Sayıştay 7. Dairesi 34796 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
34796
19 Mart 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 7
-
Dosya No: 34796
-
Tutanak No: 36759
-
Tutanak Tarihi: 19.03.2013
-
Konu:
KARAR
Duruşma talebinde bulunan dilekçi Messut SAYIN’A duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında, gereği görüşüldü:
- 997 sayılı ilamın 1. maddesi ile Uşak İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Servet ECEMİŞ’in özel hizmet tazminatının yanlış hesaplandığı gerekçesi ile 10.947,50 TL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; tazmin hükmünün, 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 8. maddesinde yer alan" konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." hükümlerine açıkça aykırı olduğunu belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılama yazısında; “Temyiz talebini içeren dilekçelerde, sorguya verilen cevaplardan farklı bir bilgi ve belge sunulmadığı, savunmada belirtilen hususların ilamda karşılandığı anlaşıldığından; Daire kararının değiştirilmesini gerektirecek mahiyette bulunmayan temyiz talebinin reddedilerek, Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir”. Denilmiştir.
Yapılan duruşmada, dilekçi ve savcılık makamı önceki dilekçe ve mütalaalarında belirttikleri hususları tekrarlamışlardır.
5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Norm Kadro ve Personel İstihdamı” başlıklı 36’ıncı Maddesinde;
“Norm kadro ilke ve standartları İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenir. Bu ilke ve standartlar çerçevesinde norm kadro çalışmasını il özel idaresi yapar veya yaptırır.
İl özel idaresi personeli, vali tarafından atanır ve ilk toplantıda il genel meclisinin bilgisine sunulur.
(Ek üçüncü fıkra: 3/7/2005-5393/85 md.) İl özel idarelerinde sözleşmeli personel ile kısmi zamanlı sözleşmeli personel çalıştırılması hususunda Belediye Kanununun 49 uncu maddesi hükümleri uygulanır.
(Mülga üçüncü ve dördüncü fıkra: 3/7/2005-5393/85 md.)
Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.
Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilmekte olan memurlar, valinin talebi, kendilerinin isteği ve kurumlarının muvafakatiyle il özel idarelerinin birim müdürü ve üstü yönetici kadrolarında görevlendirilebilirler. Bu şekilde görevlendirmelerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde öngörülen şartlar dikkate alınır. İl özel idarelerinde bu şekilde istihdam edilen kamu kurum ve kuruluşları personeli kurumlarından izinli sayılırlar. Bu personelin görevlendirildikleri süre zarfındaki, görevlendirildikleri kadroya ait her türlü malî hakları ile kurumları tarafından karşılanması gereken sosyal güvenlik ve benzeri diğer hakları il özel idaresi tarafından ödenir. İzinli oldukları müddet, terfi ve emekliliklerinde hesaba katılır ve terfi haklarını kazananlar başkaca bir işleme lüzum kalmaksızın terfi ettirilirler. Bu şekilde görevlendirilenler, görevlendirme süresinin sona ermesinden itibaren onbeş gün içerisinde yazılı olarak eski kurumlarına başvurmaları halinde en geç bir ay içerisinde kadrolarına, kadroları kaldırılmış veya kadrolarına zorunlu sebeplerle atama yapılmış ise durumlarına uygun bir kadroya atanırlar.
Genel sekreter olarak atanan mülki idare amirlerinin bu görevde geçen süreleri meslekî kıdemlerinde geçmiş sayılır. Bu şekilde atananlar genel sekreterlik görevinin sona ermesinden itibaren bir ay içerisinde İçişleri Bakanlığı tarafından meslekî kıdemlerine uygun görevlere atanırlar.
Sözleşmeli ve işçi statüsünde çalışanlar hariç olmak üzere il özel idaresi memurlarına, başarı durumlarına göre toplam memur sayısının %10’unu ve Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısının 20000 gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere, çalıştıkları sürelerle (hastalık ve yıllık izinleri dahil) orantılı olarak, encümen kararı ile yılda en fazla iki kez ikramiye ödenebilir. Büyükşehir belediyelerinin olduğu yerlerde bu rakam 30000 olarak uygulanır.” denilmektedir.
-
- 2006 tarih ve 26159 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/10344 sayılı “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı”nın “Özel Hizmet Tazminatı” başlıklı II sayılı cetvelinin “Üst Yönetim ve Genel İdare Hizmetleri” başlıklı bölümünün 5 inci grubunun 1 inci sırasında “müstakil daire başkanı” nın ve 17 nci sırasında ise kadro derecesi 1 olan İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin %210 oranında özel hizmet tazminatı alacağı belirtilmiştir.
Mevzuattaki düzenleme bu şekilde olmasına rağmen, İl Özel İdare Genel Sekreterine % 210 oranında özel hizmet tazminatı ödenmesi gerekirken % 400 oranında ödeme yapıldığı görülmüştür.
Genel Sekreterlik kadrosu için yapılmış olan düzenleme, bu görevin özlük açısından denk görüldüğü genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü veya müstakil daire başkanı için Devlet Memurları Kanununda öngörülen temel düzenlemelerin esas alınması yönünde olup, özel bir kanun olan ve genel idare hizmetleri sınıfına dahil bütün genel müdürler ile müstakil daire başkanları için uygulanma imkanı bulunmayan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13 üncü maddesindeki düzenlemelerin İl Özel İdaresi Genel Sekreteri için uygulanması söz konusu olamaz. Zira, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13 üncü maddesindeki düzenlemeler Maliye Bakanlığı personeline yönelik olup, bu düzenlemenin İl Özel İdaresi Genel Sekreterini de kapsayacak genişlikte yorumlanması mümkün değildir.
Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13 üncü maddesine 17/09/2004 tarih ve 5234 Sayılı Kanunun 5. Maddesi ile eklenen paragrafında ”. Bu ödeme ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmek suretiyle Maliye Bakanlığı personeline yapılan ödemelerin ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır. Benzeri bir hüküm de Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul Ve Esaslar’ın d fıkrasında yer almaktadır.
İl Özel İdaresi Genel Sekreterine yapılacak ödemeden, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bütün bakanlık genel müdürleri için öngörülen genel nitelikli ve aynı tür ödemeleri anlamak gerekir. Maliye Bakanlığı’nda olduğu gibi bazı bakanlık genel müdürlerine özel mevzuat gereği ödenen bir takım ödemeleri kapsamamaktadır. Aksi halde, çoğu bakanlığın kendi personeline özel bir takım ödemeleri mevcut olup, bütün bakanlıkların özel mevzuatına göre ödenen bu tür ödemelerin hepsini il özel idaresi genel sekreterine ödemek gibi bir durum ortaya çıkacaktır ki bu ise mümkün değildir.
Bu durum, Sayıştay Dairelerinin ilamları üzerine Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 07.05.2009 tarihli 2009/41 sayılı genelgesi ile teyit edilerek, il özel idarelerince buna göre uygulama yapılması istenilmiştir.
Dilekçi, ilamda yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine 5302 sayılı kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen ek ödemeyi (Maliye Bakanlığı personeli olmadığı için), bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 997 sayılı ilamın 1. maddesiyle 10.947,50 TL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 997 sayılı ilamın 2. maddesi ile Vali Yardımcılarına ödenen ek ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı gerekçesi ile 6.303,00 TL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; verilen tazmin hükmünün, 1700 sayılı Kanunun ek 5, 5302 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddeleri ile İçişleri Bakanlığının olumlu görüşleri ile Danıştay 4 üncü Dairesinin 22.12.2008 tarihli ve E:2007/5848, K:2008/5019 sayılı kararı uyarınca kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık karşılama yazısında; “Temyiz talebini içeren dilekçelerde, sorguya verilen cevaplardan farklı bir bilgi ve belge sunulmadığı, savunmada belirtilen hususların ilamda karşılandığı anlaşıldığından; Daire kararının değiştirilmesini gerektirecek mahiyette bulunmayan temyiz talebinin reddedilerek, Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. “ Denilmiştir.
Bilindiği üzere; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmektedir. Bu maddenin 1 numaralı bendinde “Hizmet erbabına ödenen ödenen ücretler ile, 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlere göre; ücret ve ücret sayılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94, 103 ve 104’üncü maddelerine göre vergi tevkifatı yapılması suretiyle verilendirilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “Encümen Üyelerine Verilecek Ödenek” başlıklı 28’inci maddesinde; “Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir. “Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63’üncü maddesinin birinci fıkrasında da “ Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.”
01.07.2006 tarih ve 5540 sayılı Dahiliye Memurları, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1’inci maddesiyle 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen “Ek Ödeme” başlıklı Ek 5’inci maddesinde ise “İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. Bu ödemenin yapılmasında, 27/1/2000 tarihli ve 4505 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin (c) bendi ile 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16’ıncı maddesi hükümleri uygulanmaz. Bu ödemeden yararlanan personele 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3’üncü maddesine göre ödeme yapılmaz.”
Hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlerin tetkikinden; encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödeme yapılabileceği sonucu çıkmaktadır. Bu ödemelerden birisi 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63’üncü maddeleri kapsamında encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödemeler, ikincisi ise 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesine göre yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır.
Buna göre, 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamakta olup, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri uyarınca yapılan ödemeleri kapsamamakta ve bu ödemelerin, diğer kanunlarda da istisna hükmü olmaması nedeniyle eskiden olduğu gibi genel hükümler çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.
5540 sayılı Kanun ile getirilen ek ödemenin amacı, İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatındaki eş değer görevleri yapan ve aynı memuriyet kıdemindeki Mülki İdare Amirleri sınıfına dahil personelin aylıklarının eşitlenmesi ise; burada yapılması gereken, 5540 sayılı Kanuna dayanılarak yapılan ek ödeme miktarlarının, diğer Kanunlara istinaden yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu dikkate alınarak yeniden belirlenmesidir.
Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 03.06.2011 tarihli ve 2011/240 Karar, 2010/290 Esas Sayılı Kararında açıkça gelir vergisi kesilmesi nedeniyle açılan davanın temyizi sonrasındaki direnme kararında hukuka aykırılık görülmemiş ve gelir vergisi kesileceği karara bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 5917 sayılı Kanunun 5302 sayılı kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri gereği yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılamayacağı şeklindeki hükmü ise, ödeneğin kendisi ile ilgili olup ödenekten yapılacak kesintilerle bir ilgisi bulunmamaktadır. Ek ödeneğin gelir vergisinden istisna edildiğine dair gerek Gelir Vergisi Kanununda gerekse İl Özel İdaresi Kanununda herhangi bir hüküm bulunmadığına göre, Vali ve kaymakamlara 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63. maddeleri uyarınca yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmesi gerekmektedir.
İlamda yer alan tazmin hükmünü 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirmekte mümkün değildir. Zira 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmemesini bu Kanun kapsamında değerlendirmek de mümkün değildir.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 997 sayılı ilamın 2. maddesiyle 6.303,00 TL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 997 sayılı ilamın 3. maddesi ile Uşak Valisi’ne ödenen il encümen başkanlığı ödeneği ile İl Özel İdare Genel Sekreteri’ne ödenen üye ödeneğinden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı gerekçesi ile 1.737,60 TL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.
İşbu bu ilamın 2. maddesinde belirtilen gerekçelerle, dilekçi talebinin reddi ile 997 sayılı ilamın 3. maddesiyle 1.737,60 TL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 19.03.2013 tarihli ve 36759 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56