanmış herhangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını, betonarme imalatın yoğunluğunun 2,400 ton/m³ ve betonun yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olmasından hareketle asfalt imalatın sökümünden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az (3) no.lu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m³) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olarak tespit edildiğini belirtmişse de; bu iddia hukuki dayanaktan yoksundur.
Her ne kadar 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ’de asfalt malzeme için herhangi bir yoğunluk belirtilmemişse de; önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesinde yoğunluk 2,000 ton/m³ olarak belirlenmiştir. Malzemenin önceki şartnamede belirtilen malzeme ile aynı nitelikte olduğu değerlendirildiğinde yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak esas alınması gerekmektedir.
Dilekçi belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini belirtmişse de; dilekçe ekinde bu tespite ilişkin usulüne uygun bir tutanak ya da belge gönderilmediği gibi, sözleşme öncesinde yapılması gereken bu işlemin iş bittikten sonra yapılmasının bir anlamı da bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi yerindelik denetimi yapıldığını ifade etmişse de; yapılan işlem yerindelik denetimi değil, mevzuattaki bir boşluğun önceki mevzuat hükmünün kıyasen uygulanması yoluyla doldurulmasıdır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1000 sayılı ilamın 8. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1000 sayılı ilamın 9. maddesiyle Fıratoğlu İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi yüklenimindeki “Beşiktaş İlçesi Vişnezade ve Abbasağa Mahallelerinde Bordür, Tretuar ve Yağmur Suyu Kanalı Yapım İşi” nde (4) no.lu hakediş eki yapılan işler listesinde yer alan SNBF-27 poz nolu “Şantiye Dışına Kamyonla Kazı Malzemesi ve Moloz Nakli” nakliye kalemi içerisinde yer alan 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminin yoğunluğunun 2,000 ton/m³ yerine 2,200 ton/m³ olarak dikkate alınması nedeniyle 13.481,62 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Fıratoğlu İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nden yapılan tahsilata dair banka dekontunun ekte sunulduğunu,
Sayıştay 2. Dairesinin bu kararının yerindelik denetimi seklinde olup, usul, yasaya aykırı ve hatalı yoruma dayalı olduğunu,
Literatürde, kargir inşaatın; taş veya tuğlalardan yapılmış yapı olarak, asfalt malzemesinin ise; agrega ve bitümlü bağlayıcının yüksek sıcaklıklarda karıştırılması sonucu elde edilen yol kaplama malzemesi olarak tanımlandığını, bu tanımlar çerçevesinde iki malzemenin birbirinden çok farklı olduğunu, asfalt malzemesinin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu,
Kargir inşaat için 30.06.2007 tarih ve 26586 sayılı Resmi Gazete (mükerrer) de yayınlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat Makine Ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Ait Tebliğin (Tebliğ no : YFK-2007/1 ) yıkım ve sökünümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelde 2,000 ton/m3 olarak belirlenmesine rağmen asfalt malzeme için literatürde açıklanmış her hangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını,
Betonarme imalatın yoğunluğunun 2.400 ton/m3 ve betonun yoğunluğunun 2,20 ton/m3 olmasından hareketle asfalt imalatın sökünümden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az yine 3. nolu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m3) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğun 2.200 ton/m3 olarak tespit edildiğini,
Nitekim, bu konu hakkındaki Sayıştay incelemesi esnasında, arazide ölçüm ve tespit yapılması yönündeki talep üzerine Belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini, yani Belediye tarafından sökülen asfaltın yoğunluğunun 2,27ton/m3 olarak bulunduğunu, Sayıştay tarafından gerçekler görmezden gelinerek, mevzuat hükümlerinin aleyhe yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, yani Sayıştay denetiminde idarenin yerine geçilerek takdir de bulunulduğunu ve yerindelik denetimi yapıldığını,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 35. maddesinde "Denetimin Genel Esasları" belirtilerek; "Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz" hükmü yer aldığını, Sayıştay denetimi ve Sayıştay İlamının bu maddede belirtilen hükme açıkça aykırı olup, yerindelik denetimi yapılarak tazmin kararı verildiğini,
Bu hususların sayın 2. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiş ve dilekçe ekinde 13.481,62 TL tutarında tahsilata ilişkin banka dekontu göndermiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; Daire kararının tasdiki yönünde görüş bildirmiştir.
30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ eki İnşaat, Makine Tesisatı ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamesi’nin “Yapılardaki İmalatın Ana Malzemesine Bağlı Olarak Birim Hacim Ağırlıkları” başlıklı 3 sayılı cetvelinin (Not) bölümünde;
“Yıkım ve sökümden çıkan her cins yıkıntı (enkaz) için, birim hacim ağırlığı 3 nolu cetvelden alınarak, yıkım ve söküm öncesi imalattaki ölçüye göre taşıma hesabında kullanılır.” hükmü yer almaktadır.
(3) sayılı cetvel aşağıdaki şekildedir:
İNŞAAT VE İMALATIN ADI TON/m³
-
Yol, meydan, otopark stabilize kaplamaları 2,000
-
İstifsiz taş dolgu 1,800
-
İstifli taş dolgu 2,000
-
Kuru taş duvar 2,000
-
Harçlı taş duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla duvar 2,200
-
Çaplanmış moloz taşla kemer imalat 2,200
-
Kaba yonu taş duvar 2,300
-
İnce yonu taş duvar 2,400
-
Kesme taş duvar 2,600
-
Beton imalatlar 2,200
-
Betonarme betonu ve beton prefabrik yapı elemanı 2,400
-
0,15 m. kalınlığında taş blokaj 2,000
-
Her kalınlıkta harçlı, harçsız taş pere 2,000
-
Çeşitli tuğla duvar (2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
-
Çeşitli briket ve gaz beton duvar(2 nolu cetveldeki tespite ve analizine göre, harç dahil hesaplanır.)
Yukarıdaki cetvelde yer alan inşaat ve imalatlarda, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kalemi içerisinde yer alan malzemenin yoğunluğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 30 Haziran 2007 tarihinden önce yürürlükte olan Taşıma Genel Teknik Şartnamesine göre, her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluğun 2,000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir) olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Kamu idareleri tarafından “il içi sabit nakliye birim fiyatı”nın (SNBF–27) ton olarak açıklandığı, 18.190 poz nolu “Kırmataş, Şose ve Asfalt Sökülmesi” iş kaleminde asfalt yolların sökümünün birimi (m³) iken, İstanbul sabit nakliye birim fiyatlarında molozun (inşaat artığı) biriminin ton olarak yer aldığından (m³) olarak hesaplanan sökülen asfalt miktarının nakliye için yoğunlukla çarpılarak ton cinsine dönüştürülmesi gerekmektedir.
Nitekim, nakliye bedeli hesabında taşınan malzeme yoğunluğu olarak, Taşıma Genel Teknik Şartnamesi'nin 2.8’inci maddesi devamında yer alan malzeme yoğunlukları ile ilgili (2) no.lu nottaki; “Her cins malzemeden kargir enkaz için yoğunluk 2.000 ton/m³ (imalattaki ölçüye göre kabul edilir.)” hükmü ile ilgili olarak sökümü yapılan asfaltın yoğunluğunun 2.000 ton/m³ olarak alınmasının uygun olup olmayacağı, uygun değilse hangi değerin alınması gerektiği hakkında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığından bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine anılan Başkanlıkça, 09.06.2003 tarihli ve B.09.0.YFK.O.00.00.00/1/719 sayılı yazıyla, 18.190 no.lu pozlar kullanılarak sökümü yapılan asfalt işlerinde, ortaya çıkan molozun taşınmasında yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak dikkate alınması gerektiği yönünde görüş verilmiştir.
Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin 30.06.2007 tarihinden itibaren yürürlükte olduğundan hareketle, önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesi hükümlerinin bu tarihten sonraki işler için uygulanamayacağı ifade edilebilirse de, yeni şartname esaslarına göre, 18.190 no.lu poz kapsamındaki iş kaleminin içerisindeki malzeme yoğunluğunun gerek iş öncesinde gerekse işin yapılması sırasında fiili olarak yüklenici ile idare arasında hesaplanmamış olmasından dolayı, 18.190 poz nolu iş kalemi kapsamındaki malzeme yoğunluğunun sonradan 2,200 ton/m³ alınması mümkün değildir.
Dilekçi, asfalt malzemenin kargirden daha yoğun bir malzeme olduğunu, asfalt malzeme için literatürde açıklanmış herhangi bir birim hacim ağırlık değeri bulunmadığını, betonarme imalatın yoğunluğunun 2,400 ton/m³ ve betonun yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olmasından hareketle asfalt imalatın sökümünden elde edilen malzemenin yoğunluğunun da en az (3) no.lu cetveldeki beton imalat sökümündeki birim hacim ağırlığı için verilen (2,200 ton/m³) kadar olması gerektiği görüşüyle asfalt imalatın sökümündeki yoğunluğunun 2,200 ton/m³ olarak tespit edildiğini belirtmişse de; bu iddia hukuki dayanaktan yoksundur.
Her ne kadar 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ’de asfalt malzeme için herhangi bir yoğunluk belirtilmemişse de; önceki Taşıma Genel Teknik Şartnamesinde yoğunluk 2,000 ton/m³ olarak belirlenmiştir. Malzemenin önceki şartnamede belirtilen malzeme ile aynı nitelikte olduğu değerlendirildiğinde yoğunluğun 2,000 ton/m³ olarak esas alınması gerekmektedir.
Dilekçi belediye elemanlarınca asfalt yol kaplama imalatından karot alındığını ve yapılan ölçüm sonucunda da asfalt malzemenin yoğunluğunun 2.27 ton/m3 olarak tespit edildiğini belirtmişse de; dilekçe ekinde bu tespite ilişkin usulüne uygun bir tutanak ya da belge gönderilmediği gibi, sözleşme öncesinde yapılması gereken bu işlemin iş bittikten sonra yapılmasının bir anlamı da bulunmamaktadır.
Ayrıca dilekçi yerindelik denetimi yapıldığını ifade etmişse de; yapılan işlem yerindelik denetimi değil, mevzuattaki bir boşluğun önceki mevzuat hükmünün kıyasen uygulanması yoluyla doldurulmasıdır.
Dilekçi, 1000 sayılı İlamın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmü ile ilgili olarak 24.05.2011 tarih ve F 01043 numaralı banka dekontu ile 13.481,62 TL tutarında tahsilat bildirmekte ise de, hüküm tarihinden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olup Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1000 sayılı ilamın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1000 sayılı ilamın 10. maddesiyle Beşiktaş Belediyesi ile Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü) arasında imzalanan protokoller kapsamında açılan kurslarda görevlendirilen öğretmen, usta öğretici ve diğer personele Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen ve Yöneticilerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslar’da belirtilen hükümlere aykırı ödeme yapılması nedeniyle 139.639,52 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75. maddesinde;
"Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
a) Mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu kuruluşlar ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir ve bu amaçla gerekli kaynak aktarımında bulunabilir. Bu takdirde iş, işin yapımını üstlenen kuruluşun tâbi olduğu mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır." denildiğini,
Beşiktaş Belediyesi tarafından 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75. maddesi hükmüne uygun olarak öncelikle Belediye Meclisi Kararı alındığını ve Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ile protokol yapıldığını, Bu protokolün ilgili kamu yetkilileri olan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yöneticileri ve Beşiktaş Kaymakamı tarafından da imzalandığını,
Sayıştay İlamına konu edilen ödemelerin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75. maddesi kapsamında ve bu maddeye uygun olarak düzenlenen protokol hükümleri çerçevesinde yapıldığını,
Belediye Kanunu’nun 75. maddesinde yer alan "...Bu takdirde iş, işin yapımını üstlenen kuruluşun tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır" hükmünün "Belediye'nin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait "yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini" tek başına üstlenmesi koşulunda geçerli olacağını,
Keza Belediyenin kendi mevzuatı çerçevesinde gerekli olanları yerine getirdiğini (gerekli meclis kararını almış, protokol yapmış olduğunu), Bunun dışında bir husus var ise onun da protokolün diğer tarafından sorulması gerektiğini, Belediyenin sorumluluğunu gerektirecek yasal bir durumun söz konusu olmadığını, Sayıştay İlamında Protokol Hükümlerinin görmezden gelinerek yine salt kanun maddesi lafzına göre hüküm kurulduğunu, keza kanunun lafzının dahi Sayıştay İlamında dar ve yanlış yorumlandığını, Sayıştay İlamının bu hali ile usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Ayrıca, konuya ilişkin olarak yapılan Protokolün Belediye Başkanlığının Yükümlülüklerini belirleyen maddelerinde "kurslarda görevlendirilecek öğreticilerin yemek ve yol ücretini karşılamak" "kurslarla ilgili kurs yeri, araç, gereç, aydınlatma, ısıtma, temizlik, personel ve benzeri giderleri karşılamak" hükmünü içermekte olup, bu hükümlerin dahi yapılan ödemelerin hukuka uygun olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, Bu hükümlere göre müvekkil Belediye tarafından gerek öğreticilere yapılacak ücret, yol, yemek ödemesi, gerekse temizlik vs. için yapılan ödemelerin mümkün olduğunu, keza bu çerçevede kurs öğretmen ve öğreticilerine yapılan yol ve yemek ödemelerinin, kurslarla ilgili harcamalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, aksi yorumla sorumluluğa hükmedilmesi usul ve yasaya, protokol hükümlerine de aykırı olduğunu,
Kurslarda çalışan personelin de söz konusu protokolün 6.1. maddesi 2. fıkrası hükümlerine göre Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi ile işbirliği içinde ilgili mevzuat çerçevesinde belirlendiğini, Kamu personeli olmayan kişilere ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, Belediyece yapılan ödemelerin protokol hükümleri kapsamında protokolün diğer tarafı olan Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından müvekkil Belediyeye bildirilen banka hesabına yapıldığını,
Keza Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nce müvekkil Belediye’ye gönderilen 05.12.2007 tarih ve 836 sayılı yazıda aradaki protokol hükümleri belirtilerek ödemelerin yapılması gereken Banka Şubesi ve banka hesabı (ki 1161- 290262 numaralı) bildirilerek ödemelerin yapılmasının istendiğini, Sayıştay İlamına konu ödemelerin de bu hesaba yapıldığını, bu hesaptan da öğretici ve öğretmenlere tek tek ödeme yapıldığının yine Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün 13.05.2011 tarih ve 304 sayılı yazısı ile bildirildiğini (ilgi yazılar ve ekleri olan belgeler, liste ekte sunulmuştur),
Bu durumda ödemelerin öğretici ve öğretmenlere yapılmadığı yönündeki Sayıştay İlamının haksız ve mesnetsiz olduğunu, tüm ödemelerin protokol hükümlerine uygun ve hak sahiplerine yapıldığını,
Keza ödemelerin Beşiktaş Mal Müdürlüğünce de yapıldığı yönündeki iddia ve tespitlerin Belediye ile ilgili bir husus olmadığı gibi müvekkil Belediyenin bilgisi dâhilinde de olmadığını, sırf bu nedenle tazmin kararı verilemeyeceğini, verilecek ise Belediye’ye değil Mal Müdürlüğüne veya başka bir ilgilisine verilebileceğini, bu hususların dahi Sayıştay İlamının haksız, geçeklere dayanmayan, şekilci ve yoruma dayalı olduğunu ortaya koyduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “İleri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun ilam hükmünün bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddine Daire kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75. maddesinde;
"Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
a) Mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu kuruluşlar ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir ve bu amaçla gerekli kaynak aktarımında bulunabilir. Bu takdirde iş, işin yapımını üstlenen kuruluşun tâbi olduğu mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır." hükmü yer almaktadır.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; Beşiktaş Belediyesi tarafından 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75. maddesi hükmüne uygun olarak 06.02.2008 tarih ve 2008/8 numaralı Belediye Meclisi Kararı alındığı, Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ile 29.02.2008 tarihinde protokol yapıldığı, bu protokolün ilgili kamu yetkilileri olan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yöneticileri ve Beşiktaş Kaymakamı tarafından da imzalandığı görülmüştür.
29.02.2008 tarihli protokolün 6.1.3. maddesinde; "Kurslarla ilgili kurs yeri, araç gereç, aydınlatma, ısıtma, temizlik, personel ve benzeri giderleri karşılamak" Belediyenin yükümlülükleri arasında sayılmıştır. Yine protokolün 8. maddesinde ise; “… Öğretmen ve personelin 40 saate kadar olan ücretleri Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından, öğretici ve personelin 40 saatten fazla çalışma ücretleri ile yemek ve yol ücretleri Beşiktaş Belediyesi tarafından ödenecektir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan protokol hükümleri uyarınca Belediye tarafından öğretmen ve usta öğreticilere fazla mesai ve yol ücreti ödenmesi, ayrıca kurslarla ilgili kurs yeri, araç gereç, aydınlatma, ısıtma, temizlik, personel ve benzeri giderlerin ödenmesi mevzuata aykırı değildir.
Ayrıca yapılacak ödemelerin nasıl yapılacağına ilişkin olarak 29.02.2008 tarihli protokolde herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte, dilekçede belirtilen ve bir örneği dilekçeye de eklenen Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından Beşiktaş Belediyesine gönderilen 05.12.2007 tarih ve 836 sayılı yazıda, ödemelerin yapılması gereken banka şubesi ve banka hesabı bildirilerek Beşiktaş Belediyesinden ödemelerin yapılması istenmiştir. Bu yazıya istinaden Belediye tarafından ödemeler ilgili banka hesabına yapılmıştır. Ayrıca Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün talimatı ile ilgili banka hesabından kurslarda görevli öğretmen ve diğer personele ödeme yapıldığı dilekçe ekinde gönderilen belgelerden (Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün Türkiye İş Bankası Dikilitaş Şubesi Müdürlüğüne yaptığı yazışmalardan) anlaşılmaktadır. Bu durumda Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından Beşiktaş Belediyesine bildirilen banka hesabına yapılan ödemeler nedeniyle Belediyeyi sorumlu tutmak mümkün değildir.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabul edilerek 1000 sayılı ilamın 10. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 1000 sayılı ilamın 11. maddesiyle 400 öğrenciye (241’i İngilizce, 159’u Matematik) oyunla öğrenme metodu projesi kapsamında verilen 7 haftalık İngilizce ve Matematik kursu hizmetinin, 4734 sayılı Kanunun 22’nci maddesinin (d) bendine göre Sümer Dershanesinden (Sümer Eğitim Danışmanlığı Yayıncılık Dağıtım ve Pazarlama) satın alınması nedeniyle 27.435,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Sayıştay İlamına konu edilen İngilizce ve Matematik Kursunun, eğitim amaçlı bir uygulama değil, Beşiktaş Belediyesi Yaz Okulu etkinlikleri kapsamında yer alan Oyunla Öğrenme Metodu uygulamasının konuları olduğunu,
Oyunla Öğrenme metodu uygulamasının dershanelerin kapsamına giren eğitim çalışmaları kapsamında değerlendirilemeyeceğini,
Yaz okulu uygulamasıyla ilgili müvekkil Belediye tarafından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazılan 5/6/2008 tarih ve 366005-408 sayılı yazıda da konunun eğitim amaçlı kurs olarak değil, yaz okulu etkinlikleri olarak belirtildiğini,
Yani netice itibari ile yapılan ödemelerin Milli Eğitim mevzuatı kapsamına giren ödemeler olmadığından, yapılan faaliyetlerin örgün eğitim ve yaygın eğitim kapsamına da girmediğinden mevzuata aykırı bir ödemede söz konusu olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “Belediyeler mahalli müşterek nitelikli ihtiyaçların yerine getirilmesi amacıyla 5393 sayılı yasanın ilgili hükümleri gereği görevli olduklarından eğitim hizmetlerinde de belde sakinlerine katkıda bulunmaları ve karşılığının belediye bütçesinden ödenmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığından tazmin hükmünün sorumlular üzerinden kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Tazmin hükmüne konu olan ödemeler Milli Eğitim mevzuatı kapsamına giren ödemeler olmadığından, yapılan faaliyetlerin örgün eğitim ve yaygın eğitim kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde;
"Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000'i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.
b) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlayabilir; bu amaçla bakım ve onarımını yapabilir, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa edebilir. Gerektiğinde, öğrencilere, amatör spor kulüplerine malzeme verir ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.
….." denilmektedir. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere belediyelerin öğrencilere gerekli desteği sağlaması mümkündür. Mahalli müşterek nitelikte olan ve öğrencilere destek mahiyetinde olan yaz okulu etkinliklerine ilişkin harcamaların belediye bütçesinden ödenmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabul edilerek 1000 sayılı ilamın 11. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
-
Dilekçi, 1000 sayılı ilamın 12. maddesi ile verilen tazmin hükmü ile ilgili olarak tahsilat bildirmekte ise de, hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olup ilam hükmüne karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığından Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
-
1000 sayılı ilamın 13. maddesiyle Beşiktaş Belediyesine ait Levent Merkez Hizmet Binası ile Evlendirme Dairesi Hizmet Binaları için yangın sigortası yaptırılması ve sigorta giderinin belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 32.786,44 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 5393 sayılı Belediye Kanununun "Belediye Giderleri" başlıklı 60’ıncı maddesinin (h) fıkrasında "Faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri" denilmek suretiyle sigorta giderlerinin belediye bütçesinden ödenebileceğinin ifade edildiğini,
Söz konusu iki binanın da sadece Belediyeye ait olmadığını, aynı binada mülkiyeti MİGROS Ticaret A.Ş. ait mağazalar bulunmakta olup ortak alanların birlikte kullanıldığını, ayrıca binaların alt katlarının otopark ve garaj olarak halkın kullanımına açık olduğunu, elektrik kesintilerine karşı bodrum katında jeneratör kurulmuş olup yaklaşık 2500 lt mazot deposu bulunduğunu,
Yine 3. ve 4. bodrum katının Belediyeye ait olup depo olarak kullanıldığını, haşere ve sivrisinek mücadelesinde kullanılan petrol türevi solvent ihtiva eden insektisit ilaçların da buradaki depoda muhafaza edildiğini, bu durumda bu yerlerin yangın sigortası yapılmasında yasal bir engel bulunmadığını,
Ayrıca, 657 sayılı yasanın 12. maddesinde Devlet malında oluşacak hasarın sorumlusu tarafından tazmin edileceği hükmünden sigorta giderinin lüzumsuz olacağı düşünülebilirse de binaların kullanım şekilleri ve muhteviyatından anlaşılabileceği gibi sorumlusunun tespit edilemeyeceği bir yangının oluşma riskinin küçümsenemez boyutta olduğunu, nitekim maddi zarar vermemiş olmakla birlikte küçük çapta yangın vakasının da yaşandığını, söz konusu binaların onlarca milyon TL değerinde olduğu düşünülecek olursa 657 sayılı yasa kapsamında çalışan sorumlunun oluşabilecek zararı tazmin edebilmesinin mümkün olmadığını, belirtilen nedenlerle yangın sigortası yaptırılmasının kamu zararına değil aksine kamu yararına bir durum arz ettiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 106 ncı maddesine ve Belediye Bütçe ve Muhasebe Usul Yönetmeliği’nin “Harcamalara İlişkin Formüller” başlıklı R cetvelinin “340 tarifeye bağlı harcama kalemlerinin esas giderlerine ilişkin ödenen sigorta giderleri dışında belediye mallarının sigorta edilmemesi esastır. Hükmüne aykırı olarak, belediyeye ait Levent Merkez Hizmet Binası ile Evlendirme Dairesi Hizmet Binaları için yangın sigortası yaptırılması ve bedelinin belediye bütçesinden ödenmesi mevzuata uygun bulunmadığından temyiz itirazının reddi ile Daire kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
25.11.1999 tarih ve 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair K.H.K.’nin 2. maddesinde;
“Kapsam
Madde 2 – 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle Devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler zorunlu deprem sigortasına tabidir.
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalar ile köy yerleşik alanlarında yapılan binalar bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında zorunlu deprem sigortasına tabi değildir.”
Denilmek suretiyle; belediyelere ait binalar, zorunlu deprem sigortası dışında tutulmuştur.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60. maddesinin (h) bendinde “faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilerek sigorta giderleri, belediyenin giderleri arasında sayılmıştır. Ancak burada ifade edilen sigorta giderleri mevzuatın izin verdiği sigorta giderlerini kapsamaktadır.
İl özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsayan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 10.03.2006 tarih ve 26104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmelikte bina sigorta giderinin ödeneceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı gibi “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 464. maddesinde de; “Bütçeye ilişkin olarak bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan ve ihtiyaç duyulan hallerde, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için yapılan düzenlemeler esas alınır.” denilmektedir.
Buradan hareketle; 2008 Mali Yılı Bütçesinin “Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara ilişkin Esaslar” başlıklı E cetvelinin 20. Sırasında; “Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır.
Ancak;
a) Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri,
b) Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan sözleşmede sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın, Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu konulmuşsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,
c) Dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko) giderleri,
d) Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta ve navlun giderleri, bütçelerin ilgili tertiplerinden, Sağlık Bakanlığına ait 112 acil ambulanslarının kasko sigortası giderleri ise döner sermaye bütçelerinden ödenir.” denilmektedir.
Mevzuat gereği Devlet malının yukarıda sayılan istisnalar dışında sigorta edilmemesi esastır. Sayılan istisnalar arasında devlete ait binaların sigorta gideri bulunmamaktadır. Mahalli idareler, merkezi yönetim kapsamında olmamakla birlikte, malları “devlet malı” niteliğindedir. Dilekçi her ne kadar belediye mallarının devlet malı olduğuna ilişkin 5393 sayılı kanunda açık hüküm bulunmadığını belirtmişse de; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinde yer alan;
“.....
Belediye mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş sayılır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi hükümleri belediye taşınmazları hakkında da uygulanır.
Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.” hükmü yeterince açıktır.
Diğer bir ifade ile kanun koyucu belediye mallarını “devlet malı” olarak kabul etmiştir. Her ne kadar belediyelerin genel bütçeden ayrı bütçeleri ve devletten ayrı tüzel kişilikleri bulunmakta ise de, 5393 sayılı Kanuna göre, belediye malına karşı işlenmiş suçlar, devlet malına karşı işlenmiş sayıldığından ve bu malların haczedilmesi mümkün olmadığından; Merkezî Yönetim Bütçe Kanununun yukarıda belirtilen hükmü, belediye malları açısından da hüküm ifade eder.
Dilekçi Beşiktaş Belediyesi tarafından sigorta yaptırılan binaların; "5565 sayılı 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (E) Cetvelinin 20. sırasında Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak Ödenen sigorta giderlerinin (a) bendinde belirtilen "Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri," kapsamında kaldığını, yangın sigortası yaptırılan binanın 3. ve 4. bodrum katının Belediyeye ait olup depo olarak kullanıldığını, haşere ve sivrisinek mücadelesinde kullanılan petrol türevi solvent ihtiva eden insektisit ilaçların da buradaki depoda muhafaza edildiğini, bu durumda bu yerlerin yangın sigortası yapılmasında yasal bir engel bulunmadığını ifade etmişse de; bütçe kanunda yer alan hüküm, özellikle yanıcı ve patlayıcı maddelerin depolandığı yerleri, diğer bir ifade ile yanıcı ve patlayıcı madde depolarını kapsamaktadır. Dolayısıyla bu yerlerin sigorta giderlerinin belediye bütçesinden ödenebilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1000 sayılı ilamın 13. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1000 sayılı ilamın 14. maddesiyle 05.04.2007 tarih ve 2007/20 nolu meclis kararıyla, Belediyeye ait Yıldız mahallesi 62 Pafta, 252 Ada 9 Parsel üzerindeki taşınmazın kız öğrenciler (yüksek öğrenim) için yurt binası, Gayrettepe Mahallesi 246 DY 3B Pafta 1436 Ada 30 Parsel üzerinde bulunan taşınmazın da erkek öğrenciler (yüksek öğrenim) için yurt binası (konukevi) olarak tahsis edilmesi ve bu kapsamda belediye bütçesinden harcama yapılması nedeniyle 593.117,01 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Belediyenin Görev ve Sorumluluklarını düzenleyen 14 üncü maddesinin (a) bendinde; "belediyelerin mahalli müşterek nitelikteki kültür ve sanat, gençlik ve spor ile sosyal hizmet ve yardım hizmetlerini yerine getireceği" nin belirtildiğini, ancak kültür ve sanat, gençlik ve spor ile sosyal hizmet ve yardım hizmetlerinin hangi tür hizmetler olduğunun ayrıntılı olarak düzenlenmediğini, tek tek sayılmadığını, Sayıştay İlamına konu edilen öğrenci yurdu işletilmesinin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun yukarıda belirtilen 14. maddesi kapsamında bir sosyal hizmet olduğunu, bu tür faaliyetlerin sosyal hizmet olduğunun Danıştay kararlarında da zikredildiğini, Kaldı ki bunun sosyal bir hizmet olmadığını kimsenin söyleyemeyeceğini, bu durumda Belediye tarafından böyle bir sosyal hizmet sunulmasının belediyenin görev ve sorumluluklarından olduğunu,
Kaldı ki, 5393 sayılı Kanunun genel gerekçesini yerel yönetimlerin güçlendirmesinin oluşturduğunu ve bunun yolunun da belediye hizmetlerin artırılmasından geçtiğinin kabul edildiğini, bu bağlamda 5393 sayılı Kanunda, kültür ve sanat, gençlik ve spor ile sosyal hizmet ve yardım hizmetleri adı altında toplulaştırılan hizmetlerin yürürlükten kalkmış bulunan 1580 sayılı Belediye Kanununda belirtilen belediye hizmetlerinin kapsamından daha geniş olduğunu,
Mülga 1580 sayılı Belediye Kanununun 15 inci maddesinin 34 numaralı bendinde, fakir ailelerin ikiz çocuklarına, öksüz, fakir, kimsesiz çocuklara para, hekim, ilaç, yeme, içme, giyinme, barınma, tahsil, terbiye açılarından yardım etmek; 69 ncu bendinde de fakirler için yatı evleri yapmak ve idare etmenin belediyenin sosyal hizmet ve yardım kapsamındaki görevleri arasında sayıldığını,
Belediyelerin, Kanunun bu sarih hükmüne dayanarak, yoksul ailelerin çocuklarının yeme, içme ve barınma ihtiyaçlarını karşılayarak tahsillerini sürdürebilmeleri için yüksek öğrenci yurtları açarak işlete geldiklerini,
5393 sayılı Kanunda belediyelerin görevlerinin tek tek sayılmak yerine ana başlıklar altında gruplandığını, bunlardan birinin de Kanunun 14 üncü maddesinde yer alan sosyal hizmet ve yardımlar olduğunu, öte yandan, 5393 sayılı Kanunda belediyenin giderlerinin sayıldığı 60 ıncı maddenin (i) bendinde, "Dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar" denildiğini, bu nedenlerle yapılan harcamaların usul ve yasaya uygun olduğunu,
Danıştay’ın 1580 sayılı Belediye Kanunu zamanında vermiş olduğu bir kararında kadın barınma evleri kurulmasının Belediye Kanununda açıkça Belediyeye verilmiş bir görev olmamasına karşın günümüz koşullarında sosyal bir hizmet olduğunu belirlediğini ve böylelikle Kanunda açıkça yer almasa da barınmanın sosyal bir niteliği olduğunu tespit ettiğini, öte yandan yurt faaliyetinin eğitim hizmetinin zorunlu bir uzantısı olarak karşımıza çıktığını, bu sebeple gençliğe Spor ve Sosyal alanda her türlü hizmeti sunmayı bir görev olarak Belediyeye veren kanun koyucunun yurt gibi eğitim hizmetinin zorunlu bir uzantısı olan faaliyeti Belediyenin yapmasını istemeyeceğinin düşünülemeyeceğini,
Ayrıca belirtilmesi gereken önemli bir hususun da yürürlükte olan Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği hükümleri olduğunu, bu yönetmeliğin 2. maddesinde "bu Yönetmelik hükümleri kamu kurum ve kuruluşlarına ait yurtlar hakkında uygulanmaz" denilerek kamu kurum ve kuruluşlarının öğrenci yurdu açabileceklerinin yetkili kamu otoritesi olan Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından da kabul edildiğini, eğer Sayıştay İlamında belirtildiği gibi belediyelerin veya diğer kamu kurumlarının yasal olarak yurt açmalarının mümkün olmadığını söylemenin Yönetmeliğin yukarıda belirtilen bu açık hükmünü görmezden gelmek, kabul etmemek anlamına geleceğini, keza belediyelerin böyle bir faaliyette bulunamayacaklarına dair açık yasaklayıcı bir yasal hüküm de bulunmadığını,
Belediye tarafından yurtların kurulması ile ilgili olarak her hangi biri izin alma mecburiyeti olmamasına rağmen, Valilik Makamına da bilgi verildiğini, her hangi bir olumsuzluk olmadığını,
İstanbul'daki Devlet üniversitelerinden Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesinin Belediye sınırları içinde yer aldığını, ayrıca İlçe sınırları içinde eğitim vermekte olan 4 adet vakıf üniversitesinde de çok sayıda dar gelirli aile çocuklarının burslu olarak okuduğunu, bu üniversitelerde okuyan öğrencilere Kredi ve Yurtlar Kurumu ile Üniversitelerin işlettiği öğrenci yurtların çok yetersiz kaldığını,
1580 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde yer alan düzenlemenin 5393 sayılı Kanunun 14 ve 60 ıncı maddesinde aynen devam ettiğinden, Belediye sınırları içinde okuyan yoksul ve muhtaç kız ve erkek öğrenciler için belediyenin yüksek öğretim öğrenci yurdu açtığını, böylece öğrencilere cüzi bir ücret (aidat ve depozito) karşılığında sağlıklı ve güvenli barınma imkânı sağlandığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “Belediye tarafından 05.04.2007 tarih ve nolu meclis kararıyla belediyeye ait arsa üzerine yurt yaptırılması, Anayasa Mahkemesi’nin 24.01.2007 tarihli E.2005/95 ve K.2007/5 sayılı kararlarına, konu ile alakalı diğer mevzuat hükümlerine aykırı bulunduğundan istemin reddi ile mevzuata uygun Daire kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
16.08.1961 tarihli ve 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununun “Kurumun Görevleri” başlıklı üçüncü bölümünde, Kurum tarafından yüksek öğrenim öğrencilerine öğrenim kredisi verilmesi; yurt yapı ve tesisleri için arsa temin edilmesi; bu arsalar üzerinde yurtların yapım, donatım, bakım ve onarım işleri ile bunlarla ilgili tesislerin Kurum tarafından hazırlanacak bir programa göre Bayındırlık Bakanlığınca ve öncelikle yürütülmesi; inşası ve donatımı tamamlanan yurtların işletilmek üzere üniversitelere devri; her üniversiteye yurt işletmeleri için lüzumlu döner sermayenin Kurumca temin olunması gibi hususlar düzenlenmiştir.
Ancak bu Kanunda, belediyelerin yüksek öğrenim öğrencileri için yurt açmalarını yasaklayıcı herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, bu konudaki yetkiyi münhasıran Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna veren bir hüküm de bulunmamaktadır.
Kanun koyucu gerekli gördüğü hallerde belli bir kuruma “münhasır yetki” vermekte, ya da kamu kurumları için yasaklayıcı hükümler getirmektedir. Nitekim 03.03.2004 tarihli ve 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanunun 2’nci maddesinde, “Genel bütçeli daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları, bütçenin transfer tertibinden yardım alan kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, özel bütçeli kuruluşlar, özelleştirme kapsam ve programına alınmış, hisselerinin yarısından fazlası kamuya ait olan özel hukuk hükümlerine tabi kuruluşlar, fonlar, döner sermayeler, kamu bankaları, kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kurumlar ile kurul/üst kurullar ve diğer tüm kamu kurum ve kuruluşları (belediyeler hariç) birinci fıkrada belirtilen yüksek öğrenim öğrencilerine burs, kredi ve nakdi yardım adı altında herhangi bir ödeme yapamazlar; ilgili mevzuatları gereği burs, kredi verilmesini öngördükleri yüksek öğrenim öğrencilerini Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bildirirler.” denilmek suretiyle belediyeler dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının, yüksek öğrenim öğrencilerine burs, kredi ve nakdi yardım adı altında ödeme yapamayacakları açıkça belirtilmiş; Anayasa Mahkemesinin 20/11/2008 tarihli ve E.2004/24, K.2008/165 sayılı kararı ile bu maddedeki “belediyeler hariç” ibaresini iptalinden sonra kamu kurum ve kuruluşları için getirilen bu yasağın istisnası da kalmamıştır. Oysa izin, ruhsat ya da denetim gibi hususlar dışında, yüksek öğrenim öğrencileri için yurt açma konusunda, herhangi bir kuruma inhisari nitelikte yetki tanıyan, ya da belediyelerin bu konuda faaliyet göstermelerini yasaklayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır.
22.11.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliğinin “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde ise, “Bu Yönetmelik, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine ait ortaöğretim ve yükseköğretim yurtlarının açılması, yönetilmesi, işletilmesi, devri, nakli, denetlenmesi, kapatılması ile öğrenci disiplin işlerine ilişkin hükümleri kapsar.” denilmek suretiyle, birer kamu tüzel kişisi olan belediyeler, bu yönetmeliğin kapsamı dışında tutulmuşlardır. Dolayısıyla bu Yönetmelik hükümlerinden hareketle, belediyelerin yüksek öğrenim öğrencileri için yurt açıp açamayacakları hususunda bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Kuşkusuz yasaklayıcı bir hükmün bulunmaması, herhangi bir kamu kurumunun istediği alanda sınırsız biçimde faaliyet gösterebileceği anlamına gelmemektedir. Zira Anayasa’nın 6’ncı maddesi hükmü gereğince, hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. Dolayısıyla, belediyelerin yüksek öğrenim öğrencilerine yurt hizmeti sağlayabilmeleri için, yasaklayıcı bir hükmün bulunmamasının yanı sıra, bahse konu alanda faaliyet gösterebilmelerine imkan sağlayan bir hukuki dayanağın da bulunması gerekir.
Bu açıdan bakıldığında, 03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda bu konuda belediyelere görev ve yetki veren yeterli hükümlerin mevcut olduğu görülmektedir.
5393 sayılı Kanunu’nun 14’üncü maddesinde, mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla; gençlik ve spor hizmetleri yapmak veya yaptırmak, gerektiğinde öğrencilere gerekli desteği sağlamak, belediyelere görev olarak verilmiştir.
Aynı Kanunun 15’inci maddesinde de, belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak, mahalli müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmek, belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında gösterilmiştir.
Yüksek öğrenim öğrencilerine yurt hizmeti vermek, bir gençlik hizmeti ve öğrencilere verilen bir destek olup, belediye sınırları içinde verilen bu hizmetin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olduğunda da kuşku yoktur.
Yukarıda açıklanan kanun hükümleriyle belediyelere verilen bu hizmetin yürütülmesi için gerekli giderlerin yapılmasına da, 5393 sayılı Kanun’un “Belediyenin giderleri” başlıklı 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde yer alan, “Kanunla verilen görevler ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılan diğer giderler” hükmüyle imkan sağlanmıştır.
Bu konuda Sayıştay Genel Kurulunun, yükseköğrenim öğrencilerine yurt hizmeti sağlama görevinin Milli Eğitim Bakanlığında olduğu ve belediyelerce öğrenci yurtlarının açılması ve işletilmesinin mümkün olmadığı yönünde 01.03.2010 tarih ve 5270/1 sayılı Kararı bulunmakta olup, 1000 sayılı ilamın 14. maddesinde konu edilen husus bu karardan önce gerçekleşmiştir.
Bütün bu gerekçelerle, belediyelerin yüksek öğrenim öğrencileri için yurt açmaları ve işletmelerinde mevzuata aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının kabul edilerek 1000 sayılı ilamın 14. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 09.12.2014 tarih ve 39752 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11